en sevdiği kitaplar listesinin bir bölümü.
1. Parfümün Dansı // Tom Robbins
kitaptan alıntı yapmak için elime aldığımda, açmaya çekiniyorum. kokusu uçup gitmesin diye sevgilinin. bu kitap benim hayatımın kitabı, tümüyle.
‘..insan mutsuzken dikkati hep kendine döner. kendini çok ciddiye alır. mutlular, yani kendilerini gerçekten sevenlerse, pek düşünmezler kendilerini. mutsuzu neşelendirmeye çalıştığında, istemez, karşı çıkar. çünkü dikkatini kendinden ayırıp evrene yöneltmek zorunda kalacaktır. mutsuzluk, kendine düşkünlüğün varacağı son noktadır.’
2.Küçük Prens // Antoine de Saint-Exupêry
doksan iki basımı ilk küçük prensimi annem bana okuduğunda dört yaşımda bile yoktum büyük ihtimalle. beni her okuduğumda ağlatıyor, ben her huzursuz gecemde şaşmadan küçük prens okuyorum. duvarıma bir tablosuyla yeni basımını çok güzel bir çocuk aldı.
‘günün birinde üzüntün geçince (üzüntüler günün birinde mutlaka geçer) beni tanımış olduğuna sevineceksin. hep dostum kalacaksın benim. benimle gülmek isteyeceksin. bazen, aklına esip pencereni açacaksın.. dostların senin gökyüzüne bakıp güldüğünü görünce hayretler içine kalacaklar. o zaman sen de onlara, yıldızlar beni hep güldürür ,diyeceksin. aklını kaçırdığını sanacaklar. ben de sana iyi bir oyun oynamış olacağım..’
sevgili Aruoba’nın bir kitabını dahi atlamak istemezdim bu listede, ama yalnızca bir tanesini seçmeliydim ve o da elbette benim hayat felsefemin temelindeki bu kitap olacaktı.
‘kendi yönünü bulamayan kişi için,
‘yol’ yoktur--bir sürüklenmedir
bütün yolları boşuna yürür.’
4. İçimizdeki Şeytan // Sabahattin Ali
bu kitabı ben okudum, bir hafta sonra da Fatma. birbirimize uzunca bir süre durmadan ‘halbuki ne şeytani azizim, içimize şeytan falan yok ‘ deyip durduk. Sabahattin Ali denince Kürk Mantolu Madonna’dan önce geliyor aklıma bu kitap.
‘İnsan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi bir noksanlık, bir çıplaklık duyuyor, bir gün evveline kadar kolumuz, bacağımız gibi pek tabii surette mevcut olan bir şeyin birdenbire hiç olmasına inanmak istemiyordu. ‘
5. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim // Joanne Greenberg
lisedeydim bu kitabı okuduğumda, sevgili blog okuru; bu kitabı atlama muhakkak oku.
‘sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben.
hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim.
ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim.
sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim.
sana sunduğum tek gerçeklik savaşım.
ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir.
ben yalan şeyleri vadetmem hiç.
kusursuz güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır.
üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur! ‘
6. Mavi Oktav Defterleri // Franz Kafka
ben Kafka’nın karamsarlığına, kimsesizliğine, cümlelerine aşığım. 6:45 bize çevirileri yapmaya devam etsin.
‘beni bırakıp gitmek niyetindesin, öyle mi? iyi, bu da diğerleri gibi bir karar sonuçta . fakat nereye gideceksin? benden kurtulmuş olabileceğin bir yer var mı ? Ay ? o kadar uzağa gidebilmen mümkün değil. bunlar neden öyleyse? köşende sinip sessiz kalsan, daha iyi olmaz mı? oda sıcak ve karanlık işte. dinlemiyor, el yordamıyla kapıya ulaşmaya çabalıyorsun. kapı nerede? yanlış anımsamıyorsam, bu odanın kapısı yok. ‘
yine saplantılı olduğum yazarlardan biri. ve onun gece sayıklanmaları.
‘gecenin işçileri için mutluluk .. düşünden çıkmaksızın, yitirmediğine inanmak istediği bir uçmaktan ayrı düşmeksizin, yüzerek, koşarak, uçarak yaşayıp gidebileceğine inanmaktır.’
kitabı okuduğumda 16 yaşındaydım, hayatımın sonraki dönemlerinde de kendini hatırlatıp durdu.çok ayrı sevdiğim bir roman olur kendileri. pek çok açıdan yetersiz bulunabilir belki ama beni etkilemeyi başarmıştı. hâlâ benim için çok değerli.
‘sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. benim değildi o ses. konuşan ben değildim. o yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. içimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim. ‘
9. Lanetli // Chuck Palahniuk
sevgili Palahniuk, yeraltıcılar tarafından öyle abartıldı ki sevemedim bir türlü. birkaç kitabını okuyup kıramadığım önyargımı bu kitapla kırdığım için listeme dahil etmek istedim. kitaptaki kızda kendimi bulmamın sebebi elbette aşağıda yazacağım cümle ile özetlenebilir.
‘ adım Madison ‘ diyorum , ‘ve ben bir umutkoliğim.’
dip’li not : listemde 1984 // George Orwell başlarda yer alıyor . ancak kitap bende olmadığından , dolayısıyla alıntı yapamayacağımdan kendisini dahil edemedim.