
Product Placement
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Today's Document
cherry valley forever

Andulka
Three Goblin Art
Sade Olutola

if i look back, i am lost
tumblr dot com

Kiana Khansmith
hello vonnie
Mike Driver
Claire Keane
YOU ARE THE REASON
No title available
he wasn't even looking at me and he found me

pixel skylines
d e v o n
Not today Justin
Cosmic Funnies

seen from France
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from France
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Tunisia

seen from Singapore

seen from United States
seen from Türkiye
@ketaminler
Dünya görüşünü kazansak n’olcak? Yan sokakta torba, üst katta fuhuş.
bizde unutmuş gibi yaparız albayım, hiç kırılmamış, ağlamamış gibi.
030622 - 02.48
Saatlerdir oturduğum mermer tüm vücudumu uyuşturmaya başladı. Parmaklarım arasındaki ucuz tütünü dudaklarım arasından uzaklaştırarak kafamı gökyüzüne çeviriyor ve zehirli dumanın ciğerlerimi terk etmesini izliyorum. Biten izmariti sırtımı yasladığım duvara bastırarak söndürüyorum ve kendime çektiğim dizlerime yaslıyorum başımı. Parmaklarımdaki kan kokusuyla çatılıyor kaşlarım. Tırnak diplerime kırmızılıklar oturmuş. Evsiz bir adam uzanıyor karşımdaki bankta, irislerim etrafta oyalanırken ortamın sessizliği daha fazla çekiyor beni içine. Kafamın içindeki seslerle baş başa kalıyorum. Gün geçtikçe silikleşerek buz gibi bir adama dönüşüyorum. Oturduğum yerden kaderin sillesine sövüyorum. Elimi atıyorum cebime, pakette kalan son kırık dalı dudaklarım arasına yerleştiriyorum. Karton kutuya sıkıştırdığım çakmakla yakıyorum izmariti, derin bir soluk çekiyorum ciğerlerime. Uyuşuyorum. Alnıma düşen kapüşonu çekiştirirken kafamın içindeki sanrıları bastırmak adına kendi kendime bir parça mırıldanıyorum. Kapanıyor gözlerim istemsizce. Yetmiyor, susturamıyorum. Sigarayı dudaklarım arasına sıkıştırıp kafamı ellerimin arasına alıyorum ve sakinleşmeye çalışıyorum. Bu sırada istemsizce mırıltılarım yükseliyor. Dakikalarca orada oturup o parçayı söylüyorum. Sikeyim ki hâlâ yetmiyor. Açıyorum o şarkıyı, defalarca başa sararak dinliyorum. Göğüs kafesimdeki ağrı artarak beynimi zorluyor. Sonrasında kendime sövecek olduğumu bilerek elimdeki izmariti bir köşeye atıyorum. Parmak uçlarıma kadar buz kesmişim, dudak kenarlarım hafifçe kıvrılıyor bu duruma. Kafamı duvara yaslayıp baygın bakışlarımı etrafta gezdiriyorum. Kafamın içindeki o sesler çığlık çığlığa bağırırken sakince orada oturuyorum. Saatlerce tekrarlıyor o melodi. Ağlıyorum kahkahalarımın arasında. Sesler kesiliyor aniden. Hareketsizce günün ağarmasını bekliyorum. Neyse, siktir et.
Ne vakit paylaşıldığından habersiz.
030622 - 02.48
Saatlerdir oturduğum mermer tüm vücudumu uyuşturmaya başladı. Parmaklarım arasındaki ucuz tütünü dudaklarım arasından uzaklaştırarak kafamı gökyüzüne çeviriyor ve zehirli dumanın ciğerlerimi terk etmesini izliyorum. Biten izmariti sırtımı yasladığım duvara bastırarak söndürüyorum ve kendime çektiğim dizlerime yaslıyorum başımı. Parmaklarımdaki kan kokusuyla çatılıyor kaşlarım. Tırnak diplerime kırmızılıklar oturmuş. Evsiz bir adam uzanıyor karşımdaki bankta, irislerim etrafta oyalanırken ortamın sessizliği daha fazla çekiyor beni içine. Kafamın içindeki seslerle baş başa kalıyorum. Gün geçtikçe silikleşerek buz gibi bir adama dönüşüyorum. Oturduğum yerden kaderin sillesine sövüyorum. Elimi atıyorum cebime, pakette kalan son kırık dalı dudaklarım arasına yerleştiriyorum. Karton kutuya sıkıştırdığım çakmakla yakıyorum izmariti, derin bir soluk çekiyorum ciğerlerime. Uyuşuyorum. Alnıma düşen kapüşonu çekiştirirken kafamın içindeki sanrıları bastırmak adına kendi kendime bir parça mırıldanıyorum. Kapanıyor gözlerim istemsizce. Yetmiyor, susturamıyorum. Sigarayı dudaklarım arasına sıkıştırıp kafamı ellerimin arasına alıyorum ve sakinleşmeye çalışıyorum. Bu sırada istemsizce mırıltılarım yükseliyor. Dakikalarca orada oturup o parçayı söylüyorum. Sikeyim ki hâlâ yetmiyor. Açıyorum o şarkıyı, defalarca başa sararak dinliyorum. Göğüs kafesimdeki ağrı artarak beynimi zorluyor. Sonrasında kendime sövecek olduğumu bilerek elimdeki izmariti bir köşeye atıyorum. Parmak uçlarıma kadar buz kesmişim, dudak kenarlarım hafifçe kıvrılıyor bu duruma. Kafamı duvara yaslayıp baygın bakışlarımı etrafta gezdiriyorum. Kafamın içindeki o sesler çığlık çığlığa bağırırken sakince orada oturuyorum. Saatlerce tekrarlıyor o melodi. Ağlıyorum kahkahalarımın arasında. Sesler kesiliyor aniden. Hareketsizce günün ağarmasını bekliyorum. Neyse, siktir et.
+ lan sen ne hayırsız bir evlatsın.
- he abi, sanki seni az topladılar sokaklardan. az mı duyduk anana babana söverken. gece parktaki bankta uyurdun, annen nasıl endişelenirdi haberin var mı? ama doğru amına koyayım, hayırsız evlatız biz. onca şeyi sen yaptın, hayırsız biz oluyoruz. olsun.
Aramızdaki tek uçuk mesafe, dudaklarımın seninle temas ettiği noktadır. Bundan daha uzakta olan herhangi bir mesafe beni arzumdan muzdarip eder.
Biz bu zifirin içinde doğduk, bu zifirde öleceğiz. Siz bizi hiç görmediniz, cesedimize ilişmeyin.
Göğsüme yirmi bir kurşun, çocukluğuma bir mezar.
Öfkem kessin soluğunuzu.
İçtiğim tüm sigaraların dumanında adın.
nefretle ve öfkeyle karşıladığım şeyleri şimdi kahkahalarla karşılıyorum. çünkü alıştım. bu yaranın daha da derinleşmesini sağladım. her şeyi daha da berbat hale getirdim. inan bana, böyle şeyler olsun asla istemezdim. inatçılığım ve her şeyi kafaya takmam bu hale getirdi. kendime çeki düzen veremiyorum. bu göz altlarının daha da kötü olmasına, izlediğim tavanın verdiği sorgulara boğulmaktan vazgeçmez oldum. kendimi suçlamaktan yoruldum. her şeyin sonucunu kendime bağlamaktan, başkalarının suçlarını üzerime almaktan yoruldum.
Her yanım bana seni hatırlatan kesiklere ev sahibi.
Kasıklarında işlenecek tüm günahlara varım.
Şehvet her zaman ölümcül bir günah olmayabilir, lâkin affolunur yanları olduğu yadsınmaz bir gerçek.