Aklında bulunsun. Asla vazgeçmemelisin.

@theartofmadeline

titsay
KIROKAZE

roma★
cherry valley forever

shark vs the universe
almost home
Today's Document

JVL
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price
The Stonewall Inn
No title available
YOU ARE THE REASON
noise dept.
EXPECTATIONS
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

#extradirty

pixel skylines
art blog(derogatory)

seen from Indonesia
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Spain
seen from United States

seen from United States

seen from Indonesia

seen from Tunisia
seen from Armenia

seen from Malaysia
seen from France
seen from South Africa
seen from Venezuela

seen from Indonesia

seen from Finland

seen from United States

seen from Italy
seen from Brunei
seen from United States
@mhsnkaraaslan
Aklında bulunsun. Asla vazgeçmemelisin.
Neden özür dileyecek mişim ? biz bir birine uzak iki dağ yada kıta değiliz. senin suların bana akar, benim bulutum sana yağar. benim kuşum sana konar, senin bahar kokun bana gelir. bizim iklimde özür yaşayamaz ki, özür dileyelim. bereket dileyelim.
Karpuz yedim aklıma geldi.
Senin için bir şeyler yazmak istesem, bir şey olmaktan çıkar o kitap olur. Hikaye olur.. küçük bir çocuğun, ailenin en küçük erkek çocuğunun sadece ortalıkta gezsin oynasın kendi halinde olan bir çocuğun hikayesi olur.
5 çocuktan sonra dünyaya gelince insan anlıyor, plansızım, hesapsızım, ne tutarsayım.. Plansız dünyaya gelişiyle kendi kendine ortalıkta dolaşan bir çocuk kendiliğinden öğrenmiş yaşamı. Gözlemlemiş, dinlemiş, okumuş, bakmış bir çocuk. Kimse dememiş büyüyünce ne olsun bu çocuk. Olmasın demiş, oluyorsa da sessiz olsun, yaramazlık yapmasın Gürültü yapmasın hesapsız çocuk.
Ama bu çocuk büyümüş babasını izlemiş. Olmayışını, seferden sefere gidişini, seferden sefere gelişini..
Babası gelince güzel yemek yiyebileceğini düşünen çocuk olmuş. Karpuz sezonunu gelişini su kanalının başında bekleyerek öğrenirmiş. yukardaki mahallelinin yiyip attığı yüzen karpuz kabuğuyla.
Dibini dişleriyle sıyıran, kabuğuyla birlikte yiyen çocuk olmuş.
Babam gelsede akşam evde güzel bir yemek pişsede diye beklermiş. Şimdi 37 yaşına basmış çocuk. Ve şimdi keşke görsem son kez diyormuş. Ve hala bu çocuk daha çok çocuk.
Süleymanın şiiri
Yazdığın Email adresi aktif değil.
Çook uzun zaman oldu... Bükreşten güzel bir manzarayla giriş yapıyorum. :)
Ben eskilerden, epey eskilerden geldim. Bi merhaba demek istedim yıllar sonra. İstanbul, pendik, kaynarca desem hatırlarsın sanırım. Bi hal hatır görüşmesi yapmak istersen mail atabilirsin. Ummuumare@ yandex. com
Merhaba..
Kaplumbağa uçamıyor diye kırılmazdı hayatta. çünkü kabuğu sertti
#Şarkıyı indir https://kurdimuzik.com/Agire-Jiyan/Behna-Adare/Hey-Lo-Lo__2283.htm Hey Lo Lo, Kürt müziğinden, protest müzikteki grupların düzenlemelerini and...
iç sesim
Küçük yalanlar, büyük yaralar açar.
ARYA MEDENİYETİNDEN SONRA MEDLER ( KÜRTLER) VE PERSLER (FARSLAR)
İranlılar gerek M.Ö. birinci bin yıl içinde İran’ın kuzeyine yerleşen Medler olsun gerekse Bahtiyari dağları ve Pers dağlarının eteklerinde kurulu ovalarda yaşayan Persler olsun hepsi Hint ve Arya kökenlidirler. Hazar denizi kıyılarından İran’ın batı ve Kuzey Batı bölgelerine göç eden Medler yerleştikleri topraklarda Hamedan’ı kendilerine merkez edinerek bu bölgede sürekli devam edecek uygarlık abidesinin temelini atmışlardır. Batı Asya’da zamanla güç kazanan eski İranlılar 220’li yıllarda Pers kökenli Hehaminişi İmparatorluğunun döneminde hakimiyetinin en doruk noktasına ulaşmışlar ve o günün medeniyet dünyasında cengaverlikleri cesaretleri dürüstlükleri ve mütevazılıkları ile ün salmışlardır. Halihazırda dünyanın belirli bir coğrafi alanında yaşamakta olan bugünün İran milletinin etnik kökenleri hususundaki en doğru yargı belki de İranlıların Hint ile Avrupa, Aryalar ile Elam ve bu topraklardaki diğer milletlerin karışımından meydana geldiği yargısıdır. İran’ın ilk sakinleri Elamlılardır. Başkentleri büyük bir ihtimalle Sus şehriydi. Asurlular tarafından çökertilen Elamlılar daha sonra Asya ırkı mensubu “Muhacir ve Muhacim” kavimleriyle kaynaştılar. Böylece bu günkü İranlıların terkibi meydana gelmiş oldu. Her ne kadar tarihte İranlılar gibi etnik karışım ile karşı karşıya olan eski milletlerin sayısı çok az ise de bu milletlerin çoğu Arya kavimleri ve Mitanni kavmi kollarındandır. Bu milletlerin etnik karışımlarının bir çoğu tamamını bizzat Aryalı göçmenleri oluşturduğu Partlar, Medler, Persler, Aşkanlılar ve hatta Yunanlılar arasında gerçekleşmiştir. Eski dönem İranlılarında Yahudi kavminin tam tersine faiz kötü ve çirkin bir iş olarak biliniyor ve borcun ödenmesi en büyük görevlerden sayılıyordu. Alınan borcun geri ödenmemesi Zerdüştilerin kutsal kitabı Avesta’da büyük günahlar arasında yer almaktaydı. Put yapmak ve onlara tapınmak Zerdüştlükte yasaktı. Sadece dağların üstüne küçük ve basit ateşgedelerin yapılmasına izin veriliyordu. Tanınmış tarihçi Will Durant Medeniyetler Tarihi yapıtında şu cümlelere yer veriyor: “Ne var ki, bir millet hakkında padişahlarının tutum ve davranışlarına bakarak yargıya varmak doğru ve adaletli bir yaklaşım değildir. İyi ve temizlerin saadetli ve bahtiyar milletlerle de olduğu gibi tarihleri yoktur... İranlılar, hatta verdikleri sözde durmayan Yunanlılar arasında bile ahde vefalılıkları ile tanınmaktaydılar. İranlıları iyi nam ve övgüyle anmak gerekiyorsa bunun nedeni bir İranlının diğer İranlılar ile savaşmak için kendisini maşa olarak kullandırmasının oldukça ender rastlanan bir vakıa olmasıdır. Oysaki Yunanlıları kendi içinde kırdırmak isteyen herkes bir Yunanlıyı çok rahat satın alabiliyordu. Geçmiş dönemlerde Yunan savaşçılarının ülke halkı aleyhinde kendilerini kiralaması sıkça görülen bir durumdu. İranlılar sağlam karakterli sözlerinde dürüst ve güvenilir aynı zamanda misafirperver ve affediciydiler. Adap ve usullere uymada Çinliler kadar özen gösteriyorlardı. Yeme ve içmeleri gösterişten uzak ve oldukça sadeydi. Temizliğe son derece önem veriyor ve onu büyük bir nimet olarak görüyorlardı. Aile kurumu ise toplumsal yapının en kutsal birimi olarak kabul edilmekteydi”. İranlılar Fars dilini ve 32 alfabeyi Medlerden almış daha sona ülkenin ortak dili haline getirmişlerdir. İranlılar milattan yüzyıllar önce toprak levhalar yerine yazı için deri yapraklar ve kalem kullanıyorlardı. İlk resmi dinleri Zerdüşt diniydi. Bu din Ahoramazda (iyilik ve aydınlık tanrısı) Ehrimen (kötülük tanrısı) inancı üzerine kuruluydu. M.Ö. 728 – M.Ö. 550 li yıllarda, büyük göçlerde Arya'dan gelerek önce Hazar Denizi ile Urumiye Gölü arasındaki bölgeye yerleşen, sonra Kuzey Batı İran'ın bugünkü Azerbaycan bölgesine ve buradan da Doğu ve Orta Anadolu'da yaşamış kavim. Bu bölge Yunancada Medya diye adlandırılmıştır. M.Ö. 6. yüzyılda Aran eyaletinden (Azerbaycan) Orta Asya ve Afganistan'a kadar hüküm süren imparatorluk kurmuşlardır. Bununla beraber Kürtler, Lurlar ve İsfehaniler de Medlerden geldiklerini iddia etmektedirler. Medler ya da kimi araştırmacılara göre Meotlar birkaç bilinen özel isim dışında Med dili hakkında pek bilgi yoktur, ama şüphesiz Avestan ve İskit diline yakındır. O günlerde Perslerle Medlerin birbiriyle anlaşabildikleri dillerinin hemen hemen aynı olduğu sonucuna varabiliriz. Urartulardan sonra, bu sefer daha doğuda bulunan ve Mezopotamya Medeniyetinin önemli kabilelerinden olan Gutilerin bir devamı gibi Babillerle ittifak halinde hareket eden Aryen kökenli MED aşiretler federasyonu, M.Ö. 625'lerde Asur İmparatorluğu'nu yıkar. Babil bir kez daha ve son olarak üstünlük kazanır. Medlerin gevşek federasyonu, yükselen Aryen-Pers kökenli Akhamenit hanedanlığıiçin bir geçiş rolünü oynar. Med kralı Astiyag"ın yeğeni Kiros"un saray darbesiyle, siyasal otorite ilk defa Güneybatı İran'da yoğunlaşan Pers aristokrasisinin eline geçer ve kısa bir süre sonra M.Ö. 550'li yıllarda güçlü ve merkezi bir Pers imparatorluğunun kuruluşuyla Medler yıkılır. FARKLI KAYNAKLARDAN ALINTI YAPIP BİRLEŞTİRİLMİŞTİR.
İnsan hayatı tıpkı mevsimler gibidir. Nasıl da sonbahar gelir solar çiçekler. Ardından kar Boran derken çetin bir kış. Sonra bahar gelir açar güller.
İnsan hayatı tıpkı mevsimler gibidir. Nasıl da sonbahar gelir solar çiçekler. Ardından kar Boran derken çetin bir kış. Sonra bahar gelir açar güller.
Şöyle bir ince sızı girer telinden..
Ne zaman düşeceksin yorgun omuzlarımdan? Kızıl kuşum… Ne zaman? Ki bir derin uykuda, sen izin verdikçe, ben soldukça…bilmedikçe, uyumuşum… Umutsuzca tren istasyonlarını özleyişim, olur olmaz kuytularda keder kitapları hatmedişim, kıvransam…çareler tüketsem… yol iz bilmesem, düşüp kalkıp yeni bir harita çizişim ondan… Pencereler açıp haykırır…kapılar kapatır susarım. Sokakta bir lamba yanar… Bir başka sevdayı aydınlatır…ben yine karanlıkta kalırım, gözlerimdeki gölgeler ellerimdeki puslu belirsiz hayat çizgileri ondan.. Sen ne zaman düşeceksin yorgun omuzlarımdan? Ben ne zaman güneş giyineceğim? Kızıl kuşum… Ne zaman?
Feza İncediken