22.8.22/ Raif
Hayatımıza hoş geldin canım oğlum.
occasionally subtle

Love Begins
taylor price
Not today Justin
EXPECTATIONS
Cosimo Galluzzi
RMH
noise dept.

roma★

pixel skylines

Game Changer & Make Some Noise

oozey mess
KIROKAZE
Keni
YOU ARE THE REASON
No title available

No title available

#extradirty
Monterey Bay Aquarium

shark vs the universe

seen from Malaysia

seen from Netherlands
seen from Colombia
seen from Egypt
seen from Venezuela
seen from United States

seen from United States
seen from Germany
seen from Vietnam

seen from Canada
seen from Kuwait

seen from United States
seen from Panama

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Colombia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from France
@lekesizidrak
22.8.22/ Raif
Hayatımıza hoş geldin canım oğlum.
Hamilelik üzerine
mevsimler geçti gelene kadar buraya.
yazıp yazıp siliyorum yine. neyini beğenmiyorum yazdıklarımın bilmiyorum. eskiden çok kolaydı yazmak şimdi yaşamak daha kolay geliyor...ya da işime geliyor diyelim.
insan büyüdükçe başka birine dönüşüyor diyorlar ya, aslında içi aynı, sadece gerçek duygularını göstermekten vazgeçecek kadar yılgın oluyor. en yüzeysel şekilde sunuyor kendini ve kenardan kenardan yaşıyor hayatı.
herkese kırılmaktan, o kırgınlıkları konuşmamaktan ve muhafaza etmiyormuş gibi davranmaktan sıkılmaya başlıyorsun ve siktir ediyorsun, biraz kendinden daha çok da onlardan ve onlara verdiklerinden vazgeçiyorsun.
siktir ettiklerim, tutunduklarım ve vazgeçemediklerimle birlikte yakında 32 yaşıma gireceğim ve bu yaşım diğerlerinden çok daha anlamlı; anne olacağım. şu an yazarken bir yandan içimde hareketlerini hissettiğim biri var. bu bedende yalnız olmadığımı bilmek bile garip.
eskiden hamile olacağım günleri düşünüp ağlardım, çok duygulanacağımı, mutluluktan dolup taşacağımı sanıyordum hep. yine duygusalım, mutluyum ama tuhaf bir mesafe var aramda duygularımla. yazmak, düşünmek o yüzden zor geliyor, beceremiyorum tam. kendimi gömmüşüm bir yere ve çıkmayı da beklemiyorum gibi bi soğukluk bu. kabullenip vazgeçmişim bir şeylerden gibi. heyecanlarımı kursağımda bırakan biri olmasın diye yaşatmıyorum da kendime. sonra bunları fark edecek gibi oluyorum, bir takım hisler geliyor, değiştirsem mi derken hemen üstünü örtüp hayata karışıyorum. dümdüz. renksiz. kendim gibi ama eksik. halbuki artık kendim gibi ama fazlayım. büyütmek, öğrenmek ve öğretmek için heyecan duyduğum biri var. annemle kurduğum o kusursuz ilişkiyi daha da ileri taşıyabileceğim, kendini şanslı ve özgür hissetmesi için elimden geleni yapacağım biri; bizden alacaklarıyla daha tam, olmadığı birine köklenmeyen, yaşamayı sınırlandırmayan, önüne şartlar ve anlamsız kurallar dayatılmayan biri. ne olacağını değil de neler yaşayacağını konuştuğum biri. bu yüzden hiç olmadığım kadar ben olmalıyım. bu toplumun benden almaya çalıştığı şeyleri sakladığım yerden çıkarmalıyım. bu sene benim baharım olmalı, kendimi gömdüğüm yerden çıkarıp, onunla birlikte yeniden açmalıyım.
bazen kendi kendime heyecanlanıyorum, nasıl bir yüzü olacak mesela, kime benzeyecek, nasıl kokacak, sevmediğim neleri sevecek, nasıl konuşacak..yüzlerce soru var aklımda merak ettiğim.
hamile olduğumda çok ağlayacağım sanıyordum ya, şimdi bir şey daha kaldı sandığım; doğduğunda çok ağlayacağım mutluluktan. deli gibi ağlayacağım. yıllarca onun gelmesini beklemişim, tüm yarım kalan her şey tamamlanmış gibi hıçkıra hıçkıra. onu koynumdan ayırmadan koklayıp, sarılıp uzunca bir süre bırakmayacağım.
Bizim Arif’le tarihe kayıt olarak düşeceğimiz hiçbir kavgamız olmadı henüz. neredeyse hiç tartışmadık. sesinin yükseldiğini, kızdığını görmedim. sinirlenince saniye geçmeden gülümser zaten. kızdığına o bile inanmaz.
beni sakinleştiriyor enerjisi. gülümsetiyor. unutturuyor derdimi.
tanıştığımızda kırgındım, duvar gibiydim. Arif bir şekilde sevdi o halimi. omuz oldu. zamanla iyileştim. iyi geldi bana. unutturdu mutsuz günleri. mutlu anılarımı ise benim kadar sevdi. benim kadar sahip çıktı. değer verdi.
‘’ Aşk bir sızma hâlidir.’’ demiş Meral Okay, işte öyle sızdı hayatıma zamanla.
daha mutlu olmadım.
iyi ki var.
...
bok
işe başlamamla seçmediğim insanların aralarında bulunmaya başladım. görmek istemediğim her şey gözümün önündeydi. tüm o sahte insanlar, barbarlar, Anadolu’daki yaşantısını hazmedememiş hırs budalaları, görgüsüzler...ve dahası. yıllarca görmezden geldiğim; varsayılanlara inanmamak için kavgalar ettiğim tüm meseleler gözümü kaçıramayacağım kadar ortalıktaydı.
insanlar kötü. ama akılımın yetmediği kadar kötü. amaçsızca kötüler, benciller. bazen boğulacak gibi oluyorum aralarında ve sahip olduğum en samimiyetsiz gülüşümle fark edilmeden kaybolmaya çalışıyorum.
fuckyouall. <3
dostluk üzerine:
insanlar mutlu olmanla ilgilenmiyorlarsa, geriye ne kalıyor ki. en kötü günün mü?
ailemi kaybettiğim gün mü mesela? kötü gün dostlarına pek inanmıyorum. ben iyi gün dostuna inanırım; mutluluğunla gerçekten ilgilenenlere...gerisi de facebooktan arkadaş olmaktan bir tık üstü..
-
ben kimseyi yanımda olsun diye sevmedim. ben birini varlığı için severim. ve varlığına dair her şey beni ilgilendirir. mutluluğu da, hüznü de, başarısı da, kaybı da buna dahildir. bu kadar öz bir sevginin karşılığı da en azından benzer bir yerden gelmeli bence.
-
ben karşılıksız kalan her şeyi yara sayıyorum artık. karşılıksız sevgi dönemini kapattım. -en azından kapatmak istiyorum. - Bire 5 değil, bir. emek yoksa yok, empati yoksa yok. basit bir denklem, muhtemelen adı konmamış bir ilişki kadar rahat olacak.
değişimim üzerine:
nedense 1 yıldır bir sakinlik var üzerimde. yeni biri mi oldum? donuğum mesela ya da sadece kırgın olma hali bu. kırgın olmak beni sessizleştirdi, silikleştim sanki. daha görünmez oldu düşüncelerim. bazen bazı davranışlarımı yadırgıyorum. o kadar yabancıyım ki o tepkilere, duruşlara. hangi ara değiştim. kaç uyku, kaç sabah geçti değişirken.
bir dost hakkında/ arif
onunla aramdaki ilişki, herhangi bir dostluğun omuzlayamayacağı kadar içten ve çıkarsız.
-
sadece varolmam, sadece doğmuş olmam kafi sanki. beni tanımış olmak ona iyi geliyor.
sanırım biri tarafından ilk defa sevildim.
olduğum için, tam da böyle biri olduğum için seviyor beni. hislerimle, düşüncelerimle kabul ediyor.
-
o kadar sakinim ki onunla.
-
bazen sadece duruyoruz, susuyoruz. bazen sadece konuşmak için konuşuyoruz. hayal ettiğimiz insanlardan bahsediyoruz mesela. canımızı yakan insanlardan. incittiklerimizden, incinen yerlerimizden..
onunlayken sanki yalnızım gibi, ama değilim. en güzeli de bu.
-
bazen bir yabancıya içini dökmek istersin, ben de öyle istedim. ama o kadar güzel dinledi ki, biraz daha anlattım, biraz daha derken bir baktım hep yanımda.
-
aslında bir tiyatro oyununda tesadüf eseri dinlediğimiz bir şarkıydı bizi birbirimize yakın hissettiren. belki de izlediğim en kötü oyundu ama başında çalan o şarkı o kadar güzeldi ki. oyundan çıkar çıkmaz şarkıyı dinlemeye başladık. şarkı çaldı, biz sustuk. şarkı çaldı, biz ağladık. şarkı çaldı, konuştuk.
gibiler II
içini dolduramadığınız ya da doldurmak için uğraştığınız duygular sizi daha da yalnız hissettirmiyor mu? gibi gibi yaşamayı ne zaman bıracaksınız?
dedi
hayır, biz birbirimizi çok sevdik dedi; biz birbirimizin elini bile bırakmadan uyurduk, iki kişilik yataklar büyük gelirdi, ayrı hissettirirdi. uyku içinde kalkar yan yanamıyız diye bakardık. göz göze geldiğimiz her an birbirimizi yeni görmüş gibi gülümserdik. 1 saaten fazla küs kalamaz, ağlar dövünür birbirimize sarılınca her şeyi unuturduk.
246
onu kendimden mahrum ederek, onu kendime tutsak ve aşık bırakamazdım. o istedikçe beni yaşamalıydı. onu bir şekilde aklamalı ve koşulsuz ve sınırsıca sevmeliydim.
geri gelenler hoş görülmeliydi ki hep gelmeyi bilsinler. her zaman birine gidebilecek cesarete sahip olsunlar.
Bağışlaya bağışlaya, bağışlamanın mutluluğu öldü. Kendi bolluğumdan bezdi erdemim.
bazen
içimi sıkıyor bu ötelenmiş konular. yarım kalan her duygu, her gün kendini başka şekilde tamamlıyor kafamın içinde.
yabancı bir hikaye hakkında:
benden vazgeçmesi için bildiği her kötü şeyi bana söylemeliydi, en kötü, en güvenilmez ben olmalıydım. o beni sevmeyene kadar yanında durdum, ki her kötü şey üzerime sinsin, yer etsin bende ve aklında. daha sert, daha acımasız olmaya başlayınca işin biraz tadı kaçmıştı doğrusu.
-
bu hikaye bana mı ait?
8976
Hareket etmeliyim. Bu boşluk, bu tarafsız bekleyiş hoşuma gitmedi.
They laugh at me at my life. My life as a duck; But I don't get worked up. It's my life as a duck. You may think this is funny; You may think I had bad luck;...
bir gün sen mutlu olacaksın, ben de yakınlarına bir yerlerde olacağım. o gün geldiğinde, seninle mutluluğu konuştuğumuz bu günleri hatırlayacağız, belki yine balkonda şarap içer, ilk kadehle sarhoş oluruz.
biz bu şarkı her çaldığında biraz hüzünleyeceğiz ama huzurlu ve güvende hissedeceğiz.
buyrun, beni aptal hissettirin.
beni o kadar sık aptal hissettiriyorsunuz ki kendimi umuma açıyorum. buyrun, siz de gelin...
neden her şey söylenenden fazlası ya da eksiği çıkıyor?
ben bu dünyaya eksiğim.
olmadığınız kişileri, olmayacak niyetleri, kandırdığınız insanları yüklenmişsiniz sırtınıza, bunların altında ezilmeden mutlu olmaya çalışıyorsunuz.
kahrolun.