Asiye mahallemizin solmayan gülüdür.
Emekli öğretmen Suzan hanımla birlikte geniş balkonlu, güneş alan bir apartman dairesinde yaşar. Nadiren veterinere götürüldüğü zamanlar dışında evden çıkmaz.
Yaşadığı ev ve sahibi Suzan hanım gibi Asiye de farklı bir zamana aittir.
Tek oyuncağı, Suzan hanımın kendisi için ördüğü içi pamuklu pembe toptur.
Yavruluk zamanında kendisine öğretildiği üzere kucağa çıkmak ayıp olduğundan, eve gelen misafirleri hasır sepet içindeki rahat yatağından izler.
Asiye rutine önem verir. Sabah, duvar saatinin guguğu yedi kere öttüğünde sepetinde gerinir ve dört mevsim aralık duran geniş pencereden balkona çıkar. Sakin sabahı, Moda'nın en güzel güneş alan noktasından selamlar. Tüylerini temizleyip, günaşırı temizlenen kumunda gerçek hanımefendilere has bir nezaketle eşelendikten sonra, sessizce sahibesi Suzan hanımın odasına süzülür.
Tek heceli ama melodik bir miyavlama koyveren Asiye, dantele boğulmuş tıkız yatağın yanında, usluca sahibinin uyanmasını bekler.
Hemen her sabah yinelenen program akşama kadar sürer. Akşam olduğunda ise Asiye, mevsim meyvelerini maharetle soyan sahibinin ayakları dibinde uyuyakalır.
Biz kediler kabus gördüğümüz uykuların ertesinde biraz garip davranırız. Bu yüzdendir ki, bazı sabahlar Asiye sahibini uyandırmak için biraz oyalanır.
Asiye, nadiren de olsa, rüyasında neon gözlü devasa kediler, uçsuz bucaksız pembe çayırlar, delice gülen çelik dişli minik insanlar görür.
Önüne geçemediği bir dürtüyle minik insanları yemeye koyulur Asiye. Yedikçe güçlenir, güçlendikçe vahşileşir. Sonsuzluğu huzur veren pembe çayırlarda, neon gözlü kedilere katılır, onlarla oynayıp onlarla çiftleşir. Gökyüzünde beliren guguk kuşunun ötüşüyle, parlak saman yığınının üzerinde uykuya dalan rüya kedisi, gerçek hayatta Asiye adıyla uyandığında, korkuyla karışık huzuru bıyıklarının en ucunda hisseder.
Çiftleşme zamanı geldiğinde, önünü alamadığı bağırışları sahibinin terlik darbeleriyle kesildiğinden midir bilinmez, böyle sabahların devamında Asiye Suzan hanıma pek yaklaşmaz. Normalde yalnızca güneşi selamlamaya çıktığı balkonda, Asiye birkaç dakikalığına da olsa sokağın sakinlerini izler. Karafatmalarla oynayan yavru kediler, birbirinin gözünü oymaya çalışan bıçkın kediler, tüyleri topaklanmış eski ev kedileri böyle sabahlarda istemsizce başlarını gökyüzüne çevirir. Yüksek apartmanın geniş balkonundan kendilerini süzen dişiyi gören erkek kediler nice bıçkınları telef eden buğulu gözlere kapılıp gider.
Asiye'nin gözleriyle karşılaşan kimi kediler, yüksek apartmana tırmanmaya çalışırken dokuz canından birkaçını feda eder. Kimileri dertlenip şarapçı olur, kimileri aklı havada gezinirken tramvaya meze olur.
Sokağın kedisi dertlenir,