Cosmic Funnies
Xuebing Du
Today's Document
Stranger Things

pixel skylines
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
ojovivo
occasionally subtle
h
Game of Thrones Daily
Not today Justin
Sweet Seals For You, Always
noise dept.
Claire Keane

roma★
Misplaced Lens Cap
hello vonnie
I'd rather be in outer space 🛸
$LAYYYTER

No title available

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from Bulgaria
seen from Malaysia
seen from Bulgaria
seen from Sweden

seen from United Kingdom
seen from Bulgaria

seen from Germany
seen from Singapore

seen from United Kingdom
seen from Türkiye
seen from Bulgaria

seen from France

seen from South Korea
seen from Philippines
seen from Italy
@vinceverbatim
Güney Rüzgarı
... Tek başıma kalmak istediysem, yalnızlıktı Aradığım, ruhumun ufuktan ufuğa dağılması, Bu çizgiler, bu renkler, bu sessizlik, Bu bitmez tükenmez bekleyiş değil...
Yorgo Seferis, Üç Kırmızı Güvercin
Güney Rüzgarı
... Nedir aradığı ruhlarımızın, yolculuklara çıkıp Yıpranmış gemilerin bordalarında, karışıp kalabalığına Yüzleri soluk kadınların, ağlayan çocukların, Ne uçan balıklarla, ne de direklerin yöneldiği yıldızlarla avunup; Eskiyip cızırdayarak gramofon plâklarıyla, İsteksizce katılıp boşuna yolculuklara, Kırık dökük düşünceler mırıldanarak anlaşılmaz dillerden ? Nedir aradığı ruhlarımızın, yolculuklara çıkıp Çürüyen teknelerde Bir limandan öbürüne? Kaldırarak taş yıkıntılarını, soluyarak Çamların serinliğini her gün biraz daha güçlükle,
Yüzerek bir gün bu denizin sularında, Bir gün bir başka denizin, Dokunmasız, İnsansız, Artık ne bizim, ne sizin olan bu ülkede. Biliyorduk ki adalar güzeldi Buralarda bir yerde, arayıp durduğumuz, Belki biraz aşağıda, ya da biraz yukarda, Belki de çok yakınlarda..
Yorgo Seferis, Üç Kırmızı Güvercin
Uzaklara Övgü
Senin gözlerinin pınarında yaşıyor yanılsamalar denizindeki balıkçıların efsaneleri. Deniz, vaadini senin gözlerinin pınarında tutuyor. Burada fırlatıp atıyorum, insanlar arasında yaşamış bir yüreği, üstümdeki giysileri ve bir yeminin görkemini: Daha bir çıplağım, karalardan da daha kara giyindiğimde. Terk etmektir benim sadakatim. Ben, ancak ben olduğumda sana dönüşebilirim. Gözlerinin pınarında sürüklenirken, yağmaların düşünü kuruyorum. Bir olta ötekine yakalandı: Sarmaş dolaşız ayrılığımızda. Senin gözlerinin pınarında, asılmış biri ipini boğmakta.
Paul Celan, Ellerin Zamanlarla Dolu
"
On buçukta televizyonu kapadı, Saratoga'dayken okumaya başladığı Rousseau'nun cep dizisinden basılmış İtiraflar'ını alıp yatağa girdi. Uykuya dalmadan önce, yazarın bir onmanda durup ağaçlara taş attığı bölüme geldi. Rousseau kendi kendine, bu taşı ağaca isabet ettirirsem, bundan sonra yaşamımda her şey iyi gidecek der. Taşı atar ve ıskalar. Bu sayılmaz diyerek bir başka taş alır ve ağaca da birkaç metre daha yaklaşır. Yine ıskalar. Bu da sayılmaz deyip biraz daha yaklaşır ağaca, yeni bir taş alır. Yine ıskalar. Bu, son alıştırma atışıydı, asıl atış bundan sonraki der. Ama işi garantiye almak için ağacın yanına gider, hedefin tam karşısına geçer. Aralarında otuz santimden az vardır, elini tutsa dokunacaktır. Sonra taşı var gücüyle kütüğe indirir. Başardım der, başardım. Bu andan itibaren, yaşamım eskisinden daha iyi olacak..
Paul Auster, Şans Müziği
"
İnsan bir başkasında kendini görmeye başladı mı, artık ona yabancı gözüyle bakamaz. İstesen de istemesen de, arada bir bağ oluşmuştur.
Paul Auster, Şans Müziği
"
Sanki yazgısını ele geçirmiş gibi görünen sakin ve narin bir güç tarafından yönlendiriliyormuş gibi daha hafif hissediyordu. Yaşamın derinliklerinde saklı olan bu temel gerçeği — en az düzeyde çaba gösterme isteğini — kavramış olmak içini gurur ve şükranla dolduruyordu. Gerçek doğasını henüz keşfetmemiş çürüyen bir insanlığın üzerinde süzülüyormuş gibi bir izlenime kapılmıştı. İnsanlığın aptallığı ölçülemezdi. Asıl bilgelik, kayıtsız ve tepkisiz bir tavır takınmakta yatıyorken, sürekli hırçınca ve tatminsizce çabalamayı sürdürmenin ne gereği vardı? Halbuki çok basitti. Yoldan geçen bir dilenci bile bunu anlayabilirdi!
Albert Cossery, Bereketli Vadinin Tembelleri
"
İlk kez o gün onun hakkında düşünmüştüm.
Bu şehirle aynı kadere sahip biri. Bir kez ölmüş veya yıkıma uğramış biri. Yakıldığı için kararan enkazının üstünde, sürekli kendi kendini yenileyen biri. Bu yüzden henüz yeni olan biri. Bir sütundan kalmış, eskimiş taşlarının yıkıntısı üstüne eklenen yeni şeylerle birleşmiş, tuhaf görünüşe sahip biri.
Han Kang, Beyaz Kitap
"
Bir karmaşa içine düşüp, donmuş elleriyle yerden destek alarak ayağa kalkan biri, o güne kadar hayatını boşa harcadığını fark ettiğinde, Lanet olası o korkunç yalnızlık dolu eve geri dönmek istemediği gerçeğini anladığında, Bu ne, Tanrı aşkına bu ne, diye düşündüğünde, Sinir bozucu, bembeyaz yağan kar.
Han Kang, Beyaz Kitap