Günaydın dostlar
Lint Roller? I Barely Know Her
Today's Document

Kaledo Art
Claire Keane
almost home
he wasn't even looking at me and he found me
I'd rather be in outer space 🛸
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

PR's Tumblrdome

No title available
todays bird

Discoholic 🪩

titsay

if i look back, i am lost
Show & Tell
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Andulka
ojovivo
taylor price
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Indonesia

seen from France

seen from United States

seen from Singapore

seen from Netherlands
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Brazil

seen from Sweden
seen from Jamaica

seen from Jamaica
seen from United States
@kemal2367
Günaydın dostlar
hanife 28/2 “Peki… Kabul ediyorum. Ama önce bir gelsin bakalım… Konuşalım. Görüntü güzel ama lezzet de önemli… Eğer anlaşabilirsek okeyim ben…” Beline sarılıp kendime çektim lolitamı,
“Annen lezzetine de kefil galiba Ayşe'm… Herif iki gün otel odasına kapatmış anneni, iki gün durmadan sevişmişler. Dibine kadar sekse doyurmuş.”
“Öyle mi anne? O kadar iyiydi demek…” Hanife diğer yanımda sırt üstü uzanmış, hala telefonundaki resimlere bakıyordu.
“Hem de çok iyiydi kızım… Harika diyebilirim. En az Koray kadar zevk verdi oğlan…” diye yanıtladı kızını, bir eliyle amcığını okşuyordu. Karım bacaklarının arasına girdi, elini çektirip dudaklarıyla kasıklarını öpücüklere boğdu,
“Mmm… Siki nasıldı peki? Kocamın siki kadar var mıydı?” Diliyle klitorisini yalarken Hanife elinden telefonu bıraktı, karımın saçlarından tutup kendine çekti başını…
“Vardı Gül… Harikaydı diyorum size… Offf… O yumruk gibi yarak kafasıyla bir girip çıkması vardı amıma... Her seferinde kendimden geçirdi beni…”
“Hadi yaa…” diyerek iç geçiren Ayşe kucağımda uzanır vaziyetteyken ince uzun parmaklarıyla kalkmış vaziyetteki sikimi kavradı. Ben de tomurcuk memelerini yakaladım, dudaklarından öptüm,
“Ne o? Canın yarak mı çekti bebeğim?” diyerek göğüslerini mıncıklamaya koyuldum. Sıcacık parmaklarını sikimin her yanında hissetmek güzeldi. Meme uçları kabaran Ayşe kucağımdan doğrulup sikimi ağzına aldı, yalayıp emmeye başladı.
“Off… Doyamıyorum, napim…” dedi sonra, kalkıp sikimin üstüne tırmandı. Dudaklarını ısırarak alçalmaya başladığında sikimin kafasında daracık amının sıcaklığını hissettim bu kez…
“Ohhh…” İnleyerek alçaldı, kasıklarımız yapıştıktan sonra inip kalkmaya başladı sikimin üstünde… Belini kavradım, ellerim göğüslerinde dolaşıyor, meme uçlarını parmaklarımla sıkıştırdıkça kızı zevkten inletiyordum.
Ben kızını sikerken Hanife de yanımızda karımla sevişiyordu. İkisi de ellerini arkalarına atıp bacaklarını ayırmış, ıslak klitorislerini birbirlerine yapıştırmışlar, inleye inleye zevk alışverişi yapıyorlardı. O sırada Faruk belirdi yatak odasının kapısında, uykulu gözlerle içeriyi süzdü,
“Siz doymadınız mı sikişmeye azgınlar?” dedi. “Benim uykum geldi iyice… Sabah dükkanı açıcam.” Hanife doğrulup altında yatan karımın amına yapıştırmıştı amını, sanki erkeklik organıyla siker gibi karımın amcığında kerkinip duruyor, göğüslerini mıncıklıyordu. Kocasına döndü,
“Sen eve git istersen Faruk… Bizim biraz daha işimiz var.”
“Evet Faruk…” dedim ben de, konuşmalara aldırmadan sikimin üstünde inip kalkan kızın belinden tutmuş, zaptetmeye çalışıyordum. “Gül ve ben azgın karını, kızını doyurmaya çalışırken sen evine git, dinlen… Burayı merak etme…”
“Merak ettiğim yok zaten, hayatlarından memnun görünüyorlar. Hadi size iyi geceler, zevkli sikişler…”
Son bir kez bize bakıp omuzlarını silkti Faruk, dönüp çıktı. Gerçekten pili bitmiş olmalıydı, yoksa bu sahneyi gören hiç bir erkek sikini kaldırıp içeri dalmadan duramazdı. Biz yine işimize devam ettik. On dakika sonra,
“Geliyorum Korayy… Geliyorum aşkımm… Ohhh…” diye feryadı koparan Ayşe iyice hızlandı sikimin üstünde, amcığını kasığıma vurdura vurdura inip kalkıyordu. Üstüme kapandı, memişleri göğsümde ezilirken dudaklarımı kemiriyor, kalçaları bacakları kasılıyordu.
“Ohhh… Çok iyiydi bu…” diyerek üstümden kalktı, yanıma devrildi. Bacakları ayrık vaziyetteydi, dudakları kızarmış amcığı zevk suyundan pırıl pırıl parlıyordu.
“Eee? Bize yok mu?” diyerek bana uzandı Hanife, sikimi tuttu. Kızının içinden çıkmış, zevk sularıyla kaplanmış olan sikimin kayganlaşmış kafasını okşadı, gövdesini sıvazladı.
“Olmaz olur mu aşkım?” dedim gülümseyerek, sikimi sıvazlayan elini tuttum. “Hadi, çık üstüne sen de, kızına boşalmadım, senin içine boşaltayım yükümü…”
Karımı sevip okşamayı bırakan Hanife bu kez benim üstüme çıktı, bir hamlede amına alıp kökledi. Kasıklarımız birbirine yapıştı,
“Ohhh…” diye inledi, oturup kalkmaya başladı.
“Beni yalnız bıraktınız hainler…” diyen karım dudaklarını büzmüş, bizi izlerken amını okşuyordu.
“Sen de gel karıcığım… Sen benim ilk göz ağrımsın, sevgilimsin. Gel, başımın üstünde yerin var senin… Gel de senin de amcığını yalayayım.”
Az sonra yatak başlığına tutunarak başımın üstünde amını bana yalatan karım, sikimin üstünde oturup kalkan Hanife'mle beraber üçlü grup seks yapmaya başlamıştık.
Dakikalarca sürdü grup seksimiz… Kadınlar bir kaç dakika arayla boşaldılar, orgazm kasılmaları devam ederken ben de Hanife'nin amcığına boşaldım. Serilip kaldık.
hanife (27) tam
Derin Derin·bugün saat 2:48'de
❤️ Önceki Bölüm ❤️ ♥ Hanife, kocası ve ben… Üçlü grup seksin yorgunluğu ve mahmurluğu içinde karşımızda sevgili karım ve körpe sevgilim arasında yaşanan lezbiyen seksi izledik.
Normal şartlarda bu sahneyi görsem yarak dimdik olur, aralarına katılabilmek için her türlü girişimde bulunurdum. Fakat bütün akşam yaşanan sevişmelerin ve boşalmaların etkisiyle sadece yarı sertleşmiş sikimi sıvazlayarak izliyordum.
“Küçük orospu…” diye tısladı yanımda oturan annesi… “Erkek kadın dinlemiyor, sevişmeye can atıyor… Seks için ölecek sanki, bağımlı yapmışsınız kızımı…” Kızgınlık ya da öfke yoktu sesinin tınısında, sadece sevgili kızıyla ilgili durum tespiti yapıyordu.
“Yiğidi öldür, hakkını yeme sevgilim… Güzel sevişiyor kızın…” diyerek beline sarıldım. Üçümüz de çırılçıplaktık, giyinmeye gerek görmüyorduk.
Kocası da diğer yanımda, parmaklarının arasındaki iyice küçülüp kabuğuna çekilmiş sikini okşayarak, ilgiyle karımla kızının sevişmelerini izliyordu. İkili 69 yapmışlardı şimdi, karım altta, Ayşe üstünde, birbirlerini yalıyorlardı aynı anda…
Öyle güzel görünüyorlardı ki… Estetik, erotik, iç gıcıklayıcı… Hayatının baharında taş gibi körpe, lokum gibi yenilesi bir genç kız… İlk evlendiğimiz yıllardaki tazeliğinden pek bir şey kaybetmemiş, yıllandıkça daha da güzelleşen, seksapeli daha da artan karım…
“Güzel sevişiyor kızım, evet…” diyerek sohbete katıldı Faruk... “Pornolardaki yeni yetme seksi kızlar gibi tıpkı… Manzara güzel ama… Ah, keşke…” dedi, ardından sustu, devam etmedi. Hanife şaşırarak kocasına döndü,
“Keşke mi? Devamını getir be adam! Söylesene, ne diyorsun?”
Öldürücü bir bakış attım Faruk'a, ne diyeceğini tahmin etmiştim çünkü... Faruk öfkeli, susması için ihtar veren bakışlarımı görmezden geldi, karısına döndü,
“Senin koca yaraklı sevgilin… Kızımızı sikerken önlem almamış canım…” diyerek bombayı patlatıverdi. “Küçük kızımızın adeti gecikmiş, büyük ihtimalle hamile…”
“Ne? Nasıl yani…” diye kekeledi Hanife, kulaklarına inanamıyor gibi bana baktı, “Ne diyor bu sümsük kocam Koray? Gerçek mi bu?” Bu kez iki kolumla sarıp sarmaladım,
“Kazayla oldu bir şeyler işte Hanife'm…” diyerek başladım, olan biteni kısaca özetleyiverdim. “Kızını mağdur edecek değilim, her türlü maddi manevi yanındayım Ayşe'nin… Gül de biliyor konuyu canım… Hepimiz beraberiz, bu sorunu aşarız bir şekilde…”
Bombayı patlatan Faruk için sıkıcı bir sohbetti bu, bütün ilgisi karşı koltukta kızıyla sevişen karıma yönelmişti şimdi… Kalktı, onların yanına gitti. Altta yatan karımın vücudunu, göğüslerini okşamaya koyuldu. Hanife dalgın dalgın, tepki vermeden onları seyrederken benimle konuşmaya devam etti.
“Ne yapacaksın peki? Ne düşünüyorsun? Evlisin, kızım senden hamile… Yaşı küçük, kürtaja izin veremem. Karını boşayıp kızımla evlenecek misin?”
“Bilmiyorum Hanife… Gül boşanmaz bunun için, başka bir çözüm yolu bulmaya çalışırız. Ne bileyim, bir çaresi vardır. Benimle evlenemez belki… Benim yarı yaşımda, etrafa karşı…”
“Yarı yaşında ama kızımı becerirken hiç yaşa bakmamışsın Koray bey…”
“Azgın kızının hiç suçu yok çünkü… Meraklı, hevesli, seksi… Neyse… Bırak bunları şimdi… Olan oldu, biten bitti… Kızınla evlenecek birini bulsak nasıl olur?”
“Kızımla evlenecek biri mi? Bekaretini kaybetmiş, üstelik hamile kızımla…”
“Kulağa zor gibi geliyor, biliyorum…” diye başlamıştım ki, birden doğruldu kollarımın arasından, koltuğun üstünde diz çöküp bana baktı…
“Kızımla evlenecek biri…” diye mırıldandı. Parlayan gözlerinden bir şeyler düşündüğü belli oluyordu.
“Ne? Var mı öyle biri yoksa?” Bir kaç saniye baktı bana, sonra tekrar yerine oturdu. Beyin fırtınası yapıyordu sanki, dalıp gitti bir müddet… “Söylesene, kim var? Kim o şanslı erkek? Off… Fıstığımı başka bir erkeğin altına mı yatıracağız, söylesene… Onun yabancı bir erkekle sikiştiğini düşünmek bile fena yapıyor beni…”
Kaçamak bakışlarla bana baktı, sonra tekrar önüne döndü. Yere attığı elbiseyi geçirdi çıplak bedenine, elimi tuttu.
“Gel, çıkalım buradan…” dedi karşıda birbirine girmiş üçlüye bakarak… “Bu azgınların inlemeleri dikkatimi dağıtıyor, toparlayamıyorum.”
Elini tutup salondan çıktık, yatak odasına götürdüm Hanife'yi… Yatağın kenarına oturdu, ben de ortaya uzandım, yan dönerek söyleyeceklerini dinlemeye hazırlandım.
“Evet, seni dinliyorum.” Ellerini kavuşturmuş, düşünceli düşünceli ovuşturuyordu. Sanki bir şey söyleyecekmiş de cesaret edemiyor gibi bir havası vardı.
“Sana anlatıp anlatmamakta kararsızım… Çok özel bir konu… Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.” Kavuşturduğu ellerini tuttum uzanarak,
“Bana sonuna kadar güvenebilirsin Hanife…” dedim. “Biz artık o aşamayı geçtik. Biliyorsun.”
“Biliyorum canım… Aslında sır olarak saklamaya kararlıydım ama…” Yüzüme baktı, “Bu gece yaşadıklarımızdan sonra… Ayşe… Babası… İkisinin yaşadıkları… Hala içeride sevişip duruyorlar, kendilerini kaptırmışlar.”
“Ne anlatmaya çalışıyorsun canım, söylesene… Ensest bir ilişki mi?”
“Evet, öyle diyebilirim, ensest…” Derin bir nefes aldı, “Ablamın oğlu… Semih…”
Birden bir jetonun tıngırtısını duydum sanki beyin kıvrımlarımda… Semih… Ayşe'nin sikici kuzeni… Seksi lolitamın götünün bekaretini alan kuzen… Amının bekareti bozulmasın diye teyze kızının götünü siken yakışıklı dallama…
Annesiyle İstanbul'da yaşayan, Ayşe'nin bir daha götünü siker korkusuyla görüşmek istemediği akraba… İyi de… Hanife neden bu kadar sorun yapıyor acaba? Kızıyla evlenme ihtimalinin olması, hamilelik derdinin bitmesi iyi bir şey değil mi?
“Çok güzel Hanife… Oğlanı ikna edebilirsen derdimiz çözülür. Ensest dediğin bu mu? Tamam akraba ama, teyze çocukları evlenebiliyorlar hukuken, o kadar ensest sayılmaz toplumda…”
“Şeyy… Koray… Benim ensest dediğim Semih ve Ayşe değil…” Yüzüme baktı endişeli bir yüzle…
“Kim öyleyse?”
“Semih ve ben… Teyze ve yeğen…”
“Hassiktir…” diyebildim şaşkınlıkla… “Nasıl yani? Teyze yeğen seviştiniz mi? Ne zaman? Nasıl oldu, anlatsana…” Yatakta doğrulup sırtımı başlığa yasladım, onu da kucağıma çektim.
“Ablam hasta diye ona bakmaya, İstşanbul'a evlerine gittim biliyorsun…” diyerek anlatmaya başladı Hanife… Gözleri uzaklarda, yaşadıklarını tekrar yaşıyor gibi, mırıl mırıl konuşuyordu.
“Gittiğimin ilk haftasıydı… Ablam yatak döşek yatıyor. Ben sürekli ona bakıyorum. Semih üniversite sonda, sabah okula gidiyor, akşam geliyor. Yemekti, çamaşırdı, her ihtiyaçlarına koşturuyorum.”
“Bir öğleden sonraydı. Banyoya girmek istedim. Ablam yatağında uyuyordu, Semih okulda, ben evde yalnızdım. Soyundum, dökündüm, duşakabin var banyoda, ılık suyun altında yıkanmaya başladım.”
“Evde yalnızım diye rahat davranıyordum. Ablam odasından seslenebilir, duyamam diyerek banyo kapısını kapatmadım. Uzun uzun köpüklendim, lifi elime alıp her yerimi okşaya okşaya sıcak suyun rehavetiyle adeta kendimden geçtim.”
Bunu anlatırken elimi tuttu Hanife, muzip bir gülümseme belirdi dudaklarında…
“Aklıma sen geldin o anda… Seninle yaşadıklarımız, sevişmelerimiz… Beni zorla becermelerin, bana yaşattığın o zevkler… Günlerdir ayrıydım senden, o zevkleri çok özlemiştim.”
“Bütün bedenim köpükler içinde, sırtımı fayansa yaslayıp gözlerimi kapattım, kendimi okşamaya başladım o hatıraların etkisiyle… Göğüslerimde, karnımda, amımda dolaşıyordu ellerim, parmaklarım… Sanki seninle sevişiyormuşuz gibi… Sanki banyoda beni sikiyormuşsun gibi…”
Elimi Hanife'nin elbisesi altından kasıklarına götürdüm, sanki o an ablasının banyosunda, o anları yaşıyor gibi uyarılmış vaziyette kabarmış amcığını avuçladım parmaklarımla… Kucağımda şehvetle gerindi, dudaklarını öptüm. Parmağımı ıslak amına sokup yavaşça vajina girişini, klitorisini okşadım.
“Ohhh… Koray… diye diye inliyordum sessizce… Okşa beni, sik beni erkeğim diye sana yalvarıyordum. Kaygan parmaklarımla kabaran klitorisimi okşuyor, kendimden geçiyordum. Bir iki parmağımı içime sokmuş, sanki senin sikin amıma girmiş gibi zevk alıyordum. Tam iyice azmış, yükselmiştim ki… Duşakabinin kanadının açıldığını duydum birden…”
“Teyzem…?” diyen Semih'in boğuklaşmış sesini duydum ardından… Neye uğradığımı şaşırdım o anda… Köpüklü saçlarımın arasından gözlerimi açıverdim, karşımda o… Semih… Çırılçıplak karşımda… Öylece bana bakıyor… Amını parmaklayarak mastürbasyon yapan teyzesine…”
Hanife öyle bir canlandırarak, detaylarıyla anlatıyordu ki… Az önce salonda karımın lezbiyen sevişmesinde uyanmayan sikim giderek taş gibi olmuştu. Kucağımda yarı uzanır vaziyetteki kadının elini tutup kalkmış sikimin üzerine koydum. Sertleştiğimi hisseden Hanife parmaklarını sıktı, zevkle inledim.
“Ohhh… Devam et bebeğim…” diyerek teşvik ettim sevgilimi… Elbisesini omuzlarından sıyırıp beline indirdim bu arada… Ben çırılçıplak, o kucağımda, beline toplanmış elbiseyle yarı çıplak, göğüslerinin uçları dikilmiş, anlatmaya devam etti.
“Semih…” diyerek bir çığlık attım, bir elimle apış aramı örtmeye, diğer kolumla memelerimi onun sikecek gibi bakan gözlerinden korumaya çalıştım. Evet, öylece, sikecek gibi parlayan gözlerle baştan aşağıya her yerimi süzüyordu benim biricik yeğenim…”
“Ne bekliyorsun ki Hanife'm? Oğlan en deli çağında… Duvar kovuğu bulsa sikecek. Sen, teyzesi… Çırılçıplak evinin banyosunda yıkanıyorsun. İnleye inleye mastürbasyon yapıyorsun bir de… Hangi erkek olsa sana sikecek gibi bakar. Teyze meyze dinlemez.”
“İşte… Semih de dinlemedi. Su sesi gelmeyince banyo boş zannetmiş, yıkanmak için soyunup içeri girmiş. Bir de bakmış, ben köpükler içindeki çıplak bedenimle fayansa yaslanıp kendimi okşuyorum.”
“Semih, lütfen çık oğlum…” dedim. “Senin yaptığın ayıp, ben senin teyzenim… Öyle bakıp durma bana…” filan diyorum ama, dinleyen kim?
Çıkmadığı gibi elini uzatıp göğüslerimi örtmeye çalışan elimi tuttu, indiriverdi. Korkudan, heyecandan, az önceki mastürbasyon olayından meme uçlarım kabarmış parmak gibi, gözlerini dikmiş, nefes aldıkça inip kalkan memelerime bakıyor oğlan… Bir eliyle kolumu tutarken, diğeriyle göğsümü avuçladı,
“Oh teyzemm…” diye inledi. Sürekli, “Harikasın… Çok güzelsin… Çok seksisin…” diyor bana bakarken… Genç çocuk Semih, zımba gibi… Çok yakışıklı… Spor yapıyor okulda, kaslı kaslı vücudu… Hani yeğenim olmasa kucağına atlarım hemen, o derece… Ama yeğenim benim, ben onun teyzesiyim…
“Yapma Semih… Bırak çıkayım yavrum… Günahıma girme…” diye yalvarıyorum, bırakmıyor.
“Nasıl bırakayım teyzem?” dedi. “Ergenliğimden beri seni hayal ediyorum ben… Şu füze gibi göğüslerin… Taş gibi kalçaların…Melek gibi güzel, manken gibi seksi yüzün…”
“Deme öyle Semih… Bırak beni yavrum…”
“Ben küçüğüm diye evin içinde bana aldırmadan çarşafını çıkardığın anlar benim için bayram oldu hep teyze… Seninle seviştiğimi kurarak ne otuzbirler çektim ben, biliyor musun? Şimdi şu anda banyomdasın, çırılçıplaksın, hayallerimden de fazlası şu an yaşadığım… Bırak seveyim seni… Gel sevişelim seninle… Şu küçük çocuğun hayalleri gerçek olsun. Hadi be teyze…”
“Yapma Semih… Kendine hakim ol… Bırak beni teyzem…” diye çırpınıyorum ama, kollarının arasına alıverdi beni… Köpük köpük her yerim… İkimiz de çıplağız… Kurtulmak için ne kadar çabalasam, kaygan vücudum köpüklerin arasında, her yerim ona sürtünüyor. Taş gibi siki her yerime batıyor.
Bıraksın diye çabalarken bir yandan da ateş gibi yanan bedeni sürtündükçe içimde yangınlar parlıyor. Beni sikmeye çalışan oğlana belli etmemeye çalışsam da bütün duyularım ayakta…
Erkek kuvvetiyle baş edemedim sonunda, duşakabinin içinde çeviriverdi beni... Başımdan bastırıp domalttı, bataryaya tutunmak zorunda kaldım düşmemek için… Kalçalarım onun kasıklarına dayanmış, ben çabaladıkça kalkmış siki bacak aramda her yerime batıyor.
“Boşuna çırpınma teyzem…” diye hırladı kulağıma… “Bu yarağı sen kaldırdın. Sen indireceksin. Kıpırdama, canın yanmasın. Benim yarak biraz kalın, sünepe eniştemin sikine benzemez. Oh, bırak sikeyim seni teyzem…”
“Yapma oğlum… Nerden biliyorsun enişteninkini… Bırak beni…”
“Biliyorum teyzem… O adamın seksle alakası yok… Doğru dürüst sikemiyor seni eniştem, seninle ilgilenmiyor hiç… Aptal herif… Senin gibi seksi karım olacak, gece gündüz yanından ayrılmam teyze… Sabah akşam sikerim seni ben…”
O kadar doğru söylüyordu ki çocuk… Tam da anlattığı gibiydi her şey… Yarım kalan zevkler, doyurulmamış arzularım, bastırmak zorunda kaldığım seks isteklerim… Koray, seninle karşılaşana kadar hep bunları yaşadım ben aşkım…
“Konuşma böyle şeyler… Ayıp… Yapma Semih…” dememe kalmadı, arkamdan o kalın yarağını bir hamlede amıma geçirdi. Seninle o kadar sevişmelerimize rağmen oğlanın siki canımı yaktı ilk anda Koray… Belki ayakta olduğumuzdan da olabilir canımın yanması, mücadele ettiğimden kaslarım gerilmiş de olabilir. Fakat o kalın yarak kol gibi girdi amıma, vajinamın gerildiğini hissettim.”
“Gidip gelmeye başladı. Oğlana belli etmemeye çalışsam da ben de zevk almaya başladım. Gücü karşısında çaresiz kalmışım gibi yapıyorum, mırıl mırıl bırak beni filan diyorum ama içime sokup çıkardığı kalın yarak yüzünden git gide yükseliyorum ben de… Nasıl kayıyor içimde, tokmak gibi başıyla vajinamın duvarlarına sürtünerek nasıl gidip geliyor amcığımda, anlatamam sana…
Kaç dakika sürdü bilmiyorum… Belimden tutup kasıklarını kalçama vurdura vurdura sikti beni… Artık evde yatan ablam sesimizi duyacak diye endişelenmeyi bıraktım, sesli sesli inlemeye başladım. Belki de yeğenimi tahrik eden benim inlemelerim oldu. Tam zevkten gözlerim kayıyordu ki,
“Ohhh… Teyzemm… Geliyorum…” demesiyle amımdan çıkması bir oldu. Dönüp duşakabinin camlarına spermlerini fışkırtmaya başladı. Neredeyse bardak dolusu boşaldı o gün…
Kabinin içinde yığılıp kaldım öylece… Aceleyle temizlenip gusül abdesti aldı ben oradayken, suları üstüme sıçratarak… Sonra da yüzüme bakmadan, utanır gibi havluya sarınıp kaçarcasına çıktı gitti.
Neye uğradığımı şaşırmıştım. Tecavüze uğramış hissettim kendimi… Sikilmiş, hırpalanmış, bitkin… Hala amcığım sızlıyor. Neden sonra kalkıp ben de yıkanıp temizlendim, zar zor kendimi odama attım.
O gece yatağımda uyumaya çalışarken banyoda yaşadıklarımı, bütün olanları düşünürken dayanamayıp yarım kalmış işi bitirdim. Yeğenimin kalın yarağıyla beni sikişini gözümde tekrar tekrar canlandırarak, kendimi okşaya okşaya mastürbasyon yaparak boşaldım gecenin bir yarısı…
“Sonra? O gün çok boşaldı dedin. Sonraki günler de oldu mu?”
“Sadece bir kez daha… Semih banyoda beni siktikten sonra günlerce benden kaçtı. Yüzüme bile bakmadı. Yaptığından utanıyordu sanırım. Teyzesini sikmenin utancı, suçluluk hissi… Bense ne hissedeceğimi şaşırdım o günler… Oğlanı nadiren gördüğüm zaman beni siktiği anlar geliyordu gözümün önüne…
Beni görünce taş gibi sertleşen ve bana yönelen körpe, pembe tenli kocaman erkeklik organı… Acı kuvvetiyle kollarının arasında hapsedişi… Belimi tutup pençeleriyle beni zaptetmesi… Kalçama vurdura vurdura amımda gidip gelmeleri…”
“Hoşuna gitti galiba yeğeninin seni sikişi…” diyerek gülümsedim. “Hadi biraz kucağıma otur, sikimin üstüne, öyle anlat biraz da… Sanki Semih'in körpe yarağı var amcığında, öyle hayal et…”
Dediğimi yaptı, gülümseyerek, büyük bir hevesle uzandığı yerden kalkıp kucağıma oturdu. Kaldırdığı sikimi amına aldı, omuzlarıma tutunup sikim içinde hafif hafif yaylanırken anlatmaya devam etti.
“Okulun staj olayı varmış, firma epey uzak olduğundan bir kaç aylığına evden ayrılacak, şirket lojmanında kalıp çalışacaktı. Ablam iyileşmeye yüz tutmuştu, ben de bırakıp gelecektim. Bir daha aylarca görüşemeyecektik.
Semih gitmeden bir iki gün önce bir sabah valiz toplamasına yardım etme bahanesiyle odasına girdim. Tek kişilik yatağına oturmuş, çamaşırlarını ayırıyordu. Beni görünce şaşırdı.
“Teyzem?” dedi merakla… Gittim, yatakta yanına oturup elini tuttum. Gözlerinin içine baktım, direkt konuya girdim.
“O gün olan oldu Semih…” dedim. “Yapmaman gereken bir şey yaptın. Hem de zorla… Resmen tecavüz ettin bana… Teyzeni becerdin.”
“Teyze… Ben… İnan, çok pişmanım. Suçluluk duyuyorum. Yüzüne bakamıyorum ben… Tamam, ergenlik, yokluk çekiyorum ama… Yine de yapmamam gerekiyordu, eşeklik ettim. Çok özür diliyorum senden…” diye özürler sıralamaya başlamıştı, dudaklarına parmağımı bastırıp susturdum.
Şaşırıp kaldı Semih… İki elimle yanaklarından tutup kendime çektim, dudaklarına bir öpücük kondurdum. Geri çekilip bir daha öptüm.
“Tamam canım, kendini üzme bu kadar… Özrün kabul edildi. Ama bunun için gelmedim odana…” Şaşkın şaşkın bakıyordu yüzüme… Dudaklarından öpmeme bir anlam vermeye, duygularımı anlamaya çalışıyordu.
“O gün zorla sahip oldun bana Semih… Kendin boşalıp beni öylece piç gibi arkanda bıraktın. Şimdi… Ayrılmak üzereyiz. Gitmeden önce son bir kez daha seviş benimle… Ama bu defa tecavüz eder gibi değil… Erkek gibi sevişeceksin. Teyzeni mutlu edeceksin.”
“Nasıl yapıcaz teyzem? Annem iyileşti ayaklandı… Evde o varken…”
“Evde sevişmeyiz biz de…” diyerek bileğimdeki ince bileziklerden birini çıkarıp avucuna koydum. İtiraz etmek, bileziğimi geri vermek istedi, iki elimle tutup engel oldum yakışıklıma…
“Git ve bize günlük bir ev kirala, ne bileyim, güzel romantik bir otel bul… Ne yaparsan yap, iki gün beraber olalım. Kalanıyla kendine harçlık yaparsın, öğrencisin, gittiğin yerlerde ilk günlerde lazım olur sana… Ayarlayınca telefon et, konum at, ben de gelirim.”
Dediğim gibi yaptık. Semih yer ayarlarken ablama iki günlük yemek yaptım dolaba koydum. Küçük çantama seksi iç çamaşırlarımı, bir iki gecelik koydum, banyoya girip temizlendim, küçük erkeğime hazırlandım.
Bir kaç saat sonra beklediğim haber geldi. Şile'de Ağva sahilinde küçük, sevimli bir butik otel bulmuş, oda tutmuş. Ablama akrabalarımızda kalacağımı söyleyerek evden ayrıldım. İlk kez o gün çarşaf giymeden çıktım dışarıya… Sadece başıma bir eşarp sardım, dikkat çekmemek istiyordum.
Evden biraz uzaklaşmıştım ki, yol kenarında bir arabadan çıktı Semih… İki günlüğüne araç kiralamış, atladığım gibi yola çıktık, otelimize gittik. Odamıza girer girmez valizleri bıraktığı gibi sarıldık birbirimize… Nasıl soyunduğumuzu hatırlamıyorum. Çırılçıplak yatağa uzandık.
O beni öpe öpe dudaklarıyla her yerimi okşadı, ben onun kaslı karnını, kollarını, bacaklarını okşadım. Bacaklarımı aralayıp içime girdi. Öyle ıslanmıştım ki, hiç zorlanmadım bu kez… Yine de içimi doldura doldura sikti beni, doyasıya bir orgazm yaşattı ilk siktiğinde… Kollarının arasında kendimden geçtim.
Dura dinlene sikti beni… Teyze yeğen gibi değil, dünyanın sonu gelmiş, sadece ikimiz kalmışız, bir erkek ve kadın gibi seviştik. Yatakta yumuşacık çarşafların arasında yuvarlanarak sikti, banyoda duşun altında domalttı, küvette köpüklerin arasında kucağına oturttu… Her pozisyonda birbirimizin tadına baktık.
İki gün boyunca seviştik Semih'le… Senden iyi olmasın, çok güzel sevişiyordu piç… Öyle zevk aldım ki o sevişmelerden… Ben de senden öğrendiğim ne numara varsa onun üstünde kullandım. Oral seks yaptım, kalın sikini gırtlağıma kadar aldım, emerken taşaklarını okşayıp sıktım, zevkten bayıldı.
“Teyze, nerden öğrendin sen bunları?” dedi sonunda… “Bitirdin beni, kuruttun…”
“Eniştenle porno seyrederken öğrendim.” diye yalan attım ona… Seninle seviştiğimi, her türlü seksi, her türlü zevki sende tattığımı söyleyemedim. Sadece bir iki kere çıktık otelden, yarım saat gibi deniz kenarında gezinip tekrar aşk yuvamıza geri döndük, sevişmeye devam ettik.
“Nasıl olacak bundan sonra Hanife?” diye sordu bir orgazm sonrası çırılçıplak dinlenirken… Yatakta orgazm sigarası yakmış, arada bana da veriyor, ikimiz beraber içiyorduk. Hanife diyordu bana, sevgilim diyordu.
“Nasıl olacak teyzem… Sen okuluna, ben evime, kocamın yanına… Hayatımın en güzel iki gününü yaşattın bana… Seni çok seviyorum.” diyerek öptüm erkeğimi… Göğsüne yatmıştım, memelerim onun kıllı göğüslerinde eziliyor, kılları benim meme uçlarımı okşuyordu. Bir bacağımı da onun kıllı bacaklarına atmıştım, az önce içime boşalttığı dölleriyle yapış yapış olan kadınlığımla onun bacak kıllarına sürtünüyordum.
“Senden ayrılmak zor geliyor bana… Düşüncesi bile üzüyor.” Dalgın dalgın konuşuyor, elleri her yerimde dolaşıyor, okşuyordu.
“Bana da zor geliyor ama yapacak bir şeyimiz yok. Beraber olamayız ki…”
“Eniştemi boşa, ikimiz evlenelim, aynı evde yaşamak istiyorum seninle…” Kahkaha attım bunu duyunca, elimde olmadan güldüm. Karnını okşuyordum o sırada, elimi hala sert duran sikine atıp çekiştirdim.
“Deli çocuk, teyzeyle evlenilir mi hiç? Nerde görülmüş? Bizi tefe koyarlar sonra…”
“Kızını ver öyleyse bana… Ayşe ile evlenelim, sizin evde yaşarız. Kızına çaktırmadan seni de karım yaparım. Hem kızını sikerim, hem seni doyururum. Mutlu mesut yaşarız.”
“Çılgınsın sen Semih… Nerden aklına gelir böyle şeyler?” Hala gülmeye devam ediyordum. Sonra tekrar sevişmeye daldık, o güzel sikiyle içime girip çıkarken bütün dertlerimiz, her şey silinip gitti.”
“Sonra eve döndük. Semih arkasına bana baka baka stajına gitti, ayrıldık. Ben bir kaç hafta daha ablamda kaldım. Evde tek başına kalabilecek sağlığa kavuşunca da çıkıp geldim işte…”
“Hanife, oğlan sanki bugünleri görmüş gibi konuşmuş o gün desene…” diyerek hala sikimin üstünde yaylanan kadını yana devirip bacaklarını araladım, tekrar amına girdim.
“Immm… Evet canım… Benimle olabilmek için Ayşe ile evlenmeye hazır çocuk…”
“Ya sen? Sen de körpe yarak yemek için can atıyorsun değil mi? Semih gelince hem kızını, hem seni mi sikecek yani? Ben buna razı olur muyum sence?”
“Neden olmasın aşkım?” diyerek vajinal kaslarıyla sikimi sıkıp bıraktı yattığı yerde… “Karını Faruk ile paylaşıyorsun, kocamın altında sikişirken karşıdan izliyorsun. Beni de yeğenimle paylaşabilirsin çok rahat… Off… Hayal ediyorum da… Yatakta bir yanımda sen varsın, diğer yanımda Semih… İki erkeğimle birden sevişiyoruz. Düşünmesi bile harika…”
Üstüne bütün ağırlığımla çöktüm, yarağımı amına bastırarak belimi çevirdim. İkimiz de zevkle inledik.
“Yalnız sana bir haberim var canım…” dedim kulağına, kulak memesini ısırınca ayy diye kaçırmaya çalıştı. “Semih senden önce kızını sikmiş, Ayşe anlatmadı mı sana?”
“Ne? Ayşe'yi…? Nasıl yaa?” diyebildi şaşkınlıkla…
“Evet canım, İstanbul'a taşınmadan önce evde yalnız kaldıklarında o azgın pezevenk senin küçük kızını sikmiş. Kızlığını bozmamak için götünden sikmiş hem de… Seninle beraber yaşayabilmek için kızınla evlenelim diyor ama, Ayşe'nin lokum gibi götünün tadını almış senin oğlan… Hem seni sikecek, teyzesini, hem de kuzenini sikecek aklı sıra…”
“Vay orospu çocuğu vay… İşte bunu bilmiyordum.” Hala şaşkınlığını atamamıştı üzerinden, verdiğim haberle şok yaşıyordu.
“Ne diyorsun peki? Bizim kızı alır mı senin yeğen? Hamile olduğunu bile bile…”
“Dur bakalım, stajı yeni bitti. Çağırayım gelsin, konuşalım. Belki evlenmeden önce Ayşe ile sevişirler, onun üstüne yıkarız bebeği, kendinden bilir.”
“Pembe yalanlar ha? Peki bizim durumumuz ne olacak? Beni de söyleyecek misin oğlana? Seninle seviştiğimizi de öğrenecek mi?”
“Bana kalırsa ona anlatalım her şeyi… Seni, beni, Ayşe'yi, Gül'ü… Bence kabul eder. Sekse düşkün bir erkek Semih… Buraya gelince hareme ağa olacak, siktiği önünde, sikmediği arkasında…”
“Ulan orospu… Kendin yeğeninle sevişeceksin diye karımı da, sevgilimi de siktirecek misin o piçe?” dedim, hırsla amcığını kasnaklayarak gidip geldim üstünde…
“Ihhh…” diyerek ağırlığımın altında ezildi Hanife… “Ne olmuş yani? Ayşe sevgilin de ben değil miyim? Hepimizi sikeceksin işte sen de… Paylaşmayı sen öğrettin bize, sen de paylaş bazı şeyleri… Ohhh… Bırak bunları artık… Sik beni Koray… Geçir yarrağını… Kökle…”
Tam dediğini yapıp hırsla bacaklarının arasında gidip gelmeye başlamıştım ki, Ayşe'nin sesini duyduk yatak odasının kapısında…
“Peki ben kabul edecek miyim Semih'i? Seneler önce küçük bir kızken götümü siken kuzenim şimdi kocam mı olacak?”
Hanife ile bakışıp kaldık. Anlaşılan biz konuya dalıp konuşurken her şeyi duymuş, öğrenmişti. Bizim annesiyle kurduğumuz planın işlemesi için Semih'ten önce Ayşe'yi ikna etmemiz gerekiyordu
Hanife (28)
Derin Derin·dün saat 19:28'de

❤️ Önceki Bölüm ❤️ ♥ Yatak odasının kapısından bizi izleyen Ayşe'nin
“Peki ben kabul edecek miyim Semih'i? Seneler önce küçük bir kızken götümü siken kuzenim şimdi kocam mı olacak?” serzenişiyle Hanife'nin bacak arasındaki sert sikiş eylemim sekteye uğradı bir anda…
Bir yandan annesini altıma almış misyoner pozisyonunda sikerken bir yandan kızının geleceğiyle ilgili sohbetimiz yarıda kesildi. Ayşe, fettan kız, karımın şeffaf mini geceliğinin içinde çırılçıplak, kollarını kavuşturmuş bize bakıyordu.
Hanife ben duraklayınca altımda kalçalarını oynatarak vajinal kaslarını sıkıp sıkıp bıraktı,
“Hadi Koray… Devam et… Duracak halim kalmadı benim… Bırak şu kaltağı, devam et işine…” dedi sabırsız ve sinirli bir sesle, gözlerinden şimşekler çakıyordu Hanife'nin, zevkinin yarıda kalmasına fena bozulmuştu.
“Kızın bakıyor aşkım, babası değil de yabancı bir erkek annesini sikerken izliyor kız…” diyecek oldum.
“Az önce lezbiyen karınla 69 yapıyorlardı içerde, birbirlerinin amını yalıyorlardı, babası yanlarındayken hem de… Bırak, aldırma sen, sik beni… Anasını siken yabancı değil zaten…”
Eğilip dudaklarından öptüm hırsla, sonra da sikmeye devam ettim. Bir yandan da hala kapıda duran Ayşe'yi süzüyordum. Sırtını kapıya yaslamış, dudaklarını ısırarak bizi izliyordu kız…
“Nasıl Ayşe'm? Baban kadar inletebiliyor muyum anneni? Geceleri annen inlerken neler yapıyormuş görüyor musun? Anneciğin nasıl sikişiyormuş… İyi bak annene…”
“Sen daha güzel sikiyorsun Koray… Babamla sevişirken annemin sesi bu kadar çıkmıyordu. Resmen bağırtıyorsun sikerken…”
Bir elini önüne attı, çıplak amcığını okşamaya başladı biraz sonra… Diğer eliyle transparan geceliğinin altında bütün hatlarıyla görünen ayva göğüslerini, sertleşmiş meme uçlarını okşuyordu.
Anasını sikerken kızının izlemesi, izlerken kendini okşaması iyice delirtti beni… Altımda zevkten kıvranan Hanife'yi acımasızca pompalıyordum.
“Ohhh… Çok güzel… İşte böyle… Aahhh… Vur… Kasıkların vursun bana… Ohhh… Harikasın Koray…” diye diye inliyor, kasıklarımız her vurduğunda kalçalarını kaldırıp beni karşılamaya çalışıyordu.
“Durma öyle kapıda…” diyerek Ayşe'ye seslendim. “Yanımıza gel sen de…”
Annesinin amından sikimi çıkardım ve belinden tutup çevirdim, önümde domalttım. Hevesle isteklerimi yerine getiren Hanife kalçalarını sallayarak girmemi bekledi. Hemen girmedim. Yavaş adımlarla yatağa, yanımıza gelen kızın beline sarılıp kendime çektim, dudaklarından öptüm.
Körpe dudakları çilek gibi kokuyordu kızın… Hırsla öpüştükten sonra saçlarını bileğime dolayıp başını aşağıya indirdim. Annesinin amından çıkan sikimin damarları kabarmış, havaya dikilmiş vaziyetteydi.
“Biraz yarrağımı yala bebeğim…” diyerek ağzına verdim erkekliğimi… Bir an bile duraksamadan soktu ağzına, cork cork emmeye başladı.
Harika bir zevkti. Başını yatağa eğmiş, kollarına yaslamış annesi götünü havaya dikmiş sikmemi beklerken kızı da eğilmiş sikimi yalıyordu.
“Sen de annenin yanına geç şimdi, yan yana domalın önümde…”
“Fantazi yapmayı bırak Koray, işini yap artık… Boşalmak üzereyim zaten…” diye tersledi annesi… Ona aldırmadan Ayşe'nin annesinin yanında, sol tarafında domalarak vaziyet almasını sağladım.
“Nasıl bırakayım Hanife'm?” dedim sırıtarak… Önümdeki müthiş manzaraya bakıyordum keyifle… “En büyük hayalimdi bu biliyor musun? Sizinle ayrı ayrı birbirinizden habersiz sevişirken, ikinizi bir yatakta sikmenin hayalini kuruyordum. Gün bugünmüş…”
“Sapıksın sen… Hepiniz sapıksınız…” diyerek inleyen Hanife'nin arkasına geçtim, amına yarrağımı geçirdim bir hamlede… Islak amcığını yararak giren erkekliğimin verdiği zevkle inledi. Beklemeksizin amında gidip gelmeye başladım.
Bir elimle belinden tutup annesini sikerken, yanında domalmış duran kızının kalçalarını okşuyor, parmaklarımı am suyunda ıslatıp götünün deliğine bastırıyordum. Ben okşadıkça Ayşe kıvranıyordu zevkten…
“Sen de kendi klitorisini kendin okşa Hanife'm… Her şeyi benden bekleme tatlım…” talimatını alan Hanife elini apış arasına attı, parmak uçlarıyla bızırını okşamaya koyuldu.
“Ohhh… Zevkten ölüyorum Koray… Çok güzel sikiyorsun aşkımm…”
Beş dakika geçmemişti ki, götünün kasları kasılmaya, bacakları seyirmeye başladı.
“Agghhhh… Geliyorum…” diye bağırmaya başlayan Hanife dakikalarca kasıldı. Orgazmı bittiğinde sikimi amından çıkardım, kendini çuval gibi yatağa bıraktı sonunda… O boşalırken ben kendimi tuttum, Ayşe'ye saklıyordum spermlerimi…
“Mmm… Sıra bende mi şimdi cici babacığım?” dedi başını arkaya çevirip bana bakarken şeytanca gülümsüyordu.
“Evet kızım… Ananı siktim, şimdi sıra sende… Gel bakalım cici babana…” diyerek bu kez Ayşe'nin arkasına geçtim, kendime çektim.
Az önce annesinin amından çıkan yarak sırılsıklamdı. Zevk sularıyla ıslanmış, pırıl pırıl parlıyordu. Islak yarak başını Ayşe'nin şişmiş am dudaklarının arasından sürttürerek okşadım biraz… Onun da amcığı ıslanmış vaziyetteydi zaten…
“”Ohhh… Okşa Koray… Okşa beni…” diye inledi. Başını yatağa eğmiş, sağa sola sallıyor, kalçalarının etleri titriyordu zevkten…
İyice ıslanan sikimi tuttum, yukarıya pembecik göt deliğine sürttüm bu kez…
“Ne yapacaksın bana?” Sikimin kafasındaki ıslaklığı o tatlı deliğin kenarlarına, içlerine yaydırdım iyice… Sikilmeye hazırdı lolitamın götü… Açılıp kapanıyordu durmaksızın…
“Götünü sikicem aşkım… Minik, pembe göt deliğini sikicem senin… Hazır mısın?”
“Hazırım Koray… Hazırım aşkım… Seninle her şeye hazırım ben…”
Yavaş yavaş sikimin kafasını deliğine bastırdım. Öyle zevk alıyordu ki, pek zorlanmadım diyebilirim. Delik açıldı, yarak içine kaydı milim milim…
“Ahhh…” diye acı bir inleme sesi döküldü dudaklarından… Fakat can acısıyla kaçma olayı olmadı. Sikimi sımsıkı saran götünün büzüğü iyice açıldı, açıldı… Zevk tünelini esnete esnete, santim santim götüne girdim.
“Korayy…” diye fısıldadı tekrar… Durdum… Annesi de yatakta uzanmış bizi izlerken, doğrulup yanımıza gelmiş, kızının kalçalarını okşuyordu. Canının yanmasını azaltmak, sakinleştirmek istiyordu.
“Tamam canım… Yarıya kadar girdi zaten… Bitiyor neredeyse…” diyerek teselli etti kızını… “Koray, biraz dur aşkım, bebeğimin canı yanmasın.”
“Biraz sikimi yala öyleyse annesi, ıslansın…” diyerek sikimi yavaşça geriye çektim, kafası tam çıkmak üzereyken bıraktım. Hanife eğilip aramıza girdi, bir eliyle kızının kalçasını tutup çektirirken, yarağımın damarları fırlamış gövdesini diliyle yaladı, ağzındaki tükürüğü bırakıp parmaklarıyla yaydı o ıslaklığı…
“Tamam, devam et şimdi…” diyerek başını kaldırdı, parlayan gözlerle bana baktı. “Nerdeyse damarları fırlayacak şeyinin… Daha bir kalınlaşmış sanki…” Hırladım,
“Kendimi zor tutuyorum Hanife… Çekil aramızdan, kızının götüne akıtıcam döllerimi…”
Annesinin ıslattığı sikim kızının götünde kolayca kaydı, bir anda dibine kadar girdi. Ayşe zorlanmasına rağmen fazla şikayetçi değildi. Kasıklarım onun götüne yapıştı. Biraz bekledim. Sonra yavaşça geri çekildim. Başını çıkarmadan tekrar kökledim. Sonra tekrar… Gidip gelmeye başladım.
“Harikasın…” diyerek nefesini koyverdi annesi… Hemen dibimizde sikimin kızının götüne girip çıkmasını izliyordu. Kalkıp arkama geçti. Devinip duran kalçalarımı tutmaya çalıştı, olmayınca arkamdan kollarını kollarını uzatıp göğüslerimi okşamaya başladı.
Sırtımda Hanife'nin iri memelerinin baskısını, sertleşmiş meme uçlarının temasını hissediyordum. Kalçalarım ileri geri gidip geldikçe popom Hanife'nin kasıklarına çarpıp duruyor, bu da ayrı bir zevk veriyordu bana…
“Amcığını okşa Ayşe…” dedim hırsla… “Klitorisini okşa bebeğim…” Ben götünü sikerken elini apış arasına attı, klitorisini okşamaya amını parmaklamaya başladı. Uzun süre götünü siktim. Artık dayanacak halim kalmamıştı, taşaklarımdan lavlar yürüdü, erkekliğimin içinde akışını hissettim sanki…
“Aghhh… Geliyorumm…” diye haykırarak yarrağı kökledim göt deliğine, spermlerimi akıtmaya başladım.
Kendimi kaybettiğim o anlarda bile lolitamın amında hızlanan parmaklarını, amını okşayarak kendini boşaltma uğraşısını hissettim. Boşalmamıştı, acele acele orgazm olmaya çalışıyordu.
Bir hamlede çıktım götünden, ellerimle kalçalarını tutup sırt üstü yatırarak yatağa devirdim. Bacaklarını aralayıp hala spermler süzülen sikimi ıslak amcığına geçiriverdim.
“Ahh… Harikaa…” diye inleyerek dudaklarını ısırdı.
Neye uğradığını şaşıran Ayşe kendini bana bırakmıştı. Boşalsam da sikim sertliğinden bir şey kaybetmemişti. Körpe amcıkta gidip gelmeye başladım. Ayşe yine yükseldi, bu kez orgazmın eşiğindeydi. Bacaklarını belime dolayıp sımsıkı sardı, ben de yatağa çivilercesine bastırıp pompaya devam ettim.
“Ohh… Geliyorum Korayy… Geliyorum aşkımm…” diye feryadı koparırken tırnaklarını belimde hissettim. Zevkten kendini kaybetmiş etimi tırnaklıyordu kahpe, canımı yakıyordu… Gözlerim karardı. Acıya aldırmadım, durmaksızın siktim küçük sevgilimi… Annesi yanı başımızda amını okşayarak bizi izlerken orgazm kasılmalarıyla sarsılan kızını sikmeye devam ettim.
Sonunda bitti. Üçümüz de yatağa serilip kaldık. Ayşe ve ben körük gibi soluyorduk, göğüslerimiz inip kalkıyordu. Ben iki kadının ortasında yatıyordum. Neden sonra durulduk, sakinleştik. Kollarımı açıp Hanife ve kızını kendime çektim. Onlar da yan dönüp başlarını göğsüme koydular.
“Evett kızlar…” dedim. “Gelelim bizim meseleye… Şu Semih olayına…” diyerek konuyu tekrar açtım. Ayşe o etli dudaklarını büzerek,“Ben o herifle evlenmek filan istemiyorum.” dedi. “Anne, Koray, ne olur başka bir çare bulalım.”
“Ne mesela?” dedi Hanife…
“Ne bileyim, kürtajdan korkuyorum. Bebeği doğurayım, Koray nüfusuna alsın, olmaz mı?”
O arada Ayşe son cümleyi söylerken karım da geldi yanımıza, bizim gibi çıplaktı o da… Hanife'den tarafa uzandı, yan dönerek beline sarıldı. Boynunu, omuzlarını öpücüklere boğdu. Sevdiğim iki kadın bir yanımda, lolitam diğer yanımda, doğacak piçimin istikbaline karar vermeye çalışıyorduk.
“Ayşe'cim, ben sana çözüm buldum işte…” dedi Hanife… “Kuzenin bu iş için biçilmiş kaftan… Evde senin de muhabbetin geçti laf arasında, seni beğeniyor, evlenmeyi kabul eder.” Karım lafa karıştı,
“Eee? Kuzen olunca evlenmesi doğru mu Hanife? Akraba evliliği olur bu…”
“Gül abla, kuzeni bırak, bunların damat adayı annemi de becermiş.”
“Anlamadım Ayşe'cim… Nasıl yani?”
“Anlayacağın, benim kuzen teyzesini sikmiş Gül abla… Ensestin dibi… Annem de güya yeğenini benimle evlendirip namusumuzu kurtaracak.” Karımın ağzı açık kalmıştı,
“Vayy… Hanife? Doğru mu kız?” Hanife kızarıp bozardı,
“Ben istemedim Gül… Evde banyo yaparken içeriye daldı. Yapma dedim, çırpındım, yalvardım, dinlemedi. İki çıplak bir hamamda, olan oldu işte… Neticede seviştik.”
“Zorla olmuş madem, kızınla neden evlendiriyorsun cinsi sapığı Hanife?”
“Şeyy… Aslında kötü çocuk değil ki… Sapık hiç değil… Sadece bana hayranmış eskiden beri… Benimle olma hayalleri kuruyormuş. Ben de dayanamadım ısrarlarına…”
“O zaman bir kereyle kalmadınız. Sürekli seviştiniz.”
“İlk o gün oldu. Sonra… Staj yapmak için uzaklara gidiyordu. Vedalaşalım dedim, otel ayarladı, iki gün beraber olduk.”
Ayşe makinalı tüfek gibi saydırıyordu, karıma,
“Gül abla… Annem aslında kendisine istiyor Semih'i… Benimle evlenecek, evde sabahlara kadar damat halayı çekecek. Benim yatağımdan çıkacak, annemin yatağına gidecek.”
“Ne varmış? Sen bizim yanımızda Koray'la sevişiyorsun ya… Benim erkeğimi ayartıp yatağına giriyorsun ya… Yarım saat olmadı daha, benim yanımda siktirdin kendini, kancık orospu… Normalini bırak, karısıyla lezbiyen seks bile yaşıyorsun kızım…”
“Ya, bırakın tartışmayı…” diyerek araya girdim. “Nasıl bir şey bu çocuk Hanife? Resmi var mı sende?”
“Telefonumda var, otelde poz vermişti bana, hatıra kalsın diye çektim.” Yataktan çıktı, salona gidip telefonunu alıp geldi bir çırpıda… Tekrar yatağa uzanıp galeriyi açtı.
“İyi iyi…” diye homurdandı Ayşe… “Cici babamla, cici annemle beraber bakın bakalım, görücü usulü evlendirin beni…” derken cümlesini yarıda bıraktı. Annesinin gösterdiği fotoğrafa bakıp kaldı.
Semih otel yatağında önü kabarık baksırıyla uzanmış, kameraya bakarak poz vermişti. Epey yakışıklı, gözlerinin içi gülen, gayet fit, hatta kasları epey gelişmiş bir erkekti fotoğraftaki… Spor salonlarında vakit geçirmişe benziyordu. Karın göğüs adaleleri, pazuları, kalın bacak kaslarıyla bir içim su gibiydi oğlan…
“Bu ne yaa?” dedi Ayşe, şaşkındı… “Ne yapmış kendine bu herif? Beni beceren sivilceli ergen değil bu… Başkalaşım geçirmiş sanki…” Karım da hayranlıkla bakıyordu,
“Üfff… Çıtır çıtır yerim ben bunu kız…”
“Ben de dayanamadım işte Gül… Çıtır çıtır yedim. Gerçi ben mi yeğenimi yedim, o mu teyzesini yedi, bilmiyorum da… Şimdi hak verdiniz mi bana? Ensest diye sallayıp duruyorsunuz ama… Banyoda bu herifin kollarının arasında çırılçıplak kalın bakalım, siz ne yapacaksınız? Aygır gibi çocuk, üçümüzü birden siker atar…”
“Tamam kızım, ben damat adayını beğendim. Hemen ayarla bu işi… Bir an önce gelsin, konuşalım.”
Ayşe konuşmadan annesinin elinden telefonu almış, oğlanın resimlerine bakıp duruyordu. Sonunda kararını vermiş olmalıydı ki, telefonu elinden bırakıp annesine döndü,
“Peki… Kabul ediyorum. Ama önce bir gelsin bakalım… Konuşalım. Görüntü güzel ama lezzet de önemli… Eğer anlaşabilirsek okeyim ben…
hanife (27)
Derin Derin·bugün saat 2:48'de
❤️ Önceki Bölüm ❤️ ♥ Hanife, kocası ve ben… Üçlü grup seksin yorgunluğu ve mahmurluğu içinde karşımızda sevgili karım ve körpe sevgilim arasında yaşanan lezbiyen seksi izledik.
Normal şartlarda bu sahneyi görsem yarak dimdik olur, aralarına katılabilmek için her türlü girişimde bulunurdum. Fakat bütün akşam yaşanan sevişmelerin ve boşalmaların etkisiyle sadece yarı sertleşmiş sikimi sıvazlayarak izliyordum.
“Küçük orospu…” diye tısladı yanımda oturan annesi… “Erkek kadın dinlemiyor, sikişmeye can atıyor…” Kızgınlık ya da öfke yoktu sesinin tınısında, sadece sevgili kızıyla ilgili durum tespiti yapıyordu.
“Yiğidi öldür, hakkını yeme sevgilim… Güzel sevişiyor kızın…” diyerek beline sarıldım. Üçümüz de çırılçıplaktık, giyinmeye gerek görmüyorduk.
Kocası da diğer yanımda, parmaklarının arasındaki iyice küçülüp kabuğuna çekilmiş sikini okşayarak, ilgiyle karımla kızının sevişmelerini izliyordu. İkili 69 yapmışlardı şimdi, karım altta, Ayşe üstünde, birbirlerini yalıyorlardı aynı anda…
“Güzel sevişiyor, evet…” diyerek sohbete katıldı. “Pornolardaki yeni yetme seksi kızlar gibi tıpkı… Manzara güzel ama… Ah, keşke…” dedi, ardından sustu.
“Keşke? Ne diyorsun be adam? Söylesene ne diyorsun?”
Öldürücü bir bakış attım Faruk'a, ne diyeceğini tahmin etmiştim çünkü... Faruk öfkeli bakışlarımı görmezden geldi, karısına döndü,
“Senin koca yaraklı sevgilin kızımızı sikerken önlem almamış canım…” diyerek bombayı patlatıverdi. “Küçük kızımız büyük ihtimalle hamile…”
“Ne? Nasıl yani…” diye kekeledi Hanife, kulaklarına inanamıyor gibi bana baktı, “Ne diyor bu sümsük kocam Koray? Gerçek mi bu?” Bu kez iki kolumla sarıp sarmaladım,
“Kazayla oldu bir şeyler işte Hanife'm…” diyerek olan biteni kısaca özetleyiverdim. “Kızını mağdur edecek değilim, her türlü maddi manevi yanındayım Ayşe'nin… Gül de biliyor, hepimiz beraberiz, bu sorunu aşarız bir şekilde…”
Bombayı patlatan Faruk için sıkıcı bir sohbetti bu, bütün ilgisi karşı koltukta kızıyla sevişen karıma yönelmişti şimdi… Kalktı, onların yanına gitti. Altta yatan karımın vücudunu, göğüslerini okşamaya koyuldu. Hanife dalgın dalgın, tepki vermeden onları seyrederken benimle konuşmaya devam etti.
“Ne yapacaksın peki? Ne düşünüyorsun? Evlisin, kızım senden hamile… Yaşı küçük, kürtaja izin veremem. Karını boşayıp kızımla evlenecek misin?”
“Bilmiyorum Hanife… Gül boşanmaz bunun için, başka bir çözüm yolu bulmaya çalışırız. Ne bileyim, bir çaresi vardır. Benimle evlenemez belki ama evlenecek birini bulsak?”
“Kızımla evlenecek biri mi? Bekaretini kaybetmiş, üstelik hamile kızımla…”
“Kulağa zor gibi geliyor, biliyorum…” diye başlamıştım ki, birden doğruldu kollarımın arasından, koltuğun üstünde diz çöküp bana baktı…
“Kızımla evlenecek biri…” diye mırıldandı. Parlayan gözlerinden bir şeyler düşündüğü belli oluyordu.
“Ne? Var mı öyle biri yoksa?” Bir kaç saniye baktı bana, sonra tekrar yerine oturdu. Beyin fırtınası yapıyordu sanki, dalıp gitti bir müddet… “Söylesene, kim var?”
Kaçamak bakışlarla bana baktı, sonra tekrar önüne döndü. Yere attığı elbiseyi geçirdi çıplak bedenine, elimi tuttu.
“Gel, çıkalım buradan…” dedi karşıda birbirine girmiş üçlüye bakarak… “Bunların inlemeleri dikkatimi dağıtıyor, toparlayamıyorum.” Elini tutup salondan çıktık, yatak odasına götürdüm Hanife'yi… Yatağın kenarına oturdu, ben de ortaya uzandım, yan dönerek söyleyeceklerini dinlemeye hazırlandım.
“Evet, seni dinliyorum.” Ellerini kavuşturmuş, düşünceli düşünceli ovuşturuyordu. Sanki bir şey söyleyecekmiş de cesaret edemiyor gibi bir havası vardı.
“Sana anlatıp anlatmamakta kararsızım… Çok özel bir konu… Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.” Kavuşturduğu ellerini tuttum uzanarak,
“Bana sonuna kadar güvenebilirsin Hanife…” dedim. “Biz artık o aşamayı geçtik. Biliyorsun.”
“Biliyorum canım… Aslında sır olarak saklamaya kararlıydım ama…” Yüzüme baktı, “Bu gece yaşadıklarımızdan sonra… Ayşe… Babası… İkisinin yaşadıkları… Hala içeride sevişip duruyorlar, kendilerini kaptırmışlar.”
“Ne anlatmaya çalışıyorsun canım, söylesene… Ensest bir ilişki mi?”
“Evet, öyle diyebilirim, ensest…” Derin bir nefes aldı, “Ablamın oğlu… Semih…”
Birden bir jetonun tıngırtısını duydum sanki beyin kıvrımlarımda… Semih… Ayşe'nin sikici kuzeni… Seksi lolitamın götünün bekaretini alan kuzen… Amının bekareti bozulmasın diye teyze kızının götünü siken yakışıklı dallama…
Annesiyle İstanbul'da yaşayan, Ayşe'nin bir daha götünü siker korkusuyla görüşmek istemediği akraba… İyi de… Hanife neden bu kadar sorun yapıyor acaba? Kızıyla evlenme ihtimalinin olması, hamilelik derdinin bitmesi iyi bir şey değil mi?
“Çok güzel Hanife… Oğlanı ikna edebilirsen derdimiz çözülür. Ensest dediğin bu mu? Tamam akraba ama, teyze çocukları evlenebiliyorlar hukuken, o kadar ensest sayılmaz toplumda…”
“Şeyy… Koray… Benim ensest dediğim Semih ve Ayşe değil…” Yüzüme baktı endişeli bir yüzle… “Semih ve ben… Teyze ve yeğen…”
“Hassiktir…” diyebildim şaşkınlıkla… “Nasıl yani? Teyze yeğen seviştiniz mi? Ne zaman? Nasıl oldu, anlatsana…” Yatakta doğrulup sırtımı başlığa yasladım, onu da kucağıma çektim.
“Ablam hasta diye ona bakmaya, İstanbul'a evlerine gittim biliyorsun…” diyerek anlatmaya başladı Hanife… Gözleri uzaklarda, yaşadıklarını tekrar yaşıyor gibi, mırıl mırıl konuşuyordu.
“Gittiğimin ilk haftasıydı… Ablam yatak döşek yatıyor. Ben sürekli ona bakıyorum. Semih üniversite sonda, sabah okula gidiyor, akşam geliyor. Yemekti, çamaşırdı, her ihtiyaçlarına koşturuyorum.”
“Bir öğleden sonraydı. Banyoya girmek istedim. Ablam yatağında uyuyordu, Semih okulda, ben evde yalnızdım. Soyundum, dökündüm, duşakabin var banyoda, ılık suyun altında yıkanmaya başladım.”
“Evde yalnızım diye rahat davranıyordum. Ablam odasından seslenebilir, duyamam diyerek banyo kapısını kapatmadım. Uzun uzun köpüklendim, lifi elime alıp her yerimi okşaya okşaya sıcak suyun rehavetiyle adeta kendimden geçtim.”
Bunu anlatırken elimi tuttu Hanife, muzip bir gülümseme belirdi dudaklarında…
“Aklıma sen geldin o anda… Seninle yaşadıklarımız, sevişmelerimiz… Beni zorla becermelerin, bana yaşattığın o zevkler… Günlerdir ayrıydım senden, o zevkleri çok özlemiştim.”
“Bütün bedenim köpükler içinde, sırtımı fayansa yaslayıp gözlerimi kapattım, kendimi okşamaya başladım o hatıraların etkisiyle… Göğüslerimde, karnımda, amımda dolaşıyordu ellerim, parmaklarım… Sanki seninle sevişiyormuşuz gibi… Sanki banyoda beni sikiyormuşsun gibi…”
“Ohhh… Koray… diye diye inliyordum sessizce… Okşa beni, sik beni diyordum. Kaygan parmaklarımla kabaran klitorisimi okşuyor, kendimden geçiyordum. Bir iki parmağımı içime sokmuş, sanki senin sikin amıma girmiş gibi zevk alıyordum. Tam iyice azmış, yükselmiştim ki… Duşakabinin kanadının açıldığını duydum birden…”
“Teyzem…?” diyen Semih'in boğuklaşmış sesini duydum ardından… Neye uğradığımı şaşırdım o anda… Köpüklü saçlarımın arasından gözlerimi açıverdim, karşımda o… Semih… Çırılçıplak… Öylece bana bakıyor…”
Hanife öyle bir canlandırarak, detaylarıyla anlatıyordu ki… Az önce salonda karımın lezbiyen sevişmesinde uyanmayan sikim taş gibi olmuştu. Kucağımda yarı uzanır vaziyetteki kadının elini tutup kalkmış sikimin üzerine koydum. Sertleştiğimi hisseden Hanife parmaklarını sıktı, zevkle inledim.
“Ohhh… Devam et bebeğim…” diyerek teşvik ettim sevgilimi… Elbisesini omuzlarından sıyırıp beline indirdim bu arada… Ben çırılçıplak, o kucağımda, beline toplanmış elbiseyle yarı çıplak, göğüslerinin uçları dikilmiş, anlatmaya devam etti.
“Semih…” diyerek bir çığlık attım, bir elimle apış aramı örtmeye, diğer kolumla memelerimi onun sikecek gibi bakan gözlerinden korumaya çalıştım. Evet, öylece, sikecek gibi parlayan gözlerle baştan aşağıya her yerimi süzüyordu benim biricik yeğenim…
“Ne bekliyorsun ki Hanife'm? Oğlan en deli çağında… Sen, teyze… Çırılçıplak evin banyosunda yıkanıyorsun. İnleye inleye mastürbasyon yapıyorsun bir de… Hangi erkek olsa sana sikecek gibi bakar. Teyze meyze dinlemez.”
“İşte, o da dinlemedi. Su sesi gelmeyince banyo boş zannetmiş, yıkanmak için soyunup içeri girmiş. Bir de bakmış, ben fayansa yaslanıp kendimi okşuyorum.”
“Semih, lütfen çık oğlum…” dedim. “Senin yaptığın ayıp, ben senin teyzenim… Öyle bakıp durma bana…” filan diyorum ama, dinleyen kim? Çıkmadığı gibi elini uzatıp göğüslerimi örtmeye çalışan elimi tuttu, indiriverdi. Korkudan, heyecandan, az önceki mastürbasyon olayından meme uçlarım kabarmış parmak gibi, gözlerini dikmiş, memelerime bakıyor oğlan… Bir eliyle kolumu tutarken, diğeriyle göğsümü avuçladı,
“Oh teyzemm…” diye inledi. Sürekli, “Harikasın… Çok güzelsin… Çok seksisin…” diyor bana bakarken… Genç çocuk Semih, zımba gibi… Çok yakışıklı… Spor yapıyor okulda, kaslı kaslı vücudu… Hani yeğenim olmasa kucağına atlarım hemen, o derece… Ama yeğenim benim, teyzesiyim…
“Yapma Semih… Bırak çıkayım yavrum… Günahıma girme…” diye yalvarıyorum, bırakmıyor.
“Nasıl bırakayım teyzem?” dedi. “Ergenliğimden beri seni hayal ediyorum ben… Şu füze gibi göğüslerin… Taş gibi kalçaların…Melek gibi güzel, manken gibi seksi yüzün…
Ben küçüğüm diye bana aldırmadan evde çarşafını çıkardığın anlar benim için bayram oldu teyze… Seninle seviştiğimi kurarak ne otuzbirler çektim ben, biliyor musun? Şimdi şu anda banyomdasın, çırılçıplaksın, hayallerimden de fazlası şu an yaşadığım… Bırak seveyim seni… Gel sevişelim seninle… Şu küçük çocuğun hayalleri gerçek olsun. Hadi be teyze…”
“Yapma Semih… Kendine hakim ol… Bırak beni…” diye çırpınıyorum ama, kollarının arasına alıverdi beni… Köpük köpük her yerim… İkimiz de çıplağız… Kurtulmak için ne kadar çabalasam, kaygan vücudum köpüklerin arasında, her yerim ona sürtünüyor. Taş gibi siki her yerime batıyor.
Bıraksın diye çabalarken bir yandan da ateş gibi yanan bedeni sürtündükçe içimde yangınlar parlıyor. Beni sikmeye çalışan oğlana belli etmemeye çalışsam da bütün duyularım ayakta…
Erkek kuvvetiyle baş edemedim sonunda, duşakabinin içinde çeviriverdi beni...Başımdan bastırıp domalttı, bataryaya tutunmak zorunda kaldım düşmemek için… Götüm onun kasıklarına dayanmış, kalkmış siki ben çabaladıkça bacak aramda her yerime basıyor.
“Boşuna çırpınma teyzem…” diye hırladı kulağıma… “Bu yarağı sen kaldırdın. Sen indireceksin. Kıpırdama, canın yanmasın. Benim yarak biraz kalın, sünepe eniştemin sikine benzemez. Oh, bırak sikeyim seni teyzem…”
“Yapma Semih…” dememe kalmadı, o kalın yarağını bir hamlede amıma geçirdi. Seninle o kadar sevişmelerimize rağmen oğlanın siki canımı yaktı ilk anda Koray… Belki ayakta olduğumuzdan da olabilir canımın yanması, fakat kol gibi girdi amıma, vajinamın gerildiğini hissettim.”
“Gidip gelmeye başladı. Oğlana belli etmemeye çalışsam da ben de zevk almaya başladım. Gücü karşısında çaresiz kalmışım gibi yapıyorum, mırıl mırıl bırak beni filan diyorum ama içimdeki yarak yüzünden git gide yükseliyorum ben de… Kaç dakika sürdü bilmiyorum, belimden tutup kasıklarını kalçama vurdura vurdura sikti beni… Tam zevkten gözlerim kayıyordu ki,”
“Ohhh… Teyzemm… Geliyorum…” demesiyle amımdan çıkması bir oldu. Dönüp duşakabinin camlarına spermlerini fışkırtmaya başladı. Neredeyse bardak dolusu boşaldı o gün… Kabinin içinde yığılıp kaldım öylece… Aceleyle temizlenip gusül abdesti aldı ben oradayken, yüzüme bakmadan, utanır gibi havluya sarınıp kaçarcasına çıktı gitti.
Neye uğradığımı şaşırmıştım. Kalkıp ben de yıkanıp temizlendim, odama zor kendimi attım. O gece olanları düşünürken dayanamayıp yarım kalmış işi bitirdim, kendimi okşaya okşaya mastürbasyon yaparak boşaldım gecenin bir yarısı…
“Sonra? O gün çok boşaldı dedin. Sonraki günler de oldu mu?”
“Sadece bir kez daha… Banyoda beni siktikten sonra günlerce benden kaçtı. Yüzüme bile bakmadı. Yaptığından utanıyordu sanırım. Teyzesini sikmenin utancı, suçluluk hissi… Ben ne hissedeceğimi şaşırdım o günler… Nadiren gördüğüm anlarda beni siktiği anlar geliyordu gözümün önüne… Acı kuvvetiyle kollarının arasında hapsedişi… Belimi tutup pençeleriyle beni zaptetmesi… Kalçama vura vura amımda gidip gelmeleri…”
“Hoşuna gitti galiba yeğeninin seni sikişi…” diyerek gülümsedim. “Hadi biraz kucağıma otur, sikimin üstüne, öyle anlat biraz da…” Dediğimi yaptı, uzandığı yerden kalkıp kucağıma oturdu. Kaldırdığı sikimi amına aldı, omuzlarıma tutunup sikim içinde hafif hafif yaylanırken anlatmaya devam etti.
“Okulun staj olayı varmış, bir kaç aylığına evden ayrılacak, fabrika lojmanında kalıp çalışacaktı. Ablam iyileşmeye yüz tutmuştu, ben de bırakıp gelecektim. Bir daha aylarca görüşemeyecektik.
Semih gitmeden bir gün önce valiz toplamasına yardım etme bahanesiyle odasına girdim. Tek kişilik yatağına oturmuş, çamaşırlarını ayırıyordu. Beni görünce şaşırdı.”
“Teyzem?” dedi merakla… Gittim, yatakta yanına oturup elini tuttum. Gözlerinin içine baktım, direkt konuya girdim.
“O gün olan oldu Semih…” dedim. “Yapmaman gereken bir şey yaptın. Hem de zorla… Resmen tecavüz ettin bana… Teyzeni siktin.”
“Teyze… Ben… İnan, çok pişmanım. Suçluluk duyuyorum. Yüzüne bakamıyorum ben… Eşeklik ettim. Çok özür diliyorum senden…” diye özürler sıralamaya başlamıştı, dudaklarına parmağımı bastırıp susturdum.
“O gün zorla siktin beni… Kendin boşalıp beni öylece bıraktın. Şimdi… Gitmeden önce beni bir kez daha sikmeni istiyorum senden… Ama bu defa adam gibi sikeceksin. Teyzeni mutlu edeceksin.”
Hanife 26/2
“Hayır, ben sana gelmicem… Sen bana gel… Böyle sik beni…” diyen Hanife koltuktan kayıp dizlerinin üstüne çöktü, elleri koltuğa dayayıp domaldı, kalçalarını salladı bana bakarak… Hemen harekete geçtim, arkasında yerimi aldım. Bembeyaz kalçaları önümde sikilmeye hazırdı.
“Demek böyle sikmemi istiyorsun aşkım? Nerenden sikeyim seni? Amına mı koyayım, götüne mi koyayım, söyle bana…” Sabırsızca tersledi beni Hanife,
“Neremi canın çekiyorsa oraya sok… Yeter ki sik beni… İyice doldum artık, boşalt beni, zevk ver bana… Deminden beri hepiniz zevkinizi aldınız, ben kaldım. Hadi artık…”
Başımı çevirip kocasına baktım. Faruk gözlerini fal taşı gibi açmış, sikilmek için yalvaran karısını izliyordu sikini okşayarak… Karımı boşaltmıştı ama, kendisi boşalmamış olmalıydı ki, siki kalkmış vaziyetteydi.
“Komşum, karıcığın fena halde sikilmek istiyor. Ne dersin? İkimiz beraber sikelim mi karını? Yarak yemeye doyuralım mı?” Gözleri parladı, bir hamlede kalkıp yanımıza geldi.
“Sikelim komşum… İkimiz beraber sikelim azgın orospuyu… Nasıl yapalım peki?”
Yere uzandım, Hanife'ye havaya dikilmiş yarrağımı işaret ettim parmağımla… Ne yapmak istediğimi hemen anlayan Hanife dizlerinin üstünde emekleyerek geldi, sikimin üstüne çıktı. Yavaşça kendini bırakınca sikim yarısına kadar amına giriverdi.
Ellerini göğsüme dayamış, küçük devinimlerle kalçalarını oynatıyordu. Vajinasına gömülen erkekliğim sürekli bir zevk duygusuyla kasılıp duruyordu. Saçından tutup kendime çektim, dudaklarını ısırarak öptüm.
Öpüşürken kıçı biraz havaya dikilmiş, arkasında konuşlanan kocasının bakışları mıknatıs gibi ortaya çıkan göt deliğine yönelmişti. Sikini sıvazlayarak bakıyordu karısının götüne…
“Hadi Farukcum… Karın tost olmaya hazır, bekleme öyle… Sen de götüne gir karının… ”
İyice yaklaştı hareket etmeden girişini bekleyen karısının arkasına, sikini tutup göt deliğine sokmaya çalıştı. Beceremeyince Hanife hırslandı,
“Hadi beceriksiz herif… O minik sikini sokamadın mı daha?” diyerek tersledi kocasını… “Islat şunu, kuru kuru girmeyecek. Yoksa yumuşadı mı senin ufaklık, ondan mı girmiyor?”
Faruk'un alnı terlemişti, çaresizce elindeki aleti karısının götüne sokabilmek için debelenip duruyordu. Benim canavar karısının amına tüm haşmetiyle gömülmüş vaziyette beklerken kendinden bekleneni yapamamak canını sıkmıştı adamın…
Yanımızdaki koltuğa çırılçıplak yayılmış bizi izleyen Ayşe gözüme çarptı. Sevgilisiyle babası arasında tost olmak için bekleyen annesini ilgiyle izliyordu küçük fahişe… Az önce yarağımın tadına bakıp kasıla kasıla orgazma ve doyuma ulaşmış olmasına rağmen meme uçları hala kabarık, duyargaları sekse açık bir hali vardı.
“Gel canım, bize yardım et…” diyerek davet ettim kızı… Koltuktan kaydı, emekleyerek yanıma geldi. Eğilip dudağımdan öptü,
“Ne yapmamı istiyorsun aşkım?” diye sordu. Saçından tutup körpe dudaklarını kemirdim biraz, emdim.
“Şu adama yardım et biraz… Sikini sertleştir. Anneni sikemiyor baksana…”
Ayşe dönüp annesinin arkasında mahcup bekleyen adama baktı. Sonra da bana…
“Yapamam…” diye fısıldadı. “O benim…” Tekrar öptüm kendime çekip,
“Kim olduğunu biliyorum bebeğim… Ama o gözle bakma ona… O şu anda çıplak bir erkek… Hem de çaresiz bir erkek… Hadi… Yardım et ona… Okşa… Bir şeyler yap…”
Ayşe kalktı, babasının arkasına geçti. Faruk öylece bekliyordu. Kız kollarını sardı önündeki erkeğe… Taş gibi göğüslerini sırtına dayadı, ufak hareketlerle meme uçlarını sürttürdü.
Kendi memeleriyle babasının sırtını okşarken, ellerini de önde göğüslerinde gezdiriyordu. Kızın parmaklarının tüy gibi temasını göğüslerinde, sırtında kabarık meme uçlarının okşamasını hisseden Faruk hazla inledi,
“Ohhh… Okşa canım… Çok güzel…” Kızı babasının sikini kaldırmak için uğraşıp okşarken Hanife de eğilmiş boyunlarımı öpüyor, kalçalarını minik minik oynatarak sikimin sertliğini vajinasının duvarlarında hissetmeye çalışıyordu.
“Sapık herif…” diye fısıldadı dilinin ucuyla kulak mememi yalarken… “Bizi düşürdüğün hale bak… Kendin gibi sapık yaptın bizi de orospu çocuğu… Düne kadar çarşaf giyiyordum, şimdi kocamın yanında seninle sikişiyorum. Azgın kızım siki kalkmayan kocamı okşuyor.” Saçlarını çekiştirerek öptüm sevgilimi,
“Şikayetçi misin peki?” dedim.
“Lanet olsun… Değilim… O zevkleri yaşamak için her şeye razıyım.” Kocasına seslendi sonra, “Hadi ulan, kalkmadı mı daha, kaldıramazsan bırak, Koray sikmeye devam etsin beni…” Faruk çaresizce mırıldandı,
“Az kaldı karıcım…. Biraz sabret… Çok yoruldu bugün, ondandır. Şimdi kalkar… Ohhh…” Faruk'un mırıldanan sesi cümlenin sonunda yüksek bir inlemeyle bitince merakla başımı kaldırıp ne olduğuna baktım.
Ayşe, babasının göğsünde dolaştırdığı ellerini şimdi sikine sarmış, okşamaya koyulmuştu. Bir eliyle sikini sıvazlıyor, diğer elinin parmaklarıyla alttan torbalarını tartıyor, okşuyordu. Dudakları da ıslak ıslak sırtında geziniyordu.
Faruk zevkten gözlerini kapatmış, kendini kızın becerikli ellerine teslim etmiş vaziyetteydi. Kesik kesik inlemeler çıkıyordu dudaklarından… Kısa sürede siki dimdik hale geldi kızının parmaklarının arasında…
“Tamam… Şimdi devam edebilirsiniz. Bu alet görevini yapmaya hazır…” dedi Ayşe… Sonra da okşamayı bırakıp, “Sadece son bir şey kaldı. Biraz ıslatmamız lazım…”
Hepimizin şaşkın bakışları altında, erkeğin bedeninde ellerini dolaştırarak eğildi, sikini tuttu. Sertleşen aleti ağzına yaklaştırıp bir hamlede dudaklarının arasına soktu. Yalıyor, avurtlarının çökmesinden ağzının içinde vakumladığı belli oluyordu.
Bir kaç kez elindeki siki ağzına sokup çıkardıktan sonra bıraktı. Ağzının içinde bol tükürükle sırılsıklam olan erkeklik organı pırıl pırıl parlıyordu. Dudaklarıyla babasının siki arasında ince tükürük iplikçikleri oluşmuştu.
Ayşe elinin tersiyle ıslak ağzını sildi. Islanan elinin parmaklarıyla annesinin deliğini ıslattı. Sonra da aleti belinden tutup annesinin kalçalarına yanaştırınca Faruk belini ileri attı. Amındaki kalın yarak yüzünden açılan göt deliğine ıslak yarak bu kez fazla zorlanmadan giriverdi.
“Mmmm… Şimdi oldu işte…” diye hoşnut bir tavırla mırıldandı Hanife… “Hadi başlayın artık… Sikin beni…”
Yavaş yavaş üçümüz de hareketlenmeye başladık. Ben alttan belimi indirip kaldırıyor, yarrağı amına sokup çıkarıyordum. Faruk karısının belini tutmuş, göt deliğinde ileri geri yapıyordu.
“Ohhh… Çok güzel… Devam edin… Sikin beni… Aahhh…”
Kısa sürede aradığımız ritmi yakaladık. Ortamıza aldığımız Hanife'yi iyi çalışan bir makine düzeninde sikmeye devam ettik. Yorulunca ben hareketsiz kalıyordum, Hanife kalçalarını ileri geri yapıp iki yarak arasında kendini siktiriyordu. Karısı durunca arkasında girip çıkan Faruk'un sikinin hareketlerini, sikime sürtünmesini hissedebiliyordum. Bu da ayrı bir zevk kaynağıydı benim için…
“Ahhh… Dayanamıyorum… Geliyorum…” diye haykıran Hanife kalçalarını değirmen taşı gibi çalkalamaya başladı. Kocası götünü sikerken kalçalarını tokatlıyor, ben de alttan sallanıp duran memelerini avuçluyor, uçlarını sıkmaya çalışıyordum.
Gözleri kaydı, üstüme kapandı son bir haykırışla… Kalçaları, bacakları titriyordu orgazm kasılmalarını sikimde hissedebiliyordum. Faruk da dayanamadı, karısının götünü kasnaklayıp spermlerini boşaltmaya başladı.
Ben de kendimi tutamadım artık… Hanife'nin amcığına attırdım kasıla kasıla… Orgazm sırasında kasılıp gevşeyen vajinasının sikimi sağması bitirmişti beni…
Faruk bir tarafa attı kendini, karısı sikimi amından çıkarıp diğer tarafa serildi… Sikim, taşaklarım amından akan spermler ve zevk sıvılarıyla ıslanmış vaziyetteydi. Üstümden yük kalkınca ben de rahatladım.
Karşı koltukta birbirlerine sarılmış karım ve Ayşe'yi ancak o zaman görebildim. Dudak dudağa öpüşürken elleri birbirlerini okşuyor, apış aralarına dalmış, klitorislerini uyarıyorlardı.
Salonda sadece ikisinin şehvet dolu zevk inlemeleri duyuluyordu
hanife (26)
Derin Derin·dün saat 19:23'de
❤️ Önceki Bölüm ❤️ ♥ Fırtına geçtikten sonra hepimiz koltuklara serildik. Biz Gül ve ben bir koltukta, Ayşe ortamızda, Faruk ve karısı karşımızda… Hanife yere atılmış elbisesine uzandı giymek için, engel oldum,
“Hayır canım, kimse giyinmeyecek. Güzelliklerinizi saklamanıza gerek yok. Bu gece hiç bir sınır olmayacak aramızda…” Önce tereddüt etti Hanife, sonra da elindeki elbiseyi kucağına bıraktı, gülerek,
“Peki tamam… Sen nasıl istersen öyle olsun…” dedi. Yanında oturan Faruk'a bakarak, “Kocam da izin verdiğine göre… Neden olmasın…” Kocası yarı kalkık sikini okşayarak gevrek gevrek güldü karısına... Hanife'nin uçları hala kabarık duran iri memelerine iştahla bakarak,
“Evet karıcım, izin veriyorum. Senin güzelliklerini, şu seksiliğini herkes görsün.” Sonra da bize baktı, çırılçıplak oturan seksi karıma, taş gibi körpe kızına… “İki erkek bu gece cennet bahçelerinde dolaşalım.”
Yanımda oturan çıplak kızının beline sarıldım, kendime çektim. Öpülmekten şişmiş körpe dudaklarını öptüm. Kollarımın arasında zevkle ürperdi Ayşe,
“Ohh… Korayy…” diyerek inledi, kollarını boynuma sardı. Kucağıma çektim iyice, gül goncası memesini avucumun içinde sıkarak bir kez daha inlettim.
“Evet ortak, şu anda cennetteyiz gerçekten…” dedim babasına, bir yandan kızın saçlarını okşuyor, dudak dudağa nefesini içime çekiyordum… “Senin cennetteki huriler gibi seksi kızının tadına bakmak istiyorum şu anda… İzin verir misin bana?”
“Hayır… Yapma…” diyerek ondan önce annesi atıldı. “Yapmasın Faruk… Kızını becermesine izin verme… Hem de bizim yanımızda kızımızı tekrar tekrar sikmesine izin mi vereceksin?” Faruk hırsla karısının saçlarından tutup kucağına indirdi başını… Sertleşen sikini Hanife'nin ağzına verdi,
“Ulan orospu… Kızını mı kıskandın yoksa? Bırak, ne isterse yapsın ortağım… İster azgın kızımı siksin, ister fahişe karımı… Tadımızı kaçırma bu gece… Herkes nasıl zevk almak istiyorsa öyle yapsın… Aç ağzını, sikimi yalamaya başla sen… Sakin sakin canlı porno seyredelim, zevk almaya bakalım… Merak etme, biraz sonra da seni siker.”
Ayşe kucağımda yarı yatar vaziyette kendini bana bırakmışken karım da yanımda kızın jartiyer çoraplı bacaklarını okşuyordu. Elleri okşaya okşaya apış arasına girdi, körpe amcığının dudaklarını ayırdı. Islak pembelik ortaya çıkınca da klitorisini okşamaya koyuldu. Ayşe'nin etli dudakları aralandı, şehvetle kıvranarak,
“Ohhh… Çok güzell…” diye inledi. Dayanamayıp yumuldum o dudaklara, bir yandan da ayva gibi sert memelerini okşuyor, uçlarını sıkıyordum. Gül kızın amcığını eliyle okşamayı bıraktı, bacaklarını ikiye ayırıp arasına yerleşti. Şimdi sarı saçları kızın kasıklarına yayılmış, dudaklarıyla, diliyle sularını akıtmaya koyulmuştu.
Annesi babası karşı koltukta oturup izlerken kucağımızda şehvetle kıvranan kızlarını yiyorduk karı koca… Hanife'nin başı kocasının kucağında, biraz okşuyor, biraz ağzına alıyor, sürekli sikiyle uğraşırken gözlerini de bizden ayırmıyordu.
“Yeter artık Gül…” dedim biraz sonra… “Bebeğimi ağzında boşaltmadan bırak… Sikim zonklamaya başladı. Ayşecim, kalk ve sikime otur. O dar amcığın sarsın sikimi… Hadi bebeğim…”
Karım uysalca doğrulup kalktı, karşı koltuktaki karı kocanın yanına gitti hemen… Ayşe de kalkıp omuzlarımdan tuttu, kucağıma yerleşiyordu ki durdurdum onu…
“Hayır aşkım, sırtın bana dönük olsun. Annen baban sikimi nasıl aldığımı görsünler…” Belinden tutup çevirdim, yavaşça kucağıma çektim kızı… Kıçımı tam koltuğun kenarına koymuştum, bacaklarını ikiye ayırmış, ayakta duran kızın alçalmasını izliyordum.
“Gel bebeğim, kalçanı indir biraz daha…” diyerek kendime çektim. Sikimi tutup amının dudaklarına dayadım başını… Karımın yalaya yalaya iyice ıslattığı amcığı ateş gibi yanıyordu sikimin başı temas ettiğinde…
“Ohh… Çok güzel…” diye inleyerek başını yana çevirip bana bakmaya çalıştı Ayşe… Biraz daha, biraz daha derken sikimi yarıya kadar aldı vajinasına… Daracık amcığı eldiven gibi sardı sikimi, zevkten kendimden geçtim adeta…
“Evet bebeğim… Çok güzel… Dar amcıklım benim… Harikasın… Offf… Hadi gayret aşkım… Köküne kadar al yarrağımı… Ohhh…”
Parmaklarımı kalçalarına geçiriyor, yarak amına girerken arkada iyice meydana çıkan minik göt deliğini okşuyor, ardından tomurcuk memelerine yöneliyordum. Okşamadık yerini bırakmıyordum orospumun…
Ayşe tamamen kucağıma yerleşti, kalçaları kasıklarıma yapıştı. Sikim köküne kadar vajinasına gömülmüştü artık… Bir kaç saniye öylece durdu, erkekliğimin tadını almak ister gibiydi…
“Hadi aşkım… Otur kalk şimdi… Sikilmenin zevkini çıkar… Oh bebeğim… Nasıl sikiştiğini göster onlara… Sen sik beni…”
İnip kalkmaya başladı sikimin üstünde… Islak amcığında yararak girip çıkıyordu alet… Off… Daracıktı, sımsıcaktı, harikaydı… İlk anlarda dudaklarını ısırarak hareket eden kız artık kendini tutmayı bırakmış, minik feryatlar koparıyordu sikim amına girip çıkarken…
“Ohhh… Korayy… Aşkımm… Çok güzel… Ohhh…” İki elimi uzatıp önden memelerini avuçladım, kabarmış meme uçlarını parmaklarımla sıktım. Acı ve zevk aynı anda kudurtmuştu sanki kızı… Daha da hızlandı hareketleri…
“Sen de çok güzelsin aşkım… Oh bebeğim benim… Çok zevk veriyorsun bana… Oh, anasını siktiğimin kızı… Harikasın… Hanife… Faruk… Kızınızı sikiyorum çocuklar… Ohh… Nasıl görünüyor oradan? Güzel sikişiyor kızınız değil mi?”
Üçü de parlayan gözlerle bizi izliyorlardı. Karımın bir ayağı yerde, bir ayağı koltukta, elini apış arasına atmış, amcığını okşayarak bakıyordu. Faruk sikini okşayan karısının ara sıra ağzına veriyor, ikisi de karşılarındaki canlı pornoyu izliyorlardı.
“Orospu çocuğusun sen Koray…” diye inledi Faruk… “Ulan ibne, karımı siktin, şimdi de kızımı sikiyorsun. Yetmezmiş gibi bizim önümüzde sikiyorsun hem de…”
“Sen de benim karımı siktin ortak… Ödeştik… Bak karım yanıbaşında… Çok canın çektiyse sen de karımı sik şu anda… Amcığı su içinde kalmış baksana… Senin sikmeni bekliyor. Di mi aşkım? Faruk siksin mi seni? Komşum amına koysun mu senin karıcım?”
“Ohh… Evet kocacım… Siksin… Amıma koysun benim…” diyen karım koltuğa uzandı, bacaklarını aralayıp Faruk'u bekledi. “Hadi Faruk… Sen de beni sik… Çok azdım ben… Dayanamıyorum artık…”
Faruk karısının saçından tutup kucağından kaldırdı, doğrulup karımın bacak arasına girdi. Sertleşmiş sikini bir anda Gül'ün ıslak amına gömdü, gidip gelmeye başladı. Amına girip çıkan yarakla zevklenen karım erkeğin beline sarılmış, bacaklarını onun bacaklarının arkasında kilitlemişti. Başını yana çevirmiş bize bakarken kendini siktiriyordu.
“Hanife'm… Gel canım… Yalnız kalma… Gel yanımıza, ben kızını sikerken sen de amcığını yalat bana… Gel aşkım…” diye seslendim.
Az önce kocasına kızımızı siktirtme diyen kadın cümlem biter bitmez yanımızdaydı. Kucağımda oturup kalkan kızını ve beni izledi bir kaç dakika… Ayşe annesine baka baka oturup kalkıyordu sikimin üstünde… Sanki onun izlemesinden ayrıca zevk alıyor gibiydi.
“Ohhh… Anne… Çok güzel anne… Çok zevk alıyorum… Koray sikiyor beni… Koray'ın siki çok zevk veriyor bana… Ohhh… Seni siken erkek beni de sikiyor anne… Zevk veriyor bana… Sevgilin beni de sikiyor anne… Ohhh…”
Hanife kızına cevap vermedi hiç… Ateş saçan gözlerle biraz izledikten sonra koltuğun üstüne çıktı, bacağının birini aşırıp amını ağzıma dayadı. Saçlarımdan tutup iyice bastırdı ağzıma…
“Çok istiyorsun madem, yala öyleyse…” diye hırladı… “Amımı yala… Köpek gibi yala amcığımı… Piç… Kızıma zevk verdiğin gibi bana da zevk ver bakalım…”
Ağzımı kocaman açıp amının dudaklarına kapandım. Dilimle iç dudaklarını yalarken bir yandan da vantuz gibi emiyordum. Sertleşmiş kliorisini, kaymak gibi amcığını yaladım sürekli…
Analı kızlı sikiyordum Faruk'un kadınlarını… Karısının amcığını dilimle sikerken, kızını da yarağımın üstüne oturtmuştum aynı anda… Zevkten geberiyordum. Böyle bir zevk olamaz diye düşünüyordum.
“Ahhh… Sik beni Faruk… Geliyorum aşkım…” diye feryatlar koparan karımın sesini duydum bir ara… Ağzım burnum Hanife'nin apış arasına gömülmüş oral seks yaparken doğal olarak onları göremiyordum, sadece Gül'ün inlemelerini, Faruk karımın amına vurdukça çıkan şaplama seslerini duyuyordum.
“Ben… Ben de geliyorum Korayy…” diye feryat koparan Ayşe dizlerimi sımsıkı tutmuş, kaba etleri, bacak kasları titreyerek kasılmaya başladı tam o anda… “Dayanamıyorum… Çok güzel… Geliyorumm… Ohhhhh…”
Sanki karımın orgazm feryatlarını duymayı beklemişti kız, kasılmalar eşliğinde o da boşalmaya başladı. Karşılıklı bir şehvet korosu eşliğinde zevk çığlıklarını dinledik. Hanife sesleri duyunca amını yalatmayı bırakıp kenara çekilmiş, meraklı gözlerle kendini okşayarak kızının orgazmını izliyordu.
Sonunda sesler kesildi. Ayşe titreyen dizleriyle sikimin üstünden kalktı, yan tarafa koltuğa bıraktı kendini… Hala seyiren bacaklarını birbirine yapıştırmış, son orgazm titreşimleriyle kasılıyordu.
Bense boşalmamıştım henüz… Sikime oturup kalkan körpe amcığın verdiği tüm zevke karşılık kendimi tutmayı başarabilmiştim. Hanife'ye baktım, bacaklarımın arasında, boşalmadan dimdik yükselen yarağımı gösterdim parmağımla,
“Ne bekliyorsun sevgilim?” dedim gülümseyerek… “Küçük Koray hala aç… Kucağıma gel… Seni sikmek istiyorum
hanife (24)
Derin Derin·21 aralık saat 17:57'de
❤️Kocası Faruk yanımızda bizi izlerken Hanife ile tekrar sevişmeye başladık. Aradan gecen bunca zaman birbirimizi gerçekten özlemiştik. Bütün ağırlığımla kadını altıma almış dudaklarını somururken o da bana sarılmış, bir hayli sert öpüşlerime karşılık vermeye çalışıyordu.
“Ohh, dur Koray! Nefes alamıyorum, dur biraz ne olur…” diyerek dudaklarını kurtardı sonunda… Hırpalanmış dudakları yarı açık nefes nefese kalmıştı Hanife…
İri memeleri soluk alıp vermeye çalıştıkça inip kalkıyordu. Meme uçları şehvetle parmak gibi kabarmıştı. Dirseğime dayanıp o kabarık meme ucuna yumuldum. Emdim, yaladım. Meme uçlarıyla uğraşırken serbest elimle karnını, kasıklarını okşayarak apış arasına indim.
Tüysüz bakımlı amcığı yine kaymak gibiydi. Olduğu gibi avuçladım, parmaklarım zevk suyundan bir bataklığa gömüldü sanki… Orta parmağımı bastırınca zevkle kasıldı bedeni, saçlarımdan tutup kendine, göğüslerine bastırdı başımı…
“Ohhh… Çok güzell…” diyerek inlemeye başladı. Kocası da yan dönmüş, parlayan gözlerle zevkten kıvranan karısını izliyor, bir yandan da eliyle kendinden taraftaki memesini okşuyor, ucunu parmaklarının arasında ovalıyordu. Nefesi kesilmiş gibi,
“Çok mu özledin karıcığım?” diye inledi o da… “Nasıl da kıvranıyorsun zevkten… Çok mu zevk alıyorsun Koray'la sevişirken?” Hanife kocasının elini tuttu,
“Evet Faruk… Bildiğin gibi değil… Çok zevk alıyorum. Hele sen de yanımızda olunca… Sen bakarken… Kocamın yanında böyle bir erkekle sevişmek… Ölüyorum zevkten…”
“Hadi öyleyse… Aç bacaklarını, ortağım siksin seni… Off, aşkım, baksana, ortağımın yarak nasıl da sertleşmiş. Seni sikmek istiyor. Hadi karıcım… Aç amcığını…”
Hanife kocası söyler söylemez sanki bunu bekliyormuş gibi bacaklarını araladı. Ben de bedenimi o iki bacağın arasına kaydırdım. Ellerim yatakta, şınav çeker gibi Hanife'nin üzerinde mevzilendim. Arzuyla kısılan gözleri sabırsızlıkla beni bekliyordu.
“Ohhh… Sik beni Koray…” diye inledi. “Gir içime aşkım… Kocamın yanında sik beni…”
“Ben hazırım Hanife'm… Kocana söyle, sikimi tutup soksun karısının amcığına…” der demez gözleri daha bir parladı sanki… Elleriyle göğsümü okşarken şehvetten boğuklaşan sesiyle hırladı,
“Hadi Faruk… Koray'ın dediğini yap… Sok şunu içime… Dayanamıyorum artık…”
Faruk'un karısının memelerini okşayan parmakları aramıza girdi, bana doğru yöneldi yavaşça… Burnundan soluyordu,
“Sapıksınız siz… Pis sapıklar…” diye homurdanırken eliyle benim zonklayan sikimi tuttu, karısının ıslak amcığına doğru çekiştirdi. Onun yönlendirmesiyle belimi yavaşça indirdim ben de…
Faruk ateş gibi sıcak parmaklarıyla tuttuğu sikimin başını karısının dudakları istekle aralanan amcığına dayadı. Karısının ıslak amcığı onun parmaklarından daha da sıcaktı, alev gibi yandığını hissettim sikimin teninde…
“Ohhh… Bırak Faruk… Sikimi bırak oğlum… Dayanamıyorum artık… Karını sikmek istiyorum.” diyerek elini çekmesini istedim. Şöyle bir parmaklarıyla sikimi sıkıp bıraktı, ardından taşaklarımı avuçladı bu kez, yavaşça okşadığını hissettim.
“Elleme artık yavşak, bırak taşaklarımı okşamayı… Erkenden boşaltacaksın beni yoksa… Karını okşa sen, memelerini okşa…”
Faruk beni bıraktı ikazım üzerine, karısının karnını okşayarak tekrar memelerine yöneldi. Benim de sabrım tükenmişti iyice, birden bire bütün ağırlığımla Hanife'nin kasıklarına yüklendim. Erkeklik organım bir anda ıslak amcığında yağ gibi kayıp vajinasının derinliklerine gömülünce ikimiz birden zevkle inledik.
“Ohhh… Harikaa…” Islak tüneli yarıldı, yarağımı sımsıkı kucaklarcasına bütünüyle sardı. Koç başı kale kapısına dayanır gibi rahim duvarına dayandı. Bir kaç saniye öylece kaldım.
Hala göz göze bakışıyorduk Hanife ile… Gözleri zevkten kısılmış, neredeyse kapanmak üzereydi. Dudakları aralanmış, nefes almaya çalışırcasına titriyordu.
“Hadi aşkım… Devam et… Sik beni…” diyerek kollarıyla boynuma sarıldı. Kocası aramızdan çekilmek zorunda kalmıştı, kenarda uzanmış, orta boy pipisini sıvazlayarak bizi izliyordu şimdi…
Gidip gelmeye başladım bacaklarının arasında… Belimi indirip kaldırıyor, kasıklarım onun kasıklarını, sertleşmiş klitorisini dövüyordu. Dakikalarca gidip geldim içinde…
“Ahhh… Geliyorum Koray… Geliyorum erkeğim… Ohhh… Dayanamıyorum… Çok güzel sikiyorsun aşkımm… Ohhh…”
Cevap bile veremedim, öylesine büyük bir zevk alıyordum ki… Bacağının birini koluma alıp ayırdım bacaklarını, öyle vurdurmaya başladım. İniyor, kalkıyor, yaylana yaylana, kasnaklayarak sikiyordum.
Sonunda ikimiz aynı anda patladık. Hanife orgazm olmaya başladığında ben de içine döllerimi bırakıyordum. Son bir hamleyle böğürerek amına sapladım yarağımı, öylece kaldım. Taşaklarımdan yürüyen spermlerin kadınımın vajinasına aktığını hissettim.
“Ulan ne sikişti bee!” diyen Faruk'un sesiyle kendime geldim, yana devrildim sonunda…
Gerçekten muazzam bir sikiş olmuştu benim için de… Hanife'mi kocasının yanında sikmenin zevki de bambaşka bir boyut katmıştı olaya… Yattığım yerde elini tutup dudaklarıma götürdüm, parmaklarına öpücükler kondurdum. Başını yana çevirip bana baktı,
“Harikaydı sevgilim…” dedi. Gözleri parlıyordu.
Zorlukla yataktan kalktım, hızla giyinirken Hanife ve Faruk hala yatakta yatıyorlardı. Faruk yan dönüp dirseğine dayanmış, diğer eliyle hayran hayran karısının çıplak bedenini okşayıp duruyordu. Giyinmem bitince yanlarına gittim, Hanife'yi öptüm,
“Hanifem, ben gidiyorum… ” dedim. “Çok güzeldi. Beklediğime değdi. Yarın akşam bize gelin… Sen de karımla tanış Hanife, kocandan sonra seni de tanısın…”
“Delisiniz siz valla…” dedi kikirdeyerek… “Beni karınla mı tanıştıracaksın? Ne cesaret sendeki…”
“Canım, yemeğe gelirsiniz, duruma bakarız artık…” Elimi kasıklarına götürüp az önce içine boşaldığım kadınlığını avuçladım, “Yemek mi yeriz, başka şeyler mi yeriz, yarın akşam görürüz.” Karısı amını avuçlayan elimi tutup zevkle kıvranırken kocası söze karıştı,
“Tamam komşum… Yarın akşama görüşürüz öyleyse… Hanımın valizleri arabada, bana bırak istersen…” dedi karısına sorma gereği bile duymadan…
“Bak sen…” diyerek gülümsedi Hanife… “Bakıyorum Koray'ın karısıyla sevişmek hoşuna gitmiş Faruk bey, dünden razısın evlerine gitmeye…”
“Kocasıyla sevişmek de senin hoşuna gidiyor Hanife hanım… Ulan, seks filmindeyiz sanki, hiç utanmadan yanımızda çırılçıplak yatıyorsun. Benim yanımda amcığını avuçluyor herif… Az önce ayıla bayıla yarrağını yedin adamın, bana laf söylüyorsun bir de kaltak orospu…”
Karı kocanın söylemleri öyle hoşuma gitti ki, kahkahayı bastım. İki kumruyu tatlı tatlı atışırlarken bıraktım öylece, arabanın anahtarını Faruk'a bırakarak çıktım, dükkanın yolunu tuttum.
“Oo, hoşgeldin patron…” diyerek karşıladı ortağım, meraklı meraklı beni süzüyordu. “Bütün gün yoktun, gözlerimiz seni aradı?”
“Halletmem gereken işlerim vardı ortak… Kusura bakma, çok önemliydi…” dedim. “Var mı önemli bir şey? Eve gitmem lazım benim…”
“Yok ya, ben hallediyorum merak etme… Öğleden sonra bir kız geldi, seni sordu, göremeyince üzüldü sanki…”
“Kimmiş?” dedim içimde bir kıpırtı…
“Adı Ayşe imiş… Genç, türbanlı, giyimi de kendi de güzel bir kız…”
“Ha, o mu? Komşu terzinin kızı, taksitle telefon vermiştim sen gelmeden önce, para getirmiştir.” diyerek geçiştirdim. Epeydir ihmal etmiştim Ayşe'yi de… Meraklı ortağı laf kalabalığına getirip yatıştırdım, biraz işten güçten konuşup ayrıldım.
Eve gidip kapıyı açtığımda karım karşıladı beni… Üstünde gece yatarken giydiği uçuk tülden sabahlığı, içinde hiç bir şey olmadan… Elinde iki şarap kadehi mutfaktan çıkıyordu karşılaştığımızda…
“Aa, sen mi geldin canım?” dedi gülümseyerek… Yanıma gelip kollarımın arasına girdi, öpüştük.
“Ben geldim canım… Başkasını mı bekliyordun yoksa? Faruk olamaz, karısı geldi çünkü, ikisi beraberler şu anda… Bakıyorum yorgun görünüyorsun? Daha gece olmadan gecelik kıyafetlerin üstünde…” Alçak sesle,
“Demek senin meşhur Hanife'n geldi ha? Neyse… Gel hadi gel… Bırak sorguya çekmeyi…” diyerek yatak odasına yöneldi karım… İçeriye beraber girdik. “Misafirimiz vardı şekerim…” dedi fısıldayarak…
Elindeki şarap kadehlerini etajerin üstüne bıraktı. Başımı yatağa çevirince uzanmış yatan misafiri görüverdim, gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Ayşe… Çırılçıplak, süt beyaz teniyle bir zambak gibi yatakta uzanmış, bebek gibi uyuyordu.
Saten yatak örtüsü aşağıya kaymış, bacaklarını örtüyordu sadece… Gittikçe dolgunlaşmaya başlamış memeleri hafif nefes aldıkça inip kalkıyordu. Dümdüz kaslı karnı, hafif sarı ayva tüyleriyle kabarık apış arası, yastığa yayılan uzun saçlarıyla tam bir afet yatıyordu yatağımızda…
“Off… Şuna bak Gül… Melek gibi uyuyor bebeğim… Yeme de yanında yat bunun…” Karım güldü,
“Ben yanında yattım zaten, merak etme…” diyerek üstündeki tülü sıyırıp çırılçıplak kaldı. Yatakta uyuyan kızı uyandırmamaya çalışarak, sırtı yatak başlığına dayayıp uzandı. Yastığın altına elini uzatıp bizim meşhur vibratörü çıkarıp bana doğru salladı, muzip bakışlarla gülerek,
“Hadi sen de soyun, bir duş al… Sonra da yanımıza uzan… Sen gelene kadar uyuyan güzelimiz uyanır.”
“İki çıplak afet bir yatakta ha? Şimdi kalbim duracak aşkım… Elindeki alete bakılırsa epey yordun galiba lolitamı, uykuya dalmış.”
“Seni dükkanda bulamayınca eve geldi, bana seni sordu. Ben de kocam yok ama ben varım dedim, ikimiz biraz hoşça vakit geçirdik. Hadi bırak çeneyi de, duşunu al gel… Ne cehenneme gittiğini gelince anlatırsın.”
Aceleyle ebeveyn banyosuna fırladım, bir hamlede soyunup duşun altına girdim. Hanife ve kocasıyla yaşadığım sikişmeler yormuştu beni ama içerde beni bekleyen iki afetin varlığı bir anda diriltmişti beni… Bol köpüklü ılık bir duşla da iyice kendime geldim. Banyo havlusuyla yolda telaşla kurulanmaya çalışarak banyodan çıktım.
Gül okşaya okşaya kızı uyandırmıştı anlaşılan… Mahmur gözlerini açmış, gerinerek bana bakıyordu. Kurulanmamı bitirip havluyu yere bıraktığımda önümde dikilmiş duran erkekliğime takıldı bakışları, gözleri ışıldadı sanki, gülümsedi.
“Hoşgeldin prensesim…” diyerek yatağın kenarına oturdum, dudaklarına bir öpücük kondurdum. “Uyandın mı sen bakiim?” dedim dudaklarını öpücüklere boğarken…
“Mmm… Yakışıklı prens öpünce uyandım.” diye kikirdedi. Elimi benden taraftaki göğsüne atıp avuçladığımda “Ohh…” diye inledi. Hele karım da diğer memesini avuçlayınca iyice kendinden geçti Ayşe…
“Prensimiz kılıcını çekmiş de gelmiş Ayşe, baksana…” dedi karım da… Kasıklarımdan yükselen benim taş gibi olmuş aleti gösteriyordu. Ayşe elini atıp sikimi kavradı narin parmaklarıyla, inleme sırası şimdi bendeydi.
“Ohh bebeğim… Gül ablanın vibratörü doyuramamış seni galiba…” dedim hazla gevşeyerek… Annesiyle onca sevişmeye ve boşalmaya rağmen hala istekli, hala harekete geçmeye hazırdı benim ufaklık… Karım elindeki vibratörü gösterdi,
“Doyurmaya çalıştım kocacım… Ama prensesimiz pek azgın bugün… Senin kılıcını özlemiş, bu plastik şey senin sikinin yerini tutmuyormuş, öyle dedi…”
“Evet Koray…” diye şikayet etti lolitam dudaklarını büzerek… “Bu kanlı canlı alet dururken plastik sokmak avutmuyor. Kaç gün oldu, ne arıyorsun, ne soruyorsun beni… Özledim.” Eliyle sikimin her yerini okşuyordu.
“Ben de seni özledim aşkım… Ama bugün epey yoruldum. Kenara kay biraz, yatağa uzanayım. Sen de istediğin gibi hasret gider küçük Koray'la…”
Ayşe biraz kayıp yatakta bana yer açtı, ben de sırtüstü uzandım. Az sonra havaya dikilen sikimi öpüp koklamaya başlamıştı bile…
“Ohh… Ağzına al bebeğim… Sikimi yala…” diyerek zevkle inledim. Kızın etli dudakları aralandı, pembe dilini gördüm, ıslaklığını ve sıcaklığını sikimin kafasında hissettim. Böyle bir zevk olamaz diye düşündüm, şehvetle yattığım yerde gerindim.
“Neden yoruldun sen bakiim?” diye sordu karım merakla… Yanıbaşımızda uzanmış vibratörü amının dudaklarını aralayıp klitorisini okşuyor ve parlayan bakışlarla bizi izliyordu. “Dükkanda da yokmuşsun, nerde yordun kendini?”
“Dedim ya sana karıcım… Hanife geldi, kocasıyla karşılamaya gittik, otogardan aldık.”
“Bu mu yordu seni? Otogara gitmek mi?”
“Canım, o kadar değil tabi…” Sikimin başını emmekle meşgul olan Ayşe'nin saçlarından tutup başını kasıklarıma bastırdım, “Ablasının boş evine gittik beraber, hasret giderdik. Özlemişiz hepimiz, baya yorulduk.”
“Özlemişiz derken?” dedi Ayşe söze karıştı. Sikimi ağzından çıkarmış, merakla bana bakıyordu.
“Biz… Annen, baban, ben…”
“Yuh, grup seks mi yaptınız?”
“Annenle sevişiyorduk önce, sonra baban da dayanamamış, tam biz maçın ortasındayken çıkıp geldi. Biraz bizi izledi, sonra o da bize katıldı. Hadi bebeğim, sen sikimi yalamaya devam et…”
“İnanamıyorum yaa… Bizimkilerde de ne seks fantazileri varmış… Üçlü grup seks…”
“Deli kız…” diyerek sırıttım, “Sen de bizimle üçlü grup seks yapıyorsun ya… Dibine kadar zevk alıyorsun, seksin inceliklerini öğreniyorsun. Onları yargılamaya hakkın var mı?” Ayşe dalgın dalgın parmaklarının arasına aldığı sikimle oynuyordu,
“Tamam, korkunç zevk alıyorum sizinle, harika bir şey yaşıyoruz. Ama… Ne bileyim, insan ebeveynlerinden beklemiyor böyle şeyleri…”
“Ben senden bir şey bekliyorum ama… Hadi bebeğim, elindekiyle oynaya oynaya boşaltacaksın şimdi… Yarrağımın üstüne çık da ikimiz yine harika bir şey yaşayalım.”
“Ah benim terbiyesiz cici babam…” diyerek kahkaha attı Ayşe, dediğimi yapıp belimin iki yanına dizlerini yerleştirdi. Ağzında ıslattığı sikimin başını körpecik amcığının dudakları arasına sürttürdü. Sertleşmiş klitorisi ıslak yarak başıyla okşandığında kendinden geçti adeta…
“Ohhh… Çok güzell…” diye inlerken etli köfte dudaklarını ısırıyordu.
Kollarımı başımın altına almış keyfime bakıyor, sikimin kızın kurabiye gibi am dudakları arasında kayboluşunu izliyordum. Yan tarafımdan da bir inleme kopunca başımı çevirip baktım.
Karım da sırtüstü yatakta yatıp bacaklarını ayırmış, Ayşe'nin benim yarağı amcığına alışı ile eş zamanlı olarak vibratörü amına sokuyordu. Zevk sularından ıslanmış amcığında yavaşça kayan suni yarak titreştikçe karımın kasları da titreyerek kasılıyordu.
“Vibratör seni tatmin ediyor galiba karıcım…” diyerek aleti tutan elini okşadım. “Küçük Koray'ı pek aramıyorsun bakıyorum.” Gül dudaklarını ısırarak cevap yetiştirdi,
“Napim kocacım… Baksana, küçük Koray çok meşgul… Bekleyemedim ben de… Bunca sene yedim o yarağı, biraz yemeyenler yesin.”
“Oh benim anlayışlı karım…”
Bu arada Ayşe ellerini göğsüme dayamış, üstümde inip kalkıyor, gözleri yarı aralık zevkten kendinden geçmiş vaziyette kendini bana siktiriyordu. Bir süre sonra artık atın üstünde zıplar konuma geçti, saçlarını savuruyor, başını iki yana sallayıp duruyordu. İnlemeleri odayı sarmıştı.
“Ohhh… İçimi doldurdun Koray… Çok güzel… Harika… Ohhh… Çok zevk alıyorum… Ölüyorum zevkten… Ahhh…”
“Zıpla aşkım… Dar amcıklım benim… Ohh… Sikimi sarıyor amcığın… Daracıksın… Hadi… Devam et… Sen sik beni… Ohh anasını siktiğim… Küçük kahpem benim… Azgın lolitam… Ohhh…”
Ağzıma geleni saydırıyordum kıza… Ben konuştukça o daha da azıyor, daha bir gaza geliyordu. İniyor kalkıyor, arada durup belini sağ sol yapıp yarrağımı içinde çeviriyordu. Hem kendisi kıvranıyordu zevkten, hem beni kıvrandırıyordu. Dipdiri ayva memeleri sallanıp duruyordu zıpladıkça…
“Geliyorum Koray… Boşalıyorum aşkımm… Ohhh… Harikaa…” demeye başladı sonunda… En son üstüme kapanıp kasıla kasıla orgazm oldu.
Kollarımla sımsıkı sarıp kendime bastırdım. Küçük kızın vajinal kasları sikimi sağıp duruyordu orgazm olurken…
Fakat onca zevk almama rağmen benim boşalmaya niyetim yoktu… Yanımda vibratörü sokup çıkarırken zevkten gözleri kaymış karıma saklıyordum spermlerimi…
Ayşe'nin kasılmaları bittiğinde nazikçe belinden tutup kaldırarak sikimi ıslak hapishanesinden kurtardım, yanıma yatırdım. Hala zevk kasılmaları devam eden kızın yanında bizi izleyerek vibratörle uğraşan karıma baktım,
“Hala boşalmadın bakıyorum sevgilim…”
“Ayşe haklı kocacım… Bu plastik şey senin sikinin yerini tutmuyor. Gerçek sikişin verdiği zevki vermiyor bana…” diyerek sızlandı karım…
Ayşe'nin üstünden atlayıp karımın bacaklarının arasına yerleştim. Vibratör dibine kadar Gül'ün amcığına gömülmüş vızıldayıp duruyordu. Eğildim, bacak içlerini, kasıklarını öpe öpe merkeze yaklaştım. Karım kısık gözlerle beni izliyordu, bakıştık.
“Yapma erkeğin seni sikerken birinin de klitorisinle ilgilenmesi gerekiyor canım… Ne dersin? Bızırını yalamamı ister misin?” dedim gülümseyerek…
“Ohhh… Evet aşkım… Lütfen…” diye fısıldadı. “İki erkekle grup seks yapar gibi… Biriniz sikerken, diğeriniz amımı yalasın. Zevk verin bana…”
“Azgın fahişe seni… İki erkek birden istiyorsun ha? Demek ben yetmiyorum sana…”
“Öyle deme kocacım… Bak sen zevkini almışsın. İki erkek birden Hanife'yi uçurmuşsunuz. Ohhh… Hadi sen de beni uçur şimdi… Zevkten öldür beni… Hadi…”
İşe koyuldum hemen… Karımın elinden vibratörü devraldım, titreşen aleti yavaş yavaş sokup çıkarırken amının dudaklarını, klitorisini yalamaya koyuldum. Karım ellerini iki yana atmış, kasılan parmaklarıyla çarşafı çekiştiriyordu zevkten…
Gül'ün bacak arasında konum değiştirerek, dizlerimin üstünde kıpırdanarak iki elimi de serbest hale getirdim. Bir elimle vibratörü sokup çıkarırken diğeriyle götünü okşamaya başladım.
Amından süzülen zevk suları göt deliğini de ıslatmış, iyice kayganlaştırmıştı. Orta parmağımı kasılıp gevşeyen büzüğünü okşaya okşaya deliğinden içeriye kaydırınca karım kendinden geçti.
“Ahhh… Delirtiyorsun beni… Çok güzel aşkımm… Ohhh…” diyerek inliyordu sürekli…
“Ayşe, sen de yatma öyle, ablanın göğüsleriyle ilgilen bakayım…” dedim lolitama… Talimatımı alan kız doğrulup Gül'ün memelerini okşamaya, kabarmış uçlarını parmaklarının arasında ezmeye koyuldu.
Bir yandan karımın bacak arasında çalışıyor, yan gözle kızları izliyordum. Ayşe kah karımın meme uçlarını emiyor, kah boynunda gerdanında geziniyordu dudaklarıyla… Etli dudakları karımın dudaklarına kapandı biraz sonra…
Nefes almakta zorlanan Gül de kızın dudaklarını kemiriyordu. Dillerinin birbirini okşadığını görünce iyice aşka geldim. Elimdeki vibratörü karımın amından çıkarıp attım, kendim bacak arasına yerleşip zonklamaya başlayan sikimi bir hamlede amcığına kökledim.
“Ahhh…” diye inledi karım… Devam edemedi, Ayşe'nin dudakları ağzını kapattı, sesi boğuklaştı. Bacaklarını ikiye ayırıp yarrağı gömdüm dibine kadar… Sonra da inip kalkmaya başladım. Kasıklarımız birbirine vuruyor, kabarmış klitorisi her hamlede aramızda eziliyordu.
Gül ile öpüşmeye devam eden Ayşe'nin saçlarından tutup kaldırdım, bu defa ben yumuldum kızın dudaklarına… Dizlerimin üstünde durmuştum. Bacaklarını belime dolayan karım kalçalarını indirip kaldırarak kendini bana siktiriyor, bense lolitamla yiyişiyor, ayva memelerini avuçlarımla yoğuruyordum.
“Offf… Geliyorummm…” diye haykırdı karım… Ayşe'yi bırakıp pompalamayı hızlandırdım. Kasnaklaya kasnaklaya sikiyordum karımı orgazm olurken…
Daha orgazmı tam anlamıyla sona ermeden amından çıktım. Sertçe belinden tutup kaldırdım, önümde domalmasını sağladım. Bitkin haldeki karımın kalçaları ay gibi önümde duruyordu.
Parmaklarımı pençe gibi geçirip tuttum o kalçaları, hala kasılıp duran amcığına arkadan yarrağı sokuverdim. Hırsla gidip geliyordum arkasında… Arada kalçalarını tokatlıyor, minik çığlıklar kopartıyordum karımdan… Sonunda gözlerim karardı, karımın amcığına boşalmaya başladım.
Fırtına bitip kendime gelince yana devrildim sırt üstü… Körük gibi nefes alıp veriyordum. Karım yanım uzanmış hala kasılıp duran karın kaslarımı, tıp tıp atan yarağımı okşayıp duruyordu.
Öbür yanımda Ayşe'nin de elleri üstümde dolaşınca dayanamadım, kollarımı açıp ikisini birden kendime çektim. Sımsıkı sarıldım ikisine birden… Üç çıplak beden bir yumak gibi birbirimize dolandık. Mutlulukla içimi çektim,
“Sizi çok seviyorum…” diye fısıldadım. Karım başını kaldırıp uzandı, dudaklarımı öptü. Ardından Ayşe de aynı şekilde ateşli bir öpücükle kutsadı beni…
İki kadınımın göğsüme yayılan saçlarını okşayarak öylece, huzur içinde uzandık kaldık.
Hanife (25)
Karım Gül ve Ayşe ile aynı yatakta seviştiğimiz o müthiş zevk kumkuması sona ermiş, yatak odamızın fırtına sonrası sessizliği odadaki ağır şehvet kokusuyla birleşmişti. Üçümüzün düzene giren nefes alışverişleri birbirine karışıyordu.
Ayşe, başını göğsümün sağ tarafına yaslamış, parmaklarıyla hala ıslak olan tenimde hayali daireler çiziyordu. Gül ise sol tarafımda, bacağını üzerime atmış, muzaffer bir komutan edasıyla tavana bakıyordu.
“Yarın akşam,” dedi Gül, sesi hala sevişmenin verdiği o boğuk tondaydı. “Hanifeler geldiğinde... Faruk’un gözlerindeki o seks açlığını şimdiden görebiliyorum Koray. Adam resmen sen karısını becerirken izlemek için can atıyor.”
Gülerek saçlarını okşadım. “Sadece izlemekle kalmayacağını biliyorsun hayatım. Faruk sınırları zorlamayı sever. Ama asıl bomba Hanife... Seninle tanışmayı o kadar çok istiyor ki.”
Ayşe birden doğruldu, göğüsleri ay ışığında parlıyordu. Gözlerinde muzip ama bir o kadar da karanlık bir parıltı vardı.
“Peki ya ben? Ben de o sofrada olacak mıyım? Annem ve babamın karşısında, senin dizinin dibinde otururken bana nasıl bakacaklar merak ediyorum.”
“Baban senin olayını biliyor ve kabullenmiş durumda zaten bebeğim.” dedim saçlarını okşayarak… “Asıl problem annen… Bakalım anneni nasıl ikna edeceğiz?”
Karım Gül, Ayşe’nin çenesini tutup kendine doğru çevirdi ve dudaklarına kısa, sahiplenici bir öpücük kondurdu.
“Sen bu oyunun en tatlı sürprizisin bebeğim. Annen seni uslu kızı zannederken, biz senin aslında ne kadar ‘eğitilmiş’ olduğunu ona göstereceğiz.”
“Hadi, kalk ve giyin bebeğim. Seni evinize bırakayım.” diyerek kızın dudaklarına ben asıldım bu kez… “Annen seni sorgulamaya başlamadan önce uslu bir kız gibi evine git, annenin dizinin dibine otur. Yarın akşam daha da güzel olacak.”
Ertesi Akşam: Hazırlık ve Gerilim
Ertesi akşam hazırlıklar tamamdı. Mükemmel bir sofra kurulmuş, şaraplar soğutulmuştu. Kapı çaldığında hepimiz hazırdık. Gül, vücut hatlarını belli eden dar, siyah bir elbise giymişti. Dekoltesi her eğilişinde insanı nefessiz bırakacak cinstendi.
Faruk ve Hanife yanlarında Ayşe ile içeri girdiklerinde hava bir anda elektriklenmişti. Faruk’un gözleri anında Gül’ün kalçalarına hapsoldu. Hanife ise yeni imajına uygun ipek turbanıyla, seksi makyajıyla harika görünüyordu.
Faruk karımdan ne kadar etkileniyorsa karısı Hanife de o denli tahrik ediyordu. Dizlerinin hemen altında biten elbisesi kapalı olsa da biçimli vücudunu sarıyor, ince siyah çorapları uzun ve düzgün bacaklarının güzelliğini arttırıyor, mıknatıs gibi bakışlarımı çekiyordu.
Karım ve Hanife yeni tanışan sıcakkanlı iki evli kadının konu sıkıntısı çekmedikleri dişil sohbetlerine daldılar. İkisi de her şeyi biliyorlardı aslında... Kocalarının diğerinin eşini siktiklerini… Hepimizin yaşanan yasak ilişkilerden çok zevk aldığını…
Lakin, olayları akışına bırakmış vaziyetteydiler. Hanife çekingen görünmeye çalışsa da, bana attığı o kaçamak ve ıslak bakışlar dün öğleden sonrayı unutmadığını kanıtlıyordu. Gül durmaksızın Hanife'yi süzüp duruyor, kısık gözleri onunla da bir şeyler yaşamak için yandığını belli ediyordu.
Ayşe ise ailesinin yanındaki "masum" imajını korumak için daha sade ama kısa bir etek tercih etmişti. Kısa bir kaç cümlesinden sonra sessizliğe bürünmüştü. Fakat alev fışkırtan bakışları sürekli benim üstümde dolaşıyordu.
Yemek boyunca konuşmalar hep çift anlamlıydı. Faruk, karımın şarap kadehini doldururken parmaklarını bilerek Gül’ün eline sürttü.
“Koray çok şanslı bir adam Gül…” dedi Faruk, sesi titreyerek. “Komşumun böylesine asil bir eşi olduğunu bilseydim, bu ailecek tanışma işini çok daha önce yapardık.”
Gül, kadehini kaldırıp Faruk’un gözlerinin içine bakarak gülümsedi. “Ziyaretler için asla geç değildir Faruk. Biz paylaşmayı seven bir aileyiz, öyle değil mi Koray?”
“Evet canım… Kesinlikle öyle… Paylaşmayı seviyoruz.” dedim rakı kadehimi Faruk'un kadehine tokuşturarak… Sonra da Hanife'yi içmesi için zorla ikna edebildiğimiz yumuşak içimli meyve kokteyli kadehine dokundum. O da kadehini kaldırıp,
“Sağlığımıza ve yeni arkadaşlıklara diyelim…” diyerek bir yudum aldı. “Faruk da karı koca her şeyi paylaşmayı sevdiğinizi anlattı bana… Duyunca çok sevindim.” Karım gülümsedi,
“Koray da bana sizi anlattı…” diyerek Hanife'nin eline uzanıp sıktı. “Her zaman söylerim, paylaşmak güzeldir.”
Sınırların Ötesinde Bir Gece
Yemekten sonra salona geçildiğinde içkilerin de etkisiyle perdeler kalkmıştı. Hanife, yanıma oturmuş, dizini bilerek bacağıma yaslamıştı. Likör etkisini göstermeye başlamış, kelimeler o etli dudaklarından çıkarken yuvarlanıyordu.
Faruk ise Gül ile koltukta yan yana oturmuş, karımın anlattığı bir hikayeye gülerken elini çoktan Gül’ün dizine koymuştu bile… Onlar da bizim gibi hallerinden pek memnun görünüyorlardı. Biz iki çift mutlu mesut muhabbet kuşları gibi şakıyorduk ama arada bir gözüm tek kalan ve televizyon izliyor görünen Ayşe'ye takılıyordu sık sık… Ona da annesine yalvarmasıyla hafif meyve likörü vermiştik, yudumluyordu.
Ayşe, anne ve babasının bu hallerini izlerken yerinde duramıyordu. Ailesine çaktırmadan elinin tersiyle boğazını keser gibi işaret yaparak gözlerini devirdi. Elindeki kadehi bitirip ayağa kalktı.
“Ben biraz terledim, dışarıya çıkacağım,” dedi ve bana dönüp göz kırptı. Kalkıp kadehini yeniden doldurdum,
“Bizim yanımızda sıkıldın sen Ayşe'cim… İstersen apartmanın arka bahçesi çok güzel, yeşillikler ve şirin bir kameriye var, orada oturup hava alabilirsin.”
Onun çıkışıyla odadaki atmosfer tamamen değişti. Hemen Hanife'nin yanındaki yerimi aldım. Faruk artık saklanmıyordu. Eli Gül’ün elbisesinin eteğinden yukarı doğru tırmanmaya başlamıştı. Karımın dudakları aralık vaziyette gözleri yarı kapanmış, Hanife ile onları izlememizden tahrik olduğu belli, derin soluklar alıp veriyordu.
Hanife parlayan gözlerle kocasının karımı okşamalarını izliyordu. Gül boynunu öpmeye çalışan Faruk'un ıslak dudaklarından huylanarak kikirdedi, başını yana kaçırdı,
“Hanife'cim, çok yaramaz bir kocan var tatlım…”
“Senin kocanın tam aksine desene…” dedi Hanife, fısıldayarak kulağıma eğildi:
“Kocam karını soyarken sen neden bekliyorsun Koray? Dün bıraktığın yer çok çabuk kurudu…”
Hanife’nin elini tutup avucumun içine aldım ve gözlerimin içine bakan Faruk’a döndüm.
“Görüyorsun komşum, Hanife sabırsızlanıyor. Karını burada, senin önünde tekrar becermemi ister misin?” Faruk, Gül’ün göğüslerini elbisenin üzerinden avuçlarken hırıldadı.
“Sadece istemem Koray... Buna bayılırım! Karımı mahvetmeni, onu inletmeni istiyorum. Ben de senin o muhteşem karını kucağıma alıp, senin izlediğin her saniye için onu ödüllendireceğim.”
Gül, Faruk’un kucağına yerleşirken bana bakıp gülümsedi. Artık geri dönüş yoktu. Salonun ortasında, iki ailenin birbirine karıştığı o büyük kaos başlamak üzereydi.
Salondaki ışıklar, içilen içkilerin ve yükselen arzunun etkisiyle sanki daha da loşlaşmış, ortam sadece nefes seslerinin ve kumaş hışırtılarının duyulduğu bir sahneye dönüşmüştü.
Faruk, karım Gül’ün siyah elbisesinin fermuarını tek bir hamlede aşağı indirdi. Gül, sütyen kullanmadığı için dolgun memeleri bir anda Faruk’un avuçlarına döküldü.
Faruk, sanki bir hazine bulmuş gibi titreyen elleriyle onları kavradı, uçlarını sertçe parmaklarının arasında ezmeye başladı. Gül, başını arkaya atıp Faruk’un omzuna yaslanırken, gözlerini benden ayırmıyordu.
“Bak Koray...” dedi Gül, sesi şehvetten çatallanmıştı. “Faruk çok heyecanlı. Elleri ateş gibi yakıyor tenimi...”
Ben de boş durmuyor, hemen yanımda oturan Hanife’nin bluzunun düğmelerini açmış, omuzlarından aşağı sıyırıyordum. Hanife, dün yaşadıklarımızın verdiği cesaretle bacaklarını iyice araladı ve elini kasıklarıma atıp pantolonumun üzerinden sertleşmiş olan organımı kavradı.
“Dün doyamadım sana Koray,” diye fısıldadı Hanife, dudaklarını boynuma gömerken. “Kocamın gözü önünde senin karınla yarışmak istiyorum. Hangimiz daha çok inletecek seni, görsün Faruk!”
Faruk, Gül’ün memelerinden birini ağzına alıp iştahla sömürmeye başlarken, diğer eliyle karımın bacak arasını ıslatan o tanga külodu kenara çekiştirdi. Gül, Faruk’un kucağında yaylanarak kalçalarını ona doğru itiyor, Faruk ise gördüğü manzara karşısında adeta kendinden geçiyordu.
Ben çırılçıplak soyundum. Alet taş gibi olmuştu, damarlarının zonkladığını hissediyordum. Aç gözlerle yarağımı izleyen Hanife’yi koltuğun üzerine yatırdım, eteğini beline kadar sıyırdım. Altında hiçbir şey yoktu, dün akşamdan kalma bir istekteymiş gibi ıslak ve hazırdı.
“Ohh… Külot giymedin mi altına azgın sevgilim?” diye inledim. Hanife şehvetle kıvranarak sikimi okşadı.
“Giymedim. Bir an önce içime girmeni istiyorum çünkü… Her şeyimle sana hazırlandım.”
Karısının şehvet dolu konuşmasını duyan Faruk, bir yandan Gül’ü sikerken, diğer yandan gözlerini bizden ayıramıyordu. Kendi karısının benim altımda kıvranışını izlemek onu daha da azdırıyordu.
“Sik onu Koray!” diye bağırdı Faruk, sesi odada yankılandı. “Karımın o doymak bilmez amcığını parçala! Ben de senin kadınına aynı şeyi yapacağım!”
“Kocan seni sikmemi istiyor Hanife…” dedim gözlerinin içine bakarak… “Sikeyim mi seni? Kocan sikilişini izlerken ıslak amcığına gömeyim mi yarrağımı?”
“Sik beni aşkım…” diye hırladı Hanife… “Yeter artık… Sok şunu içime…”
Bacaklarını aralayıp elimi amına götürdüm. Parmaklarımla zevk suyunu alıp dış dudaklarını, klitorisini ıslak ıslak okşadım. Zevkle kıvrandı yattığı yerde… Sonra da o çamurlu pembeliğin içindeki deliğe bir hamlede soktum sikimi…
“Ahhh…” diye inleyerek tırnaklarını belime batırdı. Zevkten gözleri kaymıştı. Yavaşça gömüldüm amcığına, sikim can yakacak bir sertlikle vajinasının derinliklerinde kayboldu. Ateş gibi yanıyor, daracık tünelin eti erkekliğimi sımsıkı sarıyordu.
O sırada yan taraftan gelen inlemeyle başımı çevirdim. Üstünde oturup kalkan karımı sikmekte olan Faruk da kendinden geçmiş durumdaydı. Karımın gözleri ise bizim üstümüzdeydi. Baktığımı görünce bana gülümsedi. Beğeni doluydu gözleri…
Birbirimize baka baka partnerlerimizle sikişmemizi hızlandırdık. Şehvetle kendimizden geçiyorduk. Gerçekten inanılmaz bir olaydı. Karı koca, iki yabancı ile sevişirken göz göze bakışıyor, böylece o yabancılardan aldığımız zevki daha da arttırıyorduk.
Karım belki Faruk'un bana göre ufarak sikinden Hanife'nin aldığı kadar zevk duymuyor olabilirdi, ama benim yanımda başka bir erkekle sikişiyor olmanın verdiği haz duygusu ortadaydı, yükselmeye başlamıştı Gül…
Belki bizden kıskandı, oturduğu yerden kalkıp karımı koltuğa uzattı. Bacaklarını aralayıp amını okşamaya başladı. Islak amında parmaklarının temasını hisseden Gül inleyerek kıvranıyordu. Hele klitorisini parmak uçlarında ezerken minik feryatlar kopardı zevkten…
Tam bu sırada, her şeyin doruk noktasına ulaştığı o anda, balkon kapısının tül perdesi yavaşça aralandı.
Ayşe’nin Sahneye Girişi
Bahçeye çıktığını sandığımız Ayşe, aslında karanlığın gölgesinde bizi izliyormuş. Üzerindeki sade kıyafetleri çıkarıp atmış, içeri girdi. Elinde bizim seks oyuncaklarımızı sakladığımız çekmeceden aldığı fantazi siyah deri kırbaç vardı.
Çırılçıplak bedeni, salondaki loş ışıkta bir heykel gibi parlıyordu. Ayva gibi sert dolgun memeleri, pembecik meme uçları, dümdüz karnı, pırıl pırıl görünen üçgeni, annesi gibi uzun bacaklarıyla bir Venüs gibiydi küçük kız…
Annesi Hanife ve babası Faruk, kızlarını bu halde karşılarında görünce bir anlık şokla duraksadılar. Ama Ayşe’nin bakışlarında en ufak bir utanç yoktu. Aksine, avcı bir kuş gibi ailesine bakıyordu.
“Bensiz mi başladınız?” dedi Ayşe, sesi buz gibi ama davetkardı.
Yavaş adımlarla babası Faruk’un yanına yürüdü. Faruk, kucağındaki Gül’ü bırakmadan şaşkınlıkla kızına bakarken, Ayşe elindeki kırbacı babasının çıplak omzuna hafifçe sürttü.
“Baba...” dedi Ayşe, babasının kulağına eğilerek. “Annemi Koray abinin altında böyle çaresiz görmek seni çok mu azdırdı? Bak, yarağın iyice sertleşmiş, taş gibi... Ama üzülme, senin küçük kızın bugün çok şey öğrendi.”
Hanife, altımda yatarken çırılçıplak kızına bakıp,
“Ayşe... Sen... Ne yapıyorsun burada?” diye inledi. Ayşe annesine bakıp sırıttı. Sonra bana döndü:
“Koray, annemi siktin, beni siktin... Şimdi sıra babamda. Onun, karını nasıl becerdiğini izlerken ben de ona yardım edeceğim. Annemi de sen hallet, dün yarım kalan ne varsa bitir!”
Ayşe, babasının arkasına geçti ve ellerini Faruk’un omuzlarına koyarak onu karım Gül’e doğru daha sert itti. Faruk, kızının bu sapkın teşvikiyle adeta bir hayvana dönüştü.
Gül’ü koltuğun kolçağına yatırıp arkasına geçti. Ayşe ise bir yandan babasının sırtını okşuyor, bir yandan da Gül’ün saçlarından tutup başını geriye çekerek babasının işini kolaylaştırıyordu.
Salonda artık tam bir cinnet hali hakimdi. Ben Hanife’nin içinde hızla gidip gelirken, karşımda Faruk karımı inletiyor, Ayşe ise bu vahşi tablonun yönetmeni gibi bir o tarafa bir bu tarafa dokunarak ateşi körüklüyordu.
Salondaki atmosfer artık sadece bir grup seks değil, sınırların tamamen yok olduğu vahşi bir ritüele dönüşmüştü. Odanın her köşesinden farklı bir inleme yükseliyor, tenlerin birbirine çarpma sesi şarap kadehlerinin tınısına karışıyordu.
Ayşe, babası Faruk’un arkasında adeta bir orkestra şefi gibi duruyordu. Faruk, karım Gül’ün kalçalarını pençe gibi kavramış, hayvani bir hırsla karımı sarsıyordu. Ayşe, babasının kulağına eğilip,
“Daha sert baba... Koray’ın karısını sik… Ona daha iyi olduğunu göster!” diye fısıldadıkça Faruk’un hızı daha da artıyordu.
Ayşe bu kez diğer tarafa geçmiş karımı azdırmaya çalışıyordu. Gül, başını geriye, Ayşe’nin çıplak göğüslerine yaslamış, bir yandan Faruk’un darbeleriyle sarsılıyor, bir yandan da Ayşe’nin parmaklarının dudaklarında gezinmesine izin veriyordu.
“Ahhh... Faruk... Çok büyüksün...” diye haykırdı Gül. Karımın bu nidası Faruk’u iyice çileden çıkardı. Sürekli karımın amını pompalıyor, o kılsız tüysüz beyaz kalçaları karımın bacaklarının arasında inip kalkıyordu.
Ben ise o sırada üçlü koltuktan yuvarlanmış, Hanife’yi halının üzerine yatırmıştım. Hanife, hemen karşısında kocasının ve öz kızının başka bir kadını, benim karımı nasıl iştahla paylaştıklarını izlerken zevkten titriyordu. Ayaklarını omuzlarıma dayadı, elleriyle kendi memelerini sıkarken bana yalvarıyordu:
“Bak onlara Koray... Bak kızım babasına nasıl yardım ediyor! Beni de öyle sik... Parçala beni, onlara bizim geri kalmadığımızı göster!”
Hanife’nin içine her vuruşumda gözlerim hemen yanımızdaki üçlüye kayıyordu. Ayşe bir ara babasından ayrılıp yanımıza geldi. Dizlerinin üzerine çöktü, ben Hanife’nin içinde gidip gelirken, Ayşe eğilip beni tutkuyla öpmeye başladı. Dillerimiz birbirine dolanırken, ben Hanife’nin derinliklerine daha sert darbeler indiriyordum.
Gecenin en sapkın anı, Faruk’un artık dayanacak gücünün kalmadığı andı. Gül’ün içine boşalmak üzereyken Ayşe araya girdi.
“Dur baba!” dedi Ayşe. Faruk’u karımdan geri çekti. Faruk, zonklayan yarağıyla nefes nefese kalmışken, Ayşe annesinin bacaklarının arasından beni de çekip çıkardı.
“Şimdi...” dedi Ayşe, sesi odaya hükmediyordu. “Herkes yer değiştirsin. Anne, sen babamın üstüne çık. Koray... Gül abla zaten senin, ama ben bugün ikinizi aynı anda istiyorum.”
Ayşe’nin komutuyla salon tam bir kördüğüme döndü. Faruk sırt üstü uzandı, karısı Hanife yılların verdiği alışkanlık ve yeni kazandığı bu sapkın heyecanla kocasının üstüne çöktü. Kendi kocasını sikişini izlemem için bana bakıyordu.
Ben ise Gül ve Ayşe’yi önüme aldım. Gül önümde, dizlerinin üzerine çökmüş, Ayşe ise onun yanında bana doğru kalçalarını devirmişti. Bir elimle karım Gül’ün saçlarını tutup yüzünü kasıklarıma çekerken, diğer elimle Ayşe’nin daracık amcığını arkadan parmaklıyordum.
“Görüyorsun değil mi Faruk?” diye bağırdım. “Sen karını becerirken ben hem karımı hem kızınızı aynı anda doyuruyorum!”
Faruk, Hanife’nin altında inlerken, “Doyur Koray! Hepsini doyur! Bu gece kimse sağ çıkmasın bu odadan!” diye kükredi.
Ayşe, bir yandan Gül ile öpüşüyor, bir yandan da benim parmaklarımın arasında zevkle kıvranıyordu. Sonunda dayanamadı, Gül’ü yana itip kendi amcığını yarağıma hedefledi. Onu sertçe kucağıma aldığımda, Hanife ve Faruk’un karşısında, onların gözlerinin içine baka baka kızlarını inletmeye başladım.
Hanife, kocasının üzerinde zıplarken kızının benim altımdaki çığlıklarını duydukça daha da azıyor, büzüğü kasılıp gevşiyordu. Gül ise yerde, hepimizin arasında çıplak bir kedi gibi dolanıyor, kah Faruk’un taşaklarını okşuyor, kah benim Ayşe’ye girişimi izleyerek kendini parmaklıyordu.
Beş beden, tek bir et yığınına dönüşmüştü. Ter kokusu, döl kokusu ve kadınların zevk suları koltuklara, halılara siniyordu. Hepimiz aynı anda o büyük finale yaklaşıyorduk.
Gecenin sonunda, salondaki ağır ve şehvetli sessizliği Faruk’un derin bir iç çekişi bozdu. Herkes bir yerlere devrilmiş, bedenlerindeki terin soğumasını beklerken gözlerdeki o vahşi pırıltı yerini sinsi bir memnuniyete bırakmıştı.
Faruk, hala üzerinde yatan karısı Hanife’nin saçlarını okşarken bana baktı. Bakışları artık bir komşuya değil, bir suç ortağına bakıyor gibiydi.
“Koray...” dedi sesi kısık bir şekilde. “Biz yıllardır aynı binada, aynı sokakta birbirimize yabancı gibi yaşamışız. Bu gece... Bu gece her şey değişti.”
Karım Gül, yerden kalkıp yanıma oturdu, başını omzuma yasladı. Ayşe ise hala kasıklarımın arasında, mahmur gözlerle ailesini izliyordu. Gül söze girdi:
“Bu sadece bir geceyle sınırlı kalmamalı Faruk. Birbirimizin gözlerinin içine baktığımızda artık sadece ‘komşu’ göremeyiz. Biz artık birbirimizin en mahrem sırlarıyız.”
Ortaklık ve Yeni Kurallar
O gece, çıplak bedenlerimizle salonun ortasında otururken, bu gizli hayatın kurallarını koymaya başladık. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Alınan kararlar kesindi:
Görünürde Normal, İçeride Fırtına: Dışarıda herkes yine "örnek komşu", "örnek aile" rolünü oynayacaktı. Ama kapılar kapandığında sınırlar kalkacaktı.
Müşterek Anahtarlar: Yarın ilk iş olarak birbirimize evlerimizin yedek anahtarlarını verecektik. Kimin ne zaman hangi yatakta olacağı tamamen o anki arzuya bağlı olacaktı.
Ayşe’nin Rolü: Ayşe bu zincirin en kritik halkasıydı. Hem anne-babasının hem de bizim fantezilerimizin köprüsü olacaktı. Okuldan veya dışarıdan geldiğinde hangi evde sikiş varsa oraya dahil olabilecekti
Babam sinemada sikti
Sizlere bir gece yarısı babamla yaşadığım seks hikayemi anlatmak istiyorum. Ben yaşıma göre epey bir azgın ve sekse düşkün bir genç kızım. aslında babamla yaşadığım o anları düşünmek beni çok aşırı daha fazla azdırıyor diyebilirim. Daha evvela hiç aklıma gelmezdi lakin babamla seks yaparken çok keyif aldım. Hala hatırladıkça bacaklarım titriyor ve haz alıyorum diyebilirim. Daha sonra hiç bir erkek de bana o kadar keyif vermedi.
Neyse derhal hikayeme geçiyorum. Gerçi biraz sonra yazacaklarımda bunlardada söz edeceğim. Sizleri daha aşırıbekletmeden mevzuya direkt giriş yapmak istiyorum. bununla birlikte bir mevzuda daha bilgi vermeme izin verin, bu tür sex hikayelerini yazmakta o kadar da deneyimli değilim, yazacağım olaylara belki balıklama atlmış olacağım ve size saçma istikbal lakin gecenin bir yarısı sırf fantazi olsun diye bilgisayar başına geçip bu tür bir pono öykü yazacak değilm :( Her neyse daha aşırı detaylara takılmadan direk mevzuya geçiyorum ve yazacağım olayları olabildiğince traşlayarak yazmaya çalışacağım, sıkıcı gelmemesi için..
Hafta sonu babamla sinema planı yapmıştık, annem genelde böyle projelerin her süre dışında kalmayı tercih eder, babamla beraber perşembe gününden bilgisayarın başına geçip filmleri takip etmeye ve hangi filme gideceğimize karar vermeye çalışıyorduk. Ben genel olarak korku filmlerine bakıyordum lakin babam filmin konusundan çok oyuncularının ne kadar seksi olduklarına ve filmin ne derece müstehcen olduğuna bakıyordu. Bu fikri gitmek istediği filmin adını söylediğinde edinmiştim ve ben her ne kadar diğer bir film adı versemde yinede dediği filme iki bilet almıştı, en arka ve orta koltuklardı.
Filmin gösterime giriş tarihine bakılırsa epey bir eski bir filmdi, yani en azından iki haftadır falan olmuştu film çıkalı, ben zaten tahmin edebiliyordum, filmde pek seyircinin olmacağını az çok kestirebiliyordum. Sinema günü geldiğinde babamla birlikte evden çıkmaya hazırlanıyorduk, o fasıla annemde markete gitmişti bir kaç alışveriş yapmak için. üzerime giydiğim pantolon ve tişört nedense pederin hoşuna gitmemiş olacak ki bana etek giymemi söyledi. Babamın birlikte giyebileceğim kadar uzun bir eteğim olmadığından babama temiz eteğimin olmadığını söyledim,
nasıl olmaz ya birde ben bakayım diyerek dolabımı karıştırmaya başlanmıştır, nedense ilk önce gidip çekmeceleri açarak iç çamaşırlarıma bakıyordu, yani o çekmecede benim elbiselerimin olmadığı apaçık ortadaydı lakin nedense bütün iç çamaşırlarıma tek tek dokunarak çekmeceleri kapatıp elbiselerin bulunduğu dolabın kapağını açtı, sanki ayarlamışcasına pederin gönünün önünde bordo eteğim duruyordu, eteğimi eline alarak bunu neden giymiyorsun, menfaat pantolonunun bunu giy bakalım diyerek eteği bana uzattı.
Etek diz üstü mini bir etekti ve normalde böyle mini etek giymeme kızan babam bu defa eteği giymemi kendisi istiyordu, peder bu eteği ben istesem giydirmezsin ama şu an giymemi istiyorsun dediğimde benimleyken giyebilirsin lakin beraberinde ben yoken giyemezsin dedi ve eteği giy hadi bekliyorum diyerek dışarı çıktı. Tam üzerimdeki pantolonu çıkarmıştım ve külotumla odanın ortasında elimde eteğimle dururken babam içeri giriverdi, peder nabıyorsun çık dışarı ya üzerimi değiştiriyorum desemde tamam kizim önemli değil hadi giy bekliyorum diyerek beni izlemeye başlandı, çaresizce eteği elime aldım ve pederin karşısında külotlu bir biçimde eteği giymeye başladım, eteği giyerken hafif arkamı dönmüştüm, babama karşı götümü döndüğümde bile devamlı bana bakıyor ve babam götümü seyrediyordu resmen, birşey demedim,
karşısında domalarak eteğimi giydim, giydikten sonrada tamam peder hadi çıkalım dedim ve evden çıkıp arabaya geçtik.Yolculuk sırasında devamlı vites değiştirirken bacağıma dokunuyor ve elini bacağıma atıp hafif hafif okşayarak kullanıyordu arabayı. O lahza bile pederin beni sikmek istediğini düşünememiştim, aslında daha öncelerinde pederin bu tür davranışları oluyordu fakat en son sinema salonunda yakınlaştığında bundan böyle niyetini açıkça anlamıştım. Neyse yol boyunca devamlı eteğimin üstünden bacaklarımı okşuyor, külotlu çorabımın üstünden ve eteğimin altında elini sokmaya çalışıyordu, tabi bunları açık açık yapmıyordu,
yavaş yavaş sanki bana hissettirmemeye çalışırcasına yapıyordu. Yarım saat süren yolculuğumuzdan sonra sinemaya geldiğimizde salonda bizden diğer dört beş bireyin daha olduğunu görünce babama döndüm ve bak filmde kimse yok bile ,iyi değil bu film keşke öteki bir filme bilet alsaydık dedim, babamda kimsenin olmayacağını zaten biliyordum, film sinemaya gireli aylar olmuş, ben rahat rahat izleriz diye bu filme bilet aldım dedi ve elimden tutarak beni sinema salonuna soktu. En arkaya geçtik ve filmin başlamasını beklemeye koyulduk. Bir kaç dakika sonra sinemanın ışıkları söndü, etraf kapkaranlık olmuştu, babam filmin 10 dakikasından sonra gene elini bacağımın üzerine doğru getirerek külotlu çorabımın üzerinden beni okşamaya başladı,
aşırı yavaş okşuyor ve arabada yaptığı bu gibi sanki hissetmeyeceğimi düşünüyordu sanırım. Film başladıktan sonra nerdeyse ilk araya kadar kesintisiz olarak bacaklarımı okşamaya devam etti ve bu dakikalar ilerledikçe bacaklarından yukarı doğru çıkan bir okşamaydı. ikinci yarıya girmeden evvela babam tuvalete gidiyorum diyerek ayağa kalktığında önündeki kabartı dikkatimi çekti, boş bulundum ve peder bu ne diye sordum, gözlerimin içine derin derin bakarak bişey yoktur kızım, derhal geliyorum sen burada bekle dedi ve gitti. 10 dakika kadar aradan sonra film başlamaya yakın babam salona girdi ve yanıma geldi, önünde ki kabarıklık kısmen gitmişti. Film tekrar başladığında ışıklar gene söndü ve ışıklar söner sönmez babam yine bacaklarımı okşamaya başladı,
bu kez elinin üzerine elimi attım ve yaptıklarından haberdar olduğuma dair mesaj vermek istedim. Babam bu bir hale hiç aldırış etmeden bacaklarımı okşamaya devam etti, sonra elimi tutup benim elimin üzerinden okşamaya devam etti, bir zaman sonrada elimi yavaş yavaş yukarı doğru çıkartarak bacaklarımın arasına doğru sokmaya çalıştı, aşırı geçmedende eteğimin üstünden tam amımın bulunduğu yere kadar elimi getirmiştir.
Babam baktım ve ne yapıyorsun peder diye fısıldadım, gülümseyerek yanağımdan öpmeye başladı. Bir kaç öpücükten sonra eliyle boynumdan tuttu ve dudaklarımı öpmeye başlandı, kendimi geri çektim ve pederin yanından kalkıp taraf koltuğa oturdum, babam bu defa oturduğu yerden fermuarını açarak yarrağını dışarı çıkardı ve bana doğru bakarak yarrağını okşamaya başlanmıştır, gördüklerim karşısında her ne kadar şoka girsemde gördüğüm şey beni etkilemişti, böylesine kalın ve uzun bir sik görmeyeli uzun zaman olmuştu, en son aylar evvela meslek yerinde ki biriyle sevişmiştim ve aylardır kimseyle ilişkiye girmemiştim. hemen oturduğum yerden tekrar kalkarak pederin yanına oturdum ve yarrağına elimi atıp pederinyarrağını okşamaya başladım.
Babam o sırada ellerini başının arkasına koyup filmi izlemeye başlanıyor, ben artık kendime dur diyemiyordum ve ikinci yarıda film bitene kadarpederin yarrağını okşamaya devam ettim. Film bittiğinde birden ortalık aydınlandı ve ben derhal pederin çükünden elimi çektim. Ayağa kalkıp sinemadan çıkmadan evvela bir kaç dakika orada oturduk, sonra babam ayağa kalktı, elimden tutup benide kaldırdı, hadi eve gidiyoruz diyerek önde çıktı. Arabaya varana kadar her zaman önde önden gitti ve benden evvela arabaya girerek oturmaya başlanmıştır, bir dakika kadar sonra bende arabaya gelmiştim, içeri girdiğimde pederin yarrağını yine dışarıda görmüştüm, bana baktı ve elini ver diyerek elimi yarrağını üzerine koydu, sinemada olduğu gibi tekrar pederin yarrağını okşamaya başladım, bir yandan okşuyor bir yandanda hadi peder eve gidelim evde devam edelim diyordum.
Babam tamam kizim ama saat daha erken, bir kaç saat dışarıda duralım, biz gidene kadar annen uyumuş olur bizde sorunsuzca sorunsuz takılırız diyordu. Tamam babacığım dedim, babam yakınlarda bir parka götürüp parkın otoparkına arabayı bıraktı, hava kararmıştı ve parkta kimsecikler yoktu, boş bir üstü kapalı çardak bulup içine geçtik, parkta pederin yarrağını okşamaya devam ettim, bir kaç dakika okşadıktan sonra babam birazda yalamaya ne dersin dedi ve beni bacaklarının arasına aldı, zaten karanlıktı ve girdiğim yerden beni kimsenin görmesi mümkün değildi. Parkta pederin yarrağını ağzıma aldığım an babam başımı sıkı sıkı tutarak aferim kizim aynen devam et, canım kizim benim aferim sana, hadi daha derinlerine al diyerek ağzıma vermeye devam ediyordu.
Yaklaşık on dakika kadar sonra pederin iniltileri artmıştı, bir kaç saniye sonrada ağzımın içine boşaldığını ayrım ettim fakat yarrağını ağzımdan çıkarmadan onu ağzımın içine boşalttım. Ağzımda ki spemrleri tükürmeden pederin bacaklarının arasından çıkıp yanına oturdum ve spermleri derhal kenara, çimlerin üzerine tükürdüm, babam orgazm olmuştu lakin bu defada ben azmıştım, peder hadi artık eve gidelim ben iyi değilim, annem uyumuştur bizde sorunsuz rahat takılırız dedim ve elinden tutarak çardaktan kaldırdım. Elinden tutup çekiştire çekiştire hızlı bir şeklde arabaya götürdüm, saat onbir civarıydı eve girdiğimizde, annem uyumuştu ama yinede emin olmak için yatak odasına girip baktım,
bir kaç defa anne diye seslendim ve uyuduğundan emin olduktan sonra pederin yanına giderek doğrudan dudaklarından öpmeye başladım. Bir yandan öpüyor bir yandan da az evvela emdiğim ve boşalttığım yarrağını avuçluyordum. Fermuarını açıpyarrağını dışarı çıkardım ve sanki köpeği tasmasından tutar bu gibi babamı çükünden tutup onu odama doğru çekiştirmeye başladım. Odama girdiğimizde de direk domalarakpederin yarrağını yine yalamaya başladım. Ayakta domalmış bir biçimde pederin yarrağını bir kaç dakika yaladıktan sonra derhal altımdakileri çıkardım ve yatağıma geçerek hadipeder gel buraya dedim. Babam yatağıma geldi ve üzerime çıkarak yarrağını zevkten sırılsıklam olmuş vajinama sürtmeye başladı,
zaten zevkten bayılmak üzereydim o yüzdenpeder bırak sürtmeyi hadi içime gir dedim. içime girdiği lahza derin bir ooohhhhh çektikten sonra bundan böyle hareketsiz bir biçimde pederin altında yatarak beni sikmesini izlemeye başladım. Hiç kendimi yormuyordum yalnızca beni sikmesine izin veriyordum ve o an ne istersem onu yaptırıyordum. Bir yandan sikiyordu bir yandan benim isteğimle memelerimi sıkıyordu, bir ara parmağını emmek istediğimi söyledim ve pederin parmağını ağzıma sokması istedim, bir zaman sonrada sima üstü yattım ve vajinamı sikerken göt deliğimde parmaklamasını istedim ve götümü parmaklattım. Babama olası olduğunca kendimi her pozisyonda siktirdim ve defalarca defa boşalmak istediğini söylediğinde hayır peder lütfen boşalma,
daha çok aşırı sikeceksin beni, şayet boşalırsan sabaha kadar peşinden ayrılmam, bir saat kadar daha dayan sonra boşalabilirsin dedim ve kendimi siktirmeye devam ettim. En son pozisyonunuz ise ayaktaydı. Babam yatakta üzerimde yatarken bir fasıla bundan sonra boşalacağım duramıyorum dediğinde üzerimden kaldırdım ve gardrobun önünde, aynanın karşısında arkam dönük bir biçimde hafif eğilerek babamı yanıma çağırdım. Arkamdaki yerini aldı ve bir zamanda ayakta siktirmeye başladım, bu pozisyon benim aşırı hoşuma gitmişti ve kendimi kaybetmiş bir biçimde babam her içime girdiğimde canım babacığım, canım babacığım sik beni, canım babacığım sok bana diye inlemeye başladım, ben bunları demeye başladığım lahza babam yarrağını içimden çıkararak götümün üzerine doğru büyük bir basınçla boşalmaya başlandı,
pederinspermlerini kalçamda hissettiğim lahza bende kendimden geçtim ve bacaklarımın gücü birden bire kesildi, ayakta duramadım, birden gardrobun önüne düşüvermiştim, babam boşalmaya devam ediyordu, ben yere düşünce direk saçlarımın üzerine boşalmaya devam etti, başım komple pederin spermine bulanmış bir şekilde yerde öylece yatakalmıştım. Bu hal beni öyle tahrik etmişti ki arada titremekten kendimi alamıyordum ve bir kaç dakika boyunca gardrobun önünde öylece kalakalmıştım. Babam beni ayağa kalkdırmak ve yatağa yatırmak istediğinde de yoktur peder burası iyi sen gidebilirsin dedim.
Babam odamdan çıkarak doğruca duşa gitti ve yaklaşık onbeş dakika kadar duşta kalıp temizlendikten sonra yanıma yine geldi, o duşa gittikten beş dakika kadar onra ben gardrobun önünde kalkmış ve yatağıma geçmiştim, yanıma gelip duşa girecekmisin diye sordu, bulunmamaktadır peder çok fazla yorgunum yarın girerim ben iyi geceler diyerek kapıyı kapatıp çıkmasını söyledim. Babam odamdan çıktığında altımda hiçbirşey yoktu ama üzerimde tişörtüm duruyordu, üzerimdekileri çıkartıp geceliğimi giyecek gücüm dahi yoktu, babam beni öyle güzel sikmişti ki tüm gücümü kesmişti resmen.
Konuşacak kimse yok mu
HANİFE (23)
Bu arada kata gelmiştik, asansörden çıktık, evin kapısını açtım, içeriye girdik. Kapıyı kapatır kapatmaz arkasına yaslayıp tekrar kucakladım Ayşe'yi… Adeta dört koldan daldım kıza, dudaklarını kemirirken kalçalarını okşuyor, göğüslerini avuçluyordum. Zorlukla kurtardı kendini dudaklarımdan, nefes nefeseydi.
“Dur, yapma… Konuşacağız demiştin. Evde karın yok mu?”
“Karım ortalıkta yok baksana… Yine konuşuruz aşkım… Bırak ikimiz baş başa kalmışken biraz seveyim seni… Sevişelim… Çok özledim seni diyorum kız… Baksana yine taş gibi oldu sikim… İndir şunu ne olur… Bittikten sonra yine konuşuruz. Ne istersen onu yaparız.”
Tekrar saldırdım. Ellerini tutup yukarıya çektim, başının üstünde birleştirip kapıya dayadım. Bütün vücudumla üstüne abanarak öpmeye devam ettim. Önümdeki kabarıklığı eteğinin üstünden kasıklarına sürttürüyordum sürekli…
Benim erkek gücümle mücadele etmeyi bırakan Ayşe'yi öperken bluzunun düğmelerini bugün ikinci kez açmaya başladım. Bluzu çıkardım attım. Elimi arkaya sütyeninin kopçasına uzatıp onu da fırlattım yere… Eteğini yuvarlacık taş kalçalarından aşağıya sıyırdım. Yere bıraktım.
Kollarımın arasında ağı kesilmiş külotlu çorabı ve tanga küloduyla kalmıştı başındaki türban haricinde… Hem öpüyor, hem elimi küloduna atmış, yumruk gibi kabarık amcığını avuçluyordum.
“Mmm… Korayy… Dayanamıyorum aşkımm…” diye inledi ağzımın içinde… Pantolonumun fermuarını indirip kazık gibi olmuş malafatı dışarıya çıkarırken sordum,
“Neye dayanamıyorsun sevgilim? Ne istiyorsun? Emret yeter… Sikeyim mi seni?”
Bunu sorarken ağı yırtık tanga külodun arasına sokmuştum bile yarağı… Kafası kızın ıslak amcığını okşarcasına, olanca kalınlığıyla kayıverdi apış arasında… “Ohhh…” diye bir inleme kopardı. Gidip gelmeye, am dudaklarının arasında sürtünerek, okşayarak badana çekmeye başladım.
İnce siyah külotlu çorabın sardığı kalçalarından kavrayarak kendime çekiyor, sikimi yavaşça gömerken bir elimle uçları kabarmış memelerini avuçluyordum. Ahtapot gibi her noktasında çalışıyordum.
Ayşe'nin inlemeleri arttı, minik çığlıklara dönüştü. İlk orgazmını o anda yaşadı. Kasıla kasıla boşaldı bir müddet…
“Ohhh… Aşkım… Dizlerim titriyor. Düşecek gibiyim sanki… Ne olur, tut beni, sarıl bana…” diyebildi sonunda, yorgun, bitkin…
“Gel yatağa gidelim aşkım… Daha rahat ederiz.” diyerek apış arasından sikimi çıkardım, bir hamlede kucağıma aldım yarı çıplak kızı, yatak odasına ilerledim. Bir yandan da dudaklarını kemiriyordum.
“Off… Çok tatlısın Ayşe'm… Doyamıyorum sana…” Cevap bile veremiyordu bana aldığı zevkten, boynuma sarılmış vaziyette köfte dudaklarını aralayarak öpücüklerime karşılık veriyordu.
Yatak odasının kapısını açtığımda gördüğüm manzarayla bir an durakladım.
Her zaman derli toplu duran geniş yatağımız bomba patlamış gibi, buruşuk kırışık saten çarşafın yarısı yerde, yastıklar saçılmış vaziyetteydi. Büyük yastıklardan biri yatak başlığına dayanmıştı ve karım yarı oturur vaziyette yatağın bir kenarına uzanmıştı.
Çırılçıplak…
Beyaz teninde boynunda, gerdanında Faruk efendinin hediyesi bir iki morluk göze çarpıyordu. Gözleri bize dikilmiş, bir eli uçları kabarmış memesini okşarken diğer eli apış arasında, amını parmaklayarak bizi izliyordu.
Saten çarşafın üzerinde yer yer ıslaklık olduğunu fark ettim. Orospu çocuğu karımı sikerken yatağa fışkırtmış olmalıydı. Kırmızı saten üzerinde beyaz lekeler görüyordum. Karımın zevk suyu da akmıştı yatağa büyük ihtimalle, ıslak bölgeler bazı yerlerde göllenmiş görünüyordu.
Kollarımın arasındaki Ayşe şehvetle kendinden geçmiş, yatağa uzanmayı bekliyordu. Kollarını boynuma sarmış, burnunu omuzumla boynumun arasına gömmüş vaziyetteydi. Karımın yatağın diğer kenarında uzanıp bizi izlediğinin ayırdında değildi.
Kıza çaktırmadan sırıtarak selamladım sevgili karımı… O da gülümseyerek başını eğdi. Memesini okşayan eliyle parmaklarını bitiştirip beğeni anlamında bir işaret yaptı.
Dün ben nasıl yatakta Faruk'la sikişmesini izlediysem, bugün de karım ona getirdiğim körpe sevgilimle sikişmemi yakından izleyecek, büyük ihtimalle o da bize katılacaktı. Amcığını okşuyor, parlayan gözlerle bizi izliyordu.
Amından elini çekip bana gösterdi. Parmaklarının arasında beyaz spermler vardı. Faruk'un amına akıttığı dölleri hala vajinasında duruyordu azgın orospunun… Gidip yıkanmamıştı henüz, belki de bana göstermek, yalatmak için…
Ama kucağımda sikilmeye hazır genç bir kız varken ortağımın spermlerini yalayacak halim de, niyetim de yoktu doğrusu… Yavaş hareketlerle süzülür gibi yatağın kenarına yaklaşıp kucağımdan indirdim Ayşe'yi… Yüzü bana, sırtı yarım karıma dönük, yatağa uzattım boylu boyunca…
Kızın zevkten yarı kapalı gözleri ve tüm dikkati benim üzerimdeydi. Ben hızla üstümde ne var ne yok çıkarırken kapattı gözlerini… Elleriyle yatar vaziyette bile dimdik yükselen çıplak göğüslerini, kabarmış uçlarını okşuyor, yanına uzanmamı bekliyordu.
En son külodumu çıkarıp kazık gibi olmuş yarağımı serbest bıraktım ve ben de yatağın kenarına, Ayşe'nin yanına oturdum yavaşça… Yatağın diğer ucunda çırılçıplak uzanan karımın amcığını okşayarak, çıt çıkarmadan sessizce, pür dikkat bizi izliyor olması son derece tahrik ediciydi.
Elimi uzatıp başındaki türbanı okşadım Ayşe'nin… Yanaklarını, dudaklarını, boynunu, omuzlarını… Göğüslerinde dolaştım parmaklarımla, dümdüz karnında… Parmak uçlarımla tüy gibi teninde dolandıkça ürperiyor, ayva tüyleri kabarıyordu. Kalçalarını saran ince siyah külotlu çorabın ince kaygan dokusu da, dipdiri kalçaları da ayrı bir tahrik konusuydu.
Parmaklarımın sıcak temasını dükkanda makasla kestiğim tanga külodun ağından çıplak teninde hissedince zevkle kıvrandı Ayşe…
“Ohh… Aşkımm… Gel artık… Dayanamıyorum…” diye inledi. Elini uzatıp kasıklarımdan havaya yükselen sertliğimi kavradı büyük bir istekle…
“Geleyim bebeğim… Ben de dayanamıyorum. Sikmek istiyorum seni…” diyerek ben de parmaklarımı onun ıslak amının içine saldım.
Parmaklarımı ıslak kuyusunda hareket ettirdikçe şap şup ses çıkarıyordu zevk suları… Hele klitorisine dokununca titredi bütün bedeniyle… En hassas noktasına kaygan parmak uçlarımla dokunmam kendinden geçirdi kızı… Gözleri kapalı, sikimi bırakıp elimi tuttu iki eliyle, kendine bastırdı.
“Ahhh… Çok güzel… Devam et aşkım…”
“Artık sikmek istiyorum seni… İster misin? Sikeyim mi seni bebeğim?” Yattığı yerde şehvetle kıvrandı Ayşe... Bense karıma bakıyordum o anda… Aynı soruyu ona da sorar gibi… Başını salladı evet anlamında… Hala eli amcığında, klitorisini ezerek, dudaklarını ısırarak bizi izliyordu parlayan gözlerle…
“Ohhh… Evet… İstiyorum… Çok istiyorum hem de… Ne olur… Gel… Sik beni… Ne istersen yap bana…” Arkasında bizi izleyen karımın varlığını bilse böyle açık saçık, şehvet dolu bir sesle, içinden geldiği gibi konuşur muydu acaba? Kesinlikle hayır…
Üzerine eğildim, aralık duran ateşten kurumuş dudaklarını öptüm. O da karşılık verdi, saçlarımdan tutup öpüşmeye başladı. Biraz dil dudak karışık öpüştük, biraz aşağıya indim gerdanını dudaklarımla okşadım, meme uçlarını teker teker dilimle yalayıp emdim.
“Ahhh… Öp Koray… Em onları…” diyerek inliyordu sürekli… Tekrar yukarıya çıkıp dudaklarına yumulurken elimi bacak arasına attım, amcığını avuçladım.
“Mmm… Amcığın su gibi olmuş aşkım… Yalamamı ister misin? Klitorisin kemik gibi kabarmış, emeyim onu istersen…”
“Ne istersen yap aşkım… Her yaptığın şey beni zevkten öldürüyor. Ohhh...”
Dudaklarını kemirirken elimle karıma Ayşe'nin amcığını işaret ettim. Sonra da ayva göğüslerini avuçlamaya başladım. Gül ne istediğimi anlamıştı hemen, tecrübeli orospuydu ne de olsa… Yavaşça, yılan gibi yerinden kayıp kızın kasıklarının üstüne eğildi. Ona verdiğim am yalama görevini yerine getirmeye başladı.
Ayşe'nin dudaklarında, göğüslerinde çalışırken bir yandan da yan gözle, gözümün ucuyla bakmaya, karımın ne yaptığını görmeye çalışıyordum. Uzun sarı saçlarının kızın kasıklarına yayıldığını görebildim.
Gül başını iyice eğdi, dudaklarını şehvetle kabarıp şişmiş tazecik amcığın üstüne kapattı. Çöken yanaklarından kızın am dudaklarını vakumladığını anladım. Mutlaka benim ona oral yaparken yaptıklarımı uyguluyor olmalıydı. Dış dudakları şiddetle emerken diliyle de içeriden klitorisinin sertliğini yalıyordu mutlaka…
“Ohhh… Korayy… Ne yapıyorsun bana? Harikaa…” diye kıvrandı altımızda küçük kız… Zevkten kendinden geçmişti. Üstüne kapanmış dudaklarını kemirirken parmaklarımla göğüs uçlarını çekiştiriyor, memelerini avuçluyordum. Karımsa kızın körpecik amcığıyla ilgileniyordu.
Sonunda, orgazm olmasına ramak kalmasına rağmen, aynı anda dudakları göğüsleri emilirken, eş zamanlı olarak amının yalanmasının, klitorisinin emilmesinin, içine parmak girip G noktasına varıncaya kadar okşanmasının bir tek kişinin çalışmasıyla mümkün olmayacağının farkına vardı acemi tazemiz…
“Ne..? Neler oluyor böyle? Koray? Sen beni öperken amımı yalayan kim?” diyerek dudaklarını kurtardı benden, başını kaldırıp amını yalayanın kim olduğunu görmeye çalıştı. Karımın sürekli hareket halindeki başını, karnını ve kasıklarını okşayan saçlarını görünce bir hayret nidası döküldü dudaklarından…
“Aaaa….”
“Tanıştırayım Ayşe'cim… Karım Gül…” Tekrar eğilip dudaklarını öpmeye koyuldum. “Hani seninle seviştiğimizden haberi olan karım… Senin videolarını izleyip sana hayran olan karım…”
“Ne videosu? Ne diyorsun?” Karım başını kaldırıp bir an bize baktı. Dudakları kızın zevk sularıyla ıslanmıştı. Çok seksi bir görüntüsü vardı.
“Seninle yaptığımız video sohbetlerini, hatta sevişmelerimizi kaydetmiştim aşkım… Sen kamerada mastürbasyon yaparken… Benimle sevişirken… Altımda zevkten inlerken… Karım da izledi senin neler yaptığını… Senin ne kadar güzel, tazecik, körpecik, ne kadar azgın olduğunu gördü.”
“Ama… Nasıl olur? Senin karın… Benim şeyimi… Yalıyor.”
“Sıkıntı yok bebeğim. Lezbiyenlik de tercih meselesi… Geceleri porno izliyorsun. İzlediğin pornolarda hiç görmedin mi kız kıza sevişenleri? Kapat gözlerini… Kendini bize bırak sen… Zevk almaya bak. Önemli olan zevk alman değil mi? Amcığını kimin yaladığının ne önemi var ki… Bırak Gül de yalasın amını… İkiniz için de yepyeni bir deneyim bu… Tadını çıkar sadece…”
Ben susunca karım Ayşe'nin kurabiye gibi kabarmış, zevkten yumruk gibi şişmiş amınının dudaklarını avuçlayıp sıktı,
“Kocacım, ben yeteri kadar yaladım. Hadi gel de o koca sikini sok bakayım şu ıslak amcığa… Sırılsıklam oldu, seni bekliyor. Aletinin nasıl girip çıktığını yakından göreyim bir de… Nasıl sikiştiğini izleyeyim canlı canlı…”
“Tamam aşkım… Geliyorum.” diyerek kalktım, Ayşe'nin bacaklarının arasında mevzilendim. “Şu üstündekileri çıkaralım artık, daha rahat ederiz bebeğim.”
Bacaklarındaki kaçık külotlu çorabı çıkardım, sonra da tanga külodunu… Avucumun içinde buruşturup burnuma götürdüm zevk sularından ıslanmış dantel yumağını… Derin derin kokladım,
“Ohh… Mis gibi am kokuyor karıcım…” dedim Gül'e…
“Seks sapığı seni… Külot fetişi, çorap sapığı kocam… Hadi artık, bırak külot koklamayı… Külodun içindeki amcık şu anda sikinin altında zaten… İçini dışını yaladım, hazırladım senin için… Sok şunu… Sikmeye başla…”
“Önce biraz da sikimi yala istersen… Bebeğimin canı yanmasın aşkım…”
“Ah benim düşünceli kocam… Getir bakayım şu senin itfaiye hortumunu, onun da hatırı kalmasın, onu da yalayayım.”
Eliyle sikimi tutup yalamaya başladı. Islak pütürlü diliyle yalıyor, arada ağzına sokup emiyordu. Ağzının içinde sikime sürtünen sıcak dilinin okşamaları içimde fırtınalar koparıyordu. Zevkten ikiye katlandım adeta,
“Off… Harikasın karıcım…” diye inledim. “Faruk'un sikini de yaladın mı böyle? Onu da kıvrandırdın mı yarağı yalarken?” Sikimi ağzından çıkarıp güldü,
“Tabi ki kocacım… Yalamadan bırakır mıyım? Hele beni sikmek isteyen adamı sen göndermişken… İliklerini kuruttum bir saatin içinde… Elimden zor kurtuldu. Ama ben doymadan kaldım.”
Merakla bizi izleyen Ayşe'nin bakışları altında bir süre yaladıktan sonra sikimi belinden tutup kafasını kızın ıslak amına dayadı. Biraz aşağı yukarı yapıp sikimin kafasıyla Ayşe'nin am dudaklarını, kemik gibi kabarmış klitorisini okşattırdı.
“Ohhh… Çok güzell…” diye inleyerek zevkten kıvrandı Ayşe… “Hadi devam et abla… Sok şunu…”
“Ablan kurban olsun sana güzelim… Hadi bakalım, beline kuvvet kocacım… Güzel kumam sikilmeye hazır... Sen de sikmeye başla.”
Yavaş yavaş soktum yarağı… Islak amcığı yararak vajinasına gömülmeye başladı sikim… Zaten karımın ağzında iyice ıslandığından daracık ergen amcığında fazla zorluk çekmiyordum. Az sonra kasıklarımız birleşti, köküne kadar girmek için iyice bastırmak zorunda kaldım, başı diplerine dayanmıştı çünkü…
“Ihhh… Yardın beni… İçimde odun var sanki, çok kalınsın…” dedi Ayşe… Karım hemen yanıbaşımızda uzanmış, sikimin amcığa gömülmesini, hafif hafif içinde kıpırdanmalarımı ilgiyle izliyordu.
“Evet canım…” dedi kıza… “Çok kalındır kocamın siki… İlk zamanlar ben de zorlanıyordum almakta…”
Elini uzatıp altındaki buruşuk çarşafı parmaklarının arasında sıkan Ayşe'nin elini tuttu, okşadı. Ayşe de kasılmış parmaklarını açıp Gül'ün elini tuttu destek almak ister gibi sıktı. Kadın dayanışması…
“Teşekkür ederim abla...” dedi kız, minnetle… “Kocanı bana verdiğin için… Erkeğini benimle paylaştığın, sevişmemize izin verdiğin için…”
Gül de gülümseyerek yukarıya aldı kendini, Ayşe'nin yanına yerleşti usulca… Hala elini tutuyor, kızla yüz yüze duruyordu. Gözlerinden başlayıp uçları kabarmış ayva memelerine, bacaklarının arasındaki birleşme noktamıza kadar beğeni dolu gözlerle süzdü kızı…
“Rica ederim aşkım… Ne demek?” diye fısıldadı ihtiras dolu bir sesle… “Benim kocam, senin de erkeğin bundan sonra… Ne zaman canın isterse… Kocamın erkekliği bize yeter, merak etme…”
Eğildi, kızın dudaklarına sevgi dolu bir öpücük kondurdu, çekildi. Ayşe'nin tedirginliğini hissettim. Karımın az önce amcığını yalamasını da şaşkınlıkla karşılamıştı. Bu kez bir kadın tarafından öpülünce aynı derecede irkildi önce… Kocaman açılmış iri güzel gözleriyle karıma bakıyordu. Gül kızı sakinleştirmek için mırıl mırıl konuşuyordu,
“Korkma aşkım… Öpüyorum sadece… Unuttun mu, az önce bal amcığını yaladım senin, sularını içtim… Şu anda kocamın kol gibi yarağı var o amcıkta… Bırak kendini bana… Bırak da biraz ben seveyim seni… Öpüp koklayayım… Sen sadece zevk al…”
Ardından tekrar yumuldu o köfte dudaklara… Ayşe gözlerini kapatmış, kendini iyice salmıştı. Nasıl salmasın? Benim yarak vajinasında gidip geliyor, karım dudaklarını emiyor, yalıyor. Karımın bir eli ayva göğüslerinde, dümdüz karnında okşayıp duruyor. Kabaran meme uçlarını parmaklarının arasında eziyor.
Hele dudaklarını bırakıp boynunu öperek gerdanını, göğüslerini tavaf etmeye başlayınca, ben de arada eğilip boştaki meme ucuna yumulup emdikçe iyice zevke geldi, delirdi adeta… Meme uçları sırayla emilirken karımın saçlarından tutup kendine çekti, yüzünü memelerine gömmeye çalıştı.
“Ohh… Gül… Neler yapıyorsunuz bana abla… Ahhh… Çok güzell…”
Gözleri kaydı, orgazm olmaya başladı. Bütün vücudu istemsizce, can çekişircesine kasılıp titriyordu. Çok güzel bir manzaraydı doğrusu… Karımla bakıştık, gözlerinde eserinden memnun bir sanatçının ifadesi vardı. Tekrar dönüp kızı izledik karı koca…
Ayşe'nin vücudunun sarsılması, kasılmaları bitince amından çıkmadan diz üstü vaziyete aldım kendimi… Bacaklarını belime doladım. Zonklayan yarağım hala amcığındaydı. İçinde yavaş yavaş ileri geri giderken, aynı anda parmağımı am suyunda ıslatıp klitorisine masaj yapıyordum.
“Ohh… Yapma Koray… İşkence yapmayın bana… Dayanamıyorum… Çok zevk alıyorum… Ahh… Öldürüyorsunuz beni…”
Karım birden göğüslerini yalamayı bıraktı, doğruldu. Bir bacağını aşırıp kızın kafasını bacaklarının arasına aldı. Yatak başlığına tutunup kalçasını indirdi biraz, tam Ayşe'nin ağzına amını dayadı.
“Biraz da sen beni öldür bebeğim… Hadi… Ben seninkini yaladım, biraz da sen yala amcığımı… Ohh… Evet… Orası… Öp beni bebeğim… Amcığımı öp… Yalaa… Harikasın… Klitorisimi em biraz… Ohhh…”
Karımın sadece sırtını ve dolgun kalçalarını görüyordum. Altta Ayşe amcığını yaladıkça kasılıp gevşiyordu kalça etleri… Üstünde beli bükülüp duruyor, kalçalarını ileri geri yapıyor, amını klitorisini kızın pütürlü diline kendisi sürttürüyordu.
Dakikalarca sürdü bu zevk kasırgası… Üçümüz de kendimizden geçmiş vaziyetteydik. Karım dayanamadı fazla, elimi uzatıp ıslak parmaklarla göt deliğini okşayıp içine sokup çıkarırken kasılmaya başladı. Ayşe amcığını yalarken ben de götünün deliğinde oynaşan parmaklarımla zevk verince zirveye yükseldi.
“Ohhh… Geliyorumm… Çok iyi… Harika… Yala kızım… Amcığımı yala… Çok iyisin… Ohhh…”
Müthiş bir orgazm yaşıyordu. Sonunda kendini bırakıp yatağa devrildi. Sırt üstü yatmış vaziyetteydi, cenin pozisyonunda, kasılmaları hala devam ediyordu.
Ayşe ise ağzı karımın am suyuyla ıslanmış, gözlerini bana dikmişti. Zevkten gözleri kaymıştı. O da iyice yükselmişti, gelmek üzereydi. Daralıp gevşeyen, kasılmalar yaşayan, içindeki yarağımı sıkıp sıkıp bırakan amcığında yaklaşan fırtınayı hissedebiliyordum. Nefes alıp vermekten kurumuş dudakları aralandı,
“Koray…” diyebildi şehvetten karılmış bir sesle… Belime kilitlenen bacaklarını çözdüm, ikiye ayırıp ayaklarını dizlerini kollarıma aldım amından çıkmadan… Sonra üstüne yüklendim. Sikim köküne kadar körpe amcığına, yüzüm boynuna gömüldü.
“Canım… Harikasın…” dedim yuvarlak omuz başını dişlerken… “Amcığın çok zevk veriyor. Delirtiyorsun beni… Ohhh…”
“Iııhhhh…” diye inleyebildi Ayşe… “Asıl deliren benim… Hayatımda böyle zevk yaşamadım ben…” İkiye katlanmıştı altımda… Zor nefes alıp verebiliyor, soluk almaya çalışırken göğüsleri, dümdüz karnı inip kalkıyordu.
Vurdura vurdura gidip gelmeye başladım vajinasında… Sikimin kafasına kadar çıkarıyor, hemen ardından tekrar gömülüyordum. Her girip çıkışımda zevk suları amından fışkırırcasına akıp taşaklarımı ıslatıyor, götünden yatağa süzülüyordu.
Faruk karımı sikerken nasıl çarşafta ıslak lekeler oluştuysa, şimdi de sulu amcıklı kızını sikerken aynı şey oluyordu. Kıçının altında ıslaklık oluşmuş vaziyetteydi. Son hamleleri yaptım. Gittim, geldim. Basbayağı pompaladım kızı…
“Geliyorum…” diye haykırdı sonunda… Gözleri kaydı, boynuma sarılıp bırakmadı. Kasılan suratı felç geçirir gibi ifadesizce hareketsiz kaldı. Beyazları büyüyen gözleri tavana dikilmiş, anlamsızca bakıyordu.
Hareket eden tek şey kasılmalar yaşayan vajinası ve içinde iyice büyüyen, şişen erkekliğimdi. Sikimi sağmalarına ben de dayanamadım daha fazla,
“Agghhh…” diye böğürerek son bir kez kökleyip kaldım ben de… Kıllı kasıklarım onun kaymak gibi kasıklarına, taşaklarım ıslanmış göt deliğine yapıştı, yükümü içine boşaltmaya başladım.
Ayaklarını bırakmış, üstüne kapanmıştım. Bütün ağırlığımla altımda kasılıp duran kızın üstüne yüklenmiştim. Yine de dirseklerimden destek alarak kendimi yukarıda tutmaya, kızı altımda ezmemeye çalışıyordum.
Sikimi Ayşe'nin içinden çıkarıp yanına devrildim. Ayşe yatağın bir kenarında uzanıyordu, ben oralarında, karım da diğer kenarda…
Biz sırt üstü yatıp nefeslerimizin düzelmesini beklerken, karım da dirseğine dayanıp yanlamasına uzanmış, bize bakıyordu.
“Harikasınız…” dedi karım sonunda… “İkiniz de çok güzeldiniz. Sanki kaliteli bir porno film izler gibiydim. Ne olur, bunu tekrarlayalım hep…”
“Koray…” diye seslendi Ayşe, sesi yorgun, bitkin çıkıyordu. Elini amına atıp az önce içine boşalttığım ve süzülen spermlerden bir damlasını alıp havaya kaldırmış, parmağından akışına bakıyordu.
“Yine içime boşaldın aşkım…” diyebildi. Karım uzanıp Ayşe'nin elini tuttu. Kızın spermli parmağını diliyle yaladı önce, sonra ağzına sokup emdi.
“Problem değil bebeğim…” dedi sonra diliyle yalanırken… “Ertesi gün hapı filan var, içersin, bir şey olmaz. Olursa da merak etme, hallederiz. Sen orgazmın keyfini çıkar, böyle şeyleri düşünme…”
“Düşünceli karım benim… Sen ne kadar anlayışlı bir kadınsın yaa… Seni seviyorum, hem de çok…” diyerek karımın elini tutup öptüm.
“Karıcım… Siz neler yaptınız Faruk'la? Güzel geçti mi? Faruk pek memnun kalmış gibiydi.” Güldü karım,
“Yani… Senin yerini tutmaz hiç bir zaman… Ama onu bana senin göndermen çok kışkırtıcıydı. Tahrik ediciydi. O yüzden hoşuma gitti, zevkle seviştim.” Diğer yanımda yatan kıza baktı, hala yarı sert durumdaki, kalınlığından bir şey kaybetmemiş sikimi tutup kaldırdı, ona gösterdi,
“Ayşecim, kusura bakma… Senin yanında konuşuyoruz bunları ama… Kocamın bu güzel yarrağından sonra babanın erkekliği bana ufak geliyor… Sadece fantezi yaşıyor olmamız açığı kapatıyor.”
“Şey, babamın erkekliğiyle ilgili pek ayrıntı duymasam iyi olur abla…” dedi o da gülerek… “Ama geceleri annemi pek bir bağırtıyordu. Onların sevişme seslerini, annemin inlemelerini dinleyerek çok mastürbasyon yaptım yatağımda…”
“Bilmiyorum sevgilim… Belki babanın siki küçük de olsa orgazm olmak yetiyordur ona... Ama benim aygır kocam annene gerçek seksin ne olduğunu öğretmiştir. Değil mi Koray?” Aynı anda elini ağzına kapattı,
“Ayy… Pot mu kırdım yoksa? Kocacım, Hanife'yi söylemiş miydin Ayşe'ye?” dedi.
“Merak etme aşkım…” diyerek güldüm. “Ayşe de öğrendi annesini siktiğimi… Ama aynen dediğin gibi… Gerçek seksi öğrendi benimle, duvarları aştı. Anasına bak kızını al demişler ya… Ayşe'nin kime çektiği belli… Aynı güzellik, aynı azgınlık, doyumsuzluk…”
“Tabi bir de bir boğayla, senin gibi güçlü, koca yaraklı bir erkekle sevişmek iyi gelmiştir Hanife'ye… Umarım babasına tekmeyi basmaz.”
Ayşe muhabbet uzadıkça ve karımın sıcacık parmaklarını başında hissedince tekrar eski olağan sertliğine kavuşup dikilen sikimin boşta kalan kısmını tuttu bunu söyleyince,
“Biliyor musun Gül abla? Ben hala Koray veannemin sevişmelerine alışamadım. Sana da baba mı diyeceğim bundan sonra Koray? Babamdan sonra bir de sen çıktın, Cici babam…” diyerek güldü…
Karımla ikimiz kahkahayı bastık, koyduğu teşhis çok komikti doğrusu… Sarılıp kendime çektim,
“Oh benim azgın ve yaramaz kızım…” diyerek dudaklarını öptüm. Karım da,
“Evet aşkım…” dedi Ayşe'ye, gözlerinden yaş geliyordu gülmekten… “Fakat, biliyor musun? Sen tam olarak azgın Lolitanın tekisin… Benim güzel, küçük orospum… Cici baban anneni sikiyor. Sen de cici babanla sevişiyorsun. Sizi ensest sapıklar sizi…”
“Ona bakacak olursak, sen de ensest sapığın tekisin karıcım… Az önce üvey kızınla seviştin sen de… Seni ensest lezbiyen seni…” diyerek onu da kendime çektim.
“Ama ne yapayım aşkım… Baksana, ne kadar tatlı bir üvey kızın var… Yedikçe yiyesim geliyor kızını… Doyamıyorum.”
Göğsüme başlarını koyup bir bacaklarını benim üstüme atan, birer elleriyle iyice sertleşip havaya dikilen yarrağımı tutup paylaşarak okşayan iki kadınımı sarıp sarmaladım. Bacaklarını ayırdıklarından ıslak amcıkları benim kıllı bacaklarıma temas ediyordu. Mutlulukla içimi çektim.
Biri bekaretini yeni kaybetmiş taze körpe, diğeri sekste kıdemli iki azgın, güzel, seksi kadının arasında çırılçıplak uzanmak, hiç sorunsuz, mutlulukla paylaşılmak…
Cennet böyle bir yer olmalıydı mutlaka… İki huri, bir gılman… Umarım üçüncü huri de, benim çarşaflı Hanifem de en yakın zamanda gelir aramıza… Üç güzel kadınla aynı anda beraber olmak harika olmalı…
Hanife 20
Ertesi gün geç saatte uyandım, dükkana geç gidebildim. Ortak işleri gayet güzel hallediyordu, bir iki konuştuk, sohbet ettik. Yarım saat sonra baktım, komşum Faruk da geldi, dükkanı açtı. Ketıldan sıcak su alıp nescafe yaptım iki bardak, komşuma ziyarete gittim.
“Günaydın ortak… Hayırlı işler olsun.” diye neşeyle içeriye daldım. Elimdeki iki bardaktan birini uzattım. “Yorgun görünüyorsun, kahve getirdim sana, açılırsın diye…”
“Evet, dün epey yoruldum doğrusu…” diyerek kahvesinden bir yudum aldı. “Yenge nasıl, dünden beri, iyi mi?” Kahkaha attım,
“Hem de çok iyi ortak… Verdiğin ilaç çok iyi geldi karıma… Çok memnun oldu. Bebek gibi uyudu gece…” dedim. Sonra da yorgun gözlerine baktım, “Ya sen nasılsın? Gecen nasıldı?” Başını öne eğdi, utandı mı ne, yanakları kızardı sanki…
“Senin ilaç bana ağır geldi be Koray… Hiç beklemiyordum. Hem de karının önünde, ben karını sikerken senin yaptığın şey…” Elimi omuzuna koydum,
“Bak dostum… Fazla kafaya takma… Fena mı oldu totalde? Ne zevkler yaşadın düşünsene… Karımla seviştin sen yaa... Kaç erkeğe nasip olur böyle bir fantezi?”
“Orası öyle de…”
“Faruk'cum… Sen kocasının yanında, evli bir kadını siktin. Ortamızda inleye inleye geberdin zevkten… Sen benim karımın ıslak daracık amına sokup çıkarırken benim yarak da sana girdi çıktı… Sen karımı siktin, ben de seni siktim. Eh, böyle harika bir zevkin bedeli gibi düşün sikilmeyi… Zevk almadın mı hiç? Yalan söyleme bana…”
“Yalan söylersem çarpılırım, hem de duble zevk aldım ama…”
“Eee? Bırak, gerisini düşünme… Zevkine bak sen… Senin takıldığın siteleri de izlediğin videoları da biliyorum, grup seksler, biseks erkekler… Üçümüz de mutlu olduk işte… Keşke seninki de gelse, dördümüz mutlu olsak… Sahi, Hanife nerede yahu? Nerdeyse iki ay olacak, özletti kendini…”
“Tahmin ederim, çok özlemişsindir… Yavşak, karımı baldızın evine atıp inlete inlete sikemedin değil mi kaç zamandır? Hadi kızımı sikmene bir şey demiyorum. Azgın kahpeyi, taze fıstığı bulmuşsun, sikmeden bırakmazsın da… Ulan o sikişin kitabını yazmış seksi karın varken ne istedin benim kapalı çarşaflı karımdan?”
“Sorma Faruk… Anlattım sana ya… Sizin sikiş videolarını görünce öyle bir canım çeki ki senin Hanife'yi… En az benimki kadar ateşli bir karın var oğlum… Canı yarak istediği zaman ne çarşaf kalıyor ortada, ne başka bir şey… O kara çarşafın içinde çırılçıplak, altında bir tek jartiyer çorapla geldi benimle sikişe…”
“Amına koduğumun azgın orospusu… Yakında geliyor merak etme… Dün gece eve gidince telefon ettim, konuştuk. Gel artık dedim.”
“İki ay ne yaptı karın oralarda? Sen varsın kocası olarak, ben varım… Hiç mi seks istemedi canı? Senin o sikişken karının bu kadar zaman yarak yemeden duracağını aklın kesiyor mu senin ortak?”
“Ne diyorsun sen, tokmaklayacak birini buldu mu yoksa karım?” Baktım, elini kabarık önüne götürmüş avuçluyor,
“Pezevenge bak, zevke geldin galiba… Birilerinin karını sikmesi hoşuna mı gitti?”
“Yani… Suç mu peki? Sen dün gece nasıl zevk aldın ben karını sikerken?”
“Suç demedim oğlum, suçlamadım seni… Ama gelsin artık ya… Karınla sevişmeyi özledim Faruk… Senin karını sikmeyi çok özledim.”
“İbneye bak, karımı sikmeyi özlemiş. Oğlum böyle konuşup durma, sikimi kaldırıyorsun. Bakalım kim indirecek…”
“Buluruz bir çaresini, merak etme… Bak, o yeğeni olacak heriften şüpheleniyorum ben… Semih miydi adı neydi?”
“Yok artık, baldızın oğlu lan o… Öz teyzesini sikecek hali yok ya…” Adama gerçeği söyleyemedim o anda… Oğlan teyzesini sikiyor mu bilmiyorum ama, kuzenini sikmişti piç… Kızının körpecik götünün kızlığını bozmuştu. Gerçi Faruk yeğenin kızını siktiğini öğrense ne yapacaktı bu gavatlık kumaşıyla, orası da ayrı konu ya…
“Lan oğlum, ensest ilişki diye bir şey duymadın mı sen? Onsekiz yaşında ergen, teyzesini bırak, yeri gelince bacısını bile siker.” demekle yetindim.
Tam o sırada kapı açıldı, içeriye Ayşe girdi. Yine başı örtülü, yine üzerinde daracık bluz, kalçalarını saran diz altı dar eteği ve seksi gülümsemesiyle… İçeriye girer girmez beni görünce yüzü aydınlandı sanki…
“Hah, azgın anasından konuşurken patlak kızı geldi.” dedi Faruk, ağzının içinden boğuk ve kısık sesle…
“Kolay gelsin, hayırlı işler…” diyerek cıvıldadı lolitam…
“Kolaysa başına gelsin fıstık, hoş geldin…” diye atıldım babasından önce…
Babasının yanında bu kadar samimi konuşmama şaşırmış, tepkisini ölçmek ister gibi Faruk'a baktı şöyle bir… Onun kızına fıstık dememe aldırmayıp gülümsediğini görünce de havadan sudan konuşmaya başladı benimle… Arada babası da lafa karışıyor, muhabbet ediyorduk.
“Ya komşum, lafa daldık, söylemeyi unuttum… Hani benim hanıma abiye dikiyordun ya, ölçülerini almıştın, dikmeye başlamıştın?” Soran gözlerle bana baktı Faruk,
“Evet, almıştım?” dedi. Karımın ölçüsünü nasıl aldığını hatırlamıştı piç, sırıtarak lafın gerisini bekliyordu.
“Prova için seni bekliyor hanım… Müsaitse bir zahmet bize kadar geliversin dedi. Ne dersin, gidebilir misin? Düğün yaklaştı, acele ediyor. Hazır kızın da buradayken… Ayşe dükkana bakarken sen de bizim eve gidip geliver istersen…” Gözleri parladı namussuzun,
“Olur komşum… Ne demek, yengem istemiş madem…” diyerek hazırlandı, “Ayşe, ben Gül hanımın provasını yapıp geleyim kızım, bir saate kalmaz buradayım.”
Babası ceketini giyip çıkınca Ayşe ile başbaşa kaldık dükkanda… Dar bir cephesi olan uzun, arka tarafı ışıksız bir dükkandı. Ortada dikiş makinası, overlok, ütü masası, en arkada kumaşları kesim yaptığı yüksek ve geniş bir masa…
“Sen babamı sizin eve mi gönderdin?” dedi biraz şaşırmış vaziyette…
“Evet, neden şaşırdın bu kadar? Karımın ölçüsünü alacak, sen de duydun.” dedim kapıya giderken… Baktım, sokakta kimse yok, kapıdaki tabelanın KAPALIYIZ yazan tarafını dışarı bakacak şekilde döndürdüm, anahtarı da içerden çevirip kilitledim.
“Ne bileyim… Karın evde yalnız… Babamla ikisi… Hey, aklında ne var senin?” Cebimden telefonu çıkardım, karımın numarasını aradım.
“Aşkım… Faruk geliyor… Senin ölçünü almaya… Üstünde prova yapmaya…” dedim. Şaşırıp kalan karımın cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım.
Ayşe oturduğu yerden önce kapıyı, sonra telefonu kapatıp yanına gelişimi merakla izliyordu. Elinden tutup arka tarafa, kesim masasının yan tarafındaki prova bölümüne götürdüm.
Hiç itiraz etmeden kuzu kuzu benimle geldi, raylı perdeyi çektim. Ön taraftan meraklı biri baksa bile bizi göremezdi şimdi… Ellerini tuttum,
“Evet canım… Benim karım, senin baban… İkisi evde yalnız olacaklar… Ama biz de ikimiz burada yalnızız…” Karşı karşıya duruyorduk, yanakları kızarmış, dudakları aralanmıştı, çok seksi görünüyordu.
“Ne yani… Benim babamla senin karın…”
“Evet… Anneni inlete inlete siken azgın babanla benim azgın karım… Önemli değil desem inanır mısın? Daha önce de bizim eve gitti baban… Bazı şeylere göz yumuyorum, ikimiz için yaptım bunu… İkimiz rahatça sevişelim diye… Ve ben seni çok özledim bebeğim.” diyerek beline sarıldım, kendime çektim.
Vücutlarımız birbirine yapıştı. Önümdeki kabarıklık kasıklarına baskı yapıyor, sıcaklığını hissediyordum. Göz göze, dudak dudağaydık. Heyecanını hissedebiliyordum.
Kırmızı ruj süründüğü dudakları istekle aralandı. Dilinin ucunu çıkarıp kuruyan dudaklarını yalayınca bittim ben…
“Koray… Delisin sen… Ne yapıyorsun? Biri görecek…” diyecek oldu, dudaklarına yapıştım, körpe dudaklarını emmeye başladım. Bir elimle belinden kendime çekerken, diğer elimle bluzunun üstünden göğüslerini okşuyordum.
“Mmm…” diye zevkle inledi Ayşe… Bluzun düğmelerini tek tek açıyordum öpüşürken… İri ergen göğüslerini sıkıştıran dantel sütyeni ortaya çıktı.
Öpmeye ara verip inip kalkan memelerin güzelliğine baktım bir an, sonra parmağımı sütyenin ortasına takıp aşağı çekiştirdim. Pembecik meme uçları kabarmış, etrafındaki noktacıklar belirginleşmişti
Başımı eğip iki memesinin arasına gömdüm, gerdanının kokusunu içime çektim. Ardından sırtını duvara dayayıp o üzüm gibi kabaran meme uçlarını teker teker yalamaya, emmeye başladım. Pembe ojeli tırnaklarıyla saçlarımı karıştırıyor, sürekli inliyordu.
“Ohhh… Çok özlemişim bunu… Dizlerim titriyor Koray… Çok zevk alıyorum… Oh aşkım… Em onları… Yala…”
“Mmm… Aşkım benim… Lolitam… Harikasın… Zevk alıyorsun değil mi? Söyle bana… Güzel mi?”
“Hem de nasıl… Harikasın… Kasıklarım yanıyor Koray… Islandım senin yüzünden…”
“Dur bakayım, ıslandın mı gerçekten?”
Göğüslerini emmeye devam ederken ellerimi eteğine taktım iki yandan, yukarıya doğru çekiştirmeye başladım. Daracık eteği geniş kalçalarından sıyırırken zorlandım biraz… Götünü sallayarak yardımcı oldu bana… Etek beline toplanınca biraz çekilip manzaraya baktım.
İnce siyah külotlu çorap vardı altında ve içinde siyah dantelli tanga külodu… Yavaşça önünde diz çöküp külotlu çorabını biraz aşağıya çektim. Burnumu apış arasına gömüp ıslak külodun kokusunu içime çektim.
“Ohh… Mis gibi kokuyor amcığın aşkımm…” dedim.
“Terbiyesiz…” dedi inlercesine… “Sadece koklayacak mısın peki?” derken şehvetten kısılmış gözleriyle bana bakıyordu.
“Hayır tabi ki… Dilimi özledin galiba… Yalamamı istiyorsun sanki…” Sabırsızca ellerini uzatıp saçımdan tuttu, kendine çekti başımı…
“Evet… Dilini özledim. Dilinle okşamalarını özledim. Hadi… Başla…”
Emrini yerine getirdim hemen… Tanga külodun ağını yana çekip dış dudakları kabarmış kurabiye gibi amcığına bir öpücük kondurdum.
“Ohhh…” diye inledi. “Devam et aşkım… Yala orasını…”
Yaladım ben de… Parmaklarımla am dudaklarını ayırıp içlerini yaladım. Kabarmış klitorisini de… Sertliğini dudaklarımla kıstırıp aynı anda dilimle yaladım. Yalarken yukarıya, gözlerine bakıyordum. Nasıl zevk aldığını izliyordum. Zevk suyunun tadını alıyor, sıvılarını içiyordum köpek gibi yalarken…
Sonunda amını yalamayı bırakıp doğruldum. Ayağa kalktığımda şaşkın şaşkın dumanlanmış gözleriyle bana baktı. Pantolonumun fermuarını indirip taş kesilmiş aletimi dışarı çıkardım.
“Ne oldu, neden bıraktın? Gelmek üzereydim.”
“Biliyorum fıstığım… Ama seni bir posta sikmek istiyorum. Sikim zonklamaya başladı çünkü, dayanamıyorum. Dön arkanı, masaya eğil, kalçalarını çıkar.”
“İşi büyütmeyelim Koray… Babam gelir şimdi, bizi görürse kötü olur. Oral seks yapalım şimdilik… Ben de seni yalayayım, beş dakikada boşaltayım seni... Olmaz mı?”
“Sen babanı hiç merak etme aşkım… Şu anda baban da karımın içindedir. Sevgili babacığın benim karımı sikiyordur büyük bir zevkle… Zamanımız var yani… Hadi dön arkanı…”
Yine de isteksiz davranan kızı tutup çevirdim, sırtından bastırıp babasının kesim masasına domalttım. Güneş görmemiş iki yuvarlak yarım dünya nefis görünüyordu.
Zonklayan sikimi arkadan bacak arasına soktum, ıslak am dudaklarının arasına sürttüm bir kaç kez… Islak vadi boyunca gidip geldim sikimle, kafası önden kemik gibi olmuş klitorisini okşuyordu. Okşadıkça da zevkten kalça etlerinin ürperip titrediğini görebiliyordum.
“Ohh… Çok güzel…” diye inledi. “Harika…”
“Harika evet… Sana söylemiştim, yaşayacağın zevklere engel olma, kendini bana bırak sen…” diyerek sikimin başını amının girişine yasladım, bastırdım.
“Ahh… Yavaş Koray… Biraz yavaş ne olur…” Girmekte zorlanıyordum.
“Bacaklarını arala biraz bebeğim… Amının girişi açılsın yavrum…. Oh, benim seksi lolitam… Aç amcığını…”
“Çorap var, aralayamıyorum bacaklarımı…” dedi inleyerek…
Sikimi geri çektim. Başlarken aşağı çektiğim külotlu çorabını, tangasını lastiğinden tutup bacaklarından yukarıya kalçalarına çıkardım, tekrar götüne giydirdim. Sonra da masanın üstünden bir makas alıp külotlu çorabın ve külodunun ağını kestim.
Kızın kestane gibi amcığıyla sikim arasında hiç bir engel kalmamıştı şimdi… Üst araması yapan polisler gibi ayağımla dürterek bacaklarını aralamasını sağladım. Kalçalarını tutup yarağı tekrar ıslak amcığına geçirdim.
Bu kez bir nebze kolay girmiştim içine… Yavaşça bastırıp santim santim amına gömdüm sikimi… Ayşe dirseklerini ve çıplak duran iri memelerini masaya dayamış, türbanı hala açılmamış duran başını iki yana sallayarak, dudaklarını ısırarak, inleye inleye aldı sikimi…
“Ohh… Yavaş aşkım… Ahh… Doldurdun içimi yine… Çok güzel… Çok özledim bunu biliyor musun? Beni sikmeni özledim.”
Sikimin başı vajinasının dibine kadar girdi. Rahmine dayandı. Biraz bekledim, sonra gidip gelmeye başladım. İnleye inleye, ağlarcasına sesler çıkararak sikilmenin zevkine varıyordu.
Külotlu çorabın sardığı kalçalarını, çoraplı bacaklarını okşuyordum gidip gelirken… Of… Çok dardı kızın amcığı… Alev alev yanıyordu sanki… Üstüne eğilip ellerimi alttan geçirdim, memelerini avuçladım. Parmaklarımla meme uçlarını ovaladım.
Bir elimi kasıklarına götürüp klitorisini okşamaya başlayınca iyice çıldırdı kız… Artık kalçalarını kendisi ileri geri yapıyor, sağa sola çevirmeye çalışıyordu.
“Ohhh… Sik beni aşkımm… Harikasın… Aahhh… Çok güzel…”
“Güzel değil mi? Zevk alıyorsun bebeğim… Çok zevk alıyorsun… Ben de… Ohhh… Baban da benim karımı sikiyor şu anda Ayşe'm… Seni sikebilmek için karımı verdim babana… İkisi sikişiyorlar şimdi… Ohhh bebeğimm…”
“Sapıksın sen Koray… Devam et… Geliyorummm… Aaahhh…”
Orgazm kasılmaları başladı. Sikimi amının içinde adeta sağıyordu. Ben de vurdura vurdura, kasılmaktan iyice daralan amcığında gidip geliyordum. Kızın kasılmaları bitince hırsla omuzlarından tutup yukarıya çektim, kendime döndürdüm.
“Ben de geliyorum aşkım… Çök… Çabuk önümde diz çök…”
Omuzlarından tutup aşağıya bastırdım, diz çökmesini sağladım. Sikimi aralanan dudaklarının arasına, ağzına soktum.
“Aç ağzını bebeğim… Ohhh… Ağzına attırayım senin… Döllerimi yut sevgilim… Ohhh… Dayanamıyorum… Dar amcığın bitirdi beni… Geliyorummm…”
Bademciklerine kadar dayadığım sikim nefes almasını zorlaştırmıştı. Yüzü kıpkırmızıydı, açılıp kapanan burun deliklerinden nefes almaya çalışıyordu. Türbanlı başını iki elimle tutup spermlerimi gırtlağına boşaltmaya başladım. Bitene kadar da çıkarmadım sikimi… Taşaklarımda ne kadar döl varsa yutturdum. Keşke türbanın üzerine attırsaydım diye geçirdim içimden…
Ayşe sikimi ağzından çıkarıp rahat bıraktığımda yere çöktü, sırtını prova bölümünün aynalı duvarına dayayıp kaldı. Göğüsleri körük gibi inip kalkıyordu. İnce siyah çorabı bir kaç yerden kaçmış, eteği hala belinde, türbanı başında…
Neden sonra iki elinden tutup ayağa kalkmasına yardım ettim. Kollarımın arasına alıp sarmaladım. Boynunu, yanaklarını öpücüklere boğdum. Dudaklarından yavaşça, sevgi dolu öptüm. Eteğini aşağıya indirdim, bluzunun düğmelerini kapatmasına yardım ettim.
Az sonra her zamanki Ayşe olmuştu. Mazbut, terbiyeli aile kızı Ayşe…
Yengem Merve 1 -
Annemin evde olmadığı zamanlarda yaptığımız kahve molalarında Merve ile aramız iyice ısınmıştı. Bana arada aşk hayatın nasıl gidiyor diye soruyordu. Ben de ciddi bir şey düşünmediğimi arada hatunlarla takıldığımı anlatıyordum. Kızların resimlerini falan gösteriyordum o da bu iyiymiş falan diye yorum yapıyordu. Ben de aslında deli gibi abimle olan cinsel hayatlarını merak ediyordum ama soramıyordum, nasıl soracaktım ki abim iyi sikiyor mu diye yengesine nasıl sorar insan?
Bir gün yine takıldığım kızlardan konuşurken bana sen bu kadar kızla nerede takılıyorsun, hep evi mi var bunların diye sordu? Günlük kiralık evler olduğundan param olduğunda o evlere gittiğimizi anlattım. Önce biraz durdu… bir şey düşündüğünü anlamıştım. Sigarasından bir fırt çekti ve çok muzip bir gülümseme ile vereyim mi lan sana bizim evin anahtarını dedi? İnanılmaz heyecanlanmıştım, hemen o anda, o evde seks yapma fikri başımı döndürmeye yetmişti. Harbiden mi? Diye heyecanla sordum. Sağlam bir kahkaha patlattı, deli misin lan şaka yapıyorum, anan gebertir seni de beni de, karhane mi yapıcan bizim evi dedi.
Şakaydı ama sanki bir gerçeklik payı da var gibiydi, o anda üstelemedim ama bunun üstüne gitmek istiyordum. Bu fikir beni müthiş azdırmıştı. Onun kokusunun olduğu evde birini onu hayal ederek siktiğimi düşünmek bile muhteşemdi. Günlerce bunu düşünerek 31 çektim, kafaya koymuştum… o evde belki Merve’yi değil ama Merve’yi hayal ederek birini mutlaka sikmeliydim.
O günlerde Deniz diye bir hatunla takılıyordum, zayıf, küçük memeli bir hatundu ama yatakta hiçbir şeye hayır demiyordu. İstediğim şekilde evire çevire sikiyordum ve hayalim onu Merve’nin evinde sikmekti. Tam da bu günlerde yine Merve ile evde yalnız kalmıştık. Ben bilerek asık suratımla odamda oturuyordum. Amacım bana neyin var diye üstelemesiydi. Odama geldi, hadi gel bir kahve içelim dedi, yok ya dedim, hiç tadım yok. N’oldu ya gel anlat bir sıkıntın varsa çözeriz gibi bir şeyler söyledi. Dedim yok sen çözemezsin. Lan söylesene diye ısrar etti. İstediğim tava gelmişti artık. Ya dedim Deniz diye bir hatun var, takılıyoruz falan. Ayrılmak mı istiyor diye sordu. Yok dedim ya tam tersi çok mutlu da yerimiz yok dedim. Heee şu mesele dedi, hafif gülüyordu ve ne demek istediğimi hemen anlamıştı.
Can ikimiz de yanarız, kızı buraya nasıl sokacaksın, nasıl çıkartacaksın, hem ses gelir annen duyar naparız sonra dedi. Bir şey olmaz ya ses gelmiyor zaten, gelse sizi duyardık dedim. Hava birden buz kesti, Merve’nin yüzü bembeyaz oldu. Resmen eli ayağına dolaşmıştı, karıştırma orasını sana ne bizim sesimizden diye birden ciddileşti. Ben konuyu dağıtmamak adına duyulmaz işte anlamında söyledim ne kızıyorsun, tamam çık odamdan hadi ders çalışacağım diye tersledim. Ben iyice bozuk atınca bu biraz yelkenleri suya indiriverdi.
Gitmedi yanımdan, bekliyordu. Düşündüğünü anlayabiliyordum. Nasıl girecek o kız buraya diye biraz sinirli ama bence çokça da istekli şekilde sordu. Dedim ne var bunda bu apartmana hiç mi başka kadın girmiyor, sessizce girecek işte sen annemi oyalarsın ben zaten evde olurum, gelir girer, takılırız sonra gider. Ben giderken yazarım sana annemi içeri bir yere götürürsün. Sustu… kafasında canlandırıyordu ve heyecanlanmıştı resmen. Gizli ve yasak bir şeye ortak olmak onu heyecanlandırmıştı bunu hissedebiliyordum.
Bak dedi, bir kere olacak, bizim yatak odasından uzak duracaksınız, ses çıkartmak yok. Yakalanırsan benim haberim yok cebimden anahtarı çalmış derim. Tamam dedim yakalanmayacağız ama yakalanırsak seni kesinlikle bu işin içine sokmayacağım. Dünyalar benim olmuştu, içim içime sığmıyordu resmen. Bu heyecanımı görünce garip garip baktı yüzüme. Sanki anlamıştı ne düşündüğümü, tövbe tövbe dedi, biraz güldü ve çıktı odadan.
2 gün derslerim yüzünden çok göremedim Merve’yi. 2 gün sonra eve geldiğimde annemle mutfakta bir şeyler ayıklıyorladı. Ben selam verip odama geçtim. Bir süre sonra kapıyı çalıp elinde bir meyve tabağı ile odaya geldi. Tabağı masaya koyarken cebinden anahtarları çıkarttı. Al dedi sana yaptırdım, beni ne işlerin içine sokuyorsun eşek sıpası diye söylendi. Çok sağol ya dedim neredeyse sarılacaktım ama zor tuttum kendimi.
Ertesi gün Deniz’e planı anlattım. Başta o da biraz çekindi ama istiyorum deyince üstelemedi. Benim tatlı orospum, ne istesem evet diyordu. Merve’ye ben sizdeyim, Deniz yaklaşınca haber vereceğim yazdım. Deniz sokağa girince beni aradı, tarif ettim ve telefonu kapatınca komutanı uzaklaştır yazııp gülücük yolladım. Çok geçmeden kapı tıkladı. Açıp hemen Deniz’i eve soktum. Bizim evden resmen müzik sesi geliyordu. Merve tahminen sesimiz duyulmasın diye müziği köklemiş evi falan süpürüyordu. İş birlikçi yengem benim diye düşündüm, bir gün seni de sikerim belki bu evde.
Yengem Merve 1 -
Annemin evde olmadığı zamanlarda yaptığımız kahve molalarında Merve ile aramız iyice ısınmıştı. Bana arada aşk hayatın nasıl gidiyor diye soruyordu. Ben de ciddi bir şey düşünmediğimi arada hatunlarla takıldığımı anlatıyordum. Kızların resimlerini falan gösteriyordum o da bu iyiymiş falan diye yorum yapıyordu. Ben de aslında deli gibi abimle olan cinsel hayatlarını merak ediyordum ama soramıyordum, nasıl soracaktım ki abim iyi sikiyor mu diye yengesine nasıl sorar insan?
Bir gün yine takıldığım kızlardan konuşurken bana sen bu kadar kızla nerede takılıyorsun, hep evi mi var bunların diye sordu? Günlük kiralık evler olduğundan param olduğunda o evlere gittiğimizi anlattım. Önce biraz durdu… bir şey düşündüğünü anlamıştım. Sigarasından bir fırt çekti ve çok muzip bir gülümseme ile vereyim mi lan sana bizim evin anahtarını dedi? İnanılmaz heyecanlanmıştım, hemen o anda, o evde seks yapma fikri başımı döndürmeye yetmişti. Harbiden mi? Diye heyecanla sordum. Sağlam bir kahkaha patlattı, deli misin lan şaka yapıyorum, anan gebertir seni de beni de, karhane mi yapıcan bizim evi dedi.
Şakaydı ama sanki bir gerçeklik payı da var gibiydi, o anda üstelemedim ama bunun üstüne gitmek istiyordum. Bu fikir beni müthiş azdırmıştı. Onun kokusunun olduğu evde birini onu hayal ederek siktiğimi düşünmek bile muhteşemdi. Günlerce bunu düşünerek 31 çektim, kafaya koymuştum… o evde belki Merve’yi değil ama Merve’yi hayal ederek birini mutlaka sikmeliydim.
O günlerde Deniz diye bir hatunla takılıyordum, zayıf, küçük memeli bir hatundu ama yatakta hiçbir şeye hayır demiyordu. İstediğim şekilde evire çevire sikiyordum ve hayalim onu Merve’nin evinde sikmekti. Tam da bu günlerde yine Merve ile evde yalnız kalmıştık. Ben bilerek asık suratımla odamda oturuyordum. Amacım bana neyin var diye üstelemesiydi. Odama geldi, hadi gel bir kahve içelim dedi, yok ya dedim, hiç tadım yok. N’oldu ya gel anlat bir sıkıntın varsa çözeriz gibi bir şeyler söyledi. Dedim yok sen çözemezsin. Lan söylesene diye ısrar etti. İstediğim tava gelmişti artık. Ya dedim Deniz diye bir hatun var, takılıyoruz falan. Ayrılmak mı istiyor diye sordu. Yok dedim ya tam tersi çok mutlu da yerimiz yok dedim. Heee şu mesele dedi, hafif gülüyordu ve ne demek istediğimi hemen anlamıştı.
Can ikimiz de yanarız, kızı buraya nasıl sokacaksın, nasıl çıkartacaksın, hem ses gelir annen duyar naparız sonra dedi. Bir şey olmaz ya ses gelmiyor zaten, gelse sizi duyardık dedim. Hava birden buz kesti, Merve’nin yüzü bembeyaz oldu. Resmen eli ayağına dolaşmıştı, karıştırma orasını sana ne bizim sesimizden diye birden ciddileşti. Ben konuyu dağıtmamak adına duyulmaz işte anlamında söyledim ne kızıyorsun, tamam çık odamdan hadi ders çalışacağım diye tersledim. Ben iyice bozuk atınca bu biraz yelkenleri suya indiriverdi.
Gitmedi yanımdan, bekliyordu. Düşündüğünü anlayabiliyordum. Nasıl girecek o kız buraya diye biraz sinirli ama bence çokça da istekli şekilde sordu. Dedim ne var bunda bu apartmana hiç mi başka kadın girmiyor, sessizce girecek işte sen annemi oyalarsın ben zaten evde olurum, gelir girer, takılırız sonra gider. Ben giderken yazarım sana annemi içeri bir yere götürürsün. Sustu… kafasında canlandırıyordu ve heyecanlanmıştı resmen. Gizli ve yasak bir şeye ortak olmak onu heyecanlandırmıştı bunu hissedebiliyordum.
Bak dedi, bir kere olacak, bizim yatak odasından uzak duracaksınız, ses çıkartmak yok. Yakalanırsan benim haberim yok cebimden anahtarı çalmış derim. Tamam dedim yakalanmayacağız ama yakalanırsak seni kesinlikle bu işin içine sokmayacağım. Dünyalar benim olmuştu, içim içime sığmıyordu resmen. Bu heyecanımı görünce garip garip baktı yüzüme. Sanki anlamıştı ne düşündüğümü, tövbe tövbe dedi, biraz güldü ve çıktı odadan.
2 gün derslerim yüzünden çok göremedim Merve’yi. 2 gün sonra eve geldiğimde annemle mutfakta bir şeyler ayıklıyorladı. Ben selam verip odama geçtim. Bir süre sonra kapıyı çalıp elinde bir meyve tabağı ile odaya geldi. Tabağı masaya koyarken cebinden anahtarları çıkarttı. Al dedi sana yaptırdım, beni ne işlerin içine sokuyorsun eşek sıpası diye söylendi. Çok sağol ya dedim neredeyse sarılacaktım ama zor tuttum kendimi.
Ertesi gün Deniz’e planı anlattım. Başta o da biraz çekindi ama istiyorum deyince üstelemedi. Benim tatlı orospum, ne istesem evet diyordu. Merve’ye ben sizdeyim, Deniz yaklaşınca haber vereceğim yazdım. Deniz sokağa girince beni aradı, tarif ettim ve telefonu kapatınca komutanı uzaklaştır yazııp gülücük yolladım. Çok geçmeden kapı tıkladı. Açıp hemen Deniz’i eve soktum. Bizim evden resmen müzik sesi geliyordu. Merve tahminen sesimiz duyulmasın diye müziği köklemiş evi falan süpürüyordu. İş birlikçi yengem benim diye düşündüm, bir gün seni de sikerim belki bu evde.
BÖLÜM 11.2 [ŞEHVETLİ OYUN]
Annem, ellerini omuzlarıma attı ve yavaşça sıkıp bırakmaya başladı. Elleri'nin yumuşaklığı ve sertçe kullanmaya çalışması, mükemmeldi.
Kendim istediğim için, bu sefer yağ sıktırmadım. Bunun nedeni birazdan belli olacaktı zaten,şu an sadece zamanını bekliyorum o kadar.
An: İyi mi böyle?
“Hıhım...”
Yumuşak elleri'nin sıcaklığı ve nefes alıp-vermeleri, gittikçe artıyordu. Bir süre sonra, kendisine “Tamamdır!” dedim ve kalkmasını bekledim.
Hemen kalktı ve ayakkabılarını giymeye çalışırken ona seslendim:
“Nereye?”
An: Bi-bitmedi mi?
“Hayır şimdi başlıyoruz!”
Yatağa sırt üstü döndüm ve altımdaki eşoftmanı da çıkardım. Annem bana korkuyla karışık, meraklı gözlerle bakmaya devam ediyordu.
An: Ne yapıyorsun?
“Yine aynı şekilde otur ve bu sefer, bacaklarıma masaj yap anne haydi!”
Annemin suratı düşmüş ve hafifçe “pff” yapıp, tekrar oturmuştu. Elini bacaklarıma atarken uzanıyor ve kalça kısmı iyice oynuyordu.
Ben de, bunun olmasını istemiştim.
Annem bacağımı kavramış, özenle masaj yaparken. Bir öne, bir arkaya hareket ediyor. Sikim de böylece kendine gelmeye başlıyordu.
Sikim boxer'ın içinden kalkmaya başlayınca, annem her hareket ettiğimde, boğazdan gelen küçük “ı-ığm” gibi seslerden etkilendiğini kolayca anlayabiliyordum.
Sikim, bazen külotunun üstünden bir amına, bazen de götünün yanakları arasındaki uzun ve ince çizgide gidip-gelmeye devam ediyordu.
İstesem, kıyafetinin fermuarını aşağı indirir ve şu an altımda onu eze eze sikebilirdim. Fakat biraz onunla oyun oynayıp, onu çaresiz ve istekli duruma sokmak için, çabalıyordum.
Aklıma bir şey denemek geldi ve o an, elimi fermuarına attım. Elbisenin fermuarını çözünce, annem kalkmaya çalıştı ve kısık sesle “Hayır, hayır! Olmaz asla!” demişti.
Ayakta, elini üstüne atmış ve duvarın dibinde masum kız çocukları gibi duruyordu. Fakat bu tavırlar umurumda değil, istediğimi alırım.
Yanına yaklaştım ve elimi yavaşça kaldırdım. Kafasını yana çevirip, gözlerini de kapatmıştı. Büyük ihtimalle, ona tokat atacağımı sandı.
Yüzünün önüne düşen saçları, yavaşça ayırdım ve suratını elimin tersiyle okşarken, saçlarını da güzelce kokluyor içime çekiyordum.
Çenesini sonra sertçe tuttum ve gözlerine bakarak “üstünü çıkarıyorum ve sen de masaja devam edeceksin!” başka bir seçeneği yok...
Yatağa uzandım ve beklemeye başladım. Annem çekinerek geldi ve çömelip koca göt yanaklarını sikimin üstüne koca götünü oturttu.
Sonra masaj yapmaya tekrar başladı.
Elimi sırtına attım ve kıyafeti tamamen çektim. Annem biraz çekingen tavırlara devam ederken, kıyafet tamamen üstünden çıktı.
Sadece götü tam olarak görünmüyor fakat gözükmüyor olması sorun değildi. Zaten kıyafeti çıkarsam, orayı da tamamen görebilirdim.
Sütyen giymemişti, zaten memeleri diri ve mükemmeldi. Bir sütyene asla ihtiyacı yoktu!
Elimi sırtına attım ve parmağımın ucuyla gıdıklar gibi, dokunmaya başladım. Parmağımı öylece gezdiriyorum.
Sırtı yavaştan ıslanmaya ve damla damla terler oluşmaya başlamıştı.
Elimi saldım ve rahatıma baktım.
Zamanla sırtından akan, damla damla terler aşağı doğru, yavaş yavaş iniyordu ve kalça hareketleri artmaya devam ediyordu.
Ellerimi kalçasının iki yanına atıp “aferim işte böyle, böyle devam et annem!” diyerek gaz veriyordum.
Kısık sesle bana yan bakarak “ta-tamam oğlum!” diyebildi sadece.
Kalçalarını ellerimle hafif hafif sıkıp bırakmaya ve bir yandan da, sert olmayan tokatlar atıyordum götüne.
Annem çaresizce kafasını eğmiş ve masajını yaparken, biraz daha kendisini bana salmıştı. Artık istediğim konuma getirmiştim onu.
Uzun bir süre daha masaj yaptıktan ve sikimin üstünde "ı-ığm" diyerek kendine karşı koymaya çalışırken. Bu sefer ben ona masaj yapmak istedim.
Annemin saçından sertçe tuttum ve narince, kenara doğru iktirdim onu.
Ayaklarının önüne geçtim ve kıyafeti kenardan tuttuğum gibi, çekmeye başladım. Annem ellerini hemen memelerinin üstüne atmış. Bana ait olanı, benden saklıyordu garibim. :)
Yavaşça kıyafeti yatağın üstüne attığım sırada, kapı çaldı.
De: Aras Bey! Orada mısınız?
Anneme hemen baktığımda, kıyafeti giymek için ayağa kalkmıştı ama elimle dur işareti yaptım ve kapıya yöneldim.
Üstümü giydim ve kapıyı açtım saçlarım dağınık gözlerim kısık şekilde bakarak "Evet Derya Hanım:)" diyerek karşılık verdim.
De: Annen yok?
“Çıkar bir yerden, gittiyse geri döner. Fazla dert etme canım!”
De: Emin misin, sonra başına bir şey gelir kadının. Bir de onunla uğraşmak zorunda kalma.
Biz böyle konuşurken annemin nefes alıp verme seslerini duyuyordum, yani bizi dinliyordu aslında.
“Ben kendisine izin verdim zaten artık, giderse geri gelir. Pek önemseme başka yere gidemez!”
O an kapıya baktı ve sanki dinlemeye çalışır gibi bekliyordu. İkimizde o an sustuk, fakat içimden “Umarım düşündüğüm şeyi yapmıyordur!” dedim.
De: İyi sen bilirsin.
Bana hemen bakıp, bunu dedikten sonra biraz rahatladım ve bir şey demesini bekledim.
De: Şeyyy...
“Evet?”
De: Annen yokken, istersen bir şey yapabiliriz odanda.
“Ne gibi mesela?”
Yavaşça gömleğinin düğmelerini çözüp. Sütyenin içinde sıkışık duran memelerini ortaya çıkarıyordu.
De: Bundan mesela! :)
“Canım, Ayla burada yalnız. O olmasa amennah geç içeri sorun değil!”
De: Ayyh onu unuttum bir an ben. (gülerek)
“Aman yakalanırız falan! Hem, böyle gizli aşıklar gibi olmak bana daha fazla heyecan katıyor bebeğim. :)”
De: Tamam canım, fakat yarın söz ver akşama sana sürprizim var.
“Hmm sürpriz demek ha. :)”
De: Hıhımmm. :)
“Tamam bebeğim söz veriyorum! Şimdi benim tekrar çalışmam lazım. Müsaaden olursa bilgisayarın başına geçeyim ben!”
Sessizce bana güldü ve “Tamam aşkım” diyip sarılarak dudaklarıma yapıştı. Dudaklarının arasından dillerimiz temas ediyor, sımsıkı sarıyorduk birbirimizi.
En sonunda tam Ayla'nın odasının kapısının aralanmasıyla birlikte, dudaklarımızı birbirinden çektik.
Hemen kendini role soktu ve "tamamdır efendim, halledeceğim!" diyerek, merdivenlere doğru gitti ve gözden kayboldu.
Ayla bana bakıyor, ben Ayla'ya bakıyordum parmak uçlarında yürüyerek yanıma geldi ve elini göğüs kafesime atıp yakınlaştı.
Ay: Geldiğinden beri konuşamadık, istersen geceleyin, bazı şeyleri odanda konuşabiliriz. Böyle daha iyi olur diye düşünüyorum.
Ne kadar güzel ve heyecanlı bir hayatım olmaya başlamıştı. Ablam, annem, Derya ve daha niceleri.
“Teşekkür ederim, böyle iyiyim! İşlerim var hem. Sonra konuşuruz ablacığım.”
Suratı bozulmuş ve arkasını dönüp, güzelim götünü kıvıra kıvıra, odasının kapısına yürüdü. Girmeden önce döndü ve gözlerime bakıp, göz kırptı.
Hemen odaya girdiğimde, annem kapının soluna geçmiş. Üstü çıplak biçimde, elinde kıyafetini tutuyordu.
“Geç bakalım yatağa annem benim!”
Annem! Derya ile olan konuşmalarımı duyunca, yüzü yere dönük biçimde bana kısık sesle; cidden hayatına o hizmetçiyi alman çok saçma bir şey.
Diyerek kendi fikrini belirtmişti.
“Bana dediklerin umurumda değil, fakat ona bir daha laf söyleyecek olursan! Sana çok daha fazlasını yaparım anne! Ayla'ya yaptığımdan fazlası senin başına gelir ve pişman olursun!”
Dibine doğru yaklaştım ve elleriyle kapattığı memelerine uzandım, elini zorlayarak çektim.
Koca memeleri, aslında zaten belli oluyordu ama şimdi daha güzel gözüküyordu.
“Vay be anne, zamanında beni bunlarla emzirdin. Yani az da olsa bu güzelliklerle emzirdin beni müthiş!”
Yavaşça kafamı yaklaştırdım ve koca memesinin başını emmeye başladım, dişlerimin arasında eze eze emerken.
Annem dişlerini sıkarak, sesini çıkarmamaya çalışıyordu. En sonunda emmeyi bıraktım ve yatağa uzandım. Annem bana doğru yaklaştı ve ayakta beklemeye başladı.
“Neyi bekliyorsun?”
An: N-ney?
“Tamam, seninle işim bitti yürü git!”
An: Na-nasıl yani? Bu kadar mı?
“Evet! Sen neyi bekliyordun ki?”
Annem, bana şaşkın bir şekilde baktı ve bir şey demek için ağzını açtı. Fakat ne bir söz, ne de bir kelime çıktı ağzından. Üstünü gitmeden çıktı ve odasına geçti.
[Bu kadar kolay değil, kendisi isteyecek arkadaşlar. Yalvara yalvara gelecek, kaşarın kendisi. Azıcık sabredin. Güzel yazılar göreceğiz. Bol şehvetli yazılar!]
Çok uzanmıştım ve masaj kaslarımı gevşetmişti. Fakat gözüm saate çarptı ve hemen kalkıp, duşa gittim.
Kısa süren soğuk bir duşun ardından, giyindim ve aşağı indim. Derya, yemek masasını düzenlemek için durmadan mutfak ve bahçe arasında, gidip-geliyordu.
Hemen ona yardım ettim ve masaya yemekleri getirdim. Birbirimize adeta yiyecekmiş gibi bakıyorduk. Bana güldü ve ilk baş etrafına baktı, sonra da öpüp elini dudağına götürdü "şşh" dedi. Aynı hastanelerde olan saçma bulduğum fotoğraftaki gibi.
Arkamızdan Ayla parmak arası terlik, kısa şort ve crop giyerek kıvırta kıvırta geldi ve bana sarılıp “canım kardeşimm” dedi ve yanağıma uzanıp, bir öpücük kondurdu.
Derya kafasını yere eğip, saçlarını kaşımaya başladı (sinirlenmişti) hemen ablamı iktirdim ve “Ne o çok mu seviyorsun beni?” dedim.
Ay: Bayılıyorum sana! Sen iste neler yaparım, neleri veririm direk sana!
İçimden hemen bir şekilde konuyu dağıtmak geldi, yoksa Derya daha fazla sinirlenip, belki de duruma ayıkabilirdi. Bu nedenle konuya girdim.
“Abla haydi, boş boş konuşma. Geç otur yemek hazır işte. Annem geliyor mu hem? Nerede kendisi hâlâ ortalıkta gören olmadı mı?”
Ay: En son, odasının kapısı yarı açıktı ve duştan çıkıyordu ama ne oldu bilmiyorum?
Yüksek sesle bağırdım ve “Masa hazır, herkes seni bekliyor haydi!” diye bağırdım ve Derya ile Ayla'nın masaya geçmesini söyledim.
Annem geldiği vakit, altına mor renkte dar bir tayt giymişti ve üstüne de dar, siyah bir tişört giymişti.
Herhalde sütyen yine giymemişti, memelerinin uçları dar tişörtün içinden belli oluyordu. Neyse, daha fazla bakmayayım dedim kendime.
“Derya Hanım! Yemekleri koyar mısınız, siz de bugün bizimle yiyeceksiniz. Kendinize tabak çıkardınız değil mi?”
De: Evet Efendim, çıkardım!
Derya yemekleri doldurduktan sonra, herkes sessiz sessiz yemeğini yedi. Tam kalkacakları esnada seslendim ve konuşmaya başladım.
“Eğer ki, canınız sıkıldıysa. Çıkıp dolaşabilirsiniz, hep burada kalıp hayatınızı kafeste geçirir gibi, yaşayacak değilsiniz elbette!”
Annem ve ablam bana baktı ve aynı anda “Teşekkür ederiz!” dediler, sonra da odalarına çıktılar. Ben de, Derya ile masada oturmaya devam ettim.
De: Olanlara rağmen, onlara böyle yaklaşman çok güzel bir şey aşkım.
“Hep düşman gibi yaşayıp, onlara zarar verecek değilim elbette canım!”
Elini, elimin üstüne attı ve bana güzel gülüşünü gösterip “İyi ki buradayım. Ve sen de iyi ki varsın canım!” dedi.
“Asıl, seni böyle bir ailenin içinde bulmam. Benim en büyük şansım!”
De: Büyük güne hazırsın değil mi? Ellerimle, bir sürü şey hazırladım sana! Güzel bir piknik yaparız hem :)
“Aslında benim aklımda daha iyi bir fikir var! Fakat onu sadece ben biliyorum ve sana sürpriz olsun.”
De: Yaa canım söyle ama merak ettim şimdiden!
“Olmaz! Göreceksin zaten. Sen sadece iyi hazırlan. Garanti olsun diye yanına kıyafette al!”
De: Kıyafet alayım demek. Hımm bir şey düşünüyorum ama dediğin gibi zaten göreceğim. Sürprizi kaçmasın.
Derya hemen arkama bakıp, elini çekti ve “ıhım ıhım” yaparak bana sinyal verdi.
Arkamı döndüğümde annem ve ablam tam teşhirci kaşarlar gibi giyinmişti. O an içimden “amına koyduğumun kaşarları!” dedim.
Ay: Aras sen gelmiyor musun?
“Hayır abla, siz gidin benim şirketle alâkalı işlerim var! Onları halletmek zorundayım. İşler birikmesin!”
“Derya Hanım, siz de hazırlanın ve bugünlük bu kadar! Size 3 günlük izin istediğiniz gibi gezebilirsiniz.”
Derya, bana kafasını sallayarak tamam dedi ve içeri geçti. Hemen kalktım ve annemle ablamın yanına yürüdüm.
“Güzel giyinmişsin anne, aferim böyle özgürce dolaşmak sana yakışıyor!”
Ay: Ben nasıl-...
“Neyse kendinize dikkat edin, yanlış kişilerle karşılaşırsanız, uzaklaşın! Bir şey olursa da, beni hemen arayın!”
Annem ve ablamla birlikte, Derya da evden çıkınca hemen odama gittim.
Çantamı karıştırdım ve aradığımı buldum. Nadia'nın yanında güvenlik amaçlı, kullanmak için aldığım kamera ve ses dinleme cihazları duruyordu.
Hemen, bunların özelliklerini tekrar okudum ve işleme başlamak için annemin odasına girdim.
Küçük kameralardan 2 tane vardı ve ses dinleme cihazı da, 1 taneydi.
Hemen bir tanesini nereye takarsam düzel olur derken. Aklıma banyo dolabının üst kısmı geldi. Hem her tarafı görüyor, hem de yüksekte olduğu için, annem farkedemezdi.
Kamerayı taktıktan sonra, diğer kamerayı da hemen annemin yanındaki küçük çekmeceli yerin dibinde duran, prizin altına yerleştirdim ve yattığı mesafeden baktım. Evet belli olmuyordu.
Telefonla kontrol ettiğimde cihaz iyice görüyordu yatağın açısını. Güzel güzel! Şimdi de sıra, ses dinleme cihazına geldi. Onu da, hemen baş kısmının altına koydum ve üstünü biraz yastıkla kapattım.
Tamamdır! Artık sadece annem ve ablam gelince yapacağım planı, uygulamaya dökmeye kaldı o kadar!
BÖLÜM 11.2 SONU