Tüefek, toprak, tutkal... Bu kelimeleri kullanacaktım mektubumda. Bağlamsız kelimeler kullanmak istiyor canım. Tüfek yazmak istiyorum bu boşluğa, Kan akıtmıyor, sessiz, Ellerime yapışık, Bir tutkal demeliyim burada. Evet, tutkalla yapışık. Toprağı dövüyor yağmur, Toprak bağrını germiş ölülere, Ve emrini vermiş dirilere: “Yaşat!” diye.
Ellerimdeki tüfek kandan. Bir kalem bitiyor parmak aramda, Tetik yerine, Ses olsun diye mıh gibi dizilmiş cümle yığını. Sımsıkı sarılıyorum, Tanıyorum bu kelimeleri paralel evrenimden... Şiir yazmıyordum oralarda, Bir hayat arıyordum bağışlanan organlarda. Neşterle kesiyordum sönmüş hayatları, Kalemler yerine, evet.
Sancı, kırmızı ve yeşil... Ne sancısı? Hayatlarım birbirine karıştı. Yeşil demişti öğretmenim, Kırmızıyı en çok belli eden renktir. Fen dersinde miydik? Neyse ne işte. Yeşilmişim ben. Hayır, hayır, doktor değil. Bu, çocukluk hayalimdi. Çocuk değilim artık! Belki bir doktor önlüğü en fazla. Yemyeşil ve üzerinde kırmızı lekelerle. Yeşil bir önlüğüm.
Sınıfta söyledim bunu. Arkamdaki mavi gözlü çocuk bununla alay ediyor. İlerde doktor olacakmış o. İki bilinmeyenli denklemler benzemez ki insan hayatına. Matematik kafalı işte. Nereden bilsin?
Ben bir bilinmeyenli denklem seviyorum, Sonra anlatım bozukluklarını. Bir anlatım bozukluğu türü olsam... Anlam belirsizliği derlerdi bana Ya da sözcüktüm, Yanlış yerde kullanılan. Ve de tabii ki bir bilinmezli "a" harfi. A'yım işte kardeşim, sayı atfetmek zorunda mısın bana?Hem belki ben 8'e eşit olmak istemiyorum herkesle. Zorba bir ders bu. Sevmiyorum bu yüzden matematiği. Anlatım bozukluğu olalım, Devrik cümle olalım, Şiirdeki redifle bozuşalım. Şiir demişken, Vatan, millet şiirleri pek severim. Bayrak şiirini ezbere bilirdim. Yemen cephesinde esir düşen, Çarığından su içen zorunda kalan büyük dedemi anlattım mı size? Atatürk'ü görmüş hatta. Ya, öyle büyük. Tarih de severim işte, Matematikten çok. Şehitler, antlaşmalar, savaşlar eezberimdedir. 1071 Malazgirt, Anadolu'nun kapıları...
Ortaokuldayım bak şimdi, Resim çiziyorum kağıda, Tarih öğretmenim çok kızdı, "1071" takırdadı cetvelle avucumda. Gözlerim yanmıştı acıdan. Yeni bir eğitim metodu. Zeki adamdı. Sigara kokardı hep. Sonra anahtarıyla kulağını kaşırdı. İğrenç! Ne anlattığını dinlemezdim, Ama 1071'i unutmadım. Anadolu'nun kapısı açıldı bize, Bana bir kapı kapandı, Ressamlık kapısı. Şairliği de ekleyelim yine de yanına. Şu hale bak, Bağlamsız kelimelermiş, Yazıyoruz ya hu işte! Hipotetik bir çocuk yaz, dediler. Özrü ne olsun?Hiperaktivite. Üniversite daha medeni. Kimse "özür" dedim diye cetvel vurmadı elime. Vay be! Evet, hiperaktif bir yazı bu. Hipotetik de bir ödev. İstediğim kelimeleri, zamanı kullanıyorum. Boşa giden zamanınızın bekçisi değilim, Okumasaydınız! Bayram bayram canımı sıkıyorum şurada, Bakmayıverin yani.
Misafir çocuğu koluma yapıştı, Defterlerimi karıştırıyor. Gözüm seğiriyor. Bak yavrum, Ben senin yaşındayken, Çok efendi bir çocuktum. Çok... Böyle otururdum şurada. Sen... Sen de haklısın, Bir çocuk bu kadar efendi olmamalı. 70'imizde neysek 7'mizde o olmayalım, Bir zahmet! Bak, şimdi anladım seni, Anlatıyorlar. Sen dinleme onları, Daha çocuksun! Tıka kulaklarını. Aman matematik çok çalış, Psikolog olursun belki. Terapi masraflarını çıkartırsın harcamadan. Al bu tavsiyeyi koy cebine, Unutma ablanı. Gel, saklambaç oynayalım. Su dolaptaki hurca saklanacağım, Sonra onlar bulana kadar bekleyeceğim. Seni bulurlar, Beni asla! Bulsam ben bulurdum önce, Hurç bildiğin hurç değil bak, çok başka. Saydığım kullandığım kelimeleri kat içine, Bir de katamadıklarımı... Hah, öyle bir doluluk dünya kadar. Kaybediyorsun kalabalık içinde kendini, Sen böyle yapma, Kapı ardına saklan, bulunman da, sobelemen de kolay olur. Kazanırsın oyunu, Ablan kazanmayacak. Yolu uzatmak, Herkesi bıktırmak istiyor. Sobelenmek pahasına. Sen uzatma yolu, Sobele onları oyunlarında. Bir daha ölseler kazanamazlar, Ve benim gibi muğlak kelimelerle kafanı karıştırmazlar. Dinleme beni, Okuma da bunları, Kendi yazdıklarını oku. Bir tüfek, Bir bıldırcını vursun orada, Bıldırcın kanı aksın toprağa, Organları kalsın yerli yerinde. Neşterlerler neşter, Kalemler kalem olsun. Doktor ol! Yeşil önlük değil! Aman beni dinleme sakın! Bir önlük olarak bu ülkede yaşayamazsın!