terapiye gidecek paramız da yok amk sağşdüğwşdğwü

No title available
Interview Vampire Daily

Andulka

roma★
🪼
sheepfilms
Claire Keane
Doug Jones

EXPECTATIONS

@theartofmadeline
Show & Tell

PR's Tumblrdome

oozey mess
h

pixel skylines
Cosmic Funnies
No title available
Xuebing Du
cherry valley forever
★
seen from Indonesia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Mexico

seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Netherlands
seen from United States

seen from Russia
seen from Australia
seen from Switzerland
seen from Vietnam
seen from Iraq
seen from Italy
seen from United States
@siktiringidinlutfen
terapiye gidecek paramız da yok amk sağşdüğwşdğwü
ben yaşayabilirim. annem olmadan. babam olmadan. kız kardeşim olmadan. arkadaşlarım, hiçbir şeyim olmadan. yaşayabilirim. belki yüzüm solar. belki ilaçlarım artar. belki sigaraya ayırdığım para iki katına çıkar. nefesim alkol kokar. ellerim daha çok titrer. belki yaşadığım evde yanarım ama size gülerim. bir şekilde yaşarım. yemeğin tuzunu unuturum, çamaşırları atmayı bilmem, odalarım duman altı olur. ama yaşarım. biraz sendelerim. biraz ağlarım. sonra mezarlara sadece uzaktan bakarım. bilir misin, mezar taşının o soğukluğu çok korkutur beni. gecelerimi zindan ederim. ellerimi yakarım. adım atarım eksik ve aksak. yaşayabilirim. yara izlerimi kapatırım, dövme yaptırırım. işe girerim. sonra sıkılır, ayrılırım. balkonda gecelerim geçer. yıldızlara anlatırım. yıldızsız gecelerde göğe bakmam. yaşarım. tüm tabakları küllük olarak kullanabilirim. bazen ise bileklerimi. ben kimse olmadan yaşayabilirim. kapımı gece gündüz kilitlerim. perdelerimi açmam. bir kaç tane intihar notu yazarım. ama korkarım. ölemem. diyorum ya sana, ben yaşarım. tüm kitaplarımı okurum. tüm aynalarımı kırarım. bileklerime batar parçaları, ağlarım. yine kendim sararım. sigara içerim. yemek yapmaya hâlim olmaz. kilo veririm. anlaşılmayı beklemem. yetimhaneye bağış yaparım. çünkü artık anlarım, kimsesizliği. çocukları sevmeye başlarım. ev dediğim yeri hayaletlerle paylaşırım. yaşarım ben. siz gitseniz de, kalsanız da yaşarım. sol yanım öldü. yaşıyorum.
şakaklarımda soğuk namlunun hafif dokunuşu, gözlerimde ölüm korkusu, bedenimde terk edilmiş hissi ve henüz tarifini çözemediğim bir yaşanmışlık duygusu var. ben zaten öldüm, ruhum tamamen yaşlandı ve bedenimi terk etti. ama neden hala böyle hissediyorum neden hala tetiği çekemiyorum?
hislerim buruşmuş ve çöp kovasının yanına atılmış bir kağıt parçası gibi önemsiz.
derdim baştan sona kendimle.
bir nefes çekerim, bin ah hissederim içimde.
ben her şey ama aynı zamanda hiçbir şeyim.
düşünceleriyle beni içine gömen bir zihnin kölesiyim.
içimde henüz hiç yaşayamamış bir çocukluk ile savaşan benliğim, kirpiklerimde kaldıramadığım bir geçmişi taşımakla yükümlü.
allahım, en kısa zaman da yanına.
kafamda yer edinen her düşünce batıyor ruhuma, kanıyorum gün geçtikçe.
canım çok acımıştı, canım bile bana acımıştı.
üşüyorum anne. çocukluğumu ısıtır mısın o narin ellerinle? sarılır mısın bana, kollarınla? ben çok üşüyorum anne. düşüncelerimin esiri olan benliğim çocukluğum ile tehdit ediyor beni. engel olamıyorum, anlayamadığım bir üstünlük var acıya dair. ben ne yapacağım anne? çok üşüyorum. ayaklarım varmıyor anne. güzel diye düşündüğüm yolların gidişâtına. kendime karşı dürüst değilim anne. canım çok acıyor ama yokmuş gibi davranıyorum. ben gülüyorum ama içim kan ağlıyor, huzurlu gözüküyorum ama içim mahşer yeri. ben yapamıyorum anne. kendimi kaptırıyorum zamanla. affedemediğim bir geçmişin köklerini saplıyorum geleceğime. istemsizce.
annem öldüğünde sana sarılmıştım. sen öldüğünde de kaskatı bedenine sarıldım.
ikimizde hiç ölmeyecek gibi gülersin.
korkuyorum. yapabileceklerimden ama aynı zaman da yapamayacaklarımdan. acaba diyorum, ben buralara ait değil miyim? bir parçam eksik değil de tüm parçalarım tamamen yokmuş gibi çünkü. yerimi yadırgıyorum. varlığım önceden başka bir yere aitmiş gibi, buralar bana tamamen yabancı. her gün konuştuğum insanlar yabancı, söz ettiğim kelimeler uzak bir benliğe ait, kabul edemediğim düşünceler zihnime yalancı. garip bir ikilemde, garip bir döngüyü yaşıyorum. ve buna mecbur bir evrende nefes alıp vermek beni mahvediyor. günden güne yok oluyorum, bitap düşmüş zihnim bedenime de hükmediyor. bu yaşamdan kopmak üzereyim, henüz kendimi ait hissettiğim yaşama ayak basamamışken. en çok zoruma giden de bu.
içimde susturamadığım bin intiharın iniltisi zehirliyor hayatımı. engel olamıyorum. savaşıyorum olmuyor, susuyorum olmuyor, kabulleniyorum olmuyor. yetemiyorum düşüncelerime. kendime yabancı olmaya başladım. tanıyamıyorum zihnimdekileri. kalbimde kapanmayan bir yara var, o kadar çok sızlıyor ki: dilim varmıyor anlatmaya. çok acıyor, çok fazla yanıyor içim. ne yapacağımı bilmiyorum artık. yaşamaya çalışıyorum olmuyor, mutlu olmak istiyorum olmuyor, bağırmak ve her şeyi haykırmak istiyorum ama yine olmuyor. çok kırgınım, herkese o kadar çok kırgınım ki sebebini bilmediğim bir çocuk küskünlüğü ile dalıp gidiyorum uzaklara. bitiğim, o kadar çok bitiğim ki anlaşılmayı istemek kadar yoruyor beni bu yorgunluk. bilmiyorum. gerçekten nasıl devam edeceğimi bilmiyorum. cesaret edebildiğim tek şey intihar düşüncelerini kafamda taşımaya devam etmek oluyor. ben, ne yapıyorum? hayatımı zehirleyen bir geçmişin geleceğini toprağa gömüyorum. kendi kendime zarar veriyorum. ama asla engel olamıyorum. ne bir gücüm ne de bir hevesim var artık yaşamaya çalışan bedenimin iplerini tamamen elimde tutmaya. boşu boşuna hayat sürdürüyorum kendimce. ölüyorum ama nefes aldığım için yaşıyorum sanıyorum.