içime düşen bu ateşin içine düştüm.
Peter Solarz
tumblr dot com
🪼

祝日 / Permanent Vacation
noise dept.

#extradirty
NASA
KIROKAZE
TVSTRANGERTHINGS
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Product Placement
Not today Justin
Stranger Things

❣ Chile in a Photography ❣
One Nice Bug Per Day
i don't do bad sauce passes

titsay
d e v o n
trying on a metaphor

JVL

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from United States

seen from T1
seen from Spain
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Canada

seen from France

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Peru

seen from New Zealand

seen from United States

seen from United States
@kanliduvar
içime düşen bu ateşin içine düştüm.
içim soğudu
gözlerini kapattığında dünya duruyor sanıyorsun, bencilliğinden burnunun ucunu göremiyorsun. tüm insanlık uyuyor, bir senin yüreğin yanıyor. yan odada ağlamaktan nefessiz kalan bir sen varken diğer odada kahkahalar atılıyor sanıyorsun ama orda birileri ölüyor aslında. bazıları acıdan uyuyamaz, bazıları sevinçten dedin. kendini yerlere vuran sensin diye yüreğim elimde kalmadı sanıyorsun. bazıları ölür gece yarıları, bazıları yeniden doğar sabaha. mezarlıklarda çürüyenleri görmedin diye seni bu dünyada anlayacak kimse kalmadı sanıyorsun. biz hep ölenler olduk sen yaşama sevincini bağırırken. umudu cebine doldurdun diye herkes mor çiçeklerden taç taktı başına sanıyorsun ama o işler öyle yürümüyor bazen. sevinçten koşa koşa çıktığın caddede dün bir kız çocuğunun hayatı düştü yere. sanıyorsun ki tüm zorluklar yalnız sana. mühürlü gözlerini hiç açma. hayat bazen çiçek bahçesidir, yalnız sana.
@izlerinden
sigarayı da seni de bırakırdım güya
kendimi yok etmekle alakalı bir şeyler.
bana son kez öyle gülüver, yüreğim de sende kalsın.
doğru düzgün fotoğraf çekemem maalesef bu saatte
ben istanbulu çok seviyordum. adım attığım ilk anda nefret ettim bugün. söyleyin şu şehre, çocukluğumu geri versin, bu ne pislik böyle. ankarama geri gönderin beni.
kedime bakın
seni özleyeceğim
bir şehrin yalnızlığı, bir duvarın aşılmazlığı, bir çıkmazın kanlı duvarı, bir enkazın tuğlaları var göğsümde. bıçaklı bir saldırı, topa tutulmuş bir ev, camları kırılmış sığınaklar, yeri yerinden oynatan çığlıklar var göğsümde. bir çocuğun yarım anıları, bir genç kızın kırgın zamanları, bir annenin feryadı, bir zihnin kaçamadığı delikler var göğsümde. göğsümde acıların arta kalan yumak yumak tozları, köşe başlarında ağlayan adamları, dört odacığın sahip olduğu dört cansız bedeni var. yasaklı melodiler, sözleri kayıp şiirler, isimsiz mektuplar var göğsümde. göğsümde çığlık çığlığa ağlayan bebekler, ciyak ciyak bağıran köpekler, kesik bilekler, bir hastane odasının soğukluğu var. dinlenmemişlikler, duyulmamışlıklar, susmuşluklar, pes etmişlikler, vazgeçmişlikler var. kapanan gözler, toprak atılan hayaller, geride kalan şehirler, dermansız dizler var. bir de kaçtığım bir şehir.
ben bu şehirden kaçarken çocukluğumu yaktım. geri dönemeyeceğim insanlar bıraktım. başını okşayamayacağım sokak köpekleri, mamaları bayat kediler bıraktım. ev dediğim harabenin duvarlarında sessiz ağlamalar, giydiğim ayakkabılardan sızan kanlar, kırdığım aynalar, çiçeklerini yolduğum duraklar bıraktım. boynu bükük çocuklar, kızgın bulutlar, küsmüş bir güneş bıraktım. ayazında titreyen ellerimi bıraktım. dizlerimi titreten bir gülümsemeyi, her sabah indiğim ve her gece çıktığım o dik yokuşu bıraktım. kapısının anahtarını kaybedip durduğum bir oda, odada asılı ruhumu bıraktım. saydığım yıldızları, gülümsediğim yansımaları, beğenmediğim fotoğrafları, her baktığımda içimi sızlatan o tabloyu bıraktım. kelebeklenmiş tahılları, etiketi üstünde kabanları, tamamlanmamış yapbozları, okumadığım kitapları bıraktım.
kendimi aldım, bir de şarkılarımı. anıları da rafa kaldırdım. sonra beni parçalara ayıran bu şehre küstüm, küstüğüm yerde bıraktım yaşamayı, yaşanmamışlıkları.
kimsenin hiçbir şeyden haberi yok.
kaç, koş, kurtul. gökler doğruyu söyler ama bahaneler, bahaneler.
sabahlara çıkasım yok bu ara
gözlerinde bekliyor hüzün, ellerinde gizli gökyüzüm.
kedime bakın