Hürriyet'ten Gökçe Aytulu, savaşla birlikte Türkiye gündemine oturan Türkmenlerin 10'uncu yüzyıldan bu yana süregelen Suriye macerasını uzmanlara sordu.
3 sene öncesinin bir haber yazısı.
NASA
untitled
Claire Keane
Xuebing Du

izzy's playlists!
Lint Roller? I Barely Know Her
will byers stan first human second
Cosimo Galluzzi
Fai_Ryy

★
Misplaced Lens Cap
🩵 avery cochrane 🩵

tannertan36
cherry valley forever
Cosmic Funnies
todays bird

Discoholic 🪩
macklin celebrini has autism

oozey mess
Not today Justin

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Italy

seen from Finland
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States

seen from South Africa
seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from Kazakhstan

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Russia
seen from Spain
seen from United States
@kedibal
Hürriyet'ten Gökçe Aytulu, savaşla birlikte Türkiye gündemine oturan Türkmenlerin 10'uncu yüzyıldan bu yana süregelen Suriye macerasını uzmanlara sordu.
3 sene öncesinin bir haber yazısı.
Finlandiya uzun zamandır eğitiminin kalitesi ve uluslararası sıralamalarda yüksek puanlarıyla adını duyuruyor. Ülkede uygulamasına başlanan yeni sistem ise disiplinler arasındaki duvarları yıkıyor. Öğrenciler tarih dersinde matematik de öğreniyor, bilgisayar tecrübesi de ediniyor.
...Fırtınadan önce gençlik hazır...
1931 yılında basılan tarih kitabı
1949 yılında Amerikan işbirlikçileri tarafından Türk eğitim müfredatından kaldırılan, Atatürk'ün bizzat liseli gençler için hazırlattığı tarih ders kitapları... İncelemek isteyenler için 4 cildin pdf linkleri: is.gd/ataturk1 is.gd/ataturk2 is.gd/ataturk3 is.gd/ataturk4 soldaki download yazısı reklam, indirmek için 10 saniye beklemeniz gerekiyor
Kaç kişi hatırladı Ömer Seyfettin'i ? Kendine, İttihatçıyım, Türkçüyüm, Milliyetçiyim diyen kaç kişi hatırladı? Kimse hatırlamadı… Pul da görüyorsunuz,en son 1920-1930 larda hatırlandı… Öyle ki Ölü bedenine bile kimse sahip çıkmadı, Tıp fakültesinde denek, kadavra olarak içi açıldı. 36 Yıllık yaşamında “Kaşağı”, “Yanlız Efe” gibi sayısız hikaye, roman ve şiir yazdı. Bize içi sonradan boşaltılmış öykülerini çocuk masalları diye yutturdular hep. İttihat ve terakki nin önemli isimlerinden ve Türkçülüğün kurucularından Ömer Seyfettin'e bu ilgisizlik hiç yakışmadı. Bugün ölümünün 97. Yılı, ruhu şad olsun. Unutmadan, Ömer Seyfettin bu durumu “Efruz Bey” kitabında çok güzel belirtmiş. “İnsanlar nankördü. Kadir ve kıymet bilmezlerdi.” (S. 123) Onun kaleminden Türk gençlerine: Ey gençler! Ey bugün eski devirden kalma mekteplerin dar dershanelerindeki kuru sırlar üzerinde müstakbeli kazanmak için çalışan gençler, sizi bekleyen vazifeler pek ağırdır. Siz, bütün dünyaca siyasî ve içtimâî mevcudiyeti silinmek istenilen bir milleti kurtaracaksınız. Evet, bütün dünyaca. Avrupalıların hilâl ve salip nâmına yaptıkları haksızlıkları şüphesiz biliyorsunuz… Unutmayınız ki etrafımızdaki Bulgar, Sırp, Karadağ, Yunan hükümetleri ihtizar dakikalarımızı beklediklerini saklamıyorlar. Rumların, Bulgarların, Sırpların Osmanlılık vatanındaki mektepleri meydanda… Oralarda şiddetli bir Türk düşmanlığı tâlim olunuyor ve bunu bütün dünya biliyor, gazeteler yazıyor. O halde korkmayınız, sizin bilmenizde bir beis yoktur. Mehmed Ali’nin çocukları bir vakit Mısır’da ‘’Türkçe’’ nin tekellümünü nasıl men edip Türklüğü oradan tardeyledilerse bugün Suriye’de de lisanımıza karşı buna benzer bir istiğna görüyor, oralarda ‘’İstiklâl Fırkası’’ nâmıyla bir Arap cemiyeti olduğunu, hattâ cemiyetin reisinin Avrupa gazetelerine muhbirlik ettiğini anlıyoruz. Arnavutların bir kısmı tarihteki kardeşliğimizi unutarak millî bir lisan, millî bir edebiyat ihdâsına çalışıyor ve fetvalara İslâmiyet kaidelerinin esaslarına rağmen Hıristiyan harflerini, Latin harflerini kabul tâmîm için cehd ve gayrette bulunuyorlar. Siyonizmin bile miskin irticâî emelleri bizim zararımıza müteallik gibi duruyor. Harici düşmanlarımızın kırmızı pençeleri, bu pençelerin zehirli tırnakları içimizde, kalbimizin üzerinde kımıldıyor. Ey gençler, bunları siz duymuyor musunuz? Yirminci asırdaki vasi ve müdhiş ‘’ehli salip teşkilâtı’’ silahsız ve medenî hücumlarını zavallı yetim hilâle, bizim üzerimize, Osmanlı Türklüğüne tevcih ediyor. Beş yüz, altı yüz sene evvelki mağlubiyetlerin intikam heyecanları bugün kabarıyor ve siz ey gençler, hâlâ uyuyor musunuz? Netice Uyanınız, galebe için düşmanlarımızı tanımak lâzımdır ve biliniz ki bu asırda muhârebeyi ordular yaparsa da muzafferiyeti asla kazanamaz. Muzafferiyet intizam ve terâkkinindir… İşkodra’dan Bağdat’a kadar bu kıtayı bu Osmanlı memleketini işgal eden Turanî ailesi, Türkler ancak kuvvetli ve ciddi bir terakki ile hâkimiyetlerinin mevcudiyetlerini muhafaza edebilirler. Terakkî ise ilmin, fennin, edebiyatın hepimizin arasında intişarına vâbestedir. Ve bunları neşr için evvelâ lazım olan millî ve umumî bir lisandır. Millî ve tabiî bir lisan olmazsa ilim, fen, edebiyat gene bugünkü gibi bir muamma hâlinde kalacaktır. Asrımız terakki asrı, mücadele ve rekabet asrıdır. Biz bir köşeye çekilir Nedim’in parlak fakat tabiata muhâlif terkiplerini terennümedersek mezarımızı kendi elimizlekazmış oluruz. Ancak zevk ve şehvet, riya ve temellük mevzularına lâyık olan o süslü lisanı, beş asırlık bir mantıksızlığın, bir tuhaflığın doğurduğu dünkülerin lisanını terk edelim. Esaslarıyla kaideleriyle yaşayacak olan Türkçemizi yazalım. Eski ve dünkü edebiyatımızın mâhiyetini işte deminden hülâsa ettik. Acemistan ve Fransa’dan çalınmış şeyler… Onlara katiyen ehemmiyet vermeyiniz ve biliniz ki, edebiyatımız hakikatte bizim tarihimiz ve milliyetimiz için bir şan değil, bir şeyndir.
(Ömer Seyfettin, Genç Kalemler, nu. 1, C.II, 11 Nisan 1911)
Resimde gördüğünüz Waffen-SS değil Türk askerleri, 1994 yılında çekilmiş bir fotoğraf. Bu Resmi ilk gördüğümde minare G-3le bitişik olduğundan RPG sanmıştım :)
Türklük en büyük hazinemizdir, Türkçülüğü yüceltmeyi, Türkçüleri aydınlatmayı, bilinçlendirmeyi ve desteklemeyi en büyük vazifemiz addederiz.
Youtube’da daha önceleri oluşturmuş olduğum bir oynatma listesi. Çeşitli youtube kanallarından yapmış olduğum bir derleme. İlginizi çekeceğini düşündüğüm için paylaşıyorum.
Sol Milliyetçilik hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sol milliyetçilik dediğiniz kavram hakkında tarafsızım. Bana mantıklı gelen tarafları olduğu kadar gelmeyen yanları da var. Öyle kolayca cevaplayabileceğimi sanmıyorum çünkü dürüst olmak gerekirse pek de bilgi sahibi değilim. Gene de bildiğim bir kaç şey var. Sol, ilk olarak milliyetçilikle beraber çıkmıştır(Fransız İhtilali) bununla birlikte benim için sosyal eşitlik, milliyetçiliğe ters bir durumdur. Ha denilirse ki her Türk evladının eşit şartlar altında olmasını isteriz o zaman başka. Ben Sol’un milliyetçilikten ziyade etnik milliyetçilikle, bir başka deyişle ırkçılıkla çeliştiğini düşünmekteyim. Yoksa bugün Milliyetçiliği benimsemiş Sol görüşler mevcut olmazdı.(Galiyevizm gibi) Şöyle ki; eğer ki biz ırkçı isek ,doğuştan gelen bir üstünlüğe ve alçaklığa inanıyoruz demektir. Eğer doğuştan gelen bu meziyetler veyahut da alçaklıklar, ırk merkezli olabiliyor ise neden kişi bazlı olmasın?Tüm bu eşitlik kavramları ile üstün ve ona kıyasla alçak iki birey arasındaki farkı kapatmaya calışmak,üstun olana yapılan bir haksızlık degil midir? Bu bir çelişkidir bence. O yüzden yan yana gelmesini garipsediğim bir sentez ürünü gözüyle bakıyorum bu konuya. Yanılıyor da olabilirim bilmiyorum pek ilgilendiğim bir alan olmadı çünkü.
Hayat
“Hayat” dediğimiz olgu hakkında insanlar bilinen tarihin her safhasında bir tanımlama yapma çabası içerisindeydiler ama diğer bütün meselelerde olduğu gibi bu konuda da ortak bir bakış açısını hiçbir zaman yakalayamadılar. Tüm insanlığın bir parçası olan ben de şimdi aynı gaye peşine düşeceğim bu yazımda.
Hayat kişinin kendini gerçekleştirme sürecidir. Değeri yaşarken değil ölünce anlaşılır ve asıl manasını içerisinde olanlar değil ruhu bilinmeze çekilmişler anlar. Şimdi biraz daha açalım bu düşünceleri. İnsan için her şey bir Tanrının varlığını kabulle başlar. Tanrının varlığı ruhun ölmezliğini beraberinde getirir. Bu da bizlerde yaşama olan bakış açımızı tamamen değiştirecek bir etki yaratır. Şayet ruh ölmüyorsa beden ölünce “hayata” ne olur? İnsan bedenen ölmeden bunun cevabını bilemez o nedenle bu noktadan sonra “iman” başlar. Örneğin; benim dinim der ki “ölümünden sonra hesap vereceksin, yaşarken yaptıkların için ve karşılığını alacaksın şayet varsa hak ettiğin.” Bunun doğruluğunu ben bedenen yaşarken bilemem. İşte o nedenle bu sözlere sadece inanabilirim. Bu inanç bende yaşamın asıl değerinin öldükten sonra geçerli olduğunu doğurur. Mahiyetini henüz anlayamadığımız daha önemli bir şey için harcanan sermayedir hayat… O halde “hayat” dikkatle kullanılması gereken bir ikramdır.
İnsanlar boşa harcarlar bu sermayeyi. Pek azı akıllıca kullanır. Mantığın süzgecinden geçmiş olan her fikir doğru mudur peki? İşte bu nedenle hayatlarını bir amaç uğruna harcamaya karar vermiş olan kişiler sorgulayıcı olmalıdır. Harcanacak hayat sadece tek bir kişiye ait ise bu hayatın sahibi kendi yolunu kendisi çizmelidir. İlkeli insan “yaşamın” önemini kavramış insandır. Belli bir olgunluğa erişinceye kadar kendisinde toplar tüm diğer yaşamların tecrübelerini. Sonra gün gelir ve artık kendi yolunu çizmeye başlar topladıklarından. Anlamlı olan budur çünkü. Öte tarafta bir taklitçi olarak mı karşılanmalı? Yoksa hayatını inandığı değerler uğruna harcarken kendi duruşunu çizmiş özgün bir insan olarak mı?
Bu dünyada yaşarken hayatın gerçek anlamını bilemeyiz. O halde ölmeden önce hayata biz anlam yüklemeliyiz. Anlam olmazsa çaba olmaz, çaba olmazsa Yaratanın katında bir karşılık bulunmaz. İnsanlığın sorunu budur işte. Hayata yanlış anlamlar yüklüyor. Hayatın ne olduğunu bilemeyebiliriz belki ama en azından ne olmadığını biliyoruz. Materyalizmin ele geçirdiği insanlık 21. yüzyılda geçmiş çağlardan, korunmuş olarak kalan saf ve temiz her ne varsa kirletti veyahut da yok etti bünyesinde. Mefkûresi olan insan bu yıkıcılığın karşısında yok olan o güruhun içerisinde eriyip kaybolmaz. Hayır, ilkesi olan insan yaşamına değer katmış ve de bu yüzden güruhtan ayrılıp Yaratan katında da önem kazanmış insandır. O halde sen sevgili okuyucu, sermayeni neye harcayacağına iyi dikkat et.
gördüğüm çoğu insana göre yazılarınız, görüşleriniz cidden kayda değer ve güzel yanlış anlaşılmasın diye anonimden yazıyorum. Yazılarınızın devamı dileğiyle
Mesajınızı yeni fark ettim o nedenle 4 gün sonra cevap veriyorum. İlginiz için teşekkür ederim. Zannımca her insanın görüşleri kayda değerdir. Sizlerden böyle geri dönüşler almak insanda yazmaya yönelik en etkili hevesi doğuruyor sağolun.
İngilizceyi nereden öğrendin?
Lisede öğrendim. Bir de geçmişte 2 hafta kadar Londra’da bulunmak durumunda kalmıştım. Gitmeden önce kendi çabamla biraz daha ilerletmiştim. Gene de öyle çok iyi öğrendiğim söylenemez.
Soldiers of the North Star division that was part of the Turkish brigade are searching if the Chinese soldiers have any weapons with them.
via reddit
Türk tugayının bir parçası olan Kuzey Yıldızı bölümünün askerleri, Çin askerlerinin herhangi bir silah taşıyıp taşımadığını araştırıyorlar.
Hüseyin Nihal Atsız'ın Özbekçe'ye aktarılan Bozkurtlar serisi, büyük ilgi görüyor.
Kerimov gitti, ülke düzeliyor.
Hüseyin Nihal Atsız'ın pek bilinmeyen çocukluk fotoğrafları. Doğum günü vesilesi ile paylaşıyorum.
Türk'ün Türk'ten başka dostu YOK!
ALINTIDIR
Kim demiş kediler nankör diye ?