gassal’ın kalitesi bir yana…
ahmet kural’ın yine en iyi işlerinden biri; abartmadan, gayet ölçülü ve iyi canlandırdığı baki karakterinin bu meseleyi kafaya takması hikâyenin çıkış noktası ve hafızalara kazınan bir replik "ölünce beni kim yıkayacak?" hiç düşünmüşmüydünüz? amaan ölmüşsün kim yıkarsa yıkasın düşüncesini sizi temin ederim sorgulayacaksınız? neden mi? izledikten sonra anlayacaksınız.
şu kesin bir gerçek ki ölümün gözümüze sokulmadığı tek bir günün olmadığı bozuk bir çağın tam ortasında yaşam ne kadar gerçekse ölüm de o kadar gerçek. fazla yakınımızda nasıl ve nereden gelir bilemeyecek kadar yakın. şanslı olanın temiz bir veda yaşadığı bir ömür.
gassala diğer açıdan baktığımızda asıl anlatılan ölüme dair bir hikâye gibi görünse de derin bir yalnızlığı anlatıyor. içerisinde komedi unsurları bulunmasına, karikatür tiplemelerine, bölümleri otuz dakikayı geçmemesine rağmen izleyicisinin göğsünü sıkıştırması bu yüzden. çünkü inanıyorum ki insanın en büyük korkusu ölüm değil, yalnızlıktır. çoğu kişi bunu kendine itiraf etmekten sakınır sadece. edenlerden olmayalım. yalnızlık ruhun en büyük düşmanı.
biraz da eleştiri ama tatlı bir eleştiri çünkü zayıf tarafları da olan iyi bir dizi gassal. yan karakterler o kadar da karikatür olmayabilirdi mesela, sırtını arabeske çok dayamasa aslında fena olmazdı finalin drama dozajının ölçüsü de biraz kaçırılmış. şu da bir gerçek ki bunlar hep hayatın içinden. bunlara rağmen baş karakteri üzerinden yalnızlık duygusunu o kadar iyi geçiriyor ki seyirciye.
aleyhinde yapılan karalama kampanyası insanların uyanış yaşamasını istemeyen ve kaliteli işi kaldıramayan bir topluluğun çamur at izi kalsından başka bir şey değildir, izleyen biri olarak yorumluyorum. son zamanlarda izlediğim en iyi, en temiz yapımlardan biri olmuş dram sevmem fakat kaliteli işi ayakta alkışlarım.
dipnot; en önemlisi: aile ile oturup izlenebilecek nadir kaliteli işlerden biri olduğu için özellikle sahip çıkılmalı bu yapıma.
hepimiz birer ölü adayıyız belki yarın belki yarından yakın.












