Bu yalnızlık neyin yalnızlığıdır
Tozutup giderken yüreğimi şarkılar
Acılar, bekleyişler, tasalar
Neye yarar, neyi anlatır?
Sade Olutola
RMH

Kiana Khansmith

Origami Around

if i look back, i am lost
YOU ARE THE REASON
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Keni
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Not today Justin

titsay
Mike Driver
One Nice Bug Per Day
TVSTRANGERTHINGS
Three Goblin Art

祝日 / Permanent Vacation

blake kathryn
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

JBB: An Artblog!

izzy's playlists!

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Norway

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Norway

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from United States
@kancicegi
Bu yalnızlık neyin yalnızlığıdır
Tozutup giderken yüreğimi şarkılar
Acılar, bekleyişler, tasalar
Neye yarar, neyi anlatır?
PHILLIP LEONIAN
"Hepimiz, kocaman bir koronun söylediği şarkıya, sadece ağzını kımıldatarak eşlik eden; ama, kendi sesini çıkarmaktan aciz bir noktadayız.."
- Andrei Tarkovski
Karanfil titriyor avuçlarımızda, sen bir kırmızısın uçsuzluğun, ben bir kırmızısı bucaksızlığın. Yoruyor ellerimiz alevi her türlü, parmaklarımızın arasında bir serçe göğe sönüyor.
Paul Delaroche
Nedir dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Irek Mukhamedov (Romeo) and Viviana Durante (Juliet) in Romeo and Juliet (The Royal Ballet, 1992)
“Ve ben merak ediyordum yerin ne zaman kırılacağını
Ve ben merak ediyordum kırılgan şeylerin nasıl hayatta kaldıklarını...”
pain that comes with love.
bir çiçek açtığında bir eski avluda diyor ki; çalıda sarı bir çiğdemim ben ve senin çok eski cümlen.
Eugène Carrière, The Contemplator, 1901, oil on canvas The Cleveland Museum of Art
"Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak."
Tablolar ve kitaplar.
Bir nesneyi algılamanın bedeli
Yitirmektir o nesneyi –
— Emily Dickinson
bana topraktan yaratıldığımı söylediler. bir avuç toprak alıyorum şimdi elime, kendimi yeniden ele geçirmek için yine kendi soluğumu üflüyorum ona*
“Koskoca yangınlara kafa tutarsın da göğsündeki mumu söndürmeye gücün yetmez.”