her deniz gördüğünde oturup köşede saatlerce izlemek istiyorsun.
çünkü biliyorsun, içindeki gürültüyü anca böyle bir durgunluk yatıştırabilir.
Sweet Seals For You, Always
tumblr dot com
Monterey Bay Aquarium

pixel skylines
One Nice Bug Per Day
Fai_Ryy

ellievsbear
Game of Thrones Daily
★

Jar Jar Binks Fan Club
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

❣ Chile in a Photography ❣
$LAYYYTER

Andulka
todays bird

titsay

Game Changer & Make Some Noise

bliss lane
ojovivo

Discoholic 🪩

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United Arab Emirates

seen from Peru
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
@impassee
her deniz gördüğünde oturup köşede saatlerce izlemek istiyorsun.
çünkü biliyorsun, içindeki gürültüyü anca böyle bir durgunluk yatıştırabilir.
hani anlatılan bir olay var ya adamın birisi intihar etmiş
ve cebindeki kağıtta
“bir kişi bile bana gülümserse intihar etmeyeceğim” yazıyormuş.
işte sen benim için o umutsun, ama umut etmek sonucu değiştirmeye yetmiyor.
Bir yudum rakı. Bir yudum sigara. Küçük bir parça peynir. Hafif bir poyraz. Denizin hafif yosun ve o insanın genzini yakan tuzlu kokusu. Kumların parmak aralarına girmesi. O kumları hissetmek ve o hissi sevmek. Arkadan gelen kısık sesli belki sezen belki yıldız belki müslüm belki ahmet. Ciğerlerin son kapasitesine kadar dolan hava. Gözlerin yavaşça kapanması. Yavaşça kumlara uzanmak. Asla sahip olunamayacak hayaller kurmak ve bunla mutlu olmak. Huzuru yalnızlıkta aramak, daima. Sonsuza kadar o kumların üzerinde biraz rakı biraz sigara ve biraz peynirle uzanmak.
“Ihlamurlar çiçek açtığı zaman” diyerek gelmeye söz veren Bahaettin amca, ağaçlar yaprak dökerken ebedi hayata göçtü, baharı göremedi.
evimsin lan sen benim
Ay’a mı gülümsedin, bu ne güzel gece.
“Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?”
— Özdemir Asaf (via alwaysfight4hope)
En çok nerede yanıldınız, ben sevdiğim insanların bana kıyamayacağını düşünerek.
Burcu geldi aklıma. 1. Sınıfta sevdiğim kız. Eğer o gün, 7 yaşında bir çocuk sevdiği kızın karşısında altına işemeseydi, bu gece çok daha farklı olabilirdi mesela. Bu gece Burcu'ya içiyorum. Bu gece Halit Uluç İlköğretim okuluna, her gün dayak yediğim ve sayesinde dayak atmayı öğrendiğim Şahan'a, 8 yaşımdayken tasomu çaldığı için ilk küfürümü ettiğim, annesine orospu dediğim Muhammet'e içiyorum. Nisanlar hüzünlüdür hep. Bu gece, 23 nisan gösterisine aylarca hazırlanıp 22 nisanda okul değiştiren küçük bir çocuğa içiyorum. Bu gece, büyüdüğünde istediği hayvan olabileceğini sanan, köpek olmak için büyümek isteyen, ağzında dişi olmayan bir bebeğe içiyorum. Bu gece Antalya/Konyaaltına, Sivas/Yıldızeline, Samsun/Saadet Caddesine içiyorum. Bu gece Cedit mahallesine de içiyorum. Bu gece 12 yıldır ev numarası aklımdan hiç silinmeyen ilk arkadaşım Hasan'a içiyorum. Ben bu gece, asla sigara içmem diyen, astım hastası, tırnakları sapsarı bir adama içiyorum. Siyahıma, Yeşilime, hatta Mavime bile içiyorum. Leonard Cohen'e bu geceyi lütfettiği için, Axl Rose'a bana sevmeyi öğrettiği için, Frank Sinatra'ya saygıyı öğrettiği için, Jon Bon Jovi'ye hayat gayemi öğrettiği için içiyorum. Tüm umutlarıma. Ben bu gece; Yıllar boyu ağlamış bir kadına, yıllar boyu ağlamamış bir adama içiyorum. Ben bu gece 10 yıl birbirini görmeden, duymadan, sağ mı-ölü mü bilmeden hayatlarına devam eden, birbirinin ismini asla anmayan, ama birinin yanında diğerinin konusu açılınca gözleri yağmurlara boğulan iki insana içiyorum. Ben bu gece, geleceğime içiyorum. Unutamadığım her şeye, her an düşündüğüm onca şeye, bana bu ödülü ehliyetim olmadan veren Tanrı'ya içiyorum. O bana günah yazıyor, ben onun da şerefine içiyorum. Hayat tek seferlik. Zıvanayı fazla deldik. Şimdi ne koyarsak suya düşüyor.
Muhteşem bir yazı. Muhteşem bir yazardan..
Canımı acıtan cümle : “Ben bu gece 10 yıl birbirini görmeden, duymadan, sağ mı-ölü mü bilmeden hayatlarına devam eden, birbirinin ismini asla anmayan, ama birinin yanında diğerinin konusu açılınca gözleri yağmurlara boğulan iki insana içiyorum. “ Muhteşem Bir yazı…
Muhteşem mi? Muhteşem kelimesi az kalır, hatta bütün övgü kelimeleri az kalır bu yazıya… “ Ben bu gece; Yıllar boyu ağlamış bir kadına, yıllar boyu ağlamamış bir adama içiyorum.”
“…Ben bu gece, geleceğime içiyorum. Unutamadığım her şeye, her an düşündüğüm onca şeye, bana bu ödülü ehliyetim olmadan veren Tanrı'ya içiyorum…”
‘’….Leonard Cohen'e bu geceyi lütfettiği için, Axl Rose'a bana sevmeyi öğrettiği için, Frank Sinatra'ya saygıyı öğrettiği için, Jon Bon Jovi'ye hayat gayemi öğrettiği için içiyorum…‘‘
“Unutamadığım her şeye,her an düşündüğüm onca şeye,bana bu ödülü ehliyetim olmadan veren Tanrı'ya içiyorum.”
‘Unutamadığım her şeye, her an düşündüğüm onca şeye, bana bu ödülü ehliyetim olmadan veren Tanrı'ya içiyorum.’
Aylar sonra bu yazıya rastlamak güzel, değerli bi yazı..
Ben bu gece aşık olduğum kadının beni terkedişine ağlıyorum siz içerek sarhoş olursunuz biz aglayarak.
Olmayışına olamayışına daha da ötesi olmak istememene
Sanat eseri.
Ağladım..
Sol gözümden iki damla yaş aktı evet…
yine bize rakı masası gözüktü….
Eleştiri yapılamayacak kadar iyi
Mükemmel bir yazı bu be.
“Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile..”
— Edip Cansever (via yazarlardansecmeler)
Nasıl anlatsam? Ben bu hikayede ki asıl kadın değildim. Ben o arkada duran çerçeveydim. Düşüp kırılana kadar fark edilemeyen.