eski bir sokakta, yüzüne değen parmak izlerim dışında, hayata başka bir iz bırakmak istemiyorum.

oozey mess

Origami Around
𓃗

No title available
cherry valley forever
Doug Jones
Show & Tell

blake kathryn
Keni
EXPECTATIONS
Monterey Bay Aquarium
Misplaced Lens Cap

#extradirty

Discoholic 🪩
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Love Begins
The Stonewall Inn
official daine visual archive
Cosimo Galluzzi
ojovivo
seen from New Zealand
seen from Israel

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Colombia
seen from Palestinian Territories
seen from United Kingdom
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Ukraine
seen from France

seen from Brazil
seen from United States
seen from Jordan
seen from Albania

seen from United States
seen from United States
seen from Indonesia

seen from Canada
seen from Brazil
@kaptanamerikababamolur
eski bir sokakta, yüzüne değen parmak izlerim dışında, hayata başka bir iz bırakmak istemiyorum.
ngk, bazen diğer insanların dertlerine bakınca diyorum ki benimkiler dert değil. ama hala çok acıtıyorlar.
Böyle şeylerin kıyası olmaz pekala istediğin kadar küçük görünen bir şeye büyük üzülebilirsin, duygular seri üretim değildir herkes başka yaşar
Vazgeçmiyorum, korkma. Tökezleyerek de olsa sözümü tutuyorum. Kapına kadar koştuğum anlar olmuyor değil ama kapıyı çalmadan geri dönüyorum. Sadece, bazen, saatlerce o kapının önünde oturuyorum.
-sobe
sevgimden şüphe ettirmediğim kişiler tarafından terk edilmemle meşhurum
nasıl koptuk biz. bağımız mı inceydi yoksa sen dünyanın en keskin bıçağını mı vurdun.
beni üzmek senin içine hiç dert olmadı, ben bununla savaşamam
"camı çerçeveyi indirip kırık parçaları benim toplamamı istersin. sen hep benden beklersin, çünkü yerinden eminsin."
"ayağın taşa takılsın ama düşme, duvara tosla ama canın acımasın. sana olan merhametim her zaman nefretimi yener, ben bununla barıştım."
"canım, bazı hayaller ne kadar geçmişte kaldı. şimdi seninle gülmek hayal bile değil."
“ya bak duru, şu mahallenin en pratik okeycisiyle konuşuyorsun. yani taşlara bir bakayım yirmi şekilde dizerim onları kafamda. ama senin şu söylediklerini koyacak bir yer bulamıyorum.”
"ben seni yerle bir etmek istiyorum. böylelikle biraz yanıma uzanırsın."
tamam ben çok kötüyüm ama yine de yüzümü sana çevirdiğimde daha az karanlıktım
Bir hayalin gerçekleşmesi çok az insanın başına gelebilecek bir fekakettir.
Düşünürken yüzünüzü ikiye ayıran o kocaman, içten gülümsemenin yavaş yavaş solması halidir.
Her şeye sahip olduğunuzu düşünürler.
Her şeye sahip olamazsınız.
Hiç kimse her şeye sahip değildir.
Gökyüzüne bakarken kulağınıza müzik dolması hali, güneşin ışıldaması ya da yıldızların parlaması, size başarabilirsin hissi veren tatlı bir rüzgar.
Bahar gibi bir koku derin derin içinize çektiğiniz.
Hala hayal kurabiliyorken böyle hissedersiniz.
Bunun mevsimle ilgisi yoktur, o his insana fırtına izlettirir omuzların diktir, yerle gök bir olur ama sen fırtınanın dizginlerini elinde tutuyorsun önemi olmaz.
Hayal kurabilmek böyle hissettirir.
Sonra bedeller ödemeye başlarsın, bu normal diye düşünürsün hiçbir yol bir de hayallere giden yol yıldız tozları ile kaplanmamıştır ki zaten.
Fedakarlıklar gelir ardından.
Evetler ve hayırlar konuşabildiğin tek kelimeler olur.
Evetler hep kendinden daha fazla vermen gereken anlar içindir.
Bir sen üşümeye başlarsın o mevsimde, üzerine bir kazak giyer devam edersin.
Hayırlar vazgeçtiklerin içindir.
Gidemediğin yerler, göremediğin insanlar, vakit ayırmadığın küçük anlar ve küçük mutluluklar.
Ellerin ve ayakların buz keser ama sorun değil, soğuğa alıştın.
Artık gülümsemediğini fark edeceksin.
Yatmak için uzandığında kıpır kıpır bir heyecanla düşler kuramadığını, yapman gereken bir yığın işi daha boşluklara sıkıştırmaya çalıştığını fark ettiğinde yüzündeki tüm kaslar artık gülümsememeye alışmıştı.
Yetişebileceğini düşündüğün anlar olacak ama hiçvir zaman sadece seninle ilgili olmayacak.
Çünkü bu dünyada her şey ekip işidir.
Kimse tek başına mahvetmez hayatını.
Bunun için bir ordu kalabalık bazen de bir avuç insan yeter.
Mevsimlerden bahar olacak, yaz kavuracak ama sen üşümeye devam edeceksin.
Sana yolu göstereceklerini mi sandın?
O gülümsemeyi ve minnetleri saklamalıydın.
Sana sadece eğerler verecekler.
Eğer bunu istiyorsan buna razı gelmelisin.
Eğer bunu istiyorsan önce bunun altından kalkmalısın.
Eğer kazanmak istiyorsan en çok benim cebimi doldurmalısın.
Eğer iyi olmak istiyorsan önce bana bunu kanıtlamalısın.
Yıldızların artık o kadar parlak ve çekici olmadığını mı düşünmeye başladın?
Karanlık hala o kadar yakınında değil halbuki.
Yol gözünde büyür, sapmadığın o sapaklarda kaçırdıkların paçalarına yapışır.
İnsan bir günde kaybetmez, kaybetmek disiplin gerektirir.
Kendinden çaldığın her “biraz daha zaman”da biraz daha kaybeder.
Zaman bir uzvunla bile ödeyemeyeceğin kadar pahalıdır.
Ama sen ne kolay verdin cebinde onca yıldır birikmiş taşlar gibi.
Kenarında ağlayıp durduğun denizlerin dibi zamanla mı dolu sandın?
Hayır, anladın ama çok yol aldın.
Buraya kadar geldim sonuna gitmeliyim dediğinde kaybetme işinde en iyilerinden biri oldun.
Boş yere mi yazıyor tabelalarda köprüden önceki son çıkış diye.
Geri dönemeyeceğin yerler vardı ve sen şimdi o çizgiyi de aştın.
Başardığın şeyler yok değil, bunca kayıba kimin olmazdı ki?
Ama gökyüzüne bakıp gülümseyerek hayal kurabilir misin şimdi?
Hangisi zor?
İşte yıldızlar böyle terk eder insanı.
Baksan gökyüzü hala mavi.
Yine boşluk.
Beraberinde o yetersizlik hissiyle birlikte.
Bir daha hiç mutlu olamayacakmış gibi.
Bir daha.
Hiç.
Olamayacakmış.
Gibi.
Biriyle arandaki ilişkinin sonlandığını veya sonlanması gerektiğini nereden anlarsın?
Yorduğunda malsf
Bir ilişki seni yoruyorsa bırakman mı gerekir?
Gerekliliğini bilmiyorum aşko. Ara ara herkes yorulur ve işler ters gidebilir sorunlar olur ama bu sürekli olan bir şeyse ben sürdürmem. İnsan insanın yolu da durağı da olmalı