Ajda Pekkan - Yakar Geçerim
Her ruh hali için de bir Ajda şarkısı vardır efsanesi. Ve bu da burada dursun manasında olsun benim için. Bu günü unutma Missbonibon. “Oh be bitti” dediğin ve geleceğe yürüdüğün her güzel gün için...

No title available
tumblr dot com

祝日 / Permanent Vacation
Claire Keane
RMH

Origami Around
No title available
styofa doing anything
Stranger Things
we're not kids anymore.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Misplaced Lens Cap
TVSTRANGERTHINGS
DEAR READER

pixel skylines

❣ Chile in a Photography ❣
Peter Solarz
I'd rather be in outer space 🛸
Cosmic Funnies
Sweet Seals For You, Always

seen from Türkiye
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Canada
seen from Qatar
seen from China
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands

seen from Canada
seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from India

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from United States
@missbonibon
Ajda Pekkan - Yakar Geçerim
Her ruh hali için de bir Ajda şarkısı vardır efsanesi. Ve bu da burada dursun manasında olsun benim için. Bu günü unutma Missbonibon. “Oh be bitti” dediğin ve geleceğe yürüdüğün her güzel gün için...
Bu şarkı hangi filmde vardı hatırlayamazken...
Yalnızlık Korkusu
Sanırım bu kez çok canım yandı. İlk kez birine kötü dilekte bulunmak geldi içimden. İlk kez mutlu olmamasını dilemek istedim hatta diledim bile ve yalnız ölmesini de dilemek dilimin ucuna gelip gelip dönüyor, dilemek istiyorum da o kadar kötü olmayı kendime yediremiyorum sanki. Bir de üstüne bugün Le Guin ölünce göz yaşlarımı tutamadım. Bir arkadaşımın evinde akşam yemeğine davetliydim. Eşi gelip sofraya oturup “Le Guin ölmüş” deyince önce tepki vermedim ve sonra “ah!” gibi bir ses çıktı benden. Ağlamak istedim ve çaktırmadım. Sonra eve geldim, çok sıkıştığımdan tuvalete koştum. Rahatlamaktan olsa gerek ağlamaya başladım daha tuvaletten çıkamadan. İlk kez bu kadar beğenmiştim birini, kusur bulamamıştım daha ilk bakışta. Gözlerinin pırıltısına mı desem temizliğine mi inanamamıştım. Ama tuhaf bir his içim yanmıyor, pişman değilim söylediklerim için, böyle içim dağlanmıyor. Hafiflemek gibi bir his. Arada boğazımda düğümlense de. Bütün gün aptala bağlamıştım. Bir de saçma telefonda konuşmalar vardı. Artık umrumda bile değil o. Bitsin gitsin diye bekliyorum sadece. Hala bıkmadı aşağılamaktan. Le Guin öldü bir de… Canım hiç çikolata istemedi hatta çikolata fazla bile geldi sadece başka bir şey düşünmek için akıl edip de yedim. Bilinçsizce bir yönelme filan da olmadı yani. Bu nasıl bir his, canım yandı mı yanmadı mı? Hissiz miyim, yoksa üzgünüm de kendime bile çaktırmıyor muyum? Ne yani? O değil kimseye anlatamadım Aaaa bak şimdi fark ettim Anlatacak kimsem yok, çoğusu hikayeyi bilmez yakın arkadaşlarımın. Ahahahah Dışarısı fırtınalı. Yalnız ölmekten korktum ilk kez. Ve aşkı bulmaya dair umudumu yitirmek üzereyim. İlk kez bu kadar şiddetli bu hisler. Dışarıda fırtına var. Le Guin öldü, Ursula...
`�=ա
Her - Karen O and Spike Jonze "The Moon Song" [HD]
Welcome to Australia!
La Vie En Rose - Cristin Milioti, How I Met Your Mother. 2014...
The Hobbit: The Battle Of The Five Armies - Billy Boyd: The Last Goodbye…,
Ma vie en l'air - La ford Mustang
The Talented Mr. Ripley'den... Bu şarkının en eğlenceli versiyonlarından biri. Şimdiki kadar yaygınlaşmamıştı hem...
Jude Law, güzel İtalya ve artık her ortaya çıktığında işlerin kötüye gideceği hissine sebep olan Matt Damon...
Yazılması imkansız haliyle: Tu vo' fa' l'Americano...
Ne güzel filmdi Voksne Mennesker. Filmin yönetmeni Dagur Kari aynı zamanda şarkıyı yapan grup Slowblow'un da üyesi. İzlanda sinemasını ve müziğini sevme sebebi... İdeal erkek ya da ideal kadın modeli olmadan da aşkı anlatabilen, yapmacıksız filmlerden...
Slowblow, Dark Horse...
https://www.youtube.com/watch?v=sLTRSakuugs
Begin Again müzikli filmlerden. Sağda solda dijital sesini duymaktan bıktığımız Adam Levine faktörüne rağmen 'fena değil' kategorisinden müzikli bir film. En sevdiğim şarkısı da Lost Stars oldu. Beni ilgilendiren müzikleriydi zaten deyip filmin sıkıcı kısımları hakkında yorum yapmaktan kurtulmak istiyorum. Hayır neydi o Mark Ruffalo tripleri ve mucizevi şeyler filan işte...
İçime sinmeyen kısımları ve kimi zaman samimiyetten uzak tavrıyla 'dinlenesi' bir film oldu benim için....
İçinden müzik geçen filmlerden biri daha: Once. Bu şarkının en sevilesi olduğu sahne de buydu benim için. Film iyi de işte bir şeyler sarmıyor sanki dediğim anda bu sahne geldi. Şarkının oluşma aşamasını bu şekliyle çok sevmiştim. Marketa Irglova'dan If You Want Me...
Modern Love (Frances Ha/Shame Mashup)
Bu film için söylenebilecek pek bir şey yok. Olsa olsa ”Böyle bi film var!” ya da ”Sonunda biri böyle bi film yaptı!” filan olurdu herhalde. Öyle güzel öyle bi karakter filmi ki defalarca izlemekten başka yapılacak bir şey de yok.
The Wind Rises
Nam-ı diğer Kaze Tachinu benim için bütün bir yıl kovalayıp Başka Sinema'nın son hamlesiyle kaçıramadıklarımdan oldu geçen hafta. Jiro'nun rüyalarında her şeyi yapmak mümkünken animasyonda da Miyazaki dilediğini yapıyordu ve veda ediyordu.
''Rüzgar Yükseliyor, yaşamaya çalışmalıyız!''
Hayallerle ve aşkla dolmaktı benim için bir dahinin hayatını izlemek. Keşke ama keşke biraz daha derinleşseydi hikaye demekten kendimizi alamadıklarımızdan listesine eklendi bile.
''Seni rüzgar seni bana getirdiği günden beri seviyorum.'' aklımdan çıkmayan replik oldu...
Elinde bir tomar kağıtla böyle bir manzaraya bakmak pek kötü değil aslında. Ama bir trene binmeden Bayan Brown'a rastlayamazsın diyor sanki bir yerlerden Virginia Woolf.
Depresyon, dinlendir beni bebeğim!
Depresyonda olmak o kadar da kötü değilmiş aslında. Hiç geçirmediğin kadar evde vakit geçiriyorsun, temizlik yapma fırsatın oluyor, atamadıklarını atma kararları veriyorsun mesela. Neden yazmayı bıraktığını soruyorsun kendine. Gelmiş geçmiş en kötü romantik komedileri izleyip bayıklığına bir kere daha anlam veremiyorsun. Bazen romantizmdense gerçeklik iyi geliyor. Şimdi düşündüm de biri bu yazıdan alıntı yapacak olsa ve romantizmle ilgili cümleyi cımbızlasa komik olurdu. Çünkü bu varsayım paragrafın bütünü için vardı, tek cümle olarak normal zamanlar için pek doğru değil. Hah işte yazarlardan cümle cımbızlayıp orada burada paylaşmanın saçmalığı bir kez daha!
Meğer ben adama aşık olurken o depresyonda kıvranıyormuş, yaşamadan anlaşılmıyormuş.
Olumsuz cümleleri kurma özgürlüğünü de veriyorsun kendine, bütün o evrene yollanan mesajlar filan bir tarafa kalsın lütfen, yoruldum o enerjik, mutlu insan olmaktan. Ah depresyon, dinlendir beni bebeğim. Belki gidip saçımı kestirirsem yenilenmiş, değişime hazır o modern insan da olurum sonunda! Belki, kim bilir?
Manikür
Manikür sırası beklemek kadar kötüsü yok. "Ev kadını! Tırnaklarını onurlandır, manikür yaptır!" gibi bir motto var da biz çalışanlar mı kaçırıyoruz? "En iyi kariyer zengin koca" diyen bir ses yankılanıyorken kulaklarımda kırt kort tırnak törpüsünün sesi bir armoniye kavuşur da bir Dancer in the Dark da burada olur mu?