herkesin benim için bir ders olmasından cok bunaldım bi kere de düz basit insan mutlulugu tatmak istiyorum bi kere ya
Sade Olutola
Cosmic Funnies
Sweet Seals For You, Always
Cookie Run:Kingdom Official!
Fai_Ryy
Show & Tell

@theartofmadeline

Game Changer & Make Some Noise

ellievsbear

Product Placement
occasionally subtle
𓃗
Game of Thrones Daily
taylor price
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
tumblr dot com
No title available
Noah Kahan
🪼
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Congo - Brazzaville

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Mexico

seen from Pakistan
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Philippines
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@kendiihallincee
herkesin benim için bir ders olmasından cok bunaldım bi kere de düz basit insan mutlulugu tatmak istiyorum bi kere ya
Hüzünlü bir tebessüm bıraktırıyor şimdi yüzde duayla nasiplendirelim ruhunu.. Mekanı cennet olsun inşallah.🌿💚
#yeşildeniz
Hüzünlü bir tebessüm bıraktırıyor şimdi yüzde duayla nasiplendirelim ruhunu.. Mekanı cennet olsun inşallah.🌿💚
#yeşildeniz
herkese, bir ağaca, boş bir tabelaya, saate, kitaba, yolda gördüğüm suratlara, herkese; çatık kaşla, anlamsız bir öfkeyle bakıyormuşum. bu böyleymiş. ama seni düşünürken gözlerimin ışıldaması, dudaklarımdaki kırık tebessüm-
ben niye böyleyim. sen niye bu kadar güzelsin.
“bütün bu gürültü ve uğultu içinde senle hiç konuşmuyor oluşumuzun da anlamı var. inan var.”
peki şimdi bu acı neye dönüşecek? içimde o kadar büyüyecek ki, içime sığmayacak ve dışarı taşacak. onu kollarıma aldığımda neye benzeyecek? benden ne alıyor, bana ne verecek?
kalbim korkunç sancılarla, biçim değiştiriyor. kalbimi tanıyamıyorum. bir yabancının kalbine benziyor ve insan otuzundan sonra bir yabancıyla tanışmaya pek de istekli olmuyor. kalbimle aramda ölçmekte güçlük çektiğim bu mesafe iyiden iyiye büyürken, ben tüm yaşamı kalbiyle algılayan, tanımlayan, tüm yaşamı kalbiyle deneyimleyen, kalbiyle yaşayan o kadın olarak, artık kimseleri tanıyamıyorum. kalbim, beraberinde herkesi çok uzaklara götürdü, bunun telafisi mümkün mü, yeniden, insanlarımın insanlarım olduğu, eşimin eşim, dostumun dostum olduğu o günler gelecek mi. kalbim, evine, eski haline, dönecek mi. artık her gece uğradığım çok yıldızlı o kumsala uğramıyorum, tatlı bir rüyaya salıncak kurmuyorum, saçlarımı örmüyorum, gözümün önünü bile görmüyorum, saksımda yeni bir yaprak filizlense bunu dalından önce ben öğrenirdim önceden, şimdi mevsim değişmiş, bahçem talan olmuş da fark etmemişim bile. buna rağmen dünün üzerinden yüz sene geçmiş gibi hissediyorum. hayatın omzumda tepinmediği günlere dönemiyorum, adresi de anahtarı da kaybettim, çok sevdiğim elleri kaybettim, çok sevdiğim sesleri, çok sevdiğim her şeyi, bi tramvayda yeni aldığım şiir kitabını unuttuğum gibi, hevesim şuramda kaldı, kapımdan geçtiği günleri kaybettim balkona bakıp el salladığı günleri, çok sevdiğim birinin çok sevdiği biri olmayı kaybettim, belediyeyi arayabilirsiniz demişti adam kayıp eşyalar için, kayıp hisler ve hevesler için de yardım ederler mi. kabuslarımı bile özledim, sevgili kalbim daha fazla uzaklaşmadan, geri döner mi.
uyuyacaktım çünkü yarın işe gideceğim uyuyacaktım çünkü haftalardır çok yoruluyorum uzun mesailerdeyim uyuyacaktım çünkü bazı güçlerimi tükettim hem bedensel hem zihinsel hem ruhsal olarak sürünüyorum mahallede yangın var sedyeler ambulanslar kurtarma ekipleri sirenler ve bağırışlar yine de uyuyacaktım çünkü ayakta duramıyorum penceremde gri dumanlar ve ateşin yanıp sönen ışığı var ama uyuyacaktım çünkü ne yapabilirim elimden artık hiçbir şey gelmiyor hayata karşı üzülerek var olmak dışında neyim ben dev bir üzülmekten başka uyuyacaktım işte öyle her şeyi görmezden gelerek herkese rağmen. ama bir cümle okudum ve döndüm on sekizime. üzgündüm ama mahvoldum işte. tüm dikişlerim attı ortalığa saçıldı yaram ki bu kelimeyi hiç de sevmem ama yaram bir havai fişek gibi gösterişle patladı. kalbim kalbime kırılıyor bunu anlatabilmek için yeni bir dil bulmam gerekiyor ben kendime ne diyeyim ne yapayım kendimle on sekizimde de bilmiyorum şimdi de. bir hazine gibi gömdüğüm tüm hisleri buldum az evvel ve aslında bulmak için gömmediğimi gördüm. ben delirmemek için gömmüşüm. nasıl uyunur bilmiyorum nasıl olunur bilmiyorum nasıl ölünür bilmiyorum insan bunları bilemediğinde ne yapar bilmiyorum. her şeyi iştahla yaptığım günler vardı benim, iştahla ağlar iştahla gülerdim, iştahla toprağa yalınayak, iştahla sarılırdım iştahla kavga ederdim, bir yiğit gibi acının hakkını verirdim, iştahla özler iştahla terk ederdim. kalbim iştahını yitirmiş ama yine de hiçbir şey değişmemiş. kalbim bir yeşilçam artisti gibi her kurşunun önüne kendini atmaktan hiç çekinmemiş yıllar geçmiş ve defalarca aynı sahneyi çekmiş. şarkılar değişmiş isimler değişmiş yollar değişmiş ama kalbim hiç değişmemiş. sandığı gömdüğü yeri unutmamış hiç. ara sıra bilerek üzerinden geçmiş. öyle aptalmış sersemmiş. uyuyacakmış bu gece de öncekiler gibi hiçbir şey olmamış gibi ama işte, hep ezberlediğim yerden yine vuruldum az evvel,
tek duymak istediğim haklısın'lı sarılmak ve baş okşanması, biraz şefkat ve ben anlıyorum seni merhameti'dir. ama hayat her defasında kocaman bir kapıya dönüşüp şak diye suratıma çarpar. kocaman bir el olup boğazımı sıkar. sağır bir kulak olur çığlıklarımı duymaz. beni görmez. taştan bir kalbe dönüşür, hissetmez. beni sertleştirir. acımasızlaştırır. sevgisizleştirir. buz gibi yapar. annesinden dayak yemiş çocuk gibi yalpalar ve karıştırırım. ne ağlamak, ne gülmek. tepkisizleşirim.
sonra kahkaha atsana. tadını çıkarsana. mutlu olmayı mı bilmiyorsun, mutlu olsana. sonra kendine acıyıp durmasana. açık iletişimde olsana.
ama yetmez. sürekli acıyan yerler vardır ve hayat yüksekten düşerken çok ama çok sancılıdır.
biri kalbimi kırdığında o kırıkları öylece dağınık bırakamıyorum, birinin toplamasını da beklemiyorum çünkü sabırsızım. kendi kendime hemen bir el çabukluğuyla onarıyorum gücenikliğimi. bu yüzden kimseye uzun uzadıya dargın kalamıyorum. bu da benim uzun vadede felaketim oluyor. iyileşmek için başkasına ihtiyaç duymamak güzel ama kimsenin kırmaya çekinmediği biri olmak var günün sonunda.
aramızda o tılsımlı, o hiçbir şekle sığmayan hudutsuz hacimsiz isimsiz his, bizi herkesleşmekten koruyan o tül perde., hiç başlayamadığı için hiç bitmeyecek olan bir öykü., öykümüz.
kırılmasına kırışmasına eskimesine karışıp dolaşmasına hiç imkan vermediğimiz ama yine de kör düğümden hallice.
durgun bir su olmadığı için berrak da olmayan, hep bulanık, durmadan akan, atan kalbimiz.
yine de gülümse âsuman. hayat çok zor olsa da, içinden çıkılamayacak bir haldeymişsin gibi hissetsen de. bazen çok yorulsan çok ağlasan çok bunalsanda. düşünsen düşünsen düşünsen geceden sabaha, sabahtan akşama kadar düşünsen, düşünmekten boğulacakmış gibi olsan ve zihnini hiç susturamıyormuşsun gibi olsa da. gülümse âsuman. günün sonunda günün başında, her şeye rağmen herkese rağmen. sen, hep gülümse âsuman. anca öyle dağılır karanlıklar, öyle gelir aydınlıklar sana. dudakların yukarı kıvrılınca daha yaşanılabilir bir yer oluverir dünya. ve sen gülümsedikçe, bir gün gülümser o da belki sana.
ağlayasım geliyor, bilmiyorsun..
"yüreğin yorgunluk görmesin."
kulakligi evde unutmak orta cagda kilici unutmakla ayni sey bence
şimdi seninle bir güzel olmayalım mı balım. sen, bana baktıkça için açılmasın mı yüzün gülmesin mi kalbini sürur ruhunu huzur kaplamasın mı. ve ben, sana baktıkça bakayım baktıkça bakayım da kalbimde şakayıklar, sümbüller, hanımelleri ve laleler büyümesin mi. hani şu çok sevdiğim yolda artık hep seninle yürümeyeyim mi. başımı omzuna yaslayıp da denizin mavisini göğün pembesini bulutun güzelini birlikte ve mutmain şekilde seyretmeyelim mi. nereye koyacağımı bilemediğim elimi elin artık bulmasın mı, ellerimiz tutuştukça biz de güçlenmeyelim mi. elbet her şeyi sensiz de yaparmışım lakin seninle her şeyi bir ayrı güzel yapmayalım mı. senin her ihtimalin kalbimi bir ayrı heyecanlandırmasın mı. sen gelince, sokaklarımı rengarenk ortancalar ve ağaçlarımı nar bülbülleri kaplamasın mı. gözlerin gözümün hasretini almasın mı. sevgin kalbime şifa, bakışın bedenime şifa, sözün zihnime şifa, inancın ruhuma şifa olmasın mı. çünkü bence artık lütfen olsun balım…