dunyaya bakis aciniz genisledikce, bunun sadece size verdigi aci degil, anlami da azalir. dunyayi anlamak, onunla araniza belirli bir mesafe koymayi gerektirir. molekuller ve atomlar gibi ciplak gozle gorulemeyenleri buyutur, bulut formasyonu, deltalar, takimyildizlar gibi cok buyuk olanlari kuculturuz. onlari kendi algimizin gorus alanina getirdigimizde sabitleriz. bu sabitlenmis seylere bilgi adini veririz. tum cocuklugumuz ve ilk genclik yillarimiz, nesneler ve fenomenlerle aramiza dogru mesafeyi koymaya calismakla gecer. okuruz, ogreniriz, tecrube ederiz, duzeltiriz. sonra bir gun oyle bir noktaya geliriz ki, tum gerekli mesafeler konulmus, tum gerekli sistemler kurulmustur. iste o noktada zaman daha hizli akmaya baslar. onune hicbir engel cikmaz, her sey ayarlanmistir, zaman hayatimizi kateder, gunler goz acip kapayincaya kadar gecer, ne oldugunu anlamadan bir de bakariz ki kirk, elli, altmis yasimiza basmisiz...









