layık değilsem al elimden lütfen. imtihanlar ve öğretileri kalbimi aşındırıyor artık,
RMH

No title available
Jules of Nature

Kaledo Art
No title available
Peter Solarz
Claire Keane

@theartofmadeline
he wasn't even looking at me and he found me
NASA

PR's Tumblrdome
Cosimo Galluzzi

Janaina Medeiros

oozey mess
will byers stan first human second

roma★
d e v o n

tannertan36
I'd rather be in outer space 🛸

titsay
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from T1
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from India
seen from United States
@mikatri
layık değilsem al elimden lütfen. imtihanlar ve öğretileri kalbimi aşındırıyor artık,
Petrus van Schendel, Kitap Fuarı, 1852
“zor bir hayatın sonuna gelip aramızdan ayrıldığın bugün, sana çok güzel geçirdiğimiz eski anneler günlerinde yaptığım gibi son bir kez hoş sözler söylemek istiyorum.
bizimle, ailenle gurur duyduğunu biliyorum; bugün ise çocukların ve torunların, senin gibi bir anneleri ve büyükanneleri olduğu için çok gurur duyduklarını herkesin duyabileceği kadar yüksek bir sesle söylüyorlar.
son çıkan kitaplar, gösterime yeni girmiş filmler üzerine seninle konuşmak o kadar zevkliydi ki… zihnin ve ufkun o kadar genişti ki artık bir parçası olmadığın çağımızı anlamakta hiç zorlanmadın, damarların yaşlansa da fikirlerin hiç yaşlanmadı.
senin sayende belki bizlerin de birer aptal olarak ölmeyeceğini umut ediyorum.”
-fournier’in annesinin tabutunun başında okuduğu mektup.
*allah annelerimize uzun ömürler versin.
layıkıyla hamd edemiyor olmak boğuyor ruhumu çok arada bir yerde sıkıştım nedense çıkamıyorum
yazabiliyor olmanın kudretini özlüyorum
Ne kadar da tuhaf artık arzuları arzulamamak
“bende bir şey kırıldı. hadiseler üzerimde fazla tesir bıraktı. onları birbirine fazla ekledim. adeta, kendi kendime bir kader icat ettim.”
Sahnenin Dışındakiler, s.203, Ahmet Hamdi Tanpınar
“İstişare ettiğin zaman, artık Allah’a güvenip dayan. Çünkü Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.”
— Âl-i İmrân Suresi, 159. Ayet
gençlik ve özlem vakitleri,
huzursuz gecelere pay ediyor kısacık ömrünü
başınıza gelen her şeyi sadelikle karşılayın*
-rashi
aynaya bakmanın beni bir süredir üzdüğünü fark ediyorum. çirkin görünüyorum hüznü veyahut iyi görünmeliyim kaygısı sebebiyle değil. aksine güzel gördüğüm için içerliyorum. aynada gördüğüm güzel bir şeyi eskitiyorum vahlanması. yükseklerden yazmıyorum bu cümleleri-hoş, farklı anlaşılacak olması da mühim değil de işte ciğerlerimize kaçan o mütevazilik tozu. fakat durum böyle, o aynada gördüğüm her ne ise; paylaşmalı bunu diyorum, çoğaltmalı. ancak yalnız bir insanın pek çok şeyi tektir, yalnız insanın kapısı kapalı, açık olsa dahi kapılarını aşındıracak olanı yoktur. o yüzden beğenilmenin ve övgünün tadını bilmez, bilemez. yalnızca kendisi bilir işte gözüne o güzel görüneni ve kalp sarmaz, karın doyurmaz bi biilaçlık durumu.
garip buluyorum artık yalnızlıkla olan bu ilişkimi. bu düşünce sarmalını. sanki nerede bi fikir tomurcuklansam, yalnızlığın o sarmaşık bahçesinde açıyorum ve dolanıyor dallar kollarımdan boynuma. ferah olacak diyorum, nefes almaya çabala diyorum, suladıkça sanki o yaşanacağından emin olduğum geleceği inşa ediyorum. ve işte bir kez daha enseleniyorum. -bize bu dünyada kimse mutluluk sözü vermedi-
tüm bunlar aşama aşama çok umudumu kırdı, kendimi bildim bileli aşırı hayali olan bir insan olamadım. tutkum var mı benim acaba diye çok düşündüm, insanlara sordum ve aldım cevapları, ı ıh yatmadı yine kafama 5 sene sonra kendimi nerede gördüğüm tahayülleri. ama işte keyif alıyordum yaşamaktan- bana hayal gibi gelen buydu; yaşamakta olduklarım. yaşayacaklarım da güzeldi, bundan gayrı da zaman ilerisi düşüncelerim yoktu. ama hesapta yalnızlık da hiç yoktu.
büyük hayallerimi, tutkularımı falan bi türlü tam izah etmeyi öğrenemedim ama yalnızlığı hiç ama hiç sevmediğimi hep çok iyi bildim.
şimdi hayatımdaki bütün kaygıların ekseni bu olmuş durumda. çünkü dünya nimetlerinin geriye kalanıyla düşlediğim pek bir şey yok. ama gerçekten anlaşılmadan ve iki kelam etmeden ve sonbaharda o tarçınlı keki yapıp çayımızı kahvemiz içeceğimiz o insan ya da insanlar yokken, kahvaltı yapılmayan bir evde, yani iki kişinin bölmediği o ekmek ve dünyada, kendi dünyanda koskocaman bir sen.
sen ve başka bir şey yok.
hayatın bütün anlamı, bütün temaşası, amacı, renkleri ve ışıkları hepsi birer birer ölüyor yalnızlaştıkça dünyamda.
bilmiyorum ne demeli. sanırım bazı şeyler gerçekten şans ve bazılarımızın bileti çoktan kesilmiş.
nimetlerine muhtaç ama artık istemek aklına bile gelmeyecek kadar pervasızım. kaybolmak böyle bir şey.
senin yarattığın dünyada seni kaybettim sanki allahım.
ve bundandır ki, kayboldum.
yazmaya çok hasret vakitlerden geçiyorum ama yapamıyorum.
ne oluyorsanız olun da park koleksiyoncusu olmayın
“ve unutmayın ki:
şimdi size ne verildiyse, bu dünyadaki geçici hayatın zevkinden başka bir şey değildir. Allah katında olan ise daha iyi ve daha kalıcıdır.
Bu ödül, iman eden ve Rablerine güvenenlere; bağışlanmaz günahlardan ve hayasızlıktan kaçanlara ve öfke bastığında da kolayca affedenlere; Rablerinin çağrısına karşılık verenlere ve namazlarında da dikkatli ve devamlı olanlara; ve bütün ortak meselelerini aralarında danışma ile karara bağlayanlara, ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden başkalarına harcayanlara ve bir zorbalık ile karşılaştıkları zaman kendilerini savunanlara verilecektir.”
Şûra/36-39.
“ama unutma ki, kötülüğü cezalandırma teşebbüsü de bizatihi bir kötülük olabilir, o halde kim düşmanını affeder ve barış yaparsa mükafatı Allah katındadır. çünkü O zalimleri sevmez.” (40)
“ve unutmayın ki:
şimdi size ne verildiyse, bu dünyadaki geçici hayatın zevkinden başka bir şey değildir. Allah katında olan ise daha iyi ve daha kalıcıdır.
Bu ödül, iman eden ve Rablerine güvenenlere; bağışlanmaz günahlardan ve hayasızlıktan kaçanlara ve öfke bastığında da kolayca affedenlere; Rablerinin çağrısına karşılık verenlere ve namazlarında da dikkatli ve devamlı olanlara; ve bütün ortak meselelerini aralarında danışma ile karara bağlayanlara, ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden başkalarına harcayanlara ve bir zorbalık ile karşılaştıkları zaman kendilerini savunanlara verilecektir.”
Şûra/36-39.
deniz görmeyi özledim