Bu korkunç ağırlıkları kim koydu başıma Bu marşandiz trenleri nereye gidiyor Ben bir katran deniziyim artık Dalgalarım iri kayaları döver durur Bütün yaratıklar derinliklerimde kapkara Ne bir seven var beni Ne bir anlayan bulunur
ojovivo

No title available

❣ Chile in a Photography ❣
No title available

roma★
art blog(derogatory)
todays bird
macklin celebrini has autism
🪼
No title available
NASA
almost home
Stranger Things
Monterey Bay Aquarium
Noah Kahan
Game of Thrones Daily
Xuebing Du

blake kathryn
Jules of Nature
noise dept.
seen from United States
seen from Germany
seen from Australia
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Australia
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from India

seen from New Zealand

seen from Peru
seen from Türkiye

seen from France
seen from Malaysia
seen from United Kingdom
@lupisyen
Bu korkunç ağırlıkları kim koydu başıma Bu marşandiz trenleri nereye gidiyor Ben bir katran deniziyim artık Dalgalarım iri kayaları döver durur Bütün yaratıklar derinliklerimde kapkara Ne bir seven var beni Ne bir anlayan bulunur
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh,
Bir cığara,
Dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni..
Yokluğun, cehennemin öbür adıdır.
Üşüyorum, kapama gözlerini...♠️♠️♠️
Lesley Oldaker, ‘A New Day’, 2021 Oil on canvas, 50 x 50cm
Uçalım mı?
Bir yalnızın sessizliği gün doğumuna karışır Henüz düşünemedikleri adına
Denize doğru kavis çizen boynu Omzundan aşağı uzanan saçları Belki de hiç farkına varamadığı sezgileri Toprakla bütündür artık Eğilip kendini toplamak ister topraktan
Yazgı dediği; Seslenmelerin bütünü müdür Yoksa topraktan parmaklarıyla eşelediği ruhu mu? Bunları düşünecek vakti yoktur
Yerden göğe doğru yükselmiş otlar Karşısında boylu boyunca uzanan deniz
Ayaklarına değdikçe Karnında karıncalanmaya neden olan çakıl taşları
Algısını tamamen kapatır Anın tadını çıkarmak ister gibi bir hali de yoktur Salıncak çocukluk demektir çoğu insana göre ya; Ona göre çoğunluktur.
Sallandığını hayal eder ve çoğul bir hal alır dünyası Furuğ şiiri düşer yine aklına; ‘’bir elin uzanışını düşlüyorum, ansızın ben de uçayım sana doğru’’
Sallanmamaktadır İki eliyle salıncağın zincirini tutmuş Sağ omzunun üzerinden nereye baktığı belirsizdir Hafif meyilli bakışları bilirsiniz Ya korku anında Arkasını kollamak için yüze asılır bu bakışlar Ya da bir beklenti halinde
O; bir elin uzanışını düşlüyordur Beklentilerin verdiği tedirginlik vardır ya hani O tedirgin de değildir
Kafasında dolanan güzelliklerin Bir sonucu olmalı mıdır?
Elin belini kavrayıp iteklemesi, Salıncağın hareketlenmesi değildir onu heyecanlandıran Tam da o an Onun hayalini kurabilmektir
Hareketin donduğu Denizin dinginliğe kavuştuğu Rüzgârın esmediği bir anda Çayırlar da susmuşken Demirler paslanmıyorken Nefesi bile tamamen durmuşken sadece bir fısıltı duyulsun ister ağzından; ‘’Uçalım mı?’’
Bu bir soru değildir Bir merak da Bu bir tanımdır Sessizleşen her şeyi dile getirmiştir sanki o an Ve hareket tekrar donuklaşır Sadece dudakları kımıldar Belli belirsiz bir sesle yeniden; ‘’Uçalım mı’’ …
Bedenindeki bütün akış buna hazır İhtiyacı olan tek şey Devinimi başlatacak olan bir el
Her şey bu kadar dinginleşmişken Kalbinin yerinden çıkacak gibi olması
Bütün enerjinin Bir noktada toplanmasıyla açıklanabilir ‘’Yeryüzü’’nü kendi yüzüymüş gibi hayal eder Topraktan kendine ait izleri toplarken.
Tam önünde gezinen karıncanın Tedirginliği bulaşır ellerine, Yüzü kızarır
Bu karınca bir ‘’şans’’tır onun için İsmini öyle koyar
Yeniden doğrulur, El ortada ‘yok’tur henüz Kalbini heyecanla çarptıran enerjiyi Ayaklarına yönlendirirken Halen umudu vardır
Arkasına dönüp bakmaya niyetlenir Kafasını yana doğru çevirmişken vazgeçer
Arkasında göremediği yer Bir umuttur onun için Dönüp o umudu köreltmektense Arkasındaki elin ihtimali hep olsun ister
Ayaklarını toprağa değdirip sallanmaya başlar Ve görüntü silikleşir Ve son kez sorar kendisine “Uçalım mı?”
Birine güvenmek çok ayrı, sevmekten çok daha başka, değer vermekten daha üstlerde bi yerde, kaybetmeme çabasına değer tek duygu gibi.
"renkler vardı gülfem, sesler şarkılar vardı, bazen öyle anlarımız olurdu ki alev saçlarından kıvılcımlar saçılırdı, gözlerinden yıldızlar görünürdü, şimdi hiç renk yok... "
sancılı bir zihnin en verimli hasadı oluyor kelimeler.
Gemi gelmiyor diye kuruyan bir deniz gördün mü?
"Çok hızlı gidiyoruz, ruhlarımız geride kalıyor."
the moon in paintings. x
Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için,
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti.
İsmet Özel