Bir gün bir yolda veya başka bir yerde karşılaştığımızda birbirimize pişman olmuş bir şekilde bakmamak dileğiyle... Yolun açık olsun
Sade Olutola
EXPECTATIONS
Sweet Seals For You, Always
🪼
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

PR's Tumblrdome
𓃗
occasionally subtle
Lint Roller? I Barely Know Her
sheepfilms
will byers stan first human second
ojovivo
todays bird
Show & Tell
One Nice Bug Per Day
NASA

No title available
h

tannertan36
official daine visual archive

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Chile

seen from Canada
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Russia
seen from United States

seen from United States
seen from Ecuador
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore
seen from South Africa
@miyavsilag
Bir gün bir yolda veya başka bir yerde karşılaştığımızda birbirimize pişman olmuş bir şekilde bakmamak dileğiyle... Yolun açık olsun
Sevgi sahte , ama nefret ise bı o kadar gerçek 😈
Gülüyoruz falan ama yaşananlar kolay değil..
İçim öyle bir enkaz alanı ki taplayamıyorum, Hayallerim öyle bir öldü ki tekrar yaşatamıyorum.
Ne garip hep seni düşünmek, kalpten atamamak.
Biriyle ilk tanıştığın anı düşünmek ne garip, sende ne yaralar açacağını hayatında ne anlamlara geleceğini bilmeden merhaba demişsin.
Dostoyevski öyle bir laf etmiş ki, yirmi kere falan sesli şekilde tekrar ettim: "Gücümü, içimdeki güçsüzlükle boğuşurken tükettim."
Yapamıyorum diye ağlamaya başlamak ... Çok yoruyorsun inan beni bu aralar.
Artık ben senin sabah kalktığında uykulu bi şekilde evin içinde pijamalarınla gezdiğin halini görmek istiyorum.
Bakın size söylüyorum. Babamı seçmek elimde olsaydı, doğmazdım.
biri bana şiir okusun isterdim
Sarılmak isterdim birine.
Ağlamak istedim birinin yanında .
“Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; Değmeyenlere, yüreğimin değmiş olması.”
Cemal Süreya
“Aklım sana sarmaş dolaş.”
—
Sylvia Plath
Çoğu kişi sevdiğini “8 milyar insan içinden bir kişi” diye tanımlar ve örnek verir. Ama ben seni böyle değil bir kitapmış gibi örnekleyeceğim. Sanki büyük bir kütüphanedeyim, içinden birini alıp okumam gerekiyor. İşte o sensin, dikkatimi çeken kitap. Ezberlemek isteyip, anlatmak istediğim kitap. Alıyorum seni, yavaş yavaş, anlaya anlaya okuyorum. Noktasına virgülüne dikkat ede ede, duyguları hissederek okuyorum. Artık çok seviyorum, devamını merak ediyorum bu kitabın. Kimseye vermiyorum kitabı hatta kütüphaneyede koymak istemiyorum, çünkü başkası okumasın anlatmasın seni. Ama zorunluluk işte kitap benim değil kütüphanenin. Üzerinde gezecek gözlerden, sana değecek ellerden kıskanıyorum seni. Ben okudum bıraktım, başladım anlatmaya. İçinde geçenleri tam anlamıyla, ya da ekleye ekleye. En güzel yönleriyle, içindeki kötü olayları es geçerek. Ama gün geliyor kitabı başkasının elinde görüyorum ve o an hayat bitiyor. Yazar sadece benim için yazmamış seni, anlıyorum. Yavaş yavaş insanların elinde görmeye alışıyorum. Bir gün yeniden okumaya kalksam da eskisi kadar heyecan vermiyor. Zihnimde devamını getirmişim zaten başından okuyunca aynı şeyi hissettirmiyor. Noktasına virgülüne rağmen. Ama bu kitap güzeldi…
Bakma bana öyle,
Seni bir severim ki, kendine gelemezsin.
Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam.
Kendime bir not ;
Tepeden tırnağa yaralısın , senin sevmek neyine ?