22 Haziran 2020
Özledim. Bunun sana nasıl anlatırım bilmiyorum çünkü ben de anlamıyorum. Bu kadar uzak olmana, bu kadar olmamana rağmen hala nasıl özlediğimi ben de anlamıyorum. Neden hala düşündüğümü neden kalbimden hala atamadığımı… Aşk da sanırım böyle bir şey istememene rağmen hala inatla kalbinde olması. Yanlış düşünme asla pişman değilim hala iyi ki diyorum. Sadece sen bu kadar kesinken, olmayacağı bu kadar ortadayken ben neden hala sende takılıyım? Ne zaman bitecek bu? Bitsin istiyor muyum? Bunun gibi birçok soru beynimi kurcalıyor. Hiçbirine cevap veremiyorum bu sorulara cevap bulamıyorum. Ya da kendimi kandırıyorum aslında hepsinin cevabı açıkça belli değil mi? Dünya yansa sen bana dönmeyeceksin, ben bir gün evlensem bile adını duyduğumda Sultanahmet’te bana bakarken çekilen fotoğrafımızı hatırlayacağım. Sen unutmuşsundur büyük ihtimalle. Ama o fotoğraf benim için kırılma noktasıydı. Sana emin olduğum zaman işte tam da o zamandı. Belki öyle bakmasaydın anlamayacaktım, belki hala yok canım saçmalama deyip geçecektim. İyi ki bana o gün öyle baktın. Keşke uzatmak yerine pat diye gelseydim yanına. Keşke bu kadar cesaretim olsaydı. Keşke bu kadar korkak olmasaydım. Olmayacaksa da ki zaten olmadı, en azından bu kadar uzatmazdı kalbim. Sana karşı içimde hep bir korku vardı nedenini asla bilmiyorum. Sırf sana olan duygularımı kendime açıklayamadığımdan normalde yüzüne bakmayacağım kişiye aşık olduğuma kendimi inandırmışım. Düşündükçe gülüyorum kendime. Ben salakmışım deyip duruyorum. Bunlar te ilk zamanlardan beri devam eden bir şey değil. Tanıdıkça arttı tabi orası farklı bir olay. Hala yerine koyamadığım şeyler var. Kendime sorup durduğum tek soru var. Bana karşı bir hissiyatı yoksa bana neden bu sene farklı davrandı? Çünkü dokuzdan beri tanışıyoruz hadi dokuz onu salla gitsin. On bir on iki arsasındaki fark uçurum gibi. Ya da hala kendimi bununla avutuyorum. Olsaydı çok güzel olacaktı. Emin olduğum tek şey varsa o da bu. Ama olmadı. Sevmedin eyvallah kimse zorlanamaz ama neden sildin. Bu kadar mı değersizdim. Ben senin beni, benim seni koyduğum kefeye koyduğunu düşünmüştüm. Öyle değilmiş. Olsun. Sağlık olsun. Ne diyeyim ki bu saatten sonra. Bu kadar basit miydi dicem ama evet bu kadar basit. Biliyorum benim de sildiğim kişiler var. Ama hepsi bilir neden sildiğimi. Ben sıfır gururla karşına çıkıp yazdım sana aradım seni. Bana sadece bir neden vermen için. Ben seni şundan sildim, çünkü sen şöylesin demeni o kadar çok istedim ki. Ne duyacağımı tahmin etmeden belki bu muydu deyip geçeceğim, belki de beni yıkacak mı bilmeden sadece duymak istedim. İlk başlarda cesaret edemiyordum. Alacağım cevaptan korkuyordum ve bu cevapla bütün umudumun biteceğinden. Ben hep bir umut bekledim. Çok komik ama her sabah uyandığımda ya belki yazar diye bekledim. Okuldan her geldiğimde bekledim. Okuldayken bekledim ben sürekli bekledim. Belki de hatam bu oldu. Bilemiyorum. Kalan hayatım hep bu belkilerle ve kafamda kurduğum/kuracağım senaryolarla dolu olacak. Söylesene sevdam bu nasıl veda? Doğum gününde o fotoğrafa bakıp ağlamak.. Biri söylese oturur gülerdim. Ama yaptım. Seni kalbimden atmak için her yolu denedim sonuç hüsran. Ama yazık ettin ya. Cidden yazık ettin. Sevmeseydin de yine aynı kalsaydık. Yine otursaydık konuşsaydık. Yüz yüze gelsek yüzüme bakmayacaksın. Bunu biliyorum. Olsun ben bakarım. Yazamayacağım sana bunları yüzüne söylemeyi geçtim zaten. Keşke elinle oynarken tüm ders el ele kaldığımız güne dönsek. Bugün doğum günün ve bende sadece hatıran var. Doğum günün kutlu olsun canım. Gerçekten iyi ki doğdun. İyi ki varsın. Ve ben hala seni çok seviyorum.
















