"Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek..."
Nazım Hikmet
Game of Thrones Daily
cherry valley forever

Discoholic 🪩
No title available

@theartofmadeline
🩵 avery cochrane 🩵
Lint Roller? I Barely Know Her
Doug Jones
EXPECTATIONS
h
almost home

titsay
Today's Document
sheepfilms
Cookie Run:Kingdom Official!

gracie abrams
𓃗
I'd rather be in outer space 🛸
untitled

Kiana Khansmith

seen from Germany
seen from Colombia

seen from Germany
seen from Canada
seen from Ecuador

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Oman

seen from Argentina
seen from United States
seen from Libya
seen from Malaysia
seen from Canada
seen from Laos
seen from Ukraine

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Brazil
@lynchburglemonades
"Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek..."
Nazım Hikmet
8 Mart'ı emekçi duygularla anıp kadının yaşam içinde maruz kaldığı erkek hegamonyasını kırmayı hedefleyen, kadının doğadan gelen üretme yetisini yaşamda da etkin kılmaya, kadını hayata katmaya çalışanlara ve bunun hak savunuculuğunu sürdürenlere selam olsun. İyi ki varsınız.
8 Mart'ı kadının emekçi yönünü açığa çıkartmak yerine bencilce tüketen bir canlı olmanın hunharca ilan edildiği bir güne çevirenler sizinde 8 Mart'ınız kutlu olsun. Kutlu olsun diyorum çünkü şeker bayramına döndü.
En büyük felaketimiz olan toplumsal hafıza sorunumuz, postmodern "bilimin" desteğiyle ayakta kalıyor. Ufak ufak devreye girdi bile.
Sosyal medyada, tv de, kliniklerde, workshoplarda orda burda kıyın kıyın yaklaşıyor ve süslü literatür terimlerle ve sırıtan sakin bir yüzle mealen şunları demeye çalışıyor:
"Gündemini değiştirmek duyarsızlık değildir. Bu dönemde eğlenmek sizi kötü biri yapmaz. Hiç bir şey olmamış gibi yapmak normal bir tepkidir.
Rutinlerine geri dönmek seni umursamaz yapmaz. Unutmaya çalışmak sağlıklı bir reflekstir: Bencillik yapman bencil oldugunu göstermez. Şerefsizlik yapmak şerefsizlik değildir. Yavşak olman yavşak olduğunu göstermez"
Ürünleşmiş psikologlar ve kişisel gelişim tetikçileri panikle koşarak bireyin odasına giriyor ve kulağına fısıldıyor: "şşşşş yok bir şey...
Şşşş uykuna geri dön... pşş... Bir şey olmadı.
Sakin ol. Gevşee pşşş pşşş pşşş"
Yeter ki insan bir kırılma yaşayıp ayağa kalkmasın.
Birinin zihnine konuk olmak evine ilk kez gitmeye cok benzer. Bazen dekorasyona hayran olur, temizligi takdir edersin. Bazen de "burada nasil yasayabiliyor" diye sasirirsin.
Tuvalet bok içinde dir. Mutfaktan garip kokular gelir. Masa nerede? Koltuk kim? Dolap nasil? Sehpa kaç?
Aslinda orasi bir ev degildir. Ama o kisi oray ev farzedip yasar iste. Zihinler de böyledir. O kisi o güne kadar o peynir tenekesini akil farzedip yasayagelmistir. Onun zihin sandigi o garip bosluk onu bir sekilde hayatta tutmaya yettigi için oldugu gibi birakilmistir. Bazen bu insanlar "fikir" beyan ederler. :))
Evet. Dogru tahmin ettiniz. Ortaya yere sictigi seyi de o güne kadar fikir zannetmistir.
Sarıldım ruhuna, sevdim saçlarını ve öptüm gözlerinden. Bunu yaşadım evet, tattım bu duyguyu ve bunu öğrendim senden. Ne merhaba ne de bir veda... En çok biz vardık kırılmasın diye dokunamadığım duvardaki çerçevede...
Ben o çerçeveye kıyamazken sen duvarı yıktın ya neyse...
Kendime not; eğer kalbinde biri çiçek açtırabiliyorsa hala, o çiçeğin hatrına o bahçeyi kimseye talan ettirme. Belki bugün çabuk soldu ama bugün değilse yarın o çiçek tekrar açacak.
Hic kurban ritüelinde bulundunuz mu? Ben bir dogu tasralisi olarak fazlasiyla bulundum.
Küçük yaslarim da dahil, gözlerimi bir an kaçirmadan can veren hayvanin hareketlerini. psikolojisini, panikledigi ve pes ettigi anlari linceledim. Bir plan yoktur. Düsünmez. Öfke ya da pismanlik duymaz. Tek bildigi o durumda olmak istemedigidir, neyi neden yaptigini bilmez. O tekmeyi, ise yarasin diye atmaz, sadece savurur. Dikkat etim günümüzde tartismalar da aynen böyle yasaniyor. Artik kimse belli bir bilgi, fikir ve mantik yolunu gözetmek zorunda hissetmiyor kendini. Sadece konusuyor, itiraz ediyor, iddia ediyor, yorum yapiyor. Ama bunlarin hepsini en fazla o kurbanlik kadar bir otokontrolle yapiyor. Bir bilgisi zaten yoktu da, artik bir fikri bile yok.
Sadece belli bir duygu durumu var ve buna sirtini verip basliyor cirpinmaya. Elini ayagini savuruyor. Ortaliga cumleler siciyor. Bu anlarda terörize olmayin. O anda biriyle degil, onun ipinden bosanmis egosuyla muhatapsiniz.
Arkaniza yaslanin ve insan egosunu inceleme firsatinin tadini cikarin.
Sevgili kadin arkadaslar! Herhangi bir sebeple bir yerlerde gönlünüzü kaptirdiginiz iti köpegi "Tanisan seversin" diverek benle tanistirmayin. Sevmem. Hele sonrasinda it itligini yapinca "Aslinda hic oyle biri degildi" diye lafa girmeyin bak kalan azicik saygimin da içine etmeyin. it hep itti. Sen de salak ve sigsin. Gerçek insanlarla çiftlesin. Eger yoksa ciftlesmeyin öyle durun. Ya da ne bok yerseniz yiyin bana ne amaan.
Bu arada bahsettigim sey anlasamamak, yürütememek falan degil. Bildigimiz itoglu itten bahsediyorum. Ya dövüyor, ya parasini yiyor, ya aldatiyor, ya baski yapiyor, ayrilmiyor, yapisiyor, kiskaniyor, saygi duymuyor, rezil ediyor. Bunlarin hepsi ya da biri farketmez. Ve tüm bu potansiyeli bizim "Leyla" disinda herkes görebiliyor. Su "icindeki iyi tarafi görme" yalanini da uydurmayin artik. lyi taraf falan gördügun yok. Acliktan ya da bosluktan kendini kandirdigin üc kilometreden görülüyor. Insan o kadar karmasik bir tur degil. It ittir ve it itlik yapar.
Iliskiden, asktan meskten en uzak durmaniz gereken zaman, bunlara en cok ihtiyac ve aclik duydugunuz zamandir. Bu dönemler kriterlerin dibe vurdugu dönemlerdir: Hobi falan edinin, kitap okuyun, soguk bir dus alin ne bileyim uzun bir kosuya falan cikin.
📷 Ruth Orkin, 1947
Bir insan ne kadar hızlı değişebilir? Bilmek istemiyorum. Hiç birşeyi değiştirmiyor. İnsan yine insan kalıyor. Özgüvensiz, aciz, kıskanç, sadakatsiz, yobaz.
Aklını kullanmayı bir yerde her zaman kaybediyor.
Geleceğe dair intikam sahneleri hayal etmek hayata tutunma sebebiydi...
Yalnızlık miktarı diye birşey olmalı ve insanların tutum-davranış ve dayanıklılıkları bunun üzerinden değerlendirilmeli
Seni seven var mı? Veya senin sevdiğin..?
Sevenim de sevdiğim de çoktur :)
Ne kadar da ben..
Aslında bizim taraftan olanların hepsi "ekmek" uğruna vurulmuştur. Kimisi davasında Kimisi hakkında Kimiside BERKİN ELVAN gibi yolunda vuruldu. Belkide ömrümüzün özetidir EKMEK.
Okuma yazmayı doğru dürüst çözememiş, tüm bilgisi elindeki Android tabletlere bağlı, çocukların eline taktir-teşekkür belgesi tutuşturan eğitim sistemi ancak Türkiye’de olur...