yalnızca zikirde hayat bulmak ama zikir hali galebe çalana kadar binbir türlü halin altında ezilip zerrelerine ayrılmak…
Today's Document
almost home

tannertan36

No title available
hello vonnie
Keni
Cosmic Funnies
taylor price

Discoholic 🪩
NASA

No title available
dirt enthusiast
Alisa U Zemlji Chuda
Monterey Bay Aquarium

shark vs the universe
TVSTRANGERTHINGS
No title available
RMH

Kiana Khansmith
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
seen from United States
seen from T1

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Switzerland
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from T1
seen from South Korea

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
@mahitaban
yalnızca zikirde hayat bulmak ama zikir hali galebe çalana kadar binbir türlü halin altında ezilip zerrelerine ayrılmak…
düştüğüm yerde
derman sendendir
söylenmesi gereken her şeyi rasulullah söylemiş vallahi yanlış yere bakmaktan boynumuz tutuldu
Bunu yazıp yatmıştım. uyandığımdan beri sünnet üzere her cihete cümle bedenimle dönüyorum çünkü boynum cidden fena tutuldu.
اللبيب تكفيه الإشارة
İşaret edilene bakıp, görüp, idrak edip meyledecek takati ver rabbim.
söylenmesi gereken her şeyi rasulullah söylemiş vallahi yanlış yere bakmaktan boynumuz tutuldu
اللهم اجعلني آمنة من مخاوفي التي لم يكن وراءها شيء إلا إيهام نفسي.
Ubâde b. Samit (r.a)’dan rivayetle efendimiz ﷺ şöyle buyurdu:
Yeryüzünde herhangi bir Müslüman, günah işlemek veya akraba ile ilişkiyi kesmek üzere olmaksızın Allah'a dua ederse; Allah o duasında istediği şeyi kendisine verir veya ona vereceği şey kadar bir kötülüğü kendisinden giderir.
Orada bulunanlardan biri: "O takdirde biz Allah’tan çok şey isteriz (duamızı çoğaltırız)" deyince, Resûl-i Ekrem (ﷺ) şöyle buyurdu:
"Allah’ın lütfu ve ikramı, sizin dilediğiniz şeylerden daha çoktur."
(Tirmizî, Deavât 115; Ahmed bin Hanbel, Müsned)
Mâzi ve âtînin endişesini bunca yüklenmek reva mı?
Hâlin teslimiyetle idrakine davet eden güzel bir hikmete tevafuk ettim:
Ubade bin Samit (Radiyallahu Anh) oğluna şöyle vasiyet etti:
Ey yavrucuğum! Sana isabet eden bir şeyin isabet etmemesi, sana isabet etmeyen bir şeyin de isabet etmesinin mümkün olmadığını yakinen bilinceye kadar, imanın hakiki tadını bulamazsın!
من العجز و الغبن أن يزهد العبد في طلب حاجته من ربه الذي أمره بمسألته ووعده بإجابته
Kulun, ihtiyacını Rabbinden istemekten geri durması bir acizlik ve kendini aldatmadır. O Rabb’den ki kendisinden istemeyi kuluna emretmiş ve icabetini ona vaad etmiştir.
"hayat sanki -çoktan ardımızda kalmamışsa- hep önümüzde, ötemizde olmak zorundadır. ve yaşamayı bekleye bekleye bize ait olan yegâne zamanı, şimdiyi, ve onunla birlikte hayatın kendisini elimizden kaçırırız."
kullarının gafletleriyle kendilerini zehirleyişine merhametinden mi böyle mübarek kıldın bu ayı rabbim
great week inşaallah
yaygın ve yanlış bir inanç olarak “kul hakkını allah bile affedemez” inancı, hem kadir-i mutlak olan allah teala’ya bir iftira, hem de kul için zorunlu ümitsizliği doğuran bir itikattır. tevbe edip yoluna devam edebilmeni engelleyen her şey, şeytanın farklı suretlere bürünmüş vesvesesidir.
konunun güzel ve öz bir izahı için tık.
ben en çok bana kaygısızca cümleler kurdurabilen o parçamı özlüyorum. sonraları hiç bu kadar çocukça ama bu kadar hikmetle sık sık beni göz göze getiren bir haslet edinemedim.