more
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
will byers stan first human second
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

⁂

Product Placement

Andulka
Jules of Nature

Discoholic 🪩
Monterey Bay Aquarium
Cosmic Funnies

❣ Chile in a Photography ❣

blake kathryn
🪼

@theartofmadeline
No title available
trying on a metaphor
Sade Olutola
cherry valley forever
hello vonnie
No title available
seen from Canada

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Indonesia
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from United States
@motsdesmaitres
more
the evening light feels different here.
Gavà Mar, Barcelona
monica.s
I love the vivid and vibrant colors of nature!! They are stunning and striking and they are fire 🌞🔥🧡🔥🌞
A rainbow feather in the sky over Jiangyin, China. This is a real and rare atmospheric event called cloud iridescence - Author: Double_Flamingoes
sonra birden kafanda bir şimşek çakıyor. içinde birşeyler gümbürdemeye başlıyor. tüm engelleri unutup aşkın sesini, aşkın kokusunu, aşkın dokunuşunu hatırlıyor beynin. şah damarına bir iğne batıyor sanki.. kafan sert bir duvara tosluyor.. kanın çekiliyor.. sevda ılık ılık dağılıyor bütün vücuduna.. ve iliklerine kadar bütün ruhunla yaşadığını hatırlıyorsun. hayat ne garip şey kardeşim, bir çift gözün bakışıyla yerin yedi kat dibinden bulutların üstüne fırlatabiliyor insanı..
Geceyi sevdiğimi söyledim. Sustu sadece, o da seviyordu biliyordum. Bildiğimi bildiği için sustu. Açıklama ihtiyacı hissetmiyordu. Konuşmak bir yerde bozmaktır insanlığı, ırzına geçerek hem de. Konuşsa bozulacaktı gece, bozulacaktı dehşet ve yalnızlık. Sakindik… Hayata diş geçirmeye çalışırken bunu sakince yapmaya çalışan iki acemiydik. Bizim bildiğimizi diğerlerinin de öğreneceğini düşünürdük kutsal bir inançla. Hem de kendimizi anlatma ihtiyacı duymadan, bizim bilincimize sahip olacaklardı. Konuşmadan anlaşacaktı bir gün tüm dünya. Tüm dünya üzerinde yaşanan derin bir sessizlik… Biliyorduk; insan sesinin çıkardığı gürültüyü başka hiçbir canlı çıkaramazdı, fısıldama olsa bile. Çünkü insanın çıkardığı seslerin bir anlamı vardı ve zihinde kapladığı yer evrensel bir boşlukta uzayıp gidiyordu. Şekil değiştiriyordu, “acaba” oluyordu, “ya da” oluyordu, “belki” oluyordu, “hassiktir” oluyordu. Anlamını değiştiriyor, değiştirdikçe zihne daha fazla basıyor, kokuyordu. Çöpler kovasına sığmıyordu. Tüm bunları bilmesi, tüm bunları bildiğini bilmem konuşmamışlığımıza dayanır. Dünya denen dehşetli yerde en az kendim kadar şaşkın birinin daha olabilme ihtimalini bile aklımdan geçirmezken, bir ayna gibi ona bakmam, gözlerini okumam, sakinliğini duymam kadar şaşkınlık verici bir şey daha olamaz. Dünyanın dehşetengiz şaşkınlığına, birbirimizin şaşkınlığını da eklediğimizde, kafası bir ton, damıtılmış bir cesaret çıkıyor ortaya ki, cesaretin böylesi gerçekten tehlikelidir... Louis Ferdinand Céline, Gecenin Sonuna Yolculuk
Canım, Sevdiğim, Yüreğim Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde. Yılmaz Güney