Din kardeşini Allah için seven onun dünyaya dalmasına engel olur.
Ebu Bekir Ebheri (k.s)
Three Goblin Art
Xuebing Du
Jules of Nature
Peter Solarz
trying on a metaphor
Monterey Bay Aquarium
noise dept.
$LAYYYTER
🪼
Stranger Things
he wasn't even looking at me and he found me
TVSTRANGERTHINGS
Misplaced Lens Cap
cherry valley forever
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

@theartofmadeline
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

roma★
No title available
One Nice Bug Per Day
seen from Slovenia
seen from Poland
seen from T1

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from United States

seen from T1

seen from Venezuela

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Brazil

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Romania
seen from Malaysia
@imamhatipligenc
Din kardeşini Allah için seven onun dünyaya dalmasına engel olur.
Ebu Bekir Ebheri (k.s)
ben mesela tevbe ederken bunu söylerim bi de derim ki “Allahım affedildiğimi hafiflediğimi bana hissettirir misin? amin”
“Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksandokuzu, maşukundan şikayet eder. Çünki Samed âyinesi olan bâtın-ı kalb ile sanem-misal dünyevî mahbublara perestiş etmek, o mahbubların nazarında sakîldir ve istiskal eder, reddeder.” Sözler
güzel olan her günü seninle tekrar tekrar yaşamak erimek yarını olmayan zamanlarda durdurmak bir yerde bütün saatleri bütün kuralları kırıp parçalamak sonra varmak o yerlere mevsimlere dur demek kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak sonra doldurmak ay ışığını kadehlere delicesine içmek ve unutabilmek her şeyi ansızın sevmek seni en yücesiyle sevgilerin birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak güzel olan sevmek seni tanrılar gibi seninle tanrılaşmak… bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin ne bu şehir kalacak ne bu duygusuz sürü bu korkunç kalabalık her vapur seni getirecek bana bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim kapılar sana açılacak senin için söylenecek şarkılar şiirler senin için yazılacak her evde bir resmin her meydanda bir heykelin olacak ve sen kimi gün bir rüzgar gibi kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi kopup ötelerden, ötelerden yalnız bana geleceksin bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin. ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm sende buldum erişilmez hazları yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan duyguların en ölmezini sende duydum susuzluğum dudaklarında dindi yalnızlığım ellerinde çoğu gün unuttum açlığımı sende doydum… ilk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun anladım yaşadığımı her nefes alışta seninle geçtim bütün zamanlardan seninle var oldum eridim seninle bir sonsuz çalkanışta. boynunda bir yer vardır, ben bilirim ne zaman oradan öpsem, değişir gözlerinin rengi yanar dudakların, terler avuçların dökülür kapkara aydınlık gibi omuzlarına saçların gitgide artar kalbinin vuruşları bir musiki halinde dünyamı doldurur ansızın bütün sesler kesilir zaman durur bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde her gün seninle yeniden var oluruz eriyip kaybolduğumuz yerde… “sesini duymadığım gün yaşanmış değil açan çiçek değil öten kuş değil yüzünü görmediğim gün içimde yıldızlar sönük güneşler güneş değil seni sevmediğim gün seni anmadığım gün olacak iş değil..” her günüm seninle geçsin o güneşe en yakın kimsenin varamayacağı bir dağ başında uçsuz bucaksız uzak denizlerde insan ayağı değmemiş ormanlarda uzaklarda, en uzaklarda o gemilerin uğramadığı limanlarda ışığım ol, alınyazım ol benim vatanım ol, evim ol yeter ki bir ömür boyu benim ol her günüm seninle geçsin… Ümit Yaşar Oğuzcan
(via ruhunamulteci)
Anlayarak okuyun.!
Atatürk olmasaydı…
“Atatürk olmasaydı, Fransızlar Antep'ten sonra ülkenin bütününü işgal eder, kadınların örtüsünü başından çeken askerlerin baskısı altında kalırdık. Başı örtülü kızlar okullarda okuyamaz ve başörtülü memur olunamazdı. Annesi ve karısı örtülü diye, namaz kılıyor diye subaylar ordudan atılırdı. Atatürk olmasaydı, İtalyanlar bir yolunu bulup geçmişimizle bağımızı koparmak için harf devrimi yapar,mesela yeryüzünün en değerli kütüphanelerinden Süleymaniye Kütüphanesi'nde ki el yazma eserleri en az 90 yıl sustururdu. Bununla da yetinmez, Müslümanların halifesini aşağılayarak yurtdışına sürerdi. Atatürk olmasaydı, İngilizler Kastamonu'ya aniden çıkarma yapar. Churchill herkesi şapka giymeye zorlardı. Şapka giymeyi reddeden vatandaşları için seyyar mahkemeler kurar, seri idamlar yaptırırdı. Hatta şapka kanuna karşı çıkıyor diye iki önemli şehri Rize'yi ve Trabzon'u denizden bombalatırdı. Atatürk olmasaydı, Amerikalılar ülkenin yönetimini ele geçirir. Seçilmiş ilk meclisi zorla dağıtır. Ali Şükrü gibi vatansever düşünürleri öldürtür. Kendi keyiflerine göre kurdukları meclis sayesinde, ülkeyi en az 30 yıl tek parti ile yönetirlerdi. Kendi adamları dışında kimseye oy hakkı vermezler, seçilme hakkı tanımazlardı. Atatürk olmasaydı, Hitler ülkeyi işgal eder. Türk ırkını üstün ırk ilan eder, Kürtleri, Rumları ve Ermenileri aşağı ırk sayar. “Türkiye Türklerindir” dedikten sonra kendilerini Türk saymayanları Anadolu'dan sürerdi. Hitler bununla da yetinmez, Dersim'de sırf Kürt diye çoluk çocuk, kadın erkek on binlerce savunmasızı bombalarla imha ederdi. Atatürk olmasaydı, Ruslar Anadolu'yu ele geçirir, camileri ahır yapardı. Medreseleri kapatırdı. Devrin en önemli düşünce odakları olan tekke ve zaviyeleri yasaklardı. Ezanı susturur, yerine anlamsız gürültüler koyardı. Atatürk olmasaydı, İstanbul Yunanlılara verilirdi. Yunanlılar Fatih Sultan Mehmed'den intikam almak için Ayasofya Camii'nde namaz kılmayı yasaklardı. Neyse ki Atatürk geldi de bizi bu kafirlerden kurtardı!!?
ALLAH ,ZALİMLERİN ATEŞİNİ ARTTIRSIN.
1nartanesi…
Güzelliğini boyalarla örtmüşsün.
Ben önceki senelerde kolayla bisikletin pasını temizlemiştim. Düşünün.
Allah'a şükür senelerdir kullanmıyoruz.
Itikaf çadırı hazırlayan Anne 😍
Çoğu insanın “güzellik” dediği şeyin %90’ını ıslak mendille temizleyebilirsin.
thera_pistt (via selcandy)
İnsanların büyük bir çoğunluğu okuduğunu anladığında kendini zeki hisseder. Perdeli bir metaforu çözdüğünde, efendime söyleyeyim kinayeyi sezdiğinde tatmin olur ve kendi aklından memnuniyet duyar.
Ben direkt “bu nasıl benim aklıma gelmedi, bunu niye ben yazmadım, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi” diye düşünerek kendimi ziyadesiyle salak hissediyorum. Güzel şeyler okumak benim için vazgeçilmez bir eziyet.
“Book hangover” denen şey insanlarda hala henüz bitirdiği kitabın içindeymiş, etkisinden kurtulamamış gibi keyifli bir his yaratırken bende üç günlük yetersizlik hissi, sinir ve kendine öfke şeklinde vücut buluyor. Böyle zamanlarda Selcan olmak çok zor.
Beni anlıyor musunuz?