Bir kadın, sokakta, sürülüyor oradan oraya. Ne kadar kadınlığı varsa, eziliyor 45 numara spor bir ayakkabı altında.
Ülkenin “hak etmiştir” cileri ve “ay yazık” cıları geçip gidiyor vurdumduymazlığıyla. Ağır ağır. İzleye izleye. Onlar bizim diyarımızın insanları değil.
Ben o kadının toprak rengi gözleri oluyorum. Morarmış kolları. Sakladığı hıçkırıkları. Belki biraz da yüreğinde kopan fırtına oluyorum. Sonra bir yolculuk. Her zamankinden. Hiç bitmeyecek gibi.
Otobüslerde ters oturun. Gideceğiniz yolu değil, geçtiğiniz yolu izleyin mesela. Öylesi daha güzel.
















