Bir kül tozu musun Bir kor mu Yanan bir kor mu peki Yoksa sönmeye yakın bir kor mu Yanmamış bir odun musun yoksa Ah! Sen, kesindin! Kaç sene yaşadın peki Toplam kaç çizgi var mesela gövdende Çocuklar saklandı mı arkana Kim ekti seni Kim su verdi ilk

ellievsbear
Lint Roller? I Barely Know Her

Kaledo Art

JVL
Show & Tell
No title available
Cosmic Funnies
Game of Thrones Daily
occasionally subtle

JBB: An Artblog!

Love Begins
hello vonnie

Origami Around

★
styofa doing anything
TVSTRANGERTHINGS
One Nice Bug Per Day
Mike Driver
Not today Justin
🪼

seen from Argentina
seen from United States
seen from Tunisia
seen from Bangladesh

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
@kucukbeyazkadin
Bir kül tozu musun Bir kor mu Yanan bir kor mu peki Yoksa sönmeye yakın bir kor mu Yanmamış bir odun musun yoksa Ah! Sen, kesindin! Kaç sene yaşadın peki Toplam kaç çizgi var mesela gövdende Çocuklar saklandı mı arkana Kim ekti seni Kim su verdi ilk
İnsan en büyük yaraları, özgürlüğünü kazanırken aldı. İçinde hep muhtemel sevgi kırıntısıyla, Tecrübeleriyle barışır ve alışırdı kendine. Masumiyet hep içindeydi, Savunmasız çocukluğu oldu bu kimine göre, Kimine göre hayalleri. Marifetleri vardı birde melekleriyle, Şeytanları hep silahsızdı. Düşününce hepsi hızlı geçerdi zaten. Yaşandıkça azalır, Düşündükçe biterdi. Saplantılı tutkuları kalırdı geriye. Susardı, zaten hep susmuştu nezaketinden. Oyun için oyuncuya Av için avcıya gerek vardı Zaman için hayale Tesadüf için seçimlere gerek var Düşündükçe delirmek Delirdikçe özgürleşmek Özgür kaldığın kadar Kendin olmak var hep içinde
Yazdıkça gerçekleşen bir hikaye olsam,sona yaklaştığı an,bir mutluluk perisi sözüyle tekrar başlasam.
Nerede o eskiden yoğunlaştığınız güzel şeyler
Gerçi yazılanların hepsi kontrolsüz.
Dur👈🏻 garip bir emir
Derdinin ne olduğunu anlayana ve odak noktanın değişmesi kadar hızlı çok özür dileyerek cümlemi dahada uzatmam gibi, sancıların en küçük detayla başlayıp kocaman gezgin diken toplarına dönüşmesi, tam bitti derken devam eden, hırsızları, yalancıları, ahlaksız ve şeytanileri bir görüp onlara ‘onlar’ dilinden sığ bir kaç karşı cümle kurabilecek kadar dondurmuştum duygularımı. Kar yapan bir gecede, kırmızı bir gökyüzü parçasına bakıp, salıncakta sallanırken, hayal kırıklıklarıyla konuşan bir insan yarattım işte. Duygularımın bana verdiği önyargıya dayanarak çok ince örgüler ördüm geçmişle kendi arama. İnkar edemeyeceğim seyahatler yaptım ve kendimi buldum bir ayna karşısında. Delilere dair kitaplar okudum, balçığa boğup tekrar temize döndürdü beni defalarca. Dur, garip bir emir. Zaman ve savrulanları hızlıyken, durmanın ve düşünmenin ve dinlenmenin ve herneyse o sikik kişisel gelişimlerin edatlarını uygulamanın ne anlamı var? Ne anlamı var ki sevginin, aşkın, mücadelenin, yüksek erdemin, iyi insanın ve melek başlığı altında listelenmiş nicelerinin. Kalemine varsın, ailenle varsın. Kendi dramında kaybolur ve yine kendi dramında yaratılırsın kendi kendine.
(Kontrolsüz yazıdır.)
Sıkı sıkıya yolculuk
Uzun zaman oldu. Tonlarca kelime var buraya yazılacak. Nereden başlayacağını bilemediğinde ne yaparsın? Ben şiire dalıyorum, buzlardan bahsederken bir anda çöle geçebiliyorum. Zıtlıkları haksızlıklara karıştırarak karmakarışık bir düzen kuruyorum. Sonuç, anlaşılmazlık. Ne demişler; anlaşılmıyorsan anlatmış sayılmazsın. Ben anlattığımı sanırken daha çok sessizliğe gömülürüm. Oysa her cümle kendi içinde bir sır değil mi? Diyorum ki artık yatağımın altına saklanıp, yüzümü kapayarak mızıkçılık oynamayayım. Hıçkırımlarımı duyuyorum bir kere. Kimse duymasa bile ben biliyorum. Böyle ya işte kendi arabeskimiz. Metroya girerken arkandan birileri sopalarıyla bacaklarına vurur. Sen zaten beklemen gereken yerde bekliyorsundur ve içindeki şeytan tek b kelimede tıslayacakmış gibi ayaklanır. Birlikte arkanızı dönersiniz. Bir yüz, sade bir ifade. Sana doğru bakar ama sana değil. Yüzleşmenin milyon saniye hareketsizliğinde sessizce bakışırsınız. Çünkü kördür karşındaki. Özür dilersin ve yol verirsin. Solundan geçip merdivenleri inmeye devam eder ve sen kör olduğunu ancak idrak etmişsindir. Yerinde beklemeye devam edersin. Merdiven seni aşağı indirir. Hayat, saklanan ve savaşan arasındaki farkı bu derece keskin gösterebilir bazen ve sen, kendi arabeskine geri dönersin. Neydi o, siz hepiniz ben tek mi?
Biç
#kerlin
Acaba önceki hayatımda da zenci miydim yoksa ırkçı olmadığımdan mı böyle