@EfendiHzretleri adlı kişinin Tweetine göz at:

oozey mess
KIROKAZE
art blog(derogatory)
wallacepolsom
we're not kids anymore.

#extradirty
tumblr dot com

Origami Around
No title available
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

ellievsbear

★

blake kathryn
YOU ARE THE REASON
Today's Document
noise dept.

Kaledo Art
Game of Thrones Daily
Peter Solarz
Claire Keane

seen from Jamaica
seen from Albania
seen from Jamaica
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from Argentina

seen from Argentina
seen from Ukraine

seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
@mertkannnndemir
@EfendiHzretleri adlı kişinin Tweetine göz at:
Slm
İsyerindeki Stajyer Karımı Sikip İnletti
Merhaba. Ben Mansur. Size gerçekten yaşanmış olan ve yaşanmasını hiç ama hiç istemediğim bi olayı anlatacağım. Şimdiden söylüyorum , kalbi olan okumasın. Eşimle ben 4 yıllık evliyiz. 1 yaşında bir oğlumuz var. Eşimin adı Duygu. 25 yaşında. Kendisi 5 yıldızlı bir otelin İnsan Kaynaklarında çalışıyor. Karım baş döndürecek derecede ateşli bir vücuda sahip. Fakat şu bi gerçekki , ruhunda en ufak or*sp*luk barındırmayan bir insandı eşim. “insandı” diyorum , çünkü artık gerçeği öğrendim. Hikayeyi anlatıyorum : 2013′ün Ocak ayı. Eşimle seks hayatımız çok rutine bağlamıştı , ve lanet olsunki bu tarz hikaye sitelerinde okuya okuya aklımda garip garip fanteziler belirmeye başlamıştı. Dürüst olmak gerekirse ben sekste çok iyi değilimdir. Yani 100 sekste sadece 1′inde otomatiğe bağlamış gibi sikişebilirim , onda da çok çok azdıysam falan. Onun haricinde aşırı yavaş hareketlerle sevişirim. Eşimde bana ayıp olmasın diye orgazm taklidi falan yapar , bi keresinde kavga esnasında itiraf etmişti bunuda. Bi gece yine monoton bi şekilde sevişirken eşime “Beni kızdıracak birşeyler söyle” diyiverdim. İlk başta anlamadı. Israr ettim. Yine anlamadı , “Nasıl kızdırıcam?” dedi mırıldanarak. “Kıskandır beni” dedim azmış bi şekilde. Eşim kucağımda hoplarken duraksadı ve yüzüme tokadı yapıştırıp kucağımdan indi. Döndü arkasını uyumaya başladı. Binbir özür diledim. Ama Duygu öfkeli bi şekilde “rahatsız etme beni !” dedi ve başkada bişey demedi. Aradan 1-2 gün geçti , yine bir sevişme esnasında hormonlarıma engel olamadım ve beni kızdıracak şeyler söylemesi için yalvarmaya başladım. Bi görseniz , neredeyse ağlayacak gibiydim. Duymamazlıktan geliyordu Duygu , kucağımda hoplayıp ,sevişmemize konsantre olur gibiydi. Tekrar tekrar söyledim bende. “Hadi, Lütfen , Bi kerecik , Kırma beni” gibi sözcüklerle onu ikna etmek için uğraştım. Sonunda fısıldayarak konuştu Duygu : “Örnek ver mesela , seni ne kızdırırdı Mansur?” dedi or*spu bi tavırla. Tabi bi yandanda yarrağımın üstünde inip kalkmaya devam ediyodu. “Şu anda benim yerimde kim olsun isterdin?” dedim heyecanlı bi şekilde. Ama nasıl heyecanlandım bunu sorarken size annnnlatamammmm ! Kalbim yerinden çıkacaktı sanki bu soruyu sorarken. Tabi cevabı beklerkende aynı şekilde. Sikimin bomba gibi patlayacağını bile hissettim o an. Meğer hakkatende nasıl zevkli bi fanteziymiş bu. Benki dünyanın eeeeeeennnnnnn kıskanç adamlarından biriyimdir , ama Duygu'yla böyle bi konuyu konuşmak beni anlamlandıramadığım bi şekilde zevkten kudurtmuştu. Duygu cevap vermedi bi süre. Seksten aldığı zevkle sessiz sessiz inleme sesleri çıkardı sadece , ama surat ifadesinden anladığım kadarıyla vereceği cevabı düşünüyodu. Üsteledim: “Hadi söyle ! Kimin yarrağının üstünde hoplamak isterdim ha? Kimin güçlü kollarında beni aldatmak isterdin !?” Bana inanın o kelime ağzımdan nasıl çıktı bilmiyorum. “aldatmak” kelimesinden bahsediyorum. Artık öyle kudurmuştumki , kendimi dahada beter kudurtmak istiyodum ve olayı iyice doruğa tırmandırıp beni aldatmak isteyip istemediğini öğrenmek istedim. Ve itiraf etmeliyim ki sorarken bile gözlerim zevkten yukarı kaymıştı artık. Ve büyün an geldi , Duygu cevap vermeye başladı : “Söyleyeceğim , ama kızmayacaksın , anlaştık mı?” Allahım sana geliyorum. Bi yandan seksimiz hala devam ediyodu zaten , bi yandan Duygu'nun fahişe bi edayla kurduğu bu cümle. Hayatımın ennnnnnn zevkli anlarıydı sanki o an. “Kızmicam söyleeeeee!” diye böğürdüm resmen. Duygu beni dahada beter kudurtmak için o or*spu tavrından bi an olsun taviz vermiyodu , sinir bozucu bi gülümseme takınmıştı yüzüne birde. Ve beni aldatmak istediği o kişiyi söyledi : “Gürkan.” Gürkan benim işyerimde , benim emrimde çalışan stajyer bi çocuk. 19 yaşında üniversite öğrencisi. O an bunu duyunca afallamak bi yana , Duygu'nun benden her anlamda (yaş,kariyer,para) daha alt bi insanla beni aldatması fikri artık beni had safhada kudurttu ve o ana kadar yavaş devam eden seksimizi , makinalı tüfek gibi saydırmaya başladım. Duygu'nun çığlıkları bütün apartmanı inletecek gürültüye kadar yükseldi. Bi yandan deliler gibi pompalıyo bi yandanda sormaya devam ediyordum : “Demek kendinden 6 yaş küçük bi çocuğa hemde kocanın emrinde çalışan bi stajyer olan çocuğa , kendini siktirmek istiyosun ha ??!! öyle miii ??!!” Duygu da zevkten çıldırmıştı ama zar zorda olsa , kesik kesik cevap verebiliyordu : “Ev-e-ee-ee–tt-t.. Onun o kass-lııı vüüü-üücuud-ddunuu akkk-lllımmdaan çııı-kaa-raa-mıı-yooo-rr-rruum.” “Ne yanii ?? Benden daha mı güzel vücudu var o küçük çocuğun haaa?” “Sen kendi vücuduna vücut mu diyosun?” dedi ve kahkaha attı. Evet. Ondan beni kızdırmasını istemiştim en başta , ama bu son lafı beni kızdırmaktan öte birazda üzmedi değil. Tuhaf olan şu ki bu beni çok ama çok daha zdırdı ve hayatım boyunca boşalmadığım kadar çok boşaldım. Oluk oluk. Neredeyse yarım kilo. O derece. Ardından ikimizde sırt üstü uzandık ve bi kaç dakika sessizce sigara içtik. Sonunda dayanamadım ve sordum : Mansur : Duygu ? Duygu : Efendim ? Mansur : Sen.. ciddi miydin ? Duygu : hangi konuda ? Mansur : Gerçekten Gürkan'ı arzuluyor musun ? Duygu üzerinden hala adrenalini atmamış olacaktiki , rahat rahat konuşmaya başladı. Normalde benim tanıdığım Duygu asla ama asla bu tarz bi muhabbete dahil olmazdı. Dedim ya , az önce yaşananların coşkusu hala üzerindeydi ve bu ona cesaret veriyodu. Duygu : Bebeğim açıkçası sen bana 1-2 gün önceki sevişmemizde yine böyle “kızdır beni” gibi bişeyler söyledikten sonra ben bazı şeyler düşündüm. Mansur : Ne gibi tatlım ? Duygu : Ama bak kızmayacağına söz ver. dedi yine or*spu bi edayla. Açıkçası artık boşalmıştım ve boşalmadan önceki kadar hoşgörülü olamayabilrdim bu konuşmalara. canımı yakabilirdi Duygu'nun söyleyecekleri. Ama ona bunu belli etmemeliydim , aksi takdirde içine atması ve benden habersiz içinde bişeyler yaşaması hiç ama hiç iyi olmazdı. Mansur : Kızmayacağım tabiki bitanem. Duygu : Sen bana o gün “kızdır , kıskandır beni” dediğinde ben bi öfkeyle yarıda bıraktım ya sevişmemizi , uyudum hani. Mansur : Evet ? Duygu : İşte onun sebebi , sen bana öyle diyince ben hayatımda ilk defa farklı bi heyecan hissettim içimde. Yani daha önce hissetmediğim türde bi heyecan. Ve bu yüzden korktum aslında , “nooluyo bana” diye. Ve yarıda bırakıp uyumaya çalıştım. Ama emin ol o gece sabaha kadar uyuyamadm bazı şeyler düşünmekten ve onların bünyemde yarattığı heyecandan Dediğim gibi , hiç hoşuma gitmemişti Duygu'nun bu itirafı. Aslında aşırı sinirlendim o an ama kendimi var gücümle kasıp belli etmemeye çalışıyodum. Çalışıyodumki anlatmasını yarıda kesmesin. Mansur : Ne düşündün ki tatlım ? Ben böyle sorunca Duygu bi anda yatar pozisyondan oturur pozisyona geçti , heyecanla bişey anlatacağı belliydi , bende dikeldim ve yatakta karşılıklı oturmaya başladık. Duygu'nun yüzünde anlatacağı şeyden olsa gerek güller açıyodu , ağzı kulaklarındaydı. Ve bu benim çok canımı yakıyodu , neydi onu bu denli , benim daha önce heyecanlandıramadığımgibi heyecanlandıran ? Duygu : Bak şimdi sana bişey anlatıcam , ama sakkk-kkın bi delilik etmeyeceksin. Mansur : ? Duygu : Söz ver bana. 2 eliyle ellerimi tuttu sıkıca ve gözümün içine bakıp ona söz vermemi bekledi. Mansur : Ta.. tam.. tamam.. .. söz. Ve anlatmaya başladı : Duygu : Geçen hafta senin işyerine geldim ben , hani sen toplantı için başka bi yerdeydin. Tabi benim bundan haberim yoktu. Seni aramıştım işyerine gelince , sen bi kaç saat geşemeyeceğini söylemiştin.Hatırlandın mı ? Mansur : Evet…. Hatırladım… Duygu : Hah. Ben senin olmadığını öğrenince hemen eve döncektim aslında ama çok yorulmuştum ve biraz soluklanmak için oturdum senin odanda. Sonra baktım yan odada ayak sesleri var. Kim varsa geçip bi selam vereyim dedim , ayıp olmasın. yan odaya girdiğimde Gürkan vardı , üzerinde tişört yoktu. O beni farketmedi ilk , sanırım yeni bi tişört almış , onu giyecekti torbasından çıkarıp. Ama sana dürsüt olmalıyım ki Mansur , o tişörtü giymesini hiç ama hiç istemedim o an. Mansur : Neden ?! Duygu : Şşşş kızmak yok dediiiiik Çünkü ben hayatımda öyle güzel bi vücut görmedim bitanem. Kızma bana ama yanında çalıştırdığın stajyeri dikizledim bi kaç saniye bide oro*pu or*spu gülmez mi bunları anlatırken , allahım deli olacam yaaa !! Duygu : Sonra öksürük sesi çıkardım ve Gürkan beni farkedince çok fena panik oldu. Ama enteresan olan neydi biliyo musun ? Mansur : Neydi ? Duygu : Paniği 1-2 saniye sürdü ve o 1-2 saniyelik süre içinde tişörtünü giymek için hamle yapmıştı ama benim olduğumu anlayınca tişörtünü giyinmedi. Mansur : ??? Duygu : Evet evet. Çok tuhaf di mi ? Geldi elimi sıktı “Hoşgeldiniz Duygu Hanım” diye ama üstü hala çıplaktı ve hiçte çekinmiyodu. Ben mala bağlamış bi şekilde ağzım açık dinliyodum Duygu'yu. Ama gitgide de panik oluyodum “Lan o işin sonu nereye doğru gidiyo lan?” diye. Fakat dediğim gibi , bunu Duygu'ya çaktırmak yok. Mansur : Alla allaaa bak sen yaa eee sonra ne oldu ? Bu sorumun ardından Duygu gözlerini benden kaçırdı , yere doğru baltı ve alt dudağının sağ kısmını ısırdı hafifçe dişiyle. Bi yandanda saçıyla oynamaya başladı. Bildiğiniz üzere bu hareketler tam bi “or*spuluk ettim veya edicem” hareketleridir. Mansur : Duyguuuu ? Bitanem sonra ne oldu ? Duygu : Ya.. .. Sonrası.. .. Öyle işte.. Neyse boşver.. Mansur : Duyguuuuuuu.. Bitanem sence ben burda kapattırır mıyım bu konuyu ? Anlat hadi bak , hiç kızdım mı sana şimdiye kadar ? Duygu : Ya.. Ama.. Bak söz verdin delirmeyeceğine. Evet. Anlaşıldı. Yüzde 100 delireceğim birşey olmuş belliki , yoksa bu kadar tekrar etmezdi bunu Duygu. Tam öfkeden kudurmak üzereydimki , enteresan birşey farkettim. Benim ufaklık yeniden taş kesilmeye başlamıştı , özellikle Duygu'nun bu son “Bak söz devrdin delirmeyeceğine” lafından sonra. Ama öyle böyle değil , demir çubuk gibi oldu 4-5 saniyelik süreç içerisinde. “Delirmeyeceğim bebeğim, anlat hadi” dedim ve Duygu'yu tekrar taş gibi olan yarrağımın üstüne oturttum. Duygu : Mansur dur , hayır bi dakka yaa , bişey anlatıyorum. Mansur : Bi yandan seks yapalım , sende bi yandan anlat , olmaz mı ? Duygu : hayır yaaa , üffffff , bi dur. Mansur : Anlatırken gözlerini kapatırsın , ve yarrağını içine aldığın kişiyi ben değilde Gürkanmış gibi hayal edersin hem. Hemde şu kaldığın yerden devam edersin. Daha güzel olmaz mı ? Yüzünde nasıl güller açtı var ya Duygu'nun , görmeniz lazım. Nasıl hoşuna gitti bu teklif. Ama tabi benim kalbime hançer gibi saplandı onun bu teklif karşısındaki mutluluğu. Çünkü 2 saniye önce beni , kocasını , ilk aşkını “üfff , bi dur yaa” diye tersleyen o kadın , ben “gözlerini kapatıp benim yerime Gürkan'ı hayal edersin” diyince mutluluktan gözleri parladı ve yarrağımın üstüne bi hamlede oturup gözlerini kapattı. Neyse. Yapacak bişey yok , ok yaydan fırladı. Mansur : Hadi bebeğim şimdi devam et anlatmaya. Duygu : Elimi sıkıp “Hoşgeldiniz Duygu Hanım” dedikten sonra birbirimize gülen gözlerle uzunca baktık , ve ellerimizi bırakmadık. O bırakacak gibi oldu , ben izin vermedim. Her yeni kurduğu cümlede sikimin üzerinde inip kalkma hızı biraz daha hızlanıyodu ve dediğim gibi gözleri kapalı , o 19 yaşındaki veletin kucağında olduğunu hayal ediyordu. Duygu : Elimi bırakmasına izin vermeyince önce bi şaşırdı ama şaşkınlığı geçince , benden aldığı bu cesaretle göğüs dekolteme bakmaya başladı göz ucuyla. Bende onun o yapılı vücuduna baktım uzunca.Ardından tekrar göz göze geldik.Ve bi kaç saniyelik daha bakışmamızın ardından ikimizde kudurmuş köpekler gibi birbirimize saldırdık. Mansur : Neeee ?? Nasıı ? Nasıl yanii ? Duygu : Kapa çenenide dinlee.. O kadar azmıştık ki ikimizde soyunmak için vakit kaybedemezdik , o benim gömleğimin düğmelerini bi hamlede kopararak açtı ve ardından kafasını göğüslerime daldırdı. Mansur sana yemin ediyorum kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Kocamın işyerinde , stajyer bi çocukla , uluorta sevişiyodum. Her an biri gelebilirdi ve bu bizi dahada çıldırtıyodu. Bi an önce onun yarrağını içimde hissetmek istiyodum , yakalanma riskimiz çok fazlaydı ve kendimi kontrol edemiyordum. Bi çırpıda pantolonunu indirdim , dizimin üstüne çöktüm ve onun boxerıyla yüzyüzeydim , büyük bi heyecanla boxer'ını sıyırdım ve gördüğüm tablo karşısında küçük dilimi yutacaktım neredeyse Mansuuuurr. Hayatımda gördüğüm ennn güzel şeydi o an o şey sanki. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve uzunca süre bakakaldım Gürkan'ın penisine. Tam ağzıma sokacaktım ki asansörün sesi , bizim katta durdu ve ben apar to! par kimseye görünmeden tuvalete kaçtım. Üstümü başımı toparlayıp , kimselere görünmeden eve geldim. Ben Duygu'nun bu anlattıkları esnasında zevkten ölmek üzereydim , boşalmamak için kendimi inanılmaz bi şekilde kasıyodum. Çünkü bu anın daha tadını çıkarmak istiyordum. Ama Duygu'nun orgazm olurken “Evet evet daha hızlı Gürkaaaaaan” diye inlemesi esnasında musluğu daha fazla sıkamadım ve oluk oluk boşalttım spermlerimi Duygu'nun içine. Ve uyuduk. Bi kaç gün , bu konu hakkında da hiç konuşmadık. Ama takdir edersiniz ki benim bu konuşmadığımız günlerde de dahil olmak üzere , aklımda hep bunlar vardı. Çok düşünmüştüm ve kendimle çok çatışmıştım ama bi karara varmıştım. Eşim benden gizli gizli bu oğlanla az kalsın işi pişirecekmiş , biraz daha yalnız kalabilselermiş yani. Bu da demek oluyo ki , yine benden gizli bi şekilde bu sefer yakalanmadan bana boynuzu takma ihtimalleri yüksek. E bu olay beni hayatımda hiç zevklenmediğim kadar zevklendirdi , hiç kudurmadığım kadar delicesine kudurttuysa, hemde sadece dinlememe rağmen , bence birde bu olayı dinlemek yerine izlersem , sanırım zevkten bayılır ve hayattayken cenneti yaşayabilirdim. Evet. Dünyanın en kıskanç adamlarından biriydim , ama belkide bu sebepten ötürü bana bu kadar zevk veriyodu karımı başkasının gümletmesi fikri. ve bir gece karıma bu isteğimi açıkladım. Nasıl sevindi kahpe anlatamam , ve tabi onun bu denli sevinmesi beni bir kez daha yaralamıştı kalbimden. Plan şuydu : Ben işim varmış gibi bürodan ayrılacaktım ve Gürkan'a da uzun süre gelmeyeceğimi, kendisininde işlerini bitirdikten sonra dükkanı kitleyip çıkabileceğini söyleyecektim. Ben çıktıktan sonra Duygu dükkana gelecek sanki bana bakmak için gelmiş gibi , Gürkan'da benim gelmeyeceğimi , dükkanıda kapatabileceğini söylediğimi söyleyecek ve bunun üzerine Duygu “O zaman kitle dükkanıda müşteri gelmesin” diyecek ve gerisi malum. Ha tabi bu arada bende hala dükkanda olacağım o sırada , Gürkan'a çaktırmadan içereki odamda saklanıyo olacağım ve onlar yan odada kütür kütür sikişirken kapıdan gizlice izleyeceğim. Neyse. O gün geldi ve planı uygulamaya koyduk. Ben bürodan çıkmış gibi yapıp içerdeki odama saklandım , bi kaç dakika sonra eşim geldi ve planladığımız gibi bi diyalog gerçekleşti. Ardından Gürkan'ın dış kapıyı kitleme sesini duyuldu. İşte o an kalbim taramalı tüfek gibi atmaya başladı , çünkü yan odada 19′luk çocuk öpmelere kıyamadığım , hayatımın aşkı karımı hunharca sikmek için hazırlıklara başlamıştı. Resmen içimde gitgeller yaşıyodum. Bi yandan “Hayır ulan yeteeer” diye bağırıp bu oyunu bozmak istiyodum , ama bir diğer yandan da birazdan izleyeceklerimin heyecanıyla yanıp kavruluyodum. Ve tabi ki cinsel hormonlarım galip çıkmıştı , karımın bir başkası tarafından sikilmesini izlemeyi o an herşeyden çok istiyodum. Artık zaman gelmişti , bende yavaş ve sessizce kafamı kapıya doğru uzattım. Ve o gördüğüm tablo karşısında “ŞOK” oldum. Sanki vücudumdaki kan , kaynar suya dönüşmüştü. Kulaklarımda çınlama sesi oluştu , ve dışarda caddededn gelen araba gürültüsü , insan gürültüsü bi anda yok oldu bi çınlama sebebiyle. Gözlerimde karardı tamamen olmasada. tamam. Duygu bana bunları anlatmıştı , ama gözünüzle görmek , gözünüzle biricik aşkınızın göğüslerinin başka bi adam tarafından koparılırcasına ısırlıdığına şahit olmak , dinlerkenki gibi olmuyo. Hemen kafamı geri çektim ve olduğum yere oturup duvara yaslandım. Sessizce ama derince nefes alıp vermeye başladım sakinleşebilmek için , gözlerim bi yandan cinayet aleti arıyodu , öldürecektim çünkü o bebeyi. Ama bi saniye sonra vezgeçiyodum. Bi saniye sonra tekrar öldürmeye karar veriyo , 1 saniye sonra sikimin sertleşmesini fark ediyo ve vazgeçiyodum. 1-2 dakika böyle böyle kendimi sakinleştirdim ve tekrar kafamı uzattım. Duygu dizlerinin üstüne çökmüş ve Gürkan'ın yarrağını ağzına almıştı. İçimden koccc-caaaman bir “haaaasss-sssiiktir” çektim. Hakkaten çocuğun siki benimkinden falan çok daha büyüktü. Ben sanırdım ki öyleleri sadece erotik filmlerde olur. Ama çocuğun siki Hakikaten Duygu'nun tarif ettiği gibiydi. Duygu kafasını sabit tutuyodu ve çocuk seri hareketlerle sokup çıkarıyodu yarrağı Duygu'nun ağzına. Duygu'dan çıkan “gark gurk gark” sesleri artınca nefes almasına izin veriyo ama akabininde hemen tekrar sokuyodu ağzına. Duygu çırpınıyodu ama kaçmasınada izin vermiyodu Gürkan piçi. Böyle bi kaç dakika devam ettiler ve ardından Gürkan sırt üstü yere uzandı. Kafası benim onları izlediğim kapının tarafında olduğu için beni göremiyodu ve Duygu onun kucağına otururken yüzü bana dönüktü ve o hiç unutamayacağım aşşaağlar gibi gülümsemesini attı bana. Ve gözlerimin içine bi süre bakıp , yine gözlerini benden ayırmadan , Gürkan'ın yarrağının üzerine oturmuşken eğildi ve çocuğu deliler gibi öpmeye başladı. Öyle böyle değil ama , sanırsınki çocuğu yutacak. Bu kadar mı açtın be başka yarraklara Duygu’m? Bu kadar mı hevesliydin beni aldatmalara? Ve ardından şok olduğum bişey yaşandı. Gürkan kucağımda karımı hoplatırken bana seslendi : Gürkan : Patroooooon.. Gel bak biricik karını nasıl sikiyorum ,gel ! Dedim heralde bana çok hırslanmış onu hep azarladığımdan , o sebeple kendini iyice gaza getirmek için bağırıyo öyle boş boş. Ama sonra bi daha bağırdı. Gürkan : Böyle bi kadını nasıl olurda sikemezsin patrooooooonnn. Ama bak sen sikemezsen , karında gelir kendini sikecek birini bulur di miiiiiii ? “Alla alla” dedim içimden , bu çocuk kendi kendine boş boş mu konuşuyo , yoksa benim orda olduğumu falan mı anladı. Diye düşünürken Duygu bu muammayı sonlandırdı. Duygu : Mansur , tamam çık ordan. Gürkan biliyo burda olduğunu. O an nasıl utandım , nasıl utandım anlatamam. Sinirlendimde tabi. Hemen yokmuş gibi davrandım , kaçtım odama. Duygu seslendi tekrar “kaçma geeeel” diye. Sert bi tavra bürünmem lazımdı , sonuçta içerde stajyerim var. Gerçi o stajyer karımı gümbür gümbür sikiyo şu an , sert olsam ne olacak. Ama yinede bi öfkeyle ve tabi birazda utangaçlıkla geçtim yanlarına : Mansur : Sen nerden çıkarıyosun ulan benim karımı sikemediğimi ?! Duygu : Ben anlattım Mansur ! Kapa çenenide otur şuraya. Mansur : Ağzını toplasın o zaman o da. Ben hala onun patronuyum. Duygu : Ama şu anda patron o , farkında değil misin Mansur ? Tam carcar söylenmeye devam edecektimki Gürkan Duygu'yu bi hamlede kucağından indirdi ve ayağa fırlayıp yanıma geldi. Boyu posu kilosu benden daha iri olan bu çocuk karşısında ilk defa pıstım o an istemsizce. Uzunca sert sert baktı bana ve : “Karın beni tercih etti patron ! Ve söylediği kadarıyla bu buluşmayı sen ayarlamışsın.Eğer canımı sıkacak bişey yaparsan bu fantezini ve karını gözlerinin önünde becerdiğimi bütün iş arkadaşlarına anlatırım” dedi. Sadece yutkundum ve hemen yanlarındaki koltuğa oturup devam etmelerini söyledim. Ama artık bünyemde yeni bi hormonda salgılanmaya başlamıştı : “PİŞMANLIK” Öfke vardı. Zevkten kudurma vardı. Birde pişmanlık eklenmişti bunların yanına. İnanınki 3′ü birarada karışınca çok farklı denizlere yelken açıyosunuz. Duygu tam dizlerimin önünde domaldı ve ay parçası gibi yusyuvarlak o götünü Gürkan'a doğru uzattı. Gürkan yavaş yavaş domalmış karımın amına yarrağını sokarken ,karımın gözlerinin yukarı kayması beni mahfetmişti. Tam tempolu bi şekilde pompalamaya başlayacaktıki Gürkan “DURUN” diyip ayağa fırladım. İçimde yaşadığım sinir harbi yüzünden gözlerimden boncuk boncuk yaşlar akmaya başladı ve “Lütfen devam etmeyin , burda bitsin” dedim yalvaran bi ses tonuyla. İkiside bi kaç saniye şaşkın şaşkın baktı bana ve ardından Duygu kahkahayı patlattı , ardından da o kılıç gibi sözlerini kalbime kalbime sapladı : Duygu : Sen aynı şu an yalvardığın gibi bi kaç gün önce yatakta bana yalvarıyodun Mansur “Kıskandır beni aşkım , kızdır beni bebeğim” diye , hatırladın mı ? Hatırla çünkü ben hiç unutmadım. Mansur : Duygu’m lütfen yapma. Noolur.. Sen benim bitanemsin , hadi bitirelim bu saçmalığı. Duygu : kapa çeneni Mansur. dedi ve eliyle Gürkan'ın poposunu kendine doğru çektirip devam etmesini emretti. Gürkan hiç durmadan devam etti pompalamaya. Duygu bi yandanda beni paçalarımdan çekip tekrar yerime oturttu. Duygu : Bak Mansur : görüyo musun ? Sen beni öpmelere kıyamazdın , dokunmaktan korkardın. Ama elin oğlu nasılda sikiyo bebeğini bak. Hemde senden kaç yaş küçük çocuk. Emirler yağdırdığın o çocuk şu an gözlerinin önünde çocuğunun annesini nasılda inletiyo baaaaaaakk ! Mansur : Duyguuu.. Duygu : Bi gün olsun adam akıllı sikemedin beni. Bi gün olsun zevkin doruklarında gezdiremedin beni. Senle sevişirken hep , ama hep başkalarını hayal ederek zevk almaya çalıştım ben Mansur. Özelliklede senin yakınındaki kişileri. İş arkadaşlarını , akrabalarını , çalışanlarını. Bugünden itibaren sadece düşünmekle kalmayacağım Mansur. Hepsiyle tek tek düzüşcem. Mansur : Ne diyosun Duyguuuuuuuuuuu !!?? Duygu : En öncede Kadir'e siktiricem kendimi. Hani şu senin en büyük rakibin var ya. Senin başarılı olmanın önündeki tek engel Kadir. Herkesin övdüğü , bu sebeplede senin farkına varamadıkları Kadir. Mansur'un karısınıda sikmenin tadınıda alsın. Ne de olsa hakkı. Senden çok daha başarılı. Senden çok daha karizmatik. Zaten iş hayatında ezip geçmiş seni , birde böyle ezsin. Karını kütürdete kütürdete siksin , hatta spermlerini oluk oluk boşaltsın içime. Çocuğunu doğurayım onun. Ama zavallım sen , kendi çocuğun san. hahahahaha Duygu'nun bu laflarından , beni böyle aşşağlamalarından cesaret alan Gürkan'da açtı ağzını : Gürkan : Benim içine boşalmama da izin var mı aşkım ? Mansur : Ne aşkım'ı ulan !!! Ne içine boşalmasııı !!!! Duygu : Kapa çeneni Mansur ! Bundan sonra karışamayacaksın bana. Bundan sonra sınırsız zevklerle dolu bi seks hayatı yaşayacağım ve sen bunu asla ama asla engelleyemeyeceksin. Bunu sen istedin çünkü. Eğer ki aklıma sokmasaydın bunu , ben asla bu zevklerden haberdar olamayacaktım. İyi ki soktun aklıma zavallı adam. Bu sözler karşısında üzülüyodum ve öfkeleniyodum elbet ama takdir edersinizki , bi yandan domalmış bi vaziyette sikilen karım , bi yandanda böyle sözler , sikimi kazık gibi yapmıştı. Ama utanıyodum onların önünde sikime el atmaya. Pantolonumdan beri belli oluyodu aslında nasıl zonk zoonk zonkladığı. Derken olan oldu ve Gürkan vitesi 6′ya takıp pompalama hızını maksimuma çıkarınca Duygu konuşmasını yarıda bıraktı ve bütün dükkanı inleten çığlıklar atmaya başladı. Gürkan o kadar süratlı bi şekilde sikmeye başlamıştıki sanırım Duygu aşırı zevkten bayılma noktasına gelmişti. Emekliyerek kurtulmaya çalışıyodu Gürkan'ın sikinden ancak Gürkan'da sikini Duygu'nun amından çıkarmadan onu adımlayarak takip ediyodu. Resmen odanın içinde timsah yürüyüşü yapar gibi sikiyodu karımı Gürkan. Hayatımda çok sayıda erotik film izlemiştim ama hiç Duygu'nun ki gibi bi orgazm çığlığı veya böyle yüz ifadesi görmemiştim. Belliki haddinden fazla zevk alıyodu , bir an olsun duraklamak için Gürkan'ın sikinden kurtulmaya çalışıyodu ama ne mümkün. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve odanın içersinde onların emekleyerek sikişmelerini , resmen tabiri cazise “gümbür gümbür” sikişmelerini izlemeye odaklandım. Aradan bi süre geçti , Baktımki Gürkan duracak gibi değil , karım artık yardıma muhtaçmış gibi çığlıklar atmakta ve hala odanın içinde emekleyerek kaçmaya çalışmakta , tereddütlede olsa kalktım ayapa ve yavaşça yanlarına gidip Gürkan'dan durmasını rica ettim , ama Gürkan'ın gözü dönmüştü. Durmaya hiç ama hiç niyeti yoktu. Baktımki durum ciddi karım hakkaten bayılcak , yada bişey olacak , çünkü bu çığlıklar normal değil. E bu kadında ne olursa olsun benim oğlumun annesi , gözlerimin önünde yardıma muhtaç gibi ve Gürkan'ı omzundan hafifçe tutup çekmeye çalıştım ki o anda Gürkan'ın çaktığı yumrukla kafamı duvara çarpmam bir oldu. Bi yandan küfürde etti heralde tam duyamadım kafamı duvara çarptığımdan , ama Duygu'nun “Karışma Mansuuuuuur!” dediğini duydum. Oha amk , tüm bunlar zevk çığlıkları mıydı ?? İşte o an daha fazla dayanamadım ve bunların tepesinde bunları izlerken pantolonumdan benim ufaklığı çıkarıp sıvazlamaya başladım. İkiside bunu farkedince önce bi duraksadılar ve ardından büyük bi gürültüyle kahkahalara boğuldular. Ben onlar böyle gülünce utandım ve hemen yerine geri koydum ufaklığı. Yüzüm kıpkırmızı oldu. Duygu : Yaaa inanmıyorum sana yaaa, inanmıyorum yaaa.. Burda , senin ofisinde , hayatının aşkı biricik karım dediğin kadını inlete inlete sikiyolar , emeklete emeklete pompalıyolar, , ve sen bundan zevk alıp ufaklığınla mı oynuyosun Mansur ? Gürkan : Hahahaha yaaa patron sen ne ezik bi adam mışsın yaaaa ahahahahah Duygu : Neyse Gürkancım , aşkım , tabi öyle bi sikiyosunki beni , zavallı patroncağızının nutku tutuldu , napacağını şaşırdı. Hadi bak o bizi böyle güldürdü , neşelendirdi , bizde onu neşelendirelim. Gürkan : Napalım aşkım ? Duygu : Aramıza katılmak isteyecek bi arkadaşın var mıdır ? Gürkan : Oooooooo 3′lü diyosuuuuuuuuun Duygu : Aynen aşşş-kııııım Kızdım mı ? Hayır. Aksine , bayıldım bu fikre. Gürkan samimi bi arkadaşını çağırdı. 15-20 dakikaya geldi çocuk. Adı Mert. O da 19 yaşında. Ve o da benden daha yapılı ve yarrağı Gürkan'ınkiyle aynı. Ben bunlar 3′lü diyince sanmıştımki , biri sikerken öteki karımın ağzına verecek falan. Evet öylede yaptılar ama , karımın esas planı bambaşkaymış. Mert denen piç yere sırt üstü uzandı , karım onun kucağına oturdu ve yarrağını amından içeri soktu. Ve Gürkan ‘da aynı anda karımın bolca kremlediği göt deliğine yavaaaaaaaşça girmeye başladı. Ben bunu farkettiğim anda fırladım olmaz diye , her ne kadar karımın iki tane küçük çocuğun arasında tost olması beni zevkten kudurtacak olsada , karım kaç yıllık ilişkimizde daha bana siktirmedi götünü , daha bu yeni tanıdığı ufacık çocuklara mı siktirecekti. Evet. Öyle yaptı. Benim itirazlerim neye yararki , 2 tane izbandut gibi çocuk , isteseler benim ağzımı burnumuda kırarlar , isteseler izlememi istemeyip beni dışarıda atarlar , ama ben izlemek istiyodum ve o sebeple susuyodum. Gürkan yavaş haraketlerle karımın götüne soktuğ yarrağını iyice yuvaya oturup , rahat git gel yapmaya başladığında karımın zevk çığlıkları artık komşularımızı bile rahatsız etmişti. Kaloriferlere kaç kere vurdular inanın saymadım. O an umrumda değildi komuşlar ne düşündüğü , benim ufaklığı çıkardım ve başladım bunları izleyerek masturbasyon yapmaya. Onların her geçen sanişye artan temposu karşısında hipnotize olmuş gibiydim ve önlerinde ayakta dikilmiş deli gibi otuzbir çekiyodum. Bi ara Mert denen çocukla göz göze geldim ve o da bana aşşağlar gibi bakış attı , ama hiç umrumda olmadı. Çok zevk alıyodum. Karım hala beni aşşağlamaya devam ediyodu. Bundan sonra kimlerle yatcağını anlatmaya , Gürkan ve Mert'in benden ne kadar üstün olduğunu anlatmaya devam ediyodu. Artık üçününde boşalması an meselesiydi , hızlarından bu anlaşılıyodu. Ve derken karım ikisinede “BEBEKLERİM İÇİME BOŞALIIIIIIIN!” diye inlediğinde ben bütün duyguları (öfke,kıskançlık,zevk,pişmanlık,şaşırma,vs) aynı anda yaşadım ve ofisin heeerrrr yerine oluk oluk boşalmaya başladım. boşalmam o kadar uzun sürdüki , boşalma esnasında karımın daha 15 dakika önce tanıştığı Mert denen bebenin amından içeri boşalmasına izin vermesini düşünüp , normalde boşalcağımdan 2-3 kat daha fazla sebebiyet veriyodum. Eh. Boşalma anı bittiğinde. İçimde sadece pişmanlık ve üzüntü duygusu kaldı pek tabi. Onlarda boşalmıştı ve yarrakları hala karımın içinde öyle tost vaziyetlerini bozmadan dinlenmek için uyukluyolardı. Bi kaç dakika öyle boş boş onlara bakakaldım. Ve derken karımın gözleri yavaşça açıldı bana doğru bakıp fısıldadı : Duygu : Mansur sen artık eve gitsen , biz dinlenip dinlenip bi kaç kez daha yaparız bugün. Mansur : Nee ? Ama.. Duygu : Mansur ! Defol canım. Defol güzelim ! Hadi boşaldın sende , bizi rahat bırak. Mansur : Peki. O günden sonra karım başka erkeklerle sikişmeye devam etti. Hatta öyle ki bazen gece yarısı tekevizyon izlerken kapı çalıyo , açıyorum , tanımadığım bi adam , Duygu hemen bizim çocuğu uyutuyo , ve o tanımadığım ve aslında Duygu'nunda tanımadığı o adamla bizim yatağımızda sabaha kadar iniltiler içinde seks yapıyolar. Mutlu muyum ? Bilmiyorum. Sadece karım yabancı biri tarafından sikilirken ,onun o kendinden geçmesini izlemek beni zevk denizinde boğuyor
MERHABA BEN Mertkan Demir GİZLİLİK VE KARŞILIKLI SAYGI ÇERÇEVESİNDE ISTANBULDA YASAYAN DUL, EVLİ, BEKAR, AZGIN HATUNLARI VE KARISINI SİKTİRMEK İSTEYEN BEYLERİ BEKLERIM.
paylassana
İsyerindeki Stajyer Karımı Sikip İnletti
Merhaba. Ben Mansur. Size gerçekten yaşanmış olan ve yaşanmasını hiç ama hiç istemediğim bi olayı anlatacağım. Şimdiden söylüyorum , kalbi olan okumasın. Eşimle ben 4 yıllık evliyiz. 1 yaşında bir oğlumuz var. Eşimin adı Duygu. 25 yaşında. Kendisi 5 yıldızlı bir otelin İnsan Kaynaklarında çalışıyor. Karım baş döndürecek derecede ateşli bir vücuda sahip. Fakat şu bi gerçekki , ruhunda en ufak or*sp*luk barındırmayan bir insandı eşim. “insandı” diyorum , çünkü artık gerçeği öğrendim. Hikayeyi anlatıyorum : 2013′ün Ocak ayı. Eşimle seks hayatımız çok rutine bağlamıştı , ve lanet olsunki bu tarz hikaye sitelerinde okuya okuya aklımda garip garip fanteziler belirmeye başlamıştı. Dürüst olmak gerekirse ben sekste çok iyi değilimdir. Yani 100 sekste sadece 1′inde otomatiğe bağlamış gibi sikişebilirim , onda da çok çok azdıysam falan. Onun haricinde aşırı yavaş hareketlerle sevişirim. Eşimde bana ayıp olmasın diye orgazm taklidi falan yapar , bi keresinde kavga esnasında itiraf etmişti bunuda. Bi gece yine monoton bi şekilde sevişirken eşime “Beni kızdıracak birşeyler söyle” diyiverdim. İlk başta anlamadı. Israr ettim. Yine anlamadı , “Nasıl kızdırıcam?” dedi mırıldanarak. “Kıskandır beni” dedim azmış bi şekilde. Eşim kucağımda hoplarken duraksadı ve yüzüme tokadı yapıştırıp kucağımdan indi. Döndü arkasını uyumaya başladı. Binbir özür diledim. Ama Duygu öfkeli bi şekilde “rahatsız etme beni !” dedi ve başkada bişey demedi. Aradan 1-2 gün geçti , yine bir sevişme esnasında hormonlarıma engel olamadım ve beni kızdıracak şeyler söylemesi için yalvarmaya başladım. Bi görseniz , neredeyse ağlayacak gibiydim. Duymamazlıktan geliyordu Duygu , kucağımda hoplayıp ,sevişmemize konsantre olur gibiydi. Tekrar tekrar söyledim bende. “Hadi, Lütfen , Bi kerecik , Kırma beni” gibi sözcüklerle onu ikna etmek için uğraştım. Sonunda fısıldayarak konuştu Duygu : “Örnek ver mesela , seni ne kızdırırdı Mansur?” dedi or*spu bi tavırla. Tabi bi yandanda yarrağımın üstünde inip kalkmaya devam ediyodu. “Şu anda benim yerimde kim olsun isterdin?” dedim heyecanlı bi şekilde. Ama nasıl heyecanlandım bunu sorarken size annnnlatamammmm ! Kalbim yerinden çıkacaktı sanki bu soruyu sorarken. Tabi cevabı beklerkende aynı şekilde. Sikimin bomba gibi patlayacağını bile hissettim o an. Meğer hakkatende nasıl zevkli bi fanteziymiş bu. Benki dünyanın eeeeeeennnnnnn kıskanç adamlarından biriyimdir , ama Duygu'yla böyle bi konuyu konuşmak beni anlamlandıramadığım bi şekilde zevkten kudurtmuştu. Duygu cevap vermedi bi süre. Seksten aldığı zevkle sessiz sessiz inleme sesleri çıkardı sadece , ama surat ifadesinden anladığım kadarıyla vereceği cevabı düşünüyodu. Üsteledim: “Hadi söyle ! Kimin yarrağının üstünde hoplamak isterdim ha? Kimin güçlü kollarında beni aldatmak isterdin !?” Bana inanın o kelime ağzımdan nasıl çıktı bilmiyorum. “aldatmak” kelimesinden bahsediyorum. Artık öyle kudurmuştumki , kendimi dahada beter kudurtmak istiyodum ve olayı iyice doruğa tırmandırıp beni aldatmak isteyip istemediğini öğrenmek istedim. Ve itiraf etmeliyim ki sorarken bile gözlerim zevkten yukarı kaymıştı artık. Ve büyün an geldi , Duygu cevap vermeye başladı : “Söyleyeceğim , ama kızmayacaksın , anlaştık mı?” Allahım sana geliyorum. Bi yandan seksimiz hala devam ediyodu zaten , bi yandan Duygu'nun fahişe bi edayla kurduğu bu cümle. Hayatımın ennnnnnn zevkli anlarıydı sanki o an. “Kızmicam söyleeeeee!” diye böğürdüm resmen. Duygu beni dahada beter kudurtmak için o or*spu tavrından bi an olsun taviz vermiyodu , sinir bozucu bi gülümseme takınmıştı yüzüne birde. Ve beni aldatmak istediği o kişiyi söyledi : “Gürkan.” Gürkan benim işyerimde , benim emrimde çalışan stajyer bi çocuk. 19 yaşında üniversite öğrencisi. O an bunu duyunca afallamak bi yana , Duygu'nun benden her anlamda (yaş,kariyer,para) daha alt bi insanla beni aldatması fikri artık beni had safhada kudurttu ve o ana kadar yavaş devam eden seksimizi , makinalı tüfek gibi saydırmaya başladım. Duygu'nun çığlıkları bütün apartmanı inletecek gürültüye kadar yükseldi. Bi yandan deliler gibi pompalıyo bi yandanda sormaya devam ediyordum : “Demek kendinden 6 yaş küçük bi çocuğa hemde kocanın emrinde çalışan bi stajyer olan çocuğa , kendini siktirmek istiyosun ha ??!! öyle miii ??!!” Duygu da zevkten çıldırmıştı ama zar zorda olsa , kesik kesik cevap verebiliyordu : “Ev-e-ee-ee–tt-t.. Onun o kass-lııı vüüü-üücuud-ddunuu akkk-lllımmdaan çııı-kaa-raa-mıı-yooo-rr-rruum.” “Ne yanii ?? Benden daha mı güzel vücudu var o küçük çocuğun haaa?” “Sen kendi vücuduna vücut mu diyosun?” dedi ve kahkaha attı. Evet. Ondan beni kızdırmasını istemiştim en başta , ama bu son lafı beni kızdırmaktan öte birazda üzmedi değil. Tuhaf olan şu ki bu beni çok ama çok daha zdırdı ve hayatım boyunca boşalmadığım kadar çok boşaldım. Oluk oluk. Neredeyse yarım kilo. O derece. Ardından ikimizde sırt üstü uzandık ve bi kaç dakika sessizce sigara içtik. Sonunda dayanamadım ve sordum : Mansur : Duygu ? Duygu : Efendim ? Mansur : Sen.. ciddi miydin ? Duygu : hangi konuda ? Mansur : Gerçekten Gürkan'ı arzuluyor musun ? Duygu üzerinden hala adrenalini atmamış olacaktiki , rahat rahat konuşmaya başladı. Normalde benim tanıdığım Duygu asla ama asla bu tarz bi muhabbete dahil olmazdı. Dedim ya , az önce yaşananların coşkusu hala üzerindeydi ve bu ona cesaret veriyodu. Duygu : Bebeğim açıkçası sen bana 1-2 gün önceki sevişmemizde yine böyle “kızdır beni” gibi bişeyler söyledikten sonra ben bazı şeyler düşündüm. Mansur : Ne gibi tatlım ? Duygu : Ama bak kızmayacağına söz ver. dedi yine or*spu bi edayla. Açıkçası artık boşalmıştım ve boşalmadan önceki kadar hoşgörülü olamayabilrdim bu konuşmalara. canımı yakabilirdi Duygu'nun söyleyecekleri. Ama ona bunu belli etmemeliydim , aksi takdirde içine atması ve benden habersiz içinde bişeyler yaşaması hiç ama hiç iyi olmazdı. Mansur : Kızmayacağım tabiki bitanem. Duygu : Sen bana o gün “kızdır , kıskandır beni” dediğinde ben bi öfkeyle yarıda bıraktım ya sevişmemizi , uyudum hani. Mansur : Evet ? Duygu : İşte onun sebebi , sen bana öyle diyince ben hayatımda ilk defa farklı bi heyecan hissettim içimde. Yani daha önce hissetmediğim türde bi heyecan. Ve bu yüzden korktum aslında , “nooluyo bana” diye. Ve yarıda bırakıp uyumaya çalıştım. Ama emin ol o gece sabaha kadar uyuyamadm bazı şeyler düşünmekten ve onların bünyemde yarattığı heyecandan Dediğim gibi , hiç hoşuma gitmemişti Duygu'nun bu itirafı. Aslında aşırı sinirlendim o an ama kendimi var gücümle kasıp belli etmemeye çalışıyodum. Çalışıyodumki anlatmasını yarıda kesmesin. Mansur : Ne düşündün ki tatlım ? Ben böyle sorunca Duygu bi anda yatar pozisyondan oturur pozisyona geçti , heyecanla bişey anlatacağı belliydi , bende dikeldim ve yatakta karşılıklı oturmaya başladık. Duygu'nun yüzünde anlatacağı şeyden olsa gerek güller açıyodu , ağzı kulaklarındaydı. Ve bu benim çok canımı yakıyodu , neydi onu bu denli , benim daha önce heyecanlandıramadığımgibi heyecanlandıran ? Duygu : Bak şimdi sana bişey anlatıcam , ama sakkk-kkın bi delilik etmeyeceksin. Mansur : ? Duygu : Söz ver bana. 2 eliyle ellerimi tuttu sıkıca ve gözümün içine bakıp ona söz vermemi bekledi. Mansur : Ta.. tam.. tamam.. .. söz. Ve anlatmaya başladı : Duygu : Geçen hafta senin işyerine geldim ben , hani sen toplantı için başka bi yerdeydin. Tabi benim bundan haberim yoktu. Seni aramıştım işyerine gelince , sen bi kaç saat geşemeyeceğini söylemiştin.Hatırlandın mı ? Mansur : Evet…. Hatırladım… Duygu : Hah. Ben senin olmadığını öğrenince hemen eve döncektim aslında ama çok yorulmuştum ve biraz soluklanmak için oturdum senin odanda. Sonra baktım yan odada ayak sesleri var. Kim varsa geçip bi selam vereyim dedim , ayıp olmasın. yan odaya girdiğimde Gürkan vardı , üzerinde tişört yoktu. O beni farketmedi ilk , sanırım yeni bi tişört almış , onu giyecekti torbasından çıkarıp. Ama sana dürsüt olmalıyım ki Mansur , o tişörtü giymesini hiç ama hiç istemedim o an. Mansur : Neden ?! Duygu : Şşşş kızmak yok dediiiiik Çünkü ben hayatımda öyle güzel bi vücut görmedim bitanem. Kızma bana ama yanında çalıştırdığın stajyeri dikizledim bi kaç saniye bide oro*pu or*spu gülmez mi bunları anlatırken , allahım deli olacam yaaa !! Duygu : Sonra öksürük sesi çıkardım ve Gürkan beni farkedince çok fena panik oldu. Ama enteresan olan neydi biliyo musun ? Mansur : Neydi ? Duygu : Paniği 1-2 saniye sürdü ve o 1-2 saniyelik süre içinde tişörtünü giymek için hamle yapmıştı ama benim olduğumu anlayınca tişörtünü giyinmedi. Mansur : ??? Duygu : Evet evet. Çok tuhaf di mi ? Geldi elimi sıktı “Hoşgeldiniz Duygu Hanım” diye ama üstü hala çıplaktı ve hiçte çekinmiyodu. Ben mala bağlamış bi şekilde ağzım açık dinliyodum Duygu'yu. Ama gitgide de panik oluyodum “Lan o işin sonu nereye doğru gidiyo lan?” diye. Fakat dediğim gibi , bunu Duygu'ya çaktırmak yok. Mansur : Alla allaaa bak sen yaa eee sonra ne oldu ? Bu sorumun ardından Duygu gözlerini benden kaçırdı , yere doğru baltı ve alt dudağının sağ kısmını ısırdı hafifçe dişiyle. Bi yandanda saçıyla oynamaya başladı. Bildiğiniz üzere bu hareketler tam bi “or*spuluk ettim veya edicem” hareketleridir. Mansur : Duyguuuu ? Bitanem sonra ne oldu ? Duygu : Ya.. .. Sonrası.. .. Öyle işte.. Neyse boşver.. Mansur : Duyguuuuuuu.. Bitanem sence ben burda kapattırır mıyım bu konuyu ? Anlat hadi bak , hiç kızdım mı sana şimdiye kadar ? Duygu : Ya.. Ama.. Bak söz verdin delirmeyeceğine. Evet. Anlaşıldı. Yüzde 100 delireceğim birşey olmuş belliki , yoksa bu kadar tekrar etmezdi bunu Duygu. Tam öfkeden kudurmak üzereydimki , enteresan birşey farkettim. Benim ufaklık yeniden taş kesilmeye başlamıştı , özellikle Duygu'nun bu son “Bak söz devrdin delirmeyeceğine” lafından sonra. Ama öyle böyle değil , demir çubuk gibi oldu 4-5 saniyelik süreç içerisinde. “Delirmeyeceğim bebeğim, anlat hadi” dedim ve Duygu'yu tekrar taş gibi olan yarrağımın üstüne oturttum. Duygu : Mansur dur , hayır bi dakka yaa , bişey anlatıyorum. Mansur : Bi yandan seks yapalım , sende bi yandan anlat , olmaz mı ? Duygu : hayır yaaa , üffffff , bi dur. Mansur : Anlatırken gözlerini kapatırsın , ve yarrağını içine aldığın kişiyi ben değilde Gürkanmış gibi hayal edersin hem. Hemde şu kaldığın yerden devam edersin. Daha güzel olmaz mı ? Yüzünde nasıl güller açtı var ya Duygu'nun , görmeniz lazım. Nasıl hoşuna gitti bu teklif. Ama tabi benim kalbime hançer gibi saplandı onun bu teklif karşısındaki mutluluğu. Çünkü 2 saniye önce beni , kocasını , ilk aşkını “üfff , bi dur yaa” diye tersleyen o kadın , ben “gözlerini kapatıp benim yerime Gürkan'ı hayal edersin” diyince mutluluktan gözleri parladı ve yarrağımın üstüne bi hamlede oturup gözlerini kapattı. Neyse. Yapacak bişey yok , ok yaydan fırladı. Mansur : Hadi bebeğim şimdi devam et anlatmaya. Duygu : Elimi sıkıp “Hoşgeldiniz Duygu Hanım” dedikten sonra birbirimize gülen gözlerle uzunca baktık , ve ellerimizi bırakmadık. O bırakacak gibi oldu , ben izin vermedim. Her yeni kurduğu cümlede sikimin üzerinde inip kalkma hızı biraz daha hızlanıyodu ve dediğim gibi gözleri kapalı , o 19 yaşındaki veletin kucağında olduğunu hayal ediyordu. Duygu : Elimi bırakmasına izin vermeyince önce bi şaşırdı ama şaşkınlığı geçince , benden aldığı bu cesaretle göğüs dekolteme bakmaya başladı göz ucuyla. Bende onun o yapılı vücuduna baktım uzunca.Ardından tekrar göz göze geldik.Ve bi kaç saniyelik daha bakışmamızın ardından ikimizde kudurmuş köpekler gibi birbirimize saldırdık. Mansur : Neeee ?? Nasıı ? Nasıl yanii ? Duygu : Kapa çenenide dinlee.. O kadar azmıştık ki ikimizde soyunmak için vakit kaybedemezdik , o benim gömleğimin düğmelerini bi hamlede kopararak açtı ve ardından kafasını göğüslerime daldırdı. Mansur sana yemin ediyorum kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Kocamın işyerinde , stajyer bi çocukla , uluorta sevişiyodum. Her an biri gelebilirdi ve bu bizi dahada çıldırtıyodu. Bi an önce onun yarrağını içimde hissetmek istiyodum , yakalanma riskimiz çok fazlaydı ve kendimi kontrol edemiyordum. Bi çırpıda pantolonunu indirdim , dizimin üstüne çöktüm ve onun boxerıyla yüzyüzeydim , büyük bi heyecanla boxer'ını sıyırdım ve gördüğüm tablo karşısında küçük dilimi yutacaktım neredeyse Mansuuuurr. Hayatımda gördüğüm ennn güzel şeydi o an o şey sanki. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve uzunca süre bakakaldım Gürkan'ın penisine. Tam ağzıma sokacaktım ki asansörün sesi , bizim katta durdu ve ben apar to! par kimseye görünmeden tuvalete kaçtım. Üstümü başımı toparlayıp , kimselere görünmeden eve geldim. Ben Duygu'nun bu anlattıkları esnasında zevkten ölmek üzereydim , boşalmamak için kendimi inanılmaz bi şekilde kasıyodum. Çünkü bu anın daha tadını çıkarmak istiyordum. Ama Duygu'nun orgazm olurken “Evet evet daha hızlı Gürkaaaaaan” diye inlemesi esnasında musluğu daha fazla sıkamadım ve oluk oluk boşalttım spermlerimi Duygu'nun içine. Ve uyuduk. Bi kaç gün , bu konu hakkında da hiç konuşmadık. Ama takdir edersiniz ki benim bu konuşmadığımız günlerde de dahil olmak üzere , aklımda hep bunlar vardı. Çok düşünmüştüm ve kendimle çok çatışmıştım ama bi karara varmıştım. Eşim benden gizli gizli bu oğlanla az kalsın işi pişirecekmiş , biraz daha yalnız kalabilselermiş yani. Bu da demek oluyo ki , yine benden gizli bi şekilde bu sefer yakalanmadan bana boynuzu takma ihtimalleri yüksek. E bu olay beni hayatımda hiç zevklenmediğim kadar zevklendirdi , hiç kudurmadığım kadar delicesine kudurttuysa, hemde sadece dinlememe rağmen , bence birde bu olayı dinlemek yerine izlersem , sanırım zevkten bayılır ve hayattayken cenneti yaşayabilirdim. Evet. Dünyanın en kıskanç adamlarından biriydim , ama belkide bu sebepten ötürü bana bu kadar zevk veriyodu karımı başkasının gümletmesi fikri. ve bir gece karıma bu isteğimi açıkladım. Nasıl sevindi kahpe anlatamam , ve tabi onun bu denli sevinmesi beni bir kez daha yaralamıştı kalbimden. Plan şuydu : Ben işim varmış gibi bürodan ayrılacaktım ve Gürkan'a da uzun süre gelmeyeceğimi, kendisininde işlerini bitirdikten sonra dükkanı kitleyip çıkabileceğini söyleyecektim. Ben çıktıktan sonra Duygu dükkana gelecek sanki bana bakmak için gelmiş gibi , Gürkan'da benim gelmeyeceğimi , dükkanıda kapatabileceğini söylediğimi söyleyecek ve bunun üzerine Duygu “O zaman kitle dükkanıda müşteri gelmesin” diyecek ve gerisi malum. Ha tabi bu arada bende hala dükkanda olacağım o sırada , Gürkan'a çaktırmadan içereki odamda saklanıyo olacağım ve onlar yan odada kütür kütür sikişirken kapıdan gizlice izleyeceğim. Neyse. O gün geldi ve planı uygulamaya koyduk. Ben bürodan çıkmış gibi yapıp içerdeki odama saklandım , bi kaç dakika sonra eşim geldi ve planladığımız gibi bi diyalog gerçekleşti. Ardından Gürkan'ın dış kapıyı kitleme sesini duyuldu. İşte o an kalbim taramalı tüfek gibi atmaya başladı , çünkü yan odada 19′luk çocuk öpmelere kıyamadığım , hayatımın aşkı karımı hunharca sikmek için hazırlıklara başlamıştı. Resmen içimde gitgeller yaşıyodum. Bi yandan “Hayır ulan yeteeer” diye bağırıp bu oyunu bozmak istiyodum , ama bir diğer yandan da birazdan izleyeceklerimin heyecanıyla yanıp kavruluyodum. Ve tabi ki cinsel hormonlarım galip çıkmıştı , karımın bir başkası tarafından sikilmesini izlemeyi o an herşeyden çok istiyodum. Artık zaman gelmişti , bende yavaş ve sessizce kafamı kapıya doğru uzattım. Ve o gördüğüm tablo karşısında “ŞOK” oldum. Sanki vücudumdaki kan , kaynar suya dönüşmüştü. Kulaklarımda çınlama sesi oluştu , ve dışarda caddededn gelen araba gürültüsü , insan gürültüsü bi anda yok oldu bi çınlama sebebiyle. Gözlerimde karardı tamamen olmasada. tamam. Duygu bana bunları anlatmıştı , ama gözünüzle görmek , gözünüzle biricik aşkınızın göğüslerinin başka bi adam tarafından koparılırcasına ısırlıdığına şahit olmak , dinlerkenki gibi olmuyo. Hemen kafamı geri çektim ve olduğum yere oturup duvara yaslandım. Sessizce ama derince nefes alıp vermeye başladım sakinleşebilmek için , gözlerim bi yandan cinayet aleti arıyodu , öldürecektim çünkü o bebeyi. Ama bi saniye sonra vezgeçiyodum. Bi saniye sonra tekrar öldürmeye karar veriyo , 1 saniye sonra sikimin sertleşmesini fark ediyo ve vazgeçiyodum. 1-2 dakika böyle böyle kendimi sakinleştirdim ve tekrar kafamı uzattım. Duygu dizlerinin üstüne çökmüş ve Gürkan'ın yarrağını ağzına almıştı. İçimden koccc-caaaman bir “haaaasss-sssiiktir” çektim. Hakkaten çocuğun siki benimkinden falan çok daha büyüktü. Ben sanırdım ki öyleleri sadece erotik filmlerde olur. Ama çocuğun siki Hakikaten Duygu'nun tarif ettiği gibiydi. Duygu kafasını sabit tutuyodu ve çocuk seri hareketlerle sokup çıkarıyodu yarrağı Duygu'nun ağzına. Duygu'dan çıkan “gark gurk gark” sesleri artınca nefes almasına izin veriyo ama akabininde hemen tekrar sokuyodu ağzına. Duygu çırpınıyodu ama kaçmasınada izin vermiyodu Gürkan piçi. Böyle bi kaç dakika devam ettiler ve ardından Gürkan sırt üstü yere uzandı. Kafası benim onları izlediğim kapının tarafında olduğu için beni göremiyodu ve Duygu onun kucağına otururken yüzü bana dönüktü ve o hiç unutamayacağım aşşaağlar gibi gülümsemesini attı bana. Ve gözlerimin içine bi süre bakıp , yine gözlerini benden ayırmadan , Gürkan'ın yarrağının üzerine oturmuşken eğildi ve çocuğu deliler gibi öpmeye başladı. Öyle böyle değil ama , sanırsınki çocuğu yutacak. Bu kadar mı açtın be başka yarraklara Duygu’m? Bu kadar mı hevesliydin beni aldatmalara? Ve ardından şok olduğum bişey yaşandı. Gürkan kucağımda karımı hoplatırken bana seslendi : Gürkan : Patroooooon.. Gel bak biricik karını nasıl sikiyorum ,gel ! Dedim heralde bana çok hırslanmış onu hep azarladığımdan , o sebeple kendini iyice gaza getirmek için bağırıyo öyle boş boş. Ama sonra bi daha bağırdı. Gürkan : Böyle bi kadını nasıl olurda sikemezsin patrooooooonnn. Ama bak sen sikemezsen , karında gelir kendini sikecek birini bulur di miiiiiii ? “Alla alla” dedim içimden , bu çocuk kendi kendine boş boş mu konuşuyo , yoksa benim orda olduğumu falan mı anladı. Diye düşünürken Duygu bu muammayı sonlandırdı. Duygu : Mansur , tamam çık ordan. Gürkan biliyo burda olduğunu. O an nasıl utandım , nasıl utandım anlatamam. Sinirlendimde tabi. Hemen yokmuş gibi davrandım , kaçtım odama. Duygu seslendi tekrar “kaçma geeeel” diye. Sert bi tavra bürünmem lazımdı , sonuçta içerde stajyerim var. Gerçi o stajyer karımı gümbür gümbür sikiyo şu an , sert olsam ne olacak. Ama yinede bi öfkeyle ve tabi birazda utangaçlıkla geçtim yanlarına : Mansur : Sen nerden çıkarıyosun ulan benim karımı sikemediğimi ?! Duygu : Ben anlattım Mansur ! Kapa çenenide otur şuraya. Mansur : Ağzını toplasın o zaman o da. Ben hala onun patronuyum. Duygu : Ama şu anda patron o , farkında değil misin Mansur ? Tam carcar söylenmeye devam edecektimki Gürkan Duygu'yu bi hamlede kucağından indirdi ve ayağa fırlayıp yanıma geldi. Boyu posu kilosu benden daha iri olan bu çocuk karşısında ilk defa pıstım o an istemsizce. Uzunca sert sert baktı bana ve : “Karın beni tercih etti patron ! Ve söylediği kadarıyla bu buluşmayı sen ayarlamışsın.Eğer canımı sıkacak bişey yaparsan bu fantezini ve karını gözlerinin önünde becerdiğimi bütün iş arkadaşlarına anlatırım” dedi. Sadece yutkundum ve hemen yanlarındaki koltuğa oturup devam etmelerini söyledim. Ama artık bünyemde yeni bi hormonda salgılanmaya başlamıştı : “PİŞMANLIK” Öfke vardı. Zevkten kudurma vardı. Birde pişmanlık eklenmişti bunların yanına. İnanınki 3′ü birarada karışınca çok farklı denizlere yelken açıyosunuz. Duygu tam dizlerimin önünde domaldı ve ay parçası gibi yusyuvarlak o götünü Gürkan'a doğru uzattı. Gürkan yavaş yavaş domalmış karımın amına yarrağını sokarken ,karımın gözlerinin yukarı kayması beni mahfetmişti. Tam tempolu bi şekilde pompalamaya başlayacaktıki Gürkan “DURUN” diyip ayağa fırladım. İçimde yaşadığım sinir harbi yüzünden gözlerimden boncuk boncuk yaşlar akmaya başladı ve “Lütfen devam etmeyin , burda bitsin” dedim yalvaran bi ses tonuyla. İkiside bi kaç saniye şaşkın şaşkın baktı bana ve ardından Duygu kahkahayı patlattı , ardından da o kılıç gibi sözlerini kalbime kalbime sapladı : Duygu : Sen aynı şu an yalvardığın gibi bi kaç gün önce yatakta bana yalvarıyodun Mansur “Kıskandır beni aşkım , kızdır beni bebeğim” diye , hatırladın mı ? Hatırla çünkü ben hiç unutmadım. Mansur : Duygu’m lütfen yapma. Noolur.. Sen benim bitanemsin , hadi bitirelim bu saçmalığı. Duygu : kapa çeneni Mansur. dedi ve eliyle Gürkan'ın poposunu kendine doğru çektirip devam etmesini emretti. Gürkan hiç durmadan devam etti pompalamaya. Duygu bi yandanda beni paçalarımdan çekip tekrar yerime oturttu. Duygu : Bak Mansur : görüyo musun ? Sen beni öpmelere kıyamazdın , dokunmaktan korkardın. Ama elin oğlu nasılda sikiyo bebeğini bak. Hemde senden kaç yaş küçük çocuk. Emirler yağdırdığın o çocuk şu an gözlerinin önünde çocuğunun annesini nasılda inletiyo baaaaaaakk ! Mansur : Duyguuu.. Duygu : Bi gün olsun adam akıllı sikemedin beni. Bi gün olsun zevkin doruklarında gezdiremedin beni. Senle sevişirken hep , ama hep başkalarını hayal ederek zevk almaya çalıştım ben Mansur. Özelliklede senin yakınındaki kişileri. İş arkadaşlarını , akrabalarını , çalışanlarını. Bugünden itibaren sadece düşünmekle kalmayacağım Mansur. Hepsiyle tek tek düzüşcem. Mansur : Ne diyosun Duyguuuuuuuuuuu !!?? Duygu : En öncede Kadir'e siktiricem kendimi. Hani şu senin en büyük rakibin var ya. Senin başarılı olmanın önündeki tek engel Kadir. Herkesin övdüğü , bu sebeplede senin farkına varamadıkları Kadir. Mansur'un karısınıda sikmenin tadınıda alsın. Ne de olsa hakkı. Senden çok daha başarılı. Senden çok daha karizmatik. Zaten iş hayatında ezip geçmiş seni , birde böyle ezsin. Karını kütürdete kütürdete siksin , hatta spermlerini oluk oluk boşaltsın içime. Çocuğunu doğurayım onun. Ama zavallım sen , kendi çocuğun san. hahahahaha Duygu'nun bu laflarından , beni böyle aşşağlamalarından cesaret alan Gürkan'da açtı ağzını : Gürkan : Benim içine boşalmama da izin var mı aşkım ? Mansur : Ne aşkım'ı ulan !!! Ne içine boşalmasııı !!!! Duygu : Kapa çeneni Mansur ! Bundan sonra karışamayacaksın bana. Bundan sonra sınırsız zevklerle dolu bi seks hayatı yaşayacağım ve sen bunu asla ama asla engelleyemeyeceksin. Bunu sen istedin çünkü. Eğer ki aklıma sokmasaydın bunu , ben asla bu zevklerden haberdar olamayacaktım. İyi ki soktun aklıma zavallı adam. Bu sözler karşısında üzülüyodum ve öfkeleniyodum elbet ama takdir edersinizki , bi yandan domalmış bi vaziyette sikilen karım , bi yandanda böyle sözler , sikimi kazık gibi yapmıştı. Ama utanıyodum onların önünde sikime el atmaya. Pantolonumdan beri belli oluyodu aslında nasıl zonk zoonk zonkladığı. Derken olan oldu ve Gürkan vitesi 6′ya takıp pompalama hızını maksimuma çıkarınca Duygu konuşmasını yarıda bıraktı ve bütün dükkanı inleten çığlıklar atmaya başladı. Gürkan o kadar süratlı bi şekilde sikmeye başlamıştıki sanırım Duygu aşırı zevkten bayılma noktasına gelmişti. Emekliyerek kurtulmaya çalışıyodu Gürkan'ın sikinden ancak Gürkan'da sikini Duygu'nun amından çıkarmadan onu adımlayarak takip ediyodu. Resmen odanın içinde timsah yürüyüşü yapar gibi sikiyodu karımı Gürkan. Hayatımda çok sayıda erotik film izlemiştim ama hiç Duygu'nun ki gibi bi orgazm çığlığı veya böyle yüz ifadesi görmemiştim. Belliki haddinden fazla zevk alıyodu , bir an olsun duraklamak için Gürkan'ın sikinden kurtulmaya çalışıyodu ama ne mümkün. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve odanın içersinde onların emekleyerek sikişmelerini , resmen tabiri cazise “gümbür gümbür” sikişmelerini izlemeye odaklandım. Aradan bi süre geçti , Baktımki Gürkan duracak gibi değil , karım artık yardıma muhtaçmış gibi çığlıklar atmakta ve hala odanın içinde emekleyerek kaçmaya çalışmakta , tereddütlede olsa kalktım ayapa ve yavaşça yanlarına gidip Gürkan'dan durmasını rica ettim , ama Gürkan'ın gözü dönmüştü. Durmaya hiç ama hiç niyeti yoktu. Baktımki durum ciddi karım hakkaten bayılcak , yada bişey olacak , çünkü bu çığlıklar normal değil. E bu kadında ne olursa olsun benim oğlumun annesi , gözlerimin önünde yardıma muhtaç gibi ve Gürkan'ı omzundan hafifçe tutup çekmeye çalıştım ki o anda Gürkan'ın çaktığı yumrukla kafamı duvara çarpmam bir oldu. Bi yandan küfürde etti heralde tam duyamadım kafamı duvara çarptığımdan , ama Duygu'nun “Karışma Mansuuuuuur!” dediğini duydum. Oha amk , tüm bunlar zevk çığlıkları mıydı ?? İşte o an daha fazla dayanamadım ve bunların tepesinde bunları izlerken pantolonumdan benim ufaklığı çıkarıp sıvazlamaya başladım. İkiside bunu farkedince önce bi duraksadılar ve ardından büyük bi gürültüyle kahkahalara boğuldular. Ben onlar böyle gülünce utandım ve hemen yerine geri koydum ufaklığı. Yüzüm kıpkırmızı oldu. Duygu : Yaaa inanmıyorum sana yaaa, inanmıyorum yaaa.. Burda , senin ofisinde , hayatının aşkı biricik karım dediğin kadını inlete inlete sikiyolar , emeklete emeklete pompalıyolar, , ve sen bundan zevk alıp ufaklığınla mı oynuyosun Mansur ? Gürkan : Hahahaha yaaa patron sen ne ezik bi adam mışsın yaaaa ahahahahah Duygu : Neyse Gürkancım , aşkım , tabi öyle bi sikiyosunki beni , zavallı patroncağızının nutku tutuldu , napacağını şaşırdı. Hadi bak o bizi böyle güldürdü , neşelendirdi , bizde onu neşelendirelim. Gürkan : Napalım aşkım ? Duygu : Aramıza katılmak isteyecek bi arkadaşın var mıdır ? Gürkan : Oooooooo 3′lü diyosuuuuuuuuun Duygu : Aynen aşşş-kııııım Kızdım mı ? Hayır. Aksine , bayıldım bu fikre. Gürkan samimi bi arkadaşını çağırdı. 15-20 dakikaya geldi çocuk. Adı Mert. O da 19 yaşında. Ve o da benden daha yapılı ve yarrağı Gürkan'ınkiyle aynı. Ben bunlar 3′lü diyince sanmıştımki , biri sikerken öteki karımın ağzına verecek falan. Evet öylede yaptılar ama , karımın esas planı bambaşkaymış. Mert denen piç yere sırt üstü uzandı , karım onun kucağına oturdu ve yarrağını amından içeri soktu. Ve Gürkan ‘da aynı anda karımın bolca kremlediği göt deliğine yavaaaaaaaşça girmeye başladı. Ben bunu farkettiğim anda fırladım olmaz diye , her ne kadar karımın iki tane küçük çocuğun arasında tost olması beni zevkten kudurtacak olsada , karım kaç yıllık ilişkimizde daha bana siktirmedi götünü , daha bu yeni tanıdığı ufacık çocuklara mı siktirecekti. Evet. Öyle yaptı. Benim itirazlerim neye yararki , 2 tane izbandut gibi çocuk , isteseler benim ağzımı burnumuda kırarlar , isteseler izlememi istemeyip beni dışarıda atarlar , ama ben izlemek istiyodum ve o sebeple susuyodum. Gürkan yavaş haraketlerle karımın götüne soktuğ yarrağını iyice yuvaya oturup , rahat git gel yapmaya başladığında karımın zevk çığlıkları artık komşularımızı bile rahatsız etmişti. Kaloriferlere kaç kere vurdular inanın saymadım. O an umrumda değildi komuşlar ne düşündüğü , benim ufaklığı çıkardım ve başladım bunları izleyerek masturbasyon yapmaya. Onların her geçen sanişye artan temposu karşısında hipnotize olmuş gibiydim ve önlerinde ayakta dikilmiş deli gibi otuzbir çekiyodum. Bi ara Mert denen çocukla göz göze geldim ve o da bana aşşağlar gibi bakış attı , ama hiç umrumda olmadı. Çok zevk alıyodum. Karım hala beni aşşağlamaya devam ediyodu. Bundan sonra kimlerle yatcağını anlatmaya , Gürkan ve Mert'in benden ne kadar üstün olduğunu anlatmaya devam ediyodu. Artık üçününde boşalması an meselesiydi , hızlarından bu anlaşılıyodu. Ve derken karım ikisinede “BEBEKLERİM İÇİME BOŞALIIIIIIIN!” diye inlediğinde ben bütün duyguları (öfke,kıskançlık,zevk,pişmanlık,şaşırma,vs) aynı anda yaşadım ve ofisin heeerrrr yerine oluk oluk boşalmaya başladım. boşalmam o kadar uzun sürdüki , boşalma esnasında karımın daha 15 dakika önce tanıştığı Mert denen bebenin amından içeri boşalmasına izin vermesini düşünüp , normalde boşalcağımdan 2-3 kat daha fazla sebebiyet veriyodum. Eh. Boşalma anı bittiğinde. İçimde sadece pişmanlık ve üzüntü duygusu kaldı pek tabi. Onlarda boşalmıştı ve yarrakları hala karımın içinde öyle tost vaziyetlerini bozmadan dinlenmek için uyukluyolardı. Bi kaç dakika öyle boş boş onlara bakakaldım. Ve derken karımın gözleri yavaşça açıldı bana doğru bakıp fısıldadı : Duygu : Mansur sen artık eve gitsen , biz dinlenip dinlenip bi kaç kez daha yaparız bugün. Mansur : Nee ? Ama.. Duygu : Mansur ! Defol canım. Defol güzelim ! Hadi boşaldın sende , bizi rahat bırak. Mansur : Peki. O günden sonra karım başka erkeklerle sikişmeye devam etti. Hatta öyle ki bazen gece yarısı tekevizyon izlerken kapı çalıyo , açıyorum , tanımadığım bi adam , Duygu hemen bizim çocuğu uyutuyo , ve o tanımadığım ve aslında Duygu'nunda tanımadığı o adamla bizim yatağımızda sabaha kadar iniltiler içinde seks yapıyolar. Mutlu muyum ? Bilmiyorum. Sadece karım yabancı biri tarafından sikilirken ,onun o kendinden geçmesini izlemek beni zevk denizinde boğuyor
MERHABA BEN Mertkan Demir GİZLİLİK VE KARŞILIKLI SAYGI ÇERÇEVESİNDE ISTANBULDA YASAYAN DUL, EVLİ, BEKAR, AZGIN HATUNLARI VE KARISINI SİKTİRMEK İSTEYEN BEYLERİ BEKLERIM.
Şahin kökler (@SahinKokler) adlı kişiye göz at:
@sexgirl35 adlı kişinin Tweetine göz at:
karim kırmızı tangasi
Offf o kiloda kac tl istersniz😂
Fotolarıma rebloglayın aşklarım💋💋💋
MERHABA BEN MERTKAN ISTANBULDA YASAYAN DUL EVLİ BEKAR AZGIN HATUNLARI VE KARISINI SİKTİRMEK İSTEYEN BEYLERİ SKYPE:Mertkan Demir ADRESINDEN BEKLIYORUM. SERT SİKİŞİN ADRESİNDESİNIZ😊
PAYLAŞIMLARIMI REBLOGLAYIN SİZİN PAYLAŞIMLARINIZI REBLOGLIYIM😊
Fotolarım pek bloglanmıyor neden az 😔😔
MERHABA BEN MERTKAN ISTANBULDA YASAYAN DUL EVLİ BEKAR AZGIN HATUNLARI VE KARISINI SİKTİRMEK İSTEYEN BEYLERİ SKYPE:Mertkan Demir ADRESINDEN BEKLIYORUM. SERT SİKİŞİN ADRESİNDESİNIZ😊
PAYLAŞIMLARIMI REBLOGLAYIN SİZİN PAYLAŞIMLARINIZI REBLOGLIYIM😊
karim arkadan merak edenler
Off toktlaya toktlaya sikrm o gulotunu tatlm
Slm
MRB BIZ ERZURUMDA EVLI CIFTIZ BIZIM GIBI EVLI CIFT ARKADASLARLA KONUSUP GIRUSMEK TANISMAK ISTIYORUZ YASLARIMIZ 37 31 GERCEK GUVENILIR GIZLILIGE ONEM VEREN CIFTLERI BEKLIYORUZ ESAYGI VE SEVGILERIMIZI GONDERIYORUZ
MERHABA BEN MERTKAN ISTANBULDA YASAYAN DUL EVLİ BEKAR AZGIN HATUNLARI VE KARISINI SİKTİRMEK İSTEYEN BEYLERİ SKYPE:Mertkan Demir ADRESINDEN BEKLIYORUM. SERT SİKİŞİN ADRESİNDESİNIZ😊
PAYLAŞIMLARIMI REBLOGLAYIN SİZİN PAYLAŞIMLARINIZI REBLOGLIYIM😊
Çarşaflı Hanife! (1. Bölüm)
Merhaba, adım Koray. 36 yaşında, evli ve iki çocuk babasıyım. Cep telefonu ve bilgisayar tamiri işi yapıyorum. Daha önce bir çırağım vardı ama işler iyi gitmemeye başlayınca çıkardım, şimdi tek başıma çalışıyorum. Bir süre önce, hemen yanımdaki dükkanda terzilik yapan Faruk abi elinde laptopu ile geldi. Laptopu açamadığını, açıldığındaysa ekranın donduğunu, muhtemelen virüs bulaştığını söyleyerek benden format atmamı istedi. “İçinde kurtarmam gereken şeyler varsa onları yedekleyeyim mi?” diye sorduğumda, “Gerek yok, hepsini sil, önemli bir şey yok zaten!” diye cevapladı. Faruk abi bu laptopu yeni almıştı. Bundan önce masaüstü bilgisayarı vardı ve çokça sorun çıkartan eski bir modeldi. Laptopu kendi yöntemlerimle açtım, epeyce virüsle dolduğunu ilk anda anladım. Faruk abi internette girilmedik seks ve porno sitesi bırakmamıştı ve kullandığıANTIVIRÜS programı da dandik olduğu için içine her türlü Trojan, virüs vs. bulaşmıştı. Faruk abi oldukça muhafazakar, tutucu bir adamken, bilgisayar başında tam bir porno müptelası olmuştu. Ancak işin ilginç yanı, Faruk abinin gay ve travesti sitelerinde de epey gezindiğini, vakit harcadığını gördüm. İnternet geçmişini silmediğinden, yada virüs nedeniyle silemediğinden, girip çıktığı bütün siteler gözümün önündeydi. İçimden (Vay Faruk abi vay!) dedim gülümseyerek. Dini bütün, ibadetini kaçırmayan bir adamdı, ama nefsine hakim olamadığı ortadaydı. Bir antivirüs programı ile temizlenemeyecek ölçüde dolmuştu laptop ve gerçekten de tek çare format atmaktı. Her ne kadar Faruk abi (Gerek yok) demiş olsa da, ben ne olur ne olmaz diyerek, içindekileri yedeklemeye karar verdim. Daha önce başıma birkaç tatsız olay gelmişti çünkü. Laptopa boş bir harici harddisk bağlayıp, masaüstünde, belgelerimde vs. ne varsa hepsini kopyalamaya başladım. Bunun dışında harddisk ikiye bölünmüştü ve ’D’ sürücüsünün içinde de birkaç klasör vardı. Onları da kopyaladım. Her şey bittikten sonra da, güzel, temiz bir format attım. Sağlam bir antivirüs programı kurdum. İki saat kadar sonra Faruk abi gelince, “Al abi, tertemiz oldu, güzel bir virüs programı kurdum, bundan sonra virüs falan giremez!” dedim. “Eyvallah Koray, valla uğraşıp durdum bir türlü işin içinden çıkamadım!” dedi. Sonra da, “İçindekiler gitti mi komple?” diye sordu. Bunu söylerken yüzünde değişik bir ifade vardı. Sanki (İnşallah silmişsindir!) der gibiydi. Muhtemelen internette yediği naneleri öğrenip öğrenmediğimi merak ediyordu ve endişesinin kaynağı buydu. “Evet abi, dediğin gibi yaptım, direkt format attım, hepsi silindi!” dedim. Cevabıma sevinip, “Eyvallah, sağ olasın!” diyerek gitti. Oysa yediği haltlardan haberim vardı. Hem verileri de kurtarmıştım, ama söyleme ihtiyacı hissetmedim. Ertesi gün öğleye doğru işim yokken harici harddiski bilgisayara bağladım, antivirüs taraması yapıp temizledim. Faruk abinin verileri arasında ne var ne yok diye merak ediyordum. Verilerin pek çoğu resimlerden oluşuyordu ve resimlerin çoğu da çocuklarına aitti. Üç kızı vardı Faruk abinin. Resimler arasında gezinirken kızlarından hariç karısının da resimleri görünmeye başladı. Faruk abinin karısı Hanife abla tesettürlü, daha doğrusu çarşaflı bir kadınken, buradaki resimlerde başı açıktı. Ara sıra kocasının dükkanına geldiğinde görüyordum kendisini. Hatta bazen kocasına yardım etmek için çalıştığı da oluyordu. Çarşaflı bir kadın olmasına rağmen yıllardır Faruk abi ile komşu olduğum için bana karşı soğuk değildi, merhabalaşır, selam verirdi. Karımı ve çocuklarımı sorardı. Fotoğraf makinesi ile evde çekilmiş resimlerdi bunlar. Koltukta otururken, mutfakta bir şeyler hazırlarken, yada çocuklarıyla beraber olduğu resimlerdi. Hepsinin aynı gün çekildiği anlaşılıyordu. Üzerinde uzun siyah bir etek vardı. Üstüne ise göğüs kısmı açık, beyaz koynunu gösteren, kahverengi kısa kollu bir bluz giymişti. Memeleri iri ve şişkindi. Resimler yüksek çözünürlüklü ve kaliteli olduğundan bluzun altındaki sutyeninin izini rahatça görebiliyordum. Göbeği hafif çıkıntı yapmıştı ve göbek deliği de ince bluzun altında fark ediliyordu. Ayakta olduğu resimlerde ise siyah ve bedenine oranla dar kalan eteğinin altında beliren kalçaları ve götü de gözümden kaçmamıştı. Hatta külotunun izi bile belli oluyordu. Hanife ablanın sırtına dökülen kumral saçları vardı. Resimleri yaklaştırınca, çenesinde, dudaklarının üzerinde ve yanaklarındaki ince tüyler bile net bir şekilde belli oluyordu. Bembeyaz, güneş yüzü görmemiş kolları, koynu ve yüzü ile çekici bir kadındı. İri, kahverengi gözlerinin üzerinde pek de bakımlı durmayan kalın kaşları, ince pembe dudakları ona ayrı bir hava ve çekicilik katıyordu. Öyle ahım şahım bir güzelliği yoktu, ama her erkeğin sikini kaldıracak bir kadındı. Ve benim de sikimi kaldırmıştı. Resimlerine baktıkça sikim sertleşmiş ve kazık gibi olmuştu. Oysa bu resimlerde hiçbir şey yoktu, ama Hanife ablayı yıllardır kapalı bir kutu gibi görüyordum ve şimdi de o kutunun içindekileri görünce sikim kalkmıştı. Dükkana birisi girse ayağa kalkacak halim yoktu. Bu arada büyük kızı Ayşe'nin de başı açıktı resimlerde. Annesi kadar olmasa da fena sayılmayacak bir güzelliği ve çekiciliği vardı onun da. Annesinden biraz daha kısa kalıyordu. Daha önce birkaç kez telefonu arızalandığında tamir etmiştim. Babasının yanına her geldiğinde bana da bir merhaba demekten çekinmezdi. Türbanlı bir kızdı, ama buradaki resimlerde koyu kahverengi saçları omuzlarına dökülüyordu. 18-19 yaşlarında bir kızdı Ayşe. Yaşına rağmen memeleri erkenden olgunlaşmış, iri, sulu birer şeftali gibiydi. Annesininki gibi kısa kollu bluzunun altında top gibi şişkin görünüyorlardı. Son klasörde ise Faruk abinin ve karısıyla kızlarının kimliklerinin arkalı önlü resimleri vardı. Abla dediğim kadının benimle aynı yaşta olduğunu görünce çok şaşırdım. Oysa benden büyük gösteriyordu, ama gerçekte aynı yaştaydık. Kimlikte başörtülü bir resmi vardı. İnce pembe dudaklarında hafif bir gülümseme belirmişti. Kızı ayşe ise tahmin ettiğim gibi 18 yaşındaydı, ama buradaki resimde daha küçük gösteriyordu. Ortanca kızı 14, en küçüğü ise 8 yaşındalardı. Hanife çocuk denecek bir yaşta evlenmiş ve 18 yaşında da anne olmuştu. Kimlik resimlerinin olduğu klasörde bir de gizli klasörün olduğunu gördüm, ama içeri giren bir müşteri nedeniyle açamadan kapattım. O gün başka da bakamadım. Ancak ertesi gün akşamüzeri işim bittiğinde gizli klasördekilere bakma fırsatım oldu. Klasörün içinde resimler ve birkaç video vardı. Klasörü yanlışlıkla gizli yapmıştır diye düşünürken, ilk resmi açınca öyle olmadığını anladım. Yatak odasında çekilmiş bir resimdi ve bu resimde Hanife'nin altında diğer resimlerdeki siyah eteği vardı, ama üstünde sadece sutyeni ile duruyordu. Yüzü görünmüyor, sadece boynundan aşağısı görünüyordu. Beyaz sutyeni memelerini zor zapt ediyordu. Sutyenden taşacakmışçasına şişmişti memeleri. Sikim bir anda sertleşmeye başladı. (Bu ne amına koyayım?) dedim heyecanla. Bir sonraki resimdeyse ellerini arkaya atmış, sutyenin kopçasını açmaya çalışıyordu. Kalbim küt küt atmaya başladı. Sikimin sertliği de her saniye çoğalıyordu. Harddiski çıkardım bilgisayardan. Kalktım ve dükkanın kapısını içerden kilitledim. Sonra da dükkanın arkasında kalan ve önden görünmeyen tarafa geçtim. Burası penceresi olmayan, küçük oda gibi bir yerdi. Tamir ve bakım işlerini yaptığım tezgahla beraber birkaç sandalye koymuştum. Hemen harddiski buradaki masaüstü bilgisayarına taktım. Ekran açılır açılmaz o klasöre girdim büyük bir heyecanla ve üçüncü resme tıklayıp açtım. Bu resimde de Hanife'nin elleri arkadaydı, sutyenin kopçasını açmıştı, ama henüz çıkartmamıştı. Faruk abi seri halde, arka arkaya çekmişti bunları. Bir elimi sikime atarken hemen diğer resme geçtim. İşte bu resimde Hanife'nin memeleri karşımdaydı. 27 inçlik ekranımı kaplıyordu memeleri. Etli birer zeytin tanesini andıran meme uçlarını hafif pembe meme başları çevreliyordu. 36 yaşındaki Hanife'nin memeleri 3 çocuk doğurmasına rağmen henüz sarkmamıştı. Dolgun memelerinin uçları bir genç kızınki kadar dik olmasa da kalkıktı halen. Sikim kazık gibiydi artık. Pantolonumun önünü açtım ve sol elimi sikime atıp sıvazlamaya başladım. Çıkık, ince siyah tüylerle kaplı karnı ve göbeği yuvarlaktı. Büyük bir heyecanla sonraki resme geçtim. Bu resimdeyse memelerini alttan kavramış ve kaldırmıştı. Yüzü görünmüyordu yine. Elimi külotumun içine attım. Ardından gelen resimdeyse elleri yine memelerindeydi. Sonraki resimdeyse siyah eteğini indiriyordu. Devam eden resimde beyaz pamuklu külotu ile kaldığında sikimin kafasından zevk sıvıları gelmeye başlamıştı bile. Güneş yüzü görmemiş, un gibi bembeyaz bacakları ve kalçaları tam karşımdaydı. Resimleri yaklaştırıp bakınca ince siyah tüyler haricinde bacaklarında ve kalçalarında bir şey olmadığını gördüm. Kalın lastikli külot kasıklarını sıkıyordu. Resmin yüksek çözünürlüğü ve netliği amının külotta çıkardığı izi bile belli ediyordu. Arkasından gelen resimdeyse sıra külota gelmişti ve Hanife külotunu indirirken öne doğru eğilmişti. Memeleri sarkmıştı bu resimde aşağı doğru. Ve nihayet onuncu resimde Hanife'nin amı karşımdaydı. Etli, hafiften kararmış am dudakları vardı. Amının üzerinde ve etrafında, kasıklarında bir miktar ama uzun olmayan siyah kıllar vardı. Kalbim duracak gibiydi artık. Faruk abi neden böyle resimler çekmişti bilmiyorum, ama iyi ki çekmiş demekten kendimi alamıyordum. Onu dinleyip de verileri yedeklemeseydim bu hazineden mahrum kalacağım da aşikardı. Daha fazla o halde kalamadım ve kalkıp pantolonumu ve külotumu çıkardım. Resimlere bakarken sikimi sıvazlamaya başladım. Diğer resme geçtiğimde Hanife'nin kışkırtıcı götü tam karşımdaydı. Derin, yassı bir tabağı andıran bel çukurunda ince siyah tüylerden epey vardı. Ama dolgun göt yanaklarında kıldan, tüyden eser yoktu, tertemizdi. Elim sikimin kafasından gelen zevk sıvıları ile ıslanmıştı. Kendimden geçer gibi oluyordum, boşalacaktım nerdeyse. Ama kendimi tuttum ve sonraki resme geçtim. Hanife yatağın üzerinde köpek gibi domalmıştı ve Faruk abi bu şekilde arkasından çekmişti resmini. Amının derin yarığı ve hafiften ayrık duran göt yanaklarının arasında koyu kahverengi bir çukuru andıran göt deliği karşımdaydı. Artık daha fazla duracak halim kalmamıştı. Elime bolca tükürdüm ve şiddetle 31 çekmeye başladım. Saniyeler sonra büyük bir hınç ve şehvetle boşalırken gözlerimi karşımdaki resimden ayıramıyordum. Döllerim elime, kasıklarıma, sikime ve oradan oturduğum eski koltuğa akmıştı. Boşalmanın verdiği rahatlık ve yorgunluk tüm bedenimi esir almaya başlamıştı. Bir süre gözlerim kapalı halde kaldım. Sonra da eski bir bezle sikimi ve elimi, kasıklarımı sildim. Şimdi rahatlamıştım, o nedenle hemen diğer resme geçtim. Resim açılır açılmaz, “Uhhhh!” dedim yüksek sesle. Çünkü Faruk abi sol elinin baş ve işaret parmakları ile karısının göt deliğini açığa çıkartırken çekmişti bu resmi. Göt deliği en ince ayrıntısına kadar ekranımı kaplıyordu. Hanife'nin göt deliğinin ağzında kısa siyah kıllar ve onun etrafında ise kıl kökleri vardı. Deliğin etrafında birkaç küçük içi irin dolu sivilce vardı ayrıca. Göt deliğinin ağzındaki ince, kahverengi deri bir noktayı andıran deliğin içine doğru sanki akıyor ve orada kayboluyordu. Hanife'nin götten sikilmediği belliydi. Deliğin darlığına bakınca anlaşılıyordu. Terlemiş ve ıslak görünen delik fotoğraf makinesinin güçlü flaşı altında parlıyordu. İnce ve uzun bir saç teli göt deliğinin hemen üzerindeydi. Hemen diğer resme geçtim. Bundaysa Faruk abi aynı şekilde, ama bu kez amını aralıyordu Hanife'nin. Kalın, etli am dudaklarının arasında sulu ve pembe, insanı yakıp kavuran amının içi sanki ekranımda değil de gerçekten tam karşımdaydı. “Helal olsun sana Faruk abi!” dedim heyecanla. Boşalsam da heyecanım yeniden yavaş yavaş artmaya başlamıştı. Sikim de yine sertleşiyordu. Sonraki resimdeyse göt deliği ve amı bir aradaydı. Hanife götünü yukarı kaldırmış ve faruk abi bu haldeyken çekmişti resmi. Göt deliği yukarı bakarken biçimli amı tam karşımdaydı. Etli, koyu am dudaklarının arasından amının ıslak ve kaygan pembeliği görünürken üstte minik bir boşluk vardı. O boşluğun içinde de ayrıca kara bir boşluk daha vardı. Adeta bir mağaranın girişi gibiydi. Amının ve göt deliğinin etrafındaki kılları ve kıl köklerini tek tek sayabilecek kadar netti resim. Amı ile göt deliğinin arasında hafiften şişkin bir sivilce vardı. Bundan sonraki resimde hanife yatağa sırt üstü uzanmış ve dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açmıştı. Elleri kasıklarındaydı. İlk defa yüzü görünüyordu. Diğer resimlerin hiç birinde görünmemişti yüzü. Halinden pek memnun değilmiş gibi dursa da kocasına açık açık poz veriyordu bu resimde. Sanki istemem yan cebime koy gibi bir haldi bu. Dolgun memelerinin uçları sanki fezaya çıkacak birer füze gibi dimdikti. Diğer resimde Faruk abi karısının amına odaklanmıştı yine. Ancak bu kez ekranda Hanife'nin parmakları vardı. Yakın çekim resimde Hanife amının dudaklarını tutmuş ve iki yana ayırmıştı. Sanki, “Amımı açıyorum sana!” diyordu bu haliyle. amının derin içi, sulu pembeliği daha fazla belliydi. Am dudaklarının hemen kenarında bitivermişti siyah kıllar. Sanki bir tarlada boy veren buğday başakları gibi am dudaklarının her iki yanını sarmış, kaplamışlardı. Kasıklarına doğru azalıyordu kıllar. Ama kılların bazıları uzunken bazıları kısaydı. Bu da Hanife'nin bazı kılları tam kesemediğini gösteriyordu. Bir diğer resim de bunun benzeriydi, ama bunda amının hemen altındaki göt deliği de arzı endam ediyordu. Kalp atışlarım yeniden çoğalıyordu. Heyecanımdaki artış da gittikçe yükseliyordu. “Amına koyduğumun herifi çok şanslıymış!” dedim kendi kendime. İnsanın böyle bir karısı olup da başka ne istesin diye düşündüm. Ama sonra faruk abinin porno sitelere, hele de gay ve travesti sitelerine girip çıktığını düşününce, “Aamına koyduğumun ibnesi!” dedim kahkahayla. Sonraki resimse başka bir noktayı işaret ediyordu. Bu resimde faruk abi kendi sikinin resmini çekmişti. Kalkık halde en fazla 12-13 santim geliyordu siki. Ama bunun ardından gelense bambaşkaydı. Hanife kocasının sikini ağzına almıştı. Yatakta oturuyordu Hanife ve kocası önünde ayakta dururken sikini dudaklarının arasına sokmuştu. Patlayan güçlü flaş Hanife'nin yüzünü, burnunu ve kumral saçlarını aydınlatmıştı. Sol eli kocasının sikindeydi. Sikini kökünden sanki bir küreğin sapını tutuyormuş gibi tutmuştu. Sakso konusunda acemi gibi görünüyordu bu haliyle. Devam eden resimde gene kocasının siki ağzındaydı. Faruk abinin sol eli karısının saçlarının arasındaydı. Hanife sikini ağzına alırken o da başını okşuyordu onun. Sikin kafasını almıştı ağzına yalnızca. Sonrasında biraz daha ileriye gitmişti Hanife ve sikin nerdeyse yarısı ağzında kaybolmuştu. Faruk abinin eli gene saçlarındaydı. Bir sonraki resimdeyse Hanife'nin dudaklarının kenarında kocasının dölleri belirmişti. Sik halen ağzındaydı. Sonrakindeyse dudağın kenarından taşmıştı döller. Faruk abinin boşaldığını gösteriyordu bu resim. Hanife kocasını boşaltmıştı. Sikin kafası sadece ağzındaydı bu resimde. Bir sonrakindeyse siki ağzından çıkarmış ve dudaklarının kenarındaki dölleri eliyle siliyordu. Faruk abinin sikinin üzeri dölleri ile kaplanmıştı. En son resimde ise Faruk abi karısının ağzını ve çenesini çekmişti. Dölleri Hanife'nin ağzının kenarlarında ve çenesinde vardı. Hanife'nin sol elinin parmakları çenesindeydi. Çenesindeki ve dudaklarının kenarındaki ince tüyler kocasının dölleri ile ıslanmış, sulanmıştı. Dikkatimi çeken bir şey vardı bu resimde. Hanife kocasının ağzına boşalmasından iğrenmiş gibi durmuyordu. Oysa pek çok kadın, ki aralarında benim karım da vardı, bundan nefret ederken Hanife hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı. Resimler burada sona ererken avuç dolusu tükürüğü sikimin kafasına sürdüm. Karşımda bu resim varken 31 çekmeye başladım. Hanife'nin bu hali beni fena azdırmıştı. Sanki ağzının kenarlarında kocasının değil benim döllerim varmış gibi hayal ediyordum. Deli gibi asılıyordum sikime. Derken büyük bir istekle boşaldım. Hanife'nin resimleri, çok kısa aralıkla iki defa 31 çekmeme, boşalmama sebep olmuştu. Boşalmanın verdiği rahatlıkla bir sigara yaktım. Ekranın karşısında belden aşağım çıplak halde sigaramı içtim. Aynı bezle sildim sikimi. İlk videoya tıklayıp açtım. Ekranın yanındaki hoparlörü de açtım sesleri duymak için. Faruk abi, karısı kahverengi bluzunu çıkartırken onu videoya alıyordu. Hanife bir şey demeden bluzunu başının üzerinden çıkartınca sutyeni ile kalmıştı. Birkaç saniyelik kısa bir videoydu bu ve fotoğrafların netliğine sahip değildi. Hemen ikinci videoya geçtim. İşte bu tam bir bombaydı. Faruk abi makineyi komodin yada başka bir şeyin üzerine koymaya çalışıyordu. Elleri görünüyordu çoğunlukla, ama hemen sonra kameranın sallanışları bitince yatak yandan görünecek şekilde karşımdaydı. Hanife yatakta sırt üstü yatıyordu ve kameraya bakıyordu. Faruk abi karısının üzerine uzandı. Hemen ardından da memelerini emmeye başladı. Hanife bu sırada kocasının yarı yarıya ağarmış saçlarını okşuyordu. Karısının dolgun memelerine aç bir kurt gibi saldırıyordu. Onları elleriyle sıkıca kavrayıp uçlarını iştahla emiyordu. Hoparlörün sesini iyice açtım. Onlardan gelen bir ses yoktu ama dikkatimi çeken dışardan gelen araba ve korna sesleriydi. Bu arada yine dışardan gelen belli belirsiz konuşmalar, çocuk sesleri vardı. Videoyu gündüz çekmişlerdi. Çocukları evde yoktu belki de bu sırada. Faruk abinin karısının memelerini emmesi fazla uzun sürmedi. Bu kez dudaktan öpüşmeye başladılar. Hanife kocasının sakallı yanaklarından tutuyor, Faruk abi ise başını bir sağa bir sola oynatarak karısının ince dudaklarını emiyordu. İkisinin de dudaktan öpüşme konusunda pek bilgi sahibi olmadıkları belliydi. Onların bu hali beni güldürüyordu. Öpüşmeleri de fazla sürmedi. Sıra sikiş aşamasına gelmişti, anlaşılan karı kocanın ön sevişme faslı bu kadardı. Hanife dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açarken Faruk abi de dizlerinin üzerinde doğrularak karısının bacakları arasına yerleşti. Bu sırada kalkık sikini sıvazlıyordu. Birkaç saniyenin sonunda Hanife'nin üzerine eğildi, Hanife bacaklarını biraz havaya kaldırarak kocasının amına girmesini sağlarken Faruk abinin dudaklarından derin bir inilti çıktı. Siki sonunda karısının amı ile buluşmuştu. Bu durum Hanife'nin de kocasının ardından inlemesine sebep oldu. Hanife'nin dudaklarından dökülen, “Uffff!” sesiyle birlikte Faruk abi Start'ı duyan bir atlet gibi harekete başladı. Götünü hızlı hızlı kaldırıp indirmeye başladığında Hanife'nin dudaklarından çıkan iniltiler de çoğalıyordu. Kesik kesik ama derinden gelen iniltilere kasıklarının çarpışmasından çıkan ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri eşlik ediyordu. Faruk abinin güçlü abanmaları Hanife'nin havaya kaldırdığı bacaklarını sallarken yatak da aşağı yukarı zıplıyordu. Bu esnada Hanife'nin dolgun memeleri de sallanıyordu. Karşımda amatör bir sikiş yaşanırken elimi sikime atıp okşamaya başladım. İki defa 31 çeksem de bu manzara heyecanımı boşalmaya rağmen artırıyordu hiç durmadan. Hanife bacaklarını kocasının beline doladı az sonra. Faruk abi karısının amında hızlı hızlı gidip geliyordu. Hanife de onun kıllı sırtında gezdiriyordu ellerini. Memeleri Faruk abinin göğsünün altında yassılaşmış ama hareketlerinden bir şey kaybetmemişti. Derken Faruk abi karısının amından hızlıca çıktı, kendini geriye çekerken karısına, “Geç şöyle, domal!” dediğini duydum. Videonun başından beri ilk defa konuşma sesiydi bu. Hanife kocasının emrine hemen uydu ve hızlı hareketlerle tam önünde köpek gibi domaldı. Bacaklarını biraz ayırdı. Faruk abi sikini sıvazlarken fazla vakit kaybetmeden karısının amına arkadan girdi. Hanife dirseklerini yatağa dayamıştı bu haldeyken. Ancak bakışları kameradaydı. Kocası amında çalışmaya başlarken iniltileri yeniden çıkmaya başladı. Faruk abi karısının belinden kavramıştı sıkıca, sert sert sikiyordu onu. Az öncekinden daha yoğun ve şiddetli 'Şlap, şlap, şlap!’ sesleri çıkıyordu şimdi. Hanife doğruldu ve ellerini dayadı yatağa, ancak bakışları bir an olsun kameradan ayrılmıyordu. O an sikilirken bana baktığını hayal ediyor, düşünüyordum. Faruk abi karısını sikerken, ben de karısını hayal ederek sikimi okşuyordum. Faruk abinin hareketleri gittikçe hızlanmaya başlarken Hanife'nin sarkmış ve yatağa değen memeleri de oynayıp duruyordu sürekli. Bu ara, “Sik, sik, ahhh, sik, uhhh, ufff, sik, sik!” sözleri kesik kesik ve tiz bir sesle çıkmaya başladı Hanife'nin dudaklarından. Faruk abi ise karısının bu sözlerine daha hızlı ve güçlü pompalayarak yanıt veriyordu. Saniyeler sonra faruk abiden güçlü ve yoğun homurtular ve sesler çıkmaya başladı. Boşalmıştı sonunda. Hareketleri gittikçe yavaşlarken sonunda durdu. Karısının üzerine eğildi. Sarkan memelerini avuçladı. Karı koca kenetlenmiş, bir bütün haline gelmişlerdi. Biraz sonra Faruk abi Hanife'nin amından çıktı. Sikinden dölleri akıyordu. Hanife biraz daha domalmış halde kaldıktan sonra doğruldu ve yatağın kenarına oturdu. Sikiş esnasında sağa sola savrulan saçlarını geriye atarken, Faruk abi ekrandan çıktı ve biraz sonra da kameranın kaydı sona erdi. Kendi halinde bir karı kocanın olağan sikişmesini izlemiştim. Faruk abi neden böyle bir şey yapmıştı kim bilir? Dindar, tam bir aile babası, mazbut bir adamdı. Karısının da ondan aşağı kalır yanı yoktu. Uzun yıllardır tanıyordum kendisini, ama bir kez bile bir falsosunu görmemiştim Hanife'nin. Evinin kadını, çocuklarının annesiydi. Bir sigara daha yaktım. Sikimi sıvazlarken aklımda sadece Hanife vardı. Onu çatır çatır sikmek istiyordum. Ama bunu nasıl yapabilirdim? Kendi halinde bir ev kadını, anneydi. Gözü kocasından başkasını görmüyordu. Evleri işyerine yakındı ve dışarıya nadiren o da kocasının yanına gelmek için çıkıyordu. Evin alışverişini bile Faruk abi yapıyordu çoğunlukla. Onu sikebilmenin tek yolu elimdeki bu görüntüler, kayıtlardı. Onu ancak korkutarak, şantaj yaparak sikebilirdim. “Bunları internete veririm!” diye tehdit etmekti bunun yolu da. Ama bunu yapabilir miydim bilmiyorum. Böyle bir şeye cüret etmek yürek gerektiriyordu. Daha önce birkaç defa evlilik dışı ilişki yaşamış, karımı aldatmıştım. Hatta içlerinden biri evli bir kadındı, altı ay kadar sürmüştü ilişkimiz, ama sonra kocasının başka şehre tayini çıkınca kesilmişti. Ama böyle bir şey yapmama, korkutmama, tehdit etmeme gerek kalmadan kendiliğinden başlamıştı hepsi. Bu ise bambaşka bir şeydi. Evli bir kadını zorla sikmek söz konusuydu… Son bir video daha vardı. Onu da açtım. Hanife çıplak bir halde yatakta domalmış haldeydi ve makine faruk abinin elindeydi bu kez. Hanife'nin götü tam karşımdaydı. Faruk abi sol eliyle sikini sıvazlarken sağ eliyle de makineyi tutup çekim yapıyordu. Biraz sonra sikini yavaşça karısının amına soktu. Sik Hanife'nin amında kaybolmaya başlarken Hanife götünü sağa sola oynattı. Faruk abinin siki tamamen girmişti karısının amına. Hemen ardından da hızlı hızlı sikmeye başladı Hanife'yi. Bu sırada elinde tuttuğu makine de sallanıp duruyordu, ama sikişi çekmeye devam ediyordu. Hanife'nin başı sanki hiç oynamıyor gibi sabitti. Faruk abi kökledikçe götünün dolgun, yağlı yanakları löpürdüyor ve şiddetli 'Şlap, şlap, şlap!’ sesleri çıkıyordu. Faruk abinin kesik kesik nefes alış verişlerinin sesleri karışıyordu aralara. Bu ara Faruk abi karısına, “Sen yap!” dedi ve durdu. Makineyi iki eliyle tutarak çekim yapmaya başlarken, o ana kadar sabit duran Hanife ileri geri hareket etmeye başladı. Kocasının sikini kendisi sokup çıkartıyordu amına şimdi. Faruk abi ise bu anları çekiyordu. Sikinin karısının amına kafasından dibine kadar giriş çıkışlarını net bir şekilde çekmişti. Hanife'nin amı bir genişleyip bir daralarak kocasının sikini içine alıyordu. Göt deliği de bu esnada genişlemiş gibi görünüyordu. Faruk abi makineyi aşağı indirince amının açılıp kapanması ve göt deliğinin geniş hali ekranımı kapladı. Bu sırada Faruk abinin sol işaret parmağı göründü ekranda ve Hanife'nin göt deliğine bastırdı. Karısı hareketlerine devam ederken parmağını göt deliğinden içeri soktu. İkinci boğumuna kadar girmişti parmağı. O anda (Acaba Hanife kocasına götten de siktiriyor mu?) diye düşündüm. Resimlere bakınca olmadığını sandığım şey acaba gerçekte var mıydı? Derken Faruk abi, “Az bekle!” dedi hırıltılı bir sesle. Hanife birden durdu bu söz üzerine. Faruk abi parmağını karısının göt deliğinden çıkardı, ama bu kez de sikini tutup göt deliğine bastırdı. Biraz sonra beni hayrete sokan olay gerçekleşti. Hanife'nin göt deliği birden açıldı ve kocasının siki içine girmeye başladı. Faruk abinin heyecanı çıkardığı seslerden ve nefes alıp vermesinden belli olurken, Hanife'nin tek bir ses çıkmıyordu. Faruk abinin sikinin kafası girmişti Hanife'nin götüne. O an şiddetli bir 'Şlap!’ sesi geldi. Faruk abi karısının götüne bir tokat atmıştı. “Az öne eğil!” dediğini duydum fısıltılı bir sesle. Hanife öne doğru biraz eğilirken, Faruk abi sikini daha çok bastırıyordu. Bu ara makineyi biraz kaldırdı ve göğsünün hizasına getirdi. Karısı gene sabit halde dururken, kendisi dizlerinin üzerinde ileri geri hareket ederek sikini karısının götüne sokup çıkartıyordu. Hareketleri gittikçe hızlanmaya başladı. Hanife'nin bir bakireninki gibi görünen göt deliği lastik gibi açılıp kapanarak kocasının sikinin içine girmesine izin veriyordu. Sikinin yarısına kadarı girip çıkıyordu deliğe, ama bu kadarı Faruk abi için müthiş bir zevk almaya yetiyordu. Şiddetli iniltileri ve hırıltıları çoğalmaya başlamıştı çünkü. Sonunda boşalmaya başladığında döllerinin karısının götünden akmasını izliyordum. Hanife'nin göt deliği sanki bir karşı baskı yaparak kocasının döllerini dışarı itiyor gibiydi. Faruk abi biraz sonra sikini çıkardı karısının götünden ve sol eliyle sıvazlayarak kalan dölleri de halen açık duran göt deliğinin üzerine akıttı. Hafiften kızarmıştı Hanife'nin göt deliği. Faruk abi açık duran deliğe yaklaştırdı makineyi. Deliğin ağzındaki kasların kasılıp gevşemelerini ve bir açılıp bir genişlemesini net bir şekilde çekiyordu. Akıttığı ve halen içinde kalan döllerinin köpük gibi baloncuklar çıkarışını izledim. Videonun sonuydu bu aynı zamanda. Derin bir nefes alıp verdim. O an 31 çekmediğim halde kendi kendime boşaldığımı fark ettim. Sikim kazık gibiydi yine ve kendiliğimden boşalıyordum. Bunun sebebi Hanife'ydi. Onu ne yapıp edip sikmeyi kafama koydum. Görüntülerini internette yaymakla tehdit edip sikecektim!
O agzini sikim😊
Karicimmmmmm :)
Ohhh yirtarm corabini tam