PALŞAIMLARI BEĞENİNKİ DEVAMI GELSİN
Color Me Curious

Origami Around
macklin celebrini has autism

Love Begins

oozey mess

ellievsbear
Claire Keane

@theartofmadeline
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
taylor price

blake kathryn
art blog(derogatory)

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Game of Thrones Daily
official daine visual archive
ojovivo
No title available
Phantogram Three
Monterey Bay Aquarium

seen from T1

seen from Greece
seen from United States
seen from Italy

seen from Saudi Arabia
seen from Iraq
seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States

seen from Austria

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Poland
seen from Argentina
@kastamonuludede37
PALŞAIMLARI BEĞENİNKİ DEVAMI GELSİN
Damadım Kızımı Sikerken Seyretmek Beni Çıldırttı 4
Damadımla hiç bir şey yaşanmamış gibi yazlığa geldik. Damadım 1 gün kalıp, kızım ve torunum ile İstanbul'a döndüler. Benim günlerim ise eskisi gibi devam etmeye başladı, tek farkı bir hafta boyunca acısı geçmeyen götümdü. Yazlığı kapatıp Adapazarı'na döndüğümüzde ise, iyice sıkılmaya başlamıştım. Gündüzleri sıkıcı komşu sohbetleri, akşam kocam ile seyredilen diziler ve gereksiz akraba dedikoduları. Samimi olduğum birkaç arkadaşımla cinsel hayatları hakkında yapmaya çalıştığım konuşmalar ise başarısızlıkla sonuçlandı. En yakın arkadaşım, benden 10 yaş genç olan Müge, en fazla bilgi paylaşan oldu. Ama onun da hali benden farklı değildi. Kocasının haftada bir yarım yamalak yaptığı işi seks zannediyordu. Yıllarca benim de aynı yalan içinde yaşadığımı, ama sikilen kızımı gördükten ve damadın kalın yarağını yedikten sonra kadınlığımı nasıl fark ettiğimi anlatamadım. Birkaç gece, yatarken kıçımı kocama dayayarak onu tahrik etmeye çalıştım. Ama kocamın siki kalkmadığı gibi, beni tatmin etmek için bir çaba harcamakta aklının ucundan bile geçmemişti. Damat ile kızım birkaç hafta sonra bizi ziyarete gelmişti, ama tüm yalnız kalma çabalarıma rağmen damat bana karşı mesafeli duruşunu sürdürmüştü. Artık sabahları kocamı evden gönderdikten sonra ilk işim küvete uzanmak ve sıcak su ile masaj yaptığım amıma parmak veya salatalık sokarak kendimi tatmin etmekti. Bir erkek ile el sıkışırken bile utanan ben, artık eve gelen misafirlerin çaktırmadan önlerine bakmaya, yaraklarının nasıl olduğunu hayal etmeye başlamıştım. Bir ay daha böyle geçti. Muhafazakar bir çevrede olmasak, sokağa çıkıp önüme gelen ilk erkeğin üzerine atlayacak hale gelmişken, kızım aradı. Ankara'da bakanlığın düzenlediği bir seminere katılması gerektiğini, bir hafta onlara gelip çocuğa bakıp bakamayacağımı sordu. Ben heyecandan, "Bilmem ki..." gibi kelimeler gevelerken, kocam, "Tabii ki gidersin, tek torunumuz!" diyerek lafa atıldı. Nasıl hazırlandığımı, nasıl otobüse bindiğimi hatırlamıyorum. Kızım beni karşıladı. Eve gittik, iki saat sonra da taksisi geldi ve havaalanına gitmek için yola çıktı. Bu süre içinde damat sadece kızım ile telefonda konuşmuş, beni sormamış, ama geç geleceğini söylemişti. Saat 22:00 gibi torunu yatırdım, geceliğimi giyip TV karşısına oturdum. Damat bir iki saat sonra halen gelmediğine göre, yine birilerini sikmeye gitmiştir diye, içimi kaplayan üzüntü ile ben de yatağıma gidip yattım.
10 dakika sonra telefonun sesine zıpladım. Arayan damadımdı. "Uyudun mu?" diye sordu. Cevabımı beklemeden, "Şimdi yemekten çıktım, yarım saat sonra evdeyim. Eğer kaldığımız yerden devam etmek istiyorsan, bizim yatak odasında beni hazır bekle. Yoksa kendi odanda kal ve bu konuşmayı unutalım!" dedi. Yarım saat bana yarım sene gibi geçti. Anahtar sesi duydum ve kapı açıldı. Damat önce mutfağa gitti, birşeyler içti, sonra çocuğu kontrol etti. En son benim odamın kapısı açıldı. Nefesim kesilecek gibi olduğunda, yatak odasının kapısından damat, "Burada olmayacağından çok korktum!" dedi.
Yarım saat içinde amımdaki tüm kılları almış, vücudumu kremlerle ovup, çırılçıplak pikenin altına girmiştim. Damat ceketini çıkartıp banyoya giderken, bir yandan da konuşuyordu. Biraz alkollü olduğu belliydi. "Kızını sikerken bile hep senin koca götünü hayal ediyordum. Bir hafta her gece beraberiz. Sonrasında da her fırsatta karım olmanı istiyorum!" diyordu. Yanıma geldiğinde üstünde sadece boxeri vardı. İlk defa bir erkek beni arzulayan sözler söylüyordu. Kadınlık gururum okşandı, "Ben de seni düşünerek geçirdim bir ayı. Bir daha dayanamam bu kadar süre!" dedim.
Der demez de pikenin altından çıktım, damadın kalkmaya başlayan sikini serbest bıraktım. Damat halen ayakta dikiliyordu. Ben ise yatağın kenarına oturmuş, aç kurt gibi kalın sikine saldırmıştım. Yarıya kadar ağzıma alıyor, sonra çıkartıp yüzüme sürüp, taşaklarını emiyordum. Damat, "Yavaş ol!" diyerek yanıma oturdu. İki genç sevgili gibi elleri ile yüzümü kendine çevirdi ve "Nihayet, sakin sakin, ikimizin de istediği gibi sevişebileceğiz. Bu bizim gerdek gecemiz olsun!" dedi. Ufak bir öpücük kondurdu dudaklarıma, sonra bir tane daha. Yavaş masum öpücükler ile devam ederken, sanki çekinir gibi elini göğsüme koydu. Şimdi yavaşça dili ağzımın içindeyken, bir eli göğsümde, diğer eli kalçamda idi. "Bu göt için her istediğini yapmaya hazırım. Sikilmek istediğinde çağır, her yerden gelirim!" gibi laflar fısıldıyordu kulağıma.
"Şimdi yavaşça uzan ve gözlerini kapat, ilk gecemizde kızına ne yaptığımı göreceksin!" dedi. Ağırlığını hafifçe üzerime vererek, dudaklarımdan başladı. Çok yumuşak ve yavaşça, ama hiç ara vermeden, birden fazla yerimi uyararak sevişiyordu. Boynumu öperken, bir eli göğüslerimde, siki ise bacak arama sürtüyordu. Göğüs uçlarımı emerken ise eli de kalçalarımı incitmeden sıkıyordu. Gerçekten de ilk sevişmesini yaşayacak bir genç kız gibi beni hazırlıyordu. Dakikalar sonra dudakları göbeğime, oradan dilinin ucu ile bir çizgi çizerek amıma indi. Şımartılmak, dakikalarca sevilmek ayaklarımı yerden kesmişti. Ufak dil darbeleri ile aşağı yukarı geziniyor. Elleri ile bir göğsümü ve kalçamı yavaşça okşuyordu. Benim inlemelerim arttıkça o da hızlandı. Şimdi yüzünü tamamen etli amıma gömmüş dilini tamamen içime sokmuştu.
Ben tam orgazm olmak üzereyken, "Yeterince ıslandın artık!" dedi ve kendini yanıma bıraktı. "Üzerime otururken seyretmek istiyorum!" dedi, "Amına girerkenki her anı, yeşil gözlerini, koca memelerini görmeliyim!" dedi. Bir erkek işte böyle olmalıydı, güven vermeli kadına. Kalktım kalın yarağın üstüne, onun istediği gibi yavaş yavaş oturmaya başladım. Amım ıslaktı, ama bir aydır sik görmediğinden alırken zorlanıyordu halen. Görmek istediği de buydu. Am dudaklarımın gerilmesi, gözlerimde oluşan hafif yaşlar, göğüs uçlarımın dikleşmesi. Hazır hissedince kendimi tamamen bıraktım ve rahatlıkla köküne kadar oturdum üstüne...
Oturup kalkacak yaşta olmadığımından kalçalarımı oynatmaya başladım. O da doğrularak göğüslerime yumuldu. Bir yandan da kalçalarımdan beni biraz kaldırıp, tekrar sikin üzerine oturtuyordu. "Hadi senin bu yarak, istediğini yap!" diye bağırıp, parmaklarını kalçalarıma geçirince, kalçalarımı daha büyük dairelerle kıvırmaya ve elimden geldiğince oturup kalkmaya başladım. Sikinin kocaman başını amımın her noktasında hissediyor, boşta kalan ellerimle onun bacaklarından güç almaya çalışıyordum. Amımın kasılmalarını hissetmeye başlayınca, "Anlat hadi orospum, neler yapıyorum sana, yarak yemeği mi öğreniyorsun?" demeye başladı.
Kendimi kaybedercesine dizlerim ve göğüslerim titremeye başlarken, "Evet, kuman oldum senin, istediğini yap bu yaşlı orospuya!" gibi laflar ağzımdan döküldü. Amımın içindeki alev beni halsiz bırakıp, pelte gibi üzerine yığıldığımda, ısırarak alt dudağıma yapıştı. Sonra, "Ben de geliyorum aşkım, dayan biraz!" diyerek kucağında zıplatmaya devam etti. Çok geçmeden kocaman taşaklarındaki tüm döller amımı doldurdu. Sikini içimden çıkarmadan nefes nefese bir süre birbirimize sarılarak oturduk.
Nefes alışlarımız düzene girdiğinde, hafif inmiş siki halen içimdeyken sessizliği bozdu. Bu arada içimden akan döller ve içime hapsettiğim kalın sik kendimi çok güçlü hissettiriyordu. "Aslında... Üç yıldır seni izliyordum!" dedi. Şaşkınlıkla baktım. "Evlendiğimizde aklımın ucundan bile geçmiyordun, bir de kapalı olduğundan zaten vücudunu görmüyordum. Ama tam Banu'nun hamileliği döneminde seni bir gece gecelikle gördüm. Benim uyanık olduğumu bilmeden mutfağa gittin. Salonda idim. Loş ışıkta su almak için eğildiğinde koca götünü gördüm. Zaten Banu'nun hamileliği yüzünden dolu idim, senin götünü düşünerek 31 çektim. O günden sonra her eğilmeni kaçırmamaya çalıştım. Geçen ay yaşadıklarımız bir rüya idi benim için!" dedi.
Bunları anlatırken kıpırdanmaya başladı içimdeki siki. İçine dolan kanı ve amımın içinde genişlemesini hissetmek yeni tecrübelerdi benim için. Ona, "Sende öğrendim gerçek seksi! Vücudumu bile tanımıyormuşum!" dedim. Ben konuşurken boş durmuyor, iyice irileşen meme uçlarımı emiyordu. "Ne var yaşamak istediğin? Mesela hiç pørnø seyrettin mi?" dedi. "Hayır!" dedim. "Tamam, hemen yarın hallederiz onu! Başka? Sarhoş oldun mu? Veya uyuşturucu kullandın mı?" dedi. "Hayır, istemem, yeterince günahım var zaten!" dedim. Güldü. Bu arada tamamen kalkan sikini hafif hafif amımda oynatıyordu.
Sikini çıkarmadan yatağa yan çevirdi. Arkamdan vücuduma tamamen yapışmış, yavaşça sikerken devam etti sorgulamaya. "Bir kadın ile sevişmek?" dedi. Hayır anlamında kafa salladım. Elleri ile amıma önden baskı yapmaya ve daha sert sikmeye başlamıştı. Durdu, amımdan ve döllerinden sırılsıklam olmuş sikini göt deliğime dayadı. Tükürüklediği bir parmağı ile yol açıp başını soktu. Bıçak saplanmış gibi, "Ahhhh!" diye inledim. "Bu göt hep aralık gezeceksin bundan sonra, alış artık!" dedi. Bol tükürük ve am sularım ile yavaş yavaş tamamı yerleşti. İçime bir sopa saplanmış gibi hareketsizdim. Bu siki ilk aldığımda içinde bulunduğum ruh halinden anlamamıştım, ama şimdi göt kenarlarımın niye kanadığını çok iyi anlamıştım.
Yine boynuma eğildi, "Peki sikilirken seyredilmek?" dedi. Tekrar kafa salladım. Bu arada götümden tamamen çıkartıp, iyice tükürükleyerek tekrar yavaş yavaş soktu. Biraz daha soğuk olması rahatlatmıştı. Taşakları amıma çarparak, orta karar bir ritmde götümü sikiyor, havaya diktiği sol bacağımın arasından amımı okşuyordu. "Ben başkasını sikerken seyretmek?" dedi. "Hayır! Kızım ve bana aitsin sen, paylaşmam..." diye inleyebildim sadece. Tamamen köpekleme pozisyonuna çevirdi ve kalçalarımı tokatlarken sert sert götümden sikmeye başladı. "Ya ben seni paylaşsam? İki kişi birden sikse bu koca götü?" dedi. Kafam tamamen yastığa gömülü, ellerimle çarşafları çekiştirirken ağzımdan bir cevap çıkamadı. Amımdaki elinin baskısı, diğer elinin kalçalarıma pençe gibi yapışması ve götümde kıpırdamama engel kalın bir yarak mı cevap vermeme engel oldu, yoksa iki sik lafını duyunca ıslanan amım mı bilemiyorum.
Damadım ise kontrolden çıkmış, bağıra bağıra götümü sikmeye devam ediyordu. Amımı okşayan elinin tek parmağını içime sokup, kalın sikini de götümden tamamen çıkartıp tekrar sokmaya başlayınca, ben de tekrar kendimi kaybedercesine boşaldım. Biraz daha devam etti, sonra, "Aç ağzını!" diye bağırdı. Ağzımı açar açmaz gırtlağıma kadar girmesi bir oldu ve daha kendime gelemeden boğazımdan aşağı dölleri süzülmeye başladı. Başımı öyle bastırmıştı ki, mecburen hepsini yuttum. Bu sefer midem bulanmamıştı. Azgınca hırlaması azalırken saçlarımı bıraktı. Ben de kırk yıllık bir orospu gibi ağzımda küçülen siki iyice temizleyip çıkardım.
Sarıldı tamamen, başka birine dönüşmüş gibi nazikçe öptü ve "Burada uyuyalım!" dedi. Brbirimize sarılıp uyuduk. Sabah çocuk görmesin diyerek erkenden uyandım. Ayağa kalkınca göt deliğimden içime hava girdiğini fark ettim. Sadece kendi odama gidip, yatağa yattığımı hatırlıyorum. Bir de sabah başımda dikilen torunumun, "Hadi uyan anane!" demesi ile uyanmamı.
Geriye bakınca anlıyorum ki, iki yıldan beri süren seks maceramın sınırsızlık aşaması, aslında o gece ile start almıştı
DEVEM EDECEK...
Damadım Kızımı Sikerken Seyretmek Beni Çıldırttı 3
Yolda damat devamlı telefonla konuştu, "Ciddi olamazsın! Tamam, bana birkaç ekran görüntüsü gönder!" gibi lafları duyarken derin bir uykuya daldım. Bu yaşta üst üste yaşadığım orgazmlar beni perişan etmişti. Damat arabanın dışından, "Anne uyan!" dediğinde, yolun neredeyse sonuna gelmiştik, bir mola yerinde olduğumuzu gördüm. "Birer çay içelim diye durdum!" dedi. Oturduk, bana çay, kendisine enerji içeceği geldi. Damat hiç konuşmuyordu. Sonra bir anda, "Dün gece yaptıklarının bir açıklaması var mı?" diye sordu. Cevap veremedim. Dün uyuyakaldığında bir yandan en yakın arkadaşı ile Chat yaptığını, Webcamdan herşeyi gören arkadaşının bazı anları kaydettiğini ve ona ekran görüntülerini gönderdiğini, Banu'yu (kızımı) çok sevdiğini anlattı. Ben de ona bakamadan, biten cinsel hayatımı, onları sevişirken nasıl seyrettiğimi bir iki cümle ile anlattım. Damadım belki bir 15 dakika sessizce oturdu. Telefonuna gelen mesajlara, yani benim resimlerime baktı ve bana da gösterdi. Ben ise, "Ne yaptığımı bilmiyordum inan, affet beni!" diyerek ağlamaya başladığımda, damat birşey demeden kalktı gitti. Bir 5 dakika sonra geri geldi, "Kızını arıyorum!" dedi. O an ölmek istedim. "Alo aşkım, ben işten yeni geldim eve, bu saatte yola çıkmayalım, yarın erkenden geliriz dedik annenle!" dedi. Telefonu bana uzattı, ben de aynı şeyleri tekrarladım. Telefonu kapattığında, ben sorar gözlerle damadıma bakarken, elimden tutup kaldırdı, "Konuşma ve ağlama, gel benle!" diye emretti. Yürüdük, mola yerinin yan tarafındaki Motele doğru gidiyorduk. Ben, "Ama..." diye söze başlarken, damadım, "Sus demiştim!" dedi. Ben az önce masada ağlarken, damadımın Motelden oda aldığını anladım. Kimsenin şüphelenmeyeceği, üzgün, tesettürlü yaşlı kadın ve şık adam odamıza girdik. İçeri girince, "Bak evladım..." dedim. Damat ise bana bakmadan dolaptan bir bira alıp açtı. Ceketini gömleğini ve pantolonunu çıkardı, sadece Boxer ile kalmıştı. Bana, "Soyun ve yanıma gel! Ama başörtün kalsın!" dedi emredercesine. Kıpırdayamıyordum. Yanıma yaklaştı, önce pardösümü, sonra içimdeki gömleği, beni hiç okşamadan çıkardı, uzun eteğimi yere indirdi. Ben iç çamaşırlarımla dikilirken, etrafımda bir tur atıp beni inceledi. "Beklediğimden iyiymişsin, bakalım neler biliyorsun!" dedi. Bana orospu gibi davranmasına çıldırmıştım. Elbiselerimi geri almak için eğildiğimde, beni kolumdan tutup yatağın üstüne devirdi. "Kaçma, uyuyanını değil, canlısını yiyeceksin!" dedi. Bir dikişte birasını bitirdi. Ben bacaklarımı ve ellerimi göğsüme çekmiş, top halinde kendimi korumaya çalışıyordum. Elini dizimin üstüne koyarak yanıma oturdu. Kulağıma eğilip, "Sabaha kadar benimsin, sonra herkes kendi hayatına devam edecek!" dedi. Cevap vermedim. Boynumu öpmeye ve sutyen üzerinden göğüslerimi okşamaya başladı. Diğer eli ile dizimden sıkı sıkı kapadığım bacak arama doğru indi. Tepki vermediğimi görünce bıraktı. Boxerini da çıkartıp, ters şekilde uzandı ve ayaklarımı öperek, elleriyle de kalçalarıma dokunmaya başladı. Güçlü yanını biliyordu ve elimin yanında duran yarı kalkmış kalın sikini bana göstermek için bunu yapmıştı. Topladığım bacaklarım yavaş yavaş aralanırken, o da çamaşırım üzerinden amımı avuçladı. Yavaş yavaş dudakları bacaklarımdan amıma doğru çıktı ve külodumu yana çekip, amıma ilk öpücüğü koydu.
Bu sırada tam 69 pozisyonu almış, sikini ağzıma doğru sallıyordu. "Yalandı mı bu am hiç?" dedi. "Hayır! dedim. "Bu gece tüm bekaretlerin gidecek!" dedi. Dili değdiği an kendimi tamamen saldım. Benim onun temposuna uyumayacağımı anlayıp yan çevirdi, şimdi siki dudaklarımın ucunda, onun dudakları ise bacak aramda idi. Dili ile amımın çevresini dolaştı, bu arada elleri de götümü avuçluyordu. Önce klitorisimi dilliyor, sonra dilini amımın derinliklerine sokuyordu. Ben de çekinerek başladığım sik yalamada hızlanmış, yarısını ağzıma sokmaya başlamıştım. Arada, "Dişlerine dikkat et!", "Orasını yalamaya devam et!", "Evet, işte öyle!", "Güzelll!" gibi komutlar ile beni yönlendiriyordu. Götümü avuçlayan bir elinin parmakları ile göt deliğime masaj yapıyor, ilk defa erkek eli değen yerlerim am suları ve tükürükleri ile ıslanıyordu.
Birden sikini ağzımdan çekti, beni misyoner pozisyonuna çevirerek hızla amıma tekrar yumuldu. Dili ve bir parmağı ile iştahla amıma girip çıkarken, diğer eli götümü kendine doğru kaldırıyordu. Ben de sütyenimi sıyırmış, kendi göğüslerimi sıkarak aldığım zevki katlıyordum. Bir iki dakika içinde amıma yaptığı baskı ve klitorisimi emmesi, dün geceki gibi bir boşalmayı getirdi. Önce yavaş dalgalar, sonra vücudumu saran bir ateş ve yay gibi kasılma. Damadım ise geri çekilmiş beni seyrediyordu. "Aynı kızın gibiydin! Ama ustalaşman gereken konular var!" dedi.
Anlamıştım, önce sikinin başını ağzıma aldım, sonra elimle taşağını okşamaya başladım. Haşmetli taşaklarını koklamayı ve öpmeyi daha çok sevdiğimi fark ettim, bir elimle ona 31 çekerken taşaklarını emmeye toplarını tek tek ağzıma almaya başladım. "Aferin bunu çok sevdim!" dedi. Bir iki dakika böyle devam ettim. İnlemesi ile birlikte iki elimle birden kalın yarağını okşamaya başladım. Damadım böğürerek boşalmaya başladı, ilki yatağın üzerine, diğeri tam burnuma gelen iki damladan sonra çıkanlar avucumu doldurmuştu.
Ben lavaboya gidip geldiğimde giyinmişti. "Ne oldu?" dedim panikle. "Yok bir şey! Sen dinlen biraz, ben içecek bir şeyler alıp geleceğim, gece daha bitmedi!" dedi. Çıplak vücudumun üstüne çarşafı çekerek yattım, başımdaki örtü halen duruyordu, onu da çıkararak biraz kestirdim. Uyumuşum. Odaya girdiğini ve fermuar sesini hayal meyal duydum, ama yorgunluktan kıpırdayamayacak haldeydim. Komidinin üstüne bir poşet bıraktı. Arkadan bana sarılıp yattığında çırılçıplak olduğunu anladım. Yüzümü kendisine çevirdi ve ilk defa bir sevgili gibi dudaklarıma yapıştı. Dili ağzımın içinde iken, elleri de göğüslerimi yoğuruyordu. Sadece öpmesi bile genç kız gibi ıslanmama neden olmuştu...
Telefonumun sesine ayrıldık. Arayan kocamdı, ona da aynı yalanı atarak telefonu kapattım. Yıllarca sevdiğimi zannettiğim adamın aslında bana hiç bir şey yaşatmadığını o an farkettim. Gençken zor kalkan siki, 65'inden sonra hiç kalkmıyordu zaten ve ben her erkeğin böyle olduğunu sanacak kadar salaktım. Bu arada damat, "Bu göğüsler ve koca götün keşke kızında da olsaydı!" diyerek sertçe emiyor ve kafasını göğüslerimin arasına sokuyordu. Bu övgüler kendime güvenimi artırmıştı, "Sabaha kadar senin onlar!" diye inledim.
Damat, "Şimdi biraz götün ile ilgilenelim!" deyip ters çevirdi beni. Sırtımdan başlayarak öpücükler ile götüme kadar indi. Getirdiği poşete uzanıp birşeyler aldı. Az sonra ben sırtıma ve götüme yayılan soğukluktan irkilince, "Bebe yağı! Bu koca götü parıl parıl görmek için aldım. Koca götlere hastayım ve güzel kızın ne yazık ki küçük götlü!" dedi. Tüm vücudumu yağladı, en çok götümü yağladı. Arada küçük tokatlar atıyor sonra öpüyordu. Yağlı elinin iki parmağı ile amıma masaj yaparken, diğer eli göt deliğimi ovalıyordu.
Yaptıklarını bana anlatıyor ve bu beni iyice çıldırtıyordu. "Götün iyice kızardı, amın nasılda beni bekliyor, orospu gibi!" dedi. Belimin altına bir yastık koyarak, hem götümü hem amımı seyredecek şekilde arkamda durdu. Sonra yavaşça kalın sikinin başını amıma dayadı. Ben irkilince, "Korkma yağladım iyice!" dedi. O kadar nazikçe soktu ki, hiç canım yanmamış, ama sikin kalınlığı ile amım dolmuştu. Yavaş yavaş gidip gelirken, göt yanaklarımı sıkıyor ve göt deliğimle amıma karışık bebe yağı dökmeye devam ediyordu.
İkinci orgazmımı yaşarken, damadın temposu hızlanmış, ama baş parmağı da tamamen götüme girmişti. Bebe yağının amım için olmadığını o an anladım. Siki içimde hareketsiz dururken kulağıma eğildi, "Bekaretini bana vermeye hazır mısın?" dedi. Korkuyordum ve düşünemiyordum. Tekrar sordu. Sikini yavaşça amımdan çıkartırken, götümdeki parmak sayısı ikiye çıkmıştı. Cevap veremiyordum, ama götümü biraz daha yukarı kaldırdım. Parmaklarının arasından biraz daha soğuk yağ götümün içine aktı. Damat işini biliyordu. "Hazırsın, sakın kendini sıkma!" dedi. Parmakları çıkar çıkmaz sikinin kalın başını hissettim götümde. Milim milim ilerken, yağ dökmeye devam ediyor, duyduğum acıyı bu soğukluk azaltıyordu.
Durdu, geri çekilip yine soktu, bu sefer mantar başı içimdeydi. Gözlerimden yaş geliyordu. "Korkma, artık bakire değilsin, tam bir kadın olmak üzeresin!" dedi. Kafamı yastığa bastırınca kıçım iyice gerildi ve kolum kalınlığındaki sik yırta yırta götüme yerleşti. "Bu göt benim artık, ona çok iyi bakacaksın!" diye bağırıyordu. Durdu yine yağ dökerek götümü serinletti. "Kızın ilk aldığında bayılmıştı, ama senin götün onunkinden daha güzel!" dedi. O anda, "Beni de bayılt!" dedim. Demez olaydım. O nazik sikici gitti ve bir anda götümü hoyratça siken bir hayvan geldi.
Tamamen sokup tekrar sokuyor, götümü tokatlıyor ve bu arada iyice darlaşmış amımı parmaklıyordu. Üzerime tamamen abanmış, ben altında ezilirken, terden kayıyordu vücutlarımız. Acımasızca üzerime yğılmışken sırtımı ısırıyor, tırnaklarını kalçalarıma batırıyordu. Taşaklarını amıma çarpmaya başlayınca her yer karardı, inlemelerim kontrolsüzleşti. "Al bakalım orospu!" demesi ile döllerinin sıcaklığını götümde hissedince ise bayıldım.
Gün ışırken beni uyandırdı. "Yarım saat içinde yola çıkıyoruz, ama kahvaltını iyi yemen lazım, uzun süre yiyemeyeceksin!" diyerek kalın sikini ağzıma dayadı. Bu sefer döllerinin hiçbir lokmasını ziyan etmedim...
Köyümüzün Amcıkları, İzmirin Amcıkları 3
Evde biraz daha oyalanıp, tekrar düğüne giderim diye düşünmüştüm, çünkü daha halalarımın ve amcalarımın oğullarıyla görüşmemiştim. Ama sonra gitmekten vazgeçtim, nasıl olsa düğün 3-4 gün sürecekti. Evde kalıp kafamı dinledim. Vakit geceyarısını geçtiğinde, düğün evinden taa bizim eve duyulan ekolu müzik sesleri de kesilmişti. Galiba yavaş yavaş bu geceki eğlence bitiyordu.
Az sonra da babam beni aradı ve birazdan eve geleceklerini, yanlarında yatılı misafirler olacağını, ev dağınıksa şöyle bir toparlamamı söyleyip kapattı telefonu. Hassiktir, nerden çıktı lan şimdi bu? Tanımadığım bir sürü akrabanın eve doluşacağı düşüncesi canımı sıkmıştı. Mutlaka benim odaya da 3-4 kişi vereceklerdi yatmaları için. Katlanamazdım ben bu işe. Aklıma bizim evin bodrumu geldi... Evimizin bodrumu sanki benim ergenlik anılarımın müzesi gibidir. İlk sigaramı orda içmiştim. İlk pørnø dergisine orda bakmıştım. İlk 31'imi orda çekmiştim. Halamın oğlu Vedat'ın gizlice dayısından yürüttüğü, benim de Vedat'tan ödünç aldığım (Fırıncı Kızı Lükres'in Günahları) isimli seks kitabını da orda okumuştum. Kitap okadar azdırıcıydı ki, okurken yarağım patlayacak gibi olurdu.
Hatta birkaç kez küloduma bile boşalmıştım. Sırf o kitabı bir an önce okuyup bitirmek istediğimden, ailemi zorlayıp bodrumdaki kullanılmayan büyük tahta sedirin üzerine yorgan döşek indirtmiştim. Ve orda yatmıştım birkaç gece. Kitap bitene kadar kaç kez 31 çektiğimi hatırlamıyorum. Zamanla orası artık benim ikinci odam olmuştu, haftada bir iki gece orda yatardım. Annem her seferinde bana çok kızar ve yukarıda kendi odam varken niye bodrumda yatmak istediğime anlam veremezdi. Ama babam, "Hanım bırak nerde istiyorsa orda yatsın, oğlumuz artık erkek oluyor!" demişti bir keresinde. Yıllar olmuştu bodrumda yatmayalı. Şimdi de bodrumda yatacaktım. Bizimkiler misafirlerle gelmeden yorganı döşeği, eşofmanlarımı ve Laptopumu indirdim bodruma. Tahta sedire hazırladım yatağımı. Çıktım yukarı, babamları beklemeye başladım. Babam, kimin nerede yatacağının düzenlemesini yapmak için önden gelmişti. Misafirler annemle birlikte geleceklermiş.
Babama bodrumda yatacağımı söylediğimde, "İyi, iyi! O zaman problemi çözdük! Şimdi kızların 3-4 tanesini de senin odanda yatırabiliriz!" dedi. Şaşırmıştım, "Kızlar mı? Kimler geliyor ki?" dedim. "Valla bilmiyorum, ben ordayken halaların, kim kimin evinde yatacak diye konuşuyorlardı, bir sürü yatılı misafir varmış. Annen de halalarının evlerinde yatacak yer açılsın diye, kızların bizim evde yatabileceğini söyledi. Gelirler birazdan!" dedi. Şansa bak be! Ben, yaşlı başlı, sıkıcı akrabalar gelecek diye düşünürken, babam kızların geleceğini söylüyordu. Bodrumda yatacağımı söylediğime köpekler gibi pişman olmuştum. Ama şimdi kıvıramazdım, mecburen bodrumda yatacaktım. Kahretsin, belki de acaip bir fırsatı kaçırmıştım.
Bir an için, evin içinde 8-10 tane kızın gecelikle pijamayla dolaştığını, banyoya tuvalete o halde girip çıktıklarını, sonra da ikişer üçer kızın aynı yatakta birbirlerine sarılarak yatacaklarını gözümün önünde canlandırdım. Sonra da Zeynebin, köydeki karıların kızların hakkında söylediklerini düşündüm. Yarağım kıpırdamaya başlamıştı, babamın yanında çadırı kurmamak için, elimi cebime sokup, yarağımın isyanını bastırdım. Karanlık bahçede kızların neşeli sesleri yaklaşıyordu. Az sonra verandanın bahçeye vuran ışığında göründüler. Ellerinde çantalar, bazılarında poşetler vardı, ki içlerinde geceliklerinin olduğunu tahmin ediyordum. Öndeki grupta, 16-17 yaşlarında 4 kız, ikişer ikişer kol kola girmişler, birbirlerine birşeyler söyleyip kıkırdaşıyorlardı. Arkadaki grupta 5 kız vardı, onlar yaşça bir iki yaş daha büyük ve biraz daha ağırbaşlıydılar.
Ama onlar da kol kola girmişler ve neşeliydiler. Gelen kızların hiç birini tanımıyordum. Ama muhtemelen çoğu, yada hepsi halalarımın kızlarıydı ve onların hepsi beni tanıyorlardı. Bizim köyden tek üniversitede okuyan bendim ve bu da köyde parmakla gösterilmemi sağlıyordu. Ama annemin işgüzarlığına da anlam verememiştim. Yoksa beni evlendirmek için kız mı seçmeye çalışıyordu? Çünkü annemde son zamanlarda gelin adayı bulmak gibi bir takıntı ortaya çıkmıştı. Annem henüz gelmemişti. Kızlar içeriye girerlerken, kapıda hepsine tek tek, "Hoş geldin!" deyip, tokalaştım. Tokalaşırken kızlardan bir sinyal alabilirmiyim umuduyla, en ufacık detayları dahi kaçırmamaya çalışıyordum. Bir iki tanesi sanki elimi hiç bırakmayacak gibi tokalaşmıştı. Ben elimi çekmesem onlar da çekmeyecekti. Öyle tokalaşanların gözlerine biraz daha içten baktım. Ve aynı içten karşılığı aldım. O anda tek düşüncem, acaba bunlardan birini sikebilirmiyim idi.
Çok geçmeden annemin sesi duyuldu karanlık bahçeden, galiba birileri daha vardı yanında, onlarla konuşuyordu. Az sonra onlar da verandanın önünde göründüler. Annemin bir koluna Zeynep, diğer koluna da Fidan girmişti. Doğrusu onların geleceğini hiç beklemiyordum, tam sürpriz oldu bu. Onlara da, "Hoş geldin!" deyip, tokalaştım.
Tokalaşırken Fidan elimi kuş gibi hafif tuttu ve hemen çekti elini. Gözlerime de bakmamıştı. "Hoş bulduk Harun abi!" demesi ise beni daha çok şaşırtmıştı. Annemin herşeyi anlamasından korkuyor gibi bir hali vardı sanki. Yada aklı sıra, anneme, ne kadar ağırbaşlı, nekadar hanım hanımcık bir kız olduğu imajını vermeye çalışıyordu kurnaz şey! Hem ne diye annemin koluna girmişlerdi ki? Belki de akılları sıra, onları birdaha sikmeyeyim, veya resimleri kimseye göstermeyim diye anneme sığınmışlardı? Zeynep'le tokalaşırken, orta parmağımla avucunun içini birkaç kez kaşıdım. Zeynep hemen bakışlarını yere dikerek elini çekti ve "Hoşbulduk Harun!" diyerek içeri geçti.
Bizim köyde, hala oğulları, amca oğulları ve arkadaşlar arasında (Tokalaşırken avuç içi kaşıma) hareketinin anlamı ergenlikten beri bilinir. Bu hareket (Seninle sikişmek istiyorum!) anlamına gelir.
Orta okuldayken bir keresinde halamın oğlu Vedat yapmıştı bu hareketi bana. Ben de, "Siktir amına koduğumun çocuğu! Senin ananı bacını sikerim, ben ibne miyim lan!" diyerek yumruğu yapıştırmıştım. Vedat ise, "Şaka yapıyorum oğlum, valla da billa da şakaydı!" diyerek kıvırmaya çalışmıştı. Şaka olduğunu yememiştim tabii. Çünkü Vedat'la daha önce bizim bodrumda pørnø dergilere bakıp 31 çekerken, bir keresinde sormuştu, "Birbirimizi sikelim mi?" diye. Ozaman yumruk atmasam da, lafla terslemiştim. Daha sonraları da kulağıma bir söylenti gelmişti, Vedat teyzesinin oğluyla sikişiyor diye...
Zeynebin benden kaçarcasına içeriye girmesine canım sıkılmıştı. Annem babam dahil, herkes salonda toplanmıştı. Salonun kapısından herkese toptan iyi geceler dileyip, anneme bodruma yatmaya gittiğimi söyleyip ayrıldım ordan. İndim bodruma. Eşofmanlarımı giyip bir sigara içtim. Sonra Laptopu açtım, resimlere defalarca kez baktım. Resimler yarağımı kaldırmıştı. O anda Zeynebi sikmek için içimde müthiş bir arzu vardı. Elimi eşofmanımın içine daldırdım ve yarağımı sıvazlamaya başladım. Ama kesinlikle 31 çekip boşalmayacaktım. İçimde çok az da olsa Zeynebin mesajımı aldığı ve yanıma geleceği umudu vardı.
Yukardaki odaların ışıkları bahçeye vuruyordu. Birbuçuk saatten fazla sürdü ışıkların tamamen sönmesi. Nihayet yukardakiler yatmışlardı. Sadece bodrumda benim ışığım yanıyordu şimdi. Zeynebin gelip gelmeyeceğini bilmeden beklemek strese sokmuştu beni. Bodrumun kapısını açtım ve kapının önünde bir sigara daha yaktım. Gözlerim sürekli evin girişindeki merdivenlerdeydi, Zeynep çıkacak mı diye bakıyordum. Derken girişte iki tane kız belirdi, karanlıkta ayakkabılarını giyiyorlardı. Zeyneple Fidan geliyor diye müthiş heyecanlanmıştım. Kızlar az sonra sessizce merdivenleri inmeye başladılar.
Biraz daha yaklaştıklarında seçebildim. Biri Zeynepti, ama yanındaki kız Fidan değildi. Yanıma geldiklerinde, Zeynep elindeki tek dal sigarayı gösterip, "Rabia ile sigara içmeye kaçtık..." dedi. Zeynebin yalnız gelmediğine ve madem biriyle gelecekti, neden Fidan'la gelmediğine canım sıkılmıştı. "İyi etmişsiniz, başka sigaranız yok galiba, Rabia'ya da vereyim mi benim sigaradan bir tane?" dedim. Zeynep, "Yok, o içmiyor..." dedi ve sigarayı dudaklarına yerleştirip yakmamı bekledi. Sigarasını yaktım. Zeynep bir fırt çekip dumanı üfledi ve bana göz kırparak, "Rabia senle görüşmeye geldi... Hani sana bahsetmiştim ya... Anladın mı?" dedi. "Evet, anladım!" dedim. Rabia'yı tepeden tırnağa alıcı gözüyle süzdüm.
Zeynep sigarasından bir fırt daha çekip, "Ne dikiliyorsunuz daha? Hadi girin içeriye, görüşün! Ben burda gözcülük ederim!" dedi. Hemen Rabia'yı içeri buyur ettim. Biz girince Zeynep dışardan kapıyı çekti, ama tam kapatmadı, hafif aralık kaldı. Rabia ile geçtik benim yatağın üzerine oturduk. Rabia yeni gelin gibi elleri dizinde oturuyordu yanımda. Başını öne eğmişti, gözlerime bakmıyordu.
Oysa ilk geldiklerinde tokalaşırken (Daha isminin Rabia olduğunu bilmiyordum) Rabia elimi sımsıkı tutup, gözlerini gözlerimden ayırmamıştı. Belli ki şimdi utanıyordu. Doğrusu ben de nerden başlayacağımı bilmiyordum. Şimdi karşımda Üniversiteli kızlardan biri olsaydı, ne yapacağımı bilirdim elbette. Ama bu çok farklı bir durumdu. Köylü kızına ne denirdi, nerden başlanırdı, bunları bilmiyordum.
Rabia'nın, "Ee, böyle oturacak mıyız?" lafıyla kendime geldim. "Yok, oturmayacağız tabii!" dedim ve dudaklarına yumuldum. Ve ateşli bir şekilde öpüşmeye başladık. Vaktimiz kısıtlıydı, bunu biliyordum. Ama ben yine de iki dakikada sikip göndermek istemiyordum. Rahat bir 5 dakika falan öpüştüm.
Öpüşürken omuzlarını, sırtını belini okşadım hırkasının üzerinden. Pembe çiçekli penye pijamasının üzerine yeşil bir hırka giymişti. Hırkayı kendisi çıkardı öpüşürken. Ben acele etmesem de, o acele ediyordu. Galiba köyde sikiştiği erkekler, hemen 'İndir donu, sok siki, iki git gel, boşal!' yapıyorlardı ve Rabia ona alışıktı. Oysa ben, Üniversiteli erkeklerin bu işi daha iyi yaptığını kanıtlamaya çalışıyordum adeta.
Birini sikerken hep uyguladığım ve başarılı olduğum altın kuralı uygulayacaktım Rabia'ya da. Amını yalamadan sikmeyecektim. Dudaklarından sonra boynunu boğazını öpüp yalayarak çıkardım pijamasının üstünü. Sütyen takmamıştı. Göğüsleri Zeynebinkiler kadar abartılı olmasa da büyüktüler. Ve koyu kahve rengi uçları sivrilmişti. Pamuk gibi Bembeyazdı güneş görmemiş göğüsleri. Sanırım hiç emilmemişlerdi de. Körpe ve dimdik duruyorlardı. İki göğsünü iki elime alıp, nazikçe okşadım. Sonra tek tek ağzıma alıp, uçlarını emdim. Rabia yerinde duramıyordu, kafamı memelerine bastırıyor, kısa kısa, kesik kesik nefes alıp veriyordu.
Göğüslerinden sonra sırtüstü uzatıp, göbeğine indim. Göbeğini de bir süre öpüp yaladıktan sonra, pijamasının altını çıkardım, nazikçe. O da beyaz bir külot giymişti. Külodundan, amının yarığına denk gelen yeri, incecik bir çizgi gibi belli oluyordu. Külodunu çıkarmadan, küloduyla birlikte amını komple ağzıma aldım. Amı ağzıma tümden sığmıştı. Biraz öyle emer gibi yaptım.
Arada kafamı hafif kaldırıp suratına bakıyordum, dudaklarını ısırıyordu ve beni dikkatli bir şekilde izliyordu. Külodunu yanlardan tutup biraz sıyırdığımda, kalanını da doğrulup kendisi çıkardı. Külodunu yerdeki hırkasının üzerine attı ve yeniden sırtüstü uzandı, bacaklarını hafifçe araladı. Bir iki gün öncesinden traş edilmişti amcığı. Başparmağımla amının dudaklarını yukardan aşağıya bir iki kez okşadım. Rabia utandığından olsa gerek, kafasını yan çevirmişti, duvara bakıyordu şimdi.
Yalamaya başladım. Amcık yalamayı seviyordum, yine de şimdi kendimden çok Rabia'ya zevk vermek için yalıyordum. Rabia'nın kıvranmaları artmış, inlemeleri yükselmişti. Öylesine ki, Zeynep kapıdan kafasını uzatıp, "Şşşt sessiz olun, sesiniz ta dışarıya geliyor, milleti uyandıracaksınız!" dedi.
Bunun üzerine Rabia'nın sesi kesildi. Ama Zeynep halen kapının ağzından bize bakmaya devam ediyordu. Konsantrasyonum dağılmıştı, Rabia'nın amını yalamayı bıraktım ve Zeynebe, "Ne dikiliyorsun orda öyle, gir içeri ve kapıyı kapa!" dedim. Zeynep de sanki bunu dememi bekliyormuş gibi, girdi içeri, kapıyı da kapadı. Ama yine dikiliyordu orda.
"Dikilme orda, gel buraya, şu telefonumu ver!" dedim telefonumun yerini göstererek. Zeynep hemen Laptopumun yanında duran telefonumu aldı, getirdi verdi bana. Rabia daha telefonla ne yapacağımı anlamadan, birkaç resmini çektim Rabia'nın. Amcığının da birkaç Close-Up resimlerini çektim. Rabia resim çektiğimin farkına varınca telaşlandı, toparlanmaya çalıştı. "Sakin ol, korkacak birşey yok, Zeynebin de böyle resimlerini çektim!" dedim. Rabia hemen Zeynebe baktı, doğru mu gibisinden.
Zeynep hemen onayladı, "Hı hı, bizim de çekti!" diyerek. Ama anında pot kırdığını farkedip düzeltmeye çalıştı, "Yani Harun'la beraber çekindik!" dedi. Zeynebin Rabia'ya neler anlattığını bilmiyordum, ama demek ki Fidan'dan bahsetmemişti. Değilse son söylediği cümleye gerek yoktu.
Rabia resim çekmemden huzursuz olmuş gibiydi, belki siktirmekten vaz geçebilirdi. Yatıştırabilirim umuduyla çektiğim resimleri Rabia'nın gözü önünde silmeyi düşündüm. Ama bunu yapmama gerek kalmadı, Zeynep Rabia'nın yanına oturdu ve "Hadi ikimizin resimlerini çek!" dedi. Rabia'ya sarılıp, poz verdi çekmem için.
Kaçırır mıyım, çektim hemen ikisini birlikte. Zeynebin hoşuna gidiyordu poz vermek ve resim çektirmek. "Çok güzel, şimdi yavaş yavaş soyun!" dedim. Zeynep dediğimi yaptı, hırkasını çıkarıp attı ve Rabia'ya yeniden sarılıp poz verdi. Sonra pijamasının üstünü çıkardı. Bu sefer o da sutyen takmamıştı ve göğüs uçları uyarılmıştı. Fidan'la resimlerini çektiğimde verdirdiğim pozları unutmamıştı, ben birşey demeden Rabia'nın elini tutup kendi göğüslerine götürdü. Kendi elini de Rabia'nın amına koydu, yanak yanağa, dudak dudağa poz verdi.
Öyle de birkaç resim çektim ve "Amını aç şimdi!" dedim. Zeynep pijamasının altını ve külodunu da çıkardı. Şimdi ikisi de çırılçıplaktı. Birkaç poz da öyle çektim ikisini ve Rabia'ya, "Bak gördün mü, bunda çekinecek birşey yok!" dedim. Rabia resmen afallamıştı Zeynebin bu davranışı karşısında, telaşı biraz daha artmış ve yüzü kıpkırmızı olmuştu, ama birşey demiyordu, diyemiyordu. İşi uzatmanın anlamı yoktu artık, telefonu Zeynebe verdim ve hangi tuşa basacağını göstererek, kalkıp resim çekmesini söyledim.
Zeynep kalkınca, ben de aceleyle soyundum, Rabia'nın bacakları arasına yerleşip, üzerine uzandım. Yarağım amının dudakları arasına yerleşmişti, ama içine sokmuyordum. O şekilde biraz daha dudaklarını, boynunu boğazını öpüp gevşemesini sağladım. Artık Rabia da kollarını belime dolamış ve bacaklarını iyice ayırmıştı içine girmem için. Yarağımı biraz biraz amına sokup çekiyordum. Bunu yaparken de göğüslerini okşuyordum. Rabia şimdi altımda kıvranıyor, inliyor, içine tamamen girmem için çabalıyordu. Ama onu o pozisyonda sikmek istemiyordum.
Üzerinden kalktım ve yüzüstü çevirdim. Arkasına geçip, iki elimi kasıklarına atıp kıçını biraz kaldırdım ve "Dizlerinin ve ellerinin üzerinde dur!" dedim, ama Rabia ne demek istediğimi anlamadı, dizlerinin üzerine doğruldu. O sırada Zeynep müdahale etti, "Kızım köpek gibi dursana!" dedi. Şimdi anlamıştı, dörtayak oldu. Götünün yanaklarını yoğurup yanlara ayırarak, amını biraz daha yaladım. Arasıra göt deliğine de değdiriyordum dilimi.
Amı iyice sulanmıştı şimdi. Yarağımın başını tükürükle ıslatıp, arkadan amına yavaşça girdim. Kasıklarım kaba etlerine yapıştığında Rabia'dan kısık ama uzun bir, "Ohhhhh!" çıktı. İki elimle belinden kavrayıp, amına pompalamaya başladım. Rabia'nın birçok kez sikiştiği belliydi, ama galiba bu pozisyonda ilk defa sikiliyordu. 4-5 dakika hızlı hızlı pompaladım. Rabia benden önce orgazm olup boşalmış, başını arkaya çevirmeye çalışarak, "İçime boşalma, içime boşalma!" diye kısık kısık inliyordu.
Ben de gelmek üzereydim. Birkaç hızlı darbeden sonra yarağımı amından çektim ve tam göt deliğinin üzerine nişan alıp fışkırttım döllerimi. Birazı göt deliğinin çukuruna isabet ederken, çoğu beline ve sırtına fışkırmıştı. Elimi Zeynebe uzatıp, "Telefonu ver!" dedim. Birkaç resim çekerek o müthiş görüntüyü ölümsüzleştirdim. Döller göt deliğinden amına doğru süzülüyordu.
Yerden Rabia'nın külodunu alıp, amına akan dölleri ve göt deliğindeki dölleri sildim. Sonra da külodu içe katlayıp, külodun kuru kısmıyla belini ve sırtını sildim. Benim yarağımın ucunda da biraz döl birikmişti. Yatağa damlamasın diye, vıcık vıcık döl olmuş külotla yarağımın başını da sildim. Nasıl olsa o külodu o haliyle giyemeyecekti, benim eski ortaokul kitaplarından birini aldım ve arasına koydum külodu. Kitabı yine diğer kitapların arasına yerleştirdim, sonra bir ara yok edecektim.
Bu arada Zeynep pijamalarını giyinmişti. Rabia da kalktı ve giyinmeye başladı. Ben halen çıplaktım ve demin boşaldığım halde yarağım kazık gibi duruyordu. Zeynebi kolundan çekip dudaklarına yapıştım. Zeynep karşılık verdi, ayakta öpüştük. Kısa ama yoğun bir öpüşme oldu. Zeynebi de sikmeden göndermeyecektim, çok kısa bir sikiş bile olsa. Ellerini yatağa koyarak domalmasını sağladım.
Hemen pijamasının altını küloduyla birlikte dizlerine indirdim, yarağımı direkt soktum amına ve şiddetli şekilde pompalamaya başladım. O anda Zeynebin bu sikişten zevk alıp almaması benim için önemli değildi. İçimdeki Zeynebi sikme arzusunu gidermek için sikiyordum. Niyetim 2 dakikada işmi halledip çekilmekti. Ama öyle olmadı, 15 dakikaya yakındır sikiyordum ve bende boşalmanın belirtisi yoktu. Üstelik Zeynep bir kere orgazm olup boşalmıştı.
Baktım böyle boşalamayacağım, amından çıkarıp yarağımı götüne sokmaya çalıştım. Zeynep hemen "Dur!" diyerek elini arkaya attı. Yarağımı tutup, kendi eliyle yerleştirdi göt deliğine. Bana sadece içine sokmak kaldı. Demek ki Zeynep götten sikilmeye de alışıktı. Ben götüne pompalarken, biryandan da Zeynebin amını götünü benden önce kimin siktiğini düşünüyordum.
İyiden iyiye merak ediyordum bu konuyu, ama şimdi bunu sormanın sırası değildi. Dikkatimi geri Zeynebin götünü sikmeye yoğunlaştırdım ve çok geçmeden üzerine abanarak boşaldım. Götünün içinden hemen çıkmadım. O sırada Rabia'ya baktım ne yapıyor diye. Rabia da dikilmiş merakla bizi izlerken, sağ elinin tırnaklarını kemiriyordu. Kimbilir kafasından o anda neler geçiyordu.
Yarağım Zeynebin götünün içinde küçülmeye başlayınca çekildim. Boxerimle eşofmanlarımı giydim. Zeynep de bu arada pijamasını ve külodunu çekmiş, üstünü başını toparlamıştı. "Biz gidelim artık!" dedi Zeynep. Rabia ile kol kola girmişlerdi. "Tamam!" dedim, kapıya kadar eşlik ettim. Onları içerde bekletip kapıyı açtım, dışarıyı kontrol ettim. Kimse yoktu görünürde.
Önce Zeynebin dudaklarını öptüm. Sonra da Rabia'nın dudaklarını öpüp, "İkiniz de çok güzel sikişiyorsunuz! Kimseye yakalanmadan gidin şimdi, sonra görüşürüz!" dedim. Tam çıkacaklarken, Rabia, "Haa, Vedat abim seni soruyordu, düğünde görememiş seni!" dedi. "İyi tamam, yarın görürüm onu!" dedim. Ve geldikleri gibi sessizce gittiler.
Demek ki Rabia, Fikriye halamın kızıydı. Yani bizim ibne Vedat'ın bacısını sikmiştim...
DEVEM EDECEK..
Köyümüzün Amcıkları, İzmirin Amcıkları 2
"Bir saniye Zeynep, açıyorum!" dedim. Fidan da aniden çırpınmayı bırakmıştı, elimi çektim ağzından. Aceleyle pantolonlarımızı çektik ve üstümüzü başımızı düzelttik. Kapıyı açtım. Zeynep sinirli bir şekilde daldı içeriye. Bir Fidan'a, bir bana bakarak, "Ne yapıyordunuz? Kapıyı neden kilitlediniz? Kıza ne yaptın Harun? İyi misin Fidan? Birşey yapmadı ya?" diye bağırarak soruları yağdırıyordu. Sanki beni dövecek gibi kızgındı. "Zeynep sakin ol, birşey yapmadık, konuşuyorduk sadece!" dedim. Fidan da beni destekledi, "Valla bişey yapmadık abla!" diyerek. Ama Zeynep inanmamış gibiydi, "Kapıyı niye kilitlediniz ozaman? Anlamadım mı sanıyorsunuz ne halt yediğinizi! Kızım bak aklını başına topla, sonra benim durumuma düşersin!" dedi. Zeynep bunları derken gözleri dolmuştu, nerdeyse ağladı ağlayacaktı, sinirden eli ayağı titriyordu, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Zeynebe, "Sakin ol, birşey yapmadık diyorum! Sen otur şöyle, sakin ol, ben sana bir sigara getireyim, kendine gel!" dedim ve Zeynebi yatağa oturttum, odadan çıktım. Sigara salondaydı. Fakat ben odadan çıkınca, Zeynep Fidan'a, "Doğru söyle, sikti mi seni? Bozdu mu kızlığını? İndir donunu, bakacam, kan var mı!" dedi. Bunu duyunca ben koridorda zınk diye kaldım. Doğrusu Zeynebin bu işi bukadar dallandırıp budaklandıracağını hiç beklemiyordum. Fidan da halen, "Abla valla bişey yapmadık!" diyordu. Ne olacağını merak etmiştim, hemen salondan sigarayı ve kültablasını alıp, döndüm odama. Zeynep zorla Fidan'ın kot pantolonunu çözmeye çalışıyor, Fidan da, "Yaa abla, valla sikmedi diyorum, neden inanmıyorsun!" diyerek, Zeynebi engelliyordu.
Zeynebe bağırdım hemen, "Kızım, delirdin mi! Napıyorsun, bırak kızı!" diyerek. Zeynep de bana bağırdı, "Sen karışma, küloduna bakacam, kan var mı diye!" dedi. Bir an düşündüm, Fidan'ı amından sikmedim ki, küloduna baksa da birşey çıkmayacaktı nasıl olsa. Fidan'a göz kırparak, "Tamam Fidan, bırak baksın da ikna olsun!" dedim. Yine de Fidan pantolonunu indirmemekte ısrar ediyordu. Zeynep, Fidan'ın bana baktığını farkedince, "Sen çık odadan, ben bakarım!" dedi. "Tamam!" dedim çıktım odadan, ama kapının hemen yanına dikildim. Zeynebin Fidan'ın küloduna bakacağı düşüncesi, nedense yarağımın anında sertleşmesine sebep olmuştu.
Kapının direğinden kafamı uzattığımda, Zeynep Fidan'ı önünde ayağa dikmiş, pantolonunun düğmesini çözüyordu. Fakat çözüp, pantolonu dizine indirdiğine, Fidan'a, "Sikmedi de, bu kan ne?" diye bağırınca, ben şok olmuştum. Fidan da şok olmuştu ki, "Ne kanı? Olamaz, hani, bakayım!" diyerek külodunu indirdi. Ozaman ben de gördüm, Fidan'ın beyaz külodunun ağ kısmında harbiden kan vardı. Bunun tek mantıklı açıklaması vardı, ya Fidan adet görmeye başladı, yada götü kanamıştı ve bunu ikimiz de farketmemiştik. Fakat şu kesindi, amını sikmediğim için, kızlığını bozmuş olamazdım. Kızlık kanı değildi bu kesinlikle.
Zeynep Fidan'a bağırmaya devam ediyor, "Biliyordum sikiştiğinizi! Ne olacak şimdi? Düştün mü benim durumuma! Şimdi seni kim alır bu halinle? Harun hayatta evlenmez seninle! Sen de benim gibi gider, babam yaşındaki bir adama kakalarsın kendini!" diyordu. Bir an kararsız kaldım, ne yapacağımı bilemedim. Tam, içeri gireyim, bunun adet kanı olabileceğini söyleyim diye düşündüm ki, Fidan benden önce davranıp, "Abla valla düşündüğün gibi değil, arkadan yaptı sadece. Amıma ellemedi bile! İki gözüm önüme aksın ki doğru söylüyorum!" dedi. Zeynep ise kızın üstüne üstüne gitmeye devam ediyordu, "Emin misin bundan? Bu kan neyin nesi ozaman?" diyordu.
Ben fazla dayanamadım, daldım içeriye, "Kızın götü yırtılmış ve kanamıştır!" dedim. Ben içeriye girince Fidan külodunu çekmişti hemen yukarıya. Zeynep halen ısrar ediyordu, "Dön kız arkanı, bakacam götüne!" dedi. Fidan utana sıkıla döndü arkasını Zeynebe. Zeynep Fidan'ın külodunu indirdi ve "Eğil biraz!" dedi. Fidan öne doğru eğildi biraz. Zeynep de iki eliyle Fidan'ın götünün yanaklarını ayırdı, göt deliğini inceliyordu. O manzara karşısında benim yarak kazık gibi oldu tabii. Zeynep Doktor edasıyla Fidan'ın göt deliğini biraz inceledikten sonra, bilgiç bir tavırla, "Hmmm! Tamam, büzüğün yırtılmış! Ama korkulacak birşey yok, kendi kendine iyileşir!" dedi. Sonra kendi eliyle Fidan'ın külodunu yukarı çekti. Fidan da doğruldu ve kot pantolonunu çekti yukarı, düğmesini ilikledi.
Ben de Zeynebe, alaycı bir gülümsemeyle, "Göreceğini gördün mü Doktor hanım? Kız bakire miymiş?" dedim. Zeynep sinirle ayağa kalkarak karşıma dikildi, "Sen sus, konuşma! Ulan madem okadar azgınsın, köyde sikilecek okadar karı kız var, hepsi de yarak diye geberiyor, bir kaş göz etsen altına dünden yatacaklar, git onları sıraya düz, sik hepsini de! Ama Fidan'dan ne istiyorsun salak? Hem sen dur bakalım, bu yaptığınızı teyzeme ve dayıma söylediğimde, böyle sırıtmaya devam edecek misin, göreceğiz!" dedi.
Fidan korkmuştu, ağlamaya başladı, "Abla, söyleme ne olur!" diye yalvarıyordu. Doğrusu ben de acaip tırsmıştım, babam bu yaptığımı duysa kalp krizi geçirirdi kesin. Buna izin veremezdim, ses tonumu yükseltip, "Saçmalama Zeynep! Kimseye birşey söylemeyeceksin! Ya değilse…" dedim tehditkar bir şekilde. Zeynep diklenerek, "Evet, ya değilse ne yaparsın?" dedi. İşin tuhaf tarafı, yarım bıraktığım cümlenin gerisini nasıl tamamlayacağımı ben de bilmiyordum, çaresizlikten yarım çıkmıştı ağzımdan. Ve Zeynep yememişti Blöfümü, pis pis sırıtarak, "Ben gidiyorum, şimdi söyleyecem, görürsün sen birazdan!" dedi ve kapıya yöneldi.
Tepem attı birden, "Nereye gidiyorsun amına koduğumun orospusu!" diye bağırıp, Zeynebi kolundan tuttuğum gibi yatağa fırlattım. Bu sefer şok olma sırası Zeynep de idi, bunu yapacağımı beklemiyordu. Kalkmasına fırsat vermeden sırtüstü yatırıp üstüne çıktım, ellerini tuttum ve bacaklarının üstüne, kasıklarına yakın oturdum. Fidan'a da, "Kes ağlamayı da, git salondan telefonumu getir, çabuk!" diye bağırdım. Fidan robot gibi salona koştu. Zeynep ise telaşla, "Bırak beni! Ne yapacaksın? Kalk üstümden!" diyerek altımda debeleniyordu. "Ne mi yapacam? Sikecem tabii ki! Amına koyacam senin orospu! İlk önce seni sikmem lazımdı! Sen de köyün diğer amcıkları gibi yarak için geberiyorsun!" dedim ve eğildim, boyunu, boğazını, öpüp yalamaya başladım. Zeynebin debelenmeleri nafile idi.
Fidan telefonumla gelince, surat ifadesinden, telefonu ne için istediğimi anlamadığını sezdim. "Resim çekmesini biliyor musun?" dedim. "Biliyorum da, nerden açılıyor bu?" dedi. Tarif ettim, açtı, buldu fotoğraf çeken tuşu, "Tamam!" dedi. "İyi, geç şimdi şuraya, resimlerimizi çek! Yakından, uzaktan, değişik değişik açılardan, bol bol çek!" dedim. Fidan geçti, resim çekmeye başladı. Ben de Zeynebin boynundan aşağı, göğüs çatalına doğru öpüp yalamaya başladım. Debelenirken gömleğinin birkaç düğmesi patlamıştı. Gömleğini, en yukardan bir düğme, birkaç düğme de alttan tutuyordu. Zaten debelenmeseydi bile, o kafam gibi göğüsleri bütün düğmeleri patlatacak gibi duruyordu.
En yukardaki düğmeyi de ben dişlerimle koparınca, o sütyene sığmayan koca göğüsleri daha bir ortaya çıktı. Göğüslerinin sütyenden taşan kısımlarını öpüp yalıyordum. Zeynep de bundan zevk alıyordu ki, debelenmesi biraz azalmıştı. Ama yine de, "Yapma, kalk üstümden!" diye bağırıyordu.
Ellerini tuttuğum için ellerimle başka birşey yapamıyordum, Fidan'a söyledim, Zeynebin sütyenini aşağı sıyırmasını. Sıyırınca göğüsleri serbest kaldı. Göğüsuçları sertleşmişti, evet, istemiyormuş gibi davransa da, bu Zeynebin de hoşuna gidiyordu. Göğüsuçlarını yalayıp emmeye başladığımda Zeynebin ses tonu değişti, "Yapma…" derken artık sertlik kalmamıştı. Bağırmıyordu, sadece normal konuşur gibi, "Yapma…" diyordu. Fidan resim çekmeye devam ediyordu. Yarağım da pantolonumun içinde kasıklarımı ağrıtacak kadar şişmişti.
Fidan'a, "Gel buraya, kemerimi çöz, pantolonumun düğmesini aç, fermuarımı indir, yarağımı çıkar!" dedim. Fidan hemen telefonu kenara bıraktı, geldi, dediklerimi yaptı. Yarağım serbest kalınca bir nebze rahatlamıştım.
Fidan'a resim çekmeye devam etmesini söyledim. Zeynep ise yarağımı görünce bakışlarını pür dikkat yarağıma dikmişti. Artık debelenmeyi de, konuşmayı da bırakmıştı. Ama ben yine de ellerini bırakmıyordum. Ben Zeynebin bacaklarında, kasıklarına yakın oturuyordum. Biraz aşağı, dizlerine doğru kaydım. Fidan'a, Zeynebin şalvarını ve külodunu aşağı sıyırmasını, sonra da resim çekmeye devam etmesini söyledim. Fidan şalvarı ve külodu aşağı sıyırırken, Zeynep sadece yutkunuyordu, heyecanlandığı belli oluyordu.
"Bak Zeynep, ben seni sikmeden bırakmayacağım! Ama zorla, ama seve seve! Sen bu yarağı yiyeceksin, hiç kaçarın yok! Karar senin, güzellikle olsun diyorsan, ellerini bırakacağım!" dedim. Zeynep sanki bunu dememi bekliyormuş gibi, "Tamam, bırak ellerimi!" dedi. Temkinli bir şekilde bıraktım ellerini, aksi bir hareket yaparsa hemen yeniden tutacaktım. Ama sadece biraz doğrulup, ağrıyan bileklerini ovuşturdu. Ben de o arada gömleğinin kalan son iki düğmesini çözdüm, "Çıkar gömleğini ve sütyenini!" dedim. İkiletmeden çıkardı ikisini de. Şimdi üst kısmı tamamen çıplak, aşağıda da şalvarı ve külodu bacaklarına kadar sıyrıktı.
Kalktım üzerinden, şalvarını küloduyla birlikte çekip çıkardım ayağından, odanın bir köşesine fırlattım. Sonra da kendi pantolonumu ve boxerimi çıkardım. Fidan'ın elinden telefonumu aldım ve Zeynebin çırılçıplak resimlerini çektim. Her nekadar Zeynep bir eliyle göğüslerini, diğer eliyle de amını kapatmaya çalışsa da, amının ve göğüslerinin göründüğü birkaç resmini çekmiştim. Sonra aklıma bir başka düşünce geldi, "Fidan, sen de geç Zeynebin yanına!" dedim. Fidan suratıma bön bön bakıp, "Niye ki?" diye sordu. "Sen geç, anlatırım sonra!" dedim. Aslında anlatacak birşeyim yoktu, istediğimi yapması için demiştim bunu. Fidan geçti, Zeynebin yanına oturdu. Bir giyinik, diğeri çırılçıplaktı. Birkaç resim de öyle çektim.
Sonra Fidan'a soyunmasını söyledim. Ama Fidan, "Yaa, ben niye soyunuyorum ki?" dedi. Sinirlenmiştim, "Amına koydurtma şimdi, hadi soyun! Bir bildiğimiz var herhalde!" dedim. Bir bildiğim falan yoktu, ikisini de çıplak görmek ve resimlerini çekmek için içimde dayanılmaz bir arzu vardı sadece. Fidan gönülsüz gönülsüz soyunurken, ben ikisini aynı karelerde görüntülemeye devam ediyordum. Fidan soyunma işini ağırdan alınca, ben bu sefer Zeynebe sertçe bağırdım, "Yardım etsene kızın soyunmasına, ne duruyorsun!" diye. Zeynep de, "Tamam, tamam, bağırma!" diyerek soyunmasına yardım etti. Az sonra Fidan da Zeynep gibi çırılçıplaktı. Her aşamada resim çekiyordum.
Komutlar veriyordum resim çekerken, "Fidan, sen elini Zeynebin göğüslerine koy, Zeynep sen de elini Fidan'ın amına at! Birbirinize bakın, dudaklarınızı yaklaştırın!" diye. Fidan biraz ürkekçe yapıyordu dediklerimi. Ama Zeynep hemen havaya girmişti, sanki stüdyoda poz veriyormuşçasına, ciddi ciddi poz veriyordu. Üstelik bundan da zevk alıyordu…
Aslında istediğim şey başkaydı. Onları birbirilerinin amını yalarken görmek ve resimlerini çekmek isterdim. Ama, buna tepkileri çok kötü olabilir ve bir çuval İncir'i berbat edebilirim diye düşündüm. Onun için (şimdilik) sınırları daha fazla zorlamak istemedim. Şimdi sıra en önemli şeye gelmişti, Zeynebi sikmeye!
Zaten yarağım müthiş zonklamaya başlamıştı. Fidan'a kalkıp yanıma gelmesini söyledim. Fidan yanıma gelince, onu motive etmek için dudaklarından öptüm ve kulağına da, "Bunu senin için yapıyorum aşkım! Seni seviyorum! Hadi bakalım, bol bol resim çek şimdi!" diye fısıldadım, verdim telefonu eline. Oysa, daha çok kendi zevkim için sikecektim Zeynebi.
Yatağa gidip, Zeynebi sırtüstü yatırdım, bacaklarını ayırdım, arasına uzandım ve dudaklarından öpmeye başladım. Hemen karşılık verdi orospu. Çok ateşli öpüşüyordu. Dudaklarından göğüslerine indim. O kafam gibi göğüslerini avuçlarımın arasında yoğura yoğura okşarken, sivrilmiş uçlarını sırayla emiyordum.
Zeynep ufaktan inlemeye başlamıştı. Amına inip, amını yalamaya başladığımda, Zeynep birden irkildi, telaşla hafif doğruldu ve "Ne yapıyorsun?" diye sordu. Şaşırmıştım. Demek ki Zeynebin amı da hiç yalanmamıştı. Cevap vermedim, sadece yalamaya devam ettim. Zeynebin inlemeleri artmıştı. Zevkten kıvranıyordu resmen. Çok geçmeden de titreye titreye, kasıla kasıla, inleye inleye, çırpına çırpına orgazm olup boşaldı.
Artık sikmenin zamanı gelmişti. Zaten ben de kuduruyordum biran önce amına girmek için. Zeynebi kim sikip bozduysa, bana iyilik etmişti, direk dayadım yarağımı amına. Amı zaten vıcık vıcık ıslaktı, hiç zorlanmadan tek seferde kökledim. O anda ikimizin de ağzından aynı anda uzun bir, "Ohhhhh!" çıktı. Amının içi fırın gibi yanıyordu. Yarağım içinde birkaç saniye hareketsiz beklerken, göğüslerini avuçladım, dudaklarını öptüm. Sonra gidip gelmeye başladım. Rahat girip çıkıyordum. Daha rahat girip çıkayım diye, Zeynep dizlerini kırıp geriye çekmişti.
Gelmek üzereydim. Hatta amına ilk soktuğumda gelecektim. Zor tutuyordum kendimi boşalmamak için. Boşalır gibi olacağımda girip çıkmayı durdurup, içinde hareketsiz bekliyor ve göğüsleriye ilgileniyordum. Öpüp, yalıyor, emiyordum uçlarını. Sonra amına bir iki girip çıkıp, tekrar hareketsiz bekliyordum içinde. Bunu yapmasam anında boşalacaktım. Ama ne yaptımsa boşalmamı fazla geciktiremedim. Gözlerim kaymaya başlamıştı. Yarağımı amından çıkarıp göbeğine doğru fışkırttım döllerimi. Taa göğüslerine kadar fışkırmıştı döllerim. Zeynep bukadar çabuk boşalacağımı beklemiyordu belli ki, yüzünde tatminsiz bir ifade vardı.
Yarağımdan son damla döller de çıktıktan sonra, tekrar soktum amına. Ve olanca gücümle pompalamaya başladım. Yarağım inmemişti ve Zeynep buna da şaşırmıştı. Ama az sonra suratındaki o şaşkın ifade yerini orgazm olmak üzere olan bir kadının surat ifadesine bıraktı. Zeynep şimdi inliyor, kıvranıyor ve çırpınıyordu. Bacaklarını belime doladı ve beni kendine çeke çeke orgazm olup boşaldı. Bir süre öyle kaldık. Bacaklarını gevşetince çıktım amından. Yarağım halen kazık gibiydi. Zeynebin üstünden kalkıp, Fidanı çağırdım yanıma.
Fidan gelince elinden telefonu aldım, dudaklarını öptüm ve Zeynebin yanına yatmasını söyledim. Fidan hemen telaşlandı, "Ne yapacaksın?" diye sordu. "Birşey yapmayacağım, 31 çekeceğim sadece!" dedim. Fidan dediğimi anlamamış gibi suratıma bakarak yattı Zeynebin yanına. Ben de göbeği hızasında dikildim, 31 çekmeye başladım.
Bunu yaparken de resim çekiyordum. İkisinin yanyana ve çırılçıplak görüntüsü çabucak boşalmamı sağladı. Her ne kadar Zeynebin göbeğine ve göğüslerine fışkırttığım kadar çok olmasa da, Fidan'ın göbeğini ve göğüslerini sulamıştım döllerimle. Bunu da görüntüledim.
Fidan'ı dudaklarından öpüp kaldırdım, götüne şaplak atıp, mutfaktan peçete getirmeye yolladım. Sonra da Zeynebi dudaklarından öpüp, kaldırdım. Amını avuçlayarak, harika bir amı olduğunu, sikmeye doyamadığımı söyledim. Kıpkırmızı yüzü biraz daha kızarmıştı. O sırada peçeteler gelmişti. Paylaştık peçeteleri.
Üçümüz de dölleri sildikten sonra, "Hadi giyinin!" dedim ve ben de giyinmeye koyuldum. Giyinip etrafı düzelttik, Zeynebin kopan düğmelerini aradık bulduk. İğne ipliğin yerini tarif ettim, diktiler düğmeleri. Banyoda elimizi yüzümüzü yıkadık, saçımızı başımızı düzelttik. Ve sonra görüşeceğimizi söyleyip, kızları gönderdim evden. Çünkü çok geç kalırlarsa merak edebilirlerdi.
Babamı arayıp, evde olduğumu söyledim, beni de merak etmesinler diye. Evi birkez daha kontrol edip, bira şişelerini, sigara izmaritlerini, peçeteleri çöpe attım. Kapıyı pencereyi açıp, evi havalandırdım. Sonra da oturup, çekilen resimlere keyifle baktım ve Laptopuma aktardım. Ama Zeynebin söylediği, köyde sikilecek bir sürü karı ve kızın olduğu lafı aklımdan hiç çıkmıyordu. Demek ki, köyümüz amcık cevheriydi de, ben bilmiyordum…
DEVAM EDECEK..
Gerçekten dede misin ?
evet yaş 65
Yanlış Evlilik
Selam, ben Burak. 27 yaşındayım ve 3 yıllık evliyim. Karım 26 yaşında. Evlendiğimizden beri karım sekse çok soğuk, yatakta benimle isteksiz sikişiyordu. Tüm çabalarıma rağmen ön sevişmeden zevk almıyor, oral seksten hoşlanmıyor, ne bana amını yalatıyor, ne de sikimi yalıyordu. Zaten götten sikmeyi teklif bile edemiyordum, karımı ilk kez götten sikmek istediğimde benden boşanmakla tehdit etmişti.
Sadece amından sikmeme izin veriyor, onda da klasik sırt üstü yatıp bacaklarını açıyor, ben sikmeye başlar başlamaz da hemen boşalmamı istiyordu. Ben de biraz geç boşaldığım için moralim çok bozuluyor, hevesim kursağımda kalıyor, bazen de boşalmadan sikmeyi bırakıp banyoda 31 çekiyordum. Karımla birlikte porno izlemek istiyordum, ama bunu teklif ettiğimde bile nerdeyse boşanma durumuna gelmiştik. Ne yapsam sekse ilgisiz idi. Belki zamanla seksten karım da benim gibi zevk alır, seks yapmayı sever diye umut ede ede 3 yıl sabretmiştim. 3 yıl boyunca internetten araştırdım, bir sürü uzman doktorun, psikoloğun farklı önerilerini denedim, sonuç değişmedi...
Bir gece misafirlikten gelmiştik. Yatak odasında üstümüzü değiştiriyoruz. Karım sütyen külot kalınca pijamalarını giymeden okşadım. Karım hemen, "Of ya uykum var, sırası değil!" dedi. Sikim kalkmıştı ve canım müthiş sikişmek istiyordu. Ben biraz ısrar edip külotunu sıyırdığımda karım her zamanki gibi sırt üstü uzandı ve "Hadi, çabuk bitir işini!" dedi. Deli oldum, karımı sikmeden yattım uyudum...
Sabah kahvaltıdan sonra moralim bozuk bir şekilde işe gittim. İş yerine varınca da o gün için izin aldım. Sokaklarda saatlerce boş boş gezerek vakit öldürüyordum. Bir yandan da düşünüyordum ne yapsam diye. Başka çaresi yoktu, artık kafaya koymuştum, escort, travesti ne bulursam sikecektim. Öğlen saatlerinde birşeyler içmek için girdiğim bir cafede bir escort kadın sanki aklımı okumuş gibi izin isteyerek masama oturdu ve kendisine bir bira ısmarlamamı istedi. Ismarladım ve kadın direkt konuya girdi, sikişmek isteyip istemediğimi sordu. İstediğimi söyledim ve şartları konuşarak kadının evine gittik. Bir saat kaldım, amdan ve götten siktim. Yatakta sınırsız idi, en çok hoşuma bu gitmişti. Yine görüşmek üzere anlaştık ve oradan ayrıldım...
Artık canım sikişmek istediğinde o kadına gidiyordum. Bu arada evlilik hayatımız (seks haricinde) normal seyrediyordu, yani dışardan bakılınca diğer insanların evliliği gibiydi. Sık sık akraba ve evli arkadaşları ziyarete gidiyorduk, onlar da bize misafirliğe geliyordu. Karımın Suna isminde bir arkadaşı vardı. Suna da evli, kapalı bir bayan, ama giyimi kuşamı harika, taş gibi bir kadın idi. Suna aynı karımın tarzında giyiniyor, ama benzer kıyafetlerle daha sexy görünüyordu. Kendi kendime gelin güve olmak istemiyordum, ama sanki Suna biraz bana yakınlık gösteriyor gibiydi. Onunla sadece konuşmak bile hoşuma gidiyordu. Suna'nın kocası Erkan'la da aram iyi idi, ikisiyle de sık sık Watsaptan yazışıyorduk...
Karım birkaç günlüğüne annesine gitmişti. O akşam Erkan'a mesaj yazdım, "Gel kafaları çekelim, evde yalnızım!" diye, ama Erkan'dan cevap gelmedi. Normalde hemen mesajlarıma cevap verirdi, hele Rakı içme teklifime hiç hayır demezdi. Acaba bir şey mi oldu diye Suna'ya yazdım, Erkan'ı sordum. Suna da, "Erkan köye gitti, köyde telefonu çekmiyor. Hayırdır, ne oldu?" yazdı. Ben de, "Erkan'a mesaj yazdım, cevap vermedi de merak ettim, hasta falan sandım." dedim. Suna, "Yok yok, turp gibi. Köyde babasının tarla işlerine yardım ediyor!" diye yazdı ve karımı sordu. Ben de, "Annesinde, birkaç gün gelmeyecek!" diye yazdım. Suna, "Aranız mı bozuk yoksa?" yazdı. "Bir şey yok, aman gelmesin!" yazdım.
Suna merak etmişti, aynı zamanda da bazı şeyleri sezinlemişti sanırım. Mesaj yazmak yerine beni aradı ve "Yok deme Burak, var bir şeyler, anlatmak ister misin?" dedi. "Özel şeyler..." deyip geçiştirmek istedim, ama Suna anlatmam için ısrar etti. Ben biraz eveledim geveledim, sonunda her şeyi anlatmaya başladım. Suna, "Bana güvenebilirsin Burak, benden laf çıkmaz, rahat ol!" dedi. Ben anlattıkça, Suna, "Seni çok iyi anlıyorum!" diyordu. Artık sohbetimiz, karımla yatakta sikiştiğimiz pozisyondan tutun da, benim seksteki isteklerime ve benim geç boşalmama kadar derinleşmişti...
Yaklaşık bir saat kadar benim karımla seks yapışımız hakkında sobet ettikten sonra Suna kendi özelini anlatmaya başladı. Suna'nın evliliği ve seks hayatı da sıkıntılı imiş. Benden aramızda kalacağına dair söz aldıktan sonra o da bana kocasını şikayet etmeye başladı. Yaklaşık bir saat kadar da Suna'nın kocasıyla seks hayatı hakkında konuştuk. Suna, "Duş alacağım, duştan sonra istersen konuşmaya devam edebiliriz?" dedi. Ben de, "Sen duştan çıkınca ara, bekleyeceğim!" dedim. Telefonu kapattıktan sonra yatak odama geçtim, soyunup yatağa uzandım ve kalkmış sikimle oynamaya başladım...
Yarım saat sonra Suna duştan çıkmış, beni aradı, "Ee nerde kalmıştık?" dedi. Ben de, "Neden görüntülü konuşmuyoruz? Kamera açalım!" dedim. "Olmaz, şu anda yataktayım ve üzerimde sadece sütyen külot var!" dedi. Ben de, "Ne olacak ki? Bunca konuştuğumuz özel konulardan sonra utanıyor musun?" dedim. "Olmaz!" dese de sonunda ikna ettim ve görüntülü aradı. Ama yatakta sadece yüzünü gösteriyor, sohbet ediyoruz. "Boydan göstersene kendini!" dedim. Nazlana nazlana vücudunun geri kalanını gösterdi. Siyah sütyen ve tanga külot giymişti. "Harikasın Suna!" dedim, vücudunun güzelliğine iltifatlar ettim.
Ondan hiç beklemediğim bir şekilde, "Ee, sen de göstersene!" dedi. "Ama ben tamamen çıplağım!" dedim. "Daha iyi ya işte, hadi sikini göster!" dedi. Kalkık sikimi gösterdim, bir elimle de sıvazlıyordum. Suna, "Mmmmmhhh! Kusura bakma Burak, ama senin karın salakmış, o yarak yalanmaz mı! Erkan'ın yarak seninki gibi hemen sertleşmiyor, sertleşseydi..." dedi. "Ne yapardın?" dedim. "Sabah öğlen akşam ağzıma alır, ağzımla boşaltır, döllerini yutardım! Hiç boş bırakmazdım öyle bir yarağı!" dedi.
Bu arada ben sikimi sıvazlamaya devam ediyordum, Suna'nın da eli tanganın içnde hareket ediyordu. "Çıkarsana külodunu, amını görmek istiyorum!" dedim. Sanki bunu söylememi bekliyormuş, hemen çıkardı külodunu ve amını gösterdi. Daha ben tam bakamadan, "Dur bir saniye, şu sütyeni de çıkarayım!" dedi gülerek. Sütyeni de çıkarıp, memesinin birini avuçlayarak, "Memelerim güzel mi?" diye sordu. Meme uçları sivrilmişti. "Harika, tam ağzıma göre! Şu anda yanımda olsan ne yalardım onları, morartana kadar emerdim memelerini!" dedim. Suna da, "Ohhhh, morart memelerimi!" dedi.
Memeleriyle biraz daha oynadıktan sonra eli amına gitti. Amını sıvazlıyordu. Ona, "Şu elini çeksene, amını göremiyorum!" dedim. Elini çekip telefonu amına yaklaştırdı. "Üfff, yerim amını!" dedim. "Mmmmhh, ye aşkım!" dedi. Küçücük bir amı vardı. Bir eliyle amının dudaklarını ayırıp içinin pempe kısmına kadar gösteriyordu. Arada bir parmağını amına birkaç kez sokup çıkarıyor, "Hadi yala!" diye amından çıkardığı parmağını telefonun kamerasına yaklaştırıyor, sonra kendi ağzına götürüp parmağını yalıyordu. Ben, "Aşkım amın çok güzel ve dar görünüyor, Erkan hiç mi sikmiyor seni?" dediğimde, "Sikiyor da, birkaç dakika sürmüyor, kemen boşalıp çıkıyor, ben orgazm bile olamıyorum!" dedi.
Bu işin bu kadar hızlı bu aşamaya geleceğini hiç tahmin edemezdim, ama resmen sanal seks yapıyorduk. Suna'nın götünü de çok merak ediyordum. "Arkanı dönüp domalsana aşkım!" dedim. "Mmmhhh, götümü mü sikmek istiyorsun?" dedi. Ben de, "Senin sikilmedik yerini bırakmayacağım, ağzını, memelerinin arasını, amını, götünü, her yerini sikeceğim!" dedim. "Ohhh, sik aşkım, doldur bütün deliklerimi!" diyerek telefonu şifonyerin üstüne sabitleyip domaldı. Biraz sağa kaydı, belini hafif büktü, bacaklarını biraz ayırdı. O zaman anladım ki Suna başka erkeklerle de sanal seks yapıyordu. Ben daha bir şey demeden en uygun pozisyonu almış ve götünün yanaklarını ayırmıştı.
Amını yakın çekim göstermişti, fakat şimdi telefonu şifonyerin üzerinde sabit duruyordu. Göt deliğini biraz uzaktan da olsa görmek beni yine de kudurtmuştu. "Aşkım senin götünü sikimle sikmeden önce dilimle sikerim!" dediğimde, "Ohhh, nasıl istiyorsan öyle sik götümü!" deyip elini alttan amına götürüp parmaklamaya başladı, arada sırada da bana, "İyi mi böyle?" diye soruyordu. Ben de, "Harikasın aşkım!" diyordum. Domalmış pozisyonda Suna orgazm olana kadar amını parmakladı. Sonra, "Ben de senin boşalmanı görmek istiyorum!" deyip yataktan kalktı, telefonu şifonyerin üstünden alıp sırt üstü uzandı. Bir eliyle telefonu amına doğru tutup diğer eliyle de amını okşamaya başladı. Ben de 31 çekip göbeğimin üzerine boşaldım...
Suna, "Ohhhh, ne güzel fışkırdı öyle, ama üzüldüm, keşke o döller boşa gitmeseydi!" dedi. Ben de, "İstersen ikinci posta boşa gitmesin, sana geleyim?" dedim. Suna, "Çok isterdim ama olmaz, biliyorsun kaynanam alt katta oturuyor, bana geldiğini görür!" dedi. Ben de, "O halde sen bana gel!" dedim. "Gecenin bu saatinde evden çıkarsam kaynanam hemen sorar nereye gittiğimi!" dedi. Ben tam umudumu kesmişken, Suna, "Ama yarın sabah gelebilirim, kaynanama da birkaç yere iş başvurusunda bulunacağımı söylerim!" dediğinde sevinçten uçacaktım. O gece ben bir posta daha 31 çekip boşalana kadar görüntülüde karşılıklı masturbasyon yaptık...
Sabah dediği gibi saat 8'de geldi. İçeriye girince pardesüsünü çıkardı. Siyah tayt giymiş, turuncu tişört, mavi eşarp takmış, harika görünüyordu. Salonda sarıldım, öpüşmeye başladık, resmen birbirimizin dudaklarını kemiriyorduk. Salonda yiyişirken Suna'yı soydum. Beyaz sütyen, mor tanga külot vardı, harika görünüyordu. Benim zaten üzerimde sadece boxer vardı ve sikim çadırı kurmuştu.
Yatak odasına geçtik, çırılçıplak kaldık. Yatağa uzanıp memelerinden başladım yalayıp emmeye. Dün gece sanalını yaptığımız şeylerin bu defa gerçeğini yapıyorduk. Sonra amını yaladım, götünü yaladım. Suna zevkten kuduruyordu, "Amımı götümü kocam hiç yalamadı!" diyordu. Evire çevire Suna'nın her yerini yaladım, emdim. Sadece yalayarak iki kez orgazm ettim. Suna da bana müthiş sakso çekti, döllerimi yuttu. Biraz dinlenip sikişmeye başladık. O gün hava kararana kadar Suna'yı, sikim kalktıkça amdan, götten siktim. Suna'nın sekste sınırı yoktu. Aklımıza her gelen pozisyonu deniyorduk. İkimiz de aynı fikirdeydik, yanlış kişilerle evlenmiştik...
Karım annesinden gelene kadar Suna her gün, "İş başvurusunda bulunmaya gidiyorum!" deyip evden çıkıyordu. Sabahtan bana geliyor, akşama kadar sınırsızca sikişiyorduk. Karım annesinden geldikten sonra Suna'yla benim evde sikişmelerimiz son bulmuştu. Ben de kaynanası yüzünden Suna'nın evine gidemiyordum. Arada bir fırsat olursa otele gidip sikişiyorduk, ama evdeki rahatlık yoktu...
Bir gün Suna beni arayıp daha önce iş başvurusunda bulunduğu yerlerden birinde işe alındığı müjdesini verdi. Müjdenin asıl sebebi, iş bulursa Erkan'dan boşanacaktı ve ayrı eve geçecekti. Öyle de yaptı. İş yerinde 6 ay kadar çalışıp para biriktirdi, ben de parasal olarak yardım ettim ve kocasından boşanıp kendine ev tuttu. Artık her gün Suna'nın evine gidiyorum ve rahat rahat sikişebiliyoruz. Hatta Suna'nın komşuları bizi karı koca sanıyor. Şimdi ben de karımdan boşanmanın yollarını arıyorum. Karımdan boşanırsam Suna ile evleneceğiz :)
Orama koyma Burama koy
Selamlar, ben Melis, 27 yaşında, 1.78 boyunda ve 60 kiloyum. Beyaz tenli, siyah saçlı, fit, güzel fizikli bir kadınım. Boyumun uzun olması nedeniyle de çok fazla ilgi çekiyorum. Bembeyaz tenim ve sütun gibi bacaklarımı süzmeyen erkek yok nerdeyse. Üniversite yıllarından beri deli dolu bir seks hayatım var. Farklılıklara açık, o an hoşuma giden kişiyle zevk almaya bakan, anlayacağınız biraz özgür ruhlu, hafif de kaşar biriyim.
Yoğun çalışma günlerinden sonra hafta sonu neler yapsam diye düşünüp duruyordum. O an yıllardır gitmek istediğim yer olan Kapadokya'ya gitmek aklıma gelmişti. Hafta sonu bir gece kalıp dönerim diye düşünmüştüm. Hem değişiklik olur hem de çalışma hayatının stresini biraz atarım demiştim. Otel rezervasyonunu ve otobüs biletimi ayarladım. Cuma akşamı otobüse atladım, gece Kapadokya'ya vardım. Ertesi gün erkenden kalkıp balonları izlemekti amacım. Otele varır varmaz yol yorgunu hemen uyumuşum.
Sabah 5'te telefonumun alarmıyla uyandım, duşumu alıp giyindim. Altıma mini bir etek, üzerime de göğüs dekoltesi olan siyah bir askılı giymiştim, sade ama sexy olmuştum. Tabii bu saatte taksi bulmak çok zordu, hem de bütçem kısıtlı olduğundan otostop çekeyim, illa ki balonların kalkış alanına gidenler vardır dedim. Çok geçmeden lüks bir VİP araç durdu, minibüs gibi olanlardan, camları siyah olduğundan içeride kim var göremedim. Ama araca yanaştığım gibi camlarını indirdiler. Arabadakiler Japon idi.
Açıkcası biraz şaşırmıştım, ama hemen selam verip konuşmaya başladım. İngilizce konuşuyorlardı, benim de mesleğim gereği ingilizcem iyi derecede olunca hemen anlaştık. Benim gideceğim yere gidiyorlardı. "Buyrun, beraber gidebiliriz!" dediler. Hemen kabul ettim. Biraz da sohbet ederiz, farklı kültürden insanlar sonuçta, her zaman böyle fırsat bulamıyorum diye düşündüm. Sürgülü kapıyı içerden açtılar, aracın arkasına geçtim. Toplamda 3 kişilerdi, tahminim 40 - 45 yaşlarındalardı.
Balonların kalkacağı yere doğru giderken onlara burası hakkında bilgi veriyor, beğenip beğenmediklerini soruyordum. Onlar da benim gibi dün akşam gelmişlerdi ve buraları anlatmama çok sevindiler. Ciddi derecede kaynaşmıştık, ama arkada benimle birlikte oturan kişi kaçamak bakışlarla bacaklarıma bakıyordu. Oturunca mini eteğim daha da bir kısalmıştı ve bakılmayacak gibi de değildi...
Kısa bir yolculuğun ardından balonların kalktığı yere vardık ve araçtan indik. Ben teşekkür edip kenara geçtim ve balonları izlemeye başladım. Arabada arkada benimle oturan yanıma geldi ve "Sen gelmiyor musun?" dedi. Ben biraz buruk şekilde, "Maalesef, benim bütçemi aşıyor!" dedim. Aralarında kendi dillerinde birşeyler konuşup bana döndü ve "Balonu özel kiraladık, balon 12 kişilik, çok yer var, gel lütfen, sohbete devam ederiz!" dedi. Beni de balonun sepetine bindirdiler. Para ödemeden balon turu yapacağım için çok sevinmiştim.
Balon havalandı ve havadan Kapadokya turunun o eşsiz deneyiminin keyfini çıkarmaya başladım. Bir yandan da aramızda sohbet ediyor, hatıra fotoları ve Selfie'ler çekiyorduk. Çok tatlı insanlardı, utangaç bir yapıları vardı, ama yabancı oldukları bir yerde benim gibi konuşabilecekleri birini buldukları için mutlulardı, hem tercümanlık yapıyor hem de sohbet etmeye çalışıyordum. Kapadokya balonla yukarıdan muhteşem görünüyordu...
Özel tur olduğu için 2 saatten biraz fazla süren bu güzel deneyimin ardından tekrar yere indik. İner inmez onlara teşekkürlerimi sundum. "Biz teşekkür ederiz!" deyip bu sefer de kahvaltı yapmaya davet ettiler. Ne diyeceğimi bilememiştim, ama farklı kültürden birileriyle takılmak hoş gelmişti. "Peki!" dedim. Kahvaltı yapmaya otantik bir mağara restoranına gittik. Onlara yöresel güzel kahvaltı ürünlerini anlatıyor ve öneriyordum. Bir yandan da onlara Japonya'daki yaşam hakkında sorular soruyor, merakımı gideriyordum.
Üçünün de tipi o kadar benziyordu ki, kıyafetleri ayrı olmasa karıştırırdım. 1.65 - 1.70 arası boylarda, hafif kilolulardı. İsimleri Kaiyo, Chang ve Yuko. Bana en yakın olan ve arabada durmadan bacaklarımı süzen Yuko idi. En çok benle sohbet etmeye çalışan o idi ve arada kaçamak göğüslerime de bakıp duruyordu. Diğerleri de çok cana yakındı, ama biraz utangaçlardı.
Kahvaltının ardından Kapadokya'nın ünlü turistik yerlerini gezmeye başladık. Tabii gez gez bitmiyor ve yoruluyor, arada oturup bir şeyler içiyorduk. Artık iyice samimileşmiştik. Zaman su gibi akıp geçmiş, akşam olmuştu. Akşam yemeği için güzel bir restorana gidecektik, ancak ben üzerimi değiştirip bir duş almak istemiştim. Beni otele bıraktılar, numaralaştık.
Güzel bir duş aldım. Saç, makyaj yapıp, derin yırtmaçlı sexy bir kıyafet giyip onları aradım. Gelip beni otelimden aldılar. Görür görmez üçü de iltifat yağdırmaya başladı. Biraz utansam da hoşuma gitmişti açıkcası. Akşam saat 7 gibi restorana vardık ve yemeğimizi yedik. Tabii bizim sohbetler derinleştikçe derinleşiyordu. İki farklı ulustan olunca konuşacak şey bitmiyordu. Bu arada tüm hesapları onlar ödüyordu. Restorandan çıktık. Beni otelime bırakırlar diye düşünmüştüm, ama, "Bizim otelde sohbete devam edelim mi?" diye teklif sundular. Saat de daha erken olduğundan kabul ettim.
Otellerine vardık. Kapadokya'nın en lüks oteli diyebilirim. Odalarına girdik. Odadan geçip Kapadokya manzarasına açılan terasa çıktık. Terasta ufak da bir özel havuzu vardı, ama etraftan pek gözükmüyordu. Havuzun kenarındaki koltuklara oturduk, hemen bir şarap açtılar. İçmeye başladık. Ben biraz çakır keyf olunca bol bol frikik vermeye başladım ve canım feci şekilde havuza girmek istiyordu. Onlara, "Havuza girelim mi?" diye teklif sundum. "Girelim!" diyen Yuko hemen soyunup külotla havuza atladı, Chang ve Kaiyo biraz daha ağırdan alıyordu. Benim de bikinim yoktu, ama iç çamaşırlarım biraz bikini gibiydi. Buna güvenerek hemen soyunup iç çamaşırlarımla girdim.
Yuko ile su şakalarına başlamıştık, hem alkolün etkisiyle gülüşüyorduk, hem de şakalaşıyorduk. Chang ve Kaiyo da gelince ufak havuzda tıkış tıkış olmuştuk. Yuko fırsattan istifade hafiften elleşiyor, bana bol bol temas ediyordu. Ortamın büyüsünden midir bilmem, o an içime biraz azgınlık düşmüştü. Havuzun kenarında bulunan sehpadaki şaraba uzandım, popomu onlara dönmüş şarabı yudumluyordum ki, kendi aralarında bir tartışmaya girdiler. Sanki bir karar vermeye çalışıyor gibilerdi.
Tam şarabın keyfini çıkarırken bir anda irkildim, Yuko arkadan popoma yaslanmıştı. Kulağıma doğru eğilip, "Sen de istersen biz biraz eğlenmek istiyoruz. Bizimle seks yapar mısın?" dedi. Şarabımı yutkunup tepki vermedim ve donup kaldım. İçten içe ben de istiyor gibiydim, ama kararsızdım açıkcası. Bu kararsızlık kısa sürdü, "Neden olmasın?" dedim ve film o anda koptu. Yuko birden götüme sertçe yaslanarak memelerimi yoğurmaya başladı. Sikinin kalktığını hissedebiliyordum ve arkadan tam amıma baskı yapıyordu. Kaiyo ve Chang ise henüz olaya dahil olmamış, sadece izliyorlardı.
Yuko külodumu kenara sıyırıp amımı biraz okşadıktan sonra sikini çıkarıp birden amıma girdi. Beni hemen orada sikeceğini hiç beklemiyordum, irkildim ve derince inledim. Siki çok büyük değildi, ama sikerken en derine kadar bastırıyordu ve delicesine nefes alıp veriyordu. Sanki yangından mal kaçırır gibi hızlı hızlı sikiyordu. O anın heyecanıyla ateş gibi yanmaya başlamıştım ki, fazla sürmeden orgazm oldum. Yuko da çok geçmeden boynumu yalaya yalaya sikini amımdan çıkarıp havuzun içine boşaldı...
Heyecanlı olsa da ufacık havuz sikişmek için rahat değildi. "İçeri geçelim lütfen!" dedim ve ayaklarım heyecandan titreye titreye havuzdan çıktım. Sonunda rahat bir ortama geçmiş ve rahatlamıştım. Islak sutyenimi ve külodumu çıkardım. Islak ve bembeyaz vücudum çırılçıplak karşılarındaydı. Verdikleri havlu ile kurulandım. Artık Kaiyo ve Chang de olaya dahil olmuş, utangaçlıklarını kenara bırakmışlardı. Chang bir mememi, Kaiyo da diğerini yalıyordu. Heyecandan ateş gibi yanıyordum, böyle bir duruma gireceğimi hiç düşünmemiştim ve fena zevk alıyordum. Meme uçlarım sertleşmiş, fena halde uyarılıyordum...
Ayakta uzun süre her memelerimi yalayıp öptüler. Sonunda onlar da külotlarını çıkarmış, kalkmış siklerini sıvazlıyorlardı. Chang'ın önüne çömeldim ve sikini ağzıma aldığım gibi yalamaya başladım. Bir elimle de Kaiyo'nun sikini sıvazlıyordum. Çok büyük olmadığı için tamamını ağzıma alabiliyordum. Chang zevke gelip transa geçmişti adeta, kendi dilinde bir şeyler söyleyip nefes nefese kalmıştı ki, siki birden kalp gibi atmaya başladı. Boşalacağını anlayınca hemen ağzımdan çıkarıp göğüslerime doğru boşalmasını sağladım. Sanki yıllardır boşalmıyor gibi oluk oluk boşalmıştı.
Kaiyo hemen havluyu alıp göğüslerimdeki dölleri temizledi ve beni kucakladığı gibi götürüp yatağa yatırdı. Fena halde azmıştı, misyoner pozisyonuna geçti ve "Prezervatif takmalı mıyım?" diye sordu. Tehlikeli bir dönemimde değildim, "Gerek yok!" deyince hiç beklemeden üzerime tüm ağırlını verip amıma girdi. Siki çok uzun olmasa da kalındı ve içimi tamamen dolduruyordu. Sert sert sikiyor, bir yandan da boynumu öpüyor ve memelerimi sertçe avuçluyordu...
Bir süre siktikten sonra amımdan çıktı ve bacaklarımdan tutup beni domaltıp arkadan tekrar amıma girdi. İnce belimi iki eliyle kavrayıp sert sert sikmeye devam etti. Kasıkları götüme çarptıkça amımın ıslaklığından çıkan vıcık vıcık seslerle 'Şap, şap, şap!' sesleri eşliğinde sikiyordu. Bu arada azgın Yuko ilk boşalmasının ardından kendine gelmiş, inik sikini getirip ağzıma sürtüyordu. Ağzıma alıp emerek kıvama getirdim. Kaiyo halen sikmeye devam ediyordu. Bir süre sonra sikini amımdan çıkarıp sırtıma doğru boşalmaya başladı. Sonra da derin bir, "Ohhh!" çekip kenara yığıldı.
Sikini sakso çekerek kıvama getirdiğim Yuko arkama geçip bir hışımla amıma zank diye girdi. Yavaş bir tempoyla gerile gerile sikiyordu. Bir yandan sırtımı öpüyor, yalıyor, bana iltifatlar yağdırıyordu. Bir süre bu pozisyonda siktikten sonra amımdan çıkıp sırt üstü yatırdı beni. Bacaklarımı omuzlarına alıp popomu hafif kaldırıp tekrar amıma girdi. Altında iki büklüm olmuştum adeta, amımda zıplaya zıplaya sikiyordu. Durmak bilmiyordu. Artık aldığım zevkten ve yaşadığım orgazmlardan çıldıracaktım...
Sonunda beni düzgünce misyoner pozisyona geçirdi ve sikmeye devam etti. Ben de bacaklarımı beline dolayıp kendime çekiyordum. Bir süre sonra gittikçe hızlandı. 'Şap, şap, şap!' sesler çıkarken, "Geliyorum!" deyince bacaklarımla iyice kendime bastırdım. Siki tamamen en derinime inmiş, kenetlenmiş kalmışken içime oluk oluk boşalmaya başladı. Yuko öyle bir zevk alıyordu ki, boşalırken, "Yuhu!" diyerek çığlık attı. Boşalması bitince çocuklar gibi sevinip kenara yığıldı...
Nerdeyse dermanım kalmamıştı ki, sikini sallaya sallaya Chang yanıma geldi. Onu tamamen unutmuştum. Bir bacağımı omzuna aldı, diğer bacağımı da iki bacağının arasına alıp amıma yerleşti ve sikmeye başladı. Sanki ilk defa seks yapıyor gibi tüm enerjisini harcıyor, dur durak bilmeden sikiyordu. Ben ise sallanan memelerimi iki elimle tutmuş, yeniden orgazm olmanın verdiği zevkle çığlık atmamak için dudağımı ısırıyordum. Chang bir süre daha hızlı hızlı sikerek sikini amımdan çıkardı, göbeğime doğru boşaldı...
Hepimiz perişan haldeydik. Ben terden sırılsıklam olmuştum ve de susamıştım. Kalkıp bir bardak su içip geldim. Üçü de uyuklamaya başlamıştı bile. Ben de çok yorulmuştum, boş yataklardan birine kendimi attığım gibi hemen uyumuşum. Ama daha sabah olmadan acayip susayıp tekrar uyandım, kalktım su içtim. Hazır uyanmışken duş alma ihtiyacı duydum ve kendimi duşa attım. Suyun altına girince kendime gelmiştim ve ne yaptığımın farkına yeni varmaya başlamıştım. Girdiğim durumun şaşkınlığındaydım ki, birden duşun kapısı açıldı. Gelen azgın Yuko idi. "Uyayamadın mı bebeğim?" deyip kalkık sikini sallaya sallaya duşa girdi.
Beni suyun altında okşamaya başladı. Götümü iki eliyle avuçlayıp memelerimi yalıyordu. Sonra beni ters çevirip ayak üstü sikmeye kalktı. Boynumdan tutmuş memelerimi soğuk cama yaslamıştı. Ancak bir problem vardı, boyum Yuko'dan uzun olduğundan yetişemiyordu. Bozuntuya vermeden döndüm, önüne çömelip biraz sakso çektim. Sonra elinden tutup duştan çıkardım, klozete oturttum Yuko'yu. Yuko heyecanla ne yapacağımı beklerken bacaklarımı ayırarak kucağına geçtim. Sikini amıma hizalayıp yavaşça kucağına yerleştim. Sikini amıma alınca Yuko derin bir, "Ohhh!" çekti.
Yavaşça hızlanmaya başladım. İki eliyle götümü avuçlayıp memelerimi yalıyordu. Kucağında adeta yılan gibiydim. Twerk yapar gibi nerdeyse 10 dakikadır kucağında zıplıyordum. Orgazm olmuştum, ama onun da boşalmasını istiyordum. Hızlanmaya başladığımda Yuko da kasılmaya başladı. Çok geçmeden, "Geliyorum!" diyerek yine amımın içine boşaldı. Ben de fena zevk almıştım bu sikişten, ancak artık uyumam gerekiyordu. Temizlenip hemen yatağa gidip uyudum...
Ertesi sabah kalktığımızda, dördümüz birbirimize gülüşerek ve sürekli elleşerek odada kahvaltı ettik. Bu gün son günüm olduğunu, akşam gitmem gerektiğini söyleyince çok üzüldüler. "Lütfen bir gece daha kal!" deyip durdular. Ancak yarın işe gitmem gerekiyordu. Ancak biraz ısrarın ardından aslında onların da yarın gideceğini ve araçlarının kiralık olduğu için Ankara'ya bırakmaları gerektiğini öğrendim. "Yarın sabah erkenden yola çıkarsak, bu gece sizinle kalabilirim!" dedim. Çok sevindiler ve hemen kabul ettiler.
Hep beraber otelime gittik, ben çıkış yaptım ve eşyalarımı aldım. Gün boyu yine etrafı gezdik ve turistik etkinlikler yaptık. Akşama doğru tekrar odalarına döndük. Ben bir duş alıp, saç, makyaj yaptım. Akşam yine dışarda yemek yiyecektik. Bu sefer daha sexy olmuştum. İnce bir siyah külotlu çorap ve mini bir elbise giymiştim. Beni bu halde görür görmez ağızlarının suyu aktı, meğerse bu tarz çorapları çok seviyorlarmış. Yemeğe gittik, ama hepsi de otele dönsek de sikişsek diye gözümün içine bakıyordu. Onları bu işkenceden kurtarmak için, "Hadi otele dönelim!" dedim. Hesabı ödediler ve kalktık, otele döndük.
Odaya girer girmez Yuko yine üzerime çullandı. Yavaştan hepimiz soyunmaya başlamıştık. Yine bembeyaz vücudum tüm pürüzsüzlüğüyle karşılarındaydı. Yatağa yatırdıkları gibi hepsi bir yerimi yalıyordu. Chang amıma yumulmuş, diliyle beni delirtiyordu adeta. Çıldırmak üzereyedim ve titreye titreye orgazm oldum. Chang doğruldu, iyice kıvama gelmiş sırılsıklam amıma birden sikini geçirdi. Zevkini çıkara çıkara sikiyordu beni. Kaiyo da sikini ağzıma vermişti, fırsat buldukça yalıyordum, ama sikilirken sakso çekmek gerçekten çok zordu. Yuko sırasını beklese de eli boş durmuyor, ben sikilirken hızlı hızlı amımı okşuyor, götümü avuçluyor, hatta götüme parmağını sokuyordu. Bu hareketine irkiliyordum ve o an neler hissedeceğimi bilemiyordum...
Neyse ki Chang boşaldı ve kenara çekildi. Yuko hemen amıma girmeye kalkıştı, ama o an yanımda yatan Kaiyo'nun siki gözüme çok lezzetli görünmüştü ve bir hışımla kucağına geçip amıma yerleştirdim sikini. Kucağında zıplamaya başlamıştım. Bir süre sonra zıplamaktan yorulmuş ve ona yapışmıştım, Kaiyo ise alttan sikiyordu yavaş yavaş. Yuko çok fena azmıştı, bir şeyler söylenerek birden arkama geçti ve sikini göt deliğime sürtmeye başladı. İrkilip, "Hayır, yapma!" diyerek kalkmaya yeltendim. Ama Yuko iki eliyle belimden kavradığı gibi tuttu beni ve "Lütfen, çok sexy götün var, fena azdırıdı beni!" dedi. O an bir şey diyemedim, içim ürpermişti. Daha önce hiç anal yapmamıştım ve böyle ikisinin arasında tost olmaya dayanabileceğimden emin değildim.
Kaiyo amımda hareketsiz beklerken, Yuko tükürükleyip sikini götüme bastırmaya başladı. Çok garip bir histi, kasılmaktan bir hal oldum. Neyse ki korktuğum kadar çok acımamıştı ve sikinin yarısını sokmuştu bile. Biraz daha uğraşıp yavaşça tamamını soktu. Artık iki deliğim de doluydu ve fena zevk alıyordum. Kaiyo alttan amıma pompalarken, Yuko zaten azgın azgın götümü sikmeye başlamıştı. İkisinin vücut sıcaklığından ateş gibi yanıyordum. Bir noktadan sonra artık müthiş zevk alıyor, orgazm üstüne orgazm oluyordum...
Sonunda Kaiyo altımda boşalmış ve siki küçülünce amımdan çıkmıştı. Yuko halen götümdeydi ve götümü iştahla sikmeye devam ediyordu. Artık büzüğümün yanmaya başladığını hissediyordum. O anda aklıma lisedeyken arkadaşların yaptığı 'Oramakoma Buramako' esprisi geldi ve kahkahalarla gülmemek için zor tuttum kendimi. "Lütfen Yuko, amıma gir!" diye yalvarsam da beni dinlemiyor, tüm ağırlığıyla götüme biniyordu. Yaklaşık 10 dakika daha sikip götümün içine boşaldı...
Hepimiz sırayla duş aldıktan sonra bir saat kadar dinlendik, içki içtik. Ben alkolün dozunu biraz kaçırmıştım. Bu arada sikleri tekrar kalkmıştı. Yeniden sikişe başlayacakken, bana yerde duran külotlu çorabımı giydirip, amımın ve götümün olduğu kısmı yırtıp, beni sikmeye başladılar. O gece kaç defa siktiler, kaç değişik pozisyona soktular hatırlamıyorum. Yeni erğenliğe girmiş gençler gibi bitmek bilmeyen bir enerjileri vardı. Sikişmelerimizi saat kaçta bitirip yattık uyuduk onu bile bilmiyorum...
Sabaha doğru uyandığımda perişan bir şekilde yatakta yatıyordum. Üzerimdeki külotlu çorap paramparça olmuş, amımdan götümden döller akıyor, memelerimde ve göbeğimde kurumuş döller vardı. Hemen kalkıp duşa girdim, zaten yola çıkmamıza da az kalmıştı. Benden sonra da onlar kalktı. Hızlı bir duş ve kahvaltının ardından apar topar arabaya atlayıp yola çıktık.
Henüz güneş bile doğmamıştı ve ben fena yorgun ve uykusuzdum. Yola çıkar çıkmaz hemen uyumuşum. Ne kadar uyudum bilmiyorum, amımda gezinen bir el ile uyandım. Elin sahibi Yuko idi. Elini eteğimin altından külodumun içine sokmuş, amımı okşuyor, parmaklıyordu. Gözlerimi açıp, "Doymadın mı iki gündür?" deyip güldüm. Önde oturan Kaiyo da Yuko'ya sitem edip, "Yapma Yuko, önde içimiz gidiyor!" dese de, Yuko sikini çıkarıp kafamı sikine bastırmıştı. Araç VİP olduğundan arkası oturma odası gibiydi. Camlar da filmli olduğundan rahattım. Gider ayak son bir kez Yuko'ya zevk vermek istedim.
Güzel bir saksonun ardından uzun koltuğa geçip yana doğru poziyon alıp eteğimi kaldırdım. Yuko hemen külodumu sıyırıp amıma girdi ve bana kenetlenip sikmeye başladı. Ankara'ya varmamıza daha 45 km vardı ve zevkine vara vara sikiyordu. Sakin bir sikiş yaşıyorduk. Bir yandan öpüyor, bir yandan sakin bir şekilde amıma girip çıkıyordu. Amım bu uzun sikişin ardından vıcık vıcık olmuştu. Artık dayanamaz hale gelmiştim ve bir hışımla kucağına geçtim. Sikini amıma alıp sert sert zıplamaya başladım. Arabanın hareket halinde olması umrumda değildi, fena azmış haldeydim. Dışardan kimse göremese de ortamın heyecanı vardı...
Orgazm olup kucağında boynuna kenetlendim ki, Yuko da amıma boşalmaya başladı. Boşalması bitince üzerinden kalktım. Yuko'nun verdiği kağıt mendille amımı silip üstümü başımı düzelttim. Öndekilerin içi gitse de yapacak bir şey yoktu, yolumuz çok az kalmıştı...
Sonunda Ankara'ya vardık ve veda vakti geldi. Ayrılırken çok güzel vakit geçirdiklerini ve yine gelirlerse görüşmek istediklerini söyleyip, övgülerle vedalaştılar. Bir daha görüşmek ister miyim bilmiyorum. Değişiklik olsun diye çıktığım bu ufak Kapadokya gezisi muhtemelen hayatımda yaşayacağım en büyük kaçamak oldu. İş yerinde gün boyu olanları düşünüp işe bile odaklanamadım.
Bir haftada amım götüm kendine gelemese de, 'Oramakoma Buramako' esprisi aklıma geldikçe kendi kendime gülüyorum :)
Kocamın Azgın Akrabaları 2
Ertesi gün sabahtan Sevgi aradı, "Çayı koy kız, poğaça, börek falan alıp sana kahvaltıya geliyorum!" dedi. "Tamam, gel!" dedim, çayı koydum. Yarım saat sonra Sevgi geldi. Oturup kahvaltımızı yaptık. Salona geçip keyif çayı içerken dün gece yaşananlar hakkında konuştuk. Bana pişman olup olmadığımı sordu. Ben de, "Pişman değilim, aksine hayatımın en güzel sikişmesi oldu. Fakat tedirginim, ya kocamın haberi olursa?" dedim. Sevgi, "Korkma, biraz dikkat edersen kimsenin haberi olmaz, kocasını aldatan tek kadın sen değilsin!" dedi ve sırıtmaya başladı.
O an jetonum düştü, "Kız yoksa sen de mi?" dedim. Sevgi halen sırıtarak, "Herhalde yani! Benimkisi am değil mi?" dedi. "Kız anlat, kiminle?" dediğimde, yine sırıtarak, "Kiminle değil, kimlerle!" dedi ve anlatmaya başladı. Kimlerle sikiştiğini duydukça küçük dilimi yutacaktım. Orospu Sevgi akraba olan erkeklerin nerdeyse tümüyle sikişmişti ve kocasının haberi yoktu bu durumdan.
Sevgi, "Kızım canın yarak isterse uzaklarda aramaya gerek yok!" diyerek, hem kocamın akrabalarından, hem de kendi akrabalarından sikiştiği azgın erkeklerin isimlerini tek tek söyleyip, eğer onlarla sikişmek istersem diye tüyolar bile verdi. Ben tabii ağzım açık dinledim. Millet gizli gizli ne haltlar yiyormuş da haberim yokmuş! İki saat kadar oturup bu konularda sohbet ettikten sonra Sevgi gitti. Ben halen hayretler içerisindeydim.
O gün öğleden sonra kocam aradı, yoldaymış geliyormuş. Akşama geldi. Sevgi'nin kocam hakkında (Gittiği şehirlerde kesin başka amlar sikiyordur!) lafı aklıma geldi. Kocama bunu sorsam mı diye düşündüm. Ama konuyu açarsam kesin tartışma çıkacaktı ve moralim bozulacaktı. Hem ben de Ahmet'le sikişmiştim, onun için sormaktan vaz geçtim, boş ver, böyle devam etsin evliliğimiz diye düşündüm.
Yemek yapmıştım, yemeğimizi yedik. Ben (Asla izlemem!) dediğim için porno film getirmemişti. Yemekten sonra TV karşısına oturduk, biraz dizi izledik. Dizi izlerken, bir ara niyetlendim, Sabahat halanın verdiği filmleri sakladığım yerden getireyim, kocamla birlikte izleyelim diye. Ama bu sefer de kocama bu filmleri kimden aldığımı açıklamam gerekecekti ve buna kocamın tepkisinin ne olacağını bilmiyordum. Onun için vaz geçtim.
Kocam yorgun olduğunu ve yatmak istediğini söyleyip lavaboya gitti. Ben de yatak odasına gidip üstümü değiştirdim. Beni arkası ipli tanga ile görünce gözlerine inanamadı. Hemen saldırdı. Vahşi gibi okşuyor, öpüyordu. Mutlu olduğu gözlerinden okunuyordu. Ama iş sikmeye gelince değişen bir şey olmadı, her zamanki gibi birkaç dakika sikip işini bitirdi ve arkasını dönüp yattı uyudu. Ben yine orgazm olamamıştım. Kocamın azgın akrabalarının beni siktiklerini hayal edip amımı okşayarak orgazm olup ben de uyudum...
Ertesi gün kocam İzmir'e gitti, ben yine yalnız kaldım. Ama bunu artık dert etmiyordum, biliyordum ki yarrak istesem hazırda vardı. Ne yapayım ne edeyim derken, en iyisi Sabahat halaya gideyim, hem filmleri vereyim, hem de biraz laflarız diye düşündüm. Sabahat halaya gittiğimde 'Oruk' dediğimiz içli köfte yapıyordu. Filmleri getirdiğimi söylediğimde, "Yatağın üzerine bırak canım!" dedi. Yatak odasına gidip yatağın üzerine bıraktım ve mutfağa döndüm.
"Tam zamanında geldin Gülay, bana biraz yardım edebilir misin?" dedi. "Tabii ederim, lafı mı olur halacağım!" deyip yardım etmeye başladım. Oruk işi hem zahmetliydi, hem de vakit alan bir işti. Yaparken sohbete başladık. Filmleri sordu. Ben de izlediğimi ve çok hoşuma gittiğini söyleyip, "Bana birkaç film verebilir misin halacağım?" dedim. "Olur canım, sen yeter ki iste!" dedi. Akşam olmak üzereydi, biz Orukları anca bitirdik, sadece onları kızartma işi kalmıştı. "Ben gideyim artık halacığım!" dedim. "Evde yalnız ne yapacaksın? Bunları kızartalım, hem yersin, hem de giderken birkaç tane götürürsün!" dedi.
"Peki!" deyip kızartmasına yardım ettim. Kızartma işi bitince kocası da gelmişti. Hep birlikte yedik. Mutfakta bana da götürmem için birkaç tane Oruk paket yaptı. "Eline sağlık halacığım, ben gideyim artık!" dedim. "Tamam, sana geçen gösterdiğim çekmeceden al alacağını, izleyip getirirsin!" dedi. Ben yatak odasına gittim, çekmeceleri açtım. Yüzlerce filmden hangisini alacağımı şaşırdım. En önden iki tane, en arka taraftan da iki tane aldım. Yani dört tane almıştım. Siyah poşete yeni aldıklarımı koydum. "Halacığım ben çıkıyorum!" deyip, kocasıyla da vedalaştım. Eve gittim.
Yemeğimi zaten orda yemiştim. Hemen üstümü değiştirdim ve halamdan aldığım filmleri çıkardım. CD'lerin üzerinde sadece '116, '229' , '230' gibi numaralar vardı. Dördüncüsünde sadece 'S-1' yazıyordu. Dolayısıyla meraklandım ve onu koydum. Film başladı, ama sanki amatörce çekilmişti. Bir erkek bir kadınla yatağın yanında ayakta dikilmiş sevişiyordu. Sadece boyunlarından aşağısı görünüyordu. Sonra adam kadını yatağa sırt üstü yatırınca ben şok oldum. Gördüğüme inanamıyordum, bu kadın Sabahat halanın ta kendisiydi. Hayretle izlemeye devam ettim. Adam da bir yerden tanıdık geliyordu, ama kesinlikle kocası değildi.
Ben şaşkın şaşkın izlemeye devam ettim, ama bunun heyecanı daha farklıydı. Adam Sabahat halanın amını yalıyordu, sanki yiyecek gibi yumulmuştu. Sabahat hala inliyor, "Yala erkeğim, sikicim benim, amım da götüm de sana feda olsun, ye her yerimi!" diyordu. Ben halen şaşkınlıkla izliyordum. Adam biraz daha yalayıp bıraktı, Sabahat halayı yatağa oturttu, yarrağını da ağzına verdi. Adamın güzel bir yarağı vardı, görünce elim amıma gitmişti. Sabahat hala o yarağı iştahla somuryordu. Adam da, "Sabahtım, aşkım, bir tanem, orospum, seni çok özlemişim!" diyordu.
Uzunca bir saksonun ardından Sabahat hala yarrağı ağzından çıkardı, "Hadi erkeğim, beni sik!" deyip sırt üstü uzandı, bacaklarını ayırdı. Adam da o güzel yarrağını Sabahat halanın amına kökleyince ikisi birden, "Ohhh!" çekti. Adam hemen pompalamaya başladı. Sabahat halanın vücudu harikaydı, memeleri, bacakları, amı ve götü çok güzeldi, adam ağzının tadını biliyordu. Sabahat halayı kıskanmaya başlamıştım, hem kocası, hem sikicisi vardı...
Adam öyle bir sikti ki, bırakın Sabahat halayı, izlerken ben bile iki defa orgazm oldum. Adam yakışıklı, ama Sabahat haladan yaş olarak birkaç yaş büyüktü, sanırım 40 yaşında gibiydi. Hele Sabahat halanın götten sikilirken inlemeleri inanılmazdı, beni de müthiş azdırmıştı. Adam uzun süre hem amdan hem götten siktikten sonra yarrağını çıkarıp Sabahat halanın sırtına boşalmaya başladı...
Kamera sabit değildi, sürekli hareket halideydi, filmi birisi çekiyordu. Adam boşalması biterken, "Nasıl oldu Ali, hoşuna gitti mi?" diye sordu. Demek ki filmi çeken Sabahat halanın kocası Ali idi. O da, "Evet güzel oldu, ikiniz de harikaydınız!" dedi. Adam, "Sevindim, bir kopyasını isterim!" dedi ve film bitti. Gördüklerime halen inanamıyordum, ama farklı bir heyecanla izlemiştim. Aynı zamanda da içimi bir suçluluk kaplamıştı, yanlışlıkla da olsa görmemem gereken bir şeyi görmüştüm. Bu filmi çaktırmadan tekrar yerine bırakmalıydım. Yarın erken kalkar, poğaça falan alır kahvaltıya giderim ve Sabahat hala görmeden bir fırsatını bulur filmi yerine koyarım diye düşündüm. Filmi baştan sona iki kez daha izleyip yatağa gidip uyudum...
Ertesi sabah telefonumun sesine uyandım. Sabahat hala arıyordu. Açtım, "Efendim halacığım?" dedim. "Müsait misin, gelebilir miyim?" diye sordu. "Tabii gelebilirsin halacığım, ben çayı koyuyorum!" dedim. Az saat sonra geldi, ama endişeli bir hali vardı. Oturduk, çay içerken benden birşeyler söylememi bekledi sanki. Ama ben birşey demedim. Sonunda, "Gülay, dün aldığın filmleri izledin mi?" dedi. "Evet, bir tanesini izledim!" dedim. "Hangisini?" dedi. "Bilmiyorum, ama sanki sana çok benzeyen bir kadının filmiydi!" deyince öyle bir kızardı ki. "Ne oldu halacığım, neden kızardın?" dedim.
"Sen de az orospu değilsin Gülay. Demek kadın sanki bana benziyor ha? Salağa yatma, o kadının ben olduğum gayet net anlaşılıyor. Ama lütfen aramızda kalsın, kimseye anlatma!" dedi. Ben de, "Merak etme halacığım, kimseye anlatmam! Bunun gibi daha başka filmler var mı?" diye sordum. Önce ses çıkmadı, sonra utanarak, "Var!" dedi, yine yüzü kıp kırmızı olmuştu. Ben de, "Ama filmi çok beğendim halacığım, amatörce de olsa çok güzeldi!" dediğimde Sabahat hala biraz rahatlamış görünüyordu.
"Merak ettim halacığım, filmde seni siken adam kim?" diye sorduğumda, "Ablamın kocası, Eşref eniştem. Ama Gülay senden çok rica ediyorum, kimseye söyleme!" deyip bana yalvardı yakardı. "Merak etme halacığım, benden laf çıkmaz! Ama bu arada itiraf edeyim ki Eşref eniştenin yarağı da çok güzelmiş, bayıldım!" dedim. Sabahat hala hiç beklemediğim bir şekilde, "Canın çektiyse seni de Eşref'in altına yatırabilirim!" dedi. Ben, "Yok, beni yanlış anladın halacığım... Onun için söylemedim..." dediğimde, "Hadi hadi, nazlanma orospu! İstemem, yan cebime koy! Filmi izlerken kesin amının suyu akmıştır! İtiraf et, akmadı mı?" dedi.
Sabahta halanın bu şekilde rahat konuşması beni de raydan çıkardı ve "Valla ne yalan söyleyim halacığım, aktı, hem de çeşme gibi aktı! İzlerken Eşref eniştenin altında senin yerine kendimi hayal edip kaç kere orgazm oldum!" deyiverdim. O da, "Hah işte böyle açık ol bana karşı! Merk etme, kocanın haberi olmadan müsait zamanda sikiştiririm sizi!" dedi. Benim içimi heyecan kaplarken Sabahat halanın endişesi tamamen kaybolmuş, her zamanki neşesi yerine gelmişti. Eşref enişteyle ilk defa nasıl sikiştiğini, kocasının fantazilerini, kendi fantazilerini falan uzun uzun anlattı...
Sonra bana sordu, "Peki sizin herhangi bir fantaziniz yok mu?" diye. Ben de, "Kocamı bilmem ama benim var, bu da imkansız, zaten onun için sadece fantazilerimde yaşıyorum!" dedim. "Nedir imkansız olan?" diye sordu. Ben gülümseyerek, "Filmlerdeki zencilerle sikişmek!" dedim. "Oooo, ağzının tadını biliyorsun! Seni film izlemeye zar zor ikna ettik ve şimdi kötü alıştın!" dedi. Gülüştük. Sonra, "Haklısın Gülay, zenci bulmak imkansız. Ama zenci yarağı kadar olmasa da aklını başından alacak ne yaraklar biliyorum!" dedi. Ben heyecanla ve merakla, "Kimler mesela?" dediğimde, gülerek, "Acele etme, ortam ve zaman müsait olunca tanıştırım. Ama kesinlikle sır kalması gerekiyor, özellikle de kocanın haberi olmaması lazım! Hadi ben kalkayım, gitmem lazım!" deyip gitti. Sanki Sabahat halanın gizlediği daha çok sey vardı, bunu sezdim.
Yalnızlık kötüydü, zaman geçmiyordu. Akşama kadar porno izledim. Akşam geç vakitte yemeğimi yeyip, tangamı ve geceliğimi giydim, son filmi izlemeye başladım. Bu film de tam hoşlandığım gibi zencilerle başladı. Hayran kaldım bu yarraklara, yani şu anda yanımda iki zenci bile olsaydı kesin sikişirdim onlarla. Yarrakları görür görmez amımın suyu aktı, kendimi parmaklamaya başladım. Bazen de gözlerimi kapayıp kendimi sikilen kadının yerine koyuyordum ve müthiş zevk alyor, çabuk orgazm oluyordum.
Kötü alışmıştım porno izleyip masturbasyon yapmaya, kendimi kontrol etmekte zorlanıyordum. Bunun çaresi vardı, ama başka erkeklerle sikişmeye alışırsam bunun çok kötü durumlar yaratmasından çekiniyordum. Kara kara düşünmeye başladım, amım da yarrak istiyordu. Vibratör veya Dildo alsam diye düşündüm, ama gerçek yarrağın yerini tutar mı, bilemiyorum. O anda öyle bir ateş basmıştı ki, yerimde duramıyordum...
Filmin yarısını izlemiştim ki kapı çaldı. İçimden (Keşke Sevgi Ahmet'i getirmiş olsa da deli gibi sikişsem!) diye geçirerek geçenki gibi filmi pauseye basıp durdurdum ve gecelikle kapıya koştum. Kapıyı aralayıp baktım ki, kocamın dayısının oğlu Yalçın. Sevgi'nin sikiştiği akrabalardan biri de Yalçın idi. "Hayrola Yalçın, ne oldu?" dedim. "Erdal abi evde mi yenge?" diye sordu. "Yok, İzmir'de. Neden sordun?" dedim. "İstanbul'a gidecektim, beni de götürebilir mi diye soracaktım!" dedi. "Götürür Yalçın, ne zaman gideceksin ki?" dedim. "Günü farketmez yenge!" dedi.
"Peki, gelince söylerim, ama neden içeriye gelmiyorsun? Gel kahve yapayım da içelim!" deyip kapıyı açtım. Beni sexy gecelikle görünce tepeden tırnağa süzdü. Aileden olduğundan yabancılık çekmezdi, arada bir gelir giderdi. İçeri geçti ve TV'de donmuş haldeki porno filmi görünce şaşırdı ve "Bu nedir yenge?" dedi. Ben de gülümseyerek, "Ne olacak, gördüğün gibi porno! Ne yapayım, kocam yok, yalnızım, bunlarla kendimi avutuyorum işte! Sen izle, ben kahve yapayım." dedim, kumandaya basıp filmi devam ettirdim. Mutfağa giderken arkamdan bakacağına emin olduğumdan götümü kıvıra kıvıra gittim. Zaten üstümde mini gecelikle arkası ipli tanga vardı, götüm nerdeyse tamamen görünüyordu...
Kahveleri yaparken arada çaktırmadan salona bakıyordum. Yalçın pantolon üstünden yarağını okşuyordu. Kahvelerle salona döndüm ve "İyi ki geldin Yalçın, yalnızlıktan sıkılıyordum!" dedim. Kahveleri içerken laflıyorduk. Yalçın bekar, 22 yaşında ve yakışıklı bir delikanlı, Sevgi orospusu ağzının tadını biliyordu. "Ee, bekarlık nasıl gidiyor Yalçın, evlenecek birini buldun mu?" dedim. "Yok yenge, aramıyorum zaten. Evlenmek istemiyorum ki, böyle rahatım!" dedi. Benimle konuşurken bacaklarımı ve gecelikten belli olan memelerimi süzüyordu. Tabii ben de çaktırmadan önüne bakıyordum, panotlonun içindeki yarağı gittikçe irileşiyordu.
Kısmet ayağıma gelmişti, bu fırsatı değerlendirmem lazımdı. Kafamda tilkiler dolaşmaya başladı. Kahveleri tazelemek için kalktım ve mutfağa giderken yine götümü kıvırta kıvırta yürüdüm. Mutfakta mahsustan şeker kabını yere düşürdüm ve yüksek sesle, "Hah aksi!" dedim. Yalçın koşarak geldi, "Ne oldu yenge?" dedi. Yarağı önünde çadırı kurmuştu. "Şekerlik düştü!" deyip onu biraz daha kudurtmak için faraş ve süpürgeyi alıp önünde domalarak yerdeki şekerleri süpürdüm.
Faraş ve süpürgeyi bırakıp döndüğümde birden beni kucaklayıp öpmeye başladı. Yalandan itiraz eder gibi dudaklarımı kaçırdım ve "Ne yapıyorsun Yalçın?" dedim. "Beni kudurttun yenge, daha fazla dayanamayacağım!" deyip tekrar yumuldu dudaklarıma. Beni öperken iki eliyle de götümü avuçluyordu. Yalandan biraz naz yaptıktan sonra kendimi bıraktım ve karşılık verdim. Mutfakta ayakta biraz yiyiştikten sonra elinden tutup yatak odama çektim. Önce onu soydum, ben de geceliğimi ve tangamı çıkardım. Sonra dizlerimin üzerine çöktüm ve yarrağını ağzıma aldım. Fena yarrak değildi, hatırı sayılır cinstendi.
Yalçın zevkten inliyor, "Harika yapıyorsun yenge, devam et!" diyor, saçlarımı okşuyordu. Biraz saksonun ardından beni kaldırıp yatağa uzattı. Memelerimden yalamaya başlayarak göbeğime indi. Sonunda amıma yumuldu, öyle bir yalıyordu ki, inanılmazdı, bu sefer ben zevkten inliyordum. Beni orgazm ettikten sonra yalamayı bırakıp doğruldu. Yarrağını biraz sıvazladıktan sonra amıma sürtüp birden kökledi. Ben derin bir, "Ohhhh!" çektim. Ben sırt üstü yatarken Yalçın üzerimde pompalamaya başladı. Elleri de memelerimin üzerinde, mıncıklıyor, avuçluyor, yoğuruyor, eğilip yalıyor, somuruyordu. Orospu Sevgi abartmamıştı, müthiş birşeydi Yalçın'la sikişmek. Yarrağı demir gibi sertti, amımın derinliklerine pompalarken çok hoşuma gidiyordu...
Beni 15 dakika kadar bu pozisyonda siktikten sonra içimden çıktı. Bu sefer kendi sırt üstü uzandı, beni üstüne aldı. Bu sefer ben ata biner gibi yarrağın üzerinde hoplamaya başladım. Elleri götümdeydi, götümün yanaklarını okşuyor, mıncıklıyordu. "Böyle göte ölürüm, muhteşem götün var yenge. Ne zamadır senin hayalinle yaşıyordum. İlk gördüğümden beri sana hayrandım ve istiyordum, nihayet sahip oldum!" diyor, ben yavaşlayınca bu sefer o alttan pompalıyordu amıma. Ben de onu daha çok azdırmak için, "Hadi erkeğim sik beni, doyur şu aç amımı, amım da götüm de feda olsun yarrağına, sik hayatım!" diyordum.
Yalçın dolduruşa gelmiş, beni deli gibi sikerken ellerinin uzandığı her tarafımı okşuyor, iltifatlar ediyordu. Ben de bazen eğilip dudaklarına yapışıyordum. Epey bir süre bu pozisyonda siktikten sonra beni beni üstünden kaldırıdı ve domalmamı istedi. Hemen domaldım. Arkamdan amıma yarrağını köklediği gibi sikmeye devam etti. Çıkan çarpma sesleri beni daha da azdırıyordu. Orgazmdam orgazma koşarken inlemelerim haykırışlara dönüşüyordu, harika bir duyguydu bu. Bir süre de bu pozisyonda siktikten sonra Yalçın birden kasıldı ve yarrağını amımdan çıkarıp inleyerek götümün üzerine boşaldı...
Ben yüz üstü yapıştım yatağa, Yalçın da yanıma attı kendini. Biraz soluklandıktan sonra beni kendine çevirdi ve "Senin gibi bir karımın olmasını isterdim, kusursuz bir vücudun var yenge. Kıllar amına çok yakışıyor, muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Hele götün yok mu, götünün büyüklüğü beni inanılmaz derecede azdırıyordu, seni her gördüğümde içimde birşeylerin koptuğunu hissediyordum!" deyip dudaklarımı öptü. Ben de ona teşekkür edip, "Sen de harika sikiyorsun hayatım!" dedim...
Vakit geç olmuştu, kalkıp önce duş aldık, sonra Yalçın üstünü giyindi. Giderken, "Bunu ne zaman tekrarlayacağız yenge?" diye sordu. Ben de, "Bilmem, numaranı ver ben seni ararım. Ama kocama sakın hiçbir şey belli etme!" dedim. Yalçın, "Merak etme yenge, ser veririm, sır vermem!" deyip numarasını verdi. Ben de ne olur ne olmaz diye telefonuma 'Yelda' ismi ile kaydettim. Yalçın'la sikişmek beni müthiş rahatlatmıştı :)
Kocamın Azgın Akrabaları 1
Merhaba, adım Gülay, 24 yaşındayım. Kocam Erdal 29 yaşında, bir şirkette çalışıyor. Şirketin ürettiği yöresel ürünleri Türkiye'nin her yerine pazarlamasını ve dağıtımını yapıyor. Farklı şehirlere gittiği zaman en erken üç gün sonra gelir. Genelde İstanbul'a, İzmir'e ve Ankara'ya götürür ürünleri. Karadeniz tarafına gidince ise daha çok kalıyor. Yani anlayacağınız haftanın bir veya iki günü anca evde kalır, hangi günler olduğu da muamma. Ama kazancı çok iyi.
Kocamın yokluğunda ya ailemin yanına giderim, ya da kocamın akrabalarına. Kocamın samimi olduğum bir halası (Sabahat) ve de amcası (Ahmet) vardı. Halası Sabahat kocamdan üç yaş büyük, amcası Ahmet de iki yaş küçüktü. Kocamın dedesi ikinci evliliğini genç bir kadınla yapmış ve bu kadından da çocukları olmuş, bu yüzden halası ve amcası nerdeyse kocamla yaşıtlardı. Bunların ikisi de en küçükleriydi, kocamın daha beş halası ve dört amcası vardı.
Evimiz kendimize ait, maddi olarak rahat bir hayat sürüyoruz. Sadece kocamın haftada bir iki gün evde kalması benim hoşuma gitmiyordu. Tek tesellim, kocamın ailesi ve akrabaları samimi insanlardı ve yakınımızda oturuyorlardı. Onlarla takılırken zaman geçiyordu böylece. Genellikle ya Ahmet amcası karısı Sevda ile gelirdi, ya da Sabahat halası kocası Ali ile. Geç vakitlere kadar oturup çay kahve içer, sohbet ederdik. Bazen de ben onlara giderdim, akşamlardık. Geç olunca da beni evime kadar getirirlerdi. Kocamın teyzesi ve teyze oğulları da yakınımızda otuyordu, onlarla da samimi idim. Daha çok akrabası vardı, ama yine de herkes gelmezdi bana, gelirlerse de ayda yılda bir nadiren gelirlerdi.
Kocam özellikle İstanbul'a gittiğinde dönüşte bana fantazi iç çamaşırları getirirdi. Sexy gecelikler, dantelli külotlar, özellikle arkası ipli tangalar falan. Ben de tanga sevmediğim için giymezdim ve bu yüzden benimle tartışırdı. Birkaç kez tanga giymeyi denemiştim, tangaların ipli arkası götümün yarığına girdiği için rahatsız oluyordum.
Kocam en son İstanbul'a giderken, "Bu gelişimde porno film getireyim de birlikte izleyelim!" dedi. Ben tutucu bir çevrede yetiştiğim için porno izlemek çok ayıp, hatta günah olarak kabul edilen bir şeydi. O yüzden, "Ben hayatımda porno izlemedim, asla da izlemem!" dedim. Kocam da, "Zaten getirdiğim tangaları giymiyorsun, şimdi de porno izlemem diyorsun!" deyince yine tartıştık.
Kocamın İstanbul'a gittiği akşam Sabahat hala kocasıyla gelmişti. Çay demledim ve oturup içerken Sabahat hala, "Ali hayatım, canım çekirdek istedi, bize marketten alabilir misin?" dedi. Ali enişte de, "Alırım tabii!" dedi ve markete gitti. Sabahat hala benim düşünceli olduğumu anlamıştı. "Moralin bozuk gibi Gülay, yaramaz bir durum mu var?" diye sordu. Ben de kocamla tanga giymem konusunda sürekli tartıştığımızı anlattım. O da bana akıl vermeye başladı, bir anda ayağa kalktı, eteğini kaldırdı, "Bak, ben de tanga giyiyorum! Alıştığın zaman artık bırakamazsın. Birkaç gün dayan, alışırsın!" dedi.
"Peki halacığım denerim, ama sorun sadece tanga değil, benimle birlikte porno film izlemek istiyor!" dedim. "Ah canım benim, bizim eve gel, bendeki filimleri dergileri göstereyim aklın gider! Benim kocam da öyle, hatta senin kocandan daha beter. Hele kardeşim Ahmet tam bir seks manyağı!" dedi. Ben şaşırmıştım, "Ama böyle olduğunuz hiç belli olmuyor!" dedim. "Dıştan bakmayacaksın canım, içimizde farklıyız. Yarın bana uğra, sana film vereyim tek başına izle, eminim beğeneceksin!" dedi. O sırada kocası geldi, konu kapandı. Epey bir çerez getirmişti. Geç vakte kadar oturduk. Kalkıp gideceklerinde, Sabahat hala, "Yarın uğra, unutma!" dedi. "Tamam halacığım, gelirim!" dedim.
Gittiler. Ben ortalığı toparladım, tam geceliğimi giymiştim, yatacaktım ki Sabahat hala telefon açtı, "Kapıdayım, aç kapıyı, dayanamadım sana film getirdim!" dedi. Kapıdan verip gitti. İki tane film getirmişti, birini koydum. Evde tek başıma olduğum halde utanarak izlemeye başladım. Önce tiksinti gelmişti. Çerezlere dalmıştım, ama izliyordum. Sonradan ilginç bulmuştum, farklı şeyler hissediyordum, amımın ıslandığını farkettim. Külotum dahi ıslanmıştı. Elimi külotun içine sokup amıma dokununca sularımın aktığını hissettim. Hoşuma gitti, devam ettim, parmaklamaya başladım kendimi, daha çok zevk almaya başladım. Sanki musluktan akar gibi aktı amımın suları. Öylesine zevk dolu dakikalar yaşadım ve öyle bir rahatlama oldu ki vücudumda, anlatamam.
İzlemeye devam ediyordum. Beni azdıran şey filmde gördüğüm yarraklardı. Farklı farklı yarraklar, kalını, uzunu, siyahı... Özellikle zenci yarraklarının büyük olması amımın daha çok ıslanmasına sebep oluyordu. Ayrıca dikkatimi çeken başka bir şey oldu: Kocam beni sikerken hemen birkaç dakikada boşalıp işini bitiriyor, ben ise orgazm olmaya yaklaşamıyordum bile. Oysa filmdeki sikişler nerdeyse yarım saatten fazla sürüyordu ve sikilen kadınlar bu sürede defalarca orgazm oluyordu.
Bir filmi bitirdim öbürünü taktım. Bu seferki farklıydı, bir kadını iki kişi sikiyordu. Aynı anda biri amından, biri götünden giriyordu. Bunları izlerken üç defa daha kendimi parmaklayarak orgazm olmuştum. Demek ki Sabahat hala haklıydı, ben ot gibi yaşıyordum. O gece o kadar güzel rahatlamıştım ki, kafamı yastığa koyar koymaz uyumuşum.
Ertesi gün öğleden sonra filmleri alıp Sabahat halaya gittiğimde, (kocamdan genç olan Ahmet amcasının karısı) Sevgi de oradaydı. Sanırım Sabahat hala benim durumumu Sevgi'ye anlatmıştı. Filmleri siyah poşete koymuştum, birşey demeden verdim. Fakat sanırım Sevgi anlamıştı poşette ne olduğunu. Geçip oturduk, Sabahat hala, "İzledin mi?" diye sordu, ben de anlattım. Sevinmiş gibiydi, Sevgi de gülümsüyordu. Sabahat hala, "İşte bu kadar Gülay! Tangaları da birkaç gün giyersen tam alışırsın ve o zaman kocanla mutlu bir hayat yaşarsın. Yoksa inan bana evliliğiniz fazla sürmez. Yuvayı kadın ayakta tutar, ona göre!" dedi. "Anladım halacığım, teşekkür ederim!" dedim.
Bu sefer Sevgi başladı kocası Ahmet'i anlatmaya. Kocasının doyumsuz olduğunu ve her gece iki üç defa siktiğini, sadece adet günlerinde rahat bıraktığını söyledi. Sabat hala, "Gel Gülay, sana birşey göstereceğim!" dedi. Yatak odasına gittik. Çekmeceleri açtı ve "Bak!" dedi. Çekmecelerde yüzlerce film vardı. Ayrıca çeşit çeşit porno dergiler. Ben şaşkın şaşkın bakarken bana iki tane film verdi, "Bak bunlar çok güzel, al bu akşam da bunları seyret, sonra yenilerini veririm!" dedi.
Akşam olmak üzereydi, ben izin isteyip kalktım, evime gittim. Filmleri izlemek için sabırsızlanıyordum. Daha yemek yemeden filmin birini koydum. Filmde bir kadın, iki zenci erkek ve bir beyaz erkek vardı. Zenciler kadını sikerken beyaz adam izliyordu. Anladığım kadarıyla beyaz adam karısını siktiriyordu ve izlerken yarrağını eline almış sıvazlıyordu. Bana çok ilginç ve çok heyecanlı geldi. Dikkatle izlemeye başladım. Zencilerin yarrakları çok büyük ve kalındı. Sikişme sahnesi bitene kadar ben iki defa orgazm olmuştum. Zenciler kadını siktikten ve ağzına boşaldıktan sonra başka bir sahne başladı. Pauseye basıp filmi durdurdum ve gidip birşeyler yedim. Sonra tekrar izlemeye devam ettim. Bu sefer başka zenciler başka bir kadını sikiyordu. Demek bu filmde sadece zenciler vardı. Filmi sonuna kadar izleyip bitirdim, ama bitirene kadar üç defa daha orgazm oldum. Sonra güzel bir uyku çektim.
Ertesi gün öğleye doğru telefonun sesine uyandım. Sevgi beni arıyordu. Açtım telefonu. "Ne yapıyorsun Gülay?" falan derken, bana gelmek istediğini söyledi. "Tamam gel!" dedim. Az sonra geldi. Oturduk çay kahve içtik. Sohbete başladık. Sevgi konuyu bir yere getirmek istiyordu sanki. Filmden, seksten, yarraktan, sikişmekten konuşup, bana sorular soruyordu. Sonunda kocamın yarrağının büyüklüğünü ve beni nasıl siktiğini, bir gecede kaç kere siktiğini, kaç dakika siktiğini falan sordu. Ben de anlatınca, gülerek, "Sen benim kocamın altına yatsan seni haşat eder!" dedi. "Hadi ya?" dedim. "Evet Gülay, Ahmet fena sikiyor ve doyumsuzluğu cabası, izin versem sabaha kadar sikecek!" deyip anlatmaya başladı.
O böyle ballandıra ballandıra anlatırken amımın ıslandığını hisettim, "Sus kız ıslandım!" dedim. Sevgi de, "Gülay, sana birşey diyeceğim. Ama kızma ve yanlış anlama!" dedi. "Söyle kız!" dedim. Sevgi gülümseyerek, "Senin kocan sürekli başka şehirlerde... Kocan yokken amın yarak istiyordur..." dedi. "Eee, ne demek istiyorsun?" dediğimde, "İstersen benim kocamın altına yatabilirsin!" dedi. Ben bunu duyunca aptallaştım tabii, "Kız sen ne diyorsun, ciddi olamazsın!" dedim. "Hemde çok ciddiyim. Zaten Ahmet sana bayılıyor, seni hiç olmazsa bir defa sikmek istiyor!" dedi. "Peki sen nasıl izin veriyorsun kocanın bir başka kadını sikmek istemesine?" dedim. "Aslında izin vermem, ama böyle olursa ben de rahatlayacağım biraz!" dedi.
Sevgi'nin ikna yeteneği vardı, "Gülay, senin kocan sanki gittiği şehirlerde başka kadınları sikmiyor mu? Hiç düşünmedin mi, Karadeniz taraflarına gittiğinde neden daha uzun süre kalıyor diye? Karadeniz Rus orospu kaynıyor!" dedi. Bir an düşündüm ve sanki Sevgi haklıydı. Ama ben hemen evet diyecek bir konumda değildim. "Olmaz kız, duyulursa kocam beni kesinlikle boşar!" dedim. "Kızım bizden sır çıkmaz, kim bilecek ki? Kocan başka amları sikiyorsa, senin de başka yarakları yemek en doğal hakkın! Kendini parmaklamaktan kurtulursun işte!" dedi.
Söyledikleri mantıklı gelmişti, ama birşey demedim, sadece sustum. Benim susmamı kabullenmiş olduğum anlamında algıladı galiba, pis pis sırırttı. Bir süre oturduktan sonra kalkıp giderken akşam ne yapacağımı sordu. "Bir şey yapmayacağım, evdeyim, TV izlerim!" dedim. "Tamam, belki Ahmet'le çay içmeye geliriz!" dedi. "İyi yaparsınız, zaten yalnızlıktan zaman geçmiyor!" dedim. Sevgi gittikten sonra (Bu kadının kesin bir planı var!) diye düşündüm, çünkü içten pazarlıklı bir kadın idi.
Akşam olmuş ve vakit ilerlemişti. Ben yemeğimi yedim, çay demledim, üstümü de değiştirdim, nasıl olsa geç oldu, bu saatten sonra gelmezler diye düşündüm. Alışmak için kocamın bana aldığı beyaz dantelli tangayı giydim ve üstüme de şeffaf geceliğimi. Öbür filmi koydum izlemeye başladım. Bu seferki filmde havuz başında grup sex vardı, herkes sikişiyordu, kadınları değiştirerek sikiyorlardı. İki zenci kadınla iki zenci erkek te vardı. En çok hoşuma giden zencilerin sikişleriydi. Kadınların halinden çok iyi anlıyorlardı ve nasıl zevk vereceklerini biliyorlardı. Yavaş yavaş ve tadını çıkara çıkara pompalıyorlardı...
Ben filme dalmışken kapı çaldı. Ben ne giydiğimi unutmuşum, filmi pauseye basıp durdurdum ve gidip kapıya baktım. Sevgi beni görünce, "Vay, Gülay kendini hazırlamış bile!" deyip güldü. Ahmet ise aval aval bana baktı, hiç bir şey demeden salona geçtiler. Ben hemen yatak odama geçip üstümü değiştirdim, eşofmanlarımı giydim. Salona geçtiğimde gözüm TV'ye takıldı, pauseye başmıştım ve zenci kadın yarak yalarkenki sahne TV'nin ekranında donmuş bir şekilde duruyordu. Hemen kumadayı alıp TV'i kapattım, çok utanmıştım. "Kusura bakmayın, artık gelmeyeceğinizi sanmıştım..." dedim.
Sevgi bana pis pis gülümseyerek, "Kız deminki kıyafetlerle çok sexy görünüyordun!" dedi. Ben de gülümseyip teşekkür ettim. Sevgi, "Kız neden gidip giymiyorsun tekrar. Yabancı mıyız sanki?" dedi. "Yabancı değilsiniz, ama Ahmet burada..." dedim. Sevgi, "Olsun kız, onun da gözleri bayram eder! Hem zaten gördü göreceğini!" dedi. "Olmaz kız, ayıp olur!" dedim. Sevgi, "Hadi hadi nazlanma, utanıyorsan salonun ışığını kapatır TV'yi açarız, loş ışıkta seni fazla göremez!" dedi.
O kadar çok ısrar etti ki, sonunda gidip eşofmanları çıkardım, tekrar sexy geceliği giydim. Utana sıkıla salona geçip hemen yerime oturdum, bacaklarımı birleştirdim, ellerimi de araya koydum. Sütyen olmadığı için şeffaf geceliğimden memelerim görünüyordu zaten. Ahmet gözlerini benden alamıyordu. Sevgi, "Utanma kız, rahat ol. Çay yaptın mı bari?" dedi. "Evet, yapmıştım!" dedim, kalktım mutfağa gittim. Bardaklara çay doldurup salona götürdüm. Gözüm Ahmet'in önüne kaydı, adam eşofmanla gelmişti ve sanırım altında külot yoktu, çünkü yarrağı sanki çadır kurmuş gibiydi, büyükçe bir yarrağı olduğu belliydi.
Çayları ikram ederken mecburen eğildim, Ahmet gözlerini memelerimden alamıyordu. Sevgi'nin çayını vermek için döndüğümde Sevgi orospusu anlamlı anlamlı gülümsüyordu. Demek ki beni kocasına siktirme konusunda kararlı idi. Yerime oturdum. Çaylarımızı içerken Sevgi, "Deminki filmi aç ta hep beraber izleyelim!" dedi. Ahmet de açmamı söyleyince kumandayı alıp TV'yi açıp filimi devam ettirdim. Herkes filme odaklanmıştı. Ben arada sırada çaktırmadan Ahmet'in önüne bakıyordum, yarrağı sanki daha da büyümüş gibiydi, bir eliyle eşofman üstünden yarrağını okşuyordu...
Bir süre sonra Sevgi, "Ben lavaboya gideceğim!" diyerek kalkıp gidince, Ahmet de hemen yerinden kalkıp yanıma geldi, yarrağını çıkardı ve bana doğru uzattı. "Ne yapıyorsun Ahmet, Sevgi gelir şimdi!" dedim. Ahmet, "Sevgi'nin amına koyayım, gelsin. Ben seni çok uzun zamandır arzuluyorum. Her yerine bayılıyorum, beni azdırıyorsun!" deyip yarrağını ağzıma yanaştırdı. Ben kendimi geri çektim, ama ısrarla yanaşıp yarrağını dudaklarıma dokundurdu. Bir elini de memelerime attı ve okşamaya başladı. Galiba kurtuluşum yoktu, hem zaten Sevgi de bunu istiyordu. Dudaklarımı araladım, hemen soktu ağzıma, ben de emmeye başladım. Yarrağı epey kalındı, damarları şişmişti...
Ben yalarken Sevgi geldi, "Hah işte, aynen böyle rahat ol kızım!" deyip karşımıza oturdu, bizi izlemeye başladı. Ahmet resmen ağzımı sikiyordu. Sanırım 10 dakika kadar sonra yarrağını ağzımdan çekti. Beni de sırt üstü yatırdı. "Tangan bir harika, sana çok yakışmış ve seni olduğundan çok daha sexy gösteriyor. Hep böyle şeyler giymeni tavsiye ederim, kocan bayılır böyle şeylere!" dedi. Tangamı kenara sıyırdı ve kıllı amımı yalamaya başladı. Öyle bir yalıyordu ki, beni anında orgazm etti. Amımdan gelen her damla suyu da yalayıp yuttu. Fakat durmuyor, yalamaya devam ediyordu. Ben inlemelerim yükselmesin ve sesim dışarı duyulmasın diye kendimi tutuyordum, ama nafile, elimde değildi. İnlemelerim kendiliğinden yükseliyordu. İnanılmaz zevk alıyordum. Çok geçmeden bir kez daha orgazm oldum...
Ahmet amımı yalamayı bıraktı, tangamı çıkarıp eline aldı, burnuna götürüp kokladıktan sonra yan tarafa bıraktı. Sonra yarrağını amıma önce sürttü, sonra sokmaya başladı. Ben sanki ilk defa yarrak yiyordum. Acaip heyecanlı ve zevkliydi. Yarrağının tamamını soktuktan sonra pompalamaya başladı. Sevgi ise karşımızda oturduğu koltukta amını okşayarak biraz bizi, biraz filmi izliyordu. Ahmet beni fena pompalıyordu, üstüme abanıyor, dilini ağzıma sokuyor ve dilimle dans ettiriyordu. Ben dilimi onun ağzına sokunca sanki koparacak gibi somuruyordu. Öpüşürken sadece belini yukarı aşağı oynatıp sikiyordu. Ama ne sikişti bu böyle. O sikiyor, ben orgazm oluyordum. Sevgi'nin dediği gibi gerçekten dayanıklıydı, beni yarım saat gibi bir süre değişik değişik pozisyonlarda sikti. Her girdiği pozisyonda beni orgazm etmişti. Sonunda o da gelmek üzereydi, birden kasıldı, yarrağını amımdan çıkardı ve ve göbeğimin üzerine boşaldı...
Kocamın birkaç dakikalık sikmesine sikme denilemezdi. Böylesine bir sikişi ilk defa yaşamıştım. Kalkıp duşumu aldım ve gelip oturdum. Benden sonra Ahmet gitti banyoya. Sevgi pis pis sırıtarak, "Nasıldı Gülay?" dedi. Ben, "Müthişti!" dedim. "İyi o zaman, kocan yokken istediğinde Ahmet'i gönderirim sana!" dedi. Ben sadece gülümsedim.
Az sonra Ahmet duştan çıkıp gelip oturdu. Sevgi ona da sordu, "Gülay'ın amını beğendin mi kocacığım?" diye. Ahmet'in ağzı kulaklarına varıyordu, "Evet, çok güzel amı var, kılları beni fena azdırıyor!" dedi. Birer kahve yapıp ikram ettim. Kahveden sonra kalkıp gideceklerdi. Sevgi bana, "Kız canın daha çekiyorsa kalabiliriz, Ahmet seni tekrar siksin!" dedi. "Bilmem ki!" diye bir laf ağzımdan çıkmasın mı! Sevgi sırıtarak, "Tamam, biraz daha kalalım, sen fena azmışsın kızım!" dedi. Elimden tuttuğu gibi beni kaldırdı ve hep beraber yatak odama gittik.
Ahmet hemen soyunup yanıma oturdu, beni öpüp okşamaya başladı. Bu sefer şeffaf geceliğimi ve tangamı direkt çıkardı. Ben de yarrağını elime aldım, sıvazlamaya başladım. Adamda ne yarrak varmış öyle, daha iki okşamayla hemen kazık gibi oldu! Her tarafımı öpüp okşadıktan sonra beni yine en az yarım saat kadar farklı pozisyonlarda sikti, orgazm üstüne orgazm yaşattı. Beni öyle bir doyurdu ki, inanılmazdı. Sevgi'nin de yanımızda olup izlemesi ayrıca heyecan katmıştı. Gittiklerinde vakit gece yarısını geçmişti. Duş falan almadan yattığım gibi mutlu bir şekilde uyudum :)
Mercimeği Fırınıma Koydu
Merhaba, ben Esma. Mahalleden kızlarla toplanıp pasta filan yeyip havadan sudan sohbet ederdik. Arkadaşlarımın tümü evliydi ve içlerinde bir tek ben bekardım. Bu da benim canımı çok sıkıyordu. Arkadaşlarımın hepsi çocuk doğurmuşken hatta ikinci çocuğu yapanlar da varken ben halen bakireydim ve çok zoruma gidiyordu bu durum.
Bir iki isteyenim olmuştu ama onları ben beğenmeyince olmamıştı. Ben bu konularda epey dikkatli birisi olduğumdan evlenmeden herhangi bir yakınlaşmaya kesinlikle karşıydım ama yaşım da geçiyordu. Zaten sık sık evde kaldığıma yönelik şeyler de duyuyordum akrabalardan ve komşulardan ama takmıyor gibi yapıyordum. Öyle yapsam da aslında beni de çok rahatsız ediyordu bu durum.
Sokakta kendime koca bulamayacağıma göre sosyal medyadan birileriyle sık sık yazışıyordum. Ama bu yazışmaların en uzunu birkaç haftayı bulmuyordu. Ciddi ilişki istediğimi söyleyince karşı taraftan olumsuz yanıt alıyor ve yazışmayı sonlandırıyordum. Böyle devam eden günlerden birinde mesaj kutumda tanışmak isteyenlerden birinde yakışıklı bir fotoğraf görünce onun isteğini kabul ederek sohbeti başlattım.
Bilirsiniz, sosyal medyada sahte fotoğraflar çok yaygındır ve birisinin gerçek fotoğrafını görmek için elinde tuttuğu bir yazıyla beraber istemek gerekir. Ben de böyle yaptım ve kendini bana profilindeki isminin yazılı olduğu bir kağıtla beraber aynı fotoğrafta boydan fotoğrafını attı. Evet, bu gerçekten de profil fotoğrafındaki kişiydi ve bu da ona güvenimi getirmişti.
Birkaç hafta daha yazışmalarımız devam ettiğinde hakkında çok şey öğrendim. Daha önce başından bir evlilik geçmiş, eşiyle anlaşamadığı için ayrılmış, çocuğu yokmuş, kendi iş yeri varmış falan filan derken epeyce ilerlettik sohbeti. Ben de durumumu yazdım, yaşımın artık öyle sevgililik filan kaldıramayacağını ve ciddi düşündüğümü söyledim. O da onay verdi. Şaşırmıştım çünkü bu aşamada erkekler genelde kaçar. Onun yaşı 32'ydi ve sosyal medyaya ciddi bir ilişki aramak amacıyla takılıyormuş söylediğine göre.
Sohbetimiz devam ettikçe ona daha da bağlandığımı hissetmiştim. Genelde akşamları yazışıyorduk. Ben ev kızı olduğum için zaman sıkıntım yoktu. Onun da kendi işi olduğundan vakit bulabiliyorduk ve günlerim artık onu düşünmekle geçiyordu. Beni yakından görmek istediğini ve en kısa zamanda geleceğini, benim de uygun olmam halinde görüşmek istediğini birkaç kez söyleyince ben de ilk defa bir erkekle görüşeceğimin heyecanıyla kabul ettim.
Günler geçmek bilmiyordu ve nihayet onunla buluşacağım güne gelmiştik. Beni evden almak istediğini söylediğinde ailemle yaşadığımı ve bunun mümkün olmayacağını söyleyince anlayışla karşıladı. Ona evin biraz uzağındaki bir durakta beni almasını söyledim. Saat öğlen üç gibiydi, evdekilere, "Arkadaşıma gideceğim!" diyerek evden çıkıp kimsenin görmemesini umarak durağa yürüdüm. Neyse ki yolda tanıdık birileri yoktu.
Onu gördüğümde ise kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Fotoğrafında olduğundan daha yakışıklıydı. Zaten birbirimiz hakkında çok şey biliyor olmamızdan dolayı tanışma faslı çabuk geçmişti. Ben de ona fazla zamanımın olmadığını ve akşam olmadan eve geri gitmem gerektiğini söyleyince anlayışla karşıladı. Neyse o gün çok güzel geçti. O da benimle evlenmek istediğini söyleyince çok sevindim ve ailemden beni istemesi gerektiğini söyledim. Hiç benden beklenmeyecek şeylerdi bunlar, ama artık benim de yuva kurmam gerekliydi.
Birkaç kez daha dışarıda buluştuk, ama artık aileme her şeyi anlatmam gerektiğinden Halil'e yani sevgilime her an hazır olması gerektiğini söyledim. Neyse bir gün artık ne olursa olsun diyerek gidip önce annemle konuyu konuştum, utana sıkıla da olsa anlattım, ama beklediğimden iyi karşıladı. Ciddi düşündüğümüzü, yaşımın gelip geçtiğini, Halil hakkında bildiğim her şeyi anlattım. Sonra da telefondan fotoğrafını gösterdim.
Annem de babamla konuşup onay verince istemeye gelmeleri için Halil'e yazdım. O da çok mutluydu ve en yakın zamanda geleceğini söyledi. Önce ailesiyle konuşacağını söyleyince biraz kızdım, çünkü halen benden bahsetmemişti demek ki. Bir ay sonra gelmek üzere benden izin istediğinde kabul ettim. Çok mutluydum, benim de bir yuvam olacak diye içim içime sığmıyordu.
O gün geldiğinde Halil annesiyle ve babasıyla bize geldi. Aileler konuşup anlaştı ve nişan yüzükleri takılıp evlilik için gün belirleme aşamasına geçildi. Önümüz yazdı ve ben hemen olmasını istiyordum düğünün. Düğün için dört ay sonrası belirlendiğinde artık ben gün saymaya başlamıştım. Mahalleden kızların yanına artık sıkılmadan gidiyor ve ben de Halil'den onlara bahsediyordum.
Bizimkiler köyde her sene olan bazı işlerini halletmek için düğünden önce iki haftalığına köye gideceklerdi. Ben de nişan hazırlıklarını bahane ederek köye gitmek istemediğimi söyleyince evde kalmama istemeyerek de olsa izin verdiler. Komşumun kızı Kadriye de beni yalnız bırakmayacaktı. Neyse bizimkiler köye gittiğinde hemen Halil'i aradım ve yalnız olduğumu söyledim. Çok sevindi, ama yanıma gelmesini istemedim. Onun yerine beni evden almasını söyledim, çünkü komşular görürse aileme söyleyebilirlerdi. Kabul etti ve bize gelip beni evden aldı.
Biraz gezip dolaştıktan sonra bana Kocaeli'ndeki yazlığa gitmeyi teklif etti. Aslında hayır diyecekken onu çok sevdiğimden ve düğüne de iki ay kaldığından ağzımdan evet çıkıverdi. Kadriye'yi aradım ve durumu söyledim, kimseye söylemeyeceğini biliyordum. Yazlıkta da zaten iki gün kalacaktık ve hemen eve dönecektik. Ben çok heyecanlıydım ve eve dönüp birkaç parça elbise alacaktım.
Eve geldiğimde Kadriye'yi bulup yedek anahtarı ona verdim ve geceleri ışığı açık bırakmasını ve sabah gelip kapatmasını söyledim, çünkü komşuların fark etmemesi içindi bu. Bizim apartman dedikodu konusunda epeyce yırtıktı. Halil'le beraber evden çıktık ve Kocaeli'ndeki yazlığa geçtik.
İlk gün hiçbir şey olmadı. Ayrı yataklarda yattık, ki zaten yorgundum biraz. Sonraki gün sabah kalkıp kahvaltıyı hazırladım, dışarı çıkıp gezdik, derken ertesi gün dönecektik zaten. Halil, yarın döneceğimiz için bu geceyi biraz daha farklı geçirmek istediğini söyleyince ne demek istediğini anlamamıştım. Nasıl olsa evleneceğimizi ve birbirimizi biraz tanımamız gerektiğini söyleyince baştan hayır diyerek tepki verdim. O da bana bunun problem olmayacağını, ama sadece öpüşeceğimizi söyledi ve dudaklarıma hafifçe bir öpücük kondurdu.
İstemiyordum ama yine de karşılık verdim. Yıllardır arkadaşlarımdan duyup merak ederdim. Kocalarıyla nasıl sikiştiklerini, bağıra çağıra orgazm olduklarını filan anlatırlardı. Ben de onların anlattıklarını düşünüp kendimi okşardım. Halil önce dudaklarıma hafif hafif dokundurarak beni öpmeye başlayınca karşı koyamayarak kendimi ona bırakmaya başlamıştım. Balık etli olduğumdan dolgun popomu okşuyor ve sıkıyordu. Dudaklarımdan boynuma geldiğinde ister istemez bir inleme çıktı ağzımdan. Yine de daha ileri gitmek istemiyordum. İstemiyordum ama ona karşı koyamıyordum.
Beni kucağına aldığında bacaklarımı beline sararak ona kendimi bastırdım. Beni yatağa götürüp üstünü çıkardığında hafif kaslı vücuduna hayran kalmıştım. Benim de üstümü çıkarmak istediğinde izin vermesem de göğüslerimi emeceğini, daha ileri gitmeyeceğini söyledi. Ben de çok merak ediyor ve içimdeki arzuyu durduramıyordum. Utanarak tişörtümü ve sutyenimi çıkardım. Meme uçlarımı emdiğinde içimden bir ıslaklık koptu. Bir süre memelerimi yaladı, emdi, okşadı, derken artık amım su içindeydi.
Bana sormaya gerek bile duymadan eteğimi çıkarttı ve külotla kaldım. Sonra da külotumu çıkartmak istediğinde elini tutarak hayır dedim. O da sadece yalayacağını ve bunun bana çok zevk vereceğini söyleyerek ikna etti. Külotumu çıkardığında amımın su içinde olduğunu ve bacaklarıma aktığını görünce gülümsedi. Çok utanmıştım. Hemen dudaklarıma yapıştı ve öperek önce boynuma ve oradan da memelerime geldi. Giderek daha aşağı indi ve kasıklarımı öpmeye başladı. Oradan da amıma geçti ve o an vücudum kasıldı. Dudaklarının amıma değmesiyle kendimden geçer gibi oldum. O da beni daha çok azdırmak için amımı yalamaya ve öpmeye başladı. Çığlık çığlığaydım ve amımın suları akıyordu zevkten.
Bir süre amımı yaladıktan sonra yanıma uzandı ve öpüşmeye devam ettik. Sonra da bana sikini göstermek istediğini söyleyince kabul etmedim. Ama artık her şeyimi gördüğünü ve benim de onunkini görmem gerektiğini söyledi. Merak ettiğimden kabul ettim. Sikini gördüğümde dilim tutulacak gibi oldu. Çok büyüktü. Başı çok büyük görünüyordu ve gövdesi de kütük gibi kalındı. Ona, "Evlendiğimizde bu bana nasıl girecek?" diye sorunca güldü ve çok zevk alacağımı söyleyerek beni öptü.
Tekrar öpüşmeye başladık, ama benim aklımda ilişkiye girmek yoktu. Bakireydim ve ilişkiden de korkuyordum. Biraz daha öpüştükten sonra sürtünme teklif edince kabul etmedim. O da, "Bana güvenmiyor musun?" dedi. Neyse işte hikayenin gidişinden tahmin edeceğiniz üzere bunu da kabul ettim. Diyorum ya, ne geldiyse başıma salaklığımdan geldi.
Sikini amıma dayadı ve sürtünmeye başladı. Çok zevkliydi. Amımın suları sikinin başını ıslatıyordu. Bu sırada da öpüşmeye devam ediyorduk. Ben deli gibi inliyordum, ama bir taraftan da korkuyordum bir şey olur da bakireliğim gider diye. Halil bir süre sürtündükten sonra hafifçe bastırır gibi olduğunda, "Artık buna son vermemiz gerek!" diyerek altından kalkmaya çalıştım, ama izin vermedi. Ben de sinirlenerek evlenmemizi beklemesini söyledim ve tekrar doğrulmaya çalıştım, ama bileklerimden tutarak beni engelledi. Üstümde olduğundan onu atamıyordum ve gitgide daha çok bastırıyordu.
Ona, "Aşkım yeter bu kadar!" deyince, "Buraya kadar geldik, devam edelim!" dedi. O an bağırdım, ama beni duymuyor gibiydi. Sikini amımın girişine dayadı ve zorlamaya başladı. Kastığımdan dolayı içime giremiyordu, ama zorluyordu. Acıdan nefesim kesilecek gibiydi ve ağlıyordum. Güvendiğim, sevdiğim adam bana saldırıyordu. Yalvardım yapmaması için, ama beni duymuyor gibiydi. Artık gücüm olmadığından kendimi kasmayı bırakınca sikinin başını içime soktu ve acıdan bayılacak gibiydim. Sonra da zorlaya zorlaya içime tamamını soktu. O an tüm gücümle çığlık attım.
Beni tüm gücüyle tuttuğundan kıpırdayamıyordum. Siki sonuna kadar içimdeydi ve çok acıyordu. Biraz böyle beni tuttu ve en sonunda da bırakıp içimden çıktı. Sikinin her tarafı kan içindeydi. Kızlığım gittiğinden amım kanıyordu. Bana sarıldı ve nasıl olsa evleneceğimizi söyleyerek teselli etti. Artık ona mecburdum. Seviyordum, ama bu hareketinden sonra her ne kadar evlenmekten vazgeçmek istesem de yapamazdım.
Peçete alıp gelerek sikindeki ve amımdaki kanı sildi. Çok acımıştı. Yeniden amıma girmek istediğinde acıdığı için izin vermedim, o da 31 çekerek peçeteye boşaldı. Saatlerce hiçbir şey konuşmadık. Banyoya giderken yürümekte bile zorlanıyordum. Bana bir gün daha burada kalmayı teklif ettiğinde artık kaybedecek bir şeyim kalmadığından kabul ettim. Kızlığımı bozmuştu, ama o gece sikişmedik...
Ertesi sabah bana tekrar yanaşıp, "Artık korkacak bir şey kalmadı. Dün çok acımıştı, ama bugün öyle olmayacak!" diyerek dudaklarıma yapıştığında kendimi ona bıraktım. Bir süre yalayıp öptükten sonra sikini yavaşça içime yolladı. Dünkünün aksine bugün zevk de alıyordum. Yavaş yavaş içimde gidip gelmeye başladı. Kocaman siki, daracık amımı zorlaya zorlaya sikiyordu ve zevkten kendimden geçiyordum. Acıyordu ama zevkliydi de...
Tam alışmıştım ki içime döllerini akıtmaya başladı ve çıktı. Ben henüz orgazm olamamıştım. O kadar çok akıtmıştı ki amımdan dışarıya aktı dölleri. Sikilmenin tadını almaya başladığımdan artık daha istekliydim. Biraz dinlendikten sonra elim sikine gitti, okşadım sikini. Siki kalkınca beni domalttı ve arkadan amıma koymaya başladı. İnlemelerim çığlıklara dönüştüğünde zevkten gözlerim kararırcasına orgazm oldum. Amımdan başlayan titreme her yerime yayıldı. O gün saatlerce sikiştik ve kadın olmanın zevkine vardım. Defalarca kez orgazm oldum ve zevkten kendimden geçtim. Her ne kadar evlenmeden yaptığım için sıkıntıda olsam da nasıl olsa evlenecektik.
Ertesi gün eve bıraktı beni ve kendi de işine döndü. Ben artık ona her zamankinden daha çok ilgi gösteriyordum, çünkü artık dönüşü yoktu. Düğüne az bir zaman kala Halil'in telefonundan bana bir arama geldi. Bir kadın sesiydi. Kim olduğunu sorduğumda Halil'in karısı olduğunu söyledi. O an bayılacak gibi oldum, ama yine de Halil'e sormalıydım. Ona sorduğumdaysa dünya başıma yıkıldı. Halil halen evliydi. Hemen buluşmak ve olayı daha ayrıntılı öğrenmek istediğimde, bana evli olduğunu, ama boşanma aşamasında olduklarını, ailesinin de onu boşanmış olarak bildiklerini, çünkü ayrı evlerde yaşadıklarını söyledi.
Evet, ailesi bilseydi beni gelip istemezlerdi zaten. Neticede karısı boşanmayı kabul etmeyince bizim düğün olmadı. Halil'den o günkü sikşmemizden hamile kalınca rezalet çıktı. Ailemin yüzüne bakamayacağımdan mecburen Halil'e gittim. Bana evlerinden birisini verdi. Karısıyla da boşanmadılar. Kadın zaten inat etti ve boşanmadı. Halil bana her türlü ihtiyacımı karşılayacağını, çocuğu doğurmamı söyledi. Mecburen öyle yapacaktım, Halil'den başka kimsem yoktu.
Karısı da Halil'in benimle görüşmesine göz yummuş olacak ki Halil bu kadar rahattı. Halil haftada bir iki gün geliyor, sikişiyoruz ve her şeyimi de karşılıyor. Halil'den başkasıyla da hiçbir şey yaşamadım. Çocuğumun babası dururken başkasına zaten bakamazdım. Neyse, kızlar siz siz olun evlenmeden kimseye kanıp da altına yatmayın. Benimki yine iyi çıktı, evlenmesek de kocam oldu ve her ihtiyacımı karşıladı, ama sizinki bu kadar bile olmayabilir!
Üvey Abilerimle Sikişerek Seksle Tanıştım
Annem ve babam boşandıklarında, ben daha 2 yaşındaymışım. Ben annemin yanında kaldım. Babam inşaat mühendisidir ve daha boşanmalarının üstünden 1 ay geçmeden yurtdışına çalışmaya gitmiş. Ogün bugündür de sürekli yurtdışında çalışır. Nadiren Türkiye'ye geldiğinde kısa sürelerle görüşürdük. Hayatımda o kadar az yer alıyordu ki, özleyecek kadar bile tanımıyordum onu. Yine de her ay düzenli olarak arkadaşlarımın aldığının 3-4 katı kadar para göndermeyi ve özel günlerde hediye için ekstra para göndermeyi asla ihmal etmiyordu. Sanırım onun sevgisini gösterme şekli de bu şekildeydi. Annemle aramız hep çok iyi olmuştur. Annemin bana olan sevgisi ve yaklaşımı sayesinde, boşanmış ailelerin çocuklarının yaşadığı sorunları hiçbir zaman yaşamadım. Annem, çok başarılı ve aranan bir plastik cerrahtır. Anneme öyle hayrandım ki, okul hayatım başlar başlamaz, onun gibi bir doktor olabilmek için kendimi derslere gömmüştüm resmen. Zaten hiçbir zaman çok güzel bir çocuk olmamıştım. Daha 8 yaşındayken dişlerime o iğrenç teller takılmıştı. Saçlarım ise arkadaşlarımınki gibi düz yada sadece hafif dalgalı değil, tam anlamıyla kıvır kıvırdı. Saç rengim siyaha yakın olsada, tenim peynir gibiydi ve en ufak bir şeyde o kadar kızarıyordum ki, kimseden bir şey saklamama imkan yoktu. Tek güzel denebilecek yanım, babamdan aldığım koyu mavi gözlerimdi. Ne yazık ki kitaplara olan aşırı düşkünlüğüm sayesinde, daha 13 yaşımda şişedibi gibi gözlükler takmaya başlamıştım bile. Görünüşümdeki bu içler acısı durum ve annem gibi başarılı bir bilim kadını olma isteğim ile daha o yaşımda, yaşıtım kızlarla aramda uçurum kadar farklar oluşmaya başlamıştı. Onlar ilk sevgililerini edinmiş, yavaş yavaş cinselliklerini keşfetmeye başlamışken, ben deli gibi lise giriş sınavlarına çalışıyordum. Sonuç olarak, çok iyi bir fen lisesini birincilikle kazanmıştım. Bu arada annem çalıştığı hastaneye yeni tayin olan başhekimle birlikte olmaya başlamış ve o yaz evlenme kararı almışlardı. Kerim amca 45 yaşında, yani annemden 4 yaş büyüktü. O da daha önce bir kez evlenmiş ve o evliliğinden üniversitede okuyan ikiz oğulları vardı. Annemin evliliği ve benim yeni okuluma başlamamla, yavaş yavaş hayatımın seyri de değişmeye başlamıştı. Okuduğum okulun kuralları gereği yatılı okumak zorundaydım. Başlarda her haftasonu anemi görmek için eve gidiyordum, ama dersler ağırlaşmaya başladıkça, git gide daha az gider olmuştum. Yaz tatilinde, annemle her sene yaptığımız gibi Kuşadası'ndaki evimize tatile gitmiştik. Kerim amca da önce kendi oğullarıyla Marmaris'te tatil yapmış, sonra da bir haftalığına bize katılmıştı. Tatil dönüşü dişçi kontrolümde sonunda o tellerden kurtulacağımı öğrenmek bana müthiş bir hediye olmuştu. Böylece lisedeki ikinci yılıma tellerim olmadan başlamıştım. Bu arada ben her ne kadar o zamanlar hiç farkında olmasam da, ergenlik bana yaramış, resmen çirkin ördek yavrusundan kuğuya dönüşmeye başlamıştım. Artık tellerin olmadığı inci gibi bembeyaz dişlerim vardı. Bütün arkadaşlarımın aksine bir tane bile ergenlik sivilcem yoktu. Küçükken peynire benzettiğim soluk tenim, şimdi belirginleşmeye başlayan göğüslerim ve yavaş yavaş güzelliği ortaya çıkan popomla birleşince, gözlere bayram yaptıracak bir görüntü ortaya çıkartır olmuştu. Saçlarımın kıvır kıvır hali ise, uzayıp sırtıma doğru döküldükçe parıl parıl parlayarak, her yerde gözleri üzerime toplar olmuştu. Artık okul dışında ve ders çalışmadığım zamanlarda da gözlüklerimi takmıyor, onun yerine lenslerimi kullanıyordum. Sonuç olarak, 16 yaşımı doldurduğum yaz, bana bakan erkeklerin yanında güvende olamayacak kadar sexy bir çıtıra dönüştüğümden habersizdim.
Ertesi yaz da yine annemle birlikte yazlığa gitmiştik. Tatilimiz çok güzel geçiyor, anne kız birlikte çok eğleniyorduk. Bir gün öğleden sonra, annem yan komşumuz Selime teyzelere geçmiş, ben de arka bahçemizde, havuzun kenarında, şemsiyenin altında uyukluyordum. Site çok iyi korunduğu ve güvenlik şifresini bilmeyen kimsenin eve giremeyeceğini bildiğimden, bikinimin üstünü çıkarmıştım. Sadece küçücük turkuaz renkli bikini altımla, sere serpe yatmış, MP3-Çalarımdan müzik dinliyordum. Bir an garip bir hisle gözlerimi açmamla, yerimden sıçramam bir oldu. Karşımda iki tane adam, gözlerini dikmiş, yiyecek gibi bana bakıyorlardı. Şokun etkisi birkaç saniye sürmüş, öylece karşımda duran bu iki devasa adama bakakalmıştım. Neden sonra, yarı çıplak olduğumu hatırlayarak, yanımdaki Pareomu alıp, üzerime geçirdim. Pareo yere kadar uzanan bir yelek şeklindeydi ve ne yazık ki beyaz şeffaf kumaş vücudumu gizlemekten ziyade, çok daha da sexy görünmesini sağlıyordu. Ancak ben bunu anlayabilecek kadar cinsel konularda aydınlanmış değildim henüz.
Adamlardan, kaşında Piercing olanı, öne bir adım atıp, "Görmeyeli küçük kız kardeşimize neler olmuş böyle!" diyerek beni kucakladı. Kollarının arasında resmen ilkokul çocuğu gibi kalmıştım. Sert vücudu ve karnıma değen çok daha sert bir çıkıntı beni sersemletmiş, daha bir cevap veremeden, adamlardan diğeri, daha efendi görünümlü olan, onun yerini almış, beni kendi sertliğine bastırarak kucaklamıştı bile. Sanki özellikle önlerindeki sertliği hissetmemi ister gibiydiler. Üvey abilerimi (Evet, Ulaş ve Burak üvey abilerimdi ve annemle babaları evlendiğinden beri en fazla 3 veya 4 kez görmüştüm onları.) karşımda görmeyi beklemediğim gibi, böyle sıcak bir merhabalaşmayı hiç beklemiyordum.
İkisi de oldukça yakışıklı, boylu poslu ve oldukça yapılı erkeklerdi. Kerim amcanın anlattıklarından aklımda kaldığı kadarıyla, asla sevgili sıkıntısı çekmediklerini biliyordum. Ulaş fotoğrafçılık okumuş ve şimdi de ünlü bir moda dergisinde çalışmaya başlamıştı. Burak ise mimarlık okumuş ve bir arkadaşıyla birlikte kendi ofislerini açmışlardı. Bizimle hiçbir zaman Kuşadası'na gelmedikleri için, burada olmalarına çok şaşırmıştım. "Sizin burada ne işiniz var?" diye sordum. Burak yüzünde hiç inandırıcı olmayan sahte bir üzüntü ifadesiyle, "Yoksa minik kardeşimiz bizi gördüğüne sevinmedi mi?" diyerek takıldı bana. Yüzündeki ifade o kadar komik duruyordu ki, kendimi tutamayıp güldüm ve "Neden sevinmeyim, sevindim tabi! Ama şaşırdım, siz hiç gelmezdiniz de bizimle tatile, o yüzden!" diye geveledim.
Ulaş, "Babamın ısrarlarına çok daha önce boyun eğmeliydik!" diye mırıldandı. Ben ne demek istediğini sormak için dönüyordum ki, Burak, "Abiye hoş geldin öpücüğü yok mu?" diyerek beni kucakladı ve dudaklarımdan öpmeye başladı. Şaşkınlıktan hiçbir tepki verememiş, öylece kalakalmıştım. Ben beynimi toplamaya çalışırken, birden bir kucaktan diğer kucağa geçmiş, bu sefer Ulaş tarafından öpülüyordum. Onların ellerinde oyuncak bebekten farksızdım adeta. O kadar ufacık kalıyordum ki yanlarında, şaşkınlığımı atıp çırpınmaya başladığımda hissettiklerini bile sanmıyordum. İçerden annemin ve Kerim amcanın sesleri gelmeye başladığında, Ulaş halen dudaklarımdan öpüyor, Burak da sertliğini arkama yaslamış, saçlarımı yana alarak resmen ensemi emiyordu. Ben bir yandan çırpınıyor, bir yandan da bacaklarımın arasında oluşan sıcaklığın sebebini anlamaya çalışıyordum ki, bir anda kendimi havuzun içinde buldum.
Ağzımdan burnumdan sular çıkartarak kafamı sudan çıkardığımda, havuzun kenarında durmuşlar, kahkahalarla bana gülüyorlardı. Sinirden elim ayağım titriyordu. O anda sinirden tüm vücudumun kıpkırmızı kesildiğini adım gibi biliyordum. Tam ağzıma geleni saymaya başlayacakken, annemin ve Kerim amcanın hemen arkalarında olduğunu gördüm. Dilimin ucuna kadar gelen küfürleri yutarak, Kerim amcaya, "Hoş geldin!" dedim ve sinirle havuzdan çıkıp, havlu arama zahmetine girmeden koşa koşa kendimi odama attım. Ilık bir duş alınca biraz kendime gelmiştim. Duştan çıktığımda annem geldi odama. Bir yandan saçlarımı tararken, bir yandan da Kerim amcanın da kendisinin de büyük bir aile olarak birlikte daha fazla vakit geçirmek istediklerini, iki tane abimin olmasının onu ne kadar mutlu edeceğini, hiçbir zaman tek çocuk olmamı istemediğini, ama şartların öyle gerektirdiğini anlattı. Kerim amca da Ulaş ve Burak ile aynı konuşmayı yapmış ve onlar da bir kız kardeşleri olması fikrinden hoşlandıklarını, birlikte vakit geçirmekten memnun olacaklarını söylemişler. Sonuç olarak, annemi üzmek istemediğim için ve bu yaşananların muhtemelen aptalca bir eşşek şakasından ibaret olduğuna inanmak istememden dolayı, bu olayı büyütmemeye karar verdim ve anneme hiçbir şey anlatmadım.
Akşam hep birlikte şık bir restorana yemek yemeğe gittik. Üzerime beyaz üzerinde sarı puantiyeleri olan straplez elbisemi giymiş, ayağıma da beyaz düz sandaletlerimi giymiştim. Elbisenin etekleri dizimden bir karış falan yukarıda bitiyor, rüzgar estikçe uçuş uçuş dalgalanıyordu. Bu elbiseyi Kerim amca doğumgünü hediyesi olarak Yunanistan'dan getirmişti. O yüzden o akşam özellikle onu giymek istemiştim. Ama Ulaş'la Burak'ın yüzlerindeki ifadeyi görünce, geri dönüp kot pantolonumu giymek için büyük bir istek duymuştum. Yemek çok keyifli geçiyordu, Ulaş da, Burak da, bir sürü komik hikaye anlatarak hepimizi eğlendiriyor ve benim tedirginliğim de iyice kayboluyordu.
Bir ara birinin, "Müge!" diye seslendiğini duyup kafamı çevirdiğimde, eskiden yanımızdaki villada oturan arkadaşım Gökhan'ı gördüm. Sevinerek kalkıp yanına gittim. Boyunun uzaması ve hafif hafif çıkmaya başlayan sakallarını saymazsak, hiç değişmemişti. Eski günlerin özlemiyle sıkı sıkı sarıldık, ayak üstü biraz sohbet ettik. Ailesiyle birlikte yemek yediklerini, burdan çıkınca ortak bir arkadaşımızın çalıştığı kafeye gideceğini söyleyerek, beraber gitmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de, "Olabilir, ama bir annemlere sorayım, başka planları var mı? Mesaj atarım sana!" diyerek telefonunu aldım. Masaya döndüğümde, az önceki eğlenceli havadan eser yoktu. Burak da, Ulaş da çıt çıkarmadan oturuyor, sinirle yemeklerini tırtıklıyorlardı. Annem ve Kerim amca ise hiçbir şeyin farkında değil, işle ilgili bir konuda konuşarak yemeklerini yiyorlardı. Ben anneme, eğer burdan sonra bir planları yoksa, arkadaşımla birlikte gidip gidemeyeceğimi sordum. Annem, Gökhan ile çok iyi anlaştığımızı ve uzun zamandır birbirimizi görmediğimizi bildiğinden kabul etti. Ben de Gökhan'a mesaj atarak, yemeğini bitirdiğinde çıkabileceğimizi söyledim.
O gece çok eğlendik, tüm eski arkadaşlar bir araya gelmiştik. Eve geldiğimde saat neredeyse 03:00'e geliyordu. Tatil bölgesi olduğu için bu saat hiç de anormal değildi aslında, ama annemler o akşam erken yatmışlardı. Evde tüm ışıklar kapalı olduğundan, ben de ses çıkarmamaya çalışarak odama çıktım. Odam annemin odasına çok uzaktı, çünkü yüksek sesle müzik dinlemeyi çok severdim ve o da kitap okurken, yada çalışırken rahatsız edilmek istemezdi. Sonuç olarak benim odamda top patlatsam da gürültüden rahatsız olup uyanmaları söz konusu değildi. Keyifle odama girip ışığı açmıştım ki, gülümsemem yüzümde donup kaldı. Üvey abilerim yatağıma uzanmış, beni bekliyorlardı. Üstelik üzerlerinde havuzda giydikleri şortlardan başka bir şey yoktu.
"Benim odamda ne arıyorsunuz?" diye çıkıştım, ama tek kelime etmediler, öylece bana bakıyorlardı. Ben tekrar, "Odamda ne işiniz var? Kendi odanıza gitsenize!" diye çıkıştım. Sabahki olay aklıma gelmiş, tekrar sinirlenmeye başlamıştım. Ulaş, "Buraya gel küçük kardeş, konuşup anlaşmamız gereken bazı konular var!" diyerek bileğimden tutup beni yatağa, yanlarına çekti. Ben, "Ne yapıyorsun, bırak beni!" diyerek debelenirken, Burak birden dudaklarıma yapışarak, neredeyse üstüme çıktı. Artık kımıldayamıyordum, üstelik ağzım da Burak'ın ağzı tarafından istila edilmişti. Nefes bile alamıyordum. Nefes almaya fırsat bulduğum kısacık bir an ağzımı açıp tam çığlık atacakken, dilini ağzımın içine sokmuş ve deli gibi öpmeye başlamıştı yeniden. Ben tekrar bacaklarımın arasında aynı sızıyı hissetmeye başlamış, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Islandığımı hissediyor ve bu yüzden utanıyordum. Halen takatsizce kurtulmaya çalışsam da, artık içten içe bitsin istemiyordum.
Burak dudaklarımı bırakarak, kulak mememi emmeye başlamıştı. Onun boşalttığı ağzımı ise anında Ulaş doldurmuş, dilimi yakalamış emiyordu. Artık debelenmeyi bırakmıştım. Görüşüm bulanıklaşmaya başlamış, aldığım hazla bilinçsizce inlemeye başlamıştım. Burak elbisemin yandaki fermuarını açarak aşağı doğru sıyırmıştı elbisemi. Göğüslerim henüz sütyen takmamı zorunlu kılacak kadar büyümediğinden, elbisenin sıyrılmasıyla limon büyüklüğündeki göğüslerim ortaya çıkmıştı. Burak hiç duraksamadan kendine en yakın olan göğsümü ağzına almış, aç bir çocuk gibi emmeye başlamıştı. Göğsümün tamamını ağzına alıyor ve deli gibi emiyordu. Hemen sonra Ulaş da dudaklarımı bırakıp, "Sabahtan beri bu anı bekliyorum!" diyerek diğer göğsüme ağzını dayadı. Ben zevkten çıldıracak hale gelmiş, sessiz sessiz inliyordum. Artık küçücük külotum sırılsıklam olmuştu. Amımın üstünde bir el hissettiğimde, ıslaklıktan utanarak bacaklarımı sıkı sıkı kapatıp, tekrar debelenmeye başlamıştım ki, Burak, "Küçüğüm, bırak seni mutlu edelim!" diye mırıldandı. Aynı anda bir el daha bacaklarımın arasına girerken, Ulaş da, "Ne olur karşı koyma artık, aklımızı kaçırmamızı mı istiyorsun?" diye mırıldandı. Dudakları boynumda ve kulak mememde geziniyordu.
O an benim için haz alma ihtiyacı öyle hayatiydi ki, daha fazla direnemedim. Bacaklarım iki yana ayrıldığı anda, bir el küçük külotumun içine girip amımı avuçlamıştı. Aynı anda elin sahibi olduğunu anladığım Ulaş inleyerek dudaklarıma yapışmıştı tekrar. Bense artık direnmek şöyle dursun, belimi kaldırarak amımı eline doğru bastırmaya çalışıyordum. Sonra ikisi de üstümden kalkıp, beni de ayağa kaldırdılar. Yüzüm aldığım hazla kızarmış, hafif terlemiştim. Elbisem belime kadar sıyrılmış, öpülmekten ve emilmekten kızarmış küçük memelerim dim dik duruyordum karşılarında. İkisi de yatağın kenarında oturmuş, aç gözlerle bana bakıyor, elleri memelerimde, belimde ve göbeğimde geziniyordu. Sonra elbiseyi yavaşça aşağıya çekerek, üzerimde sadece küçük külotumu bıraktılar. Bir süre bacaklarımı okşayıp, beni o şekilde seyrettiler, sonra yavaşça arkamı döndürdüler ve küçük ama diri götümü okşamaya başladılar külotumun üstünden. Ne yaptıklarını görmeye çalışıyordum. Külotum biraz götümün arasına sıkışmış, götümün yanakları yarı yarıya açıktaydı. Bir anda iki yanımda da iki ağzı hissetmemle zevkten neredeyse bayılacaktım. İkisi de usulca acıtmadan ısırmıştı götümün iki yanağını. Tenim iyice pembeleşmiş, her yanım cayır cayır yanıyordu. Neye ihtiyaç duyduğumu bilmesem de, o ihtiyaçla kıvranıyordum.
Sonra beni tekrar çevirip, külotumu yavaş yavaş sıyırdılar. Henüz tam olarak tüylenmemiş olsam da, o yaz başında annemle birlikte ağda yaptırmaya başlamıştım ve bebek gibi pürüzsüzdüm. Külodum çıkıp da, pürüzsüz pes pembe ve artık ıslaklıktan parlamakta olan amımı görmeleri ile, ikisi de inleyerek ellerini önlerine bastırdılar. Sanki birşeye engel olmaya çalışır gibi bir halleri vardı. Daha sonra öğrenecektim ki, o görüntüyle neredeyse heyecandan boşalacaklarmış. Benim dikkatli dikkatli ellerinin altındaki şeylere baktığımı anladıklarında, ayağa kalkıp bir çırpıda şortlarından kurtuldular. Kocaman, damarlı ve başları neredeyse morarmış yaraklarını ellerine aldıklarında, biran için öyle korkutmuşlardı ki beni, neredeyse dönüp kaçacaktım. Ama ikisi de usulca yanıma yaklaşıp, sıvazladıkları yaraklarına dokunmam için birer elimi alıp kavramamı sağladıklarında korkum biraz azalmıştı. Öyle sıcak ve sertlerdi ki, onlarda da hiç tüy yoktu.
Ben yaraklarını acemice tutup, usul usul sıkarken, her ikisi de acı çeker gibi inlemiş, hemen ardından da yaraklarının başından bir iki damla sıvı akmıştı. Canlarını yaktığımı güşünüp hemen bırakıvermiştim, ama tekrar ellerimi alıp üzerlerine bastırdılar. Ulaş, "Şu halimize bak prenses, yaraklarımız dokunuşun için ağlıyorlar, onları böyle mi bırakacaksın?" dedi. Burak da bir yandan kendini elime bastırırken, bir yandan da acı çeker gibi, "Bizi öldür ama bu halde bırakma kardeşim, senin için yanıyoruz!" dedi. Sözleri dokunuşları kadar etkiliyor, bacaklarımın arasından ılık ılık akan ıslaklığımı hissediyordum. Bu durum artık beni utandırmıyordu, ama amımdaki bu yangını nasıl söndüreceğimi bilemiyordum. Tereddütle yaraklarından ellerimi çekip, elimi amıma götürerek bastırdım ve utanarak, "Akıyor, durduramıyorum, hem de sızlıyor!" dedim. İhtiyaçtan ağlamaya başlamıştım ve gözlerimden akan yaşları görmesinler diye başımı yere eğmiştim. Ben daha cümlemi tamamlar tamamlamaz, ikisinden inlemeyle kükreme arası bir ses çıkmış ve beni yakalayıp yatağa sere serpe yatırmışlardı bile.
Bir yandan tüm vücudumu yalayıp öperlerken, bir yandan da zar zor anlayabildiğim şekilde bir şeyler mırıldanıyorlardı. "Bu nasıl bir güzellik! Bu nasıl bir masumiyet! Kokusu sarhoş ediyor!" diyorlardı. Sesler, eller ve ağızlar birbirine karışmış, kimin ne yaptığını algılayamaz olmuştum. Bacaklarım iki yana ayrılıp, sırıl sıklam amımı biri yalamaya ve emmeye başladığında gözümün önü kararmıştı. Resmen dünyayla bağlantım kesilmiş, kasılmaya ve titremeye başlamıştım. Ama haz içimde büyüdükçe büyümüş ve tüm sinir uçlarıma yayılmıştı. Sanki nefes almayı bırakmış, sadece titriyor ve bu inanılmaz olağan üstü zevki hissetmeye odaklanmıştım. İlk algıladığım şey, iki yanımda iki kulak mememi sanki dünyanın en güzel şekerini emer gibi emen iki ağız olmuştu. Ara ara kulağıma fısıldanan kelimeleri ise duyuyor, ama anlamlarını kavrayamıyordum. Beynim tamamen işlevden çıkmıştı sanki. Sonra birden ikisi de yok olmuş ve sarsılmaya başlamıştım.
"Nefes al aşkım! Bebeğim nefes al, geçti!" dediklerini anlamamla birlikte derin bir nefes almam da bir olmuştu. Ciğerlerim içime çektiğim hava değil de, sanki sıvı ateşmişçesine yanıyordu ve gözlerimden halen yaşlar süzülüyordu. Ama az önce yaşadığım haz öylesine sersemleticiydi ki, acı umurumda bile değildi o anda. Endişeyle yüzüme bakan iki çift göze dikkatle bakarak, "Az önce yıldızlara çıktım!" dedim. Ne dediğimin farkında bile değildim o anda. Daha önce buna benzer bir şeyi hiç yaşamamıştım. Cinsel konularda öyle tecrübesizdim ki, mastürbasyon bile yapmamıştım ve ilk deneyimimi böylesine mükemmel iki adamla birden yaşamak küçük bedenime fazla gelmişti. Benim bu sözümü duyduktan sonra, önce her ikisi de gözlerinin içi parlayarak gülümsemiş, hemen ardından inleyerek yaraklarını iki yanımdan kalçalarıma bastırıp, yüzlerini boynuma gömmüşlerdi.
Tüm acemiliğime rağmen, benim az önce ihtiyaç halinde hissettiğim acıyı onların da hissettiğini anlamış ve benim mutlu olduğum gibi onlar da mutlu olsunlar istemiştim. Evet, bilim kadını olmak isteyen biri olarak, insan bedenini bildiğimi sanıyordum, ama onlara nasıl zevk vereceğim konusunda en ufak bir fikrim yoktu aslında. Erkekler söz konusu olduğunda, her zaman son derece cahil olmuştum. Şimdiyse en ihtiyacım olduğu anda ne yapacağımı bilemiyordum. Sonunda içgüdülerime güvenerek, onların bana yaptığını, ben de onlara yapmaya karar verdim. Yerimden doğrulmaya kalkınca önce itiraz ettiler, her ikisi tekrar birer mememi ağızlarına alarak, tekrar bana zevk vermeye başlamışlardı. Ama sıra bendeydi bu sefer. Onların itirazlarına kulak asmayarak doğrulup, dizlerimin üzerine oturdum. İkisi iki yanımda hafif yan dönmüş şekilde yatıyorlardı. Yaraklarının başları artık morarmaya başlamıştı. Ellerimi öne uzatıp her ikisini de kavradım ve onların yaptığını gördüğüm şekilde sıvazlamaya başladım. Önce şaşırmışlardı, sonra ne yaptığımı anlayınca birbirlerine biraz daha yaklaşarak sırtüstü yatmışlardı. İki elimle ikisini de sıvazlamaya çalışıyordum, ama öyle irilerdi ki, her iki elimin de parmakları kavuşmuyordu.
Sonra onların bana yaptığı ve benim beynimi ızgaraya çeviren hareketi hatırlayıp gülümsedim. Öne eğilip, yavaşça önce birinin, sonra diğerinin yarağının başını öptüm. Bu hareketim istediğim sonucu vermiş, her ikisi de inleyerek yaraklarının diplerini tutup sıkmaya başlamışlardı. Neden kendilerini engellediklerini anlayamıyordum. Resmen benim yaşadığım o muhteşem patlamayı yaşamamak için sıkıyorlardı kendilerini. Ben kaşlarımı çatıp onlara bakınca, beni tutup tekrar sırtüstü yatağa yatırdılar ve bu sefer dizlerinin üzerine çıkan onlar olmuştu. Başımın iki yanında dizlerini olabildiğince iki yana açarak, yaraklarını dudağıma ve yüzüme sürmeye başladılar. Aynı anda, "Yala!" diye emrettiler bana. Neye uğradığımı şaşırmıştım, ama dediklerini yapmak için dilimi dışarı uzattım. Bir biri, bir diğeri yarağını ağzıma sürtüyor, dudaklarımı zorlayarak ağzımı açmamı sağlıyorlardı. Sonunda istediklerini yapıp ağzımı açtığımda, iri yaraklardan biri ağzıma girip çıkmaya başladı. Ucundan bir iki damla sıvı akıyor, ağzıma girip çıktıkça dilimin üstüne sürülüyordu. Tadını alınca, bacaklarımın arasındaki sızının tekrar dayanılmayacak noktaya geldiğini hissetmeye başladım. Hevesle daha fazlasını tadabilmek için, yarak ağzıma girdikçe dilimle etrafını yalamaya başladım.
Bu arada bacaklarım tekrar iki yana açılmış, biri tekrar amımı yalayıp yutmaya başlamıştı. Öylesine ıslanmıştım ki, vıcık vıcık sesleri duyabiliyordum, ama umurumda değildi o an. Sonra amımın dudakları arasında gezinen dil yavaşça deliğimin içini yoklamaya başladı. Hem korkuyordum, hem de ihtiyaçla kıvranıyordum. Kaçınılmaz acının geleceğini biliyordum, bu konuda okulda bir eğitim almıştık, ama orda anlatılan şeylerin burada aldığım zevkle uzaktan yakından alakası yoktu. Sonunda acıyla baş etmeye karar verdim, bu hazzı istiyordum, hatta daha fazlasını istiyordum. İlk defa bu kadar yaşadığımı hissediyordum. Amımdaki dudaklar uzaklaşıp, yerine daha sert bir şey sürtünmeye başladığı zaman, o anın geldiğini anlamıştım. Aynı anda ağzımdaki yarak da çıkmış, Burak tepemde, gözlerime bakarak, "Başta azıcık acıyacak prenses, ama söz, sonra yıldızların da ötesine çıkacağız seninle" dedi. Hiçbir şey söyleyemedim, sadece 'Tamam!' anlamında başımı salladım. Gözümden tekrar bir damla yaş süzüldü. Burak eğilip dudaklarıyla gözyaşımı yakaladı ve ağzını ağzıma kapadı. Delirmiş gibi öpüyor, dilimi ağzının içine çekip emiyordu. Zevk içinde aynı şiddetle karşılık verip, onu öpmeye başlamıştım. Öpüyor, dilini, dudaklarını emiyordum. Bu sırada Ulaş'ın yarağını amımın girişine sürtüp içime girmeye hazırlandığını hissediyor, bu bekleyiş beni daha da azdırıyordu.
Sonunda dudaklarımı bir saniye için dudaklarından ayırdığımda, Ulaş'a bakıp resmen yalvardım, "Ne olur sok artık!" diye. Benim ağzımdan çıkan cümleyle birlikte son kontrolünü de kaybeden Ulaş, yarağının başını amımdan içeri soktu. Olağanüstü hazla sırtım bükülüp inlerken, bir anda içimde birşeyler parçalanırcasına keskin bir acı hissettim. İnlemem dudaklarımın arasında kalmış, acıyla nefesim kesilmişti. Ulaş o anda durmuş ve içim tamamen onunla doluyken kıpırdamadan beklemeye başlamıştı. Burak da, "Şimdi bitecek aşkım, hepsi buydu, kasma kendini, nefes al, öp beni!" diyerek tekrar dudaklarıma yapışmıştı. Gerçekten de bir süre sonra acı yerini zevke bırakmaya başlamıştı. Şimdi hareket etme ihtiyacı hissediyor, içimdeki yarağı daha fazla hissedebilmek için çırpınıyordum. Kendimi Ulaş'a doğru ittiğimde, Ulaş mesajı almış ve o da yavaş yavaş hareket etmeye başlamıştı. İçimde tekrar aynı müthiş patlamanın yaşanacağını hissedebiliyordum. Gözlerim kararmaya başladığında inleyerek kendimi ona daha fazla yaklaştırmaya çalışıyordum.
Burak ise tekrar iri yarağını ağzıma dayamıştı, morarmış başından sızan sıvı dudaklarıma sürülüyordu. Öyle azmıştım ki, ne yaptığımın bile bilincinde değildim. Açlıktan ölmüş gibi Burak'ın yarağına saldırmış ve deli gibi emmeye başlamıştım. Bir yandan da iki elimle birden gövdesini sarıyor, kendime daha fazla yaklaştırmaya çalışıyordum. Elim taşaklarına değdiğinde, avuçlayıp hafif hafif sıkarak yoğurmaya başlamıştım. Tamamen içgüdüsel hareket ediyordum. Amıma girip çıkan Ulaş'ın iri yarağını karnımda hissederken, aynı anda da Burak'ın yarağını kana kana emiyordum. Burak kasılarak kendini geri çektiğinde, yarağının birazı ağzımdan çıktı. Ben de isyanla taşaklarına asılıp onu tekrar kendime çektim. Biberonuna yapışmış ve bırakmak istemeyen bebek gibiydim. Bu tadtan ayrılmak istemiyordum. Onun tadını aldıkça amımda hissettiğim sızı daha da artıyordu. Ulaş amıma hızlı hızlı girip çıkarken, ben artık kasıla kasıla, titreye titreye orgazm oluyordum. Tanrım, nasıl bir zevkti bu? Zevkten ölünebilseydi, o anda ölebilirdim.
Çok geçmeden Ulaş yarağını taşaklarına kadar amıma gömüp, döllerini ılık ılık içime akıtırken, aynı anda Burak da ağzımda patlamış, döllerini boğazımdan mideme yollamıştı. Kasılmalarımla birlikte, amım resmen Ulaş'ın sikini sağmaya ve içinde kalan ne varsa somurmaya başlamıştı. Ağzımla da aynını Burak'ın yarağına yapıyordum. Orgazm sarsıntılarım bitip de sonunda yeryüzüne indiğimde, halen Ulaş'ın yarağı amımda, Burak'ınki de ağzımdaydı. Yavaşça beni incitmeden çıkarlarken, benden de son bir zevk iniltisi çıktı. İkisi de nefes nefese iki yanıma yatıp, sıkı sıkıya bana sarılmış, biri bir mememi, diğeri öbür mememi avuçlamış, yüzlerini boynuma gömmüşlerdi...
Rehavetten gözlerim kapanmıştı. O halde ne kadar yattık bilmiyorum. Amımdaki tatlı sızıyı hissedip gözlerimi açtım. Şimdi de Burak sokuyordu yarağını amıma. Aynı anda da Ulaş kulak mememi emmeye başlamıştı. Boynuma acısız bir ısırık attı ve "Öyle daracık bir amın var ki, aklımı kaçıracaktım!" diyerek dudaklarıma yumuldu. Burak da amımdaki yarağıyla beni çıldırtmaya devam ederken, "Hele o ağzın! Böyle bir şeyi hiç yaşamamıştım. İliğimi kuruttun küçüğüm! Böylesine isteyerek, zevk alarak yarağımı emen biriyle hiç karşılaşmamıştım. Ölüyorum sandım bebeğim, uçurdun bizi. Biz deneyimlerimizi kullanarak seni kendimize köle etmeyi planlarken, sen bizi mahvettin!" dedi. Ulaş ise, "Artık senden ayrı kalmamız mümkün değil. Seni hergün hergece sikmezsek ölürüz. Sen bizimsin, anladın mı?" dedi.
Sözlerinden başım dönüyordu. Burak amımı hızlı hızlı sikerken, ben tekrar kasılmaya va sessiz çığlıklar atmaya başladım. Kaçıncıya orgazm olduğumu bilmiyordum. Her biri birbirinden muazzam orgazmlar yaşamıştım ve şuanda Burak'ın hızla pompalayan yarağıyla resmen işer gibi boşalıyor, neye uğradığımı şaşırıyordum. Burak amıma boşalırken, Ulaş çığlığımı dudaklarıyla engelleyip, beni derin derin öpüyordu. Burak boşaldığı halde yarağını amıma halen yavaş yavaş sokup çıkartmaya devam ediyor, sanki bırakmaya dayanamıyordu. Gözlerim tekrar kapanmak üzereyken, birinin kulağıma ısrarla aynı iki cümleyi söylediğini duyuyordum, ama kim olduğunu ayırd edemiyordum. "Bizim olduğunu söyle! Canımızın istediği zaman seni istediğimiz gibi sikebileceğimizi söyle!" diyordu.
Yorgunluktan uykuya dalmadan hemen önce, "Sizinim, sikin beni!" diyebildim sadece.
Kayınpederimle Bir Defa Sikiştim Arkası Geldi
Kocam her zaman muhteşem bir aşık olmuştur. Ama ben, yabancı bir yakışıklı erkeğin çekiciliğine hiçbir zaman karşı koyamadım. Her zaman beğenilen bir kadın oldum. Bulunduğum ortamda erkeklerin dikkatini çekerim. Mavi gözlerim, uzun, örülü saçlarım vardır. Kocam Sedat bu halimle liseli kızlara benzediğimi düşünür. Evlendiğimizde ben 21 yaşındaydım, Sedat ise 25 yaşındaydı. Sedat'ın babası Faruk, yani kayınpederim, benim gözümde çekici bir erkekti. Sportmen, olgun, yakışıklı bir erkek. Nikah töreninden çıkarken davetliler bizi kutluyorlardı. Kayınpederim beni kutlamak için öperken, eliyle hafifçe memelerime de dokunmuştu. Sadece bu kadar değildi onun bana karşı yaklaşımı. Hep bana hayran bakışlar, minik dokunuşlar, flörtümsü iltifatlarda bulunurdu. Ama hoş gördüm hep, bunlardan hiç kocama bahsetmedim. Evlendikten sonra, henüz kendi evimizi hazırlayamadığımız için, yaklaşık bir hafta kadar kayınpederlerin evinde kaldık. Ve bu süre içerisinde de kocamla her gece çılgınlar gibi sabahlara kadar sikiştik. Kayınpederimle kayınvalidem yan odada kalıyorlardı ve mutlaka bizim çıkardığımız sesleri duyuyorlardı. Kocamla birbirimizi o kadar uyarmamıza rağmen, zevkin doruklarına çıktığımızda kendimizi kaybediyorduk. Hele ben, orgazm olurken inlemelerime ve çığlıklarıma engel olamıyordum. Kayınvalidem Leman kütüphanede çalışıyordu. Ben akşama kadar evde yalnız kalıyordum. Bir gün evde gene yalnızdım ve banyoda çamaşır yıkıyordum. Kimsenin gelmeyeceğini, evde yalnız olduğumu düşünerek, günlük giysilerimi de çıkarmış, diğer çamaşırlarla birlikte makineye atmıştım. Çamaşır makinesinin kapağını kapatıyordum. Üzerimde sadece bir külot, bir sütyen vardı. Tüm dikkatimi makineyi programlamaya vermiştim. Aniden banyonun kapısı açılıverdi. Kayınpederim, "Oh... Pardon Zerin, burada olduğunu bilmiyordum!" dediğinde korkuyla irkildim. Her zaman sabah işe gidip, akşam gelen kayınpederim, bugün öğle yemeği için eve gelmiş. Elinde anahtar olduğundan geldiğinin farkında olmamıştım. Hemen doğruldum ve utancından kızarmış yüzümle omuzumun üzerinden ona baktım. Münasebetsiz bir durumdaydım. Banyoda yarı çıplak bir vaziyetteydim ve benim aksime, pek utanmış görünmeyen kayınpederimin hayran bakışları benim çıplak vücudumda dolaşıyordu. Konuşmaya başladığımda, kekeleyerek, "Makineye çamaşırları atıyordum... Ben... evde kimse yok diye..." diyebildim. Kayınpederim, "Şey, öğle yemeği için gelmiştim. Ben de kimse yok zannettim. Seni böyle..." diyerek sustu, bana baktı ve aniden, "Zerrin, çok harika kalçaların var!" deyiverdi. Bu iltifatı çok hoşuma gitmişti, ama bu iltifatı yapanın kayınpederim olması kendimi suçlu hissetmeme neden olmuştu. Hiçbir şey diyemeden öyle kalmıştım. Önce aramızda bir sessizlik oldu. Sırtım ona dönük, heyecan içindeydim, konuşamıyordum.
Sessizliği yine kayınpederim bozdu, "Bana dön Zerrin. Yüzünün güzelliğini görmek istiyorum!" dedi. Önce biraz tereddüt ettim, ama sesi emreder gibiydi, ben de emre uydum. Yavaşça döndüm ve sırtımı makineye dayayarak durdum. Kayınpederim gülümseyerek derin bir nefes aldı. Gözlerini memelerime dikmiş bakıyordu. Pantolonunun önündeki kabarıklığın büyüdüğü bariz bir şekilde görünüyordu. Kayınpederim ise gözleriyle sutyenimi soyuyordu. Ardından bakışları aşağıya, külotuma, külodumun beyaz tül kumaşının arasından görünen amcığımın simsiyah kıllarına yöneldi. Sonra soluğu daha da hızlanarak, "Off Zerrin! Kahretsin! Öyle güzelsin, öyle hoşsun ki!" dedi. Eliyle pantolonunun önündeki kabarıklığı avuçlayarak, "Senin de gördüğün gibi, çok uzun zamandan beri aletim bu kadar sertleşmemişti!" dedi.
Utangaç bir gülümsemeyle, "Sağol baba... Üzerime bir şeyler giysem iyi olur..." diyerek kapıya yöneldim. Fakat çıkamadım. Kayınpederim benim yolumu keserek durdurdu. Banyonun ortasında durup gözlerimi ona diktim. Sessizce baktım ve yol vermesi için bekledim. Kayınpederim, "Lütfen sutyenini çıkar ve bana bu güzel memelerini göster, lütfen Zerrin!" dedi. "Bence iyi fikir değil bu baba! Bırak geçeyim!" dedim. Kayınpederim gülümseyerek, "Ancak sütyenini çıkarıp memelerini bana gösterirsen geçmene izin veririm!" dedi.
O kenara çekilmeden dışarıya çıkmam mümkün değildi. Çaresiz çamaşır makinesinin yanına geri döndüm. Kayınpederimin gözlerine baktım. Gözünü kırpmadan arzuyla bana bakıyordu. Onun istekli bakışlarıyla kıvrandım, içimden bir şeyler aktı sanki. Bir yandan da dediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Ne çıkar diye düşündüm, alt tarafı göğüslerimi görecekti. Ellerimi arkaya uzatarak, sutyenimin kopçasını çözdüm. Askılarını omuzumdan aşağı sıyırınca, sutyenim serbest kaldı, sıyrılıp yere düşmesine izin verdim ve memelerim ortaya çıktı.
Kayınpederim pantolonunun önündeki sertliğe elleriyle bastırıyordu. Önünde hafif bir ıslaklık meydana gelmişti. Ben de gittikçe heyecanlanıyor, ateşleniyordum. Her saniye hararetim artıyordu. Ağzı sulanan kayınpederimin karşısında göğüsleri çıplak bir vaziyette dururken, amımın iyice ıslanmaya başladığını hissediyordum. Kayınpederim gözlerini memelerime dikip bakarken, "Ohhh Zerrin, yavrum, ne kadar güzel memelerin var! Öyle büyük, öyle biçimli ve pürüzsüz ki, hayatımda böyle güzel meme uçları görmedim! Ne harika şeyler bunlar, pespembeler!" dedi.
Ben de gülerek, "İsteğini yerine getirdim babacım. Hadi şimdi izin ver de gideyim!" dedim. Kayınpederim memelerimde sabitlenen bakışlarıyla, "Şimdi sıra külotunda Zerrin, hadi onu da çıkar! İçindekini çok merak ediyorum!" dedi. Gittikçe heyecanım artıyor, daha da ıslanıyordum. Ama daha fazla uzasın istemiyordum. Ne yapmak istiyordu bu adam? Sütyen dedi, sütyeni çıkardım, şimdi külot diye tutturdu! Nereye kadar gidecek bu işin sonu bilemiyordum. Artık bu noktadan sonra geriye dönüş olmayacaktı. Biliyordum bunu. Ve istiyordum da! Olabildiğince seksi bir tavır takınarak kayınpederimin gözlerinin içine baktım, "Amımı da görmek istiyorsun ha? Peki tamam baba, sana onu da göstereceğim!" dedim.
Külotumun bel bandından tutup, amımın kıllarını açığa çıkaracak şekilde sıyırdım. Külotumu kalçalarımın altına kadar sıyırdığımda, külotumun incecik ağı, durmadan akıp duran zevk sularımdan sırılsıklam olmuş amıma yapışmıştı. Kayınpederimin gözleri yerinden fırlayacak gibiydi. Benim önce bir bacağımı, ardından da diğerini kaldırarak külotumu çıkarmamı donmuş gibi izliyordu. Kayınpederimin önünde çırılçıplak kalmıştım.
Ayağımdan çıkardığım külodumu işaret parmağıma takarak ona doğru uzatıp, "Bak bana neler yaptın baba! Senin yüzünden, amımın suyu külotumu sırılsıklam yaptı. Bak işte!" diye gösterdim. Sonra ıslak külotu kayınpederime doğru fırlattım. Yakalayıp burnuna yaklaştırdı. Halen çıplak amıma bakıyordu. Nefesi iyice sıklaşmıştı. Ayağımdan çıkardığım ıslak külodum burnunda, derin derin nefes alıp koklarken, "Dün senin kirli külotlarından birini banyoda buldum ve amının kokusunu alıp seni siktiğimi hayal ettim!" dedi. Ben de, "Gelinin olmam, oğlunun karısı olmam senin için sorun değil sanırım? Olayı buraya taşıdığına göre!" dedim.
Kayınpederim, "Seni ilk gördüğümden beri deli oluyorum Zerrin! Hastayım sana! Geceleri oğlumun altında sikilirken çıkardığın sesler, inlemelerin deli ediyor beni! Senin için de kayınpederin olmam sorun değil gördüğüm kadarıyla? Pek zorlamama gerek kalmadı bakıyorum da!" dedi. Güldüm, "Bence de sorun değil babacım! Ben de sana hayranım! Çoğu gece senin duyman için inliyorum yüksek sesle!" dedim. Daha fazla kendimi tutamadım ve parmağımı amımın yarığına sokarken, "Hadi bakalım, ben sana amımı gösterdim. Şimdi de senin sikini görelim! Pantolonunu çıkar bakalım!" dedim.
Zaten istekli olan kayınbabam, pantolonunu ve külotunu sıyırdı. İyice sertleşmiş, irice yarağı ortaya çıktı. Güzel bir şeydi. İki adım ileri atıp yanına gittim. Uzanıp yarrağını avucumun içine aldım ve "Hımmm! Harika bir yarağın varmış!" dedim. Ben yavaşça yarağını okşamaya başlayınca, kayınpederim de mırıltılar çıkarmaya başlamıştı. O da u
zanıp memelerimi tuttu. Sıkıp sıkıp bırakıyor, bu hareketi düzenli ritmik bir şekilde yapıyordu.
Kayınpederime, "Memelerimden hoşlandın değil mi?" diye sordum. Evet anlamında homurdandı. Ona, "Islanmış amımı koklamak istemez misin?" diye yeniden sordum. İnleyerek yanıtladı. Geriye doğru çekilip çamaşır makinesinin üstüne oturdum. Bacaklarımı ayırıp ayaklarımı havaya doğru kaldırdım. Kayınpederim kalçalarımın arasına gelip, eğildi ve yüzünü sıcacık amıma gömdü. İyice ateşlenen amımı yalayıp emerken, ben de bacaklarımı onun omuzları üstüne yerleştirdim. O yalarken amımı iyice ağzına bastırarak çığlık çığlığa boşaldım.
Memelerimden terler akıyordu. Soluk soluğa, "Oğlunun karısını, bu koca yarrağınla sikmek ister misin baba?" dedim. Kayınpederim inleyerek, "Ohhh, eveet!" dedi. Yavaşça çamaşır makinesinden aşağı kayıp, arkamı kayınbabama dönüp, domaldım. Yalvarır gibi, "Sok içime baba, hadi! Sik gelinini, hadi baba!" dedim. Kayınpederim arkama gelip, yarağını amımın dudakları arasına dayadı. Yarağının, kaygan amımın içine doğru girdiğini hissettiğimde, "Eveet! Ohhh! Eveet! Sik beni! Sik beni! Şimdi!" diye bağırmaya başladım. Belimden tutarak yarağını içime, iyice derinlere doğru soktu. Şimdi beni yavaş yavaş sikiyordu. Her darbesi benim coşkumu ve şehvetimi daha da artırıyordu.
Kayınpederim beni o pozisyonda yaklaşık 15-20 dakika kadar siktikten sonra, Oh amın harika birtanem Tam sikilecek bir am! Daracık! Oh Zerrin! İçine boşalıyorum! Oh Geliyorum diye haykırdı. Ardından yarağı amımın içine zonklayarak boşalmaya başladı. Ben de çığlıklar atarak ikinci kez müthiş bir orgazm yaşadım. Kayınpederim, yarağını, ikimizin de nefes alışları düzenli hale gelene kadar amımın içinde bırakmıştı. Yarağını içimden çıkarınca, döller amımdan taşarak yere damlamaya başlamıştı. Kayınpederim külotumu alıp ıslak amımı silerken, ben makinenin dibine yığılıp kalmıştım. Kayınpederim elindeki külotu göstererek, "Eğer mahsuru yoksa bunu ben almak istiyorum. Koklayıp koklayıp 31 çekerim!" dedi.
Bu olayı takibeden zaman içerisinde kayınpederimle sikişmelerimiz haftada iki yada üç kez devam etti. Sonunda evimiz hazırlanınca, kocamla ben oraya taşındık. Kayınpederim, kocam evde yokken geliyor ve beni sikmeye devam ediyor, bu da benim çok hoşuma gidiyordu. İyice alışmıştım buna. Kayınpederim gelmediği, ara verdiği zamanlar, kendimi tatminsiz hissediyor, arzularım tavan yapmış oluyordu. Gözlerim etrafta fıldır fıldır erkeklerde dolaşıyor, sikilmek için aranıyordum adeta.
Babasıyla Sikiştiğimi Kızarkadaşım Bilmiyor
Selam, ben Gamze, 21 yaşında, güzel bir bayanım. İstanbul'da üniversite okuyorum. Ailem ise Bursa'da. Size kısa bir süre önce başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. İstanbul'da yurtta kalıyorum ve en yakın arkadaşım olan Ebru kendisi İstanbul'lu olduğu için bana çok yardımcı oluyor. Bazen kahvaltıya, öğle yemeğine, bazen de kalmaya onların evlerine gidiyorum. Ailesi çok şeker insanlar. Annesi Meltem Teyze genç ve bakımlı, babası Cüneyt Amca ise tahminimce 45 yaşlarında, oldukça karizmatik birisi. Ebru'lara gittiğimde Cüneyt Amcayla uzun sohbetlere dalarız. Çeşitli konular üzerinde yorumlar yaparız. Kendisi çok hoşsohbet bir insan. Ama onda beni çeken başka bir şey var. Yaşına göre oldukça genç görünümlü ve bambaşka bir çekiciliği, sempatikliği var. Bu yüzden onu kendime çok yakın hissediyorum. Yurtta olduğum bir haftasonu canım çok sıkılmıştı, Ebru'yu aradım ama telefonu kapalıydı. Bana haftasonunu evde geçireceğini söylemişti. Ben de dışarı çıktım, pastaneye uğrayıp bir pasta alarak onların evine doğru gittim. Her zamanki gibi giyinmiştim. Üzerime V yakalı bir body giymiştim, göğüslerime doğru hafif bir degaje oluşturuyordu, ama öne doğru çok eğilmediğim müddetçe pek zararı yoktu. Altıma da, elime geçen kot pantolonumu gitmiştim. İçimde sutyenim ve külodum vardı. Neyse Ebru'ların kapısını çaldım. Ama açan olmadı. Bir daha çaldım, nihayet kapı açıldı ve Cüneyt Amca karşımda bir şortla duruyordu. Haziran ayı olduğundan üstünde bir şey yoktu. Ebru'yu sordum. "Annesiyle alışverişe gitti canım, ne zaman gelir bilmiyorum, hadi gel içeri, evde bekle!" dedi. Dayanamadım ve içeri girdim. Elimdeki pastayı Cüneyt Amcaya verdim. "Canım benim, ne diye zahmet ettin?" dedi. Cüneyt Amcanın oturduğu odaya girip TV'nin karşısındaki koltuğa oturdum. Gözüm TV'ye takıldı. DVD programı açıktı, ama duraklatılmıştı. Sesimi çıkarmadım. Cünayt Amca da gelip yanıma oturdu. Havadan sudan konuşmaya başladık. Gözü arada göğüslerime kayıyordu, ama çabuk toparlıyordu. Konu bir tecavüz konusundan açılmıştı. Gazetedeki bu türdeki haberlere kendimizce yorum getirdik. ben, "Çok zor ve çirkin bir şey olmalı bir bayan için!" dedim. O da, "Bence de canım! Peki sen nasılından hoşlanırsın, ya da daha doğrusu hiç yaptın mı?" dedi. Beklemediğim bu soru karşısında şaşırıp kaldım, "Ne yaptım mı?" falan diye kekeledim. "Hadi ama tatlı kız, burda biz bize konuşuyoruz işte, utanmanın ne anlamı var, aramızda kalacak!" dedi. Ona gülümsedim ve Lise son sınıfta bekaretimi nasıl kaybettiğimi anlattım. Hiç konuşmadan dinledi beni. Sözüm bitince gülümsedi ve TV'yi açtı, "Bak ne var burda!" diyerek, duraklattığı programı yeniden çalıştırdı. Ve birbirini yalayan kızları gösterdi bana. Anlaşılan ben gelmeden önce pørnø izliyormuş. Hiç sesimi çıkartmadım. O TV izliyordu. Şortunun içinde siki dikleşmeye başlamıştı. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilmiyordum. Bir yandan o evden gitmek istiyordum, bir yandan da kalıp neler olacağını görmek, yaşamak istiyordum. Cüneyt Amca bana doğru döndü ve beni süzmeye başladı. Ben de ona bakıyor ve hiçbir şey söylemiyordum. "İster misin?" dedi. Yine hiç sesimi çıkarmadım. O benim bu sessizliğimi evet olarak anlamış olacak ki, bir hışımda dudaklarıma yapıştı. Öpüşüyorduk. Deli gibiydi. Dudaklarımı ısırıyordu. Ben de kapılmıştım ona. Boynumu yalamaya başladı. Sonra üzerimdeki body'mi ve sutyenimi çıkardı. O kadar hızlı yaptı ki bunu, ne olduğunu anlamadım bile. Göğüslerimi yalamaya başladı. Uçlarını emiyor, ısırıyordu ve bu benim çok hoşuma gidiyordu. Biraz daha yaladıktan sonra göbeğime doğru inmeye başladı. Aşağıya indi, ama altımda pantolonum vardı. Bu sefer yavaşça pantolonumun düğmelerini açtı ve usulca sıyırdı pantolonu. Külodumu yana itip, amıma baktı, "Çok güzel görünüyor ve çok güzel kokuyor!" dedi.
Külodumu da sıyırdı. Önce derin derin kokladı amımı, sonra yalamaya başladı. Çıldıracak gibiydim. Amım sulanmıştı zaten. Suları emiyordu. Ben inliyordum. Dilini içeri soktuğunda hafif bir çığlık attım, ama sonra hemen çıkardı. Belli ki zevkten kudurmamı istiyordu. Ayağa kalktı. Siki artık tamamen dikti. Şortunun üzerinden belli oluyordu. Şortunu indirdim ve yavaşça yalamaya başladım. Başımı bastırıyordu. Midem bulanmıştı. Bunu anladı ve beni yatırdı. Bacaklarımı açabildiği kadar açtı. "Hazır mısın ufaklık?" dedi. "Evet! Hadi gir içime, dayanamıyorum!" dedim. Güldü ve sikini amıma bir kerede soktu. Bunu ilk defa yapmıyordum, ama canım acımıştı. Çığlık attım.
O ise aldırmadan gelip gidiyordu. Ben de zevk alıyordum. inliyordum bağırıyordum ağzımı kapatmaya çalışırken bir yandan gelip gidiyordu. Çok hızlıydı. Delirecek gibiydim. Zevklerin en büyüğünü yaşıyordum. Bir süre sonra içime boşaldı, ondan sonra ben de titreyerek boşaldım. Sikini amımdan çıkardı ve yanıma uzandı. Birer sigara içtik. Sonra, "Arkadan da yapalım mı?" dedi. Arkadan hiç yapmamıştım. "Ordan hiç yapmadım!" dedim. "Deneyelim o zaman!" dedi ve sikini ağzıma verdi. "Yala, ıslat iyice!" dedi. Yalıyordum, ama midem bulanıyordu. Arada öğürüyordum. Ama o aldırmıyor, başımı bastırıyordu. İyice tükürükledim. Sonra sikini ağzımdan aldı ve beni domalttı.
"Biraz zor olacak, seninki dapdar!" dedi. Bir şey söylemedim. Sikinin başını göt deliğime değdirdi. İçime doğru girmeye başladı, ama canım çok acıyordu, bağırıyordum. Sonra birden öyle hızlı girdi ki, götüm parçalandı zannettim. Gözümden yaş geldi. "Yeter!" diye bağırıyordum. O ise gelip gitmeye uğraşırken, "Tamam bebeğim, geçecek şimdi!" diyordu. Ama hiçbir şeyin geçtiği yoktu. Acımdan zevk alamıyordum. O halen sikmeye devam ediyordu götümü. Benim de biraz hoşuma gitmeye başlamıştı ki, içimde bir sıcaklık hisssettim. Götüme de boşalmıştı. Tam zevk almaya başlamıştım ki, sikini çıkardı götümden. "Bir daha yap!" dedim. Bu sefer götüme parmaklarını sokmaya başladı. Aynı zamanda amımı da yalayarak, beni o şeklide boşalttı. Sonra gidip duş aldık. Ebru'dan halen haber yoktu. Salonda oturduk biraz, sonra ben evden çıkıp yurduma gittim.
Cüneyt Amcayla halen eskisi gibiyiz. Ara sıra sikiyor beni. Bazen Ebru'larda kaldığım gece, banyoda falan elliyoruz, yalıyoruz, boşaltıyoruz birbirimizi. Ebru'yla annesinin ise hiçbir şeyden haberleri ve şüpheleri bile yok :)
Damadım Kızımı Sikerken Seyretmek Beni Çıldırttı 2
Birkaç günüm, sabahları tövbe ederek, ama geceleri ise kendimi parmaklayarak geçti, aklımda ise sadece o kalın yarak vardı. Hiç uyumadan geçen günler sonrası Çarşamba sabahı karar verdim. İstanbul'daki bir hastaneye Check-Up randevusu aldım Perşembe günü için. Damadı aradım, "Beni karşılarsın, Cuma beraber döneriz?" dedim. Sesinden anladığım kadarıyla, pek mutlu olmasa da, "Tamam!" dedi. Kesin damadın bir sikiş planını bozmuştum.
Sonra bizim mahalledeki kadın hocaya gittim, yaşadıklarımı bir arkadaşımın başından geçmiş gibi anlattım ve "Bu arkadaşın yaptığı günah mıdır?" diye sordum. "En büyük günahkar odur!" dedi hoca. Sabaha kadar uyku tutmadı beni. Dönüşü olmayan bir yola girmek üzereydim, bastırılmış cinselliğim yönetiyordu artık beni. Gitmeme kararı ile kahvaltıya oturdum, ama çocukların, "Check-Up çok önemli anne!" sözleri ile kendimi otobüste buldum. Aklım başıma otobüste geldi, ne yapacaktım, "Sik beni damat!" diye üstüne mi atlayacaktım? Damat beni makam arabası ile aldırdı, kendisi ortalıklarda yoktu. Artık fantazilerimden vazgeçmiştim. Check-Up sonuçlarını beklerken damat geldi hastaneye, her zamanki gibi şık ve nazikti. Bense sadece damarlı, kalın bir sik görüyordum karşımda. Sonuçları anlatan doktorun yanına girdim, birkaç vitamin takviyesi önerdi. Tam reçeteyi yazarken, "Uyku tutmuyor artık evladım..." dedim. Damadımın yarağını düşünmekten diye ekleyemedim. Uyku ilacı yazdırdım kendime. "Yarım alın yeter, tam alırsanız komada gibi uyursunuz, dikkat edin!" dedi. Belki bu sayede sakinlerdim. Eve gittik. Klasik damat kaynana sessizliği ile yemek yedik. Kendimce açık kıyafetler vardı üzerimde, ama damat bir kere bile olsun yan gözle bakmıyordu. Ben TV seyrederken damat bilgisayar başına geçti. Çay demledim, ona da götürdüm. Sonra bir bardak daha. Kısa süre sonra, üçüncü bardak için odasına seslendim. Ses gelmeyince içeri girdim. Kendim kullanmak için diye doktora yazdırdığım, fakat bir robot gibi düşünmeden damadın çayına attığım ilaç etkisini göstermiş, damadın gözleri kapalı, kendini yüzükoyun yandaki koltuğa atmıştı. Bilgisayar ekranında birkaç pørnø site açıktı. Heyecandan bayılacaktım nerdeyse, "Ercan! Ercan!" diye yanağına bir kaç tokat attım. Tek dozu komada gibi uyutacak ilaçtan bir buçuk doz içmişti. Yine de biraz daha bekledim. Sonra ter su içinde kalarak koltuğa oturttum damadı. Şortunun önü açıktı, belli ki kendi ile oynuyordu bilgisayar karşısında. Önce odama gidip çırılçıplak soyundum, ayılmaya başlarsa aniden kaçmaya hazır olmak için. Sonra karşısına oturdum, şortunu aşağıya çektim. Boxerin içinde sönük duran sike dokunmak için kararsız kaldım. Önce boxerin üzerinden okşamaya başladım. Bir süre sonra kazık gibi olan siki dayanamayarak çamaşırdan kurtardım. Şimdi burnumun ucunda tüm güzelliği ile bir sik duruyordu. Kocamınkine bile bu kadar yakından bakmamıştım, elimi bile değdirmekten korkuyordum. Tek elimle sikinin gövdesini tuttum, elimi kıpırdatmadan sertliğini damarlarını hissettim. Bu yaşımda ilk defa bir siki inceliyordum ve dakikalarca devam ettim buna. Sonra elimi yavaşça baş kısmına götürdüm. Kalın başı kadife gibiydi. Başımı döndüren ise taşakları oldu. Kızımı sikerken bu kadar belli olmuyordu, ama iki avucuma anca sığacak kadar büyüktü. Her gece sevişecek gücün nereden geldiği şimdi belli idi. Aklımdan geçeni yapmak için gözümü kapadım. Sonra dudaklarımı aralamadan küçük bir öpücük kondurdum sikinin ucuna. Bir elimle taşaklarını okşuyordum, diğer elim ise klitorisimi elliyordu. Ufak öpücükler ile üzerinde gezindim, kokusunu içime çektim. Dilim kontrol dışı yalamaya başladı öptüğüm yerleri. Bir sik ile aşk yaşıyordum sanki. Kızımın yaptığını denemek için ağzımı tamamen açtım, ama sadece mantar başını ağzıma alabildim.
Kıpırmadan, şeker emer gibi kaldım uzun süre. Bir elimle siki okşarken, diğer elimin parmakları birer birer amıma girmişti. Hızlı hızlı kendimi boşaltmaya yaklaşırken, aynı hız ve sertlikte siki emmeye başladım. O kadar şiddetli boşaldım ki, sikin yarısını ağzıma aldığımı fark etmedim bile. İğrendiğim bir şeyin kölesi olmuş gibiydim ve iki elimle taşaklarını okşarken sike öyle yapışmıştım ki, gırtlağıma çarpan döllerle kendime geldim. Aceleyle ağzımdan çıkardım, ama yarısı suratıma geldi. Lavaboya koşup kustum. Kafamı kaldırıp aynaya baktığımda ise, karşımda yeşil gözlerinin yanından döller damlayan bir orospu görüntüsü vardı. Odaya geri dönmeden önce amımın çevresini ve içini iyice kremledim ve kremi yanıma aldım. Damat bıraktığım gibi duruyordu. Siki yine dik ve üzerinde bir kaç damla döl. İçeriden telefonumu aldım geldim. Bir elimle saramadığım sikin resimlerini çektim. Bileğim ile aynı kalınlıkta idi. Yüzüne doğru eğilip yaşlılıktan irileşmiş göğüslerimi nefesine tuttum. Sıcacık yüzüne teker teker bastırdım.
Sonra koltuğun kenarlarından güç alarak ayağa kalktım ve amımı yüzüne sürtmeye başladım. Dizlerimin titremesi artınca kucağına oturdum. Elime biraz krem alıp sikini iyice kremledim. Bakireliğimi kaybederken kocam da, ben de, çok acemiydik ve hiç zevk almamıştım. Ama şimdi gerçek bir sik yerken tüm kontrol bende olacaktı. Önce yavaş yavaş am dudaklarıma sürttüm. Genişlemiş etli amım bile bu kalın sikin altında kayboluyordu. Kendi kendime (Sen benim ilk erkeğimsin, sik beni!) gibi laflar söylüyordum.
Ayağa kalkıp ters döndüm, sikin mantar başını tutarak amıma denk getirdim. Bu şekilde ucunu am dudaklarımın arasına aldım. Biraz oturdum, ama acıdan kalktım. Tekrar kremledim kalın siki. Elimle amımı aralayınca, bir oturuşta başı girmisti içime. Bekledim biraz, ama hem aldığım zevk hem de böyle durmanın zorluğu bacaklarımı titretiyordu. Bugün bile hatırladığım hatayı yaparak, kendimi bıraktım aniden ve köküne kadar yerleşti sik amıma. Öyle bir çığlık attım ki, bina çınlamıştır. Amımı bekaret zarı acısı gibi bir sızı kaplarken, vücudumu bir sıcaklık basmaya başladı. Bir süre öyle kaldım. Belki de ilk defa amımın her santimini hissediyordum.
Koltuğun yanlarından güç alarak biraz kıpırdamaya başladım. Kalçalarımı yavaş yavaş oynatırken, elim klitorisime gitti. Ufacık bir gömlek düğmesi kadar olan klitorisim şişmiş, elime gelecek kadar olmuştu. Başım dönerken, gözlerimden yaş gelerek boşalmaya başladım. Şimdiye kadar yaşadıklarımın hiçbirine benzemeyen bir boşalma sonrası amım da bollaşmış, rahat rahat oturup kalkmaya başlamıştım.
Bu sefer yüzümü ona dönerek oturdum kucağına. Kendimden geçmiş bir şekilde kucağında zıplarken, dudaklarından öpüyor, ellerini göğüslerime bastırıyordum. Belki bir 10 dakika sürdü, bu arada küçük orgazm dalgaları geliyor, yavaşlayarak kendimi sakinleştiriyordum. İçimdeki kocaman mantar başın amımın duvarlarını zorlayacak kadar şiştiğini hissedince daha da hızlandım.
Aynı ağzımın içine çarptığı şiddetle çarptı sıcak dölleri amıma. Ardından gelen fışkırma ile ben de tekrar yığıldım. Az evvel yaşadığımı en iyi orgazmım zannederken, vücudum hayatımda ilk defa gerildi gerildi ve sonra külçe gibi yığılıp kaldı damadımın üzerine. Orgazm dalgaları yavaş yavaş azalarak sürdü. Amım ise 20 yaşında bir kız gibi sırıl sıklamdı. O an kızımın niye bu kadar sevdiğini anladım bu adamı. Uyurken bana bu duyguları yaşatanın, ayıkken kölesi bile olurdum.
Siki inip amımdan kendiliğinden çıkana kadar bekledim, sonra sarhoş gibi kalktım. Önce o güzel siki bir güzel sildim. Şortunu giydirdim, odayı havalandırdım. Normal bir çay doldurup baş ucuna bıraktım. Banyoya girdiğimde ise amım halen yarı açık duruyordu ve içinde hafif kızarıklıklar görülüyordu. (İkinci gerdek gecemde de hafif bir kanamam oldu!) dedim kendi kendime. Çok namuslu bir kadınmışım gibi odamın kapısını sıkı sıkı kapatıp, yattım uyudum. Ertesi gün öğlene doğru uyanabildim. Damat işe gitmişti.
Akşamüstü damat geldi. Yine çok şık ve nazik. Elimden valizleri aldı ve yola çıktık...
Kocamı Aldatmak Aklımın Ucundan Geçmezdi 8
Nazmi beni bırakmak için Cevizli'ye doğru yol alırken, "Nesrin bana kızmadın değil mi?" dedi. Bunu neden söylediğini anlamadığım için, "Neden ki?" dedim. "Ya anla işte, seni Kemal'e siktirdim ya, ondan!" dedi. Bir an yaşananları düşündüm. Sonra kocam aklıma geldi, aralarında okadar fark vardı ki! Nazmi ile Kemal sanki seks için yaratılmıştı.
Kocamı aldatmaya ilk karar verdiğimde, bu kadarını yaşayacağımı asla düşünmemiştim. Bu arada semt pazarına yaklaşmıştık, "Artık bunun önemi yok, olan olmuş bir kere, ben burda ineyim!" dedim. Tam ineceğim anda başımdan tutarak kendine çekti, koca dudaklarıyla dudaklarıma yapıştı. Bir müddet öptükten sonra, "Aşkım, umarım tekrar görüşürüz!" dedi. Saatlerce sikildiğim halde amımın sulandığını hissettim, "Umarım!" dedim arabadan indim. Başım önde yürümeye başladığımda, Nazmi çoktan uzaklaşmıştı. Yürüyüşüme dikkat ederek pazarın içine girdim. Birkaç kilo domates ve salatalık, biraz da meyve aldım. Komşularımın dikkatini çekmemen gerekiyordu. Evin kapısına geldiğimde, komşum Bahar'la karşılaştım. Bahar, "Nesrin abla nerelerdesin? Bir gittin, gider oldun!" dedi. "Eski komşularla, sohbet, çay, pasta börek derken, bu saati yaptık işte. Kalkmak istedimse de bırakmadılar..." dedim. Bahar'la biraz ayaküstü sohbet ettikten sonra, "Görüşürüz..." diyerek içeri girdim. Çocuklar henüz gelmemişti. Üzerimi değiştirmek için yatak odasına girdim. Üzerimi çıkardıktan sonra aynada vücuduma baktım. Saatlerce sikiştiğim halde morarma olmaması içimi rahatlatmıştı. Az da olsa, baldırlarımın iç kısmı, sürtünmeden kızarmıştı. Amımın ve arka deliğimin durumu hiçte iç açıcı değildi. Am dudaklarım şişmiş, morarmıştı. Hele göt deliğim perişan haldeydi. Kalçalarımı kıstırdığımda bile tam kapanmıyordu. Bunu için tedbirli olup, birkaç gün kocamdan uzak kalmam gerekiyordu. Öyle de yaptım, rahatsız olduğumu söyleyip, birkaç gün kocamla ilişkiye girmedim. Doğrusu bu aldatmayı da atlatmıştım... O günden sonra, Nazmi ile ayda 1 yada 2 kez buluşmaya devam ettim. Bu böyle nerdeyse bir yıldır sürüyordu. Bu zaman zarfında yaşadıklarım, gerçekten inanılmaz şeylerdi. Nazmi ve Kemal için artık grup sekste vazgeçilmez biriydim. Genelde ikisiyle sikişiyordum, ama bazen bir arkadaşlarını daha çağırıyorlardı, ozaman üç erkekle grup yapıyordum. Her seferinde aldığım zevkin yanında, mutlaka para da veriyorlardı. Kişi sayısına göre değişiyordu bu rakam. Yine bir keresinde Nazmi ile buluştuğumda, herzamanki gibi günlerden Salı idi. Arabasıyla beni Kordonboyu'ndaki daireye götürürken, bana, "Aşkım, evde iki misafirimiz daha var, izin verirsen seninle grup seks yapmak istiyorlar! Ne dersin?" dedi. Rengimin attığını görünce, "İnan bana ikisi de çok cömerttir. İyi muamele edersen karşılılğını fazlasıyla alırsın!" dedi. "Ama aşkım..." dedim. "Aması maması yok aşkım! Senin gibi kadınlara hasta bunlar!" dedi. (Senin gibi derken, türban takan, kapalılardan bahsetmişti). Böyle olduğum için kendimi şanslı hissediyordum. Türbanlı olmam, adamları daha çok azdırıyordu. Zevkin yanında para da kazanıyordum. Ogün Kemal yoktu, Nazmi ve iki misafiriyle saatlerce sikiştim. İkisi sırasıyla, amdan ve götten, sonra ikisi aynı anda deliklerime sokarak, uzun süre devam etmişlerdi. Bu zaman zarfında 4 kez amıma, 3 kezde götüme boşalmışlardı. Doğrusu bundan ben de büyük zevk alıyordum. Aynı anda hem götten, hemde amdan sikilmek çok güzeldi. Bu şekilde sikilmek bana sayısız orgazmlar, boşalmalar sağlıyordu. İşimiz bittiğinde, ikisi de, "Harikasınız Nesrin hanım!" diyerek, birçok iltifatta bulunmuşlardı. Duşlarımızı aldıktan sonra giyindik. Nazmi'nin dediği gibi, ikisi de çok cömert davranmış, epeyce para vermişlerdi. Bütün bu sikişmelerin yanında, paranın tadı bir başkaydı. Paraları sütyenimin içine koyarken inanılmaz mutluydum. Adamlar bizden önce çıktılar, daha sonra Nazmi ile ben çıktık... Nazmi beni herzamanki gibi aynı yerde indirdikten sonra eve doğru yürüdüm. Binanın önüne gelmiştim ki, "Nesrin abla! Nesrin ablaaa!" diye sesle dönüp baktığımda, sokakta Bahar'ı gördüm. "Bekle abla!" dedi, birkaç dakikada yanıma gelmişti. Yüzüme anlamlı anlamlı baktıktan sonra, "Nerden böyle?" dedi. Kahvaltı için komşulara gittiğimi söyledimse de inanmış görünmüyordu. "Anladım anladım! Birazdan sana geleceğim, çay koy da laflarız!" dedi. İstemeyerek, "Olur, beklerim!" dedim. Bahar'ın bakışlarında değişik bir ifade olduğunu sezmiştim.
Eve girdiğimde saat 15:00'e geliyordu. Çay demlemek için ocağa su koydum. Bu arada Bahar'dan bahsetmek istiyorum. Aynı binada oturuyoruz. Bahar, evli, bir çocuğu olan, 25 yaşında, minyon tipli, yaşından genç gösteren bir kadın. Durumları iyi olmasa da, kocasının kahvehanesinden gelen gelirle geçinip gidiyorlar. Beraber olduğumuz anlarda, bel altı konulardan bahsetmeden duramaz.
Detaylı anlatmaz, ama hemen hemen her akşam kocasıyla sikiştiğini söylerdi. Bir gün ablasına gittiğimizde, ağda olurken vücudunun güzelliğini kıskanmıştım. Bacaklarını ağda ederken üzerinde sadece külot vardı. Çocuk doğurduğu halde vücudunda çatlak bile yoktu. Zaman zaman açılan bacaklarının arasına bakınca amını merak ediyordum. Külotun altında, sanki am namına hiçbir şey yoktu. Bacaklarının arası tahta gibiydi. Bütün bunları kendi vücuduma göre değerlendirmiştim.
Çay demini almış, Bahar'ı bekliyordum. 15-20 dakika geçmişti ki, Bahar geldi, gülümseyerek, "Selam güzelim!" dedi. "Hoş geldin Bahar!" dedim ve sarılıp öpüştükten sonra mutfağa geçtik. Çaylarımızı yudumlarken, Bahar, "Anlatsana abla, bugün neler yaptın?" dedi. "Ne anlatayım ki, bildiğin şeyler işte..." dedim. Bahar, "Bildiğimi sanmıyorum, anlat da bilelim!" dedi. Bahar birşeyler ima ediyordu, ama ne, anlamamıştım. "Komşularla, çay içip pasta yedik. Sonra da dedikodu yaptık işte!" dedim. Bahar, "Nesrin ablaaaa! Sabahları giderken makyajli iken, dönüşte, banyo yapmışsın gibi hiç makyaj yok! Ne iş?" dedi. Bir an sessizlik oldu. "Ne demek istiyorsun Bahar?" dedim. Bahar ısrarla, "Nesrin ablaaaa! Hadi anlat!" dedi. "Neyi anlatacağım? Anlatacak ne var ki?" dedim. Bahar, "Anlaşıldı anlaşıldı! Demek benden gizliyorsun! Ben senin en iyi arkadaşın değil miyim?" dedi. "Evet öylesin!" dedim. "Ozaman anlat!" dedi. "Ya bahar! Ne anlatmamı istiyorsun ki?" dedim. "Bak abla, kocanı aldattığını biliyorum!" dediğinde sinirlenmiştim. Sesimi yükselterek, "Sen ne demek istiyorsun Bahar?" dedim.
"Bak ablacığım! Amacım seni kırmak yada rezil etmek değil! Asla böyle bir şey yapmam! Sadece bilmek istiyorum! Çocuğumun üzerine yemin ederim ki, sadece ikimizin arasında kalacak. Hadi anlat! Kimdi o beyaz arabalı adam?" dediğinde, yalanla bir yere varamayacağımı anladım. Kimseye söylemeyeceğine dair çeşitli yeminler ettirdikten sonra, ilk günden itibaren yaşadıklarımı bir bir anlatmaya başladım.
Önce, Nazmi ile nasıl tanıştığımı, buluşup neler yaptığımızı anlattım. Bahar kendinden geçmiş dinliyordu, zaman zaman, "O kadar büyük yarraktan korkmadın mı abla? Zevk veriyor muydu?" diye araya giriyordu. Ben de, "Bak Bahar, 20 yıldır sikildiğimi sanıyordum, Nazmi ile tanıştıktan sonra sikilmenin ne demek olduğunu öğrendim. Yarrağını görsen varya, hem kalın hemde uzun, tam 23 santim! Sikmeye başladığında en az yarım saat devam ediyor. Sabah saat 10:00 gibi sikişmeye başlıyoruz, en az 4-5 saat sürüyor. Eve geldiğimde yorgunluktan hasta numarasına yatıyorum..." dedim.
Bahar, "Gerçekten o kadar sürüyor mu?" deyince, "Eveeeett!!!" dedim. Ben anlattıkça Bahar zevke geliyordu. Sol eliyle çay içerken, sağ eli masanın altındaydı ve amını elliyordu. Bu hoşuma gitmişti. Nazmi ile sikişmelerimizi, özellikle Bahar'ı kudurtmak için, en ince ayrıntısına kadar anlatırken, Bahar'ın rengi değişmeye başlamıştı. Olduğu yerde sağa sola kıvrandığı anda, "Ihhhhh! Immmmhh! Anlat! Anlat abla! Ohhhhhh! Çok güzeeell! Harikaa!" diye mırıldanırken, boşaldığını anladım. Gülerek, "Ne oldu kız? Yarrağı yiyen ben, boşalan sen! Bu nasıl iş?" dedim. Bahar da, "Sus abla! Dayanamadım işte!" dedi.
Bahar rahatladıktan sonra, "Peki o kadar büyük yarrak götüne girince acımadı mı?" diye sordu. "Kocam da göttten yapıyordu, ama erken boşaldığı için hoşuma gitmiyordu. Nazmi kayganlaştırıcı krem kullandığı halde, başta çok acımıştı, daha sonra yavaş hareketlerle uzun süre devam etti. Bir müddet sonra alışıyorsun. Kız inan bana, alıştıktan sonra götten sikişmek çok zevkli oluyor!" dedim. Bahar hemen, "Peki bugün de götten yaptınız mı?" diye sordu. "Herhalde kız! Tam 3 kez sikti boşaldı götüme! Deliğim folluk oldu!" dedim. Bahar, "İçine mi boşaldı?" dedi. "Evet içine!" dedim. Bütün bunları anlatırken, diğerlerinden hiç bahsetmiyordum, sadece Nazmi sikmiş gibi anlatıyordum. Bahar okadar merakla, ilgiyle ve heyecanla dinliyordu ki, bu işin içine Bahar'ı da sokmam gerektiği düşüncesi belirdi kafamda, eğer tava gelip o da sikişmek isterse, benim için her bakımdan daha iyi olacaktı. O anda kafamdan bunlar geçerken, Bahar, "Arka deliğini folluk ettiğini söylüyorsun, ne halde olduğunu merak ettim şimdi abla, doğrusu görmek isterdim!" dedi.
Sanırım Bahar tava geliyordu, ne yapıp edip Bahar'ı bu işin içine dahil etmem gerekiyordu. "Gerçekten görmek istiyor musun?" dedim. Bahar, "Hadi göster, göster!" dedi. "Gösteririm, ama bir şartla!" dedim. "Söyle abla!" dedi. "Sen de bana amını göstereceksin! Anlaştık mı?" dedim. Bahar kahkaha atarak, "Tamam abla, gösteriyorum!" diyerek yerinden kalktı, sonra eteğini yukarı çekti.
Bacakları çok güzeldi. Sütün gibi bembeyaz bacakları vardı. Külotunu çıkarırken bacaklarının arasının sular sellerle kaplamış olduğunu farkettim. Külotun ağı tamamen ıslaktı, "Demin boşaldım ya, ondan ıslak..." diye açıklama gereği duymuştu. Yanıma yaklaşarak, "Bak bakalım beğenecek misin amımı?" dedi ve eteğininin fermuarını açıp, eteği topuklarına indirdi, sonra bacaklarını araladı. Amı traşlı olduğu için parlıyordu. İnce bir çizgiyle ortadan ikiye ayrılmış gibi duran amı, önden çok güzel görünüyordu. Doğrusu tam yalamalıktı. Yalamak isterdim, ama şimdi sırası değildi.
"Arkanı dön kız!" deyip domaltarak arkadan görünüşüne baktım. Yuvarlak küçük kalçaları vardı. Götünün deliği varla yok arası birşeydi, anlaşılmıyordu bile. Arkadan da amı çok güzel görünüyordu. Tahta sandığım am, muhteşemdi, küçük dudaklarının diriliği ile, 16 yaşında bakire bir kız amcığı gibiydi. Sezaryanla doğum yaptığından amının deliği çok dar gözüküyordu. Biraz daha baktıktan sonra, Bahar, "Bu kadar yeter! Şimdi sıra sende!" dedi.
Eteğini yukarı çektikten sonra bana bakıyordu, "Hadiiii!" dedi. Önce eşofmanımın altını, sonra da külotumu indirdim. Bakması için domaldım. Elleriyle kalçalarımı gerdi ve "Abla bu neee? Kocaman ağzı var! İçi bile görünüyor! Halen kapanmamış olduğuna göre, adamınki gerçekten çok kalınmış!" dedi. Tam o sırada kapının zili çaldı. Toparlanıp üzerimizi düzelttik. Bahar külotunu koynuna gizlerken, ben kapıyı açtım. Çocuklar okuldan dönmüştü.
Bahar, "Çocuğu kaynanama bırakmıştım, ben daha sonra gelirim!" dedi. Tamam anlamında başımı salladım ve kapıdan uğurladım. Aradan bir saat kadar geçmişti. Benim çocukların dışarda oynadığını görünce, Bahar tekrar geldi. İçeriye geçip oturduktan sonra sohbet etmeye başladık. Bahar konuyu her seferinde Nazmi'nin yarrağına getiriyordu. Tamamının içime girip girmediğini merak ediyordu. Ben de, "İlk soktuğunda, amımın ağzı yırtılacak gibi oluyor, fakat daha sonra alışıyorum! Uzunluğuna gelince, amımın derinliği, Nazmi'nin yarağına birkaç santim küçük geliyor!" dedim. O sırada Bahar, "İnanmıyorum yaa! Öyle kol gibi yarrak masallarda olur sanıyordum!" dediğinde gülüşmüştük. Daha sonra, Nazmi'nin götten nasıl siktiğini detaylı olarak anlattım. Bahar'a kocasının kendisini götten sikip sikmediğini sorduğumda, "Hayır, hiç yapmadı!" dedi. Doğru söylediğine inanıyordum, zaten birkaç saat önce Bahar'ın götünü kendi gözlerimle görmüştüm. Deliğin kahverenkli ağzı anlaşılmıyordu bile. Tabiri caizse, götü sıfır kilometreydi...
Konu, götten sikişmek olduğu için, aldığım zevki abartarak anlatıyordum. "Bak Bahar, arka delik dar olduğu için çoğu erkek fazla dayanamaz, ama Nazmi çok farklı biri, adam boşalmak bilmiyor ki! Alışana kadar biraz acıyor, ama daha sonra inanılmaz zevk alıyorsun! Sana yemin ederim, Nazmi beni götten sikerken, 2-3 kez amdan orgazm olup boşalıyorum!" dedim. Bahar dikkatle beni dinliyordu ki, birden, "Yeter abla! Sen beni çıldırtmak mı istiyorsun? Nazmi'ye söyle de beni de siksin! O koman yarrağını bana da soksunnn!" dedi.
Ben Bahar'ı daha da kudurtmak ve heveslendirmek için, "Hele bir am yalaması var ki, mmmhhhh süper! Amının dudaklarını vantuz gibi emiyor, dilini içine sokuyor, boşaltana kadar yalıyor!" dediğimde, Bahar külotunu çoktan çıkarmış, karşımda klitorisiyle oynayarak, "Devam et, anlat! Boşalt beni abla! Boşalmak istiyoruummm!" diye yalvarıyordu. Zaten, benim de istediğim, Bahar'ın bu hale gelmesiydi. Ama, (Boşalt beni!) derken, sanki amını yalamamı ister gibi bacaklarını açmıştı...
Amı pamuk gibi pürüzsüz, bembeyazdı. "Yalamamı mı istiyorsun kız?" dediğimde, "Evet! Yalaaa! Amımı yalaaaa! Hadi lütfeeenn! Yala, boşalt beni!" diye yalvarmaya devam etti. Başımdan böyle bir olay geçmediği için şaşkındım.
Fakat tava getirmek için yapmak zorundaydıım. Yanına, ayaklarının dibine oturdum, bacaklarını okşamaya başladım. Bahar kendinden geçmiş gibiydi. Teni öylesine pürüzsüz, öylesine yumuşaktı ki, dokunmak hoşuma gidiyordu. Bcaklarını bir müddet okşadıktan sonra, amına dokundum. Benimkine nazaran, am dudakları çok daha diri ve sertti. Amını avuçlayarak okşamaya başladım. Amından sıvılar sızarken, elim sabun gibi kayıyordu. Bahar kendinden geçmiş halde, "Ihhh! Mmmmhh!" diye inliyordu. Her an boşalabilirdi, ama daha boşalmasını istemiyordum. Ayağa kalkıp, Bahar'ın vücudunu koltuğun kenarına çektim. Sonra başımı bacaklarının arasına soktum. Amının sıcaklığı yüzüme vurmuştu. Bacaklarının arası ateş gibi yanıyordu. Hele kokusu beni bile kudurtmuştu...
Dudaklarımı yavaşça amına dokundurdum, öpüp koklamaya başladım. Sanki birisiyle öpüşüyormuşum gibi am dudaklarını emmeye başladım. Başkasının bana yapmasını istediğim şeyleri Bahar'a yapıyordum. Küçüçük am dudaklarını gerdim, içini yalarken Bahar'ın inlemeleri de artmıştı. Parmağımla klitorisini okşarken, hızlı hızlı amını yalamaya devam ettim. İnlemelerinden boşalmak üzere olduğunu sezdim. Ben de boşalmak istiyordum, diğer elimi de kendi küloduma soktum ve amımı okşamaya, parmaklamaya başladım.
Bahar'ın inlemeleri arttıkça, ben de aynı durumdaydım. Tam o anda kapı zili çaldı. Bahar, "Sakın kalkmaaa! Devam et! Devam et abla! Geliyorum! Geliyorum Oh diye inlerken, aynı anda ben de boşalıyordum. Boşalırken, Bahar'ın amının küçük dudaklarını koparırcasına emiyordum. Kapının zili birkaç kez daha çalmaya devam etmişti. Bahar'a, "Bağırma kız, duyacaklar!" diyerek sessiz olması söyledim. Birkaç saniye sonra ikimiz de boşalıp rahatlamıştık.
Ağzım, burnum, yüzüm, Bahar'ın am suyuyla kaplanmıştı. "Kalk kız, üstünü başını düzelt!" dedikten sonra banyoya koştuk. Yüzümüzü gözümüzü yıkayıp kuruladıktan sonra, birşey yokmuş gibi gittim kapıyı açtım. Benim küçük oğlan su içmek için gelmişti. Biraz kızgın edayla, "Oğlum, tuvalette bile rahat bırakmıyorsunuz!" diyerek, yalandan da olsa bağırdım. Oğlan su içip tekrar dışarı oynamaya çıkınca, Bahar da, "Kaynanam mızmızlanmaya başlamadan ben de gideyim abla!" diyerek evine gitti. Giderken yüzüme bile bakamamıştı. Fakat Bahar'ın, (Nazmi'ye söyle, beni de siksin!) lafı aklımda yer etmişti. İçimden gülerek, (Bu iş tamam!) dedim...
DEVAM EDECEK...