“değişmişsin, anna. uzaktan bakınca ışıklarını göremiyorum artık. dünya seni kendine benzetmiş.”
styofa doing anything
Xuebing Du

★

roma★
Game of Thrones Daily

⁂
Claire Keane

Janaina Medeiros

blake kathryn
occasionally subtle

Discoholic 🪩
Sade Olutola

shark vs the universe

Kiana Khansmith
noise dept.
ojovivo

Kaledo Art
trying on a metaphor
Show & Tell
TVSTRANGERTHINGS
seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Türkiye

seen from China

seen from Germany
seen from Finland
seen from Indonesia
seen from Italy

seen from United States
seen from United States

seen from T1

seen from China

seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Brunei
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@laviniasea
“değişmişsin, anna. uzaktan bakınca ışıklarını göremiyorum artık. dünya seni kendine benzetmiş.”
Ben hep iyi ve ihtiyacım olduğunu göstermediğim için güçlü kabul edildim. Yıkılamam, eğrilemem. Bir dağ misali...
“Herkes anlayış bekliyor. Sağa dönüyorum beklenti, sola dönüyorum beklenti. Kimse sormuyor sen ne istiyorsun, seni de anlamamız gerekir mi diye. Herkes anlayış bekliyor. Ne muhteşem değil mi?”
bu kız kendine acımaz artık
Çok kaybettim... Sevdiklerimi, hayallerimi, hayatımı, en çok da kendimi. Bu kadar kaybeden biri olarak bu kadar güçlü durabilmek yoruyor insanı. Ve bu kadar kaybetmek yeniden başlamayı oldukça zorlaştırıyor, "ya bir daha" ile başlayan cümleler yüzünden. Cevaplanmamış sorular yoruyor, belirsizlikler yoruyor, beklemek yoruyor, anlaşılmamak, duyulmamak, görülmemek yoruyor, can yakıyor. Koca dünyaya, bu kadar insana karşı yalnız savaşmak yoruyor. Mutsuzluklar yoruyor, kabullenişler, ümitsizlikler yoruyor. Bu kadar çok kaybettim... Sevdiklerimi, hayallerimi, hayatımı, en çok da kendimi. Bu kadar yorgunluktan sonra insana bir şey kalmıyor, geriye dönüp, "ben nasıl bu kadar dayanabildim" demekten başka bir şey gelmiyor elinden, dilinden. Gözlerdeki yorgunluk, yüzdeki kırışıklıklar, saçlardaki aklar değil miydi insanı anlatan? Onlardı anlatan evet ama var mıydı bir dinleyen, gören, duyan? Hikayesi burda başlıyor insanın. İnsan en çok da görülmediğinde, duyulmadığında, anlaşılmadığında dertliydi, kederliydi. İşte bu yüzden küsmüştü dünyaya, insanlığa, en çok da kendine. İşte burda başlamıştı bir insanın hüzünlü tükeniş öyküsü, tam da burda ölmüştü insan aslında, toprağın altına girmeden de ölünebileceğini burda anlamıştı. Güçlü olmak ile güçlü görünmek çok başka. İnsanların arasında dağ gibi durup, yalnız başınayken yıkılmamak için verilen çaba bambaşka. Yaşamak başka, yaşayabilmek başka. Hayatı anlamak başka, anlamlandırabilmek bambaşka. Hep demişimdir insan yutkunamadığı hakikati kendisinden bile saklamaya çalışmasıyla meşhurdur. Ben, heves ettiğim şeylerin kursağımda birikmesinden oluşan hayal kırıklıklarını bir yorgan gibi üzerime örtmüş olanım. Ben, olsun diye çabaladığım her şeyin olmayışını yutkunarak seyredenim. Ben elimi uzattığım yeşil dalların, kuruduğuna şahit olanım.
01:34 --- 26/12/2022
Sevgili günlük sabrımın son demlerindeyim.
I open tumblr, I talk to myself then I leave
no more stress thanks, i’m full
yormadan ve yorulmadan yaşamaya çalışıyorum lütfen zorlaştırmayın
adam riches / anxieyt
hiç anlamıyorum var ya mutlu muyum mutsuz muyum sinirli miyim bıkmış mıyım hiç anlamıyorum hepsini aynı anda yaşıyorum sanki
girdiğim her ortamda konuşkan, birilerinin yüzünü gülümsetebilen kişiyken nasıl oldu da bir kaldırım taşından farksız oldum.