-Neye içiyoruz? -Nebahat abla vardı mahallede. Sabahtan akşama kadar kapılarının önünde oturur, eteğine çekirdek döker, geleni geçeni izlerdi. Çok güzeldi Nebahat abla, birkaç kez görücü gitti bunlara, istemedi. Bazen kemer sesleri yükselirdi evlerinden. Babası alkolikti, pek dolanmazdı mahallede. Evin yolunu bulabildiği zamanlarda da çığlıklar kopardı. Duyardık da elimizden bir şey gelmezdi. Aile içi olaylara en karışılmadığı yıllar. Bir gece arka mahalledeki parka giderken gördüm Nebahat ablayı. Merak ettim, takıldım peşine gizli gizli. Pek kimsenin uğramadığı, boyum kadar otların sardığı, karanlık, tenha bir parktı orası. İnli cinli falan derdi mahallenin büyükleri. Nebahat abla köşeye geçmişti, çok net göremiyordum ama duyuyordum. Bir erkek sesi geliyordu, gülüşüyorlardı. Sessiz sessiz görebileceğim bir yere geçtim. Tarık ordaydı, mahallenin iti. Pis işler yapardı, çok yalan söylerdi, çok kavga ederdi, herkes korkardı ondan. Tarık, Nebahat ablanın dudaklarını, boynunu öpüyor, eteğini sıyırıyor, göğüslerini elliyordu. Birden toparlandılar, ben de panikledim, beni görmesinler diye koşmaya başladım ama ayağım takıldı, düştüm. Nebahat abla gelip kaldırdı beni. Korkmuştu, kimseye söylemeyeyim diye sıkı sıkı tembihledi. Tarık'la evleneceklermiş, çok seviyorlarmış birbirlerini. Tarık'tan bahsederken gözleri büyüyordu Nebahat ablanın, dili dolanıyordu. Söylemedim ben de kimseye, söyleyemedim. Nasılsa evleneceklerdi! Birkaç ay sonra mahalleden taşındık biz. Nebahat ablaya veda ederken, “Düğüne çağır beni,” dedim. Aradan yıllar geçti. Geçenlerde uğradım mahalleye, Nebahat ablaların pencerede annesi bir şeyler silkeliyordu. “Nebahat abla evlendi mi?” diye bağırdım. Çat diye yüzüme kapattı pencereyi, küfür eder gibi. Aşağı katta oturan kadın, “İntihar etti o geçen yıl,” dedi. “Çatıdan attı kendini.” Biraz sordum, neden, nasıl falan. Tarık'la çırılçıplak yakalanmışlar bunlar parkta. Nebahat abla yalvarmış yakarmış Tarık'a ama almamış Tarık bunu. Sağda solda orospuydu zaten, demiş. Babasının kulağına gidince de sokak ortasında öldüresiye dövüp orada bırakmış Nebahat ablayı. El birliğiyle öldürmüşler yani kızı. Kendini atarken de, “Siz beni sevmeyerek her gün öldürmüştünüz zaten!” diye bağırmış. Bugün Nebahat ablanın o son haykırışına içelim. Nebahat abla gibi olanlara, her yeri ellenip, çırılçıplak ortada kalanlara. Kandırılanlara. Bugün Nebahat ablanın o son haykırışına içelim. Sevilmeyenlere, Sevgisizlikten ölenlere! …



















