Gazete okumuyorum, tv izlemiyorum. Gündemi takip etmemeye çalışıyorum. Bu beni kültürsüz, duyarsız biri mi yapar emin değilim. Başımı kuma gömmüş veya bunu arzuluyor değilim. Dünyanın ne boktan bir yer olduğunu iliklerime kadar biliyorum.
Ülkelere, bayraklara, devletlere, politikacılara, marşlara, tarih kitaplarına, pasaportlara, hudutlara, hava-deniz-kara sahalarına, evlilik cüzdanına, tapulara, ordu komutanlarına, gazete haberlerine, merkez bankasına, kartvizitlere, futbol takımlarına, bağımsızlığa, fetihlere, kahramanlıklara, hesap cüzdanlarına, demokratik seçimlere, beyaz saraya, batı medeniyetine, siyasi partilere, sloganlara ve insanlığa inanmıyorum!
Akıl sağlığımı koruyabilmek için, delirmemek için, elimden bir şey gelmeyecek acılarda, takılıp merhem olabileceğim bir yarayı kaçırmamak için, okuduğum bir gazetede haberinin bendeki etkisi günlerce geçmediği için olan bitene kulaklarımı biraz tıkamaya çalışıyorum.
Ama kaçamayız, kaçamıyoruz, kaçamıyorum... Amacım kaçmak değil, aklımı korumak. Olan oluyor, insanlar biz görmesek de ölüyor. Anneler ağlıyor. Analar hep ağlıyor...