
oozey mess
Cosmic Funnies

if i look back, i am lost
Jules of Nature
NASA

izzy's playlists!
I'd rather be in outer space 🛸
h
YOU ARE THE REASON
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
almost home

roma★
sheepfilms
Lint Roller? I Barely Know Her
Claire Keane
noise dept.
occasionally subtle
Alisa U Zemlji Chuda
DEAR READER

Origami Around

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from South Korea

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Canada
seen from India

seen from Greece

seen from Netherlands
seen from Brazil
@isilcelks
Hayatı anlamak zorunda değilsin. Yaşaman yeterli
"Kar tren yolu boyunca sıralanmış, korkuluksuz balkonlarında asılı çamaşırların kurumak bilmediği, kırık dökük bacalarından ince bir duman tüten, sıvasız boyasız, ağlamaklı evlerin üzerine bir çuval un dökülür gibi sessiz ve ince yağıyor (...) bütün bu yoksulluğu gizleyerek kendine katıyordu. Gece gibi gizleyen, bir kılan, temiz ve parlak bir örtüydü..."
..................
"Bu bakımsız evler ona kendi evini hatırlattı. Evine gidiyordu, bakımlı, huzurlu, temiz, aydınlık baba evine. Gidince eşofmanlarını giyecek, ayaklarını radyatöre uzatıp oturacak, annesinin demlediği çayı içecek..."
..................
"Bütün bu sohbetler, meyve soyup yemeler, çay içmeler, vakitlice yatmalar, lavanta kokan çarşaflar iyiydi, hoştu. Ama mutluluğu andırmıyordu. Bunların adına dense dense huzur denirdi. Kişiliksiz, sıradan bir huzur. Huzur böyle sıradanlaşınca bir değeri kalmıyordu."
- Ayfer Tunç - Kapak Kızı
"Delirme...
Kimse duymaz çünkü bu gürültüde."
Seninle meşgul olmam ben ancak huzurlu olurum.
10Ekim2023
"
Hep merak etmişimdir, nedir bu bazı insanları dayanılmaz bir şekilde kendine çeken çağrı; kimini yollara, kimini denizlere, kimini dağlara götüren bu çağrı. Neden ve nasıl bazılarını her yerden, her şeyden kopartır da, çoğu insan tarafından hissedilmez, anlaşılmaz bile. Sanırım bazı ruhlarda bu dünyaya karşı çok büyük bir açlık var. Zorba şöyle açıklıyor bunu:
I've got enough fight in me to devour the world, so I fight.
(İçimde dünyayı yiyip bitirecek kadar kavga var, bu yüzden dövüşüyorum.)
Tutku içten geliyor, eylem yalnızca onun dışavurumu.
Bir şair de şöyle demiş:
- Nereye bu yolculuk peki?
- Evimize hep evimize.
Bazıları kendilerine mekan olarak bütün dünyayı seçmişler - bayrak olarak da özgürlüğü.
1924 yılında, Everest'e neden çıkmak istediklerini soranlara "Orada olduğu için" diye cevap veren Mallory, belki de bütün bu soruların cevabını açıklamış oluyordu. Mallory ve Irvine, son kez zirveye yakın bir yerde görüldüler ve bir daha da onlardan haber alınamadı.
Yüzlerce yıldır dağlar, denizler, yollar binlerce insanı yuttu ama bu, yeni gelenleri durdurmaya yetmiyor. Tehlike, korku ve ölüm bazı ruhları durdurmak yerine daha da coşturuyor ve kendine çekiyor.
Gılgamış'ı, Odysseus'u, Marco Polo'yu, Magellan'ı, Colomb'u, Peary'yi, Amundsen'i, Hillary'yi ve daha binlercesini oradan oraya savuran şey hep özgürlüğe düşkün, coşkulu ruhlarının üzerine kurulmuş keşfetme ve bilme tutkusu ve doğaya/kendine meydan okumanın dayanılmaz çekiciliğidir.
Jack London'un Buck'ını sonunda kurtların arasına çeken doğanın çağrısı, bazı insanları da dağların tepelerine, engin denizlere, dünyanın bilinmeyen köşelerine çekiyor - bedeli ne olursa olsun.
Nasuh Mahruki, Bir Dağcının Güncesi
daha el ele tutuşmadan, kalbimi tutuşturan biri
Seviyorum.
İlk doğum günü mesajı alındı 🫠♥️
21 Haziran 2023
Sen hayatımın bir parçasısın artık
"Ben onu anlıyordum.Yanlış yaptığında bile anlıyordum.Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum.O da öyle yapar sanmıştım.."
Zaman iyileştiriyor mu bilmiyorum ama hissizleştiriyor.