Derin Derin·dün saat 19:19'de
Hanife'nin bindiği İstanbul otobüsü uzaktan göründüğünde biz de yetiştik. Tam zamanında gelmiştik. Otobüs manevra yapıp perona yanaşmak üzereydi. Aşağıda Hanife'nin inişini beklerken,
“Sen biraz arkada dur Koray, ben karşılayayım Hanife'yi…” dedi Faruk…
“Buraya kadar gelmişken elini tutup öpmeyeyim mi sevgilimi?”
“Valla şerefsizsin sen…” dedi dişlerini gıcırdatarak… “Karım indiğinde ilk beni görsün demiştim. Sevgilisiymiş… Şunun dediğine bak…”
“Ben şerefsiz olabilirim ama sen de pezevengin tekisin dostum… Karısını siktirmekten zevk alan pezevenk seni…”
“Güleyim bari… Kendini tarif ettin şimdi… Aynen sensin o pezevenk…”
“Tamam lan, uzatma işte… İkimiz de aynı bokun laciverdiyiz. Hadi karşıla karını bakalım. Ama bana bak, yolda bir bahane bulup arabadan ineceksin…”
“Niyeymiş o? Karımın geldiği ilk gün sana mı bırakayım kadını?”
“Lan oğlum, siktir git diyorum sana… Çok özledim karını Faruk… Aşk yuvamıza, baldızının eve götüreyim onu… Hasret giderelim biraz… Sonra gece sen kucaklarsın istediğin kadar…”
“Peki, tamam, öyle olsun. Anasını siktiğim… Akşama eve getir ama karımı… Çocuklar merak eder… Ben de tabi…”
Ben biraz geride durup bekleyen kalabalığın arkasına geçtim. Biraz sonra otobüs yanaştı, yolcular inmeye başladı. İlk başta tanıyamadım Hanife'yi… Artık çarşaflı değildi çünkü…
Başında ipekli parlak bir türban vardı, kalçalarının hemen altında biten, ince belini saran krem bir tunik, altında düzgün bacaklarının uzunluğunu gösteren daracık bir siyah tayt, ince siyah çorabın sardığı ayak bilekleri ve yüksek topuklu seksi stilettolar… Hafif fakat yüzünün güzelliğini vurgulayan makyajı… Ne büyük değişiklik…
Faruk karşıladı hemen, kalabalık içinde çekingen bir yanaktan hoşgeldin öpücüğü, o kadar… Sanki bir aydan fazla ayrı kalmamışlar gibi… Bagajdan çıkan valizi aldı kocası, Hanife'nin elinde biraz ağırca bir spor çanta, otoparka yöneldiler.
Arkalarından takip ettim biraz… Yüksek topuklu ayakkabılarla neredeyse manken edasıyla yürürken sağa sola sallanan kalçalarını izledim. Tunikle kapatmaya çalışsa da belinin inceliğini, kalçalarının genişliğini gizlemesi mümkün değildi. Bu kombinasyon da ona bir seks objesi görüntüsü veriyordu. Başındaki örtüye, yanındaki kocasına rağmen etraftaki erkeklerin dönüp dönüp bakmalarına sebep oluyordu.
Tam arabanın yanına geldiklerinde arkalarından yetişip kumandayla kapıları açtım, Hanife'nin elindeki çantanın sapına yapıştım. O da çantanın sapını bırakmadığı için ellerimiz birleşmiş oldu. Ben gülümseyerek, Hanife şaşkınlık dolu gözlerle bakıştık bir kaç saniye…
“Koray…?” dedi refleksle… Orada o anda beklediği en son kişi bendim sanırım, ağzı açık bakıp kaldı bana… Elini tutan elimde teninin sıcaklığını hissederek arzu dolu gözlerle süzdüm,
“Hoşgeldin Hanife…” dedim sonra… Sımsıkı sarılıp öpmemek için kendimi zor tutuyordum. O da kendine geldi, elini çantanın sapından çekti.
“Şey… Hoşbuldum…” diyebildi. Kocasına baktı telaşla, Faruk valizi bagaja yerleştiriyordu, karısının şaşkın halini görmemişti. Arka kapıyı açtım,
“Seni almaya kocanla beraber geldik. Buyur…” dedim. İri iri açılmış şaşkın gözlerini benden ayırmadan arabaya bindi, oturdu. Ben de çantasını bagaja yerleştirip şoför koltuğuna geçtim. Faruk da yolcu koltuğuna yanıma geçti, yola koyulduk.
Faruk karısıyla sohbet ediyor, evdeki durumlardan bahsediyor, sürekli konuşup duruyordu. Bense pek konuşmadan arabayı kullanıyordum, gözüm dikiz aynasında, göz göze geldiğimizde Hanife ile bakışarak… Çarşı içine geldiğimizde kaş göz işaretlerime uyanan Faruk,
“Koray, benim kumaş siparişlerim vardı, onları almam lazım. Sen beni şu köşede indir, hanımı da bir zahmet bizim eve bırakırsın, olur mu?” dedi.
“Tamam komşum, merak etme, yengeyi bırakırım ben…” diyerek kenarda park ettim. “Sen kumaş olayını halledene kadar ben de sabah sana bahsettiğim işi hallederim. Benim iş bitince haber veririm, anlaştığımız yerde buluşuruz.”
Faruk anlatmak istediğimi anlamıştı. Ablasının evine, karısıyla sevişmeye gidiyordum. Arabadan indi, kapıyı kapamadan arkada oturan karısına,
“Hayatım, kusura bakma, acil olmasa ben de seninle beraber eve gelirdim. Şu işi halletmem lazım… Koray seni bırakacak. Ben akşama gelirim.” diye özür dileyerek kapıyı kapattı, ben de hareket ettim.
“Tekrar hoşgeldin canım…” dedim dikiz aynasından Hanife'ye bakarak…
“Hala şaşkınım biliyor musun? Beni almaya Faruk'la beraber geliyorsun. Ne ara bu kadar samimi oldunuz kocamla? Bana öyle bir bakışın vardı ki, anlayacak diye ödüm koptu.”
“Çok özledim seni Hanife… Bildiğin gibi değil…”
“Sorma ben de çok özledim seni… Sevişmelerimizi… Ama ablam hasta olunca ziyaret uzadı işte… Sana hasret kaldım.”
“Ne kadar değişmişsin böyle kız…”
“Kendime bakım yaptım biraz… Beğenmedin mi yoksa?”
“Aşkım, ben seni her türlü beğenirim. İster çarşafa gir, ister çıplak gez… Ama böyle de harika olmuşsun. Nefesimi kestin görünce…”
“Teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Nereye gidiyoruz, bizim evin yolu değil bu…? Yoksa…?”
“Ablanın evine gidiyoruz Hanife… Dayanacak halim kalmadı. Biraz hasret giderelim ne olur…”
“Hayır Koray… Faruk gelir, beni bulamazsa fena olur. Sonra görüşürüz biz, eve götür beni sen…”
İtirazlarına aldırmadan ablasının evinin yolunu tuttum, bir kaç dakika sonra evin önündeydik zaten… Arabadan inip kapısını açtım, çekine çekine, etrafına bakınarak indi. İkimiz beraber telaşla, topuklu ayakkabılarıyla sekerek giriş kapısına gittik, cebimdeki anahtarla kapıyı açtım, eve girdik.
Kapıyı kapatır kapatmaz sımsıkı sarıldım Hanife'ye… Dudaklarımız yapıştı, hırsla öpüşmeye koyulduk. Belinden tutup kendime çekiyor, önümdeki kabarıklığı hissettiriyordum. Ne kadar özlediğimi karnına batan sertliğimden anlamış olmalıydı.
“Mmm…” diye inledi ağzımın içinde… Dudaklarını kurtarıp, “Dur artık, nefes alamıyorum, çok yaramazsın.” dedi gülerek…
“Delirtiyorsun beni, elimde değil… Çok seksisin…” diyerek boyunlarına yumuldum.
“Dur, delirme… Sakın etimi çürüteyim morartayım deme… Akşam bir de kocam sevişmek isteyecek. Çürükleri görmesin sakın, anlar yoksa ne yaptığımızı…”
İçimden gülmek geldi, “Ah benim saf sevgilim… Senin sikiştiğimizi anlamasından korktuğun boynuzlu kocan yolladı beni seni sikmem için… Kendi elleriyle siktiriyor seni bana aşkım…” demek istedim, diyemedim.
Üstündeki tuniği çıkardı, aceleyle ipek gömleğinin düğmelerini açmaya koyulduk ikimiz birlikte… O da çıkınca dantel kırmızı sütyeni ve altındaki daracık taytıyla kaldı. Kollarıma aldığım gibi yatak odasının yolunu tuttum. Öpüşe öpüşe gidip yatağa yatırdım Hanife'yi, sırt üst yatırmadan önce sütyeninin kopçalarını açıp çıkardım, fırlatıp attım.
İri memelerine hayranlıkla baktım. Uçları belirginleşmiş, heyecanla inip kalkıyordu ikizleri… İki elimle iki memesini de tutup uçlarını emdim teker teker… Saçlarımı okşuyordu,
“Ohhh… Koray… Öp onları canım… Öyle özledim ki bunu…” diyerek inledi.
Konuşmadan homurdanarak memelerini vantuzlamaya devam ettim. Göğüsleriyle ilgilenirken elimi taytının beline attım, sıyırmaya başladım. Kalçalarını kıvırarak yardımcı oldu bana, dizlerine kadar indirdim taytı… Ayakkabılarını çözdüm fiyonklarını, yere fırlatıp taytını çıkardım.
Geri çekilip tepeden tırnağa süzdüm. Bacaklarını birleştirip utangaç bir edayla,
“Hadi ama, utanıyorum böyle bakma bana…” dedi gülümseyerek, elleriyle de çıplak göğüslerini örtmeye çalışıyordu. Başından çıkarmadığı türbanıyla, tanga küloduyla, ince siyah jartiyer çorabıyla çok seksi bir görüntüsü vardı. Afrodizyak etkisi yaratıyordu bende bu görüntü…
“Nefesim kesiliyor sana bakarken bebeğim…” diye inledim. Yataktan kalkıp acele acele soyunmaya başladım. Üstümde ne varsa fıydırıp attım bir tarafa… Sonunda çırılçıplak kaldım. Gelecek zevklerin beklentisiyle taş kesilen sikim bayrak direği gibi yatakta beni bekleyen kadını gösteriyordu.
“Hadi, bekletme beni… Yaklaş bana…” diyerek kollarını kaldırarak yanına çağırdı beni… Dediğini yaptım ben de, yatağa çıkıp çoraplı bacaklarını araladım. Ayak parmaklarından başlayıp dizlerine, oradan uyluklarına kadar santim santim okşayarak çorabını, dantellerini, çıplak tenini okşadım.
“Hadi Koray'ım…” diye inledi sabırsızca… Külodun ağını yana çektim, “Dilini istiyorum, yala beni… Oramı yala… Ohhh… Evett… Böyle… Yala…”
Ben iyice ıslanan amının dudaklarını, klitorisini yaladıkça saçlarımı çekiştiriyor, kendinden geçiyordu. Bir süre yalayıp doğruldum. Zevk suyundan ıslanan külodunu bacaklarından sıyırıp çıkardım. Sikimi amının dudaklarına dayadım, başını sürttürerek klitorisini okşadım,
“Off… Sonunda… İstiyor musun canım? İçine gireyim mi?”
“Bir de soruyor musun? Hadi, bırak konuşmayı… Sok şunu içime…” diyerek kıvrandı altımda… İçinden çağlayan zevk sularından iyice ıslanmış amcığına girmeye başladım.
“Ohhh… Harikaa…” diyerek boynuma sarıldı sımsıkı… Memeleri göğsümde eziliyordu. Gözlerini hazla kapadı, aletimin vajinasında ilerleyişini hissetmek istiyordu. Kasıklarımız birbirine yapıştı sonunda… Yarak başının rahminin duvarına dayandığını hissettim. Üstüne kapandım,
“Uhhh… Amcığın daralmış iyice Hanife'm… Eldiven gibi sardı sikimi… Daracıksın bebeğim…” diye diye boyunlarını, dudaklarını öpücüklere boğdum.
“Çok… Çok zevk alıyorum Koray… Ohhh…” diye inlerken kasılmaya başladı. Daha gidip gelmeye başlamamıştım ki, ilk orgazmını yaşıyordu Hanife… Sarsılmaları bitince ben hareketlendim. Yavaş tempoyla girip çıkmaya başladım vajinasına…
Sabah kocasına emdirdiğim sikimle karısının amcığında git gel yapıyordum. Kocasının ağzına bir posta boşaldığım için erken gelme tehlikesi yoktu şimdi, ağır ağır, tadını çıkara çıkara inip kalkıyor, dar zevk tünelinin her santimini hissediyordum.
Ne kadar sürdü bilmiyorum misyoner pozisyonunda siktim kadınımı… Az önce boşalmasına rağmen dalga dalga yükseliyordu şehvet duygumuz… Sonunda doğruldum, içinden çıktım. Ne olduğunu anlamak istercesine yüzüme baktı.
“Biraz domal da öyle sikeyim seni aşkım… Epey oldu bu pozisyonda, belin ağrımıştır.” Hevesle kalkıp döndü, önümde domaldı, kalçalarını kaldırarak iki yana salladı, girmemi bekliyordu.
“Hadisene, gir artık…” dedi başını yastığa koyarak… Kıçı iyice havaya kalkmıştı böyle yapınca… Bir elini alttan kasıklarına götürmüş, klitorisini okşuyordu.
Sikimi dayadım, yine yavaş yavaş girdim amcığına… Köküne kadar dayayıp üstüne abandım. Sırtına öpücükler kondurdum. Ardından saçlarından tutup doğruldum. Yavaşça gidip geliyordum amcığında… Eşkin atın yelesinden tutmuş sürüyordum.
Tam o sırada yatak odasının kapısı açıldı yavaşça… Ne oluyor demeye kalmadan kapıda Faruk belirdi.
Çırılçıplak, sertleşmiş siki parmaklarının arasında, sıvazlayarak bizi izliyordu. Gözlerimi devirdim ne yapıyorsun anlamında, boştaki elinin işaret parmağını dudaklarına götürüp sus işareti yaptı.
Off, pezevenk herif dayanamamış, karısının sikilmesini izlemeye gelmişti anlaşılan… Seyircimizin varlığı beni bir tık daha ateşledi. Hanife'nin belini iki elimle tutup vurdurmaya başladım.
Karısı başını yastığa koymuş, gözleri kapalı, bir eliyle amını okşaya okşaya altımda inliyor, hiç bir şeyden, kocasının çırılçıplak bizi izlediğinden habersiz minik feryatlar koparıyordu,
“Ohhh… Çok güzel Koray… Sik beni… Daha sert… Ahhh… Çok iyi sikiyorsun beni aşkım… Çok özlemişim beni sikmeni… Geceleri yatağımda bunu hayal edip kendimi parmakladım ben… Ohhh… Sik… Geçir…”
“Ben de seni sikmeyi özledim aşkım… Ohhh… Amcığın çok zevk veriyor… Sikimi sardı iyice… Ben de hasret kaldım sana… Ihhhh…”
“Devam et aşkım… Geliyorum… Ohhhh…”
Hanife orgazm olmak üzereydi. Vajinasının kasılmalarını sikimde hissedebiliyordum. Kalçaları titriyor, kendisi ileri geri yapıp sikimin vuruşlarını karşılıyordu. Faruk iyice yaklaştı yanımıza…
Parlayan gözlerle, benimkinden epey küçük sertleşmiş sikini okşayarak kalın yarağımla karısının amcığına girip çıkışımı, karısının zevk kasılmalarını yakından izliyordu.
Elimle işaret ederek sikini ağzına vermesini istedim. Hayır anlamında başını salladı. Salak, karın orgazm olmak üzere işte, hiç bir şey umurunda değil şu anda… Bundan iyi fırsat mı olur?
“Ohhh… Hadi bebeğim…” dedim kaşlarımı çatarak… Tekrar işaret ettim. Hanife ona söylediğimi düşünerek,
“Az kaldı aşkım… Ohhh… Geliyorum…” diye inledi. Amını okşamaya, kalçalarını benim kasıklarıma daha hızlı vurdurmaya devam ediyordu.
Sonunda dediğimi yapmaya karar vermiş olmalı pezevenk kocası, yatağa çıktı. Sarsıntıyı hissedip ne olduğunu anlamaya çalışan Hanife
“Hey, ne oluyor?” demeye kalmadı, saçlarından tuttu karısının… İki bacağının arasına alıp oturur vaziyette başını kucağına yerleştirdi. Sonra da sikini ağzına dayadı. Hayretler içinde kalan kadının, açılan ağzından içeriye kaktırdı sikini…
“Yala karıcığım… Sikimi em… Koray seni sike sike boşaltırken sen de beni boşalt…”
Ne olduğunu yeni yeni anlamaya başlayan Hanife hareketsiz duruyordu öylece… Tüm bunlar bir kaç saniye içinde olmuştu. Tekrar pompalamaya devam ettim. Bu kez biraz üstüne eğilmiş, ellerimi alttan amına götürmüş, amını okşuyor, klitorisini parmaklarımla eziyordum.
İlk andaki şaşkınlığı geçti yavaş yavaş, bana ayak uydurmaya, tekrar yükselmeye başladı Hanife… Bir yandan bana siktiriyordu kendini, bir yandan da kocasının sikini ağzına sokup çıkarıyor, benden aldığı zevki kocasına aktarmaya çalışıyordu.
“Yala orospu… Güzel yala sikimi kaltak karı… Ohhh… Emm… Fahişem benim… Orospu karım benim… Ohhh… Geliyorumm…”
Faruk daha fazla dayanamadı. AVM otoparkında sikimi emerken iyice dolmuştu anlaşılan… Karısının saçlarından tutup başını kaldırdı, spermlerini suratına attırmaya başladı.
Onu suçlayamazdım doğrusu… Karısı başka bir erkeğe sikilirken aynı anda ağzına vermek oldukça tahrik edici bir şeydi. Kendimden biliyordum. Ondan biraz sonra,
“Ben de geliyorum aşkım… Ohhh… Çok güzel… Geliyorum…” diye feryadı kopardı karısı da… Yüzünden kocasının beyaz spermleri süzülürken başını iki yana sallaya sallaya, inleye inleye, belini indirip kaldırarak, kasılarak orgazm oluyordu.
Orgazm sırasında kasılıp gevşeyen vajinasının sikime yaptığı öldürücü masajına da ben dayanamadım. Adeta böğürerek Hanife'nin üstüne kapanıp döllerimi rahmine fışkırtmaya başladım.
Arabanın içinde kocasının ağzından sonra yatakta karısının amına döllerimi akıttım. Kendini bitkin vaziyette yatağa bırakan Hanife'nin yanına devrildim ben de…
“Anlatın bakalım beyler…” dedi biraz sonra Hanife… İki erkeğin arasında uzanmış, sesi yorgun çıkıyordu. Üçümüz de çırılçıplak…
“Benim arkamdan ne dolaplar çevirdiniz siz? Bu noktaya nasıl geldik? Faruk bey… Beni bile bile Koray'ın yatağına gönderebilmek için yarı yolda arabadan indin. Neden?” Faruk biraz tedirgin, biraz çekingen bir vaziyette,
“Şey, karıcığım…” diye başlamıştı ki karısı bana çevirdi başını, gözlerimin içine baktı,
“Ya da… Dur Faruk… Ben kimin başının altından çıktığını tahmin edebiliyorum. Bu haydut sana şantaj yaptı değil mi? Beni becermesine ses çıkarmaman için senin çektiğin resimleri kullandı mutlaka…”
“Şey… Evet karıcım…” dedi Faruk, ezile büzüle…
Utanmazca sırıttım. Uzanıp başını geriye çekmek istemesine aldırmadan saçından tutup dudaklarından öptüm.
“Onlar da var tabi Hanife'm… Ama kocanı ikna etmek için bir şey daha verdim.”
“Ne verdin, merak ettim. Karısının yabancı bir erkekle sevişmesine itiraz etmemesi için ne vermiş olabilirsin kocama?” Gözlerinin içine bakıp saçlarını okşadım,
“Seninle sevişmeye devam edebilmek için ona karımı verdim Hanife…”
“Öyle işte… Benim fingirdek seksi karımla yattı senin kocan… Gerçi karım da istedi bunu ama… Sonuçta ikisi sikiştiler. Biz de artık kimseden çekinmeden sevişebiliriz. Ne senin kocan itiraz edebilir, ne de benim karım…”
“Vay bee… İnanamıyorum. Benim için mi yaptın bunu? Ya karın nasıl razı oldu? Senin sikinden sonra benim kocam… Faruk'cum, kusura bakma ama gerçek bu yani… İkinizi karşılaştırdığımızda…”
Eliyle benim yarı inik halde kalınlığını koruyan, bacak aramda tıp tıp atan yarağımla, kocasının boşaldıktan sonra iyice küçülmüş, kabuğuna çekilmiş sikini gösteriyordu. O bir şey söylemeden ben cevapladım,
“Gül buna seks fantazisi olarak bakıyor aşkım… Boyu değil, işlevi önemli… Faruk karımla sevişirken ben de katıldım aralarına… Üçümüz aynı yatakta seviştik. Hepimiz de zevk aldık, bugün olduğu gibi… Seni sevdiğimi karım da biliyor. İkinizi de seviyorum. İstiyorum. Merak etme, ikinizi de tatmin ederim ben, aç bırakmam ikinizi de…” Kollarımın arasına alıp sımsıkı sarıldım sevgilime…
“Çılgınsınız siz… Eh… Madem öyle düşünüyorsunuz… Bana da tadını çıkarmak kalır artık… Hadi, biraz dinlenin de, tekrar başlayalım. Ben daha doymadım Koray… Bir daha yapalım ne olur…”
Faruk yatağın diğer kenarında dinlenerek bizi izlerken Hanife ile birbirimize sarıldık, öpüştük. Tekrar sevişmeye başlarken benim aklımda kızını da siktiğimi ona nasıl söyleyeceğiz sorusu dönüp duruyordu.
“Aman, boş ver Koray…” dedim kendi kendime… Elimde iki evli ateşli kadın, en az onlar kadar sekse meraklı bir lolita, homoseksüel olmaya çeyrek kalmış bir koca vardı. Fazla düşünmeden hayatın tadını çıkarmalıydım.