Bugün yeryüzüne zarar veren kimseler yeryüzünün sahibi olduğunu sanan kimselerdir.
(Mahmud Erol Kılıç,Tasavvufa Giriş, s.133)
noise dept.

gracie abrams
h
taylor price
occasionally subtle

izzy's playlists!
I'd rather be in outer space 🛸

❣ Chile in a Photography ❣

No title available

Discoholic 🪩
Claire Keane
Xuebing Du
KIROKAZE
One Nice Bug Per Day
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Doug Jones
Game of Thrones Daily
The Bowery Presents
hello vonnie
Keni

seen from Bangladesh
seen from Sweden
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Canada
seen from China
seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from Brazil

seen from United States
@kirikbirheves
Bugün yeryüzüne zarar veren kimseler yeryüzünün sahibi olduğunu sanan kimselerdir.
(Mahmud Erol Kılıç,Tasavvufa Giriş, s.133)
Adamın içinde çocuk, çocuğun içinde adam.
…Siz kainatın etrafınızda dönmesini istiyorsunuz. Düşünmüyorsunuz ki hayat sizi mahrekinin dışına atmış. Hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür…
(via kirikbirheves)
Ayet… İşaret… Ayetlerin zahir anlamları var, ama zahir anlamlarından ibaret değiller, daha bir derinliğe çağırırlar. Sözün kabuğunda kalmak sözün manasına gidememektir. Ayet, “Ben işaretim” diyor, “kalma bende, altımı kaz, maden orada!” Allah Teala “Size kendi ruhumdan üfledim” der Arif'ler, “Allah'ın bu hitabını, Allah'ın ruhundan bir şeyler taşıdığımı düşününce ayaklarım yerden kesiliyor” şeklinde yorumlar. Biz de bu ayetleri okuyoruz, ama aynı şeyi hissetmiyoruz. Ne yazık ki öyle! Allah'ın ayeti, Arif'in, insan-ı kâmilin kalbinde yankılanıyor. Tasavvuf, ayetin bu çağrısına uyuyor; dinin form ve hukuki yönüyle kalmıyor, ruhuna doğru yolculuk ediyor. Bu yolculuğun sonunda ruhuyla ve hayatın içinde karşılığı olan bir dini tasavvurla dönüyor. Şekilde ibaret olmayan bir namaz ve oruçla… İşte tasavvuf, Hz. Peygamber'in namazda, ibadetlerinde yaşadığı hale odaklanır, bunun altını çizer. İslam'ı bu şekilde anlama çabası; Kuran-ı Kerim'i ve Hz. Peygamber'in sünnetini bu istikamette bir şerh modeli…
Hayatın Satır Aralar, Mahmud Erol Kılıç
Kahvenin suyu kaynadı, fotoğraf için her şey hazır / Dünya düşünmemek üzerine çok güzel ilerliyor
Zeynep Arkan
Güzel peşinden koşmayandan kendisini gizler
Andrei Tarkovsky
Yalan söyleyen, yalan söylediği ortaya çıkan insanın toplumda tamamen itibarsız bir alana sürgün edilmesi; bir insanın vaat ettiği halde sözünden döndüğü tespit edilmişse onun artık hiçbir güveni hak etmediğinin vurgulanması, bunun alenen ortaya konulması ve emanete hıyanet edeceği ihtimali olan insanların teşhis edilmesi. Bunları yapmaya girişemediğimiz zaman, bunları yapmak bize zor geldiği zaman yavaş yavaş münafıklığın da bize bulaştığını kabul etmemiz lazım. Yani yalan söyleyen insanların hoşgörüden yararlandığı ve sözünden dönen insanların geçerli alanlarda yer tuttukları ve ihanet edeceğini bile bile kendilerine bir şeyler emanet edilen insanların imtiyazlı durumda olmaları bizim imanımıza bir tasalluttur. Biz imanımızı ancak bu gibi insanlarla bağımızı kopararak, artık bağımız kalmadığını belli ederek koruyabiliriz.
İsmet Özel, Kırk Hadis, s. 63,64
…herkes islamı bildiği vehmindedir, fakat herkesin en az bildiği şey de odur. Günümüzün yaygın Müslüman tipi, eskiden öğrendiği bazı yanlışlıkları terk etmeden, o yanlışlar üzerine bina kurmak isteyen öğrencilere benziyor; sonraki bilgiler ne kadar doğru olursa olsun, bu bilgiler yanlış bir temel üzerinde yükseltilmek istendiğinden neticede muhkem bir yapı ortaya çıkartılması imkansız bulunuyor. O bakımdan yapmamız gereken şey, günümüz meseleleri ve onların çözüm tarzları hakkında kafamıza sokulmuş bilgileri bir tarafa bırakarak her şeye yeniden başlamak olmalıdır…İslam batının zihin kalıplarına göre anlaşılamaz. Çağımız Müslümanlarına, İslam’a Müslümanca bakış yerine bir müsteşrikin profan bakışı yerleşmektedir. Batı anlayışının zihinlere bulaştırdığı bakışla İslam’ı anlayamayız. İslam’ı bugün öyle kavramak zorundayız ki, kendimizi şimdiye kadar İslam hakkında hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi farzederek yola koyulmalıyız. İlk Müslümanlar nasıl Müslüman olmuşlarsa, onların yolunu izleyerek ve önyargılarımızı, cehalet döneminden kalma zihni ve ameli alışkanlıklarımızı terk ederek başlangıç noktasında durmayı deneyebilmeliyiz.
Rasim Özdenören, Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, s.26,28
…Siz kainatın etrafınızda dönmesini istiyorsunuz. Düşünmüyorsunuz ki hayat sizi mahrekinin dışına atmış...
Cetlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu
Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir
Yataklı vagonda yolculuk şüphesiz çok rahat bir şey. Fakat insanı garip bir surette etrafından ayırıyor; adeta eski manasında yolculuğu öldürüyor. Bir mermi gibi sağa sola temas etmek fırsatını bulmadan, gideceğiniz yere sadece yanınızda götürdüğünüz şeylerle varıyorsunuz. Fakat istasyondan üzülerek veya sevinerek biniyorsunuz, bir başkasında esneyerek iniyorsunuz. İkisinin arasına, kitaplarınızın, her günkü endişelerinizin içinden, ancak şöyle bir göz atılabilen bir iki manzara girebiliyor. Asıl yolculuğu galiba üçüncü mevki vagonlarda aramak lazım. Gerçek hayatı halk arasında aramak lazım geldiği gibi… Çünkü orada insanlarla en geniş manasında temas var.
Her istasyonda inen, binen, gidip gelen, ağlayan, sızlayan halkın arasında insan eski yolculuğun manasını yapan hana, kervana yaklaşmış oluyor. Hanlar, kervansaraylar… İşte eski yolculukların sihrini yapan şeyler… Bir kervan katılmak, bir handa gecelemek… Bir gece için tanışmak, ertesi sabah ayrılmak, hayatına bir şey katmak şartıyla görmek… Binbirgece’den Gil Blas’a kadar, eski hikayeler bu cins tesadüflerle doludur. Onlar yolculuğu zengin bir tecrübe haline getirirdi.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir, s. 60, 61
Görünmezsen ne çıkar, ben seni kendimde taşıyorum!
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur
Sağlık, Yarabbim bize sağlık ver… Kuvvet değil, sağlık… İnsanoğlunun sıhhati…Hayatı olduğu gibi kabul edecek sağlık… Tanrılara benzer ömür istemiyoruz… Bize nasip olan ömrü yaşayalım… insanca yaşamak
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur
Tren yakında kalkıyor. İşin fenası nedir biliyor musunuz? Tam hareket zamanını bilmemek; hep bugün, yarın diye düşünmek. Ve böylece bu havadan gelen zamanı en manasız şekilde harcamak...
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur
Mohsen Namjoo - Yar Mara
“benim sevgilim bana mağara kesilen, ciğerimi yiyen aşk olan,
sevgili de sensin, mağara da sen. a efendiler efendisi, beni gör-gözet.
nuh da sensin, ruh da sen. açılan da sensin, açan da sen.
bana sırlar kapısında yarılıp açılan gönül de sensin, sen.
nur da sensin, düğün-dernek de sen, yardım görüp üst olan devlet de sensin
gagasıyla beni yaralayan tur dağındaki kuş da sen.”