savaşım kendim ve bi’kaç satırla.
Today's Document

Discoholic 🪩
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

if i look back, i am lost

No title available
Xuebing Du
ojovivo
Sweet Seals For You, Always

ellievsbear
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Jar Jar Binks Fan Club
noise dept.

Product Placement

roma★
One Nice Bug Per Day
No title available

No title available
🩵 avery cochrane 🩵

❣ Chile in a Photography ❣
Noah Kahan

seen from Spain

seen from France

seen from Germany

seen from Australia
seen from United States

seen from Spain

seen from United States

seen from Thailand

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Peru
seen from Canada
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from France
seen from United States
seen from Türkiye
@melodikharp
savaşım kendim ve bi’kaç satırla.
Gençtim, vurgundum; bir sesi duyabilme isteği göğsümde infilak ederdi. Bir daha hiçbir şeye böyle anlam yükleyemedim.
bırak bu işleri be çiçeğim. saçın yeteri kadar düzgün olmasın, yaraların kusursuz görünmesin, gözlerin yorgun baksın. akışına bırak be çiçek, ayakta durma bu kez, yıkıl, insanlar dimdik duran, gökyüzüne varacak kadar görkemli bir binanın nasıl çöktüğünü görsün. saklama kendini be güzelim. en çok kusursuz görünme çabası yormadı mı seni? dimdik duracağım derken kabuktan ibaret kalana dek her yerin kanayıp sızlayıp çürüklerle dolmadı mı? bırak, yapma bu kadarını kendine. acıyan kirpiklerine yazık. gel, yaslan bana, seninle yıkılayım, sen düşme yere. izin ver, bu kez izin ver be çiçek.
bırak bu işleri be çiçeğim. saçın yeteri kadar düzgün olmasın, yaraların kusursuz görünmesin, gözlerin yorgun baksın. akışına bırak be çiçek, ayakta durma bu kez, yıkıl, insanlar dimdik duran, gökyüzüne varacak kadar görkemli bir binanın nasıl çöktüğünü görsün. saklama kendini be güzelim. en çok kusursuz görünme çabası yormadı mı seni? dimdik duracağım derken kabuktan ibaret kalana dek her yerin kanayıp sızlayıp çürüklerle dolmadı mı? bırak, yapma bu kadarını kendine. acıyan kirpiklerine yazık. gel, yaslan bana, seninle yıkılayım, sen düşme yere. izin ver, bu kez izin ver be çiçek.
neden diye düşünmek delirtecek beni.
Yine de isterdim ki gözlerimin içine bakıp ruhumun ne kadar acıdığını anla.
konuşacak, söyleyecek çok şeyim var ama nereden başlayacağım nasıl anlatılır bilmiyorum.
bazı şeyler sadece filmlerde, kitaplarda güzelmiş.
geçmiş beynimin orta yerinde duran, gittikçe öldüren bir tümör. geçmiş şakağımı delip geçen kör kurşun. geçmiş yangın. geçmiş ve geçmişte kalan her şey, benim lânetim, esaretim, cezâm. bunun bir kurtuluşu yok.
sevmiyorum yazdığım bunca şeyi. hep yetersiz geliyor. ben bana hep eksiğim, hep yetersizim. güzel ve iyi'den uzak ne varsa o'yum ben kendime hep. kendimi layık görmediğim her şey benim esaretimdir diyordu bir alıntıda. ben kendime esirim, güzel olan şeylere, güneşli günlere. anlatamıyorum ki.
sivri olan her şey bileklerime platonik.
Kayda değer bir hikayem yok, ama buna önce kendimi ikna etmeliyim. Ne sanıyorum? Uzak, hatırlanmayacak kadar uzak yollardan geçerek dünyaya uğrayan, sayısını yalnız onun bildiği kullarından biriyim. Gördüğüm bir kaç yüz, bir kaç çiçek, hepsi bu.
şiirin öznesi şâirin katilidir derler, cümlenin acısı, yazarının da sancısı mıdır bu durumda? ben yine kuramıyorum böyle cümleleri. var mıdır buna da afili bir söz?
Ankara?
‘ne olmuştu da “seninle dünyanın her yerine gelirim” diyen müzeyyen, durduğu yerde çekip gitmelere başlamıştı?’
ruhumda bir devrimdi adın. en küçük kalp çarpıntılarım, en içten gülüşlerimde saklıydın. kalbimde bir volkandı gidişlerin, her gidişinde şehirlerim tek tek kül olurdu, terk ederdi beni yaşam. varlığın en güzel felaketim, en derin acımın kaynağıydı.
benim içimdekileri dökecek öyle afili cümlelerim yok, üzgünüm. benim yalnızca boşluğun kendisi olmamın nedeni olacak kadar derin bir hissizliğim, bir de kendimden vazgeçişlerim var. boşluğun nefes alamayacak kadar çok olduğu günlerde, gecelerde tutacak ellerim yok, kendi başıma boğulur giderim, geçer, elbet geçer ama tükenirim her seferinde. ait olamadığım bunca yere hep bir düğüm attım, belki kabul eder beni diye. attığım her düğüm meğerse beni boğmak için atılmış. aldığım her nefeste boynumdaki ip sıkılaşmış. savaşmayı denemişim ama boşluğun kendisiyle nasıl savaşır insan? bunun bir çözümü var mıdır doktor? nefes almak işkence gibi oluyor bazı günler, var mıdır ilacı? inan ki yorgunum, fazlasıyla. uykusuzluk mahvetti beni, inan dayanamıyorum artık.
ben kimi sevdiysem yokluğuyla sınandım, yokluğuna adadım en güzel şiirleri. gelmeyecek olanı beklemeye ömrümü verdim. alışmaksa beklemekten daha çok yordu beni. şimdi elimde avucumda kalan kuru bir boşluk, buruk bir tebessüm, bir de kırık kemiklerimi parçalayan bir kabulleniş. ben artık bekleyemem, anlıyor musun?