Bir yerde okumuştum; "bazı çiçekler susuzluğa ve unutulmaya dayanır." diye. O gün bir çiçek olabileceğime tüm kalbimle inandım.
Alisa U Zemlji Chuda

izzy's playlists!

oozey mess
Show & Tell

Discoholic 🪩

No title available

Product Placement
Monterey Bay Aquarium
Game of Thrones Daily

⁂
No title available
Today's Document
One Nice Bug Per Day
Cosimo Galluzzi
d e v o n
KIROKAZE
sheepfilms
DEAR READER
dirt enthusiast
Peter Solarz
seen from Russia

seen from Australia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Russia
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from China
seen from Germany
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Australia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Mexico
@kitapherif
Bir yerde okumuştum; "bazı çiçekler susuzluğa ve unutulmaya dayanır." diye. O gün bir çiçek olabileceğime tüm kalbimle inandım.
Öyle karmakarışık bir haldeyim ki şimdi. Ağlaya ağlaya gülesim var.
bir babadan “senin canın sağolsun” lafını duymamak, bir çocuk için çok büyük eksiklik.
Sevmedin. Herkesi sevdin, Bi beni sevmedin, Kocaman göğüs kafesinde bana bi yer vermedin. Canımı acıttın, En kötüsü beni hissizleştirdin.
Küçükken ailemden biri ölecekse hep beraber bir arabanın içinde ölelim isterdim, seni de aldım o arabanın içine, başka türlü anlatamam.
Kitabın tamamını okumuşum hiçbir şey olmamış, ama en son cümlede saatlerce ağlamışım gibi.
Nursen Yıldırım
"Oturalım bir gecenin karşısına sarılmaya gerek yok. Geç karşıma neden ‘biz’ olamadık anlat."
Bir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor: Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim…Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karım, her evlilik yıl dönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, “Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri” derdi.. Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'nin bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalacağımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece “Biliyorum” dedi. İzmir'e kar yağdığı gün, yani bir ay önce, evdeydim. Fotoğraflarımıza bakıyordum yine… Her çerçevenin altında bir harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim. A.R.K.A.S.I.N. Gerisi için yılları yetmemişti. Ama sanırım “Arkasına bak” yazmaya filan niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. İnanabiliyormusunuz, her birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı. 1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. Ve içinden şu sözler çıktı: “14 Mart 1997/ Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı Söylemene gerek yok, biliyorum…” 2002'deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor. İçim acıyor şimdi. Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor.. Sadece paylaşmak istedim. Sana boş gözlerle bakıp seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et. Çünkü; Aşk sessiz, sevgi dilsizdir Gerçekten de hissediliyor, yanında yakınında olmasa bile, kilometrelerce uzağında olsa bile, sevmesini bildikten sonra varlığı da yokluğu da hissedilebiliyor.
"Kötü kader"
Cemal Süreya ne güzel demiş; “Aşık olunacak çok insan var da, aşık kalınacak olanı zor bulunuyor.”
“olur da görüşemezsek, ölür de söyleyemezsek ben seni harbiden çok sevdim.”
Alnından öpülür, Bir kadın ilk önce. Çünkü orada toplanmıştır bütün çiçeklerinin kokusu, dünyanın.
Çünkü onların yaraları yoktur
Ne bileyim ya, gözleri "seni seviyorum" der gibi bakıyordu. Göz bebeklerinin parladığına yemin edebilirim. Gördüm. Gitmeden önce, gördüm.
Ne bileyim ya, gözleri "seni seviyorum" der gibi bakıyordu. Göz bebeklerinin parladığına yemin edebilirim. Gördüm. Gitmeden önce, gördüm.