Fareler Oyunda / İlk yazı.
Bugün kelime oyunlarından bahsedeceğiz. Birlikte. Kardeşinizle aynı yatakta, ikinizin de uykunuzun gelmediği bir gece. Birbirinizin söylediği son harften türettiğiniz futbolcu isimlerini bir hız arayışıyla birbirinize fırlatıyorsunuz. Kardeşinizle beraber koridorda top oynarken onun gollerini ofsayt gerekçesiyle saymadığınız günler geride kaldı ve o da artık bu konuda sizin kadar bilgili. Arada bir sessizlik olduğunda siz de onunla beraber düşünüyor musunuz? Eğer öyleyse, bu anın keyfini çıkarın çünkü aynı masada oturacağınız arkadaşlarınızla ayrı hayallere dalacağınız günler pek de uzak değil. Biraz sonra anneniz ve babanız gelecek - kendi aralarında karar vermek için oynadıkları bir taş kağıt makas seçiminden sonra belki - ve size artık uyumanız gerektiğini söyleyecek. Siz ise yarının ne getireceğini düşünmekten değil, gecenin getirdiklerini kaçırmamak için uyumak istemiyorsunuz. Henüz bunları düşünmek için erken. O gün için gece geç olsa da. Albertini. İsmail. Hangi İsmail? Galatasaray'da oynayan sarışın defans yok mu hani. Ya Türkler sayılmasın. Hadi tamam, peki. Leonardo. Okocha. O Jay Jay Okocha değil mi? Sadece Okocha da olur. Olsun. Albertini. Demin söylemiştin.
Demin ne söylemiştim? Demin ne söylediğim çok da önemli değildi. Her yerde aynı şey oluyordu. Okul servislerinde, herhangi bir evin herhangi bir masasında, ucunda kimlerin olduğu pek de umursanmayan bir koridorda veya bir okul kantininde, hep aynı şey oluyordu. Zaman duraksamadan akıyordu. Ve belli ki artık zaman kalmadı, oyun oynamaya zaman bulmak için. Eskiden o zamanı aramak da, bulmak da gerekmezdi. Ve şimdi biraz nostalji.
Zamanın boşluğunu yararak, kafamda iki ayrı dizeyi birleştiriyorum. İlki Peter Handke'nin, "Song of Childhood" şiirinden: "Çocuk çocukken, çocuk olduğunu bilmezdi." İkincisi ise Pink Floyd'un "Remember a Day" şarkısından: "Neden bugün oynayamayız? / Neden öyle kalamayız?" Bu iki ayrı dizeyi birleştirince, bu şiirde şair; "yetişkin, yetişkin olduğunu biliyor", demek istiyor diyen Türkçe öğretmenlerinin kafasına derhal kağıttan bir uçak yapıp atmalıyız. Haksız oldukları için değil, onları da oyuna katmak için.
Çocukluğa dönüş bir unutuşsa eğer, oyun da, oyunun kendisi de öyle. Sevgilimizle yatakta konuşurken (oynaya oynaya gelin çocuklar), gtalk'de arkadaşımızla chat'leşirken (asdlşkdaslkşdslklkdskldssd), bir futbolcunun üç kişiyi çalımlayıp boş kaleye golü atamamasını izlerken, (hass...) hepimiz unutmuyor muyuz? Kelimeleri özenle seçiyoruz artık belki, izlerin okşadığı belleklerimizden yararlanıyoruz, veya aynı şekilde, top oynayanları bile daha bilinçli izliyoruz. Ama hepimiz, o an, unutuyoruz. Unutulacak ne varsa.
Eskiden, hepimiz çocukken, oyun hayata dahildi. Şimdi ise yaşadığımız hayatın, bir anlık bir çıkış kapısı olabilir ancak. Ama bunu bilmek oyun'dan bir şey eksiltmiyor. Çocuk çocukken, hiçbir şeyi bilmemesinin, oyun'dan hiçbir şeyi eksiltmemesi gibi.