‘‘ Ne dersek diyelim, ne iddia edersek edelim, dünya gerçekten çekip gitmeden çok öncesinde terk ediyor bizleri.
Daha önce de en çok meraklısı olduğumuz şeylerden, günün birinde artık daha az söz eder oluveririz, ille de konuşmak gerektiğinde zorlanırız.Hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir…Kısa keseriz…Vazgeçeriz… Otuz yıldır konuşuyoruzdur zaten…Haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız.Zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük yeri bile koruma arzusunu yitiririz…Kendimizden iğreniriz …
İnsanlar o boktan anılarından, çektikleri sıkıntılardan bir türlü vazgeçmek istemezler ve ne yaparsanız yapın bunun dışına çıkmalarını sağlayamazsınız. Ruhlarını böyle oyalarlar.Bugün yaşadıkları haksızlıklardan intikam almak için geleceği bokla sıvamaya uğraşırlar kendi içlerinin derinliklerinde.Hem adil hem de ödlektirler aslında.Doğaları budur…
Boşuna heveslenmemekte yarar var, insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, Bu böyledir.
Herkesin derdi kendine, dünyanınki hepimize…’’
Louis-Ferdinand Céline




















