Offret (1986) - dir. Andrei Tarkovsky

tannertan36
AnasAbdin

titsay
Cosmic Funnies
trying on a metaphor
Misplaced Lens Cap

roma★
will byers stan first human second
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

oozey mess
ojovivo

Love Begins

#extradirty

Product Placement
he wasn't even looking at me and he found me

Kaledo Art

shark vs the universe
One Nice Bug Per Day

祝日 / Permanent Vacation
Xuebing Du

seen from United States
seen from United States

seen from Austria
seen from United States

seen from United States
seen from Australia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Australia

seen from Australia
seen from Vietnam

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Poland
@justapd
Offret (1986) - dir. Andrei Tarkovsky
Do you know the story of the Phasianidae? It’s a bird that experiences all of time in one instant. And she sings the song of love and anger and fear and joy and sadness all at once. And this bird when she meets the love of her life is both happy and sad. Happy because she sees that for him it is the beginning, and sad because she knows it is already over.
aştığım çölleri bile hiç küçümsemiyorum. yalnızca soruyorum onlara şaşkın gözlerle: ne bahçeler olmaya doğmuştunuz kim bilir?
2046 directed by Wong Kar Wai
öylece
sana büyük caddelerin birinde rastlasam elimi uzatsam, tutsam götürsem gözlerine baksam, gözlerine konuşmasak, ah anlasan elimi uzatsam, tutamasam olanca sevgimi, yalnızlığımı düşünsem, hayır hayır düşünmesem senin hiç, hiç, hiç haberin olmasa
Srinoza
Raslantı değil buluşmamız Tesadüfen yaşamıyoruz gizemli kılcal koridorlarında kainatın. Şizofrenik bayram çocukları değiliz. Önceden biliyorduk -vahalarda yüzerken- Bu uçsuz bucaksız çölleri / bedevileri. Sonsuz yayıcı olan, Anlaşılmaz derinliklerimizde Olağanüstü bir kıpırtı hissettik. Sonsuzluk notalarında bir yürek atışı... Yanıp sönen ışığın çağrısını duyduk. Kör eden, kızgın kumların altındaki ıslak hayatlar... Korkusuzca geçtik algının kapılarından. Işıksızlığın aydınlık anlamlarını aradık koridorlarda. Yeşerdiğimiz toprakları terketmeden Uzaklara dağılmanın gönüllü zorunluluğu. Kaçışımız, varoluşun huzurlu güzelliğine yayıldı. Kalabalığımızı duyumsadık ayinlerde. Fısıltılarınla sarhoş yolcular Kristalin aydınlanmasını bekliyorlar. Işıklı bir kainata yayıldım ve yalnız değilim artık. Büyülü yürek atışların Kılcal damarların çeperlerinde. Bu dev dalgalanmalar ortasında ışıldayan gemimizin kerterizi yalnızca bir nabız feneri. Yaşayan ruhlara bilinç... Yokolmamış vücutlar topraktan fışkırmadan önce. Avuçlarını sıktığın boşluklarda eleleyiz. İniltilerinle sevişiyorum gecelerimde. Çiçek tozları.. Uçuşuyoruz yeşil / mavilerde. Hafiif bir iniş... Çıplak ayaklar ezip geçiyor bir yanımı Yaz tülleri uçuşuyor yatağımızda. Su sesleri geliyor Kısılmış gözlerle saklanıyorsun çıplaklığımdan. Uçmak çocuk işi... Göğüslerindeyim... Derin derin soluyorsun hala... Soluyorsun. Nula, Srinoza, Grella ! Hayata gebe eşim. Bir tüy kadar suskun, Çığlık çığlığa !.. Beni duy ! İçine çek nefesini Ya da üfle, Karışayım zamansızlığa. Sonsuzluğuma açan gül... Gülümse. Zevkten öldüğümüze inansınlar. Başkasını sanıp, başkasını keşfettiğim Eski zaman haritaları gözlerin. Gemilerim ihtişamla yanaşıyor sahillerine. Yönsüzlüğümde / yörüngendeyim Ben, Karanlık mavilerin ışıklı denizcisi. Deli rüzgarlarla şişir yelkenlerimi Soluğunla uzaklaşıp, Sana gideyim.
Aşk Bitti
bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da uzun bir hastalık gibi aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi bitti. bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır ihmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim belki bir yağmur yağar akşama doğru yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım aşk da bitti diyordu ya bir şair aşk bitti işte tam da öyle.
Başlangıçlar hep güzel ve heyecan vericidir, sonuç hep hüsran. Niye böyle Anne ?
"I don’t have a technique. I’ve never been a believer in having one set technique on how to act. There are no rules and there is no rulebook. At the end of the day, it all comes down to my instincts. That’s the one thing that guides me through every decision professionally. Socially, also. That’s my technique. Yeah, you read through the script 100 times. I guess I have little characteristics about myself. Sometimes, most often than not, once we start shooting I won’t look at the script at all until we finished shooting. It’s kind of like it’s been imprinted in my head during rehearsals. You just let it go.” - Heath Ledger (1979 - 2008)
Şatlup / Sis / Sekiz Bulut Dağının Prensesi
Havada uçuyordu Duvarlardan geçiyordu Elverdi ŞATLUP / Işıktan geçti Maya ağacının kökleri üzerinde melaikeler bekliyordu. Odalarına gir cennet yüreğinin Yıldızları yad et birbir. Gecenin derinliklerinde anahtarlar şıkırdar Hava kızları raksederler Sis / gökyakutlarda Sis / rüyalarda Sis / yasak meyva Sis / dudaklarda Hüzün / yüzyıllar boyu Tövbe / günahlara Veda / zehirli elma Gonca / dudaklarda Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden Sekiz bulut dağının prensesi Mevsimlik heveslerini dökmüş çiçeklerin ecesi Olan olmadı biten de bitmedi. Gizli bahçelerde lirik bahar senfonileri Geçmiş -- an ve gelecek Varolmuş ve olacak Havadis avcısı adamotları topladı kehanet ırmağının kıyılarından La mekan ! La kuyud ! Salamender'in tılsımı ateşte. Tozdan geldin toza dön ! Ayna krallığının sihirli tacı görünmez oldu. Kum yatağında kum. Dikenler parçaladı avuçlarını Silinip gitti. Yüzü önce / sonra elleri / ve sonra tebessümü bile unutuldu. Hırs akrebi vahşice kanırttı acımasız, meş'um Kim daha yükseklerde o mu ben mi ? Başında kainatın sarkacı Geçmiş -- an ve gelecek Varolmuş ve olacak. Sekiz bulut dağının prensesi Mevsimlik heveslerini dökmüş Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden.
Deli Kız
Bir hikayem var daha sonra senaryoya dönüşecek olan. Sonra güzel bir filme. Öyle ki,ağlatmayacak. Gözleriniz biraz dolacak.Boğazınızı düğümleyecek bir film olacak.Ama asla gözyaşlarınız dudaklarınıza varamayacak. İşte öyle bir film. Bir yumru oturacak kalbinize. Kalbiniz sıkışacak ama fazla uzun sürmeyecek.
Bir D. biraz A. Bir S. ve bazı harfler daha.
Efsane film.
Alayınıza gider Ulan
Kokpit
Güzel bir yaz günüydü. Uçak boş dönüyordu. Kokpite girdim. Ereğli semalarından geçmekteyken kaptana beni aşağı atıver dedim. Küfür eder gibi baktı sonra tebessüm etti. Belki içinden küfür ediyordu,kim bilir. Yok mu bir tane paraşüt uçakta ?dedim.Gülüşmeler falan oldu. Ciddiyim dedim.Yok dediler. İstanbul'a iner inmez otobüse binip şu an üzerinden geçmekte olduğumuz yere doğru yola çıkacağım kaptan yorma beni lütfen dedim. Zamandan kazansaydım iyi olurdu dedim. Olmaz çünkü paraşüt yok dedi. Tam yirmi dakika sonra İstanbul'daydık. Kaptan bu güzel uçuş için bizlere teşekkür etti. Gelecek ayın uçuş raporunu alıp otogara doğru yola koyuldum. Yaklaşık iki saat on beş dakika sonra Ereğli'ye vardım.
Final Sahnesi
Dün gece rüyamda çekmediğim filmin final sahnesini gördüm.Dedim ki işte böyle bir final yakışır çekeceğim filme.senaryo yok, fikir yok elle tutulur hiç bir şey yok. ama finali gördüm...
Yazlıkta ki evimizden sahile inen dümdüz bir yol var. yaklaşık 100 metre sonra ayaklarınız denize değer. kumsala varmadan hemen önce üç basamaklı enlemesine uzun bir merdiven ve hemen yanında koca bir çınar ağacı.
Son sahnede sarı renkli eski bir taksinin içinde taksici ile birlikte tam beş kişi var. Taksici fazlaca arabesk ve tehlikeli bir yüz ifadesine sahip. Hemen yanında kardeşim oturuyor. Arkada ben ve iki kişi daha var biri bizim yazıktan O. diğeri benim orta okul arkadaşım olan tatlı bir kız G.
Sanki hepimiz bir şeylerden kaçıyor gibiyiz. ama bu beşli nerede nasıl buluştu, yolları nasıl kesişti bilmiyorum. Orta okul arkadaşımı yıllar var görmedim ve okul dışında hiç bir muhabbetim yok. Yazlıktan arkadaşım olan O. ile ise çocukluğumdan beri görüşmedim.
Hepimizin hikayesi olacak bu. Taksi tam merdivenlerin önünde duruyor ve herkes rahat bir nefes alıyor. Bir şeylerden kaçılmış ve başarılı olmuş gözüküyor. Taksici torpidoda silah saklıyor ve müziği çok seviyor son sistem ses sistemine sahip arabasında. Hemen dışarı çıkıyor ve ellerini başına götürüyor ve bir oh çekiyor. Saçları kıvırcık ve siyah güneş gözlüğü var. O esnada kardeşim arabadan inip kumsala doğru yürümeye başlıyor ardından G. de ona eşlik etmek için hızlı adımlarla arkasından gidiyor. Ben O. ile taksicinin parasını vermek için kalıyoruz. Para denklemeye çalışıyoruz belli çok uzun yoldan gelmişiz. O esnada biz hareketlerimize devam ederken ekranda yazılar akmaya başlıyor. Yapımda emeği geçenlerin adı falan filan. Güzel bir final güzel bir son gibi.
Şimdi bir kaç seneye kadar bu hikayeyi tamamlamak lazım. Hadi Hayırlısı olsun.