Hayatın belirsiz acımasızlığında geçiyor ömrümüz, hoş belirli olsaydı da yine acımasız olurdu. İnsanı en çok hüzünlendiren sevdiklerine zarar gelmesi ve kaybetmesi. Zaman kavramı ise çoğu zaman algılarımızla oynuyor. Zaman, bazen çok hızlı bazen çok yavaş geçiyor bazen ise duruyor. Hayatımın başındayım ama istediğim bazı şeyler için çok geç bazı şeyler için erken bazı şeyler için ise tam zamanı. Hayatımda değiştirmek istediğim birçok şey var. Düşünüyorum, değiştirmek istediklerimi değiştirme gücüm olsaydı nelerden fedakarlık yapmam gerekirdi? Hayatımızda bazı olaylar için keşke olmasaydı diyoruz, bambaşka ihtimalleri düşünüyoruz. Şu an ki hayatımızın akışı bizim için en iyi olanı mı yoksa olay akışı olması için mi oluyor? Başka ihtimallerde şu an ki yaşamamızdan nelere sahip ve nelereden mahrumuz? Hayatın akışı, bizlere sundukları ve aldıkları acımasızca geliyor. Özellikle o hayattaki yaşantılar bizi tatmin etmiyor, hayal kırıklığı oluşturuyor ise kırıcılığını dibine kadar yaşıyorsun. Korkak biri olduğumu düşünmüyorum ancak çok korkum var. Onları düşünüp hayatıma çekmek istemiyorum ama düşünmeden de edemiyorum. İçimde bir yerlerde anne kişiliğimi hissediyorum hani felaket senaryoları yazıp her dakika anksiyete atakları geçiren, sevdiklerine iki dakika oluşamayınca çok kötü felaketin ötesinde düşünceler geçiren bir anne gibi hissediyorum. Olmayan bir şeyleri en kötüsünü düşünüp kendimi üzmekten, strese sokmaktan alıkoyamıyorum. Misal herkesin hayatta birgün öleceği gerçeğini sürekli sevdiklerim üzerinden düşünüp kendime acı çektirmek gibi. Hayatımızda elbet başımıza gelecek ancak hep bunu düşünüp güzel anları zehir etmenin anlamı yok farkındayım ama gelin görün ki bunu içimde yatan o panik anneye anlatamıyorum. İnsan hayat hakkında fazla düşünmeye başlayınca kocaman çıkmazlara giriyor. Her insanın saatlerce konuşacağı konu farklıdır elbet ama her insanın saatlerce konuşacağı ortak konu ise hayattır. Gerçekten aciz varlıklarız. Bu hayatta niye varız onu bile tam anlamıyla bilemiyoruz. Bir sürü teori, düşünce dolu ama bakılırsa her şeyi kısıtlı canlılarız. Bir de bu konu üstüne konuşuldukça, yeni bakış açıları gördükçe ve yeni bilgiler öğrendikçe düşüncemiz değişebiliyor. Beni bu düşüncelere sürükleyen ise bir film. Tabi zaman zaman bu tarz düşünürüm hatta ne yalan söyleyeyim çoğu zaman düşünürüm. Ben faaliyete geçmekten çok düşünür ve isterim orası da apayrı konu bunu da hayatımda değiştirmek istediklerim ve neden değiştirmek istediğim adlı düşüncemde anlatırım. Bazen o kadar üşengeç oluyorum ki düşünmeye bile üşenip ne üzerine düşüneceğimi not alıyorum. Aslında taze düşünülen, o an akla düşen düşünceler üzerine hissedilenlerle birleşince daha güzel düşünce akışı oluyor öyle planlanılan düşüncelerde ise hemen tıkanıyor. Neyse çok alakasız oldu bir filmden bahsediyordum adı Frekans (2000). Daha yeni izlediğim için aklımda bir sürü düşünce var bir de etkisi altında kaldığım için duygularım yoğun. Duygular yoğun olunca insan daha çok düşünüyor. Güzel filmdi.