þar sem fornir andar reika, hér á ég heima og hér vil ég deyja.
Misplaced Lens Cap
Sweet Seals For You, Always
KIROKAZE
cherry valley forever

@theartofmadeline
Not today Justin
hello vonnie
No title available
occasionally subtle
𓃗

blake kathryn
d e v o n

Andulka
sheepfilms
we're not kids anymore.
Monterey Bay Aquarium
The Bowery Presents
ojovivo

Product Placement

Kiana Khansmith

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Norway

seen from Spain
seen from Australia
seen from Germany
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from Bolivia

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Russia
seen from United States

seen from United States

seen from Canada

seen from United Kingdom
@insanligimiyitirdim
þar sem fornir andar reika, hér á ég heima og hér vil ég deyja.
Although you're gone I'll be here to hold you..,
And calm the storm inside Just breathe through me.
Yorgunum, zihnimin sızıntılarından çekil..
acı çekiyorum.
Song · Der Weg einer Freiheit · 2015
Nerelerdeydin diye sorarsan Hep eskisi gibi, diyeceğim. Toprağı örten taşlardan söz edeceğim, sürdükçe kendini harcayan ırmaktan; ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim, gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan ablamı.
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük kelimelerde konuşmak zorundayım, ağzı zehir gibi yakan araçlarla, çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla ve avutamadığım yüreğimle.
Song · Addicted to Anaesthesia · 2020
Song · Sår · 2021
20 Ocak 2022'de yazdığım cümleleri bugün tekrar hissetmeye çalışmak, ''İnsanlar metro penceresinden dışarı bakmayı reddedip, kafalarını asosyalleşmiş telefonlarına gömmeyi tercih ediyorlar. Gökyüzünün tüm kasvetli güzelliğine, tanıdığım en güzel insanın şarkılarıyla eşlik ediyorum.
Azıcık bile olsa "ait" hissettiğim zaman dilimindeyim. Rüzgâr tenimi okşuyor ve ben Tanrı eli kavramına daha yakın, kendime epey uzağım.'' Acı verici mekânların hepsine birer izmarit bıraktım. Onlar yaşayan varlık, ben ise ölümsüzlüğüme bir keder armağan ediyorum.
''Vâr olmayı hiç öğrenemeyen birisinin seninle vâr olmayı öğrenmek istemesi ne kadar tuhaf!'' Demiştim, anımsar mısın? Pessoa'nın satırlarında senin sesini bulmak gibi; öyle güzel, öyle dehşet verici.. Sonsuza dek koruyacağım seni, her zerreni sevgili ''kadim'' dostum.
Rastgele yürüyorsun yine, yolunu kaybediyor, aynı yerde dönüp duruyorsun. Bazen kendine gülünç hedefler sapıtıyorsun: Kitapçılara giriyor ve okumadan, kitapların sayfalarını karıştırıyorsun. Sanat galerilerine giriyor, her tablonun önünde durarak, başını sağa eğip gözlerini kısarak, tablonun adını, tarihini ya da ressamın adını okumak için yaklaşarak, daha iyi görebilmek için geri geri giderek, kılı kırk yararcasına dolaşıyorsun içerde.
Bitmek bilmez, yorulmak bilmez yürüyüş. Elinde görünmez valizler taşıyan bir adam gibi yürüyorsun; gölgesini izleyen bir adam gibi yürüyorsun. Kör yürüyüşü, uyurgezer yürüyüşü; mekanik adımlarla, sonu gelmezcesine, yürüdüğünü unutana dek ilerliyorsun. Titiz bir aylak, kusursuz gece yürüyüşçüsü, uçulan bir çarşafın haksız yere bir hayalete, küçük çocukları bile korkutamayacak bir hayalete dönüştüreceği bir ruh gibisin.
Yorulmak bilmez yürüyüşçü, her akşam, odanın kara deliğinden, çürümüş merdivenlerinden, sessiz avlundan çıkıp, dünyanı bir uçtan bir uca geçiyorsun.
Artık sen dünyanın adsız efendisisin, tarihin üzerinde artık etki yapmadığı kişisin, yağmurun yağdığını artık hissetmeyen, gecenin gelişini artık göremeyen kişisin.
Ben olumsuz mutlağım, hiçliğin cisimleşmiş hâliyim.
Sir Joseph Noel Paton, ''The Adversary (Lucifer)'', 1857.
omurgamı aldın benim. omurgamı aldın. omurgamı aldın. omurgamı. niye?
Doğmak başıma gelir Yaşamak beni uğraştırır Ölmek beni tamamlar.
Kaplan! Kaplan! Gecenin ormanında Işıl ışıl yanan parlak yalaza, Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi, Kurabildi o korkunç simetrini?
William Blake
Ne tuhaf, başlangıçları severken kendini öldürdün: İntihar bir sondur. Acaba bir başlangıç olduğunu mu düşünüyordun?
Pepijn Simon,