burayı tamamen terk etmemem için güzel blogları takip etmeye ihtiyacım var. önerileriniz varsa çok mutlu olurum.
Sade Olutola
ojovivo
No title available

bliss lane

blake kathryn
occasionally subtle
Lint Roller? I Barely Know Her
official daine visual archive
Not today Justin
Cosimo Galluzzi
he wasn't even looking at me and he found me
almost home
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Fai_Ryy
Misplaced Lens Cap

shark vs the universe
KIROKAZE
The Stonewall Inn
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
One Nice Bug Per Day
seen from Philippines
seen from Vietnam
seen from United States
seen from Vietnam

seen from United States
seen from United States

seen from Australia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Vietnam

seen from Tunisia
seen from United Kingdom
seen from Mexico
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Vietnam
seen from India

seen from Australia
@hivronn
burayı tamamen terk etmemem için güzel blogları takip etmeye ihtiyacım var. önerileriniz varsa çok mutlu olurum.
bir dil bulacaksın, yeni bir dil. eğer ki çok şey değişmişse sen de değişeceksin. odun değilsen başka bir dil tutturacaksın. kalbim.
"biz ölünce -siz susuyorsunuz ya, biz ondan ölüyoruz işte- ölünce biz, karşısında durup susacağınız kimse olmayacak. silahlarınızla yalnız başınıza kalacaksınız."
Sevmeye başladığımız kişileri hayatın manası gibi görmekteki aceleciliğimiz, hiçbir şeye uzun zaman bakabilme sabrı ve tahammülü yoksunluğumuzdan, ondaki güzelliğin ve içindeki gerçek benliğinin izini sürememekteki, başarısızlıkla sonuçlanıyordu.
Bu nedenle bir zamanlar sevdiğimiz çoğu insan, sonradan bizim için huzursuzluk veren bir yabancıya dönüşüyordu.
Yabancıların en yakınlarımız ve en yakınımızdakilerin giderek yabancıya dönüştüğü ilişkiler ağında, her halükârda içerideki o en derin yerdeki yalnızlık duygumuz büyüyordu.
Bekleyişin Şarkısı'ndan
karanlık bir sokaktayım. ellerim cebimde, gözlerim ayak ucumda. o kadar küçüğüm ve kendimi o kadar büyük hissediyorum ki. on yedi yaşındayım. ama on yedi ton yükü kaldırabilirmişim, on yedi bin km yürüyebilirmişim gibi. cesurum, hep, her zamanki kadar.
tıp fakültesinin son finalinden çıkmışım. hepsinden kaldığımı biliyorum. dışarıda yüzümü yakan bir ayaz var. ben acıları nereye bırakacağım allahım, acılarımı, diye düşünüyorum. kulağımda bu şarkı var. ayaz, kalbimi yakıyor.
tarih iki şubat iki bin on bir. acıları bırakacak yer bulamıyorum. hayalimden vazgeçip tıp fakültesini bırakıyorum.
tarih iki şubat iki bin yirmi bir. ben hala acıları bırakacak yer bulamıyorum.
LaWje - Çawa Tê Herî
Tam 00:00 da kimden mesaj alıyorsan ya da arıyorsa onunlasındır.
e kimseden almadım ben. tşk.
her kalp kendi hüznünü kavrar. anlaşılmayı beklemeyin.
Günün bitişini yine durakta izlemece. Kısa süreli mutluluklarım çok hoş.
“baktım rüzgârsın sen, baktım çamaşır ipini zorluyorsun. hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim. baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun. ayağına terlik giy, bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun.
biz satranç oyuncusuyuz sevgilim. üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz. inanıyoruz ceketlere düğmelere, inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe. işte yitirdik bütün taşlarımızı, darmadağınık oyun tahtası. bir tek şahımız duruyor sevgilim. o da evli, iki çocuk babası. kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim. uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar. buradan çocukluğumuza kadar bir telaş. içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz herkese küsmek için. hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar.
yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar. bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan. ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım. kıymetini bilmediğimiz şeyler var.
yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim. geçen günlere üzüldük, tamam yola düşelim. düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam. düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli. başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman. tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde, bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman.
ama baktım sen rüzgarsın sevgilim, kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun. başucunda bir bardak su, beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun.”
Barış Bıçakçı
biraz umut.
çok üzgünüm, çok mutsuzum, boğazım düğüm düğüm. bu kadar acı, bu kadar üzüntü fazla değil mi? ölüm orucunda ölmek, yitip gitmek ne demek? neden bu kadar zorlaştırıyorlar yaşamayı, neden bu hırs, neden bu öfke? nasıl duymuyor, görmüyor gibi davranabiliyorlar? Yaşamaya dair, yaşama dair insan eliyle yapılan bu işkenceleri, bu katliamı asla anlayamayacağım. Insanlığın neden ve nasıl bu denli aç ve kör olduğunu hiçbir zaman anlayamayacağım. Bu kötülük hiç bitmeyecek. helin, mustafa, ibrahim ve ebru. ölüm orucunda hayatını kaybetti.
"Bu kadarı da olmaz!" dediğimiz her şeyi bize kafamıza vura vura, aklımızla dalga geçer gibi gösteriyorlar. İnsanlar twitterda hak, hukuk, adalet arıyor. Her yeni güne bu haberler ile uyanmak midemi bulandırıyor.
bakın,
o çocuklar büyüyecek, o çocuklar büyüyecek, o çocuklar...
15 gün önce nusaybin’de yaşanan, henüz yeni yayınlanan videodan çıkamıyorum.
şer berdewam bû beden westiyayî, keser giran, birîn kûr mêjî xurt, awir tûj dil keleha mêrxasiyê bû loma jî ne şer bû ya man ya neman bû
destana Egîdekî ye.
ji bîr nakim, ji bîr nekin.