Korkuyorum,musun,dur,hadi Nasıl severdi insan uzağa gitmişliğini İnandırabilir misin bir yalnıza beni Çocukluğunun ara sokaklarında Tazeler

ellievsbear
One Nice Bug Per Day
sheepfilms
AnasAbdin
tumblr dot com

pixel skylines
he wasn't even looking at me and he found me
styofa doing anything
we're not kids anymore.
$LAYYYTER

Origami Around

⁂

tannertan36

Janaina Medeiros

Kiana Khansmith

❣ Chile in a Photography ❣
will byers stan first human second
No title available

祝日 / Permanent Vacation

PR's Tumblrdome

seen from United States

seen from Vietnam

seen from France

seen from United Kingdom
seen from Italy

seen from Australia

seen from United States
seen from Germany
seen from Oman

seen from Italy
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from France

seen from Malaysia

seen from Australia

seen from United States
@izahtanvareste
Korkuyorum,musun,dur,hadi Nasıl severdi insan uzağa gitmişliğini İnandırabilir misin bir yalnıza beni Çocukluğunun ara sokaklarında Tazeler
Çay da demleniyor,
Böyle de iyi..
.
Ama
Bütün gülleri çalmışlar…
Serabe kim sizin için, nasıl biri?
Çölleri arşınlayan bahrî’nin bileceği, tanıyacağı biri aslında Serâbe.. ve tanıyamayacağı biri. Beklediği ve beklemediği; hiç tanımayıp çoktan kavuştuğu, her zerresini bilip hep ayrıldığı biri belki.. Ben tanışmakla müşerref değilim lâkin kahramanımızın başına ve kâlbine geçen güneşler ardı ardına sıralanırken gördüğünü sandığı seraplardan gelse gerek, bir isim.. bir hayâl.. butimâr’ın denizi, Ferhat’ın dağı, Mecnun’un çölü..Şükrü Bey’in Ömür Hanım’ı.. Hüsnüyusuf’un Şivekâr’ı.. birisinden öte bir makam olsa gerek her şiirin ithaf edildiği.. nasıl biri ve kim benim için.. kendisinin anlatması gerek.. bulunması, sorulması, yaşanması gerek. Beni bulması, sorması, yaşaması.. Hepimizin tanıdığı, kimsenin bilmediği birisidir bir yerde, kendisi bile bilmiyordur cevherinde saklı anlamı-nı… Çok şeylerin yazılacağı çok sohbetlerin yapılacağı birisidir kim bilir.. gelmemesinin içeride açtığı büyük boşluğun kapladığı hacmin artık dayanılması çok güç boyutlara gelmesi yavaş yavaş vazgeçmeye iterken yüreği; göze fer, sese seda, gönle sürur olması gereken birisi.. Çok fazla anlam yüklenip altında ezilen değil, sevmeyi seven bir adama ayna olup dengeleyecek, şu karanlıklar yurdu, seyahlar çağında liman olacak biri.. Çokça Akdeniz, Zeytin, Portakal ve Nar.. Seher yeli, ikindi üstü yorgunluğu, Gece yolculuğu, Yaz rüzgarları, Sevdiğin eski bir şarkının yanına kahve birisi… Çocuklara ceplerinde şeker tutmasa da kedileri besleyen biri, kucaklaması merhem, kırdığı saksılar balkonun en değerli parçası biri.. En sevdiğin diziyi sırf onunla izlemek için bir daha izlemediğin, yeni tarifleri birlikte yapmak için öğrendiğin, aspiratör ışığını tamir etmek için eve gelmesi gereken biri yoksa hep loş bir oda ve kaybedilmiş savaşlar ertesi.. Bir anne baba kardeş abla abi, bir aile söylenisi.. Fesleğenleri ve şiirleri sulayacak, gece kadar siyah, güneş kadar ümit, akşam kadar günahkar, bulutlar kadar tevbekar, titrek bir yürek.. Biz kadar turkuaz biri.. Kâlbinin tam ortasına bahrî’yi büyük yazacak biri.. bu sefer bütün harfleri.. Basûbadelmevt nevbaharlar.. Yaz esginleri.. Estikçe incelen biri.. Pencere açmak gibi denize ve dağlara bakan.. Yokluğu; ümidi her geçen ân ufalayan bir duâ burukluğu.. Bu yorgunluk ve şaşırmışlık dalgınlığında omuzlardan sarsıp, kendini hatırlatıp, öpüşleri sırtlaması gereken.. bir yanı Bağdat kadar harap, bir yanı Endülüs’ü kurmanın ümidi.. Mağlubiyetinde muzaffer.. çocuk mahzunluğunda bir imân vakarı..
Keşke kendisini bulsak da bize anlatsa kendini, kendi sözlerinden dinlesek Serâbe’yi.. gönlümüz dinlenir, neşelenir, renk bulur.. hem şu kısa konuklukta.. diyeceğimiz biri.. Yedi rengin kesiştiği bir yediveren.. Güller içinde bir deli gül…
Ama şiirlerdeki gibi biriyse, anlatmasına gerek kalmadan derin bakışındaki tebessümle konuşacaktır.. insangözleridirçünküherşeyiyle… Rivayet bu ya.. yokluğunu ve kelimeleri bahrî’ye bırakıp.. Olmuş mu? Yokmuş mu? Gitmiş mi? Olmamış mı? Varmış mı? Yolda mıymış? Geliyor muymuş? Bilmek istemiş mi? Yükleri bırakmış mı taşımış mı? Var mıymış? Arıyor muymuş? Gelecek miymiş?.. Bilemem. Bilmek isterim. Bir olmak ve biz.. Duadır bu.
Bildiğim tek bir şey;
Acı yokluğu
Ve
Yavaşça ümitsiz griye karışan, gözümün ve gönlümün ferinin/renginin solup gittiği kelimeleri…
Boş bir hayâl mi Azizim?..
Sen bundan razı isen..
N’edeyim…
Ne edebilir yağmura hasret bir kuru meşe?..
Bütün tamlamaları doldurduk bak;
Biri kaldı geride :) -yalnız-
Yalnız biri.
İnceldikçe esenler Bu şiirin sonuna inenler Gözleriyle kucaklaşabilir ve Virgülü bir güle değişebilirler * haybeye iş ciddiyetiyle ve bırak
Bu şiirin sonuna gelenler
Kabuklarıyla konuşurken
Gözleriyle vedalaşabilir
ve bir gülü virgüle soldurabilirler
solduğu söner mi bir şair mi hüzün rolü kesen bir fidan titrekliğinde soğuyan o iklimin seyyahı bir insan belki iki eli iki yarım günü bir ç
solduğu söner mi
bir şair mi
hüzün rolü kesen
bir fidan titrekliğinde soğuyan
o iklimin seyyahı
bir insan belki
iki eli
iki yarım günü
bir çift bozuk kahveden gözü
bir büyük acısı mı olan
bir sahra mı vahalar söyleyen
bahrî’yi çağıran
kervanlara Serâbe’yi rehin
sırtının saçlarından inen hoşluğuna
çölleri nehir
bırakan
bir saksıda kırık
kırık bir saksıda yerini seven
susuz fesleğen kokusu
zerdali yalazı kuru dudak
ayrılışlar hep susuzdur zaten
bacaklarına dolanık leylak sürgünü kan
çizdiğin yollardan öptüm bizi
şiirsiz bir omzun yükü demiştim
ne kan ne darılma
ne gece, çağ, karalık
gönlümün alınmamasıydı en çok
alacak birini yollamaması yolların
alacak birini saramaması kolların
gönlün alınmadığı
ikimizin birimize döndüğü yerde
kırılan o gül
dört bir yandan her yerden
öyle bir yangın kül serden
ukdelerin kabuğu tutmayınca
soluğumu tut benim
solduğumu söndür
sevdiğimi döndür bizim
vur beni
ok yaya geri döndüğünde
duy beni
ok yay’a diyorum
döndü geri bileğimden
bildiğinden kan üstüm başım
birimizin öldüğü yerde
sıradaki karanfili
ve unutuşun mavisiyle tutup beni
sustuğumu devirdiğin ân bana
öpüşleri sırtla senim
alnımı kapatıp dizelerimle koşmak
ve karşılamak seni bu çöl şehrin sonuyla
gözlerin gümüş zihgir
ok yay’a dönerdi geri
sırtlasaydık öpüşleri
böyle de iyi değil bitanem
böyle de ince ve derinden
böyle de güzel
söyle de yağmurlara tutulsun
sırtlayınca öpüşleri
yaralar yerinden
Mirza Şâmil.
3Temmuz’24
-birserçeninkâlbindengelenok-
.
&ayrılışlarhepsusuzdurzaten&
Gövdeni saran ateş ile o büyük ateşin bir yerinde ancak bir nokta kadar süren serinlik. O serinlik. Asıl o serinlik büyütüyor yangın yerini. Can yakan, ne yaparsan yap geçmeyen bir zaman kütlesi.
İnsan kendisine taş atana karşı savunur kendisini, söyler bir şeyler. Ama gül atana ne söyleyecek? Ne diyecek?! Ne diyebilir ki..-İnsan- Ne
“Yine kamyonlar kavun taşır,
Fakat içimde şarkı bitti.”
Cahit Külebi,
hatırasına saygıyla🌹..
and 46th…
Ne kadar hüzün d*olduğumu
Siz gülünce anladığım
-sana kadar sanacağım tüm şeylerin affıyla-
Ne kadar hüzün d*olduğumu Siz gülünce anladığım -sana kadar sanacağım tüm şeylerin affıyla- -I- Bir kere duymasının yettiği Rayihâsı ruhu
Baktılarsa…