Tam şu an elimden tutup “her şey çok güzel olucak, olmasa bile ben hep senin yanında olucam” diyen birine ihtiyacım var.
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Lint Roller? I Barely Know Her

No title available
RMH

Andulka
will byers stan first human second
art blog(derogatory)

Product Placement
One Nice Bug Per Day

⁂

if i look back, i am lost
No title available
Sade Olutola
DEAR READER

JBB: An Artblog!
cherry valley forever
Today's Document

titsay

Janaina Medeiros
YOU ARE THE REASON
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Australia

seen from Germany

seen from India

seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
seen from India
seen from Italy

seen from Kenya

seen from Germany

seen from Netherlands
seen from Philippines
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
@i-m-flying
Tam şu an elimden tutup “her şey çok güzel olucak, olmasa bile ben hep senin yanında olucam” diyen birine ihtiyacım var.
Gel kaybolalim ne dersin ?
“Yorulma, bu hayat çok daha güzel bir sonu hak ediyor. Durma, herkes kaybetmeni, vazgeçmeni bekliyor. İyi ol, başaracaksın. Söz veriyorum.”
Hadi sağlıkçılar olarak hastane anılarımızdan bahsedelim
En sevdiğim hikaye cpr yaptığım adamın cinsel iliski esnasında kalbinin durdugunu ogrenmemdi MUTLU SON
Anjio girişimi için femoral artere sheat takarken hastamın ereksiyon olması,aynı hastanın sheati çekerken tekrar ereksiyon olması. En dehşet hikayemdi.
Synecdoche, New York
Her şey senin düşündüğünden daha karmaşık.
Doğru olanın yalnızca onda birini görüyorsun. Verdiğin her karardan etkilenecek milyonlarca şey var. Her seçim yaptığında hayatını mahvedebilirsin. Ama belki de aradan yirmi yıl geçer, ve sen asla ama asla neden böyle olduğunu anlamayabilirsin. Ve doğru işi yapmak için yalnızca tek şansın vardır. Sadece dene. Kader diye bir şeyin olmadığını söylerler ama herkes kendi kaderini belirler. Ve dünya ne kadar uzun süre devam ederse etsin, sen sadece saniyelik bir zaman dilimi için buradasın. Zamanın büyük bir kısmı, ölüyken ya da doğmamışken harcanır. Ama yaşamak varken, sen, birinin gelip her şeyi düzeltmesini bekliyorsun. Bir telefon için, bir mektup için ya da bir bakış için yıllarını harcıyorsun. Ve gelecek gibi görünmesine rağmen, asla gelmiyor. Sonuçta zamanını hayal meyal bir pişmanlık ya da gerçekleşmesi imkansız bir umut ile geçiriyorsun. Sana bağlılık hissettiren bir şey. Kendini bir bütün hissetmeni sağlayan bir şey. Sevildiğini hissetmeni sağlayan bir şey.
Gerçek şu ki, çok kızgınım. Gerçek şu ki, çok mutsuzum. Ve gerçek şu ki, çok yalnız kaldım, çok uzun süre acı çektim.
Ve yalnız kaldıkça, bu süreç zarfında, iyiymişim gibi davrandım. Nedenini bilmiyorum. Belki herkes kendi dertleriyle ilgilenirken benim zavallılığımı duymak istemediği için.
Fuck everybody. Amen.
“Herkesten git gide uzaklaşıyorum, tek tek. Korktuğum şey onlarla eskisi gibi olamamak değil de onlarda hep acı olarak kalmak.”
Anılar bizi gülümseten şeyler olmalıydı, üzen değil.
İşte ben bu kadarım. İnsanlar işini halledene kadar varım. Sonrası derin bi yalnızlık. Kapanan telefonlar, kilitlenen kapılar, boğulana kadar yorganın altında saklanmalar. Çünkü dedim ya, herşey onlar istediklerini alana kadar.
Yazmak istiyorum, anlatmak hatta bağırmak istiyorum. Avazım çıktığı kadar herşeyi saydırmak istiyorum. Ama suskunluğum o kadar sessiz ki. Sadece kendi içim de yankılanıyor. Çünkü korkuyorum sanırım. Sözde yanımda olan 2-3 insanı da kaybederim diye korkuyorum. Sustukça, onları kaybetmemek için, kendimi kaybettiğimi farkediyorum yavaş yavaş. Hani biri gelse, kaçalım gel benimle diye tutsa elimden, Canımı alacağını bilsem yine giderim. Öyle boşlukta, öyle umursamaz yaşamaya başladım işte.
herkesi düşünmekten kendimi unutmuşum. ne haldeyim haberim yok. kendimden haberim yok.
(via yalnizingunlugunden)
“bir sabah; belki gün doğarken baktığında dışarı, ciğerlerine birikmiş külleri öksürmeye karar verebilirsin.”
Ne yapmakta olursam olayım, gülerken bile, kendimi “ne yapıyorum ben?” sorusu ile başbaşa buluyorum. Bir filmi ortasında durdurup ne olduğunu anlamaya çalışmak gibi. Başka birinin evinde uyanıp bir sabah, uyku sersemi nerede uyandığınızı anlamaya çalışmanız gibi. Gölde sıkışıp kalmış bir akarsu balığı gibi.