sheepfilms
Claire Keane
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
almost home

blake kathryn

Discoholic 🪩
Cosmic Funnies
Cosimo Galluzzi

ellievsbear
$LAYYYTER
No title available

Product Placement
Alisa U Zemlji Chuda

roma★
Mike Driver

@theartofmadeline
Game of Thrones Daily
Keni
Lint Roller? I Barely Know Her

祝日 / Permanent Vacation
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands
seen from Iraq
seen from United States

seen from Austria

seen from Canada

seen from United States
seen from United States

seen from T1

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Türkiye
seen from Italy

seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Russia
@leylvenehar
Küçük bir sahil kasabasında her şeye yeniden başlamak istiyorum.
@bulutlariziyaret ♡
"Kimse kimseyi aylarca beklemez" dedi adam.
"Bekler" dedi kadin ve gülümsedi.
Eğer sevmişse aylarca da bekler, yıllarca da!
kaşını gözünü oturuşunu kalkışını özledim, sözlerini değil, o sözleri söylerken takındığı tavrı, sanki saçma sikik bir şey demiyormuş gibi, o sesindeki sisi özledim, böyle ağır ağır sarmasını tütünü, bir türkü söylemeden önce, iki ayrı ve uzak uçlardayken biz, dönüp de bana bakışını, sanki kimseler yokmuş gibi yani, sanki biz varmış gibi bir tek, kimseye çarpmadan bana bakmasını, benim gözümün içine içine bakmasını, sonra ne bileyim, o ceketine öyle giymesini özledim, onu görmeyi, ona görünmeyi, bir şey anlatırken durup, dünya meselesi mi gülüm niye bu kadar dikkatli dinliyorsun demesini, içince biraz söylemek istediği her şeye cesaret buluşunu, kimse ona bir şey yapamaz gibi yürüyüşünü, bir köpeği severken, bir kediyi okşarken, o kediyi bana benzetirken dudağının kenarındaki alaylı gülümsemeyi özledim. sinirlendiğinde sessizleşmesini. kırıldığında sessizleşmesini. bir bakışla iş çözmesini. dağıtmasını kalabalığı. beni yanına çekmesini. babasından bahsederken yüzündeki utancı özledim. onu özlemedim ve yemin ederim bu hikaye o hikaye değil. onun kaşını kaldırışını özledim, onun elini kolunu nasıl koyuşunu, nasıl öyle bakışını, mimiklerini, sanki bir şeymiş gibi kendini nimetten sayarmış gibi hallerini özledim. onu izlemeyi, onu görmeyi özledim. şöyle bir beş dakika bir sigara içsek sonra yüzüne bakmasım gelmez biliyorum. yanında durasım gelmez. ama onun o kadehi tutuşunu özledim. o anı. o görüntüyü. beni görünce girdiği hali tavrı yani. o kadar. seni özlesem sana gelirim. ama seni özlemedim. senin o sen oluşunu özledim sadece. yani nasıl desem, keşke göründüğün gibi bir adam olsaydın da bir çıt çıkınca ödün kopmasaydı.
Saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin, ancak açıp efendin olmam artık.
Mesaj atabilirsin, susma hakkımı kullanırım.
Eskisi kadar katı değilim.
Karşıma çıkabilirsin elbette.
Sanki daha evvel seninle gönül bağım olmamış gibi burnumun dikine yürürüm, sen üzülürsün. Ağlayabilirsin, bunu benim senin yüzünden olan hayata küskünlüğüme sayarsın.
Ben halden falan anlamam artık, içebilirsin de.
İşte o zaman bana gelme. İşkembe çorbasıyla gram alakam yok.
Yaralarımı saran insanlar lazım bana, bir yara daha açan değil.
Biz seninle olsak olsak, mahalleye rezil oluruz anca.
İyisi mi, sen otur, ağla, düşün, üzül, sigaranı yak.
Ben artık 'uyursam geçer' cinstenim…
Benim seninle davam bitti.
Benim "sen" diye bağıran yanım, yok artık.
Seninle gülünmez, ağlanmaz, bir yolda yürünmezmiş.
Sen, verilmiş her emeğin, ziyan oluşuna şahit olduğumsun.
Bu yazdıklarımı bir gün gel, yüzün tutarsa beraber okuruz.
O intimal varsa 'bile'
Ben, yokum artık.
yıllar sonra geriye dönüp baktığında, kendine teşekkür edebileceğin birşey yap.
Nurullah Genç'in "alaca bir at koşar içimde, zamansız, mekânsız, nefese doğru" diye başladığı şiiri; "at vuruldu, içim paramparça Rüveydâ" diye bitirmesi gibi bir his yaşıyorum..