Travma
Az önce Hekimoğlu'nun One Day One Room'dan uyarlanan bölümü vardı tv'de. Tecavüze uğrayan bir kız ve bir odada kanserden ölmek üzere olan ve derdi hatırlanmak olan bir adam etrafında dönüyordu konu. Hekimoğlu'ndan baya baya Behzat Ç. tadı almaya başladım artık. Bunun nedeni muhtemelen polisiye merakım. Hatta bak bugün sırf bunu izleyeceğim diye yurt dışındaki arkadaşlarla görüşecektik onu erteledim. Neyse konuya dönelim.
Şimdi benim gözüm patladığında Gizem bana sen neredeyse hiç travma sonrası stres bozukluğu yaşamıyorsun gayet iyi görünüyor psikolojin dışarıdan bakınca demişti. Daha öğrenci olmasına rağmen doğru tanı koydu. Gizem demişliği Gizem'in eşini rüyamda gördüm bak yarın onu arayayım bi. Neyse. Evet heralde böyle bir travmaya karşı olabilecek en hafif şekilde atlattım bu konuyu ben. Yalnız şunu söylemem lazım. Hafif de olsa ağır da olsa o travmanın bir izi kalıyor insanın içinde. Gerçi bu olay benim günlük yaşamıma hala etki ettiği için benim için öyle olabilir emin değilim. Konu çok dağılıyor kafamı toparlayamıyorum. Gizem o gün travma sonrası stres bozukluğunu açıklamıştı bana. İlla kolunun bacağının kopmasına gerek yok tecavüz sonrası da yaşanıyor aynı şey demişti. Bu bölüm o yüzden daha çok ilgimi çekti benim. Gerçi psikoloji eğitimi de aldım geçen sene orada da bunların konusu geçmişti. İnsan beyni gerçekten çok ilginç. Bugün bölümde yaptıkları şey aslında tecavüze uğrayan kızın bunu kabullenmesi ve anlatmasıydı. Ne kadar erken yüzleşirse o kadar iyiydi, nitekim öyle de oldu. Benim de kafamda netleşen bir konu var. Ben bu gözümü kaybettiğimde bu erken yüzleşme işini çok erken yapmıştım aslında. Pense gözüme çarptıktan hemen sonra gözümü açıp etrafımı göremeyince anlamıştım gözümün tekrar görmeyeceğini. Yalnız şöyle ilginç de bir şey var. Diğer gözüm sağlam ve teknik olarak görme yeteneğimi kaybetmedim sadece derinlik algımı kaybettim. Gözüm patladığı anda hala görebiliyor olmam aslında dışarıdan bakıldığında çok ağır bir travma gibi gözüken ama işin fiziksel etkisi tarafından bakıldığında çok da ağır etkileri olmayan bir durum.
Yine House'da olan, muhtemelen Hekimoğlu'nda da olacak ve Behzat Ç.'de de bambaşka şekilde olsa da işlenmiş bir çaresizlik hali var. Daha önce House'un o bölümünden de (Bölüm: Help Me) bahsetmiştim zaten. O çaresizlik halinin çözümü var. Hayatta kalma içgüdümüz yeterince güçlü olmayabilir ama yine bir topluluk olarak icat ettiğimiz psikoloji bilimi bizim sağlıklı şekilde hayatta kalmamızı sağlıyor. İnsan beyni çok acayip. İçgüdüsü yetersiz bile olsa bir şeyler icat edip kendini yine korumayı kollamayı başarıyor.
Konudan bağımsız olarak Behzat Ç. izlerken canım kokoreç çekiyordu sürekli. Hekimoğlu'nda da tantuni çekiyor. Bi gün Öyle Onur Mustafa'yla buluşup kokoreç yemiştik Beşiktaş'ta. Lan ne güzel zamanlarmış. Ne gamsız zamanlarmış.











