Nefret etmenin en güzel tarafı karşılığı olmadanda insana yetebilmesi herhalde, aşkın tersine...
BsrAtlm
No title available
🪼
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
cherry valley forever

Discoholic 🪩
I'd rather be in outer space 🛸

blake kathryn
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

#extradirty

Love Begins

No title available

JVL

★
d e v o n

if i look back, i am lost
noise dept.
Game of Thrones Daily

Janaina Medeiros
tumblr dot com
Show & Tell

seen from Brazil

seen from United States

seen from Morocco
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Hungary
seen from South Korea
seen from Canada

seen from Malaysia

seen from South Africa
seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
@lafhane
Nefret etmenin en güzel tarafı karşılığı olmadanda insana yetebilmesi herhalde, aşkın tersine...
BsrAtlm
Ya sen öyle birşeysinki aşk paraziti. Yok yok! Ben seni anlatamam. Yani anlatırım, edebiyatım fena değilde... Çok zaman alır seni anlatmak be aşk paraziti. Ya ısrar etme ama. Öff! İyi be peki, anlatayım o zaman birşeyler. "Çıtalı"yı bilirmisin. Uçurtma işte canım... Sen o sun mesela. Hani uçurana kadar başa bela, ama havada süzülürken muhteşem, öylede izlemelik. Sonraa... Sonra sen bahçesin mesela. Ama en yeşilinden! Sana bakım lazım, sana özveri lazım, seni korumak lazım. Hem maddi, hem manevi zararsın yani. Ama senin olduğun yerde yaşamak öyle zevkli, öyle ferah ki... Yetmezmi? Peki peki. Senin hiç hep giydiğin bir kıyafetin oldumu aşk paraziti? Heeeh! İşte sen o sun. Sen insanın kendine en çok yakıştırdığı kıyafetsin. Ya bi kere sen markasın, sen dolabın en fiyakalısısın (laf aramızda diğer tüm kıyafetler seni kıskanır). Ama tabii zamanla yıpranırsın, eskirsin, bozulursun. Yinede seni o dolaptan alıp atmak öyle zor ki. Yaa öyle işte aşk paraziti. Herşeye rağmen seni bu kalpten söküp atmak öyle zorki...
Sen neydin biliyormusun ? Sen “ve” gibiydin. Hani ben bir cümle olsam, bitmek üzereyken gelip bana bir kaç kelime daha eklerdin. Hatta bazen bağlaç olup bağlardın ayrı duran kelimelerimi, beni kendine bağladığın gibi. Velhasılı sen benim cümlemin en önemli öğesiydin aşk paraziti…
BsrAtlm
Ben, şu gördüğün "mezarlık" denen tarlaya dünyanın ölüsünü gömdüm. Sonra umud ettim ama o topraktan bir fidan yeşermedi. Bir kaç kez mutlu oldum. Sonra umud ettim ama hiçbiri sonsuza dek süremedi. Gerçi benimde sonum şimdiden belli. Anlayacağın ben envaye çeşit yıkımlardan param parça çıkıp sana aşık oldum sevgili "Aşk parazit" i. Ya şimdi umud etmezsem yaşamaya değer ne sebebim kalırki...
BsrAtlm
Merhaba sayın takipçiler, Lafhâne burası. Saat 01:48. Gece güzel-di. Aslında güzeldi,yani en azından kötü değildi. Sonra o yazdı sayın takipçiler. Yani ben sana deliler gibi yazmak isterken, birşeyler ( artık hangi olmayan ve benim hayalini kurduğum şeylerde) bozulmasın diye yazamazken… Ya deli oluyorum, sen kalk hiç çekinmeden gram elin titremeden yaz. Ya şimdi bu yazdıklarımı okuduğunuzda kesin bana salak diyeceksiniz. Fakat onunla konuşmaya yetecek cesaretim yok sayın takipçiler. Yani hayallerimdeki konuşmaya benzemeyecek bir konuşma yapmaya hiç cesaretim yok. Çok aşığım,çok salağım ve çok korkağım biliyorum. Ben onsuzluğu hissetmekten öyle korkuyorum ki… Ya başıma geldi ondan korkuyorum. İnanın bana dünyada yaşanılacak en iğrenç şey heralde. Boğulmak sayın takipçiler. Aslında en yakın kavram belkide yaşadığıma. Onsuzluğu hissettiğimde yani onsuz yaşayıp-öleceğimi hissettiğimde, yani kalan ömrümü gülüşü olmadan geçireceğimi hissettiğimde, yani bir an hiçbir umudum kalmadığını hissettiğimde… Bileklerim üşüyor sayın dinleyenler. Dudaklarım öyle bir mühürleniyorki sanki konuşmak bana haram… Başım ağrıyor, bitmeyecek sanırsın o derece! En çokta kalbim… Kalbim romatizmalı ihtiyarlar gibi sıkışıyor, olduğum yere yığılıyorum. Aslında şiirlere, sözlere inanmıyorum artık. Aşk dünyadaki en ama en çirkin şey. Aşık olduğumsa... Dünyanın en güzeli. İnanırmısınız, o öyle bir şeyki... Gözleri mesela, gözleri yakamoz olur dalgalarıma ışıl ışıl. Sonra gülüşü var. O bir gülsün, Allah'ın varlığına inanırsın. Yani insan eli o gülüşü taklit edemez. Yani...O gülüşün resmini çizecek insan yok bu dünyada. Ha birde saçları var sayın takipçiler. Ya abartmıyorum, Saçları Cemal Süreya şiiri; Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde. Her telinde ayrı bir kalp çarpıyor. Velhasılkelam insan onu tanıdımı ,onsuz olamıyor! Yani oluyor aslında. Ama böyle olmak, olmaz olsun! İnsan nefes almadan yaşarmı? Emin olun yaşar sayın takipçiler. Ölü gibi yaşar. Çok tehlikelidir evde denemeyiniz... Neyse, iyi geceler sayın takipçiler... Tabi- özellikle bu gün!- böyle bir şey mümkünse.
Merhaba sayın takipçiler, Lafhâne burası. Saat tam ikiyi yirmi geçmekte. Evet tam yirmi dakika. Bu yirmi dakikalar, yirmi saatler, yirmi aylar, yirmi yıllar SU gibi geçmekte. Yani demem o ki ZAMAN su gibi geçmekte. Peki, peki. Sizlere zaman hakkında nasihat verecek değilim sayın takipçiler. Zaten zamanı sizden daha iyi kullanamadığım hakkında da hiç şüphem yok. Fakat içimdeki disiplinli ihtiyar durmadan şu klişe soruyu sormakta; BUGÜN ZAMANI DEĞERLİ KILACAK NE YAPTIN? Birşey söyleyeyim mi sayın takipçiler? Bazen o kadar monoton yaşıyoruz ki , hani o durmadan acıdığımız ihtiyarlar bile bizden daha hareketli vakit geçiriyorlar. Saat ikiyi tam otuz iki dakika geçiyor sayın takiçiler. Ben yazarken bile bir on iki dakikayı heba edebiliyorum. Halbuki şimdi sevdiğim kıza açılabilirdim. Belkide mutlu bir evlilik temelleri atardım. Veya geleceğim hakkında bi kaç plan hazırlardım. Yani ne biliyim bi kaç iş fikri veya eğitim fikri planlardım (gerçi hayat hiç bir planla anlaşamıyor, hatta zamanında şiddetli geçimsizlik yüzünden boşandıklarını duymuştum). Velhasılkelam şu an burada bi kaç kişinin okuyacağı sıradan bir makale yazmaktan daha iyi birşeyler yapardım. Ama yapamıyorum... Herşeye rağmen yinede bir pozitivist olarak halimden bir şekilde ( birkaç-bazen birkaç tan fazla yalanla) avunabiliyorum. Aslında içimdeki ihtiyarada kızmıyorum. Sonuçta dakika başı, başının etini kemirdiğin adam senin sözünü dinlemiyor. (Yani haklı olan o , baksanıza daha aşık olduğumu bile söyleyemedim Maideme). Bu arada ben aşığım Maide'ye. Neyse onu söz yarın anlatacağım. Saat 02:45 sayın takipçiler. Zamanın su gibi(kanalizasyona) aktığı Lafhâne burası. Şehrin bu karanlık hale sahip vaktinde sizinle sabahı görmeyi ve hatta size "vakit nasıl çarçur edilir? " i öğretmeyi öyle çok isterdimki. Fakat takdir edersinizki benim vakit harcamam gereken boşluklarla dolu bir hayatım var . Pekâla sayın takipçiler, bu makalemi zamandan zevk alanlara, Kıvırcık saçlılara ve ela gözlülere adarken bu gecelik sizlere veda ediyorum. İyi geceler sayın takipçiler. Tabi böyle birşey mümkünse...
Sen o sırada gözlerin dolu, bana bakıyordun. Gerçi, sen hep dolu dolu bakardın bana, bilirim. Bir dolu gülümsemeyle , bitmez zannettiğim aşkla bakardın. Ama bu sefer ağlıyordun aşk paraziti. Sahi neden ağlıyordun? Ben sensizken, ağlamak için biriktirdiğim binlerce sebebimle bile ağlayamazken, neden sen ağlıyordun? Neden? Ned... Amaaan boşver aşk paraziti, zaten sen neyi doğru yaptınki?
Merhaba sayın takipçiler. Lafhâne burası. Saat 02:16. Gece her zamanki gibi olabildiğince karanlık. Ve karanlık acayip inatçı. Güneş doğmadan şuradan şuraya gitmem diyor. Bense her gece olduğu gibi yine saatleri uykusuzluğa kurmuş ve cam kenarında belirlediğim yerime pineklemiş vaziyetteyim. Son demlerindeki sigaram ve sözlerini unuttuğum bir şarkı mırıldanması eşliğinde sokağı izliyorum. Sokakta, ışığı anca kendine yeten bir gece lambası, birkaç araba ve perdeleri kapanmış pencereler var. Sahi neden izliyorumki böyle alelade bir sokağı. Bilmiyorum… Belki lambanın turuncu ışığında huzur arıyorum. Belki kapalı perdelerin arkasındaki hayatları merak ediyorum. Belki de sebebim yok, sadece zamanımı boşa harcıyorum. Zaman sayın takipçiler, çoğumuzun gönlünce harcayabildiği tek serveti belkide. Gerçi onun bile bir sonu var. Evet sayın takipçiler, lafhane burası. Herkese iyi geceler. Tabii böyle birşey mümkünse…
Her dilde ayrı yazılan veya ayrı okunan bir sözle döndüremem seni. Biliyorum... O yüzden gitme demeyeceğim. Sadece kalmanı isteyen kalbe bir bak. Onun dili fizanda bile aynı tanımadığım, en yakın dostum.
BsrAtlm
Yaktığım sigaralar peşi sıra dolduruyorlar kül tablasını. Ağzımdaki acı tat ve boğazımdaki düğümlere eklenen boğulmuşluk hissine rağmen son halimle, halime gülümsüyorum. Garip… Zehir gibi yaşanmış bir hayata ne çok yakışıyor zehir solumak.
BsrAtlm
Merhabalar, sayın takipçiler. Lafhâne burası. Saat 00:27. Gece en az öncekiler kadar güzel ve karanlık. Şükür, bu günüde bir şekilde, kazalı belalı bitirdik. Ne garip değilmi? Bazı günleri sırf bitirmek için yaşıyoruz. Bazende yaşadığımız, nefes aldığımız günlere düşman oluyoruz. Çok nankörüz sayın takipçiler. En az bahsettiğimiz kediler kadar nankörüz. Olsun... Neyseki günahımızı örten geceler var. İyi geceler sayın takipçiler. Tabii böyle birşey mümkünse...
Çok masumsun çocuk. Hala bir şekerle kırgın gönlünü mutlu edebilirim mesela. Seni getiren leylek birazdan gelecek desem günlerce gökyüzüne bakarsın. Tertemizsin çocuk. Kaç şimdi, güzeller güzeli çocuk! Sakın arkana bakayım deme. Çünkü hayat rastlayacağın tüm günahkarlardan daha kirli.
BsrAtlm
Gecenin hatrına dinlemek gerek. He birde edanaz-27 hatrına...
Olmayan sevgilerden konu açıyoruz sürekli. Ve boyuna sözler uyduruyoruz sevgisiz kalmış kalplerimizden. Okuduğum sözler hep aynı, hep klişe şimdi. Yaşamsa yoksul her zamanki gibi.
BsrAtlm
Neden mi yazıyorum? Çünkü bir tek sözlerde karşılaşıyorum varlığınla. Çünkü sen sözlerde yaşıyorsun artık. Bense sensiz gerçeklerde...
BsrAtlm
Ağlamalar çok uzun, gözyaşları bir-iki damla.
BsrAtlm
Merhaba sayın takipçiler, lafhâne burası. Saat 03:24. İstanbul hafif esintili, pencere dibinde efkar yapmalık. Kaçımızı uyku tutmadı? Kaçımız biraz olsun kaçmanın çaresini uykuda arıyor? Kaçımız hüzünlü bir klarnet taksimi,sigara ve karanlık eşliğinde camdan dışarıyı seyrediyor? Olmuyor değilmi? Biz yine "bu sefer herşey çok güzel olacak." diyoruz. Ve yine olmuyor. Sonra bir iki devrik söz uyduruyoruz yine. Öyle ya, insan mutlu olsa, söze şiire ihtiyacımı kalır. Mutsuzuz sayın takipçiler. Hemde öyle mutsuzuzki, artık başka türlü yaşayamayız. Bizler sayın takipçiler... Bizler şiirlerimiz, sözlerimiz olmadan yaşayamayız. Evet sayın takipçiler, lafhâne burası. Saat 03:39. Kentlerimiz sıcak, yüreklerimiz buz tutmuş vaziyette... İyi geceler sayın takipçiler. Tabii böyle birşey mümkünse...