“değişmişsin, anna. uzaktan bakınca ışıklarını göremiyorum artık. dünya seni kendine benzetmiş.”

PR's Tumblrdome
occasionally subtle
will byers stan first human second
Mike Driver
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Discoholic 🪩
Show & Tell
🪼
ojovivo
he wasn't even looking at me and he found me
Game of Thrones Daily

shark vs the universe

izzy's playlists!

titsay
tumblr dot com

★
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
art blog(derogatory)

Andulka

Jar Jar Binks Fan Club

seen from Singapore
seen from Ireland

seen from Russia
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from Uzbekistan
seen from Kuwait
seen from Bangladesh

seen from India
seen from Türkiye
seen from Canada

seen from United States
seen from Russia
seen from Bolivia

seen from United States

seen from Syria
seen from Taiwan

seen from Canada

seen from Malaysia
seen from Brazil
@laviniasea
“değişmişsin, anna. uzaktan bakınca ışıklarını göremiyorum artık. dünya seni kendine benzetmiş.”
Ben hep iyi ve ihtiyacım olduğunu göstermediğim için güçlü kabul edildim. Yıkılamam, eğrilemem. Bir dağ misali...
“Herkes anlayış bekliyor. Sağa dönüyorum beklenti, sola dönüyorum beklenti. Kimse sormuyor sen ne istiyorsun, seni de anlamamız gerekir mi diye. Herkes anlayış bekliyor. Ne muhteşem değil mi?”
bu kız kendine acımaz artık
Çok kaybettim... Sevdiklerimi, hayallerimi, hayatımı, en çok da kendimi. Bu kadar kaybeden biri olarak bu kadar güçlü durabilmek yoruyor insanı. Ve bu kadar kaybetmek yeniden başlamayı oldukça zorlaştırıyor, "ya bir daha" ile başlayan cümleler yüzünden. Cevaplanmamış sorular yoruyor, belirsizlikler yoruyor, beklemek yoruyor, anlaşılmamak, duyulmamak, görülmemek yoruyor, can yakıyor. Koca dünyaya, bu kadar insana karşı yalnız savaşmak yoruyor. Mutsuzluklar yoruyor, kabullenişler, ümitsizlikler yoruyor. Bu kadar çok kaybettim... Sevdiklerimi, hayallerimi, hayatımı, en çok da kendimi. Bu kadar yorgunluktan sonra insana bir şey kalmıyor, geriye dönüp, "ben nasıl bu kadar dayanabildim" demekten başka bir şey gelmiyor elinden, dilinden. Gözlerdeki yorgunluk, yüzdeki kırışıklıklar, saçlardaki aklar değil miydi insanı anlatan? Onlardı anlatan evet ama var mıydı bir dinleyen, gören, duyan? Hikayesi burda başlıyor insanın. İnsan en çok da görülmediğinde, duyulmadığında, anlaşılmadığında dertliydi, kederliydi. İşte bu yüzden küsmüştü dünyaya, insanlığa, en çok da kendine. İşte burda başlamıştı bir insanın hüzünlü tükeniş öyküsü, tam da burda ölmüştü insan aslında, toprağın altına girmeden de ölünebileceğini burda anlamıştı. Güçlü olmak ile güçlü görünmek çok başka. İnsanların arasında dağ gibi durup, yalnız başınayken yıkılmamak için verilen çaba bambaşka. Yaşamak başka, yaşayabilmek başka. Hayatı anlamak başka, anlamlandırabilmek bambaşka. Hep demişimdir insan yutkunamadığı hakikati kendisinden bile saklamaya çalışmasıyla meşhurdur. Ben, heves ettiğim şeylerin kursağımda birikmesinden oluşan hayal kırıklıklarını bir yorgan gibi üzerime örtmüş olanım. Ben, olsun diye çabaladığım her şeyin olmayışını yutkunarak seyredenim. Ben elimi uzattığım yeşil dalların, kuruduğuna şahit olanım.
01:34 --- 26/12/2022
Sevgili günlük sabrımın son demlerindeyim.
I open tumblr, I talk to myself then I leave
no more stress thanks, i’m full
yormadan ve yorulmadan yaşamaya çalışıyorum lütfen zorlaştırmayın
adam riches / anxieyt
hiç anlamıyorum var ya mutlu muyum mutsuz muyum sinirli miyim bıkmış mıyım hiç anlamıyorum hepsini aynı anda yaşıyorum sanki
girdiğim her ortamda konuşkan, birilerinin yüzünü gülümsetebilen kişiyken nasıl oldu da bir kaldırım taşından farksız oldum.