Your love,your love, your love I miss that.
Your love, your love, your love I wan’t that.
Your touch, your touch, your touch I need that.
La la la la la la la la I wan’t that.
Keni
macklin celebrini has autism
★

Game Changer & Make Some Noise
cherry valley forever

if i look back, i am lost
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

@theartofmadeline
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
noise dept.

blake kathryn
🪼

pixel skylines

gracie abrams
YOU ARE THE REASON
$LAYYYTER
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
No title available
Color Me Curious
d e v o n
seen from Vietnam
seen from Philippines

seen from Uzbekistan

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Romania
seen from Romania

seen from Saudi Arabia

seen from India
seen from Romania
seen from Romania

seen from United Kingdom
seen from Colombia

seen from Philippines
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from Romania

seen from Nepal
seen from United States

seen from Romania
@kimnamyong05
Your love,your love, your love I miss that.
Your love, your love, your love I wan’t that.
Your touch, your touch, your touch I need that.
La la la la la la la la I wan’t that.
Senin tavşan dişlerindeki o gülüşe tutuldum belki de...
Ben çok ümitlenmiştim o bakışlarından biliyor musun? Her merdivenden çıktığında, kafeteryada, kampüsün bahçesinde gözlerin hep üzerimdeydi. İçten içe olacak dedim, olur dedim ama ümitenmemeliymişim. Hatırlattın teşekkür ederim.
Düşünsene günler sonra ulaşıyorsun sevdiğin adama. Zaten senden kilometrelerce uzakta. Sen meraktan içini yerken günler sonra arıyor. Bir veda konuşması yapıyor ağlamaklı sesiyle. En sonunda seni seviyorum diyor ve bir silah sesi. Hat kesiliyor. Nefesin kesiliyor. Gözlerin doluyor ama şoktasın. O bırakmaz diyorsun. Annem de babam da gitmişken, onların yokluğunu doldurmuşken,hem annem hem babam olmuşken gitmez; gidemez. Saatlerce arıyorsun ama ulaşılmıyor. Telefon kapanmış. İşte diyorsun o an. Ben de seninle öldüm. Sen fiziken, ben ise ruhen öldüm...
Şimdi bir sahil kenarında oturmuş sigaramı içiyorum. Kollarımı denizin çitlerine dayamış Boğaz’ı izlerken elimde dolma kalemim defterimi karalıyorum. Bir şeyler yazıp çiziyorum. Olmuyor tekrar siliyorum. İçime çektiğim duman yakarken boğazımı gözlerim doluyor. Ah diye geçiriyorum içimden, iki kadeh rakı olsaydı da sek içseydik. Düşünüyorum işte. Düşüncelerimin hiçbiri birbirine değmiyor. Sadece düşünüyorum...
Çiçeklenen bu bahçe yalnızlıkla dolu,dikenli. Bağlanıp kaldım bu kumdan kaleye. Adın ne senin? Varsa eğer gidecek yerin, bana da söyler misin? Seni bu bahçede saklanırken gördüm. Ve biliyorum o sıcaklığının tamamen gerçek olduğunu, mavi çiçekleri toplayan ellerini tutmak istiyorum. Ama bu benim kaderim. Bana gülümseme,beni aydınlat. Sana yaklaşamadığımdan seslenebileceğin bir ismim yok. Bunu biliyorsun sana kendimi gösteremem, kendimi veremem. Sana acınılası halimi gösteremem. Bir kez daha maskemi takıyorum ve seninle buluşmaya gidiyorum. Ama hala seni istiyorum…
Alışmak, bağlanmak ne kadar da güç hadiseler öyle değil mi? Seni hep uzaktan seyrettim bu vakte kadar. Gülüşlerinle güldüm, neşenle neşelendim, hüznünle duruldum.
Halbuki sadece birkaç sefer konuştum seninle. Sadece birkaç kez işitmeme rağmen o güzel sesini şimdiden bile çok özledim. Şimdiden bile sana yaklaşınca burnuma dolan o güzel kokunu özledim.
Biliyorum bir daha benimle konuşmazsın ama ben bunu her şeyden çok istiyorum. Başka neleri çok istiyorum biliyor musun?
Sana doya doya sarılmayı çok istiyorum mesela.O kadar çok sarılayım ki kokun işlesin üzerime. O gün ışığında parlayan saçlarını okşayayım, keskin çene hatlarından öpeyim seni.
Sanırım ben yaşamamış olsam da seni ve seninle ilgi her şeyi özledim....
Belki öyle küs ayrılmasaydık, son kez dokunabilecekti dudaklarım dudaklarına. Kor hasretinle yanıp tutuşmaktan ziyade hasretini dindirecekti.
Ben seni çok özledim biliyor musun sevgilim? Hem de tahmin edemeyeceğinden de fazla. Her yanımda sen varsın. İçtiğim suda, yattığım yatakta, aldığım nefeste. Her birinin her hecesinde, sen varsın...